






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2019  Sayı 99</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=904</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ESKİŞEHİR SİVRİHİSAR HAZİNEDAR MESCİDİ ONARIMLARI HAKKINDA BİR BELGELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36787</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36787</guid>
      <author>Erol ALTINSAPANSinan ÜNAL</author>
      <description>Eskişehir Sivrihisar İlçesi Tarihi kent dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş Türkiyede’ki nadir yerleşimlerimizden birisidir.Yine Sivrihisar Yunus Emre,Nasreddin Hoca ve Sinan Paşa gibi bir çok Türk büyüğünün doğup büyüdüğü kabul edilen bir şehrimizdir. Anadolu Selçuklu dönemi ve Karamanoğlu Beyliği döneminde önemli bir Türk Yerleşim yeri olan Sivrihisar bu önemini kısmen de olsa Osmanlı döneminde de korumuştur. Günümüzde Hazinedar Mescidi Sivrihisar’ın en önemli anıtsal yapılarından biridir.. Bu çalışmada Hazinedar Mescidinin tanıtımı, katolog yönteminde başlıklar oluşturularak verilmeye çalışılmıştır.Amacımız Mescidin ;Yeri,Adı,Banisi,Tarihi,Planı,Süsleme gibi özelliklerinin yanısıra ,yapının inşaa edildiği günden bugüne geçirdiği değişimlerin tespitidir.Ancak Kitabe ve Vakfiye gibi tarihi bilgilere ulaşmamızı kolaylaştıracak unsurların olmaması 20.yüzyıl öncesi onarımları tespit edebilmemizde sıkıntı yaratmıştır.Elde ettiğimiz belge ve bilgiler daha çok Cumhuriyet dönemine aittir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TASARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE YÖNELİK TASARIMCI YAKLAŞIMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39217</guid>
      <author>Emine KOCA Berna  YILDIRIM ARTAÇ , Cantürk ÖZ</author>
      <description>Kaynakların az kullanımıyla, faydalı sonucu elde etmek amacı taşıyan sürdülebilirlik kavramı, insan hayatının ve doğal dengenin  devamlılığı açısından önem taşımaktadır. Giyim alanında sürdürülebilirlik; giysi hammaddesinden başlayarak, giysinin üretimi, dağıtımı, satışı, kullanım ömrü ve sonrasında gerçekleştirilecek olan değerlendirme ile geri dönüşüm yöntemlemlerini  ve bu basamaklarda kullanılan teknikleri kapsamaktadır. &#13;
Çevresel zararlarının boyutları nedeniyle ikinci büyük sektör olarak bilinen tekstil ve giyim sektörünün, bu nedenle, öncelikleri arasında sürdürülebiliğin ilk sırada yer alması  gerekmektedir. Giysi üretiminin odak noktası olan tasarımcıların da sürdürülebilirliğe ilişkin görüş, tutum ve uygulamalarının işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerini destekler nitelikte olması bu noktada ayrı bir önem taşımaktadır. Giysi tasarımcılarının sürdürülebilirliğe yönelik  bakış açıları ve uygulamalarının değerlendirilmesinin amaçlandığı bu çalışmada; Ankara ve İstanbul’da hazır giyim üretimi yapan 49 işletmelerin tasarımcılarına araştırmacılar tarafından geliştirilmiş ölçme aracı uygulanmıştır. Elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatistik Paketi (SPSS) kullanılarak analiz edilmiş, tablolar halinde sunularak yorumlanarak öneriler getirilmiştir. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TATAR SANATÇISI DERDMEND’İN ŞİİR ESTETİĞİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39219</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39219</guid>
      <author>Ramilya YARULLİNA YILDIRIM</author>
      <description>XX. yy. başı Tatar edebiyatının en önemli sanatçılarından olan Derdmend (Zakir Remiyev),  Tatar lirik ve felsefi şiirin kurucularından sayılır. Eserlerinde daha çok yaşam anlamı hakkındaki dünya görüşünü yansıtan şair, yaratıcılığında söz ve şekil türüne çok önem verir. Her söze derin anlam katan sanatçının poetikasını dünya, yaşam ve doğa hakkındaki tasvirler, orijinal buluşlar ve söz sanatları oluşturur.  Kendisine özgü tasvir üslubuna sahip olan Derdmend,  şiir estetiğinde Şark edebiyatı (Fars, Arap ve Türk edebiyatları) geleneklerini devam ettirmekle birlikte, duygularını ve dünya tablosunu yeni şekilde, Batılı bir muhtevada aktarır. Edebi dilin tüm zenginliklerini ve halkın konuşma dilinin en güzel cevherlerini eserlerine ayrı bir ses ahengi içerisinde yerleştirir. Çalışmada Derdmend’in iletmek istediği düşüncelerini yansıtmada kullandığı söz sanatları,  onun edebiyata bakışı ve şiirlerinin estetik değeri ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN  HAZIR GİYİM MARKALARI TERCİHLERİNDE GİYSİ REKLAMLARDAN ETKİLENME  DURUMLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39572</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39572</guid>
      <author>Fatma KOÇSenar ÇEVİK</author>
      <description>Her alanda oluşan rekabet ortamının en belirgin getirisinin reklam ve markalaşma olduğu bir gerçektir. İletişimin çeşitliliği ve de kalitesi her geçen gün artarken, maddi kazancın tek bir amaç olmadığı ve de tek başına haz vermediği anlaşılmış, moda, marka, pazarlama, reklam çalışmaları gibi bazı olgular hayatımızın merkezine yerleşmiş gibi gözükmektedir.  Bu çalışma “Tüketicilerin markalı hazır giyim ürünleri tercihlerinde giysi reklamlardan etkilenme  durumlarının belirlenmesi amacı  ile yapılandırılmış ve yürütülmüştür. &#13;
Betimsel yöntemin kullanıldığı araştırmanın örneklem grubunu, basit rastlantısal yöntem ile belirlenen 302 kadın ve  erkek tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir.  Tüketicilerin reklamı yapılan giysilere ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Pearson korelasyon katsayısı ile belirlenmiştir. Diğer taraftan, bağımsız değişken olarak ele alınan tüketicilerin reklamı yapılan markalı giysilere ilişkin görüşleri ölçeği ile bağımlı değişken olarak ele alınan tüketicilerin reklamı yapılan giysilere ilişkin görüşleri ölçeğinin düzeyleri arasındaki etkisini ortaya koymaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda Tüketicilerin reklamı yapılan giysilere ilişkin görüşleri  ile tüketicilerin reklamı yapılan markalı giysilere ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada  markalı giysi reklamlarında artış oldukça, giysi alışverişlerinde de artış olacağı yönde bir sonuca ulaşılmıştır. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜZEL SANATLAR LİSELERİ MÜZİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN BİREYSEL SES EĞİTİMİ DERSİNE YÖNELİK  MOTİVASYON DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37832</guid>
      <author>Meltem DÜZBASTILARİrem KARSLI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Güzel Sanatlar Liseleri Müzik Bölümü öğrencilerinin Bireysel Ses Eğitimi dersine yönelik motivasyon düzeylerini incelemektir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden birisi olan survey (tarama) yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için veri toplama aracı olarak öğrencilerin demografik değişkenlerinin bulunduğu “Kişisel Bilgiler Formu”, ile “Bireysel Ses Eğitimi Dersi Motivasyon Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu olarak Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu Güzel Sanatlar Liselerinin Müzik bölümlerinde Bireysel Ses Eğitimi dersi alan 10. ve 12. sınıflarında öğrenim gören toplam 163 öğrenci seçilmiştir. Ayrıca araştırmada elde edilen verilerin analizinde yaygın olarak kullanılan bir paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin bireysel ses eğitimi dersine yönelik motivasyon düzeyleri orta seviyede bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin, bireysel ses eğitimi dersine yönelik motivasyon puanlarıyla, bireysel ses eğitimi dersine çalışmaya ayrılan haftalık zaman dilimi ve bireysel ses eğitimi dersine çalışmaya motive eden unsur değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNSANLAR NEDEN ESTETİK MÜDAHALELERE YÖNELMEKTEDİR? GERİSİNDEKİ GÜDÜLENME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39458</guid>
      <author>Hatice DEMİRBAŞ</author>
      <description>Estetik cerrahi; cerrahi ve tıbbi teknikler aracılığıyla kişinin fiziksel görünüşünün korunması, yenilenmesi veya geliştirilmesi ile ilgilidir.  Estetik cerrahi girişim isteği sürekli son on yılda daha da artmıştır. Estetik cerrahideki teknolojik gelişmelerle, birçok kişi fiziksel görünümünü değiştirmek için olası bir seçenek olarak estetik cerrahiyi düşünmeye ve kabul etmeye istekli hale gelmiştir. Estetik cerrahi hastalarının psikolojisi ile ilgili çalışmalar 1960’lardan bugüne kadar devam etmektedir. Gerçekleştirilen en fazla ilk üç estetik cerrahi işlemi; yağ aldırma (lipoplasti), meme büyütme ve göz kapağı estetiği (blefaroplasti) dir. En fazla gerçekleştirilen cerrahi dışı işlem botoks enjeksiyonudur. Ayrıca, kimyasal peeling, cilt soyma (mikrodermabrazyon), lazer, epilasyon ve estetik varis tedavisi (skleroterapi) belirtilmektedir. Hastaların cerrahi işlem yaptırmak isteğinin gerisinde yer alan en yaygın motivasyonların Beden Biçimsizlik Bozukluğu (BBB), beden imgesi, benlik saygısı, güzel/genç/çekici görünmek, yeme bozuklukları, yaşamdan memnuniyetsizlik, rekabet duygusu  ve alay konusu olma gibi psikolojik, duygusal ve sosyo-kültürel faktörlerin etkileşimi rol oynamaktadır. Estetik hastaların sahip olduğu güdülenme faktörlerinin daha iyi anlaşılması, sağlık hizmeti verenlerin bu hasta popülasyonu için en üst düzeyde hizmet vermesini sağlayacaktır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN LOJİSTİK PERFORMANSI VE LOJİSTİK ÜSLERİN ÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39460</guid>
      <author>Ali ERDOĞAN</author>
      <description>Günümüzde, lojistik faaliyetlerin etkin hale getirilmesi ve bu faaliyetlerle ilgili uzun vadeli, alternatifli planların hazırlanması, ülkelerin rekabet gücünün sürdürülebilirliği adına mutlaka gerçekleştirilmesi gereken işlemler haline gelmiştir. Bu işlemlerin en önemlisi, ülkenin stratejik noktalarında lojistik üslerin kurulumu ve bu üslerin verimli biçimde işletilebilmesidir. Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan Türkiye; sahip olduğu dış ticaret hacmi ile birlikte, coğrafi ve kültürel açıdan da lojistik üs vasfını kazanma adına gereken potansiyele sahiptir. Tüm Dünya ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de lojistik faaliyetler açısından gelişmeler kaydedilmiş olmasına rağmen, bu gelişmeler ülke potansiyelinin gerisinde kalmış ve Lojistik Performans Endeksi sıralamasında 2007 yılında Türkiye 30. sırada iken; 2018'de 47. sırada yer almıştır. Bu durum, her geçen yıl daha çok önem kazanan ve diğer ülkelerle Türkiye'nin arasının açılmasına sebep olan lojistik üslerin önemini ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla, lojistik üs olma yolunda stratejik planların derhal uygulamaya geçirilerek mevzuatın efektif hale getirilmesi ve altyapının geliştirilmesi gerekmektedir. Ülke performansının artırılması adına, kombine taşımacılığı nitelik ve nicelik olarak artırmak da, atılması gereken adımlardan biridir. Bu çalışmada, ülkemizin lojistik performansı değerlendirilmiş ve lojistik üslerin önemi üzerinde durulmuştur. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HZ. PEYGAMBER’İN KADININ DÖVÜLMESİNE İZİN VERDİĞİ İFADE EDİLEN RİVAYETİN SENET VE METİN AÇISINDAN TAHLİLİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36773</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36773</guid>
      <author>Hatice DÜLBER</author>
      <description>Rivayetlerde Hz. Peygamber’in (sav) meşhur fiili sünneti olarak hayatında hiçbir kadını dövmediği ama kadınların dövülmesine izin verdiği anlamındaki bir rivayet, kadına karşı şiddete dini referans olarak gösterilmektedir. Nitekim Nisâ sûresi, 34. âyetinin nuşûz ve darb kelimelerinin tefsirinde böylesi bir rivayete yer verilmektedir. Sahabî olup olmadığı tartışılan İyas b. Abdullah b. Ebû Zûbab tarafından haber-i vâhid olarak aktarılan bu rivayetin tahlil ve değerlendirilmesi ile ilgili bir çalışma bugüne kadar yapılmamıştır. İşte bu makalenin amacı; şiddetin dini bir referansı ve kaynağı kabul edilen bu rivayetin Peygambere aidiyetini incelemektir. Ayrıca aynı rivayetin mutekaddimûn ve muteahhirûn uleması tarafından nasıl anlaşıldığı ve yorumlandığı konusunu incelemek de makalenin hedefleri arasındadır. Yine çalışmamızda haber-i vâhid olarak aktarılan bu rivayetin mürsel rivayet olup olmadığı, tarihi süreç içerisinde hadis kaynaklarında nasıl geçtiği ve anlaşıldığı ile ilgili değerlendirmeler yapılacaktır. Hz. Peygamber’in kendi hayatında uygulamadığı bir davranış tarzını kendisine fikir danışanlar için izin vermesi ile ilgili rivayetin ortaya çıkardığı probleme geleneğimiz ve günümüz Müslümanları tarafından getirilen çözüm ve yaptıkları yorumlar değerlendirmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ÖZ YETERLİK ALGISI ÖLÇEĞİ KISA FORMU’NUN TÜRKÇE’YE UYARLANMASI: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36797</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36797</guid>
      <author>İzzet Baki KARAOĞLU</author>
      <description>Öğretmenlerin öz yeterlik algılarının ölçümü için çok sayıda ölçek geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy (2001) tarafından geliştirilen Öğretmen Öz Yeterlik Algısı Ölçeği-Kısa Formu’nun(TSES-SF) Türkçe uyarlaması yapılan örneğinin (ÖÖAÖ-KF) faktör yapısını inceleyerek geçerlik ve güvenirliğini test etmektir. Çalışmada 410’u ilkokul, 533’ü ortaokul öğretmeni olan 943 öğretmen yer almıştır. Türkçe’ye uyarlanan Öğretmen Öz Yeterlik Algısı Ölçeği-Kısa Formu’nun (ÖÖAÖ-KF) faktör yapısını incelemek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Ölçeğin hesaplanan Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) sonuçlarına göre, ölçeğin kabul edilebilir ve iyi düzeyde uyum değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Tüm ölçek maddeleri için Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 88 olarak hesaplanmıştır. Bulgular, Türkçe’ye uyarlanan Öğretmen Öz Yeterlik Algısı Ölçeği-Kısa Formu’nun (ÖÖAÖ-KF) geçerlik ve güvenirlik bakımından öğretmenlerin Öz Yeterlik Algılarının ölçülmesinde kullanılabilecek uygun bir araç olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADLİYE ÇALIŞANLARININ ALGILANAN ÖRGÜTSEL STRES VE İŞ DOYUMU İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37041</guid>
      <author>Süreyya YILMAZÖmer YILMAZ , Abdullah KARATAY</author>
      <description>Bu çalışmada, İstanbul Anadolu Adliyesi çalışanlarının örgütsel stres düzeylerinin ve iş doyumlarının bazı sosyodemografik değişkenlere göre ilişkisini incelemek ve çalışanların örgütsel stres düzeylerini azaltıcı, iş doyumlarını artırıcı sosyal hizmet müdahaleleri, çeşitli politikalar ve öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, 281 adliye çalışandan elde edilen verilerin analizi sonucunda, toplam iş doyumu alt ölçeği ile iş stresi (r= -.57; p&lt;0,01) arasında negatif ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer bulgusu ise algılanan iş stresi düzeyi ile içsel doyum arasında negatif, dışsal doyum ve toplam doyum düzeyleri arasında ise pozitif ilişki görülmüştür. Bir başka ifade ile toplam iş tatmini arttıkça stres azalmakta; içsel doyum arttıkça genel iş doyumu ve dışsal doyum da artmakta, iş stresi ise azalmaktadır. Bu araştırma, adliyede çalışanlara yönelik örgütsel stres düzeyi ile iş doyumu ilişkisini ortaya koyan ilk araştırma olması bakımından önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİKAL TÜRÜNÜ BELİRLEYEN ÖZELLİKLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38847</guid>
      <author>Pika FATULLAYEVA</author>
      <description>Müzikal tiyatro dünya sanat kültürleri sırasında önemli mevkide olmuş, farklı aşamalarda ortaya çıkan müzik türleri sayesinde daha da olgunlaşmış ve tiyatronun bir alt türü olarak süreklilik sağlamıştır. Müzikal tiyatronun en ünlü ve talep edilen alt türlerinden biri, Avrupa ve ABD’de ortaya çıkan Müzikal’dir. Müzikal, sanatın sentez halindeki dallarından biridir. Bu açıdan kendi içinde tiyatro, müzik, koreografi, parlak sahne efektleri, dramaturji ve opera sanat dallarının birçok ifade aracılığını taşımaktadır. Bu araştırmada müzikolojinin tarihsel yöntemi ile ilgili kaynaklar analiz edilerek Müzikal’in üslup özelliklerine dair veriler toplanarak betimsel analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, Müzikal’in üslup özelliklerine dair bulgular, ebedi konular içermesi, yerellik, farklı müzik türleri, koreografi ve danslar, montaj tekniği, özel şarkı sıralaması, dans eden korodur. Bu bulgular ise Müzikal’i diğer sahne türlerinden ayıran özellikler olarak belirlenmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKTA KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMENİN ÇELİŞKİLERİ: TUŞLAR VE KALEMLERİN SAVAŞINA YARATICI PERFORMANS AÇISINDAN BAKMAK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38913</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38913</guid>
      <author>Hasan BALTACIMetin EKER</author>
      <description>Yetişkin bir insanın zaman zaman “çocukluğuma doğru büyümek istiyorum” türünden iç konuşmaları söz konusu olabilmektedir. Bir yetişkin için en kolay empati (kendini karşısındakinin yerine koyma,  onun gibi düşünme ya da hissetme) sağlamanın mümkün olduğu varlık da yine çocuklar ya da kendi çocukluğudur. Bu anlamda çocuğun kendini gerçekleştirme olanakları ve referans aldığı modellerin giderek sentetikleştiği ve izolasyona doğru yol aldığı söylenebilir. Toplumun en küçük unsurları olarak çocukların içinde bulundukları çevrenin artık yeni bir ekolojik kapsam ile karakterize olduğu hissedilmektedir. Organik dünyanın oyun ve oyuncaklarının yerini sentetik oyuncaklar ve ekran oyunları almaktadır. &#13;
Bu çalışma nitel bir araştırma olup, çocukta kendini gerçekleştirmenin mümkün çelişkiler içermesinden hareketle  yaratıcılık performansları ile ilgisini ele almaktadır. Teknoloji kültüründen tekno-kültüre geçişin süratinde gözlemlenen oyun motivasyonlarının ve tasarımlarının teknolojik gerekçelerle ilintili hareket etmesi, sanat eğitimi ve dolayısıyla yaratıcılık performanslarına yönelik manipülasyon olgusunu da tartışmaya açmaktadır.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASTALIKLAR VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİNİ AÇIKLAYAN MODELLER VE YENİ BİR MODEL ÖNERİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39221</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39221</guid>
      <author>Pınar KOÇAziz KUTLAR</author>
      <description>Ulusal hastalık yükünün ve hastalıkların tedavisi için ayrılan kaynak miktarının belirlenmesi, hem toplumun sağlık statüsünün belirlenmesinde hem de etkin kaynak dağılımının sağlanmasında önemli bir yere sahiptir. Ulusal hastalık yükündeki artış, hastalıkların tedavisi için ayrılan kaynak miktarını artırarak doğrudan doğruya, emek verimliliği ve emek arzını olumsuz bir şekilde etkileyerek dolaylı bir şekilde ulusal gelir düzeyini etkilemektedir.   &#13;
Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yaşlanan nüfusun artması hem yerel ekonomilerde hem de dünya genelinde sağlık harcamalarının artmasına neden olmuştur ve sağlık harcamalarının 2050'li yıllarda kamu bütçesiyle karşılanamayacak boyutlara ulaşması beklenmektedir. Bu bağlamda ulusal hastalık yükünün ve her bir hastalık için ayrılan kaynak miktarının belirlenmesi etkin kaynak dağılımının sağlanabilmesi için gereklidir. &#13;
Türkiye'de ulusal hastalık yükü araştırmaları yapılmakta ve hastalıkların tedavi edilebilmesi için farklı tedavi yöntemleri önerilmektedir. Ancak;  hem harcama bazında hem de sağlık statüsü kazanımları açısından etkin kaynak dağılımını sağlayacak politika önerilerinin geliştirilemediği görülmektedir. Türkiye'de hastalıkların ekonomik maliyetlerini inceleyen çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Hastalık yükündeki artışların ekonomik karar birimlerinin zamanlar arası tüketim ve yatırım tercihlerini nasıl etkilediğini inceleyen herhangi bir çalışmaya da rastlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı hastalıklar ve ekonomik büyüme arasındaki etkileşimi sağlayan mekanizmalarının nasıl çalıştığını teorik yaklaşımlar çerçevesinde ele almaktır.  Bu bağlamda yapılan çalışmalar hastalıkların ekonomik karar birimlerinin gelir ve harcama akımlarını olumsuz etkileyerek ekonomi büyümeyi azaltıcı etkiler yarattığını ortaya koymaktadır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEKSEL MUTFAK KÜLTÜRÜMÜZDEN BİR ÖRNEK “AĞUZ”</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39283</guid>
      <author>Mehmet Akif ŞEN</author>
      <description>Geleneksel mutfak kültürü, bir bölgede coğrafi koşullar, bitki örtüsü, tarımı yapılan veya doğal olarak yetişen sebze, meyve ve yabani otlar ile o bölgedeki hayvancılığın ve bölge halkının kültürüyle bir araya getirilerek oluşturulan, bölgede gelenek haline gelmiş yiyecek kültürüdür. Geleneksel mutfak kültürünün sonraki nesillere aktarılması önemlidir. Mutfak kültürünü oluşturan unsurların kayıt altına alınıp literatüre sokulmaması bunların zamanla yok olmasına sebebiyet verecektir. Ağuz, Doğu Karadeniz mutfak kültüründe de bulunan geleneksel yiyeceklerinden bir tanesidir. Araştırmanın amacı, Trabzon’un Arsin ilçesinde yapılan ağuzun yapım aşamaları ve tüketim şeklinin derlenerek kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır.  Arsin’de yaşayan, kaynak kişi olma özelliklerine sahip ev kadınlarıyla nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler mülakat yolu ile elde edilmiştir. Hayvanın doğum yaptıktan sonraki ilk birkaç günlük sütünden yavruya yetecek kadar ayrılır ve kalanı bir kaba dökülür, ateşte ısıtılır. Süt kalıp gibi sertleşir, üzerine toz şeker veya pekmez dökülerek yenilir. Bu çalışmayla unutulmaya yüz tutmuş bir besin olan ağuzun kayıt altına alınması, tanıtılması mutfak kültürü açısından da önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>E-İÇERIKLE GENEL BIYOLOJI DERSINE YÖNELIK Z- KITAP OLUŞTURMAYA YÖNELIK BIR PROJE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39344</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39344</guid>
      <author>Banuçiçek ÖZDEMİR</author>
      <description>Genel Biyoloji dersi içerik bakımından öğrencilerin ya da öğrenim gören bireyler tarafından algılanması, ifade edilmesi ve öğrenilenlerin yaşama geçirilmesi bakımından oldukça güç olan derslerden biridir. Bu güçlüğü giderebilmek ve kalıcı bir eğitim sağlayabilmek için yıllarca bu ders üzerinde farklı stratejilerle eğitim sağlanmış ve bilgiler kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılmaya çalışılmıştır. Son yıllarda ise gelişen teknolojinin eğitim sisteminde kullanılması amaçlanılarak çeşitli projeler geliştirilmiştir. Bu konuda yapılan en büyük projelerden biri ise Fırsatları Artırma ve  Teknolojiyi İyileştirme Hareketinin (FATİH Projesi) uygulamaya geçirilmesi olmuştur.  Bu uygulama, eğitimde teknolojinin kullanılması ile stratejileri teknolojiyle birleştirmiş böylece öğrenilen bilgileri daha etkili ve kalıcı hale getirmiştir. Bunun sonucunda da gerek eğitimci açısından gerekse öğrenci açısından öğretilen yada edinilen bilgiler daha kalıcı hale gelmiştir. Öğretim elemanı veya eğitimcilerin sadece var olan bilgileri birebir aktarması, teknolojiyi kullanma anlamında hazırbulunuşluk seviyelerinin yetersiz olması ve  örneklemine yönelik e-içerik oluşturamamalarından dolayı uygulamada çeşitli sıkıntılara neden olduğu fark edilmiştir. Bu araştırmada kullanılacak e-içerik yazılımı sayesinde her türlü seviyeye ve hazırbulunuşluk düzeyine yönelik olarak değiştirilebilen ayrıca öğretim elemanı/ eğitimci tarafından istenilen şekilde çeşitlilik oluşturularak zenginleştirilebilen (z-kitap) elde etmek amaçlanmıştır. Bu amaç gerçekleştirilirken, öğrenilmesinde ve algılanmasında en çok zorlanılan derslerden biri olan Genel Biyoloji dersi seçilmiştir. E-içerikle oluşturulan bu dersin içeriğini gerek görsel, gerekse duyuşsal gibi birden fazla duyu organlarına hitap ederek daha kalıcı hale getirmek amaçlanmıştır. Böylelikle öğrenilen bilgilere ulaşmada teknolojiden yararlanılmış olunmaktadır. Dersin öğretim üyesi/eğitimci tarafından ise hazır formattaki içeriği kullanmak yerine örneklemdeki hazırbulunuşluk seviyesine göre ayarlanıp, ders veren kişinin kendi yöntemine, hedefine ve içeriğine göre farklılık gösterebilen ve zenginleştirilebilen bir kitap haline gelmesi de projenin alan yazındaki ilk özgü değere sahip olması hususunda önemlidir. Böylelikle bu proje sonucunda literatür de ilk defa Genel Biyoloji dersine yönelik e-içerikle z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) oluşturulması amaçlanmaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞDAŞ TÜRK RESMİNDE İÇ MEKÂN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39423</guid>
      <author>Hafize PEKTAŞAyşe Gül GÜNDÜZ </author>
      <description>Çağdaş Türk Resim Sanatında gelişen ve değişen toplumsal yapı ve sanat anlayışıyla birlikte resimlerde çalışılan mekânlarda değişmiştir. İnsanlık tarihinde sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel, bilimsel ve teknolojik değişimlerden kaynaklanan farklı dönemler yaşanmıştır. Tarih boyunca sanatçılar mekânı dönemin sanat anlayışına göre algıladıkları gibi resimlerine yansıtmışlardır. ‘Çağdaş Türk Resminde İç Mekân’ konulu bu makalede resim sanatında iç mekân kavramının tarihsel değişim süreci ve eserlerinde iç mekâna yer veren sanatçılara ait eserler analiz edilerek, elde edilen sonuçların bir kaynakta toplanması resim tarihi literatürüne katkı sağlaması bakımından önemli bulunmuştur. &#13;
Bu araştırmada konu ile ilgili literatür taraması ilgili tezlerden, internet kaynaklarından, albümler, müzeler, katalog ve kitaplardan yararlanılarak, uygun metinler, örnek resimler belirlenmiştir &#13;
1950 sonrası Türk Resminde ele alınan on ressamın eserlerindeki iç mekân genel olarak modern ve kırsal ev içi çalışmaları görülmektedir. Bazı sanatçılarda restoran, eğlence mekânı, atölyelerin iç mekânlarıyla resimler bütünleşmiştir. Genellikle resimlerde iç mekân klasik perspektif anlayışıyla yapılmıştır. Hemen hemen bütün eserlerde Anlatımcı, Yansıtmacı kuram görülmektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BULGARLARIN HIRİSTİYANLIĞI KABULÜYLE BİRLİKTE DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU İLE İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39534</guid>
      <author>Fatma ÇAPAN</author>
      <description>Kavimler Göçü’nden sonra ikiye ayrılan Roma İmparatorluğu’nun doğu kanadı, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da bulunan Türk toplulukları tarafından sürekli tehdit edilmiştir.  Karadeniz’in kuzeyinden hareketle önlerindeki kavimleri batıya doğru iterek Tuna sınırlarına dayanan bu Türk kavimlerinin ilk işi Doğu Roma İmparatorluğu’na elçiler göndererek yerleşmek için toprak talebinde bulunmak olmuştur. Nitekim bu taleplerine olumlu cevap almazlarsa nüfuslarının oldukça kalabalık olduğunu söyleyerek Doğu Roma’ya karşı savaş açabilecekleri mesajını da iletmişlerdir. Avrupa Hunları ile başlayan bu tehdit daha sonra Avarlar, Bulgarlar, Kumanlar, Kıpçaklar ve Peçenekler gibi çeşitli Türk kavimleri tarafından sürekli hale gelerek devam ettirmişlerdir. &#13;
Doğu Roma İmparatorluğu, Balkanlarda   Avrupa Hunları ve  Avarlardan sonra  çok daha uzun soluklu bir düşman olan Bulgarlar tarafından tehdit edilmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu Bulgarlara karşı bazen dostça bazen düşmanca tutumlar sergileyerek onların tehlikesini bertaraf etmeye çalışsa da uzun süre bu konuda başarı sağlayamamıştır. Ancak Bulgarların Slav kültürünü ve dolayısıyla  Hıristiyanlığı benimsemeleri neticesinde Doğu Roma İmparatorluğu Bulgarlar üzerinde kolay bir şekilde egemenlik kurmayı başarmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOK PARTİLİ SİYASAL YAŞAMA GEÇİŞ SÜRECİNDE LİBERAL BİR TAVIR:   AHMET EMİN YALMAN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39649</guid>
      <author>Yaşar ÖZKANDAŞ</author>
      <description>Güncel siyaseti temel bir tercih olarak gündemine alan Türk aydını çok partili siyasal yaşama seçiş sürecinde süreç içinde hem tek parti sisteminin hem de kurulmaya çalışılan yeni siyasal düzenin ma-hiyeti hakkında etraflıca tartışmıştır. Falih Rıfkı Atay ve Necmettin Sadak gibi dönemin Kemalist düşünürleri tek parti yönetimini Türki-ye’ye özgü koşulların bir neticesi olarak değerlendirmişler ve çok partili siyasi hayatın nesnel koşullarını hazırlayan bir intikal safhası olarak görmüşlerdir. Bu Kemalist yaklaşıma mukabil liberal siyasi düşüncenin merkezinde yer alan Ahmet Emin Yalman tek parti reji-mini bürokratik güç merkezleri yaratarak demokratik bir gelişimin yolunu izole etmekle eleştirmiştir. Bunalımdan çıkış yolunu Ameri-kan sistemini temel alan bir yaklaşım ekseninde bireysel özgürlüğü genişleten liberal bir siyasal düzenin kurulmasında görmüştür. Bu sa-yede Türkiye’nin hem Sovyetler karşısında Batı kamuoyunu yanına alacağını hem de ekonomisini sistemli olarak geliştireceğini savun-muştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEĞİŞİM YÖNETİMİ VE HEMŞİRELİK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39673</guid>
      <author>Aysun TÜREMerve ÖZLÜ , Nazlıhan EFE</author>
      <description>Günümüzde, insanın olduğu çoğu alanda var olan örgütler, açık sistemler olarak varlıklarını ve dinamizmini koruyabilmektedir. Açık sistem özelliğinin gerektirdiği bir durum olarak örgütler çevreleriyle ilgili her türlü değişime açık olmak durumundadır. Değişim, büyüme ve uyum için kaçınılmaz bir süreçtir. Değişim, bir durumu var olan düzeyden başka bir düzeye getirme anlamına gelmekte olup herhangi bir sistemin, sürecin ya da ortamın dönüşmesi olarak tanımlanmaktadır. Hızlı değişimler, sürekli gelişen bilgi ve teknoloji çağında olunması, toplumu ve dolayısıyla da çevredeki örgütleri değiştirmektedir. Örgütler varlıklarını devam ettirmek, belirli bir denge konumunu korumak, işlerin sistemli ve düzenli sağlıklı olarak yapabilmek, işveren ve çalışan memnuniyeti sağlamak, iş doyumunu ve performansını artırabilmek için bu çevre koşullarına sistemlerini adapte etme zorundadır. Değişim, büyüme ve uyum içinde gerçekleşen ve örgütler için olmazsa olmaz bir süreçtir. Tüm örgütlerde olduğu gibi sağlık örgütlerinde de değişim, kaçınılmazdır. Sağlık organizasyonlarının önemli bir bölümünü oluşturan hemşirelerin ise hasta bakımı, uygulama sahaları ve modelleri, eğitim koşulları, hemşirelik rolleri, iş rotasyonu, performans değerlendirme, ücretlendirme gibi birçok alanda değişime gerek duydukları bilinmektedir. Sağlık bakım sunum sistem ve hizmetlerinin hızla değiştiği günümüzde, değişime ayak uydurabilmek ve değişimle verimli ve etkin şekilde başa çıkabilmek için hemşireler ve yönetici hemşirelerin gelişen olayları anlaması, fırsat ve tehditleri görmesi ve değerlendirmesinde değişim yönetimi becerisine sahip olmaları oldukça önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NAKKAŞ LEVNİ’NİN TEK FİGÜRLÜ KADIN MİNYATÜRLERİNİN PLASTİK AÇIDAN ELE ALINIŞI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39998</guid>
      <author>Tahir ÇELİKBAĞFahrettin GEÇEN</author>
      <description>Minyatür, Osmanlı resim sanatında önemli bir yer kaplamakta, kendine has çizimsel  özellikleri ve kurallarıyla resim sanatında farklı bir yere oturmaktadır. Osmanlı imparatorluğunda minyatür sadece kural kalıpları içinde kalmamış zamanla Avrupa resim sanatından da etkilenip plastik açıdan (perspektif, boyut, hareket vb. öğelerden) gelişim ve değişimler yaşamıştır. Lale devriyle duraklama dönemine giren Osmanlı minyatür sanatı, Levni’yle birlikte tekrar bir gelişim ivmesi kazanmıştır. Osmanlı minyatürlerinde resim sanatının plastik değerlerinin (oran, boyut, perspektif vb.) dışına çıkılarak bilinçli bir şekilde nesnelerin-objelerin, figürlerin formları ve biçimleri bozulmuştur. Nakkaş Levni ise bu anlayışı yıkmış gerçekçi formda ve biçimde resmin plastik değerlerine uygun minyatürler yapmıştır. Levni’nin minyatürlerinde gerçekçi tavırlar göstermesinin nedeni ise III. Ahmed’in portrelerini yapmış olan Vanmour’dan etkilenmiş ve onun portrelerini inceleyip ondan esinlenmeş olmasıdır. Araştırmanın amacı Nakkaş Levni’nin minyatür sanatına plastik açısından (hareket, biçim, boyut, oran…gibi) getirdiği farklı etkileri ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın önemi ise minyatür sanatında kullanılan kurallar içerisindeki plastik değerlerin değişiminin önemini vurgulamaktır. Araştırmanın sonucunda Nakkaş Levni’nin minyatürlerinde tek figürlü kadın figürlerini çok çalıştığı, resmini yaptığı bazı kadın figürlerine Avrupa resim sanatında özellikle Rönesans döneminde kullanılan ‘S’ hareketini verdiği, bayan figürlerin göğüs dekoltesini göstererek klasik minyatürlerden ayrıştığı, anatomik yapıları belirgin çizdiği ve oranlamayı büyük oranda kurduğu, klasik minyatürlere göre eserlerinin çok gerçekçi olduğu, arka planı monokrom genellikle tek renk ve birkaç stilize çiçekle doldurulduğu, üst üste lekesel boyamalarla boyutlandırmaya gittiği, çok fazla renklilik tonal çeşitliliğin olmadığı görülmüştür. Levni’nin minyatür eserlerinin modern resme geçişte öncü olduğu kanısı araştırma sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NA GÖRE MEMURLARIN DİSİPLİN VE CEZAİ SORUMLULUĞU</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36917</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36917</guid>
      <author>Abed Rzaij ASWAD</author>
      <description>Kamu hizmetlerinin etkin ve verimlilik içerisinde yürütülmesinde büyük bir rolü ve sorumluluğu bulunan devlet memurlarının, kamu için istenilen düzenin sağlanması adına, disiplin mevzuatına uygun davranışlar sergilemeleri önemlidir.&#13;
Memurlar için, Kanun’da belirlenen kurallara aykırı davranışlar sergileme durumu “disiplin suçu”nu oluşturmaktadır. Bu durumun oluşması halinde, “uyarma” cezasından “memurluktan çıkarılma” cezasına kadar öngörülen bir cezanın, hukuksal çerçeve içerisinde ve kanuna uygun süreçler işletilerek verilmesi gerekmektedir.&#13;
Bu kapsamda hazırlanan makalede, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun son haline göre memurların disiplin ve cezai sorumluluğu ele alınmış ve disiplin mevzuatındaki kavramlar ile disiplin soruşturma aşamalarındaki önemli durumlar masaya yatırılarak disiplin cezaları konusu genel bir perspektiften incelenmiştir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE BÖLGELERARASI GELİR YAKINSAMASI  </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38818</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38818</guid>
      <author>İsmet GÜNEŞ</author>
      <description>Özet: Bu çalışmada; İBBS Düzey 2 sınıflandırmasında yer alan 26 bölge için, bölgeler arası gelir yakınsaması hipotezinin geçerliliği ve bölgeler arası enflasyon yakınsamasının buna etkileri; 2004-2016 dönemi yıllık verileri kullanılarak, 22 farklı model yardımıyla, mutlak beta yakınsama, koşullu beta yakınsama, sigma yakınsama ve varyasyon katsayısı yaklaşımlarıyla analiz edilmiştir. Serilerin durağanlığı; LLC, IPS ve Hadri panel birim kök testleriyle sınanmış ve serilerin I(1) oldukları görülmüştür. Seriler arasında nedensellik ilişkilerinin varlığı; Granger ve Dumitrescu ve Hurlin panel nedensellik testleriyle incelenmiştir. Modellerde yer alan seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı Kao panel eşbütünleşme testiyle sınanmıştır. Modellerde yer alan eşbütünleşme katsayıları PDOLS yöntemiyle tahmin edilmiştir.&#13;
Gelir yakınsamasına yönelik yapılan analizlerde; 2004-2016 döneminde Türkiye’de bölgeler arasında mutlak gelir yakınsaması hipotezinin geçerli olmadığı, koşullu gelir yakınsaması hipotezinin ise geçerli olduğu belirlenmiştir. Bölgelerin ülkenin batısında yer almasının ve enflasyonun kişi başına düşen milli geliri ve bölgeler arası yakınsamayı artırdığı, kamu harcamalarının ise anlamsız ya da negatif etkilerinin yoğun olduğu tespit edilmiştir. Tarım sektöründeki istihdamın ve bu sektörden elde edilen gelirin, ekonomik büyümeye ve bölgeler arası gelir yakınsamasına zarar verdiği, hizmetler ve sanayi sektörlerinin bu alanda olumlu katkılarının olduğu belirlenmiştir. Dış ticaret, işgücünün eğitimi ve nitelikli sağlık personeli sayısı bölgelerin kişi başına düşen milli gelirini ve bölgeler arası gelir yakınsamasını olumlu yönde etkilerken, iklim değişkenlerinin bu alanda zararının olduğu tespit edilmiştir. Gelir için yapılan sigma yakınsama ve varyasyon katsayısı yaklaşımlarına göre de 2004-2016 döneminde Türkiye’de bölgeler arasında gelir yakınsamasının olduğu görülmüştür&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL ÖĞRENME BOYUTLARI ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN  META ANALİZİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39524</guid>
      <author>Furkan Fahri ALTINTAŞ</author>
      <description>Organizasyonlar için örgütsel öğrenme süreci büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda Watkins ve Marsick (2003), örgütsel öğrenme boyutlarını yönetim ve organizasyon literatürüne kazandırmış ve söz konusu örgütsel öğrenme boyutlarının bir organizasyonun örgütsel öğrenme sürecini kaliteli olarak oluşturmak isteniyorsa örgütsel öğrenme boyutlarının birbirlerini tamamlaması gerektiğini ve buna bağlı olarak boyutların birbirleriyle pozitif ilişkileri olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu maksatla çalışmanın literatür kısmında örgütsel öğrenmenin tanımı, özellikleri ve Watkins ve Marsick’in (2003) belirttiği örgütsel öğrenme boyutlarının açıklamaları yapılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında ise, Watkins ve Marsick’in (2003) belirttiği örgütsel öğrenme boyutlarının birbirleri arasındaki ilişkileri inceleyen ulusal ve uluslar arası literatür taranmıştır. Literatür tarama sonucunda Watkins ve Marsick’in (2003) belirttiği örgütsel öğrenme boyutlarının birbirleri arasındaki ilişkileri inceleyen 3 tanesi ulusal, diğer 3 tanesi yabancı yayın olmak üzere toplam 6 yayına erişilmiştir. Tespit edilen bireysel çalışmalara meta analizi uygulanmıştır. Meta analizinde, söz konusu bireysel çalışmalara ait pearson korelasyon katsayılarının ortalamaları ve örneklem sayıları dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda bireysel çalışmalara ait örgütsel öğrenme boyutları arasındaki ilişkilerin ortalamaları ve örneklem sayılarına göre genel etki yüksek ve pozitif yönlü çıkmıştır. Ayrıca Türk araştırmacıların Türkiye’de Türk organizasyonlarına uygulanan çalışmalar, yabancı araştırmaların yabancı ülkelerde yabancı organizasyonlara uygulanan çalışmalara kıyasla genel anlamda genel etkiyi daha fazla artırıcı olarak etkilemişlerdir. Sonuç olarak tüm bireysel çalışmalar ele alındığında, meta analizi sonucu bir organizasyonun çevre içinde uyum göstermesi ve çevre içinde yaşaması için Watkins ve Marsick’in (2003) belirttiği gibi örgütsel öğrenme sürecinin oluşması ve bu örgütsel öğrenme sürecinin sürdürülebilirliği için örgütsel öğrenme boyutlarının birbirlerini tamamlaması gerektiği kanısına varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTELLERİN F&amp;B BÖLÜMÜNDE KULLANDIKLARI MALİYET KONTROL SİSTEMLERİ: İSTANBUL ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37016</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37016</guid>
      <author>Ayşenur AKKAYAHalil AKMEŞE </author>
      <description>Maliyet kontrolü maliyeti düzenlemek ve aşırı maliyetlere karşı korunmak için kullanılmaktadır. İstenen kazancı elde etmek için tüm alanlarda maliyetler üzerinde yönetici güç uygulayarak yiyecek-içecek ve işgücü maliyetlerini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, F&amp;B bölümünde kullanılan maliyet kontrol sistemini yönetici ve personel açısından değerlendirmektir. Bu amaçla, İstanbul’da Nisan-Mayıs 2018 tarihleri arasında toplam 80 yönetici ve personele anket uygulanmıştır. Verilerin analizinde, yüzde-frekans, tek yönlü varyans (Anova) analizi ve bonferroni analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerine göre; F&amp;B’de sunum/görselliğin uygulanması, kullanılan besinlerin markalı ürünler olması, işletmede özel günlerin düzenlenmesi ve işletmede porsiyon oranının uygulanması maliyeti etkilemektedir. Ayrıca işletmenin çalışanlarla ilgili mali olmayan önlemleri çok fazla almadığı ve işletme sermaye yatırımlarını değerlendirmek için finansal yönlerin pek fazla belgelenmediği anlaşılmaktadır. Çalışmada kullanılan ölçeğin güvenilirliğine ilişkin gerekli analizler yapılmış güvenilirlik katsayısı p&lt;0,001 bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEDARİKÇİ SEÇİMİNİN HELÂL TURİZM KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37420</guid>
      <author>Ahmet Alper SAYINMahmut Gazi TUNÇ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler dahilinde Afyonkarahisar’da faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmelerinin helâl turizm kapsamında verdikleri hizmetleri ortaya koymaktadır. Afyonkarahisar’da merkezde yedi (7) adet faaliyet gösteren otel işletmeleri üzerinde durulmakta, Afyonkarahisar’da faaliyet gösteren otel işletmelerinin helâl turizm kapsamında sundukları hizmetleri belirlemek amacıyla yapılan araştırmada, ilgili otel işletmelerinin özellikle üst kademe ve orta kademe yöneticilere ulaşılamayan zamanlarda ise ön büro elemanları ile haberleşme sağlanarak istenilen bilgilere ulaşılması düşünülmüştür. Tablolaştırılan bu boyutlarda otellerde verilen hizmetler sunulmuştur. Buna göre, helâl turizm kapsamında verilen hizmetler incelendiğinde ise otel işletmelerinin hemen hemen tümünde odalarda dini gereçlerin bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan literatür taraması sonucunda ve edinilen mesleki tecrübe ile birlikte bu araştırmanın yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı ve Afyonkarahisar’daki beş yıldızlı otellerde helâl turizm konseptinde verilen hizmetleri ortaya koyması açısından önemli olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YILAN MOTİFLİ KÜTAHYA KADIN CEPKENLERİNİN MOTİF, DESEN VE KOMPOZİSYON ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39470</guid>
      <author>Müzeyyen AYGÜN</author>
      <description>Giysiler bir dönemin, bir ülkenin, bir topluluğun veya bir kişinin özelliklerini gösteren ürünlerdir. Sabır ve hünerle meydana getirilen giysiler; Anadolu insanının, ruhunun inceliklerini, hayat anlayışını, geleneğini-göreneğini daha birçok duygularını yansıtmaktadır. Bu duygular bazen çizgiyle, bazen renkle, bazen de motiflerde sembolik bir dille anlatılmaktadır. &#13;
Bu araştırmada, yılan motifli Kütahya kadın cepkenlerinin motif, desen ve kompozisyon özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda Kütahya ilinin tarihi gelişimi, coğrafi ve sosyal konumu, ekonomik, eğitim ve kültür durumları, Kütahya kadın cepkenleri ve motiflerin sembolik anlamları hakkında kaynak araştırmaları yapılmıştır. Ayrıca yılan motifli Kütahya kadın cepkenleri araştırılmış, giysi sahiplerinin izniyle giysilerin fotoğrafları çekilerek; giysilerin desenleri vektörel olarak çizilmiştir. Dört adet cepken’in renk, süsleme özellikleri, motif, desen, kompozisyon ve biçim özellikleri belirlenmiştir. &#13;
Araştırmanın evrenini Kütahya, örneklemini ise Kütahya ilinden bulunan dört adet cepken giysi oluşturmaktadır. &#13;
Araştırmada elde edilen sonuçlara dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1926 YILI MİLLİYET'İNİN BAŞMAKALELERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36903</guid>
      <author>Filiz ACAR ÇELİKER</author>
      <description>Milliyet gazetesi 1926 yılında yayın hayatına başlamaktadır. Bu yıl, Milliyet’in ilk yılıdır. 11 Şubat 1926 tarihinde birinci sayısı okuyucuyla buluşmuştur. Siirt Mebusu Mahmut Soydan tarafından yayın hayatına hazırlanmıştır. Her gazetede olduğu gibi Milliyet gazetesinde de başmakaleler vardır. Bu başmakaleler gazetenin zihnî yapısını göstermesi ve yazıldıkları konular açısından önem taşır. Milliyet gazetesinin başmakaleleri yazar kadrosunun sağlamlığı ve yazılan konuların dönemin güncel olaylarından izler taşıması açısından oldukça önemlidir. Bu yazılar başta Mahmut Soydan olmak üzere, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Ağaoğlu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Burhan Cahit Morkaya ve Milliyet imzalı yazılardır. Biz bu çalışmamızda Milliyet’te yazı yazmış olan yazarların başmakalelerini konularına göre sınıflandırarak dikkatlerinize sunmaya çalıştık. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GİRİŞİMCİ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN GİRİŞİMCİLİK NİYETİNE ETKİSİ VE DEVLET ÜNİVERSİTESİ İŞLETME BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36969</guid>
      <author>Meltem GIDIK Salih GÜNEY</author>
      <description>Girişimcilik konusu yaratmış olduğu katma değer açısından hem kişiler hem de devletler için önemli bir yere sahiptir. Girişimcilik ülkelerin ekonomik kalkınmalarının temelini oluşturmaktadır. Buna istinaden günden güne gelişen girişimcilik konusu her kesimi etkisi altına almaktadır.&#13;
Bireylerin sahip olduğu bir takım kişilik özellikleri onların girişimcilik niyetlerini etkilemektedir. Bu çalışmada, yenilikçilik, başarma ihtiyacı, risk alma, bağımsızlık arzusu, içsel kontrol odağı, belirsizliğe karşı tolerans ve kendine güven alt başlıkları altında incelenen kişilik özelliklerine ilaveten, literatürde incelenen tüm girişimci kişilik özellikleri açıklanmıştır. &#13;
Araştırma yüz yüze anket şeklinde toplamda 400 kişiye uygulanmıştır. Bunlardan 5 tanesi eksik cevap verdiği için araştırma dışı bırakılmıştır. Analiz sonuçlarına etki eden kişi ayısı toplamda 395’tir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEKTEP MÜZESİ DERGİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37335</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37335</guid>
      <author>Hatice Kübra ÖZDEMİR</author>
      <description>1828 Vakʻa-i Mısriyye ile basın hayatı başlayan Osmanlı’da, Cumhuriyet’e kadar her çeşit alanda pek çok eski harflerle basılmış gazete ve dergi bulunmaktadır. Bunlar birinci dereceden kaynak olmaları sebebiyle araştırmacılar tarafından günümüz Türkçe’sine çevrilmiş ve üzerine çalışmalar yapılmıştır. Özellikle son dönemde bu kaynaklara ilgi artmıştır. Ancak hala gün yüzüne çıkmamış dergi koleksiyonları bulunmaktadır. Mektep Müzesi, bu dergilerden biridir. Ahmet Edip tarafından çıkarılan Mektep Müzesi, II. Meşrutiyet’in son dönemleri ve I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesi olan çok önemli bir tarihte yayın hayatında yer almıştır. Ayrıca Halide Edip Adıvar ve Nakiye Elgün gibi dönemin önemli şahsiyetlerine de sayfalarında yer vermiştir. Siyasetten uzak kalmaya çalışarak ilmi ve fenni konulara odaklanmış ve okurlarını bu alanda yalnız memleket sınırları içinde değil tüm dünyada meydana gelen gelişmelerden haberdar etmek istemiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MERSİN- MUT HACI AHMETLİ MAHALLESİ DOKUMALARININ KOMPOZİSYON KURGUSU</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37342</guid>
      <author>Derya KONUK</author>
      <description>Bugüne kadar dokumayla ilgili yapılan araştırmalarda araştırmanın kapsamına giren dokumalar genel olarak kompozisyon teknik ve malzeme vb. incelenmiştir. Bu bakış açısının değişmesi, dokumalara estetik yorum yapabilmek için tarihi, sosyal kültürel gelişimini anlamak için elbette önemlidir. Bu araştırmada ise Mersin- Mut Hacı Ahmetli Mahallesi’nde alan araştırması yapılarak ait 10 dokuma seçilmiş kompozisyon kurguları tasarım ilkeleri açısından incelemeye çalışılmış ve sonuca gidilmiştir. Bu araştırmada dokumaların tasarım ilkelerinin uygulanması açısından bir model oluşturma gayreti taşınmaktadır. &#13;
