






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2018 Sayı 72</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=746</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>UŞAK’IN DALGALI YÜZEYLERIN KALSIK KAMBISOL TOPRAKLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35634</guid>
      <author>Ahmet ATASOY</author>
      <description>Bu çalışmada Uşak İl’indeki dağlık ve engebeli araziler üzerinde yer alan kalsik kalsik kambisollerin özellikleri irdelenmiştir. Öncelikle toprakların meydana gelmesi üzerinde etkili olan faktör araştırılmış ardından toprak örneklerine ilişkin çok sayıda analiz yapılmıştır. Analiz sonuçları Coğrafi Bilgi Sistemleriyle haritalara dönüştürülmüştür. Toprağın hozizon yapısını ortaya koymak amacıyla uygun yerlerde toprak profilleri açılmış ve bunların tanımlaması yapılmıştır. Kireçli kahverengi ve kahverengi orman toprakları olarak bilinen bu topraklar FAO/UNESCO tarafından yapılan sınıflandırmaya göre kalsik kambisoller toprak grubuna girmektedir. Dağlık ve engebeli araziler üzerinde yer alan bu topraklar Uşak’ın diğer topraklarına göre oldukça geniş alanlar kaplamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre topraklar genellikle tınlı tekstürlü, orta alkali bir reaksiyonlu olan Kalsik kambiklerin en belirgin özelliği kireçli olmalarıdır. Drenaj problemlerinin görülmediği bu sahlarda sodik sorunu yoktur. Ancak fazla gübre kullanımı dolayı toprakta potasyum birikimi fazladır. Kalsik kambiklerin genellikle eğimli alanlarda yer aldığı için organik maddenin önemli bir bölümü erozyonla uzaklaştığı için toprakta organik madde eksikliği söz konusudur. Magnezyum içeriği de olması gereken değerin üzerinde ölçülmüştür. Erozyon, toprağın yanlış kullanımı ve fazla gübre kullanımı bu toprakların başlıca problemleri olarak sıralanmaktadır. Çalışmanın sonuç bölümünde tespit edilen sorunlara çözüm önerileri sunulmuş ve uygun arazi kullanım şekilleri önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTEL İŞLETMELERİNDE ÇALIŞANLARIN PRESENTEEİSM (İŞTE VAROLAMAMA) DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: İZMİR ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35675</guid>
      <author>Akyay UYGUR, Işıl CANKÜL , Duran CANKÜL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanların presenteeism düzeylerini belirlemek ve dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanların presenteeism düzeylerinde farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın örneklemini oluşturan İzmir ili merkez ilçelerinde bulunan dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 426 kişiye anket uygulanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, otel işletmelerinde çalışanların presenteeism düzeyleri ile dört ve beş yıldızlı otel işletmesinde çalışma durumu arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Dört yıldızlı otel işletmelerinde çalışanların presenteeism düzeyleri beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlara göre daha yüksektir. Bununla birlikte dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanların çoğunluğunun presenteeism yaşadığı, presenteeisme neden olan faktörlerin sadece sağlıkla ilgili olmadığı, presenteeism düzeyinin artmasında ve presenteeism yaşanmasında bireysel, örgütsel ve çevresel faktörlerinde etkili olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTİHDAM POLİTİKALARININ ÇALIŞMA HAYATINA ETKİSİ VE SOSYAL HİZMETLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35684</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35684</guid>
      <author>Yusuf GENÇ, Feride VURAL</author>
      <description>Bir toplumda sosyal refahın sağlanması adil gelir dağılımı ve gelir düzeyinin yükselmesi ile yakından ilişkilidir. Gayri safi milli hasıladan kişi başına düşen payın seviyesi, ekonomik gelişmişlik ve refah düzeyini gösterir. İnsanların istihdam edilmesi ve iş hayatında aktif rol alması işgücü piyasasını canlandıracak, işsizliği azaltacak, alım gücünü artıracak ve ihtiyaçların kolayca teminine zemin oluşturacaktır. Bunun için çalışma hayatının tanzimi ve işleyişinde istihdam politikaları önemli bir yer tutmaktadır. Ülke ekonomisinin gelişmesi için yeni aktif istihdam politikaları geliştirerek bunları çalışma hayatına yansıtmak gerekmektedir. İnsanları istihdam etmenin yanında, işe göre insan kültürünü geliştirmek, çalışma esnasında verimliliğini artırmak, iş motivasyonunu yüksek tutmak, bireyleri işiyle, işyeriyle, çalışma arkadaşlarıyla, işverenlerle ve paydaşlarıyla uyumlu kılmak sosyal hizmetin görevleri arasındadır. Bu makalenin amacı; istihdam politikalarının çalışma hayatı üzerindeki etkisi ve iş ortamındaki sosyal hizmet uygulamalarının çalışma verimliliğine katkısını tartışmaktır. İş sahalarının genişletilmesi, yeni çalışma alan ve ortamlarının oluşturulması ve işsizliğin önlenmesi için yeni istihdam politikalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışma hayatında karşılaşılan zorluklar, işgücü piyasasının canlanması için oluşturulması gereken sosyal politikalar, çalışma şartlarının küresel boyutta değerlendirilmesi, çalışma hayatında toplumsal cinsiyetin yeri, çalışma ilişkileri, işsizlik ve sosyal dışlanma, Türkiye’de yeni istihdam alanları oluşturmak için üretilmesi gereken politikalar araştırmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma hayatını etkileyen unsurların insanın yaşamını nasıl etkilediği, bu etkileşim sonucu sosyal hizmetler hangi boyutuyla gündeme geldiği ve ortaya çıkan sorunların çözümünde sosyal hizmetlerin etkileri tartışılmıştır. Eşit işe eşit ücret mantalitesinin yetersiz olması, ücret dağılımındaki eşitsizlikler ve bu durumun doğurduğu sonuçlar işçi ve işveren ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukların boyutları, olumsuzlukların giderilmesinde etkili olabilecek sosyal politikalar ve sosyal hizmet uygulamaları ile sorunların çözümünde bu politikaların başarı düzeyi oldukça önemlidir. Özellikle işsizliğin giderilmesi için yeni istihdam politikaları üretilmesi ve buna dayalı olarak yeni çalışma alanlarının oluşturulması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET OPERA VE BALE KURUMLARINDA ÇALIŞAN KORREPETİTÖRLERİN TÜKENMİŞLİK DURUMLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35707</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35707</guid>
      <author>Yakup Alper VARIŞ, Özgün COŞKUNER</author>
      <description>Devlet Opera ve Bale kurumlarında görev yapan korrepetitörler/eşlikçiler, gerek korropetisyon için gelen şancıları çalıştırma gerek orkestraya ve koroya eşlik gerekse bale egzersizlerine yaptıkları eşlikler ile adeta bir orkestra görevi görerek çalıştıkları kurumlarda önemli yükümlülüklere sahip müzisyenlerdir. Bu araştırma, Devlet Opera ve Bale kurumlarında görev yapan korrepetitörlerin/eşlikçilerin tükenmişlik durumlarını ortaya koyma amacı taşımaktadır. Çalışmada, nitel araştırma paradigmasına uygun nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Samsun Devlet Opera ve Bale kurumunda çalışan piyanistlere uygulanan yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Alan yazın taraması ve piyanistlerin görüşlerinden elde edilen bulgular sonucunda korrepetitörlerin/eşlikçilerin prova işleyiş biçimlerinden memnun olmamalarına rağmen işlerini bırakmak istemedikleri, çalışma şartlarının olumsuzluğundan ve mesleklerinin yoğun ve yorucu çalışma temposu gerektirmesinden dolayı duyarsızlaşma yaşadıkları, çalışma arkadaşları ile uyum içinde oldukları, ancak, işle ilgili yaşanan problemlerden dolayı kendilerini baskı altında hissettikleri sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SONIA DELAUNAY'IN MODA İLLÜSTRASYONLARI ÖRNEĞİNDE SANAT VE MODA ETKİLEŞİMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35731</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35731</guid>
      <author>Yüksel ŞAHİN, Esra SUNERLİ</author>
      <description>20. Yüzyılda yaşanan siyasal, sosyal, ekonomik köklü değişimlerin küresel etkileri her alanda olduğu gibi plastik sanatları da etkisi altına almıştır. Sanat, 20. Yüzyılda köklü değişimi öneren dinamik, muhalif ve avangart bir yaklaşımı benimsemiştir. 20. Yüzyıl sanat akımları, moda ve tekstil tasarım alanını da etkilemiş, dönemin sanatçı ve tasarımcılarına ilham kaynağı olmuştur. Sanatta ortaya çıkan bu çağdaş yaklaşımların önemli temsilcilerinden olan Sonia Delaunay’ın çalışmalarının bir kısmı moda illüstrasyonu, moda ve tekstil tasarımı üzerinedir. Bu makalede Sonia Delaunay’ın çağdaş sanat akımlarının yansımasının açıkça görüldüğü avantgart sanat (resim) ve tasarım (moda ve tekstil tasarım) çalışmalarının ışığında sanatçının 1910-1970 yılları arasında yapmış olduğu moda illüstrasyonları ele alınacaktır. Çalışmada; Delaunay’ın sanatçı duyarlılığıyla yapmış olduğu moda illüstrasyonlarında görülen dinamik etkili figürleri, bu figürlere giydirdiği avangart giysi tasarımları ve tekstil tasarımı çalışmaları incelenecektir. Delaunay’ın, moda illüstrasyonları, biçim ve form ilişkisinin yanı sıra renk, doku ve ifade ediş bakımından irdelenerek uygulanmış olan giysi tasarımlarıyla örneklendirilecektir. Sanatçının moda illüstrasyonları; O’nun yaşam öyküsü, deneyimleri ve sanat anlayışı göz önünde bulundurularak açıklanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın yöntemini moda tasarımı, moda illüstrasyonu, sanat ve tasarım hakkında yayınlanmış olan alan yazın taraması ve elde edilen verilerin yorumsal bir yaklaşımla ele alınması oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>12 MART ROMANLARINDA “LABİRENTLEŞEN” MEKÂN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35435</guid>
      <author>Musa TOPKAYA</author>
      <description>Bu çalışmada 12 Mart’ı konu alan ya da 12 Mart’a değinen 40 roman, mekânları bağlamında incelenmiştir. Merkezine bireyi ve onun iç dünyasını alan romanlar olarak 12 Mart romanlarının mekânları da kahramanların iç dünyalarını yansıtır mahiyettedir. Romanlarda, küçük burjuva devrimcileri olan kahramanların bireysel bunalımları 12 Mart yenilgisiyle birlikte katmerlenmiş, kahramanların daha da çok içe kapanmalarına ve sorgulamalarının daha da derinleşmesine yol açmıştır. Kendileri de bu süreci yaşamış olan ve devrimcilerin yaşadıklarını, düşündüklerini ve hissettiklerini okuyucuya aktarmak, okuyucuyu bu konuda bilgilendirmek ve duyarlılaştırmak isteyen yazarlar kahramanların iç dünyasını yansıtmaya daha da önem vermişlerdir. İç dünyanın yansıtılmasına yönelik bu eğilim, romanlardaki mekân çizimine de yansımıştır. 12 Mart romanlarının mekânlarının büyük çoğunlukla, fiziksel olarak açık ya da kapalı olsun, “olgusal mekânlar” olarak değerlendirildiğinde “labirentleşen” ya da “insanı ezen” mekân tarzı olarak da ifade edilen “dar” ve “kapalı” mekânlar olduğu anlaşılmıştır. Bu durumun; 12 Mart yenilgisi sonrasında kahramanların Emniyet güçleri tarafından hücrelere ve cezaevlerine “kapatılmalarının” ya da iç hesaplaşma ve geçmişle yüzleşme adına kendi evlerine kapanmalarının da ötesinde, genel olarak küçük burjuva bireyinin bunalımının bir sonucu olduğu görülmüştür. Küçük burjuva bireyinin iç dünyasını yansıtmaya yönelen romanlarda, mekânlar fiziksel olarak açık ya da kapalı olsun, genellikle bireyin psikolojini de ortaya koyacak şekilde karamsar ve kasvetli mekânlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CRITICAL ACCULTURATION PSYCHOLOGY AS A FRAMEWORK FOR RESEARCH WITH IMMIGRANTS</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35593</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35593</guid>
      <author>Aslıhan NİŞANCI</author>
      <description>Araştırmacıların göç alanına yönelik ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Göç her dönemde önemli bir sosyal olgu olmakla birlikte, bu araştırmacı ilgisi, son dönemde dünyada ve Türkiye’de göç akımlarındaki artışın sonuçlarındandır. Bu nedenle göç alanında araştırmacıların faydalanabileceği yaklaşımların değerlendirilmesi önemlidir. Bu makalede kültürler arası psikoloji alanında yapılan araştırmalara yol göstermiş bir kuram olan kültürleşme kuramının eksik ve zayıf yönleri var olan literatür ışığında ortaya konulmakta, ardından bu kurama eleştiri olarak ortaya çıkmış olan eleştirel kültürleşme kuramı tartışılmaktadır. Göçmenlerin öznel deneyimlerine ve gündelik yaşam pratiklerine dikkat çeken eleştirel kültürleşme psikolojisi yalnızca psikoloji alanında değil; sosyal hizmet, eğitim, halk sağlığı gibi farklı disiplinlerde göçmenlerle yapılacak çalışmalar için uygun bir kavramsal çerçevedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İZMİR HACI SADIK EFENDİ İŞHANI ÇİNİLERİNİN BELGELENMESİ VE KORUMA ÖNERİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35635</guid>
      <author>Serap IŞIKHAN SAVAŞ, Ayşen ÇAM</author>
      <description>Türkiye’de başta düzensiz artan sanayileşme ve beraberindeki gecekondulaşmayla birlikte ortaya çıkan çarpık kentleşme, kentlerde var olan tarihi yapıların da hızla yıpranmasına neden olmuştur. Bu türden bir tarihi yapıya örnek, İzmir Hacı Sadık Efendi İşhanı’dır. Tarihi İşhan’ı incelendiğinde, içerdiği eserlere yeterince önem verilmediği ve Han’ın giderek kaderine terk edildiği veya kullanılsa bile, yeterli özenin gösterilmediği gözlemlenmiştir. İşhanı, caddedeki diğer tarihi binalarda olduğu gibi gelinlik malzemelerinden oluşan satış mağazalarına dönüşmüştür. Bu çalışmada, yaklaşık yüz yıllık geçmişe sahip Hacı Sadık Efendi İşhan’ı hakkındaki verilere bazı görsel ve yazılı kaynaklar aracılığıyla ulaşılmış; yapının cephesinde yer alan ve bina henüz plan aşamasındayken Kütahya’dan getirilen Kütahya çini panolarının tarihsel özellikleri ve daha önce geçirmiş olduğu restorasyon sonuçlarının günümüzdeki son durumu fotoğraf ve çizimlerle belgelenmiştir. Elde edilen veriler göstermektedir ki, İşhanı’nın yok oluşa doğru giden süreci ancak profesyonel bir restorasyon çalışmasıyla engellenebilir. Tüm tarihi yapılarda olduğu gibi bu İşhanı’nda da korunma ve restorasyonun bilinçli ellerle yapılması, tarihi değerlerin gelecek nesillere daha sağlıklı olarak aktarılması için şarttır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİNEMADA MASALSI ANLATI VE MİTOLOJİK ÖGELER: PAN’IN LABİRENTİ FİLMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35660</guid>
      <author>Ufuk UĞUR, Sezen ALTAY</author>
