VAROLUŞSAL BİR SANCI OLARAK: TUTUNAMAYANLAR

Author:

Number of pages: 530-541
Year-Number: 2018-69

Abstract

Varoluşçuluğa gelinen noktanın uzun bir geçmişi vardır. Heidegger’in Sein und Zeit’ının yayımlanmasından beri avangard aydınlar varoluşçuğu zamanımızın felsefesi olarak görmeye başlamışlardır. Almanya’da Jaspers yeni felsefenin ilkelerini eğitimli geniş okuyucu kitlesine iletmeyi üstlenmiştir. Savaş sırasında ve savaşın bitişinden sonra varoluşçuluk akımı, Batı’nın kültür alanlarına doğru yönelmiş ve önde gelen Alman varoluşçularıyla onların öncüleri olan Husserl, Fransa’da ve Amerika’da büyük başarı kazanmıştır-bu başarı yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ölçüsünde değildir, Latin Amerika ülkelerini de kapsar-. Tüm bunlar birkaç yıl sürebilecek geçici bir heves midir yoksa gerçekten de çığır açan yeni bir felsefe midir? Yanıt, yeni felsefinin-varoluşçuluğun- gerçekliği kesin olarak ne ölçüde yansıttığına ve o çağda insanoğlunun yüz yüze kaldığı can alıcı sorulara yeterince yanıt verip vermediğine bağlıdır. Atay “Tutunamayanlar”ı, yazar olarak olgunluğunun doruk noktasında yazmıştır. Onunla romanın yeni tipini, Türk edebiyatının 80 kuşağının yazınsal gelişiminde kesin bir etki yaratacak olan roman tipini yaratmıştır: düş kırıklığı romanı. Düş kırıklığı romanı, küçük burjuva toplumu insanının sahte ama zorunlu bir biçimde oluşmuş olan kavramlarının, yaşam üstüne kavramlarının gerçek yaşamın vahşi gücü karşısında parçalandığını tasvir etmektedir. Hayallerin yıkımı, doğal olarak-Türk romanı veya Batı romanı-modern romanın gelişimi sırasında ilk kez Atay’da ortaya çıkmamıştır. Dünya’da ilk büyük roman, Don Kişot da yine bir “yitik hayaller” romanıdır. Ama Cervantes’te doğmakta olan burjuva toplumu hâlâ can çekişmeyi sürdüren feodal hayalleri yok etmektedir; buna karşılık Atay’da insan üzerine, küçük burjuva gelişimi yüzünden insan, toplum, sanat üzerine taşınan kavram ya da şöyle denilebilir, küçük burjuva toplumunun gelişiminin en üst düzeydeki ideolojik ürünleri, gerçek yaşamın korkunç gerçekliğiyle çarpıştıklarında salt bir hayale dönüşürler. Türk edebiyatında 80 romanı birkaç hayali parçalamıştır. Ama o yıkıcı çalışma, duygu ve düşüncenin hâlâ canlı olan toplumcu kalıntılarına yönelmiştir. Öte yandan kapsamlı, gerçeklik ögeleri bakımından daha zengin olan anlayış, görüş (her iki durumda da aynı anlayış noktasından çıkarak), çoğu kez temelsiz, düzeysiz, gerçeklik toprağında defolu olarak demir atmış düşleri yenmiştir. Ama bu trajik alay kahkahası temelli olarak ilk kez-80 kuşağı için- Atay romanında çınlar, küçük burjuva gelişiminin en başta gelen ideolojik ürününün ta kendisi üzerinde; açımlanmış bütünlüğü içinde, ekonominin, kapitalizmin küçük burjuva ideallerini nasıl da trajik bir parçalanmaya zorladığını ilk kez burada görürüz.

Keywords

Abstract

The point that existentialism reached today has a long history. Since Heidegger’s Sein und Zeit was published, avant-garde intelligentsia has started to consider existentialism as the philosophy of our era. Jaspers undertook to transmit the principles of the new philosophy to large mass of educated readers in Germany. During and after the war existentialism movement wend its way to the cultural sphere of the West and achieved great success in France and America with leading German existentialists and Husserl who pioneered them. –This success is not only limited with United States, but also includes Latin American countries.- Are all of these temporary enthusiasm that will fade away in couple of years or a new philosophy which will really break new ground? The answer depends on to what extent the new philosophy –existentialism- reflects the reality and whether it could give enough answers to the crucial questions which was faced by the humankind of that era or not. Atay wrote “The Disconnected” at the climax of his maturity as a writer. With it he created a new type of novel which would produce an effect in the literary progress of the 80’s generation: novel of disappointment. Novel of disappointment describes concepts of people of bourgeois society that was obligatorily formed, concepts that are about life, falling apart against the brutal force of real life. Disappointment have not come to existence first time in Atay (‘s novels) during the progress of modern novel –Turkish novel or Western novel-. First major novel in the world, Don Quixote was also a novel of “lost dreams”. However bourgeois society which was in the process of birth with Cervantes, still destroys feudal dreams that keep agonizing; on the contrary, in Atay(’s novels) concept that carried onto art, society, and human because of the progress of the little bourgeois society or it can be said, top level ideological products of progress of the little bourgeois society turn into an absolute dream when they collide with the terrifying reality of real life. In the Turkish literature, novel of 80’s shattered several dreams. However that shattering effort wend its way to remains of the sensations and thoughts which was still alive. On the other hand, perception or point of view which is extensive, and rich in terms of reality concepts (emerging from the same point of perception in either case) most of the time defeated the dreams that are unfounded, low-quality, and that anchored spoiledly to the soil of reality. However this tragic mocking laugh has tinkled first time –for 80’s generation- for good in the novel of Atay, over the ideological product that pioneered the progress of little bourgeois, inside a clarified unity we see how economy, capitalism force the little bourgeois ideals to a tragic deterioration for the first time in here.

Keywords