






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2019 Sayı 92</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=766</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>BİR ESİN KAYNAĞI OLARAK ÇATALHÖYÜK MİMARİSİNİN EV/YUVA KAVRAMI ÖZELİNDE MEKAN-BELLEK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ VE BİREYSEL SÖYLEMLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36564</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36564</guid>
      <author>Naile ÇEVİK, Muna SİLAV</author>
      <description>Antik dönemden günümüze kadar olan süreçte, avcı-toplayıcı toplumlardan modern yaşam alanlarına gelinceye kadar ki zamanda, insanlık tarihi oldukça değişken koşullardan geçmiştir. Ancak tüm bu koşulların ortak mekanı, yaşam alanı olarak ev’dir. Tarihsel süreç değerlendirildiğinde ev, barınma ve sığınma koşullarını sağlarken, değişen kültürel-sosyal koşullar ve teknolojik unsurların bir yansıması olarak, kimlik, kültür ve aidiyeti de barındıran bir yapıya bürünür. Bu yapının içinde açık ve gizli anlamların yanı sıra karşılıklı paylaşılan deneyimlerin odağında yine insan/birey vardır. Ev kavramının yuva kavramına dönüşmesi özellikle bireyselleşme ve öznelleşmenin yanı sıra kimlik, kültür, bellek ve aidiyet kavramlarını da yakından çağrıştırır. Antik döneme tarihlenen ve günümüzde de oldukça önemli bir arkeolojik buluntu özelliği gösteren Çatalhöyük’te yer alan nizami ev mimarisi artistik bir unsur olarak sanatçıların da dikkatini çekmektedir. Çatalhöyük mimarisinin ana unsurlarından olan ev planları, esin kaynağı olarak mekan-bellek açısından ev/yuva özelinde, Naile Salman Çevik’in seramik/baskı resimlerinde ve Muna Silav’ın suluboya çalışmalarında özgün bireysel uygulamalar bakımından dikkat çekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOÇUK HEMŞİRELİĞİNDE VE HEMŞİRELİKTE TÜKENMİŞLİK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36574</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36574</guid>
      <author>Huriye Demet CABAR, Gökay TAŞKAYA , Melek ERSOY KARAÇUHA</author>
      <description>Bu çalışmada çocuk hemşireliğinde ve hemşirelikte tükenmişlik hakkında bilgi paylaşmak amaçlanmıştır. Çalışma derleme olarak planlanmış olup, çeşitli araştırma ve literatürlerde konuyla ilgili taramalar yapılmıştır. Derleme içerisinde; tükenmişlik kavramı, tükenmişliğin değerlendirilmesi, tükenmişliğin nedenleri arasında bireysel faktörler, kurumsal faktörler, tükenmişliğin belirtileri ve tükenmişlikle baş etme yolları ile hemşirelikte ve çocuk hemşireliğinde hem tükenmişlik durumdur. Sonuç olarak, tükenmişlik birçok yönüyle değerlendirilmesi gereken oldukça önemli bir durum olup, hem insan sağlığını hem de iş verimini etkileyebilen bir husustur. Çocuk hemşireliğinde ve hemşirelikte de tükenmişlikle karşılaşılabilmektedir. Ancak hemşireler profesyonel rolleri gereği hasta/sağlıklı birey ve yakınlarıyla, diğer sağlık ekibi üyeleri ile çok yoğun bir şekilde iletişim ve etkileşim halindedir. Bu nedenle, tükenmişliğin erken dönemde öngörülerek gerekli tedbirlerin alınmasının kişilere olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>آليات بناء الرؤية عند المخرج في المسرح المعاصر</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36621</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36621</guid>
      <author>Yahya Salim SULEIMAN ISSA</author>
      <description>هدفت هذه الدراسة إلى التعرف على آليات بناء الرؤية عند المخرج في المسرح المعاصر، وقد تناول الباحث الجوانب الوظيفية للمسرح عند المخرج المعاصر، وآليات الاشتغال على عناصر العرض المسرحي من خلال توظيف العناصر الأساسية في عملية الإخراج وهي (التكويـن، التصويـر التخيلي، الحـركـة، الإيقاع، والتصوير الدرامي بالحركة الإيحائية الصامتة "البانتوميم")، ويمكن القول أن المخرج المعاصر قد وجه الاهتمام نحو الـدور الوظيفـي لعناصـر العـرض المسرحـي كونهـا تشكـل العناصـر السياقيـة للعـرض ضمـن إطاره الفلسفي والجمالي العام، وبما يتوافق مع الاشتغال على الفضاء المسرحـي وتشكيلاته المكانية، وقد اتبع الباحث في دراسته المنهج الوصفي التحليلي، ويمكن لهذه الدراسة أن تحقق الفائدة للعاملين في مجال المسرح من مؤلفين ومخرجين ونقاد، وكذلك تقديم الفائدة للمؤسسات الأكاديمية التي تعنى بالمسرح ككليات ومعاهد الفنون الجميلة.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLIDA VİLAYET MECLİS-İ UMUMİLERİ VE 1338 (1922) TARİHLİ MARAŞ MECLİSİ UMUMİSİ GÖRÜŞMELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36546</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36546</guid>
      <author>Erhan ALPASLAN</author>
      <description>Ülke yönetiminde merkezi ve yerel yönetimin işleyiş tarzı ve örgütlenme biçimi yöneten ve yönetilen ilişkileri açısından büyük önem arz etmektedir. Zira tarih boyunca toplumlar belli bir düzen içerisinde yaşayabilmek için siyasi bir örgütlenme arayışı içinde olmuşlar ve bu durum devlet denilen yapıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Devlet yapılanması içerisinde yönetimde merkez ve yerel ilişkilerin daha uyumlu bir şekilde işleyişini sağlayan birtakım mekanizmalar oluşturulmuş ve zaman içerisinde de bazı değişikliklere gidilmiştir. Merkezi yönetimin dışında vilayet ve sancaklardaki yönetimlerdeki örgütlenme biçimlerinin ortaya konulması hem ülkenin hem de yerel yönetimlerin durumlarının anlaşılması bakımdan büyük önem taşımaktadır. Merkeziyetçi ve mutlakıyetçi bir yapıya sahip olan Osmanlı devletinde merkez ve taşra yönetiminde zaman içerisinde bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Osmanlı taşra yönetiminde yapılan en önemli değişikliklerden biri de Vilayet Genel Meclislerinin kurulmasıdır. Bu Meclisler adeta bir danışma meclisi görevini yerine getirmiş ve Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. Vilayet Genel Meclisleri merkezi otoritenin daha sağlam bir yapıya oturtulabilmesi ve taşrada düzenin daha iyi sağlanabilmesi için merkezden gönderilen talimatlara göre hareket etmiş ve vilayetin sağlık, eğitim, ziraat ve nüfus vb. gibi birçok sorunları üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmada Maraş Meclis-i Umumisi’nin 1338/1922 yılına ait tutanağından istifade edilmiştir. Tutanak 12 oturumdan oluşmaktadır. Bu oturumlarda bölge ile ilgili gündeme gelen konular; başta eğitim olmak üzere bayındırlık, sağlık, nüfus, bütçe ve diğer meseleler müzakere edilmiştir. Yapılan bu görüşmelerde Meclis başkanı ve diğer üyeler gündemdeki konular ile ilgili görüşlerini dile getirmişlerdir. Bu çalışmada ana kaynak olarak Maraş Vilayeti Genel Meclis Tutanağı kullanılmıştır. Çalışmanın temel amacı hem Maraş Vilayet Meclisinin çalışmaları hem de bölgenin bu dönemdeki sosyo-ekonomik yapısının ortaya konulmasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURŞUNLU CAMİİ (ESKİGEDİZ/KÜTAHYA)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36549</guid>
      <author>Türkan ACAR</author>