      <description>Fantastik anlatılardan önce sözlü olarak nesilden nesile aktarılan, bir insanın veya toplumun yaşamını, mücadelelerini, hikâyelerini dilden dile çocuklara anlatan masallar yıllar boyunca önce yazıya, sonrasında ise beyaz perdeye yansıtılmıştır. Böylece gündelik yaşamlardan ortaya çıkarılan mitler, semboller ve hikâyeler daha renkli bir biçimde sinemaya uyarlanmıştır. 20.yy’da teknolojinin gelişmesi ve sinemanın sanayileşme sürecine girmesi ile yapılan çok sayıda fantastik masalsı filmler, kendini yine kendi içinde yenileyerek ve dönüştürerek var olmayı başarmıştır. Klasik anlatı biçiminin temelini oluşturan masallar, postmodern dönemde metinlerarası etkileşim içine girmiştir. Kendi içinde yeni metinler, yeni anlamlar üretmeye başlayan sinema, bu doğrultuda izleyiciye yeni bir haz ve yeni mitolojik öyküler aktarırken diğer yandan da günümüzde izleyiciye geçmişten izlekler sunmaya devam etmektedir. Sinema başlangıcından itibaren belgesel tür ile dış gerçekliği olduğu gibi yansıtan hikâyeler üretmenin yanı sıra günümüze kadar Melies’in gittiği yoldan düşsel ve fantastik anlatı yapıları kurgulamaya devam etmiştir. Çalışmamızda bu doğrultuda sinemada masalsı anlatı ve mitolojik ögeleri incelemekte ve bu bağlamda ‘Pan’ın Labirenti’ filmi örnek alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ HEMŞİRELERİNİN İŞ STRES FAKTÖRLERİ ve ALGILANAN İŞ STRESİ DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35661</guid>
      <author>Sibel KÜÇÜK, Begüm YAĞMUR</author>
      <description>Giriş Tüm sağlık çalışanları gibi YYBÜ hemşireleri de fiziksel çalışma ortamı, vardiyalı çalışma, rol belirsizliği ve çatışması, aşırı iş yükü, ücretin yetersiz olması gibi pek çok nedene bağlı iş stresi yaşayabilmektedir. Materyal ve Metot Araştırma YYBÜ hemşirelerinin iş stresi düzeyleri ve faktörlerinin belirlenmesi amacıyla, 68 hemşire ile tanımlayıcı kesitsel tipte yapılmıştır. Veriler anket formu ve Algılanan İş Stresi Ölçeği (AİS) ile toplanmıştır. Değerlendirmede sayı, ortama, yüzde, Kruskal Wallis ve Wilcoxon test analizleri kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p&lt;0.05 kabul edilmiştir. Bulgular Meslektaş ve hekimler ile iletişim problemi yaşama, ücret yetersizliği, yapılan işin değersiz, önemsiz görülmesi, çalışma ortamına ait nedenler başlıca iş stresörleridir. Medeni durum, çocuk sahibi olma, nöbetli çalışma, bir gecede bakılan ortalama hasta sayısı ve YYBÜ’de çalışma memnuniyet ile Algılanan İş Stresi Ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p&lt;0.05). Sonuç Hemşireler iletişim, mesleksel ve çalışma ortamı ile ilgili nedenlerle iş stresi yaşadığı belirlenmiştir. Daha büyük gruplar ile çalışmalar yapılması, YYBÜ stresörlerinin azaltılması için önlemler alınması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE MESLEĞİNDE DİJİTALLEŞME: ENDÜSTRİ 4.0 ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35680</guid>
      <author>İlkay Ejder ERTURAN, Emre ERGİN</author>
      <description>Ticari hayatta rekabet üstünlüğü sağlamak amacıyla küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin artması sonucunda endüstri 4.0 ile yeni bir sürece adım atılmıştır. Küresel ölçekte insanların birbirleriyle iletişiminin sağlanması yeterli görülmemiş ve nesnelerin de insanlara özgü özellikler kazanması ve diğer nesnelerle ve insanlarla iletişime geçmesinin sağlanması endüstri 4.0 kavramına ilham vermiştir. Rekabet ortamında iş modellerinin sürdürülebilir olması için bu değişen sürece uyum sağlanması gerekmektedir. Ekonomik faaliyetlerin ölçülmesini ve raporlanmasını sağlayan muhasebe mesleğinin de geleneksel iş yapma yöntemlerini değiştirmesi kaçınılmazdır. Türkiye’de uluslararası muhasebe standartları, uluslararası finansal raporlama standartları ve uluslararası denetim standartlarına yönelik çalışmalar geç de olsa başlamışken, muhasebe mesleği, dijitalleşen iş süreçlerini kavramaya yönelik yeni bir atılım sürecine girmelidir. Bu çalışmada, endüstri 4.0 ile değişmekte olan ticari faaliyetlerin muhasebe mesleğine etkileri araştırılmaktadır. Geleneksel muhasebeci tanımının, “finansal veri bilimcisi” kavramına doğru evrildiği vurgulanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELEKTRONİK ÖDEME SİSTEMLERİ, E-TİCARET VE SANAL PARALARIN MUHASEBE KAYDI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35681</guid>
      <author>Umut Tolga GÜMÜŞ, Durmuş SEZER , Mustafa Seçkin AYDIN</author>
      <description>Bitcoin, insanlara her zaman ve her yerde anında ödeme imkanı sunan, dijital bir kripto paradır. Bitcoinler satın alınabilir, satılabilir ve diğer para birimleriyle takas edilebilirler. Bitcoin kullanıcıları gizli anahtarlarıyla bitcoin ağındaki işlemlerinin sahipliğini ispatlar ve kendilerine ait değeri harcayabilir veya diğer kullanıcılara transfer edebilirler. Bu çalışmanın amacı, geleneksel ödeme sistemlerinden farklılaşan elektronik ödeme sistemlerinin incelenmesi, çevrimiçi (online) ödeme sistemlerinin elektronik ticaret üzerindeki etkisinin araştırılması ve sanal paraların muhasebe kayıtlarının nasıl yapılması gerektiğidir. Çalışmada, kredi kartı, elektronik para, sanal kart, e-cüzdan, e-çek, smart kart, elektronik fon transferi (EFT) gibi elektronik ödeme sistemleri incelenmiştir. Bunun yanında, çalışmada Bitcoin’in muhasebe kayıt sisteminde nasıl yer alacağı üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİÇERİLİKLE İLGİLİ ÜÇ TARİHÎ ROMANDA ANLATICI VE BAKIŞ AÇISININ NİTELİKSEL DÖNÜŞÜMÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35694</guid>
      <author>İlknur TATAR KIRILMIŞ</author>
      <description>Yeniçeriler, Osmanlı askerî sisteminde padişaha yakın bir teşkilât olması ve zaman zaman devlet yönetimini tehdit edici bir güce ulaşmaları dolayısıyla tarihî romanlarda ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Osmanlı Devleti'nin yükseliş dönemlerinde de sorun teşkil eden Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılma gerekçesi yazarların dikkatini çekmiş ve genel olarak Vaka-yı Hayriye bu temada yazılan eserlerin bakış açısını belirlemiştir. Türk tarihiyle ilgili ilk roman kabul edilen Yeniçeriler, Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmıştır. Ahmet Mithat’ın eserindeki içerik ve yapı kendisinden sonra yazılan tarih konulu romanları, aşk, entrika ve tarih birlikteliği yönünden, etkilemiştir. İlahi bakış açısının taçlandırdığı bu roman yapısı tarihî romanların zayıf bir özelliği kabul edilen popülaritesini devam ettirmek için uzun bir süre yazarlar tarafından tercih edilmiştir. Yeniçeriler’den(1871) sonra yazılan romanlarda Yeniçeri Ocağı ve Bektaşi tekkeleri birlikteliği olumsuz bir klişeye dönüştürülür. 2000’li yıllardan itibaren yeniçerilik, Bektaşilik merkezinde yeniden roman tecrübesine davet edilir ve önceki kolayca okunan aşk ağırlıklı içeriğinden arındırılmaya çalışılır. Bu çalışmada, yeniçeriler hakkında yazılmış üç roman, Yeniçeriler, Devrilen Kazan, Son Yeniçeri, çerçevesinde tarihî romanın içeriğindeki nitelik dönüşümü bakış açısı ve anlatıcı çerçevesinde ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DUYGUSAL ZEKA, DUYGUSAL ÖZ FARKINDALIK İLİŞKİSİ: DUYGUSAL ZEKANIN, DUYGUSAL ÖZ FARKINDALIKLA YORDANMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35698</guid>
      <author>Arkun TATAR, Hüdanur ÖZDEMİR , Behmen ÇELİKBAŞ , Demet KURT , Berra BEKİROĞLU , Zekeriya ÖREN , Fatih BATTAL</author>
      <description>Bu çalışma duygusal zekanın yordanmasında duygusal öz-farkındalığın rolünün araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Bu doğrultuda, Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği-33, 18-60 yaşları arasında (ort.=29,34±9,35 yıl) 199 kadın ve 162 erkek olmak üzere toplamda 361 kişiye uygulanmıştır. Schutte Duygusal Zeka Ölçeği’nin bütünü için Cronbach Alfa içtutarlılık güvenirlik katsayısı 0,86 olarak hesaplanmış, Duygusal Öz-Farkındalık Ölçeği’nin güvenirlik katsayısı ise ölçeğin bütünü için 0,84 olarak belirlenmiştir. Duygusal zeka ile duygusal öz-farkındalık arasındaki ilişkinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi amacıyla basit ve çoklu doğrusal regresyon analizleri yürütülmüştür. Elde edilen bulgulara göre, Duygusal Öz-Farkındalık Ölçeği genel toplam puanı ve alt boyut toplam puanları, özellikle “isimlendirme” alboyutu, Schutte Duygusal Zeka Ölçeği genel toplam puanını ve ölçeğin “duyguları değerlendirme” alt boyutu toplam puanını daha iyi düzeyde yordamaktadır. Bu sonuçlar, duyguların farkında olma ve tanımlayabilmenin duygusal zekanın temel öneme sahip bileşenlerinden biri olduğu yönündeki görüşü destekler niteliktedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SERAMİK EĞİTİMİNDE GELENEKSEL İZLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35701</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35701</guid>
      <author>Memduha Candan GÜNGÖR</author>
      <description>Seramik, geçmişte ve günümüzde mimari alanda en çok kullanılan malzeme özelliğini taşımaktadır. Anadolu bu anlamda birikimi en bol olan bir coğrafyada yer almaktadır. Özel ve kamu yapılarında kullanılan mimari unsurlar ve süsleme üslupları son derece zengin, özgün ve dikkat çekicidir. Bu yapılar aracılığıyla üzerlerinde yaşamış onlarca kültürün mirası gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Bu zengin kültürel miras yeni arayışlara yönelen sanatçı adayları için de bir esin kaynağı oluşturmaktadır. Sanat eğitimi veren okulların temel görev ve işlevlerinden biri, uygulamanın yanında bilimsel araştırmalarla, kuramsal derslerle sanatı bilimle harmanlamak, gelenekselle çağdaşın arasındaki köprüleri kurmaktır. Çünkü bu birikimden yararlanmak ve evrensele ulaşmak için yerellikten yola çıkmak, genç sanatçı adaylarını yeni ufuklara taşıyacak en güçlü destekleri olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AĞIZDAN AĞIZA İLETİŞİM LİTERATÜR İNCELEMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35709</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35709</guid>
      <author>Kazım KILINÇ</author>
      <description>İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ağızdan ağıza iletişim hem araştırmacıların hem de akademisyenlerin ilgi odağı haline gelmiştir. Bu ilgi günümüze kadar süregelmiş, halihazırda da artarak devam etmektedir. Tüketici satın alma karar sürecinin her aşamasında önemli bir role sahip olan ağızdan ağıza iletişim, işletmeler açısından da önemli role sahiptir. İşletmeler için diğer tanıtım ve tutundurma araçlarına göre daha ekonomik olması, çoğunlukla kendiliğinden oluşması, tüketicileri gönüllü tanıtıcılar haline getirmesi önemli üstünlükleridir. Mal ve hizmetlerin tanıtım ve duyurulmasında da büyük önem taşımaktadır. İletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak, ağızdan ağıza iletişimin de teknolojik gelişmelerden faydalanması, bu gelişim sonucu çok büyük kitlelere kolayca ulaşma imkanı elde etmesi bu önemi daha üst seviyelere taşımıştır. Bu çalışma ağızdan ağıza iletişim ile ilgili yapılmış olan yerli ve yabancı çalışmaların amaç ve sonuçlarının derlenerek bir indeks oluşturulması amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın, ağızdan ağıza iletişim konusunda araştırma yapacaklar için önemli bir kaynak olacağı beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARTPOSTALLARDAN PİERRE JAHAN FOTOĞRAFLARINA:PARİS’İN KAYIP HEYKELLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35716</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35716</guid>
      <author>Gökcen ERGÜR</author>
      <description>Fransa, İkinci dünya savaşında Almanya tarafından işgale uğramış ve bölünmüştü. Ateşkes şartlarına göre Fransa’nın ödemesi gereken tazminat bedelinin içerisinde istenen demir-dışı metaller, kaynak yokluğu yüzünden seferberlik kampanyalarıyla toplanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda başta Paris olmak üzere tüm Fransa’daki anıtların ve bronz heykellerin büyük çoğunluğu sökülüp eritilmiştir. Kamusal alanları anıt erozyonuna uğratmanın yanında, kolektif hafızadan silinmiş bu heykellerin yokluğu, bazı alanlarda hala görülebilen boş heykel kaideleriyle Savaş yıllarının anılarını yansıtmaktadır. Şans eseri bu olay, fotoğraf sanatçısı Pierre Jahan tarafından öğrenilmiş, heykeller yok edilecekleri hurdalıkta belgelenmiştir. Savaşın bitmesinden sonra bu fotoğraflar, yazar Jean Cocteau tarafından kaleme alınan “La Mort et les Statues” (Heykeller ve Ölüm) kitabında 1946’da yayınlanmış ve yaşananlar unutulmaktan kurtarılmıştır. Makalede yok edilen bronzların çevresinde gelişen olaylar anlatılmış, söz konusu kitapta fotoğrafları yer alan bronz heykeller teşhis edilerek, yapıldıkları döneme ait Paris kartpostalları aracılığıyla ilk konulduğu yerlerindeki durumları incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ENFLASYON VE İŞSİZLİK ORANININ ETKİSİ: TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE BİR AMPİRİK ANALİZ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35728</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35728</guid>
      <author>Sevilay SARICA</author>
      <description>İşgücü verimliliği, işsizlik oranı ve enflasyon arasındaki ilişkinin varlığı iktisat biliminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada Türk sanayinin 2007:1-2017:3 dönemlerini kapsayan üçer aylık verileri kullanılmak suretiyle işgücü verimliliği, işsizlik oranı ve enflasyon arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığı ve yönü incelenmiştir. Çalışmada ARDL Testi (Sınır Eşbütünleşme Testi) ile Granger Nedensellik Testi kullanılmıştır. Elde edilen ampirik bulgular, sonucunda verimlilik ile işsizlik oranı ve enflasyon arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Granger Nedensellik testi sonuçlarına göre, gerek kısa gerekse de uzun dönem açısından işsizlik oranından verimliliğe doğru tek yönlü ve güçlü bir nedensellik ilişkisi mevcut iken, sadece kısa dönem açısından enflasyondan verimliliğe doğru tek yönlü bir nedenselliğin söz konusu olduğu saptanmıştır. İlişkinin yönüne bakıldığında ise ulaşılan sonuçların; Alternatif Teorik Görüşü ve ilk kovulan olmamak için daha fazla çalışmayı esas alan görüşü desteklediği görülmüştür. Sonuçta işsizlik oranındaki artış işgücü verimliliğini artırırken, enflasyonda ortaya çıkacak olan artış ise işgücü verimliliğini azaltacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FETHİYE’DE YAŞAYAN İNGİLİZLERİN TÜRKÇE ÖĞRENME SÜRECİNDE YAŞADIKLARI ZORLUKLAR VE TÜRKÇE İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35651</guid>
      <author>Ahmet ŞAHBAZ</author>
      <description>Yabancı bir dili öğrenmek uzun ve zahmetli bir iştir ve bu süreç içinde öğrenen kişi çeşitli zorluklar ile karşılaşır. Bu zorluklar kendisinden, öğrenme ve öğretme ortamından, öğrenilen dilin yapısından ya da başka sebeplerden kaynaklanabilir. 2000 yılından sonra Fethiye’de çok sayıda İngiliz ikamet etmeye başlamıştır. Kesin rakam tam olarak bilinmemekle birlikte şu anda bu bölgede yaklaşık beş-altı bin İngiliz’in yaşadığı tahmin edilmektedir. Burada yaşayanların çoğunluğunu bir Türk ile evli İngiliz gelinler ve emeklilik sonrası güzel bir iklim ve coğrafyada yaşamak isteyen İngilizler oluşturmaktadır. Bu kişiler kendi günlük ihtiyaçlarını karşılamak için Türkçe öğrenmişlerdir. Bu kişilerin Türkçe öğrenim sürecinde çeşitli zorluklar ile karşılaşmış olmaları kaçınılmazdır. Bu çalışma Fethiye’de Türkçeyi olgunluk döneminde öğrenmiş yetişkin iki dilli İngilizlerin Türkçe öğrenme sürecinde ne tür zorluklar ile karşılaştıklarını, Türkçeyi ne sıklıkta kullandıklarını, Türkçe ile ilgili görüş ve düşüncelerini ortaya çıkarmayı son olarak da buradan elde edilen verilerle de Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine katkı sunmayı amaçlamıştır. Bu betimsel çalışmada, bu amaca ulaşabilmek için 15 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Katılımcılara yarı yapılanmış görüşme tekniğine uygun olarak önceden araştırmacı tarafından hazırlanan sorular sorulmuş ve görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınıp yazıya dökülmüştür. Yapılan çözümlemeler neticesinde katılımcıların genel olarak Türkçeyi zor buldukları, Türkçe öğrenirken dilsel, bireysel ve toplumsal anlamda zorluklar yaşadıkları, Türkçe kullanım sıklıklarının ise bulunulan ortam ve konuşulan kişiye göre değiştiği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMSAL DUYGUSAL HAFIZANIN ÖRGÜTSEL ÖĞRENME VE FİRMA PERFORMANSINA ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35696</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35696</guid>