Tasarımda kullanılan tasarım ilkeleri; Tekrar, Ritim, Denge (Simetrik Denge/Asimetrik Denge), Zıtlık (Renk zıtlık/Ölçüde zıtlık/ Yön zıtlık) Birlik, Egemenlik, Uygunluk, Koram. Bizim bu çalışmamızda Prof.Dr. İlham Enveroğlu ile dokumaya uygunluk bakımından Kompozisyon, Tekrar, Ritim, Denge (Simetrik Denge/Asimetrik Denge), Zıtlık (Renk zıtlık/Ölçüde zıtlık/ Yön zıtlık) Birlik, Egemenlik, Uygunluk ilkeleri belirlenmiştir. Bu ilkeler altında incelemek dokumalara farklı bir estetik yorumu getirecektir. İyi bir tasarımda tamamının ya da bir kaçının olması gereken bu ilkeler dokumayla ilgili literatürlerde olmasa da pratikte uygulanmış olduğunu görmekteyiz. Geçmişte tasarım ilkeleri dikkate alınmadan ortaya çıkarılan dokumalar tasarım ilkelerine uygun olarak tasarlandığında yeni bir bakış açısının ortaya çıkacağı düşünülmektedir.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ GELİŞEN KENT BAĞLAMINDA YEREL HALKIN TURİZM VE KÜLTÜREL MİRAS ALGISI: OSMANİYE YÖRESİ İÇİN ANKETE DAYALI BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37377</guid>
      <author>Salim KÖKSALMehmet CİHANGİR </author>
      <description>Kültürel miras ve turizm açısından yeterli potansiyele rağmen bazı bölgeler, iller bu potansiyeli yeterince değerlendirememektedirler. Osmaniye henüz yeni il olmuş, ekonomik ve sosyal atılımını henüz gerçekleştirmekte olan genç illerimizdendir. Genç bir il olmasına rağmen Osmaniye, tarihi kökenleri çok eskilere dayanan, birçok tarihi ve turistik kalıntılara sahiptir. Osmaniye’deki turizm potansiyellerinin tanıtımı, destinasyon çalışmaları kamu kurum ve kuruluşlarının çabalarıyla geliştirilmeye çalışılmaktadır. Oldukça zengin kültür ve turizm değerlerine sahip Osmaniye halkının turizm algısı gelişime ivme kazandırılması açısından önemlidir.&#13;
Bu çalışma Osmaniye halkının turizm ve kültürel mirasla ilgili algılarının ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Halkın kültürel miras ve turizme bakış açıları, bu potansiyellerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, turizmin ilin sosyo-ekonomik yapısını nasıl değiştireceğine ilişkin görüş ve düşüncelerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. &#13;
Anket uygulaması yapılan çalışma sonucunda Osmaniye halkının kültürel miras ve turizm ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığı, turizmin geliştirilmesinin Osmaniye’nin kalkınması için yeterli olamayacağı, kültürel turizme olumlu görmelerine rağmen sosyal yönden bazı tereddütleri olduğu bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIERKEGAARD FELSEFESİNDE BİREYİN “ETİK VAROLUŞ” TARZININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37392</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37392</guid>
      <author>Sibel KADIOĞLUEmel KOÇ</author>
      <description>Kierkegaard, çağının hâkim düşünce geleneği karşısındaki sorgulayıcı tavrı ve insanın yaşam alanına dönük önemli düşünceleri ile felsefe tarihinde yerini almıştır. O diyalektik ve ironik yöntemi, edebi üslupla birleştirdiği eserleri ile okuyucuyu, kendi yaşamına dönük içsel bir sorgulamaya çağırmaktadır. Onun özellikle Kant ve Hegel’in aklı merkeze alan felsefeleri karşısında geliştirdiği, bireyin varoluşunu anlamlandırmaya yönelik öznel hakikat anlayışı, bizi yeniden insanın doğasını düşünmeye zorlamaktadır. Kierkegaard, bir öğreti niteliği taşımayan ahlak anlayışında, evrensellik ve akılsallık ilkelerini tartışmaya açar. O yaşam alanında bireyin içsel yönelimi sonucu yaptığı seçim ve eylemleri, kendi hakikatine ulaşması noktasında değerli bulur.   &#13;
Bu çalışmada Kierkegaard felsefesine bütünlüklü bir yapı kazandıran varoluş alanları içerisinde bireyin etik konumu ele alınırken, ‘etiğin askıya alınışı’ problemi ile Kierkegaard’ın hedef olduğu eleştiriler değerlendirilecektir. Evrensel etik değerler karşısında bireyin Tanrı huzurunda varoluşunu öne çıkaran Kierkegaard’ın yaşam alanına dönük radikal görüşleri, yaşayan somut bir birey olabilmenin çağımızda </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTER TIBBİ MİKROBİYOLOJİ EĞİTİM LABORATUVARI RİSK ANALİZİ VE DEĞERLENDİRMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37401</guid>
      <author>Mert ŞENTÜRK</author>
      <description>İş sağlığı ve güvenliği kavramının ülkemizde gelişmesi ile tüm çalışma alanlarında önleme ve iyileştirme çalışmaları uygulanmaya başlanmıştır. Çalışma hayatında insana gelebilecek zararların önlenmesi veya mümkünse ortadan kaldırılması iş sağlığı ve güvenliğinin temel hedefini oluşturmaktadır. Laboratuvar ortamı çalışanlar için psikolojik/bedensel olarak zorlayıcı faktörler barındırmakla birlikte, tehlikeler ile iç içe olan bir çalışma alanıdır. Laboratuvar çerçevesinde karşılaşılabilecek riskler biyolojik, kimyasal, fiziksel, ergonomik risk etmenleri olarak 4 gruba ayrılabilir. Bu risk grupları çalışanlar için çok fazla yaralanma ihtimali içermektedir. Sağlık hizmetleri alanındaki eğitim laboratuvarlarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının önemi anlaşılarak önerilere uyumun bu istenmeyen durumlara karşı mücadele de etkin yollardan biri olduğu gözlenmiştir. Tıbbi Mikrobiyoloji Eğitim Laboratuvarı gibi özellikle sağlık alanında hizmet veren ve orta riskli olarak kabul edilen kurum veya kuruluşlardaki gerçek risklerin etkin olarak belirlenebilmesi amacıyla bu merkezlerde yapılan iş sağlığı ve güvenliği alanındaki daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu makalede, İstanbul Aydın Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Eğitim Laboratuvarında yapılan risk analizi ve değerlendirme çalışması hakkında bilgiler verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2014-2018’DE KÖRFEZ KRİZİNİN NEDENİ VE SONUCU	</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37853</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37853</guid>
      <author>Abdelbagi Omer Ahmed ABDELGADER</author>
      <description>Bu makale, 2014-2018 yılları arasında  Katar, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve Mısır arasında ortaya çıkan Körfez krizi tarihsel gelişimi ile ilgilidir. Araştırmacı, Körfez Krizinin köklerinin, Suudi Arabistan Krallığı'nın Katar topraklarına doğru genişleyen hırslarında, topraklarının bir uzantısı olarak 2014 yılına kadar dayandığı sonucuna varmıştır. Araştırmacının dolaylı sebep dediği şey budur. Araştırmacılar, acil nedenlerle ilgili olarak Katar’ın Müslüman Kardeşler ’deki konumunu, “Körfez İşbirliği Konseyi’nin devletleriyle Mısır’ı , Katarı temsil edilen  “Cezire  Kanalının pozisyonu” olarak özetlemektedir. Ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri  ve Mısır, Katar Devletinin Türkiye ve İran'a yaklaşmasından korkmasıdır. Makale, birinci ve ikinci Riyad Konferansı ve çıktılarını tartışmaktadır. Makale, 2017'deki krizin yoğunlaşmasına, ablukanın Katar Devletine uygulanmasına ve 2018 konsoloslar geri çekilmesini tartışmaya değinmektedir. Makale, Arap-Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika düzeylerinde Körfez-Katar krizinden uluslararası durumunu açıklamaktadır. Özellikle, makale, Avrupa Birliği ve Amerika'nın terörle mücadelenin savunucuları olma konumuna odaklanmaktadır. Son olarak, araştırmacı bu yazıda hem Katar hem de Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri için yerel ve küresel düzeyde Körfez krizinden kaynaklanan siyasi ve ekonomik yönden ortaya çıkan en önemli sonuçları açıklamaya çalışmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANKARA ETNOGRAFYA MÜZESİ’NDE YER ALAN HAMAYIL YA DA BUGÜNKÜ ADIYLA MUSKALIKLAR </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37859</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37859</guid>
      <author>İkbal Tuğçe ŞEN</author>
      <description>Eski dönemlerden itibaren günümüze ulaşan küçük el sanatları içerisinde kültürel gelişim açısından önemli olan eser gruplarından biri de muskalıklardır. Muska hastalıklardan, kötülüklerden korunmak için bir kâğıda, deriye ya da beze dualar yazılarak ve kutsal kitaplardan alıntılar yapılarak oluşturulan koruyucu unsurlardır. Muskalık ya da hamayıl ise bu yazıların korunması için hazırlanmış kaplardır. Muskalar ilk kullanım zamanlarında şekilden çok, yüklenen anlam doğrultusunda işlev kazanmıştır. Yani bir hayvanın tüyü, dişi ya da kemiği kullanılması örnek verilebileceği gibi; kişinin anlam yüklediği ve onu koruyacağına inandığı herhangi bir nesne de muska olarak kullanılmıştır. Zamanla bu koruyucu nesneler estetik kaygının oluşması sonucu belli bir şekil ve süslemeye tabi tutulmuştur ve günümüzde de sıkça karşılaştığımız üçgen, dörtgen, silindir biçiminde, içerisinde yer alan muskaları korumak için bir çeşit koruyucu kaplar oluşturarak meydana getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ KOÇLUK BECERİLERİNİN AKADEMİK BAŞARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39276</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39276</guid>
