BİRİNCİ ABBASİ DEVLET-İ DÖNEMİNDE ARAPÇA İSLÂMÎ BİLGİLERİN AVRUPA’YA TAŞINMASINDA TERCÜME FAALİYETLERİNİN ROLÜ

Author:

Number of pages: 412-430
Year-Number: 2016-28

Abstract

İslamiyet ilime önem verdiği için, Müslüman Araplar da ilim öğrenme yollarından biri olan tercüme faaliyetlerine oldukça önem vermişlerdir. İlk başta düzenli tercüme faaliyetleri olmadığı için bu faaliyetler, Emeviler döneminde Hâlit b. Yezîd b. Muâviye’nin Yunan filozoflardan Arapçaya tercüme ettirdiği yunanca tıp, kimya, yıldızlar ve savaşlarla ilgili birkaç kitapla sınırlı kalmıştır. Onun bu kişisel gayretleri, Arapçaya tercüme faaliyetlerinin başlangıç noktası ve Müslüman âlimlerin önündeki yolu aydınlatan bir meşale olmuştur. Bu dönemden sonra inişli çıkışlı grafikler çizen tercüme faaliyetleri nihayet medeniyet ve kültür açısından Abbâsilerin en parlak dönemi kabul edilen Abbasî Halifesi Harun er-Reşid döneminde zirve noktasına çıkmıştır. er-Reşid’den sonra oğlu Halife el-Me’mûn döneminde daha da geliştirilen Beytu’l-Hikme; zamanla tercüme, teksir ve araştırma enstitüsü haline gelmiştir. Üstelik bu dönemdeki tercüme faaliyetleri sadece bir ilimle sınırlı kalmayıp bütün ilimleri

Keywords

Abstract

As Islam attaches importance to scholarship, Muslim Arabs place emphases on translation which is one of the ways of learning scholarship, as well. At first, since regular translation activities do not exist, these activities remain limited to only a few books on greek medicine, chemistry, stars and wars that were translated to Arabic from Greek philosophers in Emevi period. Hâlit b. Yezîd b. Muâviye’s personal effort became starting point for translation activities to Arabic and a torch that enlightens the way of Muslim scholars. After this period, translation activities with ups and downs, finally reached its peak point in Abbasid caliphate Harun er-Reşid’s era which considered as hey-day not only for civilization but also for culture. Beytu’l-Hikme, which was reformed more in Halife el-Me’mûn’s term, became translation, duplication and research institute in time after Harun er-Reşid. Furthermore, translation activities in this period do not remain limited to just one scholarship, al

Keywords