      <author>Gözde MERT</author>
      <description>Yönetim literatüründe; kurumsal duygusal hafızanın, kurumsal hafızanın duygusal bölümü olduğu ve firma yenilikçiliğini etkilediği konusunda, önceden yapılmış olan araştırmalar mevcuttur. Bu çalışma ile kurumsal duygusal hafızanın örgütsel öğrenme ve firma performansına olan etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Bu maksatla, 2018 yılında İstanbul ve Kocaeli illerindeki orta ve büyük ölçekli firma yöneticilerine anket uygulanmıştır. Araştırmaya, 138 firmadan, 622 kişi katılmıştır. Araştırma ile kurumsal duygusal hafızanın seviyesi, yayılımı ve depolanması boyutları ile örgütsel öğrenme ve firma performansı arasında pozitif bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca örgütsel öğrenmenin; (a) firma performansı arasında pozitif bir ilişki olduğu, (b) kurumsal duygusal hafızanın seviyesi ve yayılımı boyutları ile firma performansı arasındaki ilişkide, örgütsel öğrenmenin tam ara değişken etkisinin olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“DOĞMUŞ KIZIMA MEKTUP” ÖYKÜSÜNDE KADIN DÜNYASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35710</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35710</guid>
      <author>Alev ÖNDER</author>
      <description>Mektup, biyografi ve otobiyografi gibi türlerin son yıllarda kadın yazarların eserlerinde sıkça karşımıza çıkması kadının kendi yaşantısını daha cesur kurgulama eğiliminin bir parçasıdır. Akademisyen, mimar ve senarist kimliğiyle de tanınan Feride Çiçekoğlu, roman ve öykülerinde kendi yaşam deneyimi ve gözlemlerinden yararlanırken bireysel ve toplumsal tarihle hesaplaşmaktadır. Eserlerinde sevgisizlik, yalnızlık, göç, şiddet, baskı ve işkenceyi yazınsallaştırırken ataerkil sisteme muhalif bir duruş sergilemektedir. Bu çalışmada yazarın öz yaşam öyküsüne sıkça yer verdiği kitaplarından ‘‘100’lük Ülkeden Mektuplar’’da yer alan ‘‘Doğmuş Kızıma Mektup’’ adlı öyküsü feminist eleştiri ışığında değerlendirilecektir. ‘‘Doğmuş Kızıma Mektup’’ öyküsünde anne-kız ilişkisi, feminizmin kızkardeşlik kavramı, kadın anlatıcının ataerkil sistemin değerlerine eleştirileri feminist kuramdan yola çıkılarak incelenecektir. Direnç, iyimserlik ve umudun kurmaca aracılığıyla nasıl üretildiği ve farklı kadın kuşaklarına nasıl iletildiği irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TRABZON SERA GÖLÜ’NÜN REKREASYON POTANSİYELİNİN KULLANICI İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35656</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35656</guid>
      <author>Makbulenur ONUR , Demet Ülkü GÜLPINAR SEKBAN , Cengiz ACAR</author>
      <description>Günümüzde artan yapılaşma rekreasyon taleplerini arttırmaktadır. Artan yapılaşma sonucunda azalan yeşil alanlar insanları farklı rekreasyon taleplerine yöneltmiştir. Buna paralel olarak insanların isteklerinin değişmesi ve artması gibi unsurlar turizm ve rekreasyon isteklerine farklı bir boyut kazandırmıştır. Rekreasyon alanları insanlara ekolojik, ekonomik ve estetik açıdan birçok yarar sağlamaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı, başta Sera Gölü olmak üzere doğal alanların turizm potansiyelini kullanıcı istekleri doğrultusunda belirlemektir. Çünkü doğal alanlar rekreasyon kavramının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu kapsamda turizm hareketinin başarılı olabilmesi koruma/kullanım dengesinin oluşturulabilmesi ile doğrudan ilişkilidir. Yapılan bu çalışma kapsamında Trabzon Sera Gölü incelenmiştir. Sera Gölü Trabzon ili Akçaabat ilçesine bağlı Yıldızlı mevkiinde bulunmaktadır. Göl 1950’de meydana gelen bir heyelan sonucunda oluşmuştur. Sahip olduğu doğal bitki örtüsü ve manzara özelliği oldukça farklıdır. Bu bağlamda, yapılan bu çalışmanın öncelikle Sera Gölü turizm potansiyelini belirleyip yapılacak olan çalışmalara envanter olabileceği öngörülmektedir. Çalışma sonucunda gölün turizm potansiyeli yapılan anketler doğrultusunda saptanmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA GÖREV YAPAN ÖĞRETİM ELEMANLARININ ÖĞRETMEN ÖZYETERLİK İNANÇLARININ İNCELENMESİ: KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35673</guid>
      <author>Cüneyt BİLDİK, Bülent ALCI</author>
      <description>Bu araştırma, Kırklareli Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının, öğretmen özyeterlik inançlarını cinsiyet, hizmet yılı ve görev yaptıkları meslek yüksekokulu değişkenleri açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Kırklareli Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan 127 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çolak, Yorulmaz &amp; Altınkurt (2017) tarafından hazırlanan ve Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .93 olan, “Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiş, bağımsız örneklem t-testi, tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) ile Bonferroni testi ve etki büyüklüğü analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, Kırklareli Üniversitesi meslek yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının öğretmen özyeterlik inançlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Öğretim elemanlarının öğretmen özyeterlik inançları, görev yaptıkları meslek yüksekokulu değişkenine göre incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuş, cinsiyet ve hizmet yılı değişkenleri açısından incelendiğinde ise anlamlı farklılık bulunmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARINDA {+lAmA} BİRLEŞİK EKİNİN HASTALIK ADLARI TÜRETME İŞLEVİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35682</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35682</guid>
      <author>Anıl ÇELİK</author>
      <description>Birleşik ek, en sade tanımlamasıyla “Birden fazla ekin birleşmesinden oluşan ek” demektir. Türkiye Türkçesinde bulunan birleşik eklerden birisi de {+lAmA} ekidir. Bu ek, Türkiye Türkçesi Ağızlarında hastalık adı yapma anlamsal işleviyle sıklıkla kullanılmaktadır. Fakat gramer çalışmalarının ilgili kısımlarında ekin bu anlamsal işlevi yeterince ön plana çıkarılmamıştır. Bu araştırmada, Türkiye Türkçesi Ağızlarında tespit edilen {+lAmA} yapısı aracılığıyla kurulmuş hastalık adları tespit edilerek sıralanmış, bunların anlamsal yapıları incelenmiş, söz konusu kelimelerin türetiminde kullanılan adların {+lA} ekli kullanımlarının olup olmadığı ve eğer kullanımları varsa bunların {+lAmA} yapısı aracılığıyla oluşturulan adlarla anlamsal uyumluluk durumlarının nasıl olduğu hususu irdelenmiştir. Bu çalışma, {+lAmA} birleşik ekinin Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki kullanım biçimleri ve ekin anlamsal işlevlerinin değerlendirilmesi noktasında bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. YÜZYIL YUNAN ve TÜRK ROMANINDA KADIN ALGISI: LEANDROS (1834) VE TAAŞŞUK-I TALÂT VE FİTNAT (1872)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35687</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35687</guid>
