






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2018 Sayı 69</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=743</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ESKİŞEHİR KARACAHİSAR KALESİ KAZILARINDA BULUNAN (2011-2014) OK UÇLARININ HIZ VE MENZİL ANALİZLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35597</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35597</guid>
      <author>Erol ALTINSAPAN, Abidin KILIÇ , Ali GERENGİ</author>
      <description>Osman Bey tarafından 1288 yılında fethedildiği bilinen Karacahisar Kalesi’nde, ilk çalışmalar Prof. Dr. Halil İnalcık önderliğinde başlatılmış, daha sonra Prof. Dr. Ebru Parman Başkanlığında sürdürülen kazı çalışmaları (2002-2005), 2011 yılından itibaren Prof. Dr. Erol Altınsapan başkanlığında sürdürülmüştür. 2011-2014 yıllarında, Eskişehir Karacahisar Kalesi kazılarında çıkarılan çeşitli nitelikteki buluntular arasından çok sayıda ok ucu çıkmıştır. Yaptığımız çalışmalarda bu ok uçlarından, form veren örnekler seçilerek formlarına göre tipolojileri yapılmıştır. Bu çalışmada tespit edilen ok uçlarından İğneli Tip olarak adlandırdığımız tipteki ok uçlarına ait dört ana gruptan sekiz alt tipin fiziksel özellikleri incelenmiş ve farklı form oluşumlarının bir nedeni olabileceği düşüncesinden hareketle sabit değerler alınarak okların hızları ve mesafeleri hakkında bir değerlendirme yapılmıştır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE AYAKKABI SANAYİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35599</guid>
      <author>Okan YAŞAR</author>
      <description>Deri ve deri mamulleri sanayinin alt sektörlerinden biri olan ayakkabı sanayi; "iskarpin, bot, çizme, terlik vb." üreten işletmeler ile bunlara girdi sağlayan yan sanayi işletmeleri ve ayakkabı ana sanayiye fason olarak hizmet veren işletmeleri kapsamaktadır. Sektördeki işletmelerin % 67’si makineleşmiş işletmelerden oluşurken, % 33’ü ise yarı makineleşmiş veya el emeği ile üretim yapan işletmelerden oluşmaktadır. Ülkemizde ayakkabı sektörünün yıllık üretim kapasitesi 500 milyon çifttir. Ancak son yıllardaki üretim 220-235 milyon çift arasında değişim göstermektedir. Üretilen ürünler % 90’a varan oranlarda iç pazarı hedeflemektedir. Sektör; hammadde ve işlenmiş hammadde ihtiyacının önemli kısmını ithal ederek sağlamaktadır. Ülkemizde ayakkabı sanayi işletmelerinin yaklaşık 1/3’ü İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir. Sektörün öne çıktığı diğer bazı iller ise İzmir, Konya, Gaziantep, Bursa, Hatay ve Kahramanmaraş’tır. Uluslararası pazarlarda yer almak ve ihracatı arttırmak gayesiyle tasarıma yönelen ayakkabı sektöründe modaya uygun koleksiyonlar hazırlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KONAKLAMA VE YİYECEK HİZMETİ SEKTÖRÜNÜN MALİYET VE KARLILIK ANALİZİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35494</guid>
      <author>Yusuf GÜMÜŞ</author>
      <description>Turizm, Türkiye ekonomisi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. İhracatın artırılması ve cari açığın kapatılması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada literatüre bir katkı sağlamak ve daha bütünsel bir analiz yapabilmek amacıyla “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” tarafından yayınlanan “Konaklama ve Yiyecek Hizmeti Sektöründe” faaliyet gösteren 551 firmaya ait Konsolide Mali Tablolar 2014 – 2016 dönemi dikkate alınarak; maliyet ve karlılık açısından analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında yapılan analizde öncelikli olarak sektörde faaliyette bulunan işletmelerin maliyetleri ve incelenen yıllar içerisindeki değişimleri ortaya koyulmuş, satışların maliyeti ve faaliyet giderleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Maliyet analizinin yanı sıra karlılık göstergeleri de ele alınmıştır. Karlılık göstergeleri olarak; brüt ve net satışların karlılığı, ana faaliyet konusundan elde edilen faaliyetlerin karlılığı temel karlılık göstergeleri olarak ele alınmıştır. Bunun yanı sıra diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar, olağandışı gelir ve karlar ve dönem net kar ve zararı da yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre uluslararası alanda yaşanan kriz turizm sektörünü 2015 ve 2016 yıllarında oldukça olumsuz bir şekilde etkilemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLELERİN ÇOCUKLARINI GÜREŞ SPORUNA YÖNLENDİRMELERİNİ ETKİLEYEN SEBEPLERİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35540</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35540</guid>
      <author>Erkan DEMİRKAN, Aydoğan SOYGÜDEN</author>
      <description>Bu çalışma ortaokulda öğrenim gören erkek öğrenci velilerinin güreş sporuna çocuklarını yönlendirmelerini etkileyen sebepleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma da araştırmacılar tarafından önceden hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Yapılan anket çalışması, 4 farklı ortaöğretim okulunda öğrenim gören 477 erkek öğrencinin ailesine uygulanmıştır. Çalışmaya katılanların % 64’ü erkek ve % 36’sı kadın velilerden oluşmaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular da ailelerin çocuklarını güreş sporuna yönlendirmeme çoklu sorularında % 24 ile sakatlanma riski ve % 19 ile güreş sporunun zor olması şıkkı en fazla işaretlenenler arasında bulunmaktadır. Ailelerin “çocuğunuzu hangi spor dalına yönlendirmek istersiniz” sorusuna % 34 ile futbol ve % 25 ile basketbol olduğu görülmektedir. Çalışma sonucuna göre ailelerin güreş sporuna yönlendirmeme sebepleri arasında sakatlanma riski ve güreş sporunun zor olması en fazla belirtilen etken olmuştur. Sakatlanma riski sporun doğasında var olan bir gerçek olmakla birlikte, elde edilen bu sonuç, ailelerin güreş sporu ile ilgili yetersiz bilgiye sahip olduklarını düşündürmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN Z-KÜTÜPHANE İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35589</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35589</guid>
      <author>Erol DURAN, Nesime ERTAN ÖZEN</author>
      <description>Günümüz teknolojisi, her alanda olduğu gibi okul kütüphanelerini ve okul kütüphanelerinde verilen hizmetleri etkilemektedir. Bu nedenle okul kütüphaneleri, zenginleştirilmiş kütüphane (z-kütüphane) olarak değişime uğramaktadır. Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin z-kütüphane ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma bu yönüyle fenomenolojik bir çalışmadır. Araştırmada veriler görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 80 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, ortaokul öğrencileridir ve her sınıf seviyesinden 20 öğrenci ile görüşülmüştür. Örneklem seçmede amaçlı örneklem seçme tekniği kullanılmıştır. Çalışma grubundaki öğrencilerin, en az bir eğitim öğretim döneminde z-kütüphaneyi kullanan öğrenciler olması önemsenmiştir. Veri toplama sürecinin ilk aşamasında, “Öğrencilerin z-kütüphaneye İlişkin Görüşlerini Belirleme Ölçeği” geliştirilmiştir. İkinci aşamada ise, çalışma grubuna ölçme aracı dağıtılmış ve cevaplamaları istenmiştir. Son aşamasında ise, bir ildeki yedi adet z-kütüphanede gözlem yapılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi ve tematik kodlama ile analiz edilmiştir. Analizin geçerlik ve güvenirliğini artırmak amacıyla veriler üç uzman tarafından değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İZNİK ÇİNİ ÇAMURUNDA ORGANİK KATKILI DENEMELER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35521</guid>
      <author>Atilla Cengiz KILIÇ, Şükran DURAN</author>
      <description>İznik çinileri dünya seramik literatüründe haklı bir üne sahiptir. Bu ün düşük derecede pişmesine rağmen renk ve desen zenginliğinin yanı sıra bünyede sır çatlağı olmaması çamur, sır ve boya uyumundan kaynaklanmaktadır. Geçmişte İznik çini çamurunun yapısını araştırmaya yönelik birçok kimyasal analizler yapılmış fakat kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bunun sebeplerinden biri de İznik çini çamurunun içerisinde bulunan organik maddelerdir. Bu organik maddeler çamura bağlayıcılık, plastiklik, gözeneklilik ve dayanıklılık gibi birçok özellik vermektedir. Pişirilme sırasında yanarak bünyeden uzaklaşan fırın kaybı diye de adlandırılan bu maddeleri tespit etmek her zaman mümkün görülmemektedir. Bu araştırmada; tarihi kaynaklar ışığında, eldeki veriler kullanılarak bu organik maddelerin tespitine ve uygulanmasına yönelik denemeler yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı dönemin seramik teknolojisini çözümlemeye çalışmak ve günümüzde yapılan restorasyon ve konservasyon çalışmalarına katkı sağlamaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FARKLI ZEKA DÜZEYLERİNDE ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35562</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35562</guid>
      <author>Pınar URAN, Mehmet SERTCELIK , Aynur SAHIN AKOZEL , Birim Gunay KILIC</author>
      <description>Amaç: Üstün zekaya sahip ve özgül öğrenme bozukluğu (ÖÖB) olan (ÜZ/ ÖÖB), donuk zekaya sahip ve ÖÖB olan (DZ/ ÖÖB) (I.Q.= 80-89) ve üstün zekaya sahip (ÜZ) (I.Q.&gt;130) çocukların ÖÖB profillerini, psikiyatrik eştanılarını ve sosyodemografik özelliklerini karşılaştırmayı amaçladık. Yöntem: Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi’ne 2013-2014 yılları arasında başvuran 97 çocuğun geriye dönük dosyaları incelenmiştir. Çocuklara WISC-R zeka testi ve ÖÖB test bataryası uygulanmıştır. Grupların psikiyatrik tanıları DSM-IV kriterlerine gore konulmuştur. Akranlarına göre okuma, yazma ve matematik güçlüğü bulunan çocukların çalışma kriterlerini karşılayanları çalışmaya dahil edilmiştir. Sonuçlar: DZ/ ÖÖB grubunun psikiyatrik eştanıları (%81) diğer gruplardan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (x2 =7.08 p=0.03). Gruplardaki en sık görülen eş tanı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur. ÜZ/ ÖÖB grubu Gesell Figürleri alt testinde DZ/ ÖÖB grubundan daha başarılı olmuştur (z = -5.26, p&lt;0.05). DZ/ ÖÖB grubunun dikte yazım hatası ÜZ/ ÖÖB grubundan yüksek bulunmuştur (z= -3.36, p=0,01). Tartışma: Çalışma sonuçlarımız alan yazında ÖÖB ile ilişkili zayıflıkların üstün zekalılıkla ilişkili beceriler ile kompanse edilmek suretiyle maskelendiği görüşünü ve ‘ikili az rastlanırlık bakış açısı’ nı desteklemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞDAŞ SANATTA RENK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35567</guid>
      <author>Berna KARAÇALI</author>
      <description>Fizik, kimya, psikoloji, fizyoloji, felsefe, sosyoloji alanlarının kesiştiği noktada, bu düşünce tabanlı disiplinlerin tümünün kapsadığı bilgi ve deneyim sınırlarında hareket eden ve anlam bulan ‘renk’, sanata ait kuram ve uygulama boyutları bağlamında öne çıkan bir olgudur. Sanatta anlamın taşıyıcı öğelerinden biri olan ‘renk’, sanatın kurduğu görsel dilin temel araçlarından biridir. Görsel dilin aktif bir bileşeni olarak, rengin çağdaş sanattaki seyri, düşünce ve üretim süreçlerindeki yeri, bu araştırmanın konusudur. Çağdaş Sanat sınırları içinde, rengi sanat düşüncesinin temeline alan öncü sanatçıların üretim alanı, renk üzerine kurulan görsel dilin ve bu metnin savunduğu düşüncenin göstergesi olarak metnin temel dayanağı konumundadır. Sonuç olarak; çağdaş sanatı gözlemlediğimizde ‘renk’, sanatın sonsuza açılan dili bağlamında, yeni olasılıklar taşıyan, canlı ve son derece aktif bir olgu olarak ayrıcalıklı yerini korumaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR İHTİYAÇ OLMAKTAN ÖTE SANAT</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35573</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35573</guid>
      <author>Fırat ÇALKUŞ</author>
      <description>Sanatın gerekli olup olmadığını yanıtlamadan önce nasıl ortaya çıktığını ve toplumsal yapılanmadaki rolüne değinmek daha doğru olacaktır. Sanat, ilk başta bir ritüel, sonrasında din çerçevesinde değerlendirilen izâh, sonrasında içselleşen form, daha sonrasında ise gerçeklikten kopartılan bir görüntü hâline gelmiştir. İnsanın bilme isteğinin yanı sıra üretimsel anlamda sanatı nereye konumlandırdığı da önemlidir. Bilginin ve sanatın içsel dinamiklerine ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteği de bu sorunun yanıtında yatmaktadır. Cevaptan çok sorunun daha değerli olduğu algısal mekanizma içerisinde karşılaştığımız paradokslar, aslında sanatın varlığı üzerine düşünmemizi arttırmakta, sanatın varsıl olan doğasına yeni önermeler ekleyebilmemizi sağlamaktadır. Düşüncenin kimliksel niteliği sanatın tümelliğine ilişkin en önemli göstergedir. Sonuç itibariyle insanın varlıksal nedenini sorgulamada bir araç niteliğinde olan sanat, yaşam sürdükçe soluk almaya devam edecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE ORTAÖĞRETİMDE BİYOLOJİ ÖĞRETİMİNDE YAPILAN DERS İÇERİKLERİ ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35580</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35580</guid>
      <author>Yağmur Suzan SÖNMEZ</author>
      <description>Ülkelerin eğitimde en önemli hedeflerinden birisi de gelişen dünyada ve teknolojideki meydana gelen yenilikleri takip edebilen ülkesine yararlı bireyler yetiştirmektir. Biyoloji müfredatında sürekli bir değişim olduğu görülmektedir. Bu değişikliklerden bazıları siyasiler tarafından partilerinin eğitim politikalarına paralel gerçekleşirken, bazıları da o dönemki eğitimden sorumlu bürokratların insiyatifi olarak yapılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de biyoloji eğitiminde yapılan program geliştirme çalışmaları incelenmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Türkiye’de Cumhuriyet ilanından önce biyoloji eğitiminin başlangıcı ele alınmıştır. İkinci bölüm ise Cumhuriyeti ilanından sonraki süreçte sürekli değişen eğitim sistemi ile ortaöğretimde uygulanan biyoloji derslerinin öğretim programında gerçekleştirilen düzenlemelerinin araştırmasını içermektedir. Son olarak, günümüz biyoloji eğitiminin olumlu ve olumsuz yönlerinin değerlendirilmesi yapılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU’NUN “ÇAĞLAYANLAR” ADLI ESERİNDE YER ALAN HİKÂYELERİNDE SAVAŞ ORTAMI ve KÜLTÜR BAĞLAMINDA BİR ARKETİPSEL SEMBOLİZM OLARAK ALP TİPİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35585</guid>