      <author>Fatma SİNECENOsman SİNECEN</author>
      <description>Gelişen ve değişen teknoloji eğitimde değişim ve gelişimi de yanında getirmiştir. Eğitimde öğretmenin amacı bilgiyi veren ve öğreten kaynak olmaktan, bilgiye ulaşma yolunda rehberlik eden danışmanlığa doğru değişmiştir. Öğretmenler öğrencilere koçluk yapan ve bilgiye kendilerinin ulaşmalarını sağlayan temel danışmanlar haline gelmektedir. &#13;
Öğrencilerin başarısında temel olan öğretmenlerin koçluk becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Eğitimde devamlılık ve kalite için öğrencilere takviye ve destek sağlayan öğretmenler öğrencileri yönlendirmeleri ve desteklemeleri gerekmektedir. Koçluk becerilerini geliştiren öğretmenler öğrencileriyle daha iyi ilişkiler kurabilmekte ve öğrencilerin başarısına daha fazla katkı sağlamaktadırlar. Öğretmenlerin başarı bir şekilde çalışmaları kariyerlerini olumlu etkilemekte ve daha başarılı akademik eğitim sağlayabilmektedirler. &#13;
Bu çalışmada koçluk becerilerine sahip öğretmenlerin akademik başarılarında daha iyi durumda olduklarını ortaya konulmak için bu çalışma yapılmıştır. Eğitim fakültelerinde eğitim gören öğretmen adaylarının koçluk becerileri ve derslerindeki akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Yapılan çalışmanın araştırma grubu Pamukkale Üniversitesinde Eğitim Fakültelerinde eğitim gören 200 öğrenciden oluşmaktadır. Yapılan çalışmada öğrencilere 20 soruluk üç alt boyutlu anket uygulanmış ve öğrencilerin üniversite derslerinden aldıkları akademik notlarla karşılaştırma yapılmıştır. &#13;
Yapılan araştırmada veriler AMOS programında değerlendirilerek yapısal eşitlik modeli doğrultusunda değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada öğrencilerin akademik başarıları ile koçluk becerileri arasında ilişki bulunmuştur. Çalışmada koçluk becerileri üç alt boyutta incelenmiş ve bu alt boyutlarla olan ilişkileri yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Koçluk becerilerinin tüm alt boyutlarının akademik başarıyla ilişki olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının koçluk becerilerini geliştirdiklerinde akademik olarak da gelişme kat ettikleri ortaya çıkmıştır. Akademik başarı için gerekli olan problem çözme, eleştirel düşünme ve sorunlar karşısında çeşitli yaklaşımlar kullanma gibi birçok önemli kavram koçluk becerileri içinde geçerli olmaktadır. Koçluk becerilerine sahip olan öğretmen adaylarının mesleki ve akademik başarılara sahip olabilecekleri ortaya konulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ ROMANLARIN KARAKTER EĞİTİMİ AÇISINDAN İNCELENMESİ: GAZİ KADIN / FATMA TEĞMEN ÖRNEKLEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39307</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39307</guid>
      <author>Reyhan KORKMAZŞerife AKPINAR</author>
      <description>Karakter eğitimi, bireyin kişisel özelliklerine olumlu yönde kazanımlar sağlamaktır. Karakter toplum içerisinde insanın nasıl bir varlık olduğunu ortaya koyar. İnsanın karakterine ve yaptığı davranışlara bakılarak onun iyi, kötü, dürüst vb. kişisel özelliklere sahip olduğunu gösterir. İnsanın özelliklerinin daha iyi ve olumlu yönde olması için karakteri sağlam bireyler yetiştirmek geleceğimiz için önemlidir. Böyle bir nesil yetiştirmek için karakter eğitimi aile ve çevrenin yanı sıra, eğitimcilerin de önem verdiği konular arasında olmalıdır. Bu bağlamda; İbrahim Ünsal’ın Tarihî Romanı Gazi Kadın/Fatma Teğmen başlıklı romanındaki açık (devingen)  karakterde olan kahramanın kişisel özelliklerinin çocukların karakterlerine eğitsel yönden olumlu ya da olumsuz ne kattığının incelenmesi amaçlanmıştır. &#13;
Çalışma kapsamında nitel araştırma deseninde gerçekleştirilen doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan literatür taraması ile romanda açık karakterde olan kahramanın kararlı, vatansever, kahraman, inançlı, fedakâr vb. karakteristik özellikleri belirlenerek çocukların karakterlerine etkileri incelenmiştir. &#13;
İbrahim Ünsal’ın incelenen romanındaki açık karakter aktif olarak romanda başkahramandır. Gazi Kadın/Fatma Teğmen romanında vatansever, kararlı, inançlı, fedakâr, kahraman vb. karakteristik özellikler tespit edilmiş ve bu özelliklerin çocukların karakterlerine olumlu yönde yansıyabileceği görülmüştür. Romanın çocukların karakterlerinin gelişmesi açısından olumlu özellikler taşıdığı ve çocuklara gönül rahatlığı ile tavsiye edilebilecek romanlardan olduğu da söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DİJİTAL BAĞIMLILIKLARININ İNCELENMESİ: ATÇA MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39314</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39314</guid>
      <author>Güliz Müge AKPINAR</author>
      <description>İnsanın hayatına getirdiği sayısız faydalara rağmen; kişinin teknoloji kullanımı üzerindeki kontrolünü kaybetmesi ve teknolojiyi belirli ölçü ve sınırların dışında kullanması kişinin bazı olumsuzluklarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Birey, internet ya da dijital ürünlere ulaşamadığında yoksunluk hissetmeye başladığı andan itibaren dijital bağımlılık yaşamaya başlamaktadır. Günümüzde diğer bağımlılık türleri kadar etkili bir sorun haline gelen dijital bağımlılık yalnızca teknoloji ile doğan kuşaklar için değil, teknolojiyle sonradan tanışan kuşaklar için de ciddi bir tehlike olmaktadır. Bu bağımlılığın dünyada en hızlı yayılan bağımlılıklardan biri olma özelliği taşıması, bu konudaki tehlikenin de büyüklüğünün göstergesini oluşturmaktadır.&#13;
Bu çalışmada, Atça Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin dijital bağımlılık düzeyleri incelenecektir. Çalışmada, Arslan, Kırık, Karaman ve Çetinkaya tarafından 2015 yılında geliştirilen Dijital Bağımlılık ölçeği kullanılmıştır. 5’li likert ölçeğine göre hazırlanan ve toplam 29 sorudan oluşan ölçek sosyal medya bağımlılığı, oyun bağımlılığı ve günlük hayata etki boyutlarından oluşmaktadır. Örneklemin demografik özelliklerinin de ortaya koyulacağı çalışmada, katılımcıların dijital bağımlılık düzeyleri SPSS paket programıyla analiz edildikten sonra, çıkan sonuçlar doğrultusunda öneri ve çözüm önerileri sunulacaktır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM OKULLARINDA ÖĞRETMEN TAKIMLARI VE LİDERLİĞİNİN ÖĞRENCİ BAŞARISI ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39326</guid>
      <author>Sevi ÇALIKMünevver ÇETİN , Yusuf ALPAYDIN</author>
      <description>Çalışmada, İstanbul İli içerisindeki çeşitli randomize seçilmiş olan okullardaki öğretmen takımları ve öğretmen liderlikleri ölçülerek, bu okulların öğrenci başarıları ile öğretmenlerin takım ve liderlik dereceleri arasındaki ilişki incelenmiştir Çalışma sonuçlarına göre takım çalışması ve liderlik algıları demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemektedir (p&gt;0,05). Liderlik uygulamalarında sadece içsel liderlik boyutu medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir (p&lt;0,05). Takım çalışması ile liderlik boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p&gt;0,05). Okul başarı sırasının takım çalışması (r=0,308; p&lt;0,001) ile hem de dışsal liderlik (r=0,256; p&lt;0,001) ile istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Takım çalışmasının okul başarısı özerindeki etkisinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Nitel analiz sonuçları, genel olarak öğretmenlerin liderlik ve takım çalışmasına uyumlu yapılarının olduğunu, ancak bu kavramların yeterince incelenmediğini ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


