ATEŞ, US VE ÜÇÜNCÜ GÖZ

Author:

Number of pages: 298-310
Year-Number: 2021-115

Abstract

Prometeus’un tanrılardan çaldığı ateş, önce insanın ilk defa doğayı ehlileştirdiği, yerleşik hayata geçtiği, yazıyı bularak semboller dünyasına adım attığı, Tanrının elçiler gönderdiği toprakları (Mezopotamya ve Ortadoğu) aydınlattı. Üçüncü göz evrenin yaradılışına şahitlik eden, onu gözetip kollayan kalp gözüdür (ayn al-kalb). Üçüncü gözün özü gören, duyan, düşünen, ona dokunan bir niteliği vardır. Üçüncü göz, hayvanların aksine dünyaya donanımsız gelen ve bahşedilen usu (ateş) kullanarak bir heykeltıraş tavrıyla sürekli kendini yontarak arketipini (özünü) arayan, yerini (yaşam alanını) açan ve Eşrefi Mahlukat (sanatçı, bilgin, bilge) mertebesine ulaşan insana aittir. İnsan nasıl eşrefi mahlukat onuruna ulaşmak için öze (arketipe), yeteneğe ve yere ihtiyaç duyuyorsa, kültürel iklimin (uzam) oluşması da fon, çizgi ve form unsurlarına gereksinim duyar. Yerin fon ile, arketipin form ile ve yeteneğin çizgi ile örtüştüğü düşünülmektedir. Tarihte birbirinden çok farklı karakterlerde Mısır, Yunan, Bizans ve İslam olmak üzere dört temel uzamdan ve bu uzamlara açılan üçüncü gözlerden bahsetmek mümkündür. Antik Mısır’da fon, form ve çizgi unsurları çakışık durumdadır; yaratılan uzam yaşamı bir sanduka misali saklayarak özü sonsuza taşır. Antik Yunanda fon ön ve arka plan olmak üzere ikiye bölünmüş, yaşam iki plan arasında yaratılan boşlukta ritme tabi tutulmuş, öz ise ön planın modülatörlüğünde organikleştirilmiştir; bir zamanlar (sofistler) bireyden hareketle demokratik, bir zamanlar (Platon) ideal gerçeklikten hareketle otokrattık üçüncü göze talip olunmuştur.  Bizans’ta Yunan’ın aksine yaşam arka plan modülatörlüğünde kutsanmış, öz gölgelerden çıkan ışığa dönüşmüştür. İslam uzamında ise ölüm-yaşam diyalektiği, form-içerik diyalektiği ile anlatılmış, fon ve formun birbiri içinde erimesiyle çizgi fraktal bir güç kazanmış, açılan üçüncü göz soyut ifadeyle figüratif ifadenin kökensel ilişkisini görerek, dokunarak, duyarak, düşünerek kuran göçmen fraktal bir güce dönüşmüştür.

Keywords

Abstract

The fire that Prometeus stole from the gods enlightened the lands (Mesopotamia and the Middle East) where man tamed nature for the first time, where the practice came to life, entered the world of symbols by finding the inscription, and where the god sent messengers. The third eye is the eye of the heart that witnesses the creation of the universe, watches over and watches over it (ayn al-kalb). The third eye has an essence that sees, hears, thinks and touches it. Unlike animals, the third eye belongs to the human being, who comes to the world without any equipment and who is constantly looking for his archetype (essence) by carving himself with the attitude of a sculptor, opening his place of residence, and reaching the rank of Honorable Creatures (artist, scholar, wise). Just as human beings need essence (archetype), talent and place in order to attain the dignity of living creatures, the formation of cultural climate (space) also requires elements of background, line and form. It is thought that the place coincides with the background, the archetype with the form, and the skill with the line. It is possible to talk about four basic spaces, namely Egypt, Greek, Byzantine and Islam, with very different characters in history, and the third eyes opening to these spaces. Background, form and line elements are coincident in ancient Egypt; the created space carries the essence to eternity by hiding life like a chest. Once (sophists) were aspired to the democratic third eye from the individual, once (Plato) the autocratic third eye was aspired from the ideal reality. In Byzantium, unlike the Greek, life was blessed as a background modulator, transformed into the light emanating from the core shadows. In the sphere of Islam, the dialectic of death-life is explained with the dialectic of form-content, the line has gained a fractal power with the melting of the background and form within each other, the third eye that opens has turned into an immigrant fractal force that sees the original relation of abstract expression and figurative expression, establishing by touching, hearing and thinking.

Keywords