      <author>İlknur AY</author>
      <description>Arketipler, bilinçaltında bulunan ve birtakım duyguları çağrıştırarak harekete geçiren ilk modellerdir. Bu açıdan bir anlatının söylem düzleminde kullanılan arketipsel sembolizm tekniği, anlatının anlam boyutunun ortaya konulması hususunda önemli bir yere sahiptir. Yine bu yönüyle arketipsel sembolizm tekniği, anlatının içerik ve biçiminin kaynaştırmasını da sağlar. Yapısal ve göstergebilimci bir anlayışla eserde yer alan hikayelerin ortak yönleri üzerinde durulan bu çalışmada, yüzeyde sunulan şahısların geri planında kültürel alana ait alp arketipinin vurgulandığı tespit edilmiştir. Zira, Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun farklı hikâyelerden teşekkül eden “Çağlayanlar” adlı eserinde karakterlerin birer arketipsel sembolizm olduğu ve niyetin sunumu açısından da belli bir işlevinin bulunduğu görülür. Hikâyelere baktığımızda şahısların isimlerinin değişmesine rağmen eylem alanları aynı kalmaktadır. Hikâyelerde karşımıza çıkan bu ortak özellik de anlatının geri plânında değişmeyen dizgeye ulaşmamızı sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM, ÖN LİSANS, LİSANS DÜZEYİ GRAFİK TASARIM ÖĞRENCİLERİNİN MESLEK TERCİHİ VE ÖZ YETERLİKLERİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35586</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35586</guid>
      <author>Mahmut Sami ÖZTÜRK, Mine Ülkü ÖZTÜRK</author>
      <description>Öz-yeterlilik, bireyin belirli performans düzeyini başarma kapasitesine yönelik öznel yargıları; davranışların oluşmasında etkili olan bir nitelik, bir bilişsel algılama faktörü ve bireyin belirli bir performansı göstermesi için gerekli etkinlikleri organize edip, başarılı bir şekilde yapma kapasitesine duyduğu inanç olarak tanımlanmaktadır. Araştırmada aynı alanda farklı eğitim düzeyinde eğitim gören öğrencilerin meslek ve okul tercihleri incelenmiş, mesleki yeterlilik kaygıları, öz yeterlik durumları değerlendirmiştir. Betimsel bir çalışma olan araştırma için Konya ili içerisindeki lise düzeyinde meslek lisesi grafik bölümünde ki son sınıf öğrencilerinden, ön lisans düzeyi meslek yüksekokulunda okuyan Grafik Tasarımı Programı 2.sınıf öğrencilerinden, lisans düzeyi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü öğrencilerinden oluşan araştırma grubu üzerinde anket çalışması uygulanmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde farklı eğitim düzeylerindeki bu öğrencilerin, aldıkları eğitimlerine ve mesleki anlamda alanlarında yapabilecekleri hususunda olumsuz düşünceleri olmamasına karşın, iş hayatında sıkıntı çekeceklerine yönelik ciddi kaygıları bulunduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BALIKESİR'DE NE İŞİTİYORUZ: JEO-İSTATİKSEL VE MEKÂNSAL İSTATİSTİKSEL YAKLAŞIM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35518</guid>
      <author>Şevki DANACIOĞLU, Şermin TAĞIL</author>
      <description>Günümüzde insanlar farkında olmadan birçok ortamda ve özellikle kentsel alanlarda sağlık problemlerine neden olabilecek derecede gürültüye maruz kalmaktadır. Çalışmanın amacı Balıkesir Kentinde belirlenen noktalardan yapılan ölçümlerle çevresel gürültünün mekânsal dağılışını ortaya koyarak, sıcak noktaların tespit edilmesidir. Çalışmada, sağlık ve eğitim kurumlarında bulunan kişilerin çevresel gürültü kaynaklarına ne derecede maruz kaldığı ortaya konulmuştur. Araştırmada Balıkesir Kentinin tamamını yansıtacak nitelikte belirlenen 32 noktadan; 07.00-09.00, 12.00-14.00 ve 17.00-19.00 saatleri arasında gürültü ölçümü gerçekleştirilmiştir. Ölçümler IEC61672 standartlarına sahip CEM DT88-52 dijital ses ölçer cihazı ile haftanın her günü yapılmıştır. Ölçümlerin gerçekleştirilmesi sırasında yağmur, rüzgâr ve kar gibi ölçümü manipüle edebilecek durumların olmamasına dikkat edilmiştir. Sonuç olarak gürültü kirliliğinin mekânsal yapısı mekânsal istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki, hassas alanlarda gürültü değerleri kişilerde uyku bozukluklarına ve iletişim problemlerine neden olabilecek seviyededir. Bununla birlikte kentte çevresel gürültü kirliliğinin temel nedenin toplu taşıma, motorlu araçlar ve trafik kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BOŞLUK / SPACE, KÜLTÜREL KODLAR VE YENİ OKUMALAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35519</guid>
      <author>Mehmet Ali MÜSTECAPLIOĞLU</author>
      <description>Bu metin Güzel sanatlar eğitimi veren kurumlarlardaki Resim, İçmimarlık, Grafik, Endüstri Tasarımı, vb. gibi disiplinler içerisinde kullanılan, Boşluk / Space kavramının, kültürel kodlarla okunması ve bunun oluşturduğu güdümlemelerin, tasarım ve yaratım sürecine etkilerini incelemektedir. Amaç bu alanlarda alışkanlıkları sorgulamak ve yeni yaklaşımlara kapı olabilecek bir tartışmayı başlatabilmektir. Bir metnin veya bir mekanın içinde yaratılan boşluk nasıl anlamladırılmalı, nasıl okunmalıdır. Okunma biçimleri, ve kavramları anlamlandırma biçimleri farklı topluluklar, milletler ve disiplinler Boşluk /space kavramlarını nasıl anlamlandırırlar. Üretilen tipografik tasarımların anlaşılabilir, okunabilir, olması önemlidir. Anlamak, bilmek gibi kavramlar, bireylerin alt yapılarına, yetişme biçimlerine, aldıkları eğitim düzeyine göre değişir. Öğrenim Süreç ve yöntemleri de bu aşamada şekillenmektedir. Bu bağlamda metin, anadillere eklemlenen yabancı kavram ve kelimelerin süreç içerisinde işaret ettikleri anlamların ötesinde anlamlara kavuştuklarını ve aynı yazılışlara sahip, aynı noktadan üretilmiş olmalarına rağmen, sonuçları itibariyle birbirleriyle taban tabana zıt anlamlara ulaşması sorununu irdeler. Araştırma, Boşluk ve Space kelimelerinin merkezde yer aldığı ve bu iki farklı dile ait kelimenin tasarım sürecine, "negatif" ve "pozitif" etkilerini betimleme yöntemiyle sorgulamaya çalışmaktadır. Metnin kısıtlarını Boşluk /Space kavramlarının anlamları ve uygulamaları belirler. Sonuç olarak, Dil, eğitimin en önemli aracıdır. Eğitim kurumlarında, eğitici ile eğitilenin bir kavram üzerinde anlaşması, aynı anlamlarla iletişim kurmasını sağlaması dilin görevi olduğu vurgusu metinde yapılır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PRESCHOOL PRODIGIES İLE ERKEN DÖNEM MÜZİK EĞİTİMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35530</guid>
      <author>Bahar BÜYÜKGÖNENÇ POLAT</author>
      <description>Bu çalışmada, okul öncesi müzik eğitiminde yeni bir yöntem olan Preschool Prodigies incelenmiştir. Preschool Prodigies, tüm detaylarıyla anlatılmıştır. Bu yöntem sayesinde okul öncesi öğrencilerin daha fazla eğlenebilecekleri ve öğrenebilecekleri aktivitelere katılacakları gözlemlenmiştir. Dolayısıyla oyun yöntemiyle yapılan etkinlikler sayesinde öğrencilerin çok daha istekli olmalarına olanak sağlanmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre doğru uygulandığı takdirde, Preschool Prodigies yönteminin okul öncesi öğrencilerde olumlu gelişmelere yol açtığı görülmüştür. Bu çalışma, yeni eğitmenlere ışık olması hedeflenerek hazırlanmıştır. Bu çalışma, kaynak tarama yöntemi ve uygulama yöntemiyle yapılmıştır. Elde edilen bilgiler ve deneyimler derlenerek okuyucuya sunulmuştur. Tüm kaynaklar tek tek incelenerek elde edilen bu çalışmada, Preschool Prodigies yönteminin felsefesi anlatılmak istenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEYLİKLER DÖNEMİNE AİT BİR TEBÂREKE SURESİ TEFSİRİNDE ARKAİK SÖZCÜKLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35549</guid>
      <author>Yıldıray ÇAVDAR</author>
      <description>Türkçe yüzyılları aşan tarihî macerası boyunca uzak coğrafyalarda, özellikle söz varlığı açısından çeşitli değişimler göstermiştir. Zaman içinde Türkçe birçok sözcük unutulup yerini yeni sözcüklere bırakmış veya değişim göstermiştir. Türkçenin eski dönemlerinde kullanılmış ancak bugün kullanımdan düşerek unutulmuş sözcükleri tespit etmenin yegâne yolu yazılı tarihî Türkçe metinlerdir. Dil biliminde eskicil terimi, eski dönemlere ait günümüzde kullanılmayan yapı, birim veya ögeleri ifade etmektedir. Bu terim Fransızca arkaik kelimesiyle de karşılanmaktadır. Bu makalede, Beylikler Dönemine ait Tebâreke (Sûretü’l-Mülk) Tefsîri’nin Burdur nüshasındaki arkaik kelimeler tespit edilmiştir. Eser, İnançoğulları Beyliği’nin son beyi İshak Bey bin Murâd Arslan’ın (hükümranlık yılları yaklaşık 1362-1368; ölümü 1391’den sonra) isteğiyle Türkçeye çevrilmiştir. Ancak şimdiye kadar eserin müellif hattına ulaşılamamış olduğundan yazarının kim olduğunu ve telif tarihini bilmiyoruz. İncelenen nüsha, 1422 (Hicri 826) tarihinde Edhem bin Hıfzu’llah Bin Hasan et-Tavîl el Bağdadî tarafından istinsah edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUR’AN’A GÖRE SERVET DAĞILIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35568</guid>
      <author>Ali SOYLU</author>
      <description>Kur’ân’ı Kerim’in servet konusundaki yaklaşımını incelediğimizde onun, serveti reddetmediğini, hoş karşıladığını, onu hayat için gerekli bulduğunu açıkça görürüz. Servet, Kur’ân açısından uzak durulması gereken bir şey değildir. Burada kaçınılması gereken, yine Kur’ân’da ifadesini bulan israf, servetin amaç edinilmesi gibi davranışlardır. Kur’ân’ı Kerîm, fakir ve yoksul kesimi, haklarından habersiz bir şekilde yaşamaya ve onları dünya nimetlerini istemelerinden vazgeçirmeye çalışan her türlü oluşumları ortadan kaldıran güçlü bir çağrı olarak gelmiştir. Ancak bu çağrı, fakirle zengin arasında düşmanlık ve kin yerine sevgi ve dostluk köprüleri kuran bir çağrıdır. O (Kur’ân), servetin yalnız zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç, hatta bir sömürü ve egemenlik aracı olmasını, böylece büyük kalabalığın harcayacak bir şey bulamamasını onaylamaz: “Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz...” (59. Haşr: 7) âyeti bu tezi doğrulamaktadır. Bunun için Kur’ân, zengin fakir arasındaki büyük eşitsizliği makul seviyeye indirmek ve herkesin insanca yaşama standardına sahip olması için alınması gereken tedbirleri ortaya koymuştur. Onun istediği şey, yeryüzünde her konuda olduğu gibi sosyo-ekonomik konuda da adâletin hâkim olduğu ve dengelerin oluştuğu güçlü bir toplumsal yapının varlığıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİGALI “GACİ”: TOPLUMSAL CİNSİYET VE ETNİK KİMLİK BAĞLAMINDA EVDE ARAŞTIRMACI OLMAK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35576</guid>
      <author>Semra Özlem DİŞLİ</author>
      <description>Bu çalışmanın konusu evde antropoloji yaklaşımına dair bir tartışma yürütmektir. Antropolojik bilginin inşasına ilişkin sorgulamaların arakesitinde yer alan evde antropoloji, antropoloğun üyesi olduğu toplumda gerçekleştirdiği alan çalışmasını ifade etmek için kullanılır. Bu çalışma kapsamında evde antropoloji tartışması, Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşayan Domlar ile başlayıp Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşayan Romanlar ile sürdürülen alan araştırması deneyimlerinden hareketle kurulmuştur. Bu çalışma bağlamında eve dönüşü içermesi ile anlam kazanan alan araştırması deneyimleri öncelikle, antropoloji literatüründe birbiriyle zıtlığında ele alınan temel kategorilerin soruşturulması çerçevesinde değerlendirilmiştir. Buradan yola çıkılarak bu kategorilerin kesiminde bulunan araştırmacı konumuna odaklanılmıştır. Bir kadın ve Bigalı ama Roman olmayan olarak araştırmacı konumu toplumsal cinsiyet ve etnik kimlik bağlamında tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKİ MISIR’DA VE ORTA KRALLIK DÖNEMİNDE FİRAVUNLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35583</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35583</guid>
      <author>Emrullah ÇİÇEK</author>
      <description>Mısır’da dine dayalı (teokratik) bir yönetim biçimi vardı. Kendine has bir devlet düzeni oluşturan Mısır, Tanrı olarak kabul edilen firavunlar tarafından yönetilmiştir. Hanedanın da söz sahibi olduğu bir yönetim tarzı benimsediklerinden, firavunlarla birlikte eşlerinin ve çocuklarının da yönetime ortak oldukları görülmüştür. Örneğin sefere katılan firavun, vekâlet etmesi için yönetimi eşine bırakmıştır. Mısır tarihinin farklı dönemlerinde kadın firavunlar da görülmektedir. Merkezi otoritenin önemli mekanizmaları, firavunun kontrolünde bulunmaktaydı. Firavun, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak kabul edilirdi. Bu inanış zamanla değişmiş ve güçlenen firavunlar, kendilerini Tanrı ilan etmişlerdir. Bu güçle hem ülkenin hem de büyük dini ayinlerin yönetimini ellerine almışlardır. Firavunların sahip oldukları dini güçle katı kurallar sergilemeleri sonucu halk, korku kaynaklı büyük bir saygı ve bağlılık göstermiştir. Doktora tezinden üretilen bu makalede firavunların, hanedan ailelerinin, zamanla güçlenen vezirlerin ve din adamlarının devlet yönetimindeki etkinlikleri ve yönetim şekilleri incelenmiş. Özellikle firavunların yönetim şekli, yönetimde bulunan görevliler ve halkın yönetime olan bağlılığı üzerinde durulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABAN İLE ANKARA ROMANLARI ARASINDA DİYALOJİK BİR OKUMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35596</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35596</guid>
      <author>Nusret YILMAZ</author>
