İNSAN KİRLİLİĞİ VE KENTSEL ÇEVREYE YANSIMASI

Author:

Number of pages: 47-63
Year-Number: 2018-83

Abstract

This work focuses on pollution in belonging to human being values and follows it in the urban environment. Man, one of the living beings living on the Earth, has considered himself to be the most precious being and that he can think and speak. To be human means to form thoughts, feelings, nudging and a cognitive intelligence that governs them. Of course, these are necessary, but not enough for humans to establish civilization. Human beings are the most complex existence of the world. He is a social living being. In fact, it is not the personality that makes a person a social life that distinguishes it from the other living things, but does not connect with others. We can create living environments in nature by doing what other creatures cannot do. As nature increases its dominance, it has created its own nature and behavior patterns. Man is a creature that can think through what he thinks and can develop culture by technical development. When he discovered agriculture, he settled on the soil and turned the natural into the artificial. Civilization began with the establishment of cities. But people have gone to the way of polluting their own nature as well as polluting the urban environment by directing their own living conditions.

Keywords

Abstract

Bu çalışma, insan olmaya ait değerlerde kirlenmeye odaklanmakta ve bu kirlenmeyi kentsel çevrede izlemektedir. Yeryüzünde yaşayan canlılardan bir tanesi olan insan, kendini en değerli varlık olarak görmüş, bunu da düşünebilmesi ve konuşabilmesine bağlamıştır. İnsan olmak, düşünce, duygu, dürtüler ve bunları yöneten bilişsel bir zekâdan oluşmak demektir. Elbette, bunlar gereklidir, ama insanın uygarlık kurabilmesi için yeterli değildir. İnsan canlılar dünyasının en karmaşık varlığıdır. Sosyal bir canlıdır. Aslında, insanı sosyal bir canlı yapan, onu diğer canlılardan ayıran niteliği başkalarıyla ilişki kurması değildir. Diğer canlıların yapamadıklarını yapıp yaşam ortamları oluşturabilmektedir. Doğada hâkimiyetini artırdıkça kendi doğasını ve davranış örüntülerini oluşturmuştur. İnsan düşündüklerini yaşama geçirebilen ve teknik geliştirerek kültür oluşturabilen bir canlıdır. Tarımı keşfedince toprağa yerleşmiş, doğalı yapaya çevirmiştir. Kentlerin kurulmasıyla uygarlık başlamıştır. Ama insan kendi oluşturduğu yaşam koşullarının yönlendirmesiyle kentsel çevreyi kirlettiği gibi kendi doğasını da kirletme yoluna gitmiştir.

Keywords