      <author>Aslı ÇETE</author>
      <description>19. yüzyılda kadın, gittikçe güçlenen eril bir söylem tarafından duygulara, fedakârlıklara, aile yaşamına ait olduğu savunulan “özel alan”a hapsedilir. Bu sayede kamu yaşamından olabildiğince dışlanır. Kadından beklenen, “iyi” bir eş ve anne olup ahlaklı ve yüksek eğitimli çocuklar yetiştirmesidir; çünkü ancak bu şekilde toplumun, “ideal” kabul edilen değerlere ulaşabileceği düşünülür. 19. yüzyıl Yunan ve Osmanlı toplumunda da kadın, “özel alan”a hapsedilir ve kendisine biçilen görevlerle, bu “özel alan” içinde en iyisini gerçekleştirmesi beklenir. Kadının özgürleşmesi, bir birey olarak var olması anlamına gelmez. Sözü geçen özgürlük, kendi alanı (özel alan) içine hapsedilmiş, erkek egemen yapıya – kimi zaman memnuniyetle – boyun eğen, egemen olan eril söylem tarafından üretilen ve gene bu söylemin çıkarlarına hizmet edecek olan bir “özgürlük”tür. Bu çalışmada, Yunanca ve Türkçe yayımlanmış ilk roman olarak kabul edilen iki metinde – Leandros (1834) ve Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat (1872) – kadının konumu incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUNUS EMRE TİYATRO ESERİNİN YAPI VE MUHTEVA BAKIMINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35691</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35691</guid>
      <author>Çiğdem ÇAM TÜRKAN</author>
      <description>Türk edebiyatında önemli bir yeri olan Yunus Emre yüzyıllar boyunca yazdığı şiirlerle hafızalara kazınmış, şiirlerinde işlediği evrensel iletilerle kuşaktan kuşağa söylenerek günümüze ulaşmıştır. Halk ozanımız hakkında roman, hikâye, tiyatro vb. alanlarda birçok çalışma yapılmıştır. Yazarlar topluma öncülük ve sözcülük eden önemli şahsiyetlerdir. Geçmişten geleceğe aktarılacak değerleri toplumlara ulaştırırlar. Türk toplumu için önemli bir değer olan Yunus Emre için pek çok yazar çalışma yapmıştır. Yunus Emre’nin evrensel iletilerini gelecek nesillere taşımayı amaçlamışlardır. Tiyatro alanında Yunus Emre eserlerde konu olarak işlenmiş ve eser yazarları kendi bakış açılarıyla Yunus Emre’yi okuyucuya sunmaya çalışmıştır. Bu çalışmada Sabahat Emir’in yazdığı tiyatro eseri yapı ve muhteva açısından incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİNEMA ANİMASYON FİLMLERİNİN ÇOCUKLARIN SATIN ALMA DAVRANIŞLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35695</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35695</guid>
      <author>Tülay YAZICI, Deniz AKTİN</author>
      <description>Tüketim kültürünün oluşmasında önemli bir yere sahip olan sinema toplumun her kesimini etkilemektedir. Sinemanın özel bir kitlesini oluşturan çocuk izleyiciler için animasyon filmleri çok önemlidir ve kendine ait bir sektör yaratmıştır. Çocuklar animasyon filmlerini aileleri ile birlikte izlemekte ve bu filmlerin karakterlerinden etkilenmektedir. Sinema animasyon film karakterleri çocuklar için önemli bir figür haline gelmekte ve filmlerle ilintili oluşturulan tüketim sistemi içinde karakterlere ait ürün ve oyuncakları satın almayı talep etmektedirler. Çalışmada, hedef kitlesi çocuklar olan sinema animasyon film karakterlerinin, çocukların tüketim alışkanlıklarına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla; tüketim toplumu, çocuk tüketiciler ve sinema animasyon filmleriyle ilgili literatür çalışması yapılmış ve yöntem olarak araştırmada yer alan ebeveynlerle, çocuklarının sinema animasyon filmi izleme alışkanlıklarına, film karakterlerinin ürün ve oyuncaklarını satın alma etkisine yönelik derinlemesine mülakat görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda çocukların sinema animasyon film karakterlerinden etkilendikleri ve çocukların tüketim davranışlarını belirlediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇORUM KAZA MERKEZİNDE MESLEKİ YAPILANMA ÜZERİNE BİR İNCELEME: 1844-1845 TEMETTÜAT DEFTERLERİNE GÖRE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35704</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35704</guid>
      <author>İlyas AK</author>
      <description>Meslek Arapça bir kelime olup, “silk” kökünden gelmektedir. Silk “sıra, dizi, yol; meslek, tutulan yol” anlamlarına gelmektedir. Örgütlü toplumlardan itibaren İnsanla-rın yaptığı iş, eylem ait olduğu toplumda sosyal statüsünü belirler ve kişileri diğer in-sanlardan ayırır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de meslek, insanların temel geçim kaynağı olması ve toplum içerisindeki rolü ve duruşunu belirlemesi nedeniyle ol-dukça önemlidir.Temettüat defterleri, “hane reisleri hakkında ayrıntılı bilgiler içer-melerinden dolayı sosyal ve ekonomik tarih araştırmaları yapanlar için mükemmel veriler sunmaktadır.” Bu defterlerdeki verilerin kullanılması ve değerlendirilmesiyle özelde hane reislerinin, genelde kaza merkezi, köy ya da bir aşiretin içerisinde bulu-nanların sosyal ve iktisadi hayatını ortaya koymak mümkündür. Bu çalışmanın ana kaynağını, 1844-1845 yıllarını kapsayan Çorum temettüat defterleri oluşturmaktadır. Çalışmada, Çorum kaza merkezinde bulunan 42 mahallede yaşayan toplam 1998 hane reisinin kayıtları incelenmiştir. İnceleme sonucunda araştırmaya konu olan mahallelerde 93 farklı meslek tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, kazada yaşayan 1998 hane reisinden 1447’sinin mesleğinin tanımlandığı belirlenmiştir. 387 hane rei-sinin mefkûd (kayıp), çolak, müsinn-i (yaşlı) gibi sıfatlarla kaydedilmiş olması ne-den bir meslekle anılmadıklarını da ortaya koymuştur. Bu çalışma, temettüat defter-lerinden yararlanmak suretiyle 19. yüzyılın ortalarında Anadolu’da yaklaşık 10 bin nüfusuyla orta büyüklükte bir kaza merkezi olan Çorum şehrinin, Çorum’daki mes-leleri belirleyip açıklamayı amaçlamaktadır. Böylelikle Çorum’un ekonomisinin ne-ye dayandığı, insanların geçmişte nasıl geçindiği, en çok hangi mesleklerin revaçta olduğu sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca Çorum’da icra edilen mesleklerin sahip-leri için oluşturduğu kazanç da tespit edilmeye çalışılmıştır. Öte taraftan incelenen tarihsel dönemde var olup da günümüzde olmayan meslekler belirlenerek şehrin ekonomik yapısındaki değişimler de izlenmeye gayret edilmiştir. Araştırma bu özel-likleriyle Çorum’un 19. Yüzyılın ortasındaki kültürel ve sosyoekonomik durumunu yansıtması açısından yerel tarih çalışmaların mütevazı bir katkı sunmayı hedefle-mektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL VE DEVLET OKULUNDA OKUYAN ÖĞRENCİLERİN YARATICILIK DÜZEYLERİ İLE ÖĞRETMENLERİN YARATICI DÜŞÜNCE DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35515</guid>
      <author>Rıdvan GÖREN</author>
