Bu çalışmada, manifestonun edebiyat tarihindeki yeri ve özellikle Türk şiirindeki örnekleri üzerinden Yönelişler dergisinin (1981–1990) poetik duruşu ele alınmaktadır. Manifesto, ortak bir edebiyat anlayışını ilan eden, dergiler etrafında kurulan kolektif beyan biçimi olarak tanımlanır. Çalışmada Fecr-i Âtî Beyannamesi, Yedi Meşaleciler’in önsözü, Garip’in “Önsöz”ü ve “Yeni Lisan” gibi örnekler üzerinde durularak Yönelişler’in manifest duruşu incelenmektedir. 1980’lerin şiir ortamında “okul” işlevi ile öne çıkan Yönelişler dergisi Büyük Doğu ve Diriliş çizgisinden gelen bir dergi olarak “ürün merkezli” bir estetik hassasiyetle, şiiri merkeze alan bir yayın politikası geliştirir. İlk sayıdaki “Sunu” derginin manifestosu niteliğindedir. “Sunu”da, Yeni Türk edebiyatını gözden geçirme, Eski Türkçe metinlerle dil-tarih sürekliliğini görünür kılma, rastlantısız yöntemle çeviri, çağdaş kültürleri tanıtma, Batı dışı edebiyatlara ve Birleşik Amerika’da egemen kültür dışındaki grupların şiirine yer verme ve yazı süreçlerine saygı ilkeleri belirtilir. “Görünen koşullara teslim olmamak”, “rıza/ödev bağlamında uğraşmak” ve yüzeysellik döngüsünden uzak durmanın yanısıra dergi, ideolojik polemiklerden kaçınarak gelenekle sahici ilişkiyi, özgünlük ve eleştirel birikimi önceleyen poetik bir iklim üretir. Ebubekir Eroğlu’nun poetika yazıları ile Orhan Okay, İlhan Kutluer, İhsan Deniz gibi isimlerin katkıları teorik derinliği artırır. Osman Konuk, Hüseyin Atlansoy, İhsan Deniz gibi şairlerin görünür olması, derginin “okul” işlevini pekiştirir. Çevirilerde Afrika, Arap, Yugoslav, Kızılderili ve Zenci edebiyatlarına açılım oldukça özgündür. Yönelişler, taklitçiliğe ve yüzeysel sentezlere karşı özgünlüğü savunur. Gerçek kültürel dönüşümün tabandan, içselleştirilmiş bir yaratıcılıkla mümkün olduğunu ileri sürer. Şiiri varoluşsal, manevi ve toplumsal arayışın yoğun ifadesi olarak görür. Sonuçta dergi, ilan ettiği manifestoya sadık kalarak poetik bir tutarlılık gösterir. 1980 sonrası Türk şiirinde özgünlük, derinlik ve teorik bağımsızlık arayışına kalıcı katkı sunar. Bu bağlamda derginin yayın politikasını beyan eden ‘Sunu’nun bir manifesto örneğini ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Derginin 53 sayılık yayın hayatında manifest tavrını koruduğu, bu çizgi üzerinden yayın yaptığı açıkça görülmüştür. Bu tutumun edebiyatı diri tutma kaynağı olarak dergicilik anlayışındaki olumlu katkıları üzerine sonuçlar çıkarılmıştır.
The text examines the place of the manifesto in literary history and, through examples from Turkish poetry, analyzes the poetic and ethical stance of the journal Yönelişler (1981–1990). The manifesto is defined as a form of collective declaration that proclaims a shared literary understanding, typically formed around journals. Recalling examples such as the Fecr-i Âtî Declaration, the preface of the Yedi Meşaleciler, the “Preface” of Garip, and “Yeni Lisan,” the piece emphasizes the “school” function of journals in the poetry milieu of the 1980s. In this context, Yönelişler—connected to the Büyük Doğu and Diriliş line—develops a publication policy that centers poetry with a “work-centered” aesthetic sensibility. The “Sunu” (Presentation) in the first issue functions as the journal’s manifesto: it states principles such as reassessing modern Turkish literature, making visible the continuity of language and history through Old Turkic texts, conducting translation with a method free of randomness, introducing contemporary cultures, featuring non-Western literatures and the poetry of groups outside the dominant culture in the United States, and honoring the processes of writing. The text titled “Açıklama” establishes the ethical backbone: “not surrendering to the apparent conditions,” “working within the context of assent/duty,” and staying away from the consumption cycle. The journal creates a poetic atmosphere that prioritizes a genuine relationship with tradition, originality, and critical accumulation, while avoiding ideological polemics. The contributions of Ebubekir Eroğlu's writings on poetics, along with those of Orhan Okay, İlhan Kutluer, and İhsan Deniz, enhance its theoretical depth. The presence of poets such as Osman Konuk, Hüseyin Atlansoy, and İhsan Deniz reinforces the journal's “school” function. In translations, its curatorial openness to African, Arab, Yugoslav, Native American, and Black literatures is distinctive; presenting classical texts first in their original form and then in simplified versions revives the historical capacities of the language. It regards poetry as the concentrated expression of existential, spiritual, and social quest. In conclusion, the journal remained faithful to its declared manifesto and established poetic consistency, making a lasting contribution to the pursuit of originality, depth, and theoretical independence in post-1980 Turkish poetry. In this context, it has been determined that the ‘Sunu’ section, which declares the journal's publication policy, presents an example of a manifesto, and it is clear that the journal has maintained its manifesto stance throughout its 53-issue publication life and has published along these lines. Conclusions have been drawn about the positive contributions of this stance to the understanding of journalism as a source of nourishment for literature.