Nâzım Hikmet, şairliğinin yanı sıra oyun yazarı, senarist ve romancı kimlikleriyle de edebiyat dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Diğer taraftan fikir adamlığı yönü, edebî kişiliğinin önüne geçerek “romantik komünist” olarak anılmasına neden olmuştur. Diyalektik materyalizm doğrultusunda kaleme aldığı eserleri sebebiyle yaşamının büyük bir kısmını hapishanelerde geçiren Nâzım Hikmet, Türk edebiyatında hem estetik hem de ideolojik düzlemde özgün bir duruş sergilemiştir. Eleştirmenlerin ve araştırmacıların büyük bir bölümü, şairin edebî serüvenini iki ana dönem çerçevesinde değerlendirmektedir: “Kuvâ-yi Millîye Dönemi” ve “Sosyalist Dönem”. Türkiye’deki sol düşünce çevreleri, Nâzım Hikmet’i bütüncül bir perspektifle ele alarak onu ulusal değerlere bağlı, milliyetçi ve Türklüğünden taviz vermeyen bir figür olarak değerlendirme eğilimindedir. Buna karşılık, sağ ideolojiye mensup çevreler ise sanatçının politik kimliğine odaklanarak eserlerini çoğunlukla ideolojik önyargılarla yorumlamakta, bu nedenle nesnel bir değerlendirme ortaya koyamamaktadır. Bu çalışmada, Nâzım Hikmet’in şiirlerinde yer alan Anadolu insanı temsilleri incelenmekte; şairin Anadolu insanına bakışı, onu algılama biçimi ve bu çerçevede geliştirdiği değer yargıları ortaya konulmaktadır. Analizler, tematik, söylemsel ve ideolojik bağlamda yürütülmüş; sanatçının halk tasavvuru ile şiir yaratım gücü arasındaki ilişki sorgulanmıştır.
Nâzım Hikmet, in addition to his identity as a poet, also distinguished himself as a playwright, screenwriter, and novelist. However, his intellectual persona often overshadowed his literary contributions, leading to his being known as a “romantic communist”. Due to the works he produced under the influence of dialectical materialism, he spent a significant portion of his life in prison. Within Turkish literature, he occupies a unique position in terms of both aesthetic innovation and ideological commitment. Many critics and scholars analyze Nâzım Hikmet’s literary journey in two main periods: the Kuvâ-yi Millîye (National Resistance) period and the Socialist period. Left-wing circles in Türkiye tend to view the poet as a unified figure, portraying him as a nationalist who remained loyal to his Turkish identity. In contrast, right-wing perspectives often approach his oeuvre through ideological lenses, which prevents an objective assessment of his work and artistic identity. This study examines representations of the Anatolian people in Nâzım Hikmet’s poetry in order to explore the poet’s perception, attitude, and judgment toward the Anatolian identity. The analysis is conducted through thematic, discursive, and ideological frameworks, aiming to reveal the connection between his poetic imagination and his vision of the common people.