Günümüzde yaşlanan ve büyümeye devam eden nüfus arttıkça, kronik hastalığı veya engelliliği olan, aralıklı veya uzun süreli bakıma ihtiyaç duyan bireylerin de sayısı artmaktadır. Uzun süreli bakım yelpazesinde uygulamalı hasta bakımının büyük çoğunluğu büyük ölçüde yarı profesyonel olan bakıcılar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bakım süreci ilerledikçe, gündelik yaşam alışkanlıklarında aksaklıklar, sosyal çevreden uzaklaşma, toplumsal izolasyon, aile içi çatışmaların artması ve ev düzeninin bozulması sık gözlenen durumlardandır. Bu tür zorluklar zamanla birikerek bakım vericilerin fiziksel ve ruhsal kaynaklarını tüketebilmekte ve bakım vericiler, destek gereksinimi olan bir bireye dönüşebilmektedir. Artan bakım talepleri, bakım vericilerin yükünü hafifletmek amacıyla uygun ve erişilebilir eğitim yöntemlerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Evde bakım eğitiminin etkinliği, kullanılan yöntemlerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. Farklı eğitim yaklaşımları, bakım vericilerin bilgi, beceri ve tutumlarını geliştirmeyi amaçlamakta ve öğrenme sürecine farklı açılardan katkı sağlamaktadır. Bu yöntemler arasında didaktik eğitim, yeterlilik temelli eğitim, davranışsal beceri eğitimi, telekomünikasyon tabanlı eğitim modelleri ve yetişkin öğrenme teorilerine dayalı yaklaşımlar yer almaktadır. Evde bakım eğitimi, bakım vericilerin bilgi, beceri ve öz yeterliliklerinin düzeyini arttırarak onların bakım rollerine daha hazırlıklı girmelerini sağlayan bir müdahale alanıdır. Bakım süreçleri sırasında sıklıkla ortaya çıkan belirsizlik, stres ve rol çatışmaları bakım vericilerin anksiyete ve depresyon düzeylerini arttırabilmektedir. Bu bağlamda yapılandırılmış evde bakım eğitim programlarının etkisiyle bakım vericiler bilgi, pratik beceriler ve güven duygusu kazanarak, bakım sürecinin yarattığı psikolojik yükü hafifletmektedir. Sonuç olarak eğitim yoluyla kazandırılan bilgi, beceri ve öz güven, bakım vericilerin stresli durumlara karşı dayanıklılığını artırmakta; kaygıyı azaltmakta ve depresif belirtileri hafifletmektedir.
As the aging and growing population increases today, the number of individuals with chronic illnesses or disabilities who require intermittent or long-term care is also rising. The vast majority of practical patient care within the long-term care spectrum is largely carried out by caregivers who are semi-professional. As the care process progresses, disruptions in daily living habits, withdrawal from the social environment, social isolation, increased family conflicts, and disruption of the home routine are frequently observed. Over time, these difficulties can accumulate and deplete the physical and mental resources of caregivers, who may themselves become individuals in need of support. Increasing care demands necessitate the development of appropriate and accessible training methods to alleviate the burden on caregivers. The effectiveness of home care training is directly related to the quality of the methods used. Different training approaches aim to develop caregivers' knowledge, skills, and attitudes and contribute to the learning process from different perspectives. These methods include didactic education, competency-based education, behavioral skills training, telecommunication-based education models, and approaches based on adult learning theories. Home care education is an intervention area that increases caregivers' knowledge, skills, and self-efficacy levels, enabling them to be better prepared for their caregiving roles. Uncertainty, stress, and role conflicts that frequently arise during care processes can increase caregivers' levels of anxiety and depression. In this context, structured home care education programs help caregivers gain knowledge, practical skills, and a sense of confidence, thereby alleviating the psychological burden created by the care process. Consequently, the knowledge, skills, and self-confidence gained through training increase caregivers' resilience to stressful situations, reduce anxiety, and alleviate depressive symptoms.