      <description>Tanzimat’tan itibaren Türk toplumunda görülen değişimleri romanlarıyla yansıtmaya çalışan Yakup Kadri’nin Kurtuluş Savaşı’nın öncesi ve sonrasını konu edinen Yaban ve Ankara romanları, birbirini tamamlayan iki eserdir. Sanatçının tiyatro, hikâye, deneme, mensur şiir gibi türleri bırakıp 1920’lerden itibaren romana yönelmesiyle toplumculuğa kayan Yakup Kadri’nin dünya görüşüyle sanat anlayışı arasında paralellikler görülür. Özellikle Tetkik-i Mezalim Heyeti ile Anadolu’da yaptığı seyahatler, romanlarının müjdecisi olan hikâyelerini ve nihayetinde Yaban’la başlayan toplumcu eserlerinin altyapısını oluşturur. Yazıldıkları devrin siyasal ve sosyal havasını tüm detaylarıyla işleyen bu eserlerden ilki bir arayışın, ikincisi ise bir kuruluşun romanıdır. Yüzyıllarca ihmal edilmiş bir halkın ürkütücü gerçekliğini yansıtan Yaban’da Ahmet Celal, yeni bir hayatın işaretlerini halkta bulamamanın şaşkınlığını yaşarken, Ankara’da bu yeni hayatı bulup da kıymetini bilmeyenlere kızgındır. Bahtin’in kavramsallaştırdığı diyalojik yöntemle bakıldığında Yaban ve Ankara, adeta birbiriyle konuşan iki eser gibidir. Yaban’da Ahmet Celal’le başlayan yeni hayat arayışı, Ankara romanında Neşet Sabit’le devam edecek, Selma’nın değişimiyle umuda dönüşecek, Yıldız tipiyle de somutlaşacaktır. Böylece Yaban’daki yitirilmiş halk kaygısının rövanşı, Ankara’nın son bölümünde Cumhuriyet kutlamalarına katılan gençlerin coşkusuyla alınmış olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM PROGRAMLARINI GELİŞTİRMEDE YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMA GÖRE YAPILAN ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35524</guid>
      <author>Gözde ORAL</author>
      <description>Bu çalışmada; yapılandırmacı yaklaşıma göre yapılmış çalışmaların etkin ve yeterliliğine ilişkin tespitlerin yapılması amacıyla incelenmiştir. Eğitimle; bilimsel, çağdaş ve ülke kalkınmasına hizmet verecek, araştıran, problem çözen, eleştiren, eleştiriye açık, öğrendiğini sorgulayan ve yeniden yapılandıran, bilimsel tutum ve davranışa sahip, değişime ve gelişmeye açık nitelikte bireyler yetiştirmek amaçlanmaktadır. Bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürüten eğitim programları belirli yaklaşımların ele alınması işlev görmektedir. Araştırmada yapılandırmacı yaklaşım ile ilgili çalışmaların yayın tipi, konuları, yöntem türüne ve yöntem desenine göre ele alınmış ve incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MALİ FEDERALİZM KAPSAMINDA GELİRLERİN YEREL YÖNETİMLERE DEVRİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35525</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35525</guid>
      <author>Yıldız ÖZKÖK</author>
      <description>En önemli yönetim modellerinden biri olan federalizm, çoğunlukla siyasi ve idari boyutlarda ele alınmasına karşın, son zamanlarda mali boyutta da incelenmeye başlamıştır. Mali federalizmin özellikle son yıllarda dünyada kabul görmesinin pek çok sebebi vardır. Bu sebeplerden en önemlisi, yerel yönetim birimlerinin yerel tercihleri ve ihtiyaçları federal hükümete göre daha iyi bilmelerinden dolayı kamu sektörünün verimini arttırarak, ülkenin daha yüksek bir büyüme oranına ulaşmasına ve daha iyi bir makroekonomik performans yakalamasına zemin hazırlamasıdır. Bu kavramın temelinde aslında yerel yönetimlere harcama kararlarında özerk olabilmesi ve buna bağlı olarak da gelirlerini kendi kendilerine belirleyebilme ve yükseltebilme yetkisinin verilmesi yatmaktadır. Bu bağlamda, mali federalizmin dört temel bileşeni önem arz etmektedir. Bunlar; gelirlerin yerel yönetimlere devri, harcama sorumluluğu, yönetimler arası transferler ve yerel yönetimlerin borçlanmasıdır. Bu çalışmada öncelikle mali federalizmin ne anlama geldiği açıklanacak daha sonra ise bu bileşenlerin içinde çok kritik bir öneme sahip olan gelirlerin yerel yönetimlere devir edilmesi konusu detaylı olarak incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“TAŞRALI”, “AĞDA ZAMANI” VE “MAVİ TAŞLI KÜPE” ÖYKÜLERİNDEKİ SINIF VE TOPLUMSAL CİNSİYET KAVRAMININ ELE ALINIŞI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35526</guid>
      <author>Damla Nur KİNSİZ</author>
      <description>Edebiyat eserleri toplumsal olguları gerçekçi bir şekilde yansıttığı için toplumu anlamada başvurulabilecek önemli kaynaklardır. Başka bir deyişle, eserlerdeki karakterler ve olay örgüsü toplumu incelemede kullanılabilecek temel kavramları temsil ettiğinden dolayı edebiyat sosyolojik inceleme ile yakın ilişki içindedir. Bu çalışmada Türk edebiyatının önemli öykü yazarlarının seçilmiş olan üç öyküsü üzerinden kadın karakterlerin sınıf ve toplumsal cinsiyet kavramlarına ilişkin bir inceleme sunulmuştur. Sınıf ve toplumsal cinsiyet kavramları birbiriyle kesişimsel olması nedeniyle eşzamanlı olarak görülebilecek olgulardır. Bu nedenle çalışmada kadın karakterlerin sınıf ve toplumsal cinsiyet anlamındaki konumları tartışılmıştır. Öykülerdeki kadın karakterler toplumsal tabakalaşma içerisinde farklı konumlara ve sınıflara sahip kadınlar olarak çizilmiş ve okuyucuya farklı kadın imgeleri ile sunulmuştur. Öte yandan toplumsal cinsiyet bakımından erkek egemen bir toplum yapısında kadınların karşılaştığı, ikincil konumda olduklarını gözler önüne seren durumlar aktarılmıştır. Öykülerdeki sınıf ve toplumsal cinsiyet analizine değinmeden önce sınıf tartışmaları ve toplumsal cinsiyet ile ilişkisi bağlamında kuramsal bir çerçeve çizmek yararlı olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI MİNYATÜR SANATINDA YÜZEYLERDE SÜSLEME UNSURLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35532</guid>
      <author>Tekin BAYRAK, Hafize PEKTAŞ</author>
      <description>Minyatür sanatı döneminin özelliklerini tarihsel olarak ele alan, yaşam tarzını belgeleyen ve gelenekleri yansıtan kanıtsal belge niteliğindeki küçük boyutlu resimlerdir. Osmanlı dönemi geleneklerinin gelecek nesillere aktarımı da minyatürler sayesinde olmuştur. Padişahın tahta çıkışı, elçilerin kabul törenleri, şehzadelerin sünnet şölenleri, dini merasimleri, günlük hayattan sahneleri konu alan görsel niteliği ağır olan minyatürlere çokca rastlanmaktadır. Bu dönem minyatürleri incelendiğinde geleneksel özelliklerin yansıtan motiflerin, desenlerin ve yüzeysel süslemelerin bolca örneklendiği görülmektedir. Kompozisyonları oluşturan her bir formun farklı bir motifle düzenlendiği karşımıza çıkmaktadır. Ahşap, cam, kumaş, mimari alanlar, gökyüzü ve zemin alanları en ince detayına kadar motiflerle süslenmiştir. Bu çalışmada erken dönem Osmanlı minyatür sanatçısı Matrakçı Nasuh, klasik dönem özellikleriyle esereler veren Nakkaş Osman ve batılılaşma dönem özelliklerini belirgin olarak ifade eden Levni’nin çalışmalarından birer örnek minyatür incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADAY MANEVİ DESTEK GÖREVLİLERİNİN HİZMET ALGILARINA İLİŞKİN NİTEL BİR ÖN ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35546</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35546</guid>
      <author>Havva Sinem UĞURLU, Remziye EGE , Ayşe ÇALAL</author>
