






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2017 Sayı 39</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=713</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>THE PORTRAIT OF A WOMAN FROM THE TANZİMAT TO THE SECOND CONSTITUTIONALIST PERIOD: SENİHA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33922</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33922</guid>
      <author>Hanife Nalan GENÇ, Damla Nur KİNSİZ</author>
      <description>Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ilk romanı olan Kiralık Konak yazarın yazınsal kariyerine adım attığı zamandan başlayarak biçeminin geçirdiği değişimleri göstermekle kalmaz, aynı zamanda onun siyasi ve sosyal konulara yaklaşımını da sergiler. Yirminci yüzyılın ilk yarısında belirmiş önemli romanlardan biri olan Kiralık Konak, yazarın Fransız Yazını etkisiyle başladığı yazınsal yaşamında bu etkiden kurtularak daha özgün bir biçeme adım attığı yapıtlara yöneldiği bir süreçte belirir. Dönem çalkantıları ve birey psikolojisinin mercek altına alındığı romanda Türk toplumunda yanlış Batılılaşma anlayışıyla beliren çatışmalar, toplumsal çözülüş özellikle başkahraman Seniha aracılığıyla yapılır. Romanda kuşaklar arasında ortaya çıkan duygu, düşünce ve dünya görüşü ayrılığı bir çatışma sebebi olarak gösterilirken, toplumsal çözülüş konağın dağılışıyla somutlanmış olur. Tanzimat Döneminden Meşrutiyet’e uzanan bu kopuş sürecinde yazgılarının farklı yerlere savurduğu roman kişileri ‘İstanbulin’ denilen tipler olmaktan çıkıp ‘redingot’ devri insanına dönüşürler. Romanda yazar siyasi ve sosyolojik olguları bu dönemin kadın portresi olarak yansıtılan Seniha’nın psikolojisi üzerinden irdeler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVRE KORUMA ANLAYIŞININ GÖSTERGESİ, TÜRKİYE’DE TUVALET EĞİTİMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33892</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33892</guid>
      <author>Rüştü ILGAR</author>
      <description>İnsanoğlunun yemek-içmek gibi doğal ihtiyaçlarından bir tanesi tuvalet gereksinimidir. Ülkemizde karşılaşılan önemli sorunlarda biri de tuvalet kullanımı ve temizliğidir. UNICEF’e göre, dünyada 2.9 milyon insan uygun bir tuvalet olanağından yoksundur. Türkiye’de ise ev içinde ya da uygun bir mesafede uygun tuvalet olanağına sahip olanların durumu tüm nüfusun % 74’lük dilimde gösterilmektedir. Bu nüfusumuzun % 26’sının uygun tuvalet koşullarından yararlanamadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Doğu illerinde birçok köy evinde ise tuvalet yoktur. Tuvalet ihtiyacı için belli bir zaman harcamaktadır. Türkiye’de ortama yaşam süresi göz önüne alındığında 74 yıllık yaşam süresince günde 3 kez tuvalete gidip 5 er dakikasını ayıran bir birey yıllık ömrünün en az 296 gününü tuvalette geçiriyor demektir. Tuvalet eğitimi kavramı kaçınılmaz her bireyi ilgilendiren ve çevre eğitimi için oldukça önem verilmesi gereken bir olgu olarak bu çalışmada irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GENÇLERE YÖNELİK KÜLTÜR TURİZMİ İSTANBUL TUR PLANLAMASI UYGULAMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34097</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34097</guid>
      <author>Akyay UYGUR, Nazlıcan KASAP , Sevim USTA</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, paket turun hazırlama ilkeleri temel alınarak tur planlaması ve turların genel özellikleri hakkında bilgi vermektir. Paket organizasyonları, tur organizatörlerinin, belirli tatil yöreleri ya da merkezlerindeki değişik üretici işletmelerin ve bu yörelerle bağlantı sağlayan işletmelerin tatil ürünlerini bir araya getirilmesiyle oluşan ve müşterilere tek bir fiyata tek bir ürün olarak satılan ürün birleşimidir. Bu bağlamda öncelikle yazın taraması yapılarak yazındaki bilgiler doğrultusunda konu teorik açıdan ele alınmış daha sonra konuya yönelik tur planlaması çalışması yapılmıştır. Teorik kısımda, tur organizatörlerinin tur hazırlama aşamasında dikkat etmeleri gereken ilkelerle birlikte destinasyon seçiminde göz önünde bulundurulması gereken noktalara dikkat çekilmiştir. Uygulamada ise örnek bir tur planlaması hazırlanmıştır. Hazırlanan uygulama İstanbul İli için gerçekleştirilmiş olup, 7 gün 6 gecelik bir turdan oluşmaktadır. Tur, İstanbul Avrupa yakasında başlayarak, Anadolu yakasıyla devam etmekte ve son gününde Adalara yapılacak geziyle bitmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLMSEL SESİN DRAMATURGİSİ: KAVRAMLAR, ÖRNEKLER, ANALİZLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34131</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34131</guid>
      <author>Mustafa SÖZEN</author>
      <description>Filmsel sesin dramaturgisi kavramını, dramatik etkileşim üzerinden, semantik bağlamda anlatının ses evreninin tasarımı olarak tanımlayabilmek mümkündür. Sinemada sessel bileşenleri oluşturan öğeler çoğunlukla, öyküyü tamamlayıcı bağlamda kullanılırken, nitelikli filmlerde ise daha çok dramatik işlevlerle yüklü olarak kullanılmanın yolları aranmaktadır. Bu yönelim, çağdaş filmlerde sürekli gelişen bir olgudur. Bu çalışma, sinemasal anlatılarda ses tasarımının dramaturgi anlamda nasıl inşa edildiği üzerine kurulmuştur. Bir film için senaryo yazımı yapılırken, geleneksel anlamda ‘metin dramaturgisi’ kurulur. Yönetmen bu dramaturgiyi görsel dile tercüme edip, filme çekmeye başladığında artık farklı bir dramaturgiye dönüşüm söz konusu olmaktadır. Dönüşümü oluşturan öğelerden biri de ses tasarımıdır. Ses tasarımı, konu, anlatı tarzı, anlatı biçimi ekseninde görüntülerle kurulan ilişkilerle belirlenen bir dramaturgiyi içerir. Ses dramaturgisi, temel olarak, yönetmