17.YÜZYIL DİNİ MİMARİ ÖRNEKLERİ ARASINDA YER ALAN SULTANAHMET CAMİSİ, ÜSKÜDAR ÇİNİLİ CAMİ, YENİ CAMİ VE HÜNKAR KASRI İLE HATİCE TURHAN SULTAN TÜRBESİNDE UYGULANMIŞ OLAN ÇİNİ PROGRAMLARINA DAİR BİR DEĞERLENDİRME

Author:

Number of pages: 34-45
Year-Number: 2019-90

Abstract

Çini sanatı köklü bir geçmişe sahiptir. 9. yüzyıldan itibaren örnekleri görülmeye başlanan bu sanatın ana maddesi topraktır; pişirilerek, bezenerek ve sırlanarak son şeklini bulur. Dini ve sivil mimaride duvarları süsleyen çiniler, estetik bir değer olmasının yanı sıra evani (kap-kaçak) formlar olarak da yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Anadolu Selçuklu döneminde patlıcan moru, lacivert, beyaz, firuze renkli, sırlı tuğla, tek renkli sırlı, mozaik, minai, lüster, sıraltı tekniklerinin uygulandığı çokgen formlu çini levhalar, figürler, geometrik ve rumi motifler kullanılarak mimari eserlere uygulanmıştır. 11. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak 13. yüzyılın sonuna kadar Anadolu Selçukluları tarafından üretilen en gelişmiş örneklerin görüldüğü bu sanat, Osmanlı Devleti’nin süsleme sanatları açısından en verimli olduğu bilinen 16. yüzyılda bitkisel, yarı stilize motiflerin mavi, kırmızı, yeşil, turkuaz ve lacivert renklerin kullanıldığı sıraltı çini uygulamalarıyla zirve noktasına ulaşmıştır. Bu dönemde inşa edilen dini ve sivil mimari yapıların bezenmesi için gerekli olan çiniler İznik’te üretilmiştir. 17.yüzyılda ekonomik nedenlerden dolayı İznik tek üretim merkezi olmaktan çıkmış; Kütahya, ikinci önemli üretim merkezi olarak çini üretimine başlamıştır. Bu çalışmada 17. yüzyılda inşa edilen ve amaçlı örneklem kapsamında ele alınan dini yapıların inşa tarihleriyle örtüşmeyen çini programlarından kaynaklı sorular, üretimlerin hangi çini merkezine ait olduğu, çinilerdeki işçilik ve üretimlerindeki kalite farklılıkları, söz konusu yapılardaki restorasyonlar ya da çini karoların çalınmalarından sonra duvarların boş kalan bölümlerinin başka çinilerle tamamlanması konu kapsamında değerlendirilecektir.

Keywords

Abstract

The tile art has a long-standing background. Main material of this art whose first examples began to be seen as from 9th century is terra; it finds its final shape by baking, glamourizing and glazing. The glazed tiles decorating walls in religious and civil architecture had been used for centuries as evani (cookware and bakeware) forms as well as being an aesthetic value. During the Anatolian Seljuk period, polygonal shaped tile boards and figures made with eggplant purple, navy blue, white, turquoise blue, glazed brick, monochrome glazed, mosaic, minai, luster, underglaze techniques were applied to architectural works by using geometric and rumi motifs. As from the last quarter of 11th century to the end of 13th century, this art which was seen the most improved examples produced by the Anatolian Seljuks had reached to its peak point with applications of underglaze tiles where vegetable, semi-stylized motifs, blue, red, green, turquoise and navy blue colors were used in 16th century when it was known that the Ottoman State was the most efficient in terms of the ornamentation arts. The tiles which were necessary for decoration of the religious and civil architectural buildings constructed in this period had been produced in Iznik. Iznik was no longer the only production center for economic reasons in the 17th century; Kütahya had started to produce tiles as the second most important production center. At this study, questions arising from the glazed tiles programs not coinciding with construction dates of the religious buildings constructed in 17th century and reviewed in scope of intentional example, the glazed tile centers of the products, quality differences in workmanship and production of the tiles, completing of empty parts of the walls with other glazed tiles after restoration of the said buildings or stealing of glazed tiles will be evaluated under the subject.

Keywords