      <description>Araştırma 2016-2017 Eğitim Öğretim yılı Ankara - merkez ilçesindeki devlet ve özel okullarda görev yapan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 317 öğretmen ve öğretmenlerin sınıfında öğrenim gören 680 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Yaratıcı düşünce düzeyleri tüm öğretmenlerde mesleki deneyim, mezuniyet, yaratıcılık eğitimi alma durumu ve okul türüne göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p&lt;0,05). Öğrencilerin yaratıcılık düzeyleri tüm boyutlar için özel okullarda devlet okullarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek düzeydedir (p&lt;0,05). Öğretmenlerin yaratıcılık düzeyleri ile öğrencilerin yaratıcılık düzeylerinin tüm boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır (p&lt;0,05).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZ ROMANTİZMİNDE MANZARA RESMİNİN POPÜLER BİR TEMSİLCİSİ JOHN CONSTABLE SANAT HAYATI VE MODERN SANATA KATKILARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35638</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35638</guid>
      <author>Ufuk ÇETİN</author>
      <description>Bu makalede İngiliz Romantizminin güçlendiği 19. yüzyılın ilk yarısında manzara resmindeki özgün üslubuyla dikkat çeken John Constable'ın yaşam öyküsü, sanat anlayışı ve Modern sanata katkıları ele alınmaktadır. John Constable 11 Haziran 1776 yılında doğmuştur. Lavenham’da özel bir okul olan Dedham’da Grammar School'da eğitim almıştır. Mutlu ve rahat bir çocukluk geçiren Constable gençlik yıllarında amatör bir ressam olan John Dunthorne'dan resim yapma tekniğini öğrenmiştir. Daha sonra Londra’daki Kraliyet akademi okullarına girerek 1802 yılında Kraliyet Akademisi'nde ilk resmini sergilemiştir. Sanat hayatının ilk evresinde Gainsborough’un izinden gitmiş; daha sonra giderek basit konular ve doğayı ele alarak kendi gözlemlerini yansıttığı bireysel tekniğini geliştirmiştir. Her ne kadar bu durum İngiltere’de onun çok az tanınmasını sağladıysa da Fransızlar onun çalışmalarından etkilenmiş; Constable'ın ünü Paris salonlarında hızlı bir şekilde yayılmıştır. 1829 yılında Kraliyet Akademisi'nin tam bir üyesi seçilmiştir. 31 Mart 1837 de Hampstead’da ölmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WILLIAM SHAKESPEARE’İN MACBETH ADLI ESERİNİN ÇİZGİ ROMAN UYARLAMASININ GÖSTERGELERARASI ÇEVİRİ VE YENİDEN YAZIM BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35659</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35659</guid>
      <author>Ceren ULU, Mustafa KURT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, disiplinlerarası bir faaliyet olan çeviriye göstergelerarası bakış açısıyla yaklaşmaktır. Bu çalışma, uyarlama kavramını çeviri bağlamında inceleyerek çevirinin yalnızca iki doğal dil arasında bir iletim aracı olmadığını aynı zamanda dilsel göstergelerden dil dışı göstergelere uzanan farklı gösterge dizgeleri arasında bir iletişim kanalı da olduğunu vurgulamaya çalışmaktadır. William Shakespeare’in önemli trajedilerinden Macbeth’i bugünün okuyucusuna modern bir İngilizceyle ve resimlerle desteklenmiş şekilde ulaştırma isteği sonucunda ortaya çıkan ve kaynak metnimiz olan eserin, uyarlama ve dilsel göstergelerin dil dışı göstergelere dönüştürülmesi işlemlerine en güzel örneklerden birini oluşturacağı değerlendirilmektedir. çalışmamızda, dili sadeleştirilerek çizgi romana uyarlanmış bu yeni Macbeth ile onun Türkçe çevirisi ve metnin orijinali ile Türkçe çevirileri, göstergelerarası çeviri ve yeniden yazım kavramları temelinde incelenmiş; orijinal eser ile uyarlama arasındaki farklar ve ortaya çıkan bu farkların esere kattıkları ve eserden götürdükleri üzerine değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EDEBİYAT VE SANATTA ELEŞTİRİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35662</guid>
      <author>Özge ÖZDEMİR</author>
      <description>Edebiyat ve edebiyatın tarihsel sürecini araştıran, inceleyen bir araştırmacı mutlaka toplum, dönem ve sanat ile etkileşim içinde olmalıdır. Edebiyatı ve sanatı ortak bir noktada buluşturan husus insandır. Ve sanatın en önemli özelliği insanı, doğayı kısaca hayatın gerçekliğini yansıtmaktır. Sanat kendi bireysel değerinin yanı sıra ahlak, siyaset ve insan doğası gibi konularda okur için fayda sağlamıştır. Bu sağlanan faydalar ile birlikte edebiyat alanında eleştiriler de, sorular da fazlalaşmıştır. Edebiyatın etkisinin, özünün ne olduğu gibi, edebiyat teorileri ve eleştirileri de günümüze kadar geldi. Eleştirel olmak da bazı düşünceleri genişletebilir hatta değiştirebilir. Eleştiri her ne kadar sadece olumsuz gibi görünse de bazen tepkilerin beğeni gücünü yansıtır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANA DİLİ TÜRKÇE OLAN ALMAN DİLİ ÖĞRENCİLERİNİN ALMANCADAKİ "ER" VE "DER" ARTİKELLERİNE YÖNELİK ÇÖZÜMLEMELERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35683</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35683</guid>
      <author>Mehmet GEZMEN</author>
      <description>Bu psikolenguistik çalışmada, ana dili Türkçe olan Almanca öğrenicilerinin Almancadaki "er" ve "der" artikellerini nasıl öğrendikleri ve yorumladıkları araştırılmıştır. Çalışmada söz konusu zamirlerin Türk öğreniciler tarafından yorumlanırken ana dilinin ve metnin etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca "er" ve "der" artikellerinin öğreniminde ana dilinin ve metnin bir etki varsa ne derecede bu söz konusudur, bunun sebepleri ve sonuçları da çalışmada araştırılmıştır. Araştırmanın konusu şu sorular etrafında gelişmiştir: Ana dili Türkçe olan Alman dili öğrencilerinin Almancadaki "er" ve "der" artikelleri çözümlenmesinde farklı yorum şekilleri var mıdır ya da araştırmaya katılan öğrenciler her iki zamiri de aynı öncüle mi referans gösteriyorlar? Ana dili Türkçe olan Alman dili öğrencilerinin Almancadaki "er" ve "der" artikelleri çözümlenmesinde ana dillerinden kaynaklı bir etkilenme ya da metinden etkilenme söz konusu mudur? Araştırma 28 kişilik bir Türk öğrenici grubundan oluşan deneklerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Veriler üç farklı öncül çözümleme anketinin katılımcılara çözümlemek üzere verilerek oluşturulmuştur. Çıkan sonuçları ayrıştırıp öncül çözümlemelerini bulmak hedeflenmiştir. Üç farklı öncül çözümleme anketi vasıtasıyla bunları ayrıştırıp bulmak hedeflenmiştir. Uygulama Almancadaki yalnızca "er", yalnızca "der" ve her iki "er" ve "der" artikelin içerdiği anketlerle gerçekleşmiştir. Anket sonuçları istatistik yöntemlere göre değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANZİMAT’TAN II. MEŞRUTİYETE OSMANLI’DA DEPREMLER (1839-1908)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35685</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35685</guid>
      <author>Kibar BAL</author>
      <description>Anadolu yarımadası depremsellik açısından dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisidir. İncelenen tarihler arasında meydana gelen depremlerin şiddeti ve buna bağlı olarak neden oldukları yıkım değişkenlik göstermiştir. Bu bağlamda ulaşılabilen bilgiler ışığında, bahsi geçen dönemde çok sayıda depremin vuku bulduğu ve bu depremlerin toplum üzerinde ciddi sosyo-ekonomik etkiler bıraktığı görülmüştür. Nitekim yaşanan depremler, can kayıpları, barınma, beslenme ve ulaşım gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Meydana gelen depremlerin ardından, hasarın tespit edilmesi, depremzedelerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve ayrıca afetlerin meydana geldiği bölgelerin yeniden imarı konusu Osmanlı Devleti’nin ciddiyetle meşgul olduğu temel meseleler olmuştur. Kısacası, bu çalışmada, Tanzimat’tan II. Meşrutiyet'e kadar olan tarihler içerisinde kronolojik olarak Osmanlı Devleti’nde vuku bulan depremlerin oluşu, hasar dereceleri ve depremlerin, halka, çevreye, bölge ve ülkenin sosyo-ekonomik yapısına ne gibi etkileri olduğu üzerinde durulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YÖNELİK TUTUMLARININ FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35689</guid>
