Sebep, bahane, aracı gibi manalara gelen “vesile” ile anlamı; kurtulma, kurtuluş olan “necât” kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş “vesiletü’n-necât” kurtuluş vesilesi anlamına gelmektedir. Bu terkible akla ilk Süleyman Çelebi’nin 1409 yılında yazmış olduğu Türk edebiyatının bilinen ilk müstakil mevlidi olan eser gelmektedir. Süleyman Çelebi’nin eserinin kuvvetli tesiri, yüzyıllardır kültür coğrafyamızda varlığını korumuş ve günümüze dek ulaşmıştır. Bizzat Süleyman Çelebi tarafından verilmiş olan “Vesiletü’n-necât” ismini, Süleyman Çelebi’den sonra ilk olarak son devir Osmanlı müelliflerinden Kastamonulu Ahmed Ziyâeddin Efendi, 1897’de yazmış olduğu ilmihal kitabı için kullanmıştır. Nakşî şeyhlerinden Mehmed Hulusî Efendi (Evliya Efendi)’nin oğlu olması dolayısıyla “Evliya Efendizâde” künyesiyle meşhur olan Ahmed Ziyâeddin Efendi, hayatı boyunca 10 civarında kitap telif etmiş ve bu kitaplardan bazıları okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur. Söz konusu eserlerden biri; XIX. yüzyılda yazılmış ilmihal kitaplarından biri olan Vesiletü’n-necât’tır. Bu ilmihal hakkında herhangi bir değerlendirme ve tahlil çalışması bulunmamaktadır. Bu sebeple bu yazımızda Türkçe ilmihal kitaplarının tarihî serencâmı hakkında bilgi verilecek ve taşıdığı isim itibariyle dikkat çeken Ahmed Ziyâeddin Efendi’nin, Kastamonu Askerî Rüşdiyesi’nde yazdığı ve uzun yıllar askerî okullarda ders kitabı olarak okutulan Vesiletü’n-necât adlı eser değerlendirilecektir.
The phrase vesiletü’n-necat, formed by the combination of vesile -meaning cause, excuse or means- and necat, meaning salvation or deliverance, refers to “a means of salvation.” The first work that comes to mind with this compound is the well-known mevlid by Süleyman Çelebi, written in 1409, which is regarded as the first independent mevlid in Turkish literature. The strong influence of Süleyman Çelebi’s work endured for centuries and has reached the present day through continual recitation across the cultural geography. The name Vesiletü’n-necat, originally given by Süleyman Çelebi himself, was later used for the first time after him by one of the late Ottoman authors, Ahmed Ziyaeddin Efendi of Kastamonu, for his cateshism written in 1897. Known by the epithet Evliya Efendizade due to being the son of the Naqshbandi sheikh Mehmed Hulusi Efendi (Evliya Efendi), Ahmed Ziyaeddin Efendi wrote around ten books throughout his life, some of which were used as school textbooks. One of these is an cateshism book titled Vesiletü’n-necat, written in the 19th century. There exists no adequate scholarly analysis or critical evaluation of this cateshism. For this reason, the present article will provide information on the historical trajectory of Turkish cateshism literature and examine the work titled Vesiletü’n-necat, authored by Ahmed Ziyaeddin Efendi -whose use of the title is noteworthy- at the Kastamonu Military Rüşdiye and used for many years as a textbook in military schools.