      <description>Kütahya ili, Gediz ilçesi, Eskigediz beldesinde tescilli on iki cami bulunmaktadır. Çoğunlukla ahşap tavanlı bu camiler içerisinde, Kurşunlu Camii, kare planlı, kübik gövdelidir. Yapı, pandantif geçişli bir kubbe ile örtülü harim, harimin kuzeyinde üç birimli bir son cemaat yeri ve minareden oluşmaktadır. Cami, Eskigediz’deki pek çok yapıda da olduğu gibi, 1970 yılında meydana gelen Gediz depreminde tahrip olmuş, kubbesi, duvarlarının büyük bölümü, son cemaat yeri ve minaresi çökmüştür. Tarihi eserlerde yapılacak dönem müdahaleleri ve onarımlar, yapının plan, malzeme ve süsleme detayları ile aslını korumalı ve herhangi bir yanılgıya sebep vermeden yapılmalıdır. 1970 depreminden sonra ibadete kapalı olan cami, onarım ilkelerine uygun şekilde 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış ve yeniden ibadete açılmıştır. Çalışmamızda yerinde incelenen Kurşunlu Camii, plan ve mimari özellikleri Sanat Tarihi metodolojisi ile tanıtılmış, benzer örneklerle karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CLEMENT GREENBERG BİÇİMCİLİĞİ BAĞLAMINDA AMERİKAN SOYUT SANAT HAREKETİNİN SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ POLİTİKALARI İLE İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36556</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36556</guid>
      <author>Zafer GÜNGEN</author>
      <description>20. yüzyıl insanlık tarihinin en hızlı gelişim ve dönüşümüne sahne olmuştur. Dünya ölçeğinde gerçekleşen krizler ve savaşlar, yalnızca coğrafi sınırları değil, o coğrafyalarda yaşayan insanları da değiştirmiştir. Endüstri devriminin sosyolojik etkileri ile birlikte oluşan yeni sınıfsal ortamın gereksinimleri de farklılaşmıştır. Günlük yaşamın içerisinde yeniden halkın ulaşabileceği bir sanat fikri ortaya çıkmıştır. Sanatçılar da aristokrasinin çöküşünü ve yeni ekonomik sınıfların doğuşunu takip etmiştir. Yenidünya olarak adlandırılan Amerika kıtası, göçmenlerin kurduğu bir yerleşik düzen olması nedeniyle farklı görüş ve düşüncelere açık yapısıyla öne çıkmıştır. 2. Dünya Savaşı’nın son bulmasının ardından iki kutuplu dünya düzeni içerisinde sıkışan sanat ortamı ve sanatçılar, sanatın merkezinin Avrupa’dan Amerika’ya taşınmasını sağlamıştır. Bu hareket dünya sanat tarihini de köklü biçimde değişime uğratmıştır. Bu çalışma; Soğuk Savaş dönemini hazırlayan sebepler, sürecin ilerleyişi ve son bulmasına kadar yaşanan dönem içerisinde, sanat ortamında yaşanan hareketliliğin bağlantılarını sorgulamak ve analiz etmek amacındadır. Clement Greenberg gibi çok güçlü bir kimliğin “biçimci” yaklaşımını temel alarak, bizzat desteklediği Amerikan Soyut Sanatı ya da Soyut Dışavurumculuk hareketi üzerinden, Soğuk Savaş dönemi Amerikan politikaları ile bağlantıların irdelenmesi, çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışma Soğuk Savaş öncesinde yaşanan gelişmeler, Soğuk Savaş süreci ve bu süreç içerisinde yaşanan durumu kapsamaktadır. Clement Greenberg’in biçimci yaklaşımının teorik temelleri ışığında, gerekli literatür araştırması yapılmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler, detaylı olarak konu üzerine odaklanmış araştırmalar, tartışmayı şekillendiren kaynaklar ve onaylanmış ifadeler seçilerek düzenlenmiştir. Konu içerisinde önemi bulunan ve yazılı metni destekleyecek görseller de eklenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL MEDYA UYGULAMALARININ SEYAHAT ACENTELERİNİN MARKALAŞMA ÇABALARINA ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: SAKARYA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36600</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36600</guid>
      <author>Lütfi Mustafa ŞEN, Zeynep ELMAS BENLİ</author>
      <description>Sosyal medyanın gücü günümüzde tartışması sona ermiş bir konu olup her işletme bunun bilincinde hareket etmekte ve faaliyetlerini sosyal medyaya kaydırmaktadırlar. Marka değerinin büyük önem taşıdığı günümüzde sosyal medyanın da marka değeri üzerinde önemli etkileri olduğu düşünülmektedir ancak seyahat acenteleri için aynı durumun geçerli olup olmadığı henüz tam olarak yanıtlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı; seyahat acentelerinin sosyal medya kullanımlarının markalaşma süreci üzerindeki etkileri araştırılması ve bu etkilerin belirlenmesidir. Bu doğrultuda Sakarya ilinde 100 tüketicinin katılım gösterdiği örneklem ile yapılan saha çalışmasında yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmış ve SPSS 18.0 programında analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde seyahat acentelerinde sosyal medya kullanımının markalaşma sürecinde olumlu bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte katılımcıların cinsiyeti, medeni durumu ve seyahat acentelerinden tatil satın almaları konuya ilişkin görüşlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa yol açmazken, yıllık ortalama tatil sayısının ve seyahat acentelerini sosyal medya araçlarından takip etmelerinin katılımcıların görüşlerinde farklılığa yol açtığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLGİ YÖNETİMİ ÖZELİNDE ENTELEKTÜEL SERMAYENİN ARTAN ÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36540</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36540</guid>
      <author>Erkan PERKTAŞ</author>
      <description>Bilgi çağı olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz dönemde, örgütlerin başarı ölçütü, maddi ve mali kaynaklardan ziyade, elinde bulundurduğu entelektüel sermayeyi nasıl yönettiğine bağlanmıştır. Örgütlerin değeri, yalnızca sahip oldukları finansal varlıklarla ölçülmekten çıkmış, sahip oldukları bilgi, tecrübe, nitelikli işgücü gibi entelektüel unsurlarla değerlendirilmeye başlamıştır. Entelektüel sermaye, insanın sahip olduğu bilginin değeridir. Aynı zamanda entelektüel sermaye, örgüt çalışanlarının kişisel olarak kendilerine verilmiş olan görevleri yapabilmesi için sahip oldukları ve kullandıkları bilgilerin, yeteneklerin, becerilerin ve yaratıcılık özelliklerinin bir bütün olarak bir araya getirilmiş halidir. Bu sermaye türü, örgüte ait olan değerleri, örgüt kültürünü ve felsefesini kapsamaktadır. Bu çalışmada, entelektüel sermaye kavramından bahsedildikten sonra, bilgi yönetimi açısından örgütlerdeki artan önemine değinilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL KÜLTÜRÜN ÜSTÜN YETENEKLİ/ZEKÂLI ÇOCUKLARIN RESİMLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36557</guid>
      <author>Atilla ŞİRİN</author>
      <description>Günümüz dünyasında, teknolojideki gelişmeler, her alanda olduğu gibi çevremizde bulunan görsellerin ve görüntü üreten araçların (nesnelerin) artmasını ve çeşitlenmesini de sağlamıştır. Bu durum, televizyonlar, gazeteler, dergiler, internet, dijital imgeler, cep telefonları, multi-medya araçları, bilgisayar oyunları, moda, reklâm panoları, işyeri vitrinleri ve şehir mobilyaları gibi imgeler üreten veya barındıran unsurlardan oluşan görsel kültürün bireyleri ve modern toplumları biçimlendirmesine neden olmaktadır. Bu biçimlendirmenin en çok etkili olduğu kesimi ise çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar, bu biçimlendirmenin sonucunda orta çıkan duygu ve düşüncelerini resim aracılığı ile anlatma yolu bulurlar. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ise yaşıtlarından farklı olarak sahip oldukları özellikleri vasıtasıyla bu anlatımlarını daha farklı bir şekilde ortaya koyarlar. Araştırmanın amacı, üstün yeteneğe/zekâya sahip çocukların çizimleri üzerinden görsel kültür algılamalarındaki üsluplarını anlamaktır. Bu bağlamda; üstün yetenekli/zekâlı çocukların görsel kültürün hangi elemanlarından etkilendikleri, çizimlerinde ne tür imgeler kullandıkları, görsel kültür imgelerinin etkileri ve yapılacak olan resim etkinliğinin sonunda ne öğrenecekleri üzerine odaklanılmıştır. Bu çalışma, nitel bir araştırmadır. Çalışma grubu, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında farklı illerdeki Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) 8–12 yaş aralığındaki 3., 4., 5. ve 6. Sınıfta öğrenim gören rastgele seçilmiş 207 üstün yetenekli/zekâlı çocuktan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, üstün yetenekli/zekâlı çocuklardan çevrelerinde gördükleri görsel imgelerle ilgili resim çizmeleri istenmiştir. Çocukların çizimleri ve kâğıt arkasına yazdıkları metinler resimlerin değerlendirilmesi için kullanılmıştır. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, üstün yetenekli/zekâlı çocukların görsel kültür elemanlarından çeşitli biçimlerde etkilendikleri, bu etkilenmeleri çizgisel anlatım biçimlerine yansıttıkları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK GİTARDA ROMANTİK VE MODERN TEKNİK METODLARIN BAKIŞ AÇILARINDAKİ FARKLILIKLAR YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36562</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36562</guid>
      <author>Bülent ERGÜDEN</author>
      <description>Klasik gitarda 1980’lere kadar uzanan Romantik performans geleneği, kendi müzikal anlayışına uygun bir teknik yaklaşım ortaya koymuştur. 1980 sonrası hakim olmaya başlayan yeni anlayış ise gitar tekniğini çok yönlü bakış açısı değişiklikleriyle modifiye etmiştir. Bu gelişmenin performans ve gitar eğitimine yansıması sistematik açıdan yeterli görülmemektedir. Farklılıkların kutuplaşma olarak görülmesi eğitimde sorunlar yaratmaktadır. Klasik müzikte öne çıkan “tarihsel farkındalıklı performans” anlayışının klasik gitar üzerindeki yansıması ve giderek gelişen bilgi toplumunun getirdiği avantajlar gitarda farklı ve üst düzey teknik becerilere yol açmıştır. Bu sürecin gitarın iç dinamiklerinden ziyade dışsal etkilerle gerçekleşmesi metodolojik açıdan sorunlar oluşturmuştur. Bu çalışmada Romantik dönemden Emilio Pujol’un metodu ve Vladimir Bobri’nin “The Segovia Technique” adlı kitabı, Modern dönemden ise Hubert Kappel ve Scott Tennant’ın metotları karşılaştırmalı olarak analiz edildi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AFYONKARAHİSAR GELENEKSEL İŞLEMELERİNİN ÖZELLİKLERİ VE KULLANIM ALANLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36575</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36575</guid>
      <author>Ülkü KÜÇÜKKURT</author>
      <description>Geleneksel sanatlarımız içinde yer alan işlemeler, teknik, desen ve kompozisyon çeşitliliği ile kültürümüzün zenginliğini yansıtmaktadır. Türkler, günlük hayatta ve özel günlerde kullanılacak tüm eşyalarının estetik değer taşımasına dikkat etmiştir. Afyonkarahisar işleme örnekleri bu özellikleri içermesi açısından güzel bir örnektir. Giyim ve günlük kullanım eşyaları içinde, işleme sanatının seçkin örnekleri bulunmaktadır. Afyonkarahisar işlemelerinde hesap işi, tel kırma, tel sarma, dival işi, pesent gibi teknikler uygulanmış, bazı işlemelerde ipek, pamuk, altın, gümüş sim iplikler kullanılmıştır. İşlemelerde, atlas, ipek, pamuk, keten, pamuk-keten dokuma kumaşlar tercih edilmiştir. Geleneksel işleme tekniklerinin uygulanması günümüzde azalmış, yerini makine nakışları almıştır. Bazı kamu kurum ve kuruluşları açmış oldukları kurslarla geleneksel işleme tekniklerinin devam etmesi için çaba göstermektedir. Bu araştırmada alan araştırması yöntemi kullanılarak, bazı sandık ve koleksiyonlarda bulunan işlemelerin teknik ve sanatsal özellikleri tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı, tespit edilen bilgilerin ileride yapılacak yeni araştırmalara kaynak olmasını sağlamaktır. Sonuç kısmında elde edilen veriler değerlendirilmiş, işleme sanatımızın sürdürülmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERBAYCAN ÇOCUK EDEBİYATININ EĞİTİMSEL REALİST AŞAMASINDA DİNİ DEĞERLERE YÖNELİK TUTUM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36623</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36623</guid>
      <author>Sevinj RASULOVA</author>
      <description>Azerbaycan çocuk edebiyatı, 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktı. 20. yüzyılın başlarında, ilk gelişme aşaması ile formalize edildi. Bu dönem, çocuk edebiyatımızın aydınlanmış realist aşaması olarak da tanımlanmaktadır. Dikkatimizi çeken ana konulardan biri dini değerlere yönelik tutum sorunudur. İlerici entelektüel Azerbaycan aydınları, öğrencileri için dini ders kitapları yazmaya başladılar. Ayrıca, önemli dini içerikli bilimsel ve sanatsal çalışmalar Azerbaycan dilinde yazılmakta ve çocukların görüşlerine sunulmakta idi.Yirminci yüzyılın başında, önemli bir başarı kazandı. Genel olarak, 19. yüzyılın ikinci yarısı ve yirminci yüzyılın, Azerbaycan çocuk edebiyatının gelişiminde aydınlanmış, gerçekçi bir sahne olarak nitelendirildiği görülmektedir. Çünkü ulusal dilde "azınlıklar" kelimesinin hazinesinin yükselişinin yanı sıra Sovyet döneminden önceki yükseliş, okul ve pedagojik çevrenin eğitim hayatı ile tamamen bağlantılıydı. Yani, ulusal çocuk edebiyatımız, Rusya'nın Azerbaycan'ı işgalinden sonra ortaya çıkan yeni tür okul ve eğitim atmosferiyle ciddi şekilde bağlantılıydı. Bu ortam, Azerbaycan'da çocuklar için kendi dillerinde din edebiyatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. 19. yüzyılın son on yılında, bir kural olarak, dini edebiyat Farsça, Arapça'da varlığını sürdürüyordu, bunun nedeni yerel dilin Arapça konuşan Farsça bilgeler tarafından eğitim ve öğretim alanlarından kaldırılmasıydı. Orta Çağ boyunca, mollahane ve medreselerin öğretimi tamamen Arapça olarak yapıldı ve milli lisanda eser yaratılmasına gerek görülmedi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HABER ÇERÇEVELEMEYE İLİŞKİN BİR İNCELEME: ÇİFTLİK BANK ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36636</guid>
      <author>Neslihan KILIÇ</author>
      <description>Haber metni içinde gerçekliğin belli yönlerini seçme ve onu önemli hale getirme şeklinde tanımlayabileceğimiz “haber çerçevelemesi” özellikle 1980’li yıllardan itibaren iletişim alanında yapılan araştırmalarda sıklıkla ele alınan konuların başında gelmektedir. Haber çerçeveleriyle, olaya ilişkin problemi tanımlama, bunları ortaya çıkaran sebepleri belirleme, konuyla ilgili ahlâkî yargılarda bulunma ve çözüm üretme konusunda okuyucu yönlendirilir. Türkiye’de 1990’lı yılların başında yaşanan “Titan Saadet Zinciri” dolandırıcılığından sonra geniş çaplı ikinci bir saadet zinciri vakası da Mehmet Aydın tarafından 2016 yılında kurulan Çiftlik Bank ile yaşanmıştır. Çiftlik Bank dolandırıcılığıyla ilgili olarak medyada kullanılan haber çerçevelerinin incelendiği bu çalışmada www.milliyet.com.tr adresinde yer alan haberler örneklem olarak alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞ-AİLE ÇATIŞMASININ İŞ STRESİ’NE ETKİSİ: BİŞKEK TURİZM SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR ALAN ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36582</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36582</guid>
      <author>Mehmet ULUTAŞ, Aymira İSMAILOVA</author>
      <description>İş-aile çatışması, iş ve aile rollerine ilişkin taleplerin çakışmasıyla ortaya çıkan bir çeşit iki rol arasında kalma halidir. Çalışma, bir alan araştırmasından yola çıkarak, iş-aile çatışması ve iş stresi arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmanın örneklemini, Kırgızistan’ın başkenti olan Bişkek’teki turizm sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Elde edilen veriler üzerinde faktör analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, zaman, gerilim ve davranış bazlı işin aileye karışması ve zaman ve davranış bazlı ailenin işe karışması ile zamana dayalı iş stresi arasında anlamlı bir ilişki vardır. Ancak gerilim bazlı ailenin işe karışmasıyla zamana dayalı iş stresi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öte yandan, hem gerilim hem de davranış bazlı işin aileye karışması ile kaygı temelli iş stresi arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, zaman baslı işin aileye karışması ve zaman ve gerilim bazlı ailenin işe karışması ile kaygı temelli iş stresi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANNE-ÇOCUK-NİNNİ MOTİFİNİN ÇOCUĞUN MÜZİKSEL GELİŞİMİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36516</guid>
      <author>Saibe Özlem KAYA, Berna ÖZKUT , Cenk ÇÖL</author>
      <description>Ninni, anne ile bebek arasında kurulu müzikal bir duygusal bağdır. Ninniler anne sesi ve ezgiyle icra edildiklerinden “anne şarkısı” olarak da adlandırılabilirler. Ninni, aynı zamanda anne tarafından bebeği uyutmak için söylenen; doğrudan, kısa ve öz bir mesaj ileten, sözcüklerin, müziğin, hareket ve ritmin bir araya getirildiği bir şarkıdır. Ninnilerin müzik ile iç içe olması, bebeklerin kulaklarında güzel bir etki bırakması, hayatın ahenk unsurlarını ilk günden itibaren onlara aşılaması, onları diğer türlerden farklı kılmıştır. Bebeklikten itibaren işitsel algı eğitimi ile başlayan müzik eğitimi çocukların konuşmasında, kavramları öğrenmesinde, vücudunu koordineli bir şekilde kullanmasında etkili olmaktadır. Müzik ve ritmik hareketleri içeren ninniler sayesinde anne bebeği ile çok yönlü bir iletişim kurar. Bu çalışmada, anne-çocuk-ninni motifi çerçevesinde ninnilerin çocuğun müziksel gelişimine etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Çocuğun müziksel gelişimi, doğum öncesi dönemde temellenerek, ergenlik döneminin ortalarına kadar geçirdiği ve sürekli ilerleme gösteren müziksel değişim olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda müziksel gelişim sürecinde, anne-çocuk-ninni motifi önemli rol oynar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUKLARI MONTESSORİ EĞİTİMİ ALAN EBEVEYNLERİN “MONTESSORİ EĞİTİMİ” ALGISI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36527</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36527</guid>
      <author>Esra Betül KÖLEMEN, Emine BOZKURT , Tuğba ABANOZ , İlkay ULUTAŞ</author>
      <description>Bu araştırma çocukları Montessori eğitimi alan ebeveynlerinin Montessori eğitimi algısını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Montessori eğitimi uygulamakta olan okullardaki ebeveynler ile görüşülmüş, gönüllülük esasına göre 25 ebeveynin çalışmaya katılımı sağlanmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından oluşturulan “Ebeveynlerin Montesori Eğitim Yaklaşımına ilişkin Görüşlerini Belirleme Formu” ile toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre ebeveynlerin Montessori eğitimine ilişkin bilgileri okuldan, arkadaş ve akrabalarından edindikleri, bu eğitimi geleneksel yaklaşımdan farklı ve çağdaş bir yaklaşım olduğunu düşünmeleri nedeniyle tercih ettikleri görülmüştür. Ebeveynlerin Montessori eğitiminin çocuklarına kendi işini yapabilme becerisi kazandırdığı, düzenli olmasını sağladığı ve hayata hazırlamada etkili olduğunu ifade ettikleri görülmüştür. Ebeveynlerin bu eğitimde çoğunlukla matematik materyalleri ile günlük yaşam materyallerine ilişkin bilgi sahibi oldukları, akran eğitiminden memnun olanların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Ebeveynler gelecekte çocukların özgüvenli olacaklarını düşünmekte ve Montessori eğitimini ilkokulda da uygulanabilir olarak değerlendirmektedirler. Çalışma bulguları ebeveynlerin Montessori eğitimi algısının olumlu olduğunu ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1984’TEN 2084’E BİZ İNSANLAR: SANAT, AİLE VE TOPLUM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36536</guid>
      <author>Alper TULGAR</author>
      <description>İçinde bulunduğu topluma eleştirel bir bakış açısından bakan, toplumun aksayan yönlerine dikkat çeken, karamsar, teknolojinin hayal edilemeyecek noktalara ulaştığı baskıcı bir toplum tasavvur eden distopik romanlar konu olarak geleceği ele alsa da şu andan kopmaz. Türk edebiyatında oldukça ender yazılan distopik romanlardan biri olan Kaan Arslanoğlu’nun Sessizlik Kuleleri 2084, George Orwell’in türün en iyi eserlerinden olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört romanında yüz yıl sonrasıyla ilgilenir. Orwell’in eserinde gördüğümüz bireyi yok eden baskıcı sistem 2084 yılında da oldukça açıktır. Teknolojinin gelişmesi dünyayı felaketten kurtarmış olsa da insanların farklılıklarını ve özelliklerini ellerinden almış, mekanik bir toplum oluşturmuştur. Yevgeni Zamyatin’in Biz adlı eseri ise dünya edebiyatının ilk distopik romanlarından biridir. 200-Yıl Savaş’ı sonrası hayatta kalmaya çalışan insanların oluşturduğu topluluk 2084’teki toplum ile bazı benzerlikler gösterir. Bu çalışmada alışılagelmiş toplum düzeni bir felaket sonucu ortadan kalktığında yeni sistemlerin Türk, Rus ve İngiliz romanlarında nasıl yansıtıldığı tartışılacaktır. Arslanoğlu ve Zamyatin’in romanlarının ortak noktası ise insanlığın neredeyse sonunu getiren küresel bir felakettir. Bir taraftan teknolojinin son nimetlerini kullanıp sıfırdan yeni bir dünya inşa edilen hayal gücü ve çeşitliliğin olmadığı 2084 dünyası, diğer taraftan kentlerin yaşanamaz bir hale geldiği, tek çarenin Yeşil Duvar inşa edilerek dış dünyadan izole edilmiş bireyler yerine sayılardan oluşmuş baskıcı bir toplum.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE MEZUNU 60 YAŞ VE ÜSTÜ BİREYLERİN TELEVİZYON İZLEME ALIŞKANLIKLARI İLE YALNIZLIK DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36554</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36554</guid>
      <author>Olgun KÜÇÜK, Özden TOPRAK , Mevlüt Can KOÇAK</author>
      <description>Televizyon yayınları özellikle 1950 yılından itibaren dünyada yaygınlaşmış ve kendinden önceki kitle iletişim araçlarına izler kitle ve etkinlik bakımından fark atmıştır. Toplumun her kesimi haber alma, bilgilenme ve eğlence amacıyla televizyondan faydalanmaktadır. Orta yaş ve üzeri kişiler boş zaman bakımından diğer yaş gruplarına göre avantajlıdır. İşte bu çalışmada; 60 yaş üzeri eğitimli kişilerin TV izleme alışkanlıkları ele alınmış, yöntem olarak saha araştırması kullanılmıştır. Veriler, 120 katılımcıdan yüz yüze anket tekniğiyle elde edilmiştir. Araştırma sonucu; katılımcıların düşük düzeyde yalnızlık seviyesine sahip oldukları görülmüştür. Araştırmaya katılan kadınlar, toplumsal yaşamda kendisini erkeklere göre daha fazla yalnız hissetmektedir. Araştırmaya katılanların yalnızlık düzeyi ile televizyona olan güven düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı farklılık görülmektedir. Yine araştırmaya katılanların toplumsal yaşamda en az memnuniyet duydukları şeyin yaşam şartları olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROTEST MÜZİK VE EŞYARARSALLIK (SIMBIOSIS) İLIŞKİSİ BOYUTUNDA METAL MÜZİK MURDER KING ÖRNEK OLAYI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36561</guid>
      <author>Efe SEZER, Alev SEZER</author>
      <description>Biyoloji alanında organizmaların ortak yaşamsal faaliyetlerine yarar-zarar ilişkisini tanımlamak için anahtar kavramlardan biri olarak kullanılan “simbiyotik ilişki” (eş yararsal) kavramı, iki farklı türe ait bireyin ya da popülasyonun birbirlerinden yarar sağladığı ya da zarar gördüğü yaşam şekillerine gönderme yapar. Bu çalışmanın amacı sound ve şarkı sözünün oluşturduğu müziksel metnin yanında kostüm, sahne şovu gibi müzik dışı metinlerinde de protest unsurlar barındıran ve protest söylemleri ile dikkat çeken Murder King adlı metal grubunun, söylemleriyle direnç oluşturduğu “hakim ideolojik yapının” içine hangi araç, kurum, kuruluş, kimlik ve platformlar üzerinden eklemlenip bu yapıyla, ne şekilde karşılıklı yarar ilişkisine girdiğini, eş yararsallık ilişkisinin “mutualizm” olarak tanımlanan türü bağlamında anlamaya çalışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YIĞIN KİŞİSELLEŞTİRME ÜRETİM SİSTEMİNDE ÇEŞİTLİLİK YÖNETİM STRATEJİLERİNİN KULLANIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36563</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36563</guid>
      <author>Özlem KOÇAKOĞLU</author>
      <description>Yığın kişiselleştirme, esnek üretim sistemleri ve ürün- süreç konfügürasyonları sayesinde kişiye özel ürünlerin yığın üretimin maliyetlerine yakın bir biçimde üretilebilmesi ve makul fiyatlarla müşterilere sunulabilmesidir. Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler işletmelerin ürün yelpazesine olan talebin artmasına neden olurken, çeşitliliğin “dizayn- üretim- montaj- dağıtım” değer zinciri içindeki faaliyetleri daha karmaşık ve komplike hale getirdiği ve maliyetlerin artmasına neden olduğu açıktır. Yığın kişiselleştirmenin başarısı müşterinin inovatif ve kişiselleştirilmiş ürünler için ne kadar ödemeye ve beklemeye istekli olduğu ile işletmenin talep edilen ürünü makul zaman ve maliyet çerçevesinde üretebilme kabiliyeti arasındaki dengeye bağlıdır. Bu dengenin sağlanmasında çeşitlilik yönetim stratejileri, piyasaya yüksek çeşitlilik sunmayı mümkün kılan mamul tasarımlarının nasıl olması gerektiğinin ve üretim ile dağıtım sistemini daha esnek hale getirerek maliyetler ile çeşitlilik arasındaki ödünleşimin nasıl minimize edilebileceğinin yollarını göstermektedir. Bu açıdan ele alındığında çalışmanın amacı çeşitlilik yönetim stratejilerinin yığın kişiselleştirme üretim sistemine olan katkısının ortaya konulmasıdır. Bu amaca ulaşmada literatürdeki çalışmalardan yararlanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEMİ İNŞA SEKTÖRÜNDE ERGONOMİK RİSK ANALİZ YÖNTEMLERİNİN UYGULAMASI VE YÖNTEM SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36577</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36577</guid>
      <author>Veysel TATAR, Güneyhan TOL , Mehmet Rıza ADALI , Meriç Burçin ÖZER</author>
      <description>Gemi inşa sektörünün gelişmesi ve bu alanda istihdamın çoğalması ile birlikte artan iş gücünü, iş sağlığı ve güvenliğinin yanı sıra çalışanların ergonomik açıdan değerlendirilmesini ve koşulların iyileştirilmesi için çalışmalar içermektedir. Bir çok işverenin iş kazalarını önlemek için aldığı önlemlerin, ergonomik düzenlemeler içermediği ve bu konuda bir duyarlılığın olmadığı görülmüştür. Ergonomik risklerin analiz edilebilmesi için öncelikle hangi metotların kullanılması gerektiğinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı ergonomik risk değerlendirmede kullanılan tekniklerinden (REBA, OWAS, QEC, PLIBEL ve MANTRA) hangilerinin Gemi İnşaa Sektöründe daha uygun sonuçlar vereceğinin tespit edilmesidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENLERİNİN RİTİM ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ HAKKINDA GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36586</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36586</guid>
      <author>Reha SARIKAYA, Aytekin ALBUZ , Atilla Çağdaş DEĞER</author>
      <description>Ritim, müziğin en temel unsurudur. Müzik eğitiminin temeli de ritim eğitimine dayandırılmaktadır. Müzik eğitimcileri tarafından, öğrencilerin ritim becerilerini geliştirebilmeleri için özel öğretim yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler; heceleme temelli, sözcüksel veya tümcesel temelli ve sayı temelli öğretim yöntemlerdir. Araştırma, durum tespitine dayalı betimsel bir modele dayandırılmış olup; amacı, müzik öğretmenlerinin ritim öğretim yöntemleri hakkında deneyimlerini, görüşlerini, çalışma stratejilerini ve literatürdeki yöntemler hakkında bilgilerini ortaya koymaktır. Bu amaca yönelik olarak yarı yapılandırılmış görüş alma formu hazırlanmış, form; kapsam ve geçerlik bakımından 10 uzman tarafından incelenmiştir. Tekrar düzenlenen form “Google Forms” aracılığıyla 91 öğretmene uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda; en çok bilinen yöntemlerin yerli (Geleneksel, Dümeteke, Gümegüme, Pofuduk Tavşan) yöntemler olduğu anlaşılmıştır. Öğretmenler ise ritim öğretiminin oyun ve dramayla, beden müzikleriyle, ritim çalgılarıyla öğretilmesini önermişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIBRIS TÜRK BASININA TARİHSEL BİR BAKIŞ: ENOSİS’E KARŞI MÜCADELEDEN KAMUOYU TACİRLİĞİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36519</guid>
      <author>Hasan ERÇAKICA</author>
      <description>Kıbrıs Türk gazetelerinin yayın hayatına girişi, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması mücadelesine karşı Kıbrıslı Türklerin seslerini duyurmak ve adadaki Müslüman Türk kimliğini güçlendirmek amacıyla oldu. 1889 yılında başlayan bu serüven, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demokratik yapısı içinde varlığını devam ettiriyor. Kıbrıs Türk basını, tarihinin hiçbir döneminde ticari bir nitelik kazanamamış, her zaman siyasi hedefler için siyasi liderlerin, partilerin veya devletin desteği ile var olmaya çalışmıştır. Demografik yapının göçlerle değişime uğraması, yer değiştirmelerin yarattığı iskan sorunları başta olmak üzere çeşitli sorunlardan etkilenen Kıbrıs Türk basını, KKTC’nin siyasi yapısını belirleyen ‘patronaj sisteminin’ bir parçası haline gelmiştir. Bugün önemli oranda itibar kaybetmiş olsa da, Kıbrıs Türk basını, kamuoyu yaratmaya çalışan ve bu yolla özellikle siyasi liderler ve siyasi partilere ‘kamuoyu yaratma’ hizmeti sunarak yoluna devam etmektedir. Bu çalışma, Kıbrıs Türk gazeteciliğinin ‘siyasal bir eylem’ veya ‘kamuoyu yapıcı’ özelliklerini ön plana çıkararak Kıbrıs Türk toplumunda oynadığı rolü yansıtmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYIT DIŞI EKONOMİ VE KAYIT DIŞI EKONOMİYİ ÖNLEMEYE YÖNELİK POLİTİKALARIN ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36525</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36525</guid>
      <author>Deniz ÇEVİK, Ozan BİNGÖL</author>
      <description>Sosyo-ekonomik problemlerin başında gelen kayıt dışı ekonomi, devletin denetimi ve gözetimi dışında kalan iktisadi faaliyetlerdir. Kayıt dışı ekonominin ekonomik, mali, idari, sosyal olmak üzere pek çok nedeni bulunmakla birlikte birden fazla mücadele yöntemi de vardır. Kayıt dışı ekonomi ile diğer makro sorunlardan farklı olarak salt iktisat politikaları ile mücadele etmek çok mümkün değildir. Çünkü özellikle vergisel boyutta ortaya çıkan kayıt dışılık vergi ahlakı, vergi bilinci gibi sosyolojik ve psikolojik durumları da içermektedir. Bu açıdan kayıt dışılık ile mücadele kamuoyunun oluşturulması ve toplumsal desteğin sağlanması son derece önemlidir. İlgili yazımızda kayıt dışılığının tanımı, nedenleri, etkileri ve üçüncü bölümde kayıt dışılıkla mücadele üzerinde duracağız. Özellikle kayıt dışılıkla mücadele denetim sürecinin nasıl olması gerektiği, eksikleri ve çözüm önerileri yer alacaktır. Günümüzde kayıt dışılığının oluşumunda ve engellenmesinde vergilendirme politikaları başat rol oynamaktadır. Unutulmamalıdır ki kayıt dışılıkla mücadele politikalarının kamuoyu desteği olmadan tam olarak amaca ulaşması mümkün olmayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GASTRONOMİ TURİZMİNE ARZ KAYNAĞI OLUŞTURABİLECEK ÜRÜNLERİN BELİRLENMESİ: ERZURUM MUTFAĞI ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36532</guid>
      <author>Barış TURAN, Emre AKOĞUL</author>
      <description>Alternatif turizm çeşitlerinden olan gastronomi turizmi, destinasyonlar arasındaki turist çekim gücü farkını azaltmada ve özellikle kırsal bölgelerin kalkınmalarına destek sağlamada büyük öneme sahiptir. Türk mutfak kültürünün en iyi mutfaklardan birisi olarak gösterilmesi ve birbirinden farklı zengin içerikli bölgesel veya yöresel mutfak kültürlerinin olmasına rağmen gastronomi turizmi pastasından yeteri kadar pay alamamaktadır. Bu bağlamda çalışma Erzurum mutfak kültürünü gastronomi turizmi açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma ayrıca yörenin sahip olduğu zengin mutfak kültürünü ve gastronomi turizmi açısından potansiyel olabilecek ürünleri içerikleri ile birlikte belirterek bu ürünlerin tanınırlığını arttırmayı hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Erzurum mutfak kültürüne yönelik yapılan çalışmalar, Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Erzurum Valiliğinin sitelerinde yer verilen ürünler tespit edilmiş daha sonra bu çalışmalardan hareketle potansiyel ürünler belirlenmiştir. Bu ürünler, Cağ Kebabı, Ekşili Dolma, Ayran Aşı Çorbası, Kadayıf Dolması, Demir Tatlısı, Civil Peyniri, Erzurum Su Böreği, Karnavas Dut Pekmezi, Acem Ekmeği şeklinde sıralanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İBN KESİR (ö. 774/1373) TEFSİR’İNDEKİ İSRA VE MİRAÇ RİVAYETLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36542</guid>
      <author>Meral GÖVEÇ</author>
      <description>İsra ve Miraç hadiseleri siyer kaynaklarında olağanüstü özelliğiyle önemli bir yer tutmaktadır. XIV. yüzyılda Memlükler zamanında Dımaşk’ta yetişmiş âlimlerden biri olan İbn Kesir’in kaleme aldığı Tefsirü’l-Kur’ani’l-Azim adlı eserindeki İsra ve Miraç rivayetleri, makalemizin temasını oluşturmaktadır. Eser, kendinden önceki kültürel birikimi ihtiva etmesi sebebiyle değerli bir kaynak kabul edilmektedir. Gayemiz müellifin İsra ve Miraç konusuna eserindeki bakış açısını İslam Tarihi açısından değerlendirmektir. Müellifin tarihçi, müfessir ve muhaddis kimliğiyle konulara yaklaşımı, rivayetler ve görüşler arasında yaptığı tartışma, tercih ve değerlendirmeler onu klasik nakilci âlimlerden ayırmaktadır. İsra ve Miraç rivayetlerindeki farklılıklar, hadisenin mahiyetinde ihtilafa yol açmıştır. Miraçta ruh ve bedenin birlikte olup olmadığı, Nebinin uyanık ya da uykuda oluşu, Allah’ın ve Cebrail’in görülmesi, hadisenin sayısı, gerçekleşme zamanı, cennet ve cehennemde görülenler, ikramlar, semada Peygamberlerle konuşma vb. hususlarda farklı görüşler serdedilmiştir. Makalemizde müellifin eserine aldığı rivayetler, en doğru bilgiye ulaşma kaygısıyla yaptığı titiz değerlendirme ve tercihler, muhtevasındaki bilgiler tasnif edilerek incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>X VE Y KUŞAĞI ÇALIŞANLARIN İŞ YAŞAM DENGESİNİN ALGILANAN STRES DÜZEYİNE ETKİSİNİN DEMOGRAFİK FAKTÖRLERE GÖRE İNCELENMESİ VE GIDA SEKTÖRÜNDE BİR İŞLETME ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36548</guid>
      <author>Uğur KÜÇÜKANT, Ercan ÖGE</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; X ve Y kuşağı çalışanların iş-yaşam dengesinin stres düzeylerine etkisinin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediğini araştırmaktır. Araştırmanın hipotezleri, İstanbul’da gıda sektöründe faaliyet gösteren büyük ölçekli bir işletmede X ve Y kuşağı temsil eden toplam 252 çalışandan oluşan bir örneklem üzerinde test edilmiştir. Araştırma sonucunda, X kuşağı çalışanları için yalnızca işi tercih etme nedenlerine göre bir farklılık tespit edilirken, işsiz kalacağı düşüncesi ile bu işi tercih eden katılımcıların iş-yaşam dengelerinin daha düşük olduğu, Y kuşağı çalışanları için ise yapılan analizler neticesinde kadınların erkeklere göre daha yüksek, ortaöğretim mezunlarının ise diğer katılımcılara göre daha düşük stres düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca yöneticisi kadın olan katılımcıların yöneticisi erkek olan katılımcılara göre daha yüksek iş-yaşam dengesine sahip oldukları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKULLARDAKİ İÇ MİMARİ TASARIMLARIN ÖĞRENME ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İLE İLGİLİ ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36551</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36551</guid>
      <author>Nurşen YANARDAĞ, Nurgül TURGUT , Merve SARIER , Fatma KAYA , Kaya YILDIZ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı okullardaki iç mimari tasarımların öğrenme üzerindeki etkilerini, öğrenci görüşleri ile tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılının 1. döneminde İstanbul ili Sultangazi, Küçükçekmece, Bağcılar ve Başakşehir ilçelerinde öğrenim gören ilkokul, ortaokul ve lise kademelerindeki toplam 217 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeliyle tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin önemli bir kısmı okullarının iç mimarisini yeterli görmektedirler. Yine öğrencilerin çoğunluğu okullarındaki iç mimari yapının ders başarılarını etkilediğini dile getirmişlerdir. Bunun yanı sıra iç mimari yapının, öğrencinin okula devam veya devamsızlığına bir etki oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre öğrenciler en çok sınıf ve okullarındaki eksikliklerin giderilerek okul içerisinde yeni düzenlemeler yapılmasını istediklerini ve iç mimari yapıların okul başarılarını etkilediğini ifade etmişlerdir. Öğrenci görüşlerine dayanarak verimli eğitime yaklaşmada bir adım daha ileriye gidebilmek için, okulların iç mimari yapılarının düzenlenmesi gerektiği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİNDİCE VE SİNDİCEDE TÜRKÇE KELİME VE UNSURLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36553</guid>
      <author>Dogan YUCEL, Mustafa ÇETİN</author>
      <description>Türk Dili ve Türkler için siyasi, kültürel ve sosyal tarih açısından Hindistan yabancı bir coğrafya değildir. Bilinen tarih itibariyle 2500 yıllık bir etkileşim söz konusudur. Hindistan yarıkıtasının Kuzey, Batı ve Orta kısımları yüzlerce yıl çeşitli Türk devletlerinin idaresinde kalmıştır. Saka devletiyle başlayıp 1843 yılında İngiliz idaresine geçene kadar Sind’de 400 yıldan fazla bir süre Türk idaresi vakidir. 30-35 milyon konuşuru bulunan Sindice, Türk Dili ve Türk tarihi açısından önemli lisanlardan biridir. Çalışmada kısaca Sindicenin tarihi ve Türklerle ilişkili tarihi arkaplanı verilmiş ve Türkçeden Sind Diline ödünçlenen kelime, ek ve yeniden üretilen hibrit kelimeler listelenmiştir. Türkçeden Sind Diline ödünçlenen kelime, ek ve yeniden üretilen hibrit kelimeleri listeledik. Sindi dilinde yazılmış hacimli yedi farklı lugat taranmıştır. Taramalar neticesinde Sindicede 132 Türkçe kelime/unsur tespit edilmiştir. Sindicede tespit edilen kelimeler 35 ciltten fazla Türkçe sözlük taranarak karşılıkları bulunmuştur. Bu sözcükler beş farklı ses-yapı ve 13 farklı tematik gruplara göre tasnif edilmiş olup bu tasnifler grafiklerle açıklanmıştır. Bu kelimeler beş farklı ses-yapı ve 13 farklı tematik gruplara göre kodlanmıştır. Bu kodları birer grafik hâline getirdik. Çalışmanın Türkçeyle-Sindice arasındaki ödünçleme ve ilişkileri ortaya koyan ilk araştırma olması bakımından önem arz etmektedir. Konuyla ilgili sonraki bilimsel çalışmalara temel teşkil edeceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLARA YÖNELİK DİN HİZMETLERİNİN TARİHSEL SÜRECİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36555</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36555</guid>
      <author>Fadime TAŞ</author>
      <description>İslam dini, çocukların bakım ve eğitim görevini anne-babaya vermektedir. Ancak anne-babanın bu sorumluluğu yerine getirmemesi veya getirememesi durumunda, bu devletin bir görevidir. Günümüzde, değişen toplum yapısıyla birlikte kurum bakımında kalan çocuklar, parçalanmış aile çocuklarından oluşmaktadır. İnsan içerisinde yaşadığı toplumdan bağımsız düşünülemez. Topluma uyum sağlama konusunda yaşadığı toplumun inancını, kültürünü, ahlaki değerlerini tanıması bireyin hayatını daha da kolaylaştıracaktır. Normal şartlarda ailede öğrenilmesi gereken bu nitelikler, Korunmaya Muhtaç Çocuklar için özel bir eğitimle mümkün olabilecektir. Özellikle ailelerinden uzak, bir takım travmalar yaşamış, hayatın zorluklarıyla tek başına mücadele edemeyecek durumda olan bu çocuklar için, dinin iyileştirici gücü önem taşımaktadır. Bu bağlamda ilk adım, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında ilk defa 2007 yılında imzalanan protokolle başlamış ardından 2011 yılında yenilenmiştir. 2018 yılında imzalanan güncellenen protokolle kapsamı genişletilerek günümüze kadar bu hizmetler devam etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SURİYE SAVAŞINDA BİR KADIN EDEBİYATÇI: İBTİSÂM ŞÂKÛŞ, HAYATI, ESERLERİ VE “BEYNEL HIYÂM (ÇADIRLAR ARASINDA)” ADLI ESERİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36558</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36558</guid>
      <author>Betül AKAYDIN</author>
      <description>1916 yılında İngiltere ve Fransa arasında paylaşım planı olarak yapılan Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa’ya bırakılan Suriye, 1943 yılında bağımsızlığını almış ancak Fransız askerleri Suriye’den 1946 yılında çekilmiştir. Bu çalışmada Fransa’nın Suriye topraklarından çekilmesinden bugüne kadar geçen süreçteki Suriye siyasi olaylarına ve bu siyasi olaylar gölgesinde gelişmekte olan Suriye edebiyatına değinilecektir. Bir ülkenin edebiyatı aslında o ülkenin tarihini yansıtmaktadır. Suriye edebiyatı Suriye’de yaşanan siyasi olaylar çerçevesinde şekillenmiştir. Suriye İç Savaşı ile romanlardaki, öykülerdeki, şiirlerdeki konularda da değişiklik olmuştur. Farklı ülkelerden, farklı alanlarda beş kez en iyi kadın yazar ödülünü almış olan Suriyeli yazar İbtisâm Şâkûş, Suriye İç Savaşı öncesinde halkın yapılan adaletsizliklere karşı suskunluğunu eserlerinde konu edinirken iç savaş sonrasında halkın Esad rejimine karşı sessizliğini bozup ayaklanmasını konu edinmiştir. Suriye İç Savaşı sonrasında yazdığı Beynel Hıyâm (Çadırlar Arasında) adlı eserinde ise yazar, Suriyeli vatandaşların savaş sonrasında kendi ülkelerinden kaçıp Türkiye’ye gelirken yolda yaşadıklarını ele almıştır. İçinde 14 kısa hikâye bulunan bu eserin Türkçeye çevirisi de yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANDERSEN VE GRİMM KARDEŞLERİN MASALLARINDA CİNSİYET VE KARŞIT KAVRAMLARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36559</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36559</guid>
      <author>Gül Enise KORAŞ</author>
      <description>Masallar insanoğlunun olduğu her yerde var olmuş ve ilk başlarda masal anlatıcıları tarafından sözel olarak nesilden nesile aktarılmış ve sonradan kaleme alınmıştır. Kaleme alınmayan her eser unutulmaya mahkûm olup, bize yazılanlar kalmıştır. En eski edebi tür olan masalın kaynağı bilinmemekle birlikte, her ulusun kendine has özellikleriyle, kültürü, gelenek ve görenekleriyle yeniden var edilip şekillenmiştir. Masallar sadece çocuklar için değil, büyükler için de önemli yer tutmakla birlikte hayata dair yaşantılarla ilgili yol gösterici olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bir yönden de masalların birçoğu içerisinde öğreti barındırmaktadır ve bu öğretiyi bize çoğu zaman karşıt kavramlar üzerinden sunmaktadır. Bu çalışmamızda masalları Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi üzerinden, yapısal ve psikanaliz yöntemler yardımıyla, incelenmesi gereken metinlere bağlı kalarak, Grimm Kardeşler ve Hans Christian Andersen yazarlarından seçilmiş masallara cinsiyet ve karşıt kavram üzerinden farklı bakış açısı kazandırmak hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2001 VE 2008 KRİZLERİ SONRASINDA TÜRKİYE`DE UYGULANAN EKONOMİ POLİTİKALARININ GENEL DEĞERLENDİRMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36560</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36560</guid>