      <description>Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB)’nın 2015 yılı itibariyle pilot uygulamalarla başlattığı “Hastanelerde Manevî Destek” hizmeti her geçen gün daha da genişleyerek ülkenin birçok ilinde görevlendirilen DİB personeli vasıtasıyla yürütülmektedir. Manevî destek hizmeti sunması için görevlendirilen bu personel, DİB bünyesinde hâlihazırda çeşitli görevleri üstlenmiş din görevlilerinden oluşmaktadır. Bu görevliler bir takım standartlar ışığında gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Bu araştırma, DİB tarafından 2018 yılı içerisinde hastanelerde manevî destek görevlisi olarak görevlendirilmesi düşünülen 159 din görevlisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, söz konusu görevlilerin görevlerine başlamadan ve manevî destek hizmet içi eğitimini almadan önce yapmaya gönüllü oldukları hizmete dair algılarının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının bütüncül tekli durum deseni vasıtasıyla toplanan veriler analiz edilmiş ve elde edilen bulgular oluşturulan temalarla sunularak katılımcıların kavram ve içerik algısı gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MOBİL CİHAZLARDA KULLANILAN PİYANO EĞİTİMİ İLE İLGİLİ YAZILIMLARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35557</guid>
      <author>Çağla SERİN ÖZPARLAK, Burcu KALKANOĞLU</author>
      <description>Teknoloji, yaşamın her alanında yapılan bir işi kolaylaştırmayı ve pratik bir şekilde daha etkin sonuçlara ulaştırmayı hedefleyen bir araçtır. Günümüzde teknoloji kullanımı müzik alanındaki gelişmelerde de kendini göstermekte ve müzik eğitimindeki teknoloji kullanımı ise bu gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmektedir. Müzik eğitimi için oluşturulmuş müzik yazılım programları genellikle kulak eğitimi, nota okuma, dikte, deşifre, müzik teorisi, ritim çalışmaları, beste yapma ve çalgı eğitimi gibi konuları içermektedir. Bu araştırma ise, IOS işletim sistemi ile çalışan mobil cihazlarda, piyano eğitimi için geliştirilmiş müzik yazılımlarının incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada, IOS işletim sistemi ile çalışan mobil cihazlar için geliştirilmiş piyano eğitimi yazılımlarından 5 üzerinden 4 yıldız almış uygulamalar uzman görüşüne sunularak sekiz uygulamaya indirilmiş ve yöntem olarak betimsel tarama yöntemi seçilmiştir. Seçilen bu uygulamaların içerik analizleri yapılmış, bulgular ve öneriler ilgili başlıklar altında sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZM ÖĞRENCİLERİNE TELAFFUZ ÖĞRETİMİ İÇİN BİR İHTİYAÇ ANALİZİ ÇALIŞMASI: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35561</guid>
      <author>Ahmet DOLMACI, Mustafa DOLMACI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, yabancı dil öğretiminde telaffuz öğretimine yönelik ihtiyaç analizi yapmak ve öğrencilerin telaffuz becerisiyle ilgili görüşlerini belirlemektir. Bu doğrultuda araştırmanın çalışma grubunu 37 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Telaffuz Öğretimi Öğrenci Görüşme Formu adı verilen ve açık uçlu sorulardan oluşan ölçme aracı ile toplanan veriler, betimsel analiz yöntemi analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, çalışma grubundaki öğrencilerin telaffuz konusunda gerçekten yetersiz olduklarını göstermiştir. Telaffuz becerisine yönelik bir öğretimin turizm öğrencileri açısından zorunlu olduğunu ve bu öğretimin onların konuşma becerilerini çok olumlu bir şekilde etkileyebileceğini söylemek mümkündür. Bu anlamda telaffuz becerisi için bir öğretim programı geliştirilip bu program sayesinde telaffuz becerisiyle ilgili temel bilgiler öğrencilere kazandırılabilir. Telaffuz becerisinin öğretimi sayesinde öğrenciler dil öğrenimine yönelik daha olumlu tutumlar da geliştirebileceklerdir ve bu da onların motivasyonlarını artıracaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDEAL TOPLUMDA KADIN: UTOPIA VE THE CITY OF THE SUN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35570</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35570</guid>
      <author>Yasemin ŞANAL</author>
      <description>Thomas More’un ünlü eseri Utopia, ‘olmayan ülke’ anlamına gelen Utopia adasında yaşamakta olan ideal toplumu anlatmaktadır. Utopia’da yaşam eşitlik üzerine kurulu olduğu için kadınların da erkeklerle eşit eğitim, iş ve ücret gibi birçok hakka sahip olduğu görülür. İtalyan filozof Tommaso Campanella’nın ünlü ütopyası The City of the Sun da eşitlik üzerine kurulmuş ideal bir toplumsal yaşamı ele almaktadır. İki toplumda da insanların mülk edinme hakkı olmadığı için erkeklerin kadınlar üzerinde hiçbir maddi üstünlük taşımasının imkanı yoktur. Buna rağmen, bu iki ‘ideal’ toplumda kadınların gerçekte tam bir eşitliğe kavuşamamış olduğu görülmektedir. Utopia’da kadınlar çalışma, okuma, yazma, yüzme, oy kullanma ve hatta din görevlisi olma haklarına sahiptirler; fakat yine de erkeklerden aşağıdadırlar. Günlük hayatın hemen her alanında erkeklerden ayrı tutulan kadınlar ile erkekler yemek salonlarında ve tapınaklarda ibadet esnasında ayrı yerlerde otururlar. The City of the Sun’da da benzer bir durumla karşılaşılır. Burada da kadınlar ve erkekler yemek yerken dahi ayrı yerlerde oturur; kadınların yedikleri yemeklerden, eğitim imkanları ve çalışma koşullarına kadar erkeklerden ayrı tutulduğu görülür. Rönesans dönemi İngiltere ve İtalyası’nın içinde bulunduğu toplumsal düzene birer tepki niteliği taşıyan bu eserlerde kadınlara daha fazla güç ve hak tanınmış olsa da kadınlar için tam bir eşitlik Utopia gibi ‘olmayan’ ülkelerde bile mümkün olamamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE HİSSE SENEDİ PİYASASI İLE REEL SEKTÖR ARASINDAKİ ZAMANA BAĞLI DEĞİŞEN KORELASYON İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35578</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35578</guid>
      <author>Caner DİLBER</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye’deki hisse senedi piyasası ile reel sektör arasındaki ilişkinin zamana bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu bağlamda 02-1991, 07-2017 arasındaki yaklaşık 26 yıllık dönem, aylık frekansta analiz edilmiştir. Uzun dönemli ve sağlıklı veri elde edebilmek için hisse senedi piyasasını temsil edeceğini düşündüğümüz veri seti BİST-100 endeksi olarak belirlenirken, reel sektörü temsil edeceğini düşündüğümüz veri seti ise sanayi üretim endeksidir. BİST-100 endeksine ilişkin veriler TCMB (evds) veri tabanından, sanayi üretim endeksine ilişkin veriler TÜİK’ten elde edilmiştir. İki piyasa arsındaki zamana bağlı ilişkiyi incelemek için DCC-GARCH modeli kullanılmış ve modele ilişkin gerekli testler yapılarak rapor edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre belirtilen dönem içerisinde Türkiye’de hisse senedi piyasası ile reel sektör arasında dinamik koşullu korelasyon ilişkisinin var olduğu ve piyasaların birbirlerine olan etkilerinin zamana bağlı olarak değiştiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZAYIF DEVLET BAĞLAMINDA SURİYE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35376</guid>
      <author>Hasan GÜL</author>
      <description>Bu makalenin amacı, Suriye’de yaşanan iç savaş ve çatışma ortamıyla meydana gelen olayların analizini zayıf devlet kavramıyla ilişkilendirerek açıklamaktır. 2011 yılı itibariyle Suriye’nin içerisinde bulunduğu iç savaş ve çatışma hali, güvensizlik ortamının oluşmasına yol açmaktadır. Meydana gelen şiddetli olaylar ve iç savaş neticesinde devlet otoritesi ve algısı zarar görmüştür. Bu durum, Suriye’nin iktisadi, siyasi ve sosyal yapısında ciddi tahribatlar meydana getirmiştir. Yaşanan iç savaş ve çatışma sürecin de Suriye de yaşananlar zayıf devlet kavramı ile açıklanabilecek bir evreye gelmiştir. Sonuç olarak, makalenin ilk bölümde zayıf devlet kavramı incelenecektir. İkinci bölümde ise zayıf devlet bağlamında Suriye’deki durum irdelenecek ve ardından bir sonuca varılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FANTASTİK BİR SERÜVEN; ZAMAN TOZLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35533</guid>
