Bu çalışma, Osmanlı minyatüründe mekânın Batı resmine özgü perspektif ve temsil anlayışıyla açıklanmasının kuramsal sınırlarını tartışmayı amaçlamaktadır. Sanat tarihi literatüründe minyatür çoğu zaman perspektif eksikliği üzerinden değerlendirilmiş, bu yaklaşım minyatürün kendine özgü görsel mantığını açıklamakta yetersiz kalmıştır. Bu doğrultuda çalışma, mekân kavramını yeniden ele alarak minyatürde mekânsal kurgunun temsilden ziyade görsel bilginin organizasyonuna dayandığını ileri sürmektedir. Araştırma nitel bir yaklaşıma dayanmakta olup doküman incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Kuramsal çerçeve, Panofsky’nin perspektif çözümlemesi, Crary’nin görmenin tarihselliği yaklaşımı, Foucault’nun mekânsal düzen kavramsallaştırması ve Lefebvre’nin mekânın üretimi anlayışı temelinde oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular, Osmanlı minyatüründe mekânın optik gerçekliğin yeniden üretildiği bir uzam olarak değil, figürler, olaylar ve anlamlar arasındaki ilişkilerin düzenlendiği bir organizasyon alanı olarak işlediğini göstermektedir. Yüzey temelli yerleşim, çoklu bakış ve hiyerarşik düzen, mekânın temsil eden bir yapıdan çok görsel bilginin kurulmasını sağlayan kurucu bir ilke olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, minyatürde mekânın temsili bir uzam değil, anlamın üretildiği ve bilginin yapılandırıldığı epistemolojik bir düzen olduğunu ileri sürmektedir.
This study aims to examine the theoretical limits of explaining space in Ottoman miniature painting through the perspective-based representational framework of Western art. In art historical literature, miniature painting has often been evaluated in terms of the absence of linear perspective, a view that fails to account for its specific visual logic. This article reconsiders the concept of space and argues that spatial construction in Ottoman miniature is based not on representation, but on the organization of visual knowledge. The study adopts a qualitative research design and is conducted through document analysis. The theoretical framework is grounded in Panofsky’s analysis of perspective, Crary’s concept of the historicity of vision, Foucault’s notion of spatial organization, and Lefebre’s theory of the production of space. The findings indicate that space in Ottoman miniature does not function as an optical field reproducing physical reality, but as an organizational structure in which relationships between figures, events, and meanings are constructed. Surface-based composition, multiple viewpoints, and hierarchical arrangement demonstrate that space operates as a constitutive principle organizing visual knowledge rather than a representational device. In conclusion, this study proposes that space in Ottoman miniature should be understood not as a representational field, but as an epistemological structure through which meaning and knowledge are produced.