      <author>Abuzer KAYHAN, Oğuz BAYSAN , Bülent ALCI</author>
      <description>Bu çalışmada, Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi lisans programlarında okuyan öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının cinsiyet, program türü ve mezun olunan lise türü değişkenleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmada Üstüner (2006) tarafından geliştirilen ve likert tipi beşli olarak derecelendirilen “Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2017–2018 eğitim-öğretim yılı eğitim fakültesinin son sınıfta öğrenim gören 170 kız ve 60 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, ilişkisiz örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrenim görülen lisans programlarına göre farklılaşmalar gözlenirken cinsiyet ve mezun olunan lise türü değişkenleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİN DUYGUSAL ZEKÂ SEVİYELERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI: OTOMOTİV VE ELEKTRİKLİ EL ALETLERİ SEKTÖRÜNDE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35697</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35697</guid>
      <author>İsmail HORASAN, M.Şafak TURAN , Burak KAZAZ , Alp YÖNDEM , Mehmet MİMAN</author>
      <description>Duygusal zekâ; bireyin kendinin farkında olması, duygularını yönetebilmesi, başkalarının duygularını anlayabilmesi ve ilişkilerini yürütebilmesi açısından önemlidir. Özellikle son zamanlarda oldukça popüler bir kavram haline gelen duygusal zekâ aracılığıyla kişi kendisini ve çevresini daha iyi yönetebilecek, başarılı ve mutlu olabilecektir. Bu araştırmada ise çalışanların duygusal zekâ boyutları bağlamında duygusal zekâ seviyelerinin; çalışanların demografik özellikleri ve iş performansları ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Böylece çalışanların duygusal zekâ seviyelerinde etili faktörler analiz edilmekte gerek istihdam politikalarına yön vermede gerekse meslek içi eğitim politikalarının çalışanların duygusal zekâlarını geliştirecek şekilde belirlenmesinde ışık tutacak verilere ulaşılmak amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL SINIFLARINDA FİLMLERİN ALTYAZILI VEYA ALTYAZISIZ KULLANIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35700</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35700</guid>
      <author>Esen GENÇ, Betül ÖZCAN DOST , Elif GÜVENDİ YALÇIN</author>
      <description>İngiliz dili eğitimi konusunda çalışmalar yapan birçok araştırmacı filmlerin dil öğretimindeki rolü üzerine çeşitli çalışmalar yürütmüştür. Bu çalışmaların sonucunda dil öğretilen sınıflarda filmlerin yaygın olarak kullanıldığı ve çeşitli faydaları ortaya çıkmıştır. Sınıflarda kullanılan filmlerin türü ve seviyesi de önem arz etmektedir. Animasyon filmler son zamanlarda bütün yaş grupları için eğlenceli ve dikkat çekici olmalarıyla dil öğretiminde öne çıkmıştır. Fakat bu filmlerin altyazılı veya altyazısız kullanılması gerektiği hala bir soru işaretidir. Mevcut çalışmanın amacı bu konuda literatüre bir katkıda bulunmaktır. Aynı dil seviyesine sahip olan üç farklı sınıfta “Ratatouille” adlı animasyon film üç farklı altyazı sistemiyle izletilmiş ve sonunda öğrencilere çeşitli aktiviteler uygulanarak bir değerlendirme yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALKEVİ DERGİCİLİĞİNE BİR ÖRNEK: BAFRA HALKEVİ DERGİSİ ALTIN YAPRAK (1935-1936)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35702</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35702</guid>
      <author>Işıl TUNA</author>
      <description>Halkevleri, Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk devrimlerinin yerleşmesi ve ulus-devlet olma bilincinin güçlendirilmesinde önemli işlevleri olan birer kültür kurumları olarak ortaya çıkmıştır. İlk olarak 19 Şubat 1932 tarihinde açılan bu kurumlar, 1951 yılında kapanana kadar sayıları 478’e ulaşmıştır. Bunlardan birisi de Samsun’un Bafra ilçesinde 24 Şubat 1933 tarihinde açılan Bafra Halkevidir. Bafra Halkevi de diğer Halkevleri gibi Cumhuriyet değerlerini benimsemiş bireylerin yetişmesi için faaliyet göstermiştir. Bu amaca yönelik olarak fikirlerini yayabilmek için kısa süre içerisinde Altın Yaprak ismini taşıyan dergiyi yayın hayatına sokmuştur. Cumhuriyetin on ikinci yıl dönümünde yayın hayatına başlayan ve 1935-1936 yılları arasında 19 sayı çıkarılan Altın Yaprak dergisinde Atatürk, Cumhuriyet, inkılaplar, Halkevleri ve gençlikten övgüyle söz edilmiştir. Aynı zamanda mahalli kültürün ortaya çıkması için de çaba sarf edilmiştir. Son sayısı 30 Kasım 1936 tarihinde yayınlanan Altın Yaprak Bafra’nın kültürel ve sosyal hayatına bir canlılık kazandırarak Bafra halkına öncülük etmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜL YETİŞTİREN ADAM, ÇÖZÜLME, VE TOZ’ DA ÇOCUK TİPLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35705</guid>
      <author>Safiye SAĞIROĞLU</author>
      <description>Cumhuriyetin ilanından sonra değişen sosyal ve kültürel hayat farklı insan tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur . Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam, Çözülme ve Toz adlı eserleri bu devirlerde meydana gelmeye başlayan değişimin Toplum ve birey üzerinde irdelemesi bağlamında hususi bir öneme sahiptir. Ailenin temel yapı taşı olan çocuk tipleri de bu hikayelerde kurgulanmıştır. Bir tarafta temsil edilen kötü çocuk tipi, Kerim, Ragıp, Sadi diğer tarafta Gül Yetiştiren Adam’ın torunu Ahmet masum çocuk tipinin temsilcileridir. Rasim Özdenören’in ideal çocuk tipini göstermesi bakımından, ideal çocuk tipi Ahmet’dir. Onun asıl güzelliği ahlakındandır. Kerim içinde bulunduğu şartlar açısından olumsuz bir tip olsada ahlaki açıdan bütünüyle yozlaşmış değildir. Rasim Özdenören’in eserlerinde, gerek aile fertleri gerekse toplum tarafından çocuklar yalnızlaştırılır. Ekonomik koşullar, aile ortamı çocukların suça itilmesinde etkilidir. CHILD TYPES IN THE GÜL YETİŞTİREN ADAM, ÇÖZÜLME, AND TOZ</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVELOPMENTS IN TURKISH PUBLIC ADMINISTRATION BETWEEN LEGAL ARRANGEMENTS AND DEVELOPMENT PLANS 1980-2018</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35708</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35708</guid>
      <author>İsmail AYDIN</author>
      <description>Türk Kamu Yönetimi’nde (TKY) gerek Cumhuriyet öncesi, gerek Cumhuriyet sonrası dönemlerde pek çok defa yasal düzenlemeler yapılmıştır. 1980 yılından önce de, sonra da TKY’de yasal düzenlemelerin yapıldığı gibi gelecekte de, günün ihtiyaçları göz önüne alınarak, yasal düzenlemelerin yapılması ile TKY’nin gelişmesi devam edecektir. TKY’nin gelişmesinde öncelikle anayasa hükümleri belirleyici bir role sahiptir. Anayasal hükümlerde ve kanunlarda belirtilen devletin yönetim şekli, merkezi idare, mahalli idare, devlet hizmetlerine kimlerin kabul edileceği gibi kamu yönetimini doğrudan ilgilendiren konuların yasal olarak düzenlenmesi, kamu yönetiminde belirsizliği ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, gelecek beş yılın ihtiyaçları göz önüne alınarak, beş yılda bir hazırlanan kalkınma planlarında “kamu yönetiminin iyileştirilmesi, kamu hizmetlerinde etkinliğin artırılması, kamu hizmetlerinde e-devlet uygulamaları” gibi başlıklar altında Türk kamu yönetiminin sevk ve idaresinin yeniden düzenlenmesi ve geliştirilmesi yönünde çalışmalar sürekli devam etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