      <author>Duygu TÜRKOĞLU</author>
      <description>Fantastik tür, bilinenden yola çıkarak bilinmeyenin sırrına ulaşma, reelle hayalin çatışması gibi olağandışı konuların üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle bilinmeyenin sırrına ulaşma isteği romanlarda kimi zaman “Paralel Evrenler Teorisi” ile kendine açıklama alanı bulmuştur. Türk Fantastik Edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Sadık Yemni’nin, birçok romanı paralel evrenler teorisini kendine temel almakta, kahramanlarına paralel evren kulvarlarında çeşitli maceralar yaşatmaktadır. Yazarın paralel evrenler teorisini olay örgüsüne çıkış noktası olarak aldığı romanlarından birisi de onuncu romanı olan Zaman Tozları’dır. Bu makalede Sadık Yemni’nin “Zaman Tozları” adlı romanı eser merkezli bir metotla tahlil edilmiştir. Öncelikle eserdeki Vak’a üzerinde durulmuş, ardından roman fiktif yapı, şahıs kadrosu, mekân, zaman, dil ve üslup unsurları ele alınarak irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MURAT GÜLSOY’UN “BABA, OĞUL VE KUTSAL ROMAN” ROMANI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35534</guid>
      <author>Melike MELAN</author>
      <description>Deneysel edebiyat, sıradan olan bütün söylemlere ve biçimlere karşı yazınsal bir itiraz niteliği taşımaktadır. Geleneksel yazının karşısına, farklı bir dille çıkan ve okurunu şaşırtmayı seven deneysel edebiyat alanının Türk edebiyatındaki temsilcilerinden birisi de Murat Gülsoy’dur. Romanlarını postmodernist anlayışla kurgulayan Gülsoy, Baba, Oğul ve Kutsal Roman’da, gerçek ile kurmaca arasındaki ilişkiyi sorgulayan üstkurmaca’yı kullanır. İç içe geçmiş kurmacalardan meydana gelen Baba, Oğul ve Kutsal Roman, bir araya gelmesi zor tesadüfler, yer yer fantastik öğeler barındıran olaylar, gerçeküstü rüyalar ve kendisinin kurmaca olduğunun farkında olan roman kahramanları ile doludur. Zaman ve mekân kavramları ise bu anlayışa uygun olarak kimi zaman belirsiz bir hâl alır. Tüm bu yönleriyle Baba, Oğul ve Kutsal Roman, Türk Edebiyatında farklı bir çizgide duran Murat Gülsoy’un edebiyat anlayışını göstermesi bakımından önemli bir eserdir. Bu makalede, Baba, Oğul ve Kutsal Roman, yapı (şahıslar, mekân, zaman), tema ve anlatım başlıkları altında incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEHMED ZÎVER’İN MÜTÂLA’ÂT-I EDEBİYYE ADLI KİTABI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35538</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35538</guid>
      <author>İbrahim ÖZAKMAN</author>
      <description>Ara nesil olarak adlandırılan ve 1880-1896 yılları arasını kapsayan bu dönemki birçok yazar, şâir ve eser üzerine değerlendirme yazıları yazan Mehmed Zîver, bunları daha sonra Mütâla’ât-ı Edebiyye (1911) adlı kitabında bir araya getirmiştir. Buna ek olarak da kendisinin aynı adla bir başka kitabı da (1895) Rodos’ta basılmıştır. Mehmed Zîver daha sonra bu eserin içindeki yazıları da 1911 basımlı Mütâla’ât-ı Edebiyye’nin sonuna eklemiştir. İçerikte toplam -Mukaddime ve Hasbihâlî Birkaç Söz başlıklı giriş yazıları da dâhil- otuz dört adet yazı bulunmaktadır. Bu yazılar Ara nesil ve sonraki yılların edebî faaliyetlerinin Mehmed Zîver’in bakış açısıyla değerlendirilmesinde yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı, Ara nesil mensubu Mehmed Zîver’in Mütâla’ât-ı Edebiyye (1911) adlı eseri üzerine bir inceleme yapmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİNANSAL OKURYAZARLIK İLE KREDİ KARTI TUTUMU ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35548</guid>
      <author>İsmail KARAKULLE, Fatma Zehra TAN</author>
      <description>Finansal okuryazarlık, bireylerin günlük yaşamda hayatlarını devam ettirebilmelerini sağlayan sahip oldukları gelirler ile giderlerinin dengeli bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayan kaynaklarının kullanımı ile ilgili olarak finansal konularda bilgi, beceri, tutum ve davranışlara sahip olma derecesidir. Bu çalışmanın amacı, Kastamonu Üniversitesi Devrekâni Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin finansal okuryazarlık bilgisi ile kredi kartı tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler t- testi ve ANOVA yöntemiyle analiz edilmiştir. Cinsiyetin ve yaşın finansal okuryazarlık ve kredi kartı tutumu faktörleri üzerinde etkili olmadığı; Kredi kartı tutumu üzerinde anne ve babanın eğitim durumunun etkili olduğu, ayrıca babanın finansal okuryazarlık üzerinde de etkili olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEKNOLOJİK UYGULAMALARA DAYALI FEN BİLİMLERİ ÖĞRETİMİNİN ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35556</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35556</guid>
      <author>Kübra Saniye KIZILCI, Önder ŞENSOY</author>
      <description>Bu çalışma, teknoloji temelli öğrenme yaklaşımının 7. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik akademik başarıları ve fen bilimleri dersine olan ilgileri üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2016–2017 eğitim - öğretim yılı içerisinde Şanlıurfa ilinde bulunan 2 ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Elektrik Enerjisi ile Güneş Sistemi ve Ötesi üniteleri ele alınmıştır. 11 hafta süren araştırmanın çalışma grubunda yer alan öğrencilerin toplam sayısı 70’dir. Bu öğrencilerin 35’i deney grubunda 35’i kontrol grubundadır. Araştırmada ön test – son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma sırasında, kontrol grubu öğrencilerine mevcut müfredatta yer alan öğretim programının öngördüğü yöntem ve teknikler uygulanarak dersler işlenmiştir. Deney grubunda ise mevcut öğretim programının yanı sıra bilişim teknolojileri ile desteklenmiş etkinlikler düzenlenerek, dersler teknoloji temelli öğrenme yaklaşımı ele alınarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Fen Konularına Yönelik İlgi Ölçeği ile araştırmacı tarafından hazırlanan Fen Bilimleri Dersi Başarı Testi uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar için t-testi ve bağımlı gruplar için t-testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; teknoloji temelli öğrenme yaklaşımının öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik başarı ve ilgi düzeylerine olumlu etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLİMLERİ ÖĞRETİMİNDE DRAMA YÖNTEMİ DESTEKLİ 5E ÖĞRETİM MODELİNİN ENERJİ KONUSUNDA ÖĞRENCİ BAŞARISI VE FARKINDALIĞINA ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35564</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35564</guid>
      <author>Turan KALELİ, Faik GÖKALP</author>
