Modernleşme ve dönüşüm çabası içinde bulunan Cumhuriyet’in zamanını ve enerjisini alan bir konu da salgın hastalıklarla mücadele olmuştur. Erken Cumhuriyet döneminde yoğun olarak görülen sıtma hastalığı da, nüfusun sağlığını olumsuz etkileyerek, iş gücü ve üretim faaliyetlerini düşürmüş, devletin kalkınmasını yavaşlatarak, halk sağlığını tehdit eden ve ekonomik gelişmeyi engelleyen salgın hastalıklardan biri olmuştur. Her alanda sağlıklı iş gücü ve nüfusa ihtiyaç duyan Türkiye için sıtmayla mücadele ulusal bir varoluş savaşı olarak görülmüş ve ciddi mücadele faaliyetleri yürütülmüştür. Bu bilinçle, kısıtlı imkânlara rağmen sıtmayla mücadele için önemli bütçeler ayrılmış ve mücadele faaliyetleri devlet politikası olarak hayata geçirilmiştir. Çalışmada, 1923-1950 yılları arasında ulusal sınırlı kaynaklarla sıtma mücadelesini ve mücadelenin bütçelere yansımasını ele almayı amaçlamaktadır. Arşiv belgeleri, kanunlar ve zabıt cerideleri analiz edilerek, sıtma için ayrılan bütçeler tespit edilmiş ve Sağlık Vekâletinin bütçesi içerisinde sıtma ile mücadele için ayrılan kaynakların bütçe içerisindeki önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisinde kullanılan kininin döviz sıkıntısına rağmen yurt dışından elde edilmesi, devletin halk sağlığı özelinde ulusun kalkınmasına verdiği önemi ve sosyal devlet anlayışını göstermektedir. Bu dönemde sıtma mücadelesine ayrılan bütçe, konuyla ilgili devlet politikasını ve sağlıklı bir nüfusun ekonomik kalkınma ve ülkenin geleceği için önemini yansıtmaktadır. Mücadelenin maliyetinin bütçeye yansımalarından hareketle sıtma mücadelesinin gerekliliğinin önemsendiği sonucuna varılmaktadır. Bu açıdan çalışma, Erken Cumhuriyet dönemi sağlık problemleri ve çözüm için ayrılan kaynaklar bakımından alana katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
One issue that consumed the time and energy of the Republic during its efforts toward modernization and transformation was the fight against epidemics. Malaria, which was prevalent in the early Republic period, was one such epidemic that negatively affected the health of the population, reduced the labor force and production activities, slowed down the development of the state, threatened public health, and hindered economic growth. For Turkey, which needed a healthy workforce and population in all areas, the fight against malaria was seen as a national struggle for survival, and serious efforts were made to combat it. With this awareness, despite limited resources, significant budgets were allocated to fight malaria, and efforts to combat it were implemented as state policy. This study aims to examine the fight against malaria with limited national resources between 1923 and 1950 and how this fight was reflected in budgets. Archival documents, laws, and court records were analyzed to identify the budgets allocated for malaria and to highlight the importance of the resources allocated for malaria control within the Ministry of Health's budget. The fact that quinine, which is used especially in the treatment of the disease, is obtained from abroad despite currency shortages demonstrates the importance the state attaches to the nation's development in terms of public health and its understanding of the welfare state. The budget allocated to the fight against malaria during this period reflects the state policy on the issue and the importance of a healthy population for economic development and the future of the country.