      <author>Faig GULUZADE</author>
      <description>Türkiye 2000`li yılların başında iki büyük ekonomik kriz yaşamıştır. Kendine özgü dinamiklere sahip olan bu krizler toplumun sosyoekonomik yapısınıda derin yaralar açmıştır. İçsel şokların etkisiyle ortaya çıkan ve temelleri çok daha önceden atılan 2001 krizi Türkiye`ye özgü bir krizken, 2008 krizi dışsal şoklardan kaynaklanan küresel bir krizdir. Bu sebepden, başta alınan mali ve parasal tedbirler olmakla her iki krizi bir birinden ayrıştıran bir çok farklı nokta tespit edilmiştir. Krizler sonrasında ekonomide yaşanan daralmalar ve istikrarsızlık ortamı makroekonomik göstergelere de yansımış ve bir çok makroekonomik değişken gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. Ayrıca, her iki kriz sonrasında TCMB`nin politika uygulamaları yetersiz kalmış ve politika çerçevesi yeniden şekillenmiştir. Bu bağlamda, çalışma 2001 Türkiye krizi ve 2008 küresel krizinin ortaya çıkış süreçlerine ve bu süreçlerin ekonomide yaratdığı etkilere ışık tutmaktadır. Bununla beraber, her iki krize yönelik alınan politika tedbirleri ve bu tedbirlerin nihai sonuçlarının değerlendirmesi de makalede yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÂŞIK REYHANİ’NİN ESERLERİNDE GELİN MOTİFİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36571</guid>
      <author>Reyhan EDİŞ* Sertan DEMİR</author>
      <description>Türk halk edebiyatında âşıklık geleneği oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Aşıkların şiir yazmalarının yanında, yazdıkları şiirleri enstrüman ile icra etmeleri gerekliliği, aşık edebiyatı ve aşık şiirini Anadolu’da yüzyıllarca ilgi çekici hale getirmiştir. Türk halk kültüründe gelin sembolünün de önemli bir yeri bulunmaktadır. Gelin motifi Türk edebiyatının hemen her tür yazın biçiminde yer almaktadır. Türk halk şiirinin önemli temsilcilerinden biri olan Âşık Yaşar Reyhani’nin şiirlerinde de gelin motifinin çeşitli yönleriyle işlediğine şahit olmaktayız. Âşık Yaşar Reyhani gelin konulu eserlere sıklıkla yer vermiştir. Yaşadığı kültürdeki gelinleri anlatırken dolaylı olarak hayalindeki gelin imajını yaratmak istemiş aynı zamanda toplumdaki yerini dönemin şartlarına göre eserlerinde ifade etmiştir.Yapılan çalışmada Anadolu kadını, Reyhani’nin eserlerinde gelin motifli türkülerinde farklı açılardan ele alınmıştır. Tespit edilen gelin motifli şiirlerden yola çıkılarak, belirlenen problemlere cevap aranmıştır. Araştırma tarama modelinde yapılmış olup, var olan durum tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMAM ŞEVKÂNÎ'NIN FETHU'L-KĀDIR ADLI TEFSİRİNDE AHKĀM AYETLERİ TEFSİRİNDEKİ YÖNTEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36591</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36591</guid>
      <author>Ahmed Alı Hussein AL_EZZI, Abdullah Mohammed Saad QASEM</author>
      <description>Bu çalışma Yemenli âlim Muhammed b. Ali eş-Şevkânî’nin (ö. 1250/1834) Fethu’l-kâdir adlı tefsirinde ele aldığı ahkâm ayetlerinin fıkhî yönünü konu edinmektedir. Bu amaçla Şevkânî’nin Kur’ân’daki ahkâm ayetlerini tefsir ederken eserindeki metodunu açığa çıkarmakla birlikte onun ayetleri şeri hükümlere istinbat etme yönü de ortaya konulmaya çalışılacaktır. Aynı şekilde Şevkânî’nin ayetlerin hükümlerini açıklarken dayandığı şerî delilleri nasıl kullandığı da bu amaçla irdelenecektir. Makale de Şevkânî’nin tefsirinde fıkhî tercihi noktasında ahkâm konularında yöntem olarak bir mezhebe bağlı kalmadığı tezine ulaşılmıştır. Bu fıkhî anlayış sisteminin özünü Şevkânî’nin bütün kitapların da savunduğu ve insanları çağırdığı; içtihada çağrı ve taklidin terki oluşturmaktadır. Makalede konu edinen bir başka konu Şevkânî’nin Zeydi olmadığıdır. Kendisi Zeydiler arasında yaşamış, onlardan eğitim almış olsa bile gerek usûl gerekse de furu’ birçok meselede onlara muhalefet etmiştir. Şevkânî buna rağmen kitaplarında kendi sistemine uyan birçok Zeydî meşhur âlimin görüşlerini aktarmış ve bu mezhepten yana çokça tercihte bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAĞIMSIZ DENETİM AÇISINDAN İÇ DENETİMİN ÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36597</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36597</guid>
      <author>Seren TUĞCU, Hasan TÜREDİ</author>
      <description>Zamanla değişen koşullara bağlı olarak gelişen işletme faaliyetlerinin hem işletme içinden hem de işletme dışından üçüncü kişiler tarafından çeşitli yöntemlerle denetlenmesi, o işletmenin mali durumu ve faaliyet sonuçları hakkında doğru bilgiye ulaşma amacı ile denetim ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetçilerin, mali durumu ve faaliyet sonuçları hakkında görüşe ulaşabilmek için denetim faaliyetlerini yürüttüğü işletmenin iç denetim faaliyetlerinden yararlanmasının bağımsız denetim faaliyetine pek çok olumlu katkısı bulunmaktadır. Bu bağlamda işletmelerde mevcut olan iç denetim çalışmalarının etkin ve verimli olması son derece önemlidir. Bu çalışmada farklı yazar ve kurumların yayınları çerçevesinde bir kaynak taraması yapılmak suretiyle bağımsız denetim sürecinde iç denetim çalışmalarından yararlanmanın faydaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca bağımsız denetim ve iç denetim hakkında genel bilgiler, bağımsız denetim ve iç denetim ilişkisi ve işleyiş biçimi özet olarak sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İRAN SANATINDA SENMURV DENİLEN: ESKI BİR TEORİNİN YENİDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36568</guid>
      <author>Gönül YEKTAŞ BİANCAT</author>
      <description>Kompozit melez varlıklara, Klasik ve Doğu sanatlarında sıklıkla rastlanır. İran bölgesindeki en tipik melez yaratık, Pehlevice adıyla "Senmurv" (Avesta'daki "Saena kuşu" ya da modern Farsçadaki “Simurg”), Sasani1, Sogd2, erken İslam3 ve Bizans4 sanatında da karşımıza çıkar. Bu yaratık açıkça polimorf-ik/çok formludur. Yani diğer hayvanlardan alınan parçalarla oluşturulmuştur. Bir köpeğin yüzüne sahiptir ve ön ayakları aslan ayağı, kanatları ile kuyruğu tavus kuşu (veya balık kuyruğu?) şeklindedir. Bazı durumlarda, özellikle met-al işlerin reprodüksiyonlarında, gerçek Senmurv olarak düşünülen bu fantastik yaratığın gövdesinde, bazı bitkisel elementler de görülebilir. P.O. Harper'a göre, (kendisi bu yaratığı Senmurv olarak tanımlar) bu bitkisel elementler aslında Zerdüşt edebiyatında, Senmurv'un ‘Bütün Tohumların Ağacı’nın tepesinde yaşaması ve bereketle bağlantılı olmasından kaynaklanmaktadır5.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