      <description>Bu çalışmada; fen bilimleri öğretiminde drama yöntemi destekli 5E öğretim modelinin enerji konusunda öğrenci başarısı ve farkındalığına etkisi incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak, ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinin Sincan ilçesinde bulunan bir ortaokulun 6. sınıfında okuyan 28’i deney, 28’i kontrol grubu olmak üzere 56 öğrenci ile 8 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Dersler, deney grubunda 5E öğretim modelinin derinleştirme basamağı drama yöntemi ile desteklenerek işlenirken, kontrol grubunda ise MEB’in ortaokul okullarında uygulanmasını öngördüğü ders kitaplarına uygun şekilde 5E öğretim modeli ile işlenmiştir. Araştırmada, veriler Başarı Testi ve Enerji Farkındalık Ölçeğiyle toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programından yararlanılarak Mann Whitney U- testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ön test sonuçları açısından aralarında bir fark olmayan iki gruptan, son test sonuçlarına göre fen bilimleri dersi başarıları ve enerji farkındalıkları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farkın ortaya çıktığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: YAPISAL KIRILMALI BİR ANALİZ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35579</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35579</guid>
      <author>Hüseyin USLU</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye’de doğrudan yabancı yatırımların (DYY) ekonomik büyümeye etkileri, 1980-2017 dönemi için yapısal kırılmalı zaman serisi analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Ticari dışa açıklığın da kontrol değişkeni olarak yer verildiği analizde, yapısal kırılma tarihleri kukla değişkenlerle analizlere dâhil edilmiştir. Johansen eşbütünleşme testine göre serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettikleri belirlenmiştir. VEC yöntemiyle gerçekleştirilen uzun dönem analizinde, DYY’nin GSYH üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı, DTH’nin GSYH üzerindeki etkisinin pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Buna göre, 1980-2017 döneminde Türkiye’de dış ticaret hacmi %1 arttığında, milli gelir ortalama %0.813 oranında artmıştır. Kısa dönem analizinde ise DYY’nin GSYH’yi pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı biçimde etkilediği, ancak DTH’nin GSYH üzerindeki kısa dönemli etkilerinin anlamsız olduğu belirlenmiştir. VECM yöntemiyle gerçekleştirilen nedensellik testinde; uzun dönemde DYY, DTH ve GSYH arasında nedensellik ilişkileri geçerli iken, kısa dönemde bu ilişkinin kısmen geçerli olduğu ortaya çıkartılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VAROLUŞSAL BİR SANCI OLARAK: TUTUNAMAYANLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35582</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35582</guid>
      <author>Derya KARAOSMANOĞLU</author>
      <description>Varoluşçuluğa gelinen noktanın uzun bir geçmişi vardır. Heidegger’in Sein und Zeit’ının yayımlanmasından beri avangard aydınlar varoluşçuğu zamanımızın felsefesi olarak görmeye başlamışlardır. Almanya’da Jaspers yeni felsefenin ilkelerini eğitimli geniş okuyucu kitlesine iletmeyi üstlenmiştir. Savaş sırasında ve savaşın bitişinden sonra varoluşçuluk akımı, Batı’nın kültür alanlarına doğru yönelmiş ve önde gelen Alman varoluşçularıyla onların öncüleri olan Husserl, Fransa’da ve Amerika’da büyük başarı kazanmıştır-bu başarı yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ölçüsünde değildir, Latin Amerika ülkelerini de kapsar-. Tüm bunlar birkaç yıl sürebilecek geçici bir heves midir yoksa gerçekten de çığır açan yeni bir felsefe midir? Yanıt, yeni felsefinin-varoluşçuluğun- gerçekliği kesin olarak ne ölçüde yansıttığına ve o çağda insanoğlunun yüz yüze kaldığı can alıcı sorulara yeterince yanıt verip vermediğine bağlıdır. Atay “Tutunamayanlar”ı, yazar olarak olgunluğunun doruk noktasında yazmıştır. Onunla romanın yeni tipini, Türk edebiyatının 80 kuşağının yazınsal gelişiminde kesin bir etki yaratacak olan roman tipini yaratmıştır: düş kırıklığı romanı. Düş kırıklığı romanı, küçük burjuva toplumu insanının sahte ama zorunlu bir biçimde oluşmuş olan kavramlarının, yaşam üstüne kavramlarının gerçek yaşamın vahşi gücü karşısında parçalandığını tasvir etmektedir. Hayallerin yıkımı, doğal olarak-Türk romanı veya Batı romanı-modern romanın gelişimi sırasında ilk kez Atay’da ortaya çıkmamıştır. Dünya’da ilk büyük roman, Don Kişot da yine bir “yitik hayaller” romanıdır. Ama Cervantes’te doğmakta olan burjuva toplumu hâlâ can çekişmeyi sürdüren feodal hayalleri yok etmektedir; buna karşılık Atay’da insan üzerine, küçük burjuva gelişimi yüzünden insan, toplum, sanat üzerine taşınan kavram ya da şöyle denilebilir, küçük burjuva toplumunun gelişiminin en üst düzeydeki ideolojik ürünleri, gerçek yaşamın korkunç gerçekliğiyle çarpıştıklarında salt bir hayale dönüşürler. Türk edebiyatında 80 romanı birkaç hayali parçalamıştır. Ama o yıkıcı çalışma, duygu ve düşüncenin hâlâ canlı olan toplumcu kalıntılarına yönelmiştir. Öte yandan kapsamlı, gerçeklik ögeleri bakımından daha zengin olan anlayış, görüş (her iki durumda da aynı anlayış noktasından çıkarak), çoğu kez temelsiz, düzeysiz, gerçeklik toprağında defolu olarak demir atmış düşleri yenmiştir. Ama bu trajik alay kahkahası temelli olarak ilk kez-80 kuşağı için- Atay romanında çınlar, küçük burjuva gelişiminin en başta gelen ideolojik ürününün ta kendisi üzerinde; açımlanmış bütünlüğü içinde, ekonominin, kapitalizmin küçük burjuva ideallerini nasıl da trajik bir parçalanmaya zorladığını ilk kez burada görürüz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU’NUN HÜKÜM GECESİ ROMANINDA İNSAN-MEKÂN İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35595</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35595</guid>
      <author>Selcan DURMUŞ</author>
      <description>Yakup Kadri Karaosmanoğlu eserlerinde Tanzimat döneminden 1950’li yıllara kadar uzanan çizgide toplumsal hayatımızı anlatır. Yakup Kadri, insanı anlatırken onu yaşadığı zaman ve mekânın şartlarına göre ele alır. Hüküm Gecesi Yakup Kadri’nin üçüncü romanıdır. 1927 yılında yayınlanan roman, 1908-1911 yılları arasında Osmanlı Devleti’nde yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeleri, dönemin basın hayatını muhalif gazeteci Ahmet Kerim’in etrafında gelişen olaylarla anlatır. Yazarın anı ve gözlemlerine dayanması, şahıs kadrosunda kurmaca kişilerin yanında gerçek kişilerin de yer alması ve döneme tutulan bir ayna niteliğinde olmasının yanı sıra Hüküm Gecesi mekânın kişi üzerindeki etkisini yansıtması yönünden de önemlidir. Bu çalışmanın amacı Hüküm Gecesi romanını insan-mekân ilişkisi bağlamında ele alarak incelemektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STRATEJİK PAZARLAMA ÜZERİNE KOTLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35577</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=35577</guid>
      <author>Filiz ASLAN ÇETİN</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


