RİSK ALGISI İLE ÖRGÜTSEL DİRENÇLİLİK VE STRATEJİK YÖNETİMİN ETKİLEŞİMİ

Author :  

Year-Number: 2026-173
Publication Date: 2026-02-05 09:18:47.0
Language : Türkçe
Subject : İşletme
Number of pages: 344-360
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Küresel düzeyde risklerin arttığına dair çok sayıda bilimsel veri çeşitli kuruluşlarca yayınlanmaktadır. Günümüzde risklere dirençli örgütsel yapılar oluşturmak her zaman olduğundan daha önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada, işletmeler için risklere dayanıklı örgütsel yapılar oluşturmanın önündeki engeller incelenerek, bu engellerin nasıl aşılabileceği kuramsal olarak irdelenmiştir. Türkiye’nin ekonomik dünyasında baskın olan kısa süreli büyüme mantığının, uzun süreli ihtiyat ve dirençlilik mantığını geri plana attığı, bu nedenle risk yönetimi ve iş sürekliliği uygulamalarının hakettiği önemi görmediği değerlendirilmektedir. Ayrıca, ekonomik gerekçelerle birlikte, toplumumuzda baskın olan kadercilik anlayışı, kurumlara karşı düşük güven ve afetleri unutma eğilimlerinin riskleri önemsizleştirdiği, bunun da işletmelere risklere karşı yetersiz hazırlık olarak yansıdığı savunulmaktadır. Çalışma; işletmelere, örgütsel dirençlilik kültürünü, dinamik yetkinlikler ve uygulama olarak strateji yaklaşımları yardımıyla kurumsal kültürlerine işlemelerini önermektedir. Bu sayede, örgütsel dirençliliğin bir maliyet unsuru değil, uzun dönemli sürekliliği sağlayan bir yetkinlik olacağı ön görülmektedir

Keywords

Abstract

Numerous scientific data about the rise of global risks are being published by various organizations. Establishing risk-resilient organizational structures has become more important than ever. This study examines the obstacles that prevent companies from establishing risk-resilient organizational structures and theoretically explores how these obstacles can be overcome. It is argued that the short-term growth logic dominant in Türkiye's economic landscape has overshadowed the long-term logic of precaution and resilience, thus undervaluing risk management and business continuity practices. Furthermore, it is argued that, along with economic considerations, the predominant fatalism in our society, low trust in institutions, and a tendency to forget about disasters trivialise risks, which is reflected in inadequate organizational preparedness. The study recommends that companies embed a culture of organizational resilience into their corporate culture through dynamic competencies and strategy-as-practice approaches. In this way, it is envisioned that organizational resilience will not be a cost factor but rather a competency that ensures long-term continuity.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics