MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCE GELENEĞİNDE GELENEK
TRADITION IN THE TRADITION OF CONSERVATION

Author : Mehmet Zeki DUMAN
Number of pages : 38-50

Summary

Genellikle belirli bir siyasi duruş veya yaşama ilişkin bir düşünce biçimi olarak görülen ve geleneksel sosyal düzenin savunusunu yapmakla diğer rakip ideolojilerden ayrılan muhafazakâr düşüncenin temel ontolojik dayanaklarından birisi de gelenek kavramıdır. Muhafazakâr doktrinin özünü, 18. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa’da ortaya çıkan bazı devrimsel nitelikteki gelişmelerin toplumlarda meydana getirdiği tahribatlara karşı verilen tepkiler oluşturmuş ve bu tepkiler ilk kez, 1789 Burjuva Devrimi sırasında ve sonrasında dillendirilmiştir. Zira devrim; müesses nizamı ve bu nizamı besleyen her tür toplumsal yapı ve kurumu “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” adına alaşağı etmiş ve yerine rasyonel ve aydınlanmacı bir dünya düzeni ikame etmeye çalışmıştır. Yeni kurulan siyasi düzen, bir yandan toplumun belkemiğini oluşturan geleneksel ve dinsel değerleri zamanın dışına atmaya çalışmış, diğer yandan büyük ölçekli politik ve kültürel değişime yol açmıştır. Radikal aydınlanma düşüncesinin rehberliğinde ortaya çıkan bu değişimin sadece Fransa toplumuyla sınırlı kalmayacağını ve zaman içinde diğer Avrupa ülkelerine de sirayet ederek sonradan telafisi mümkün olmayan toplumsal ve siyasal gelişmelere yol açacağını düşünenler, muhafazakâr ideolojinin bir dünya görüşü olmasının ve politik bir tutum haline gelmesinin temellerini atmışlardır. Dolayısıyla muhafazakârlığın, aslında muhafaza etme arzusunu içinde barındıran bir paradigma olarak “değişim için değişim” fikrine karşı çıkan bir düşünce biçimi olduğu söylenebilir. Bu düşünce biçiminin temel unsurlarının başında her ne kadar; pragmatizme, aklın yetersiz oluşuna, otoriteye, hiyerarşiye ve mülkiyete duyulan inanç gelse de, muhafazakârlığın esas tutunduğu dalın, sığındığı limanın ve savunduğu görüşün gelenek olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü muhafazakâr düşüncenin merkezi teması olan gelenek, sadece toplumun geçmişten getirdiği birtakım ritüellerin, örf ve ananelerin toplamı değildir, gelenek, toplumun hafızası, kaynağı ve dayanağıdır. Kadim bilgeliğin oluşturduğu ve yılların eskitemediği değerlerin bütünüdür. İnanç formlarının ve birlikte yaşama kültüründen meydana gelen teamüllerin kurumsallaşmasıdır. Bu makalede muhafazakârlığın ontolojik dayanağını oluşturan gelenek kavramının sosyolojik bir okumasına girişerek, muhafazakârlığın geleneğe dayalı bir duruş olduğu kadar, aynı zamanda kendisinin de aslında bir gelenek olduğu savı ileri sürülecektir.

Keywords

Muhafazakârlık, Gelenek, İdeoloji, Fransız Devrimi, Aydınlanma.

Read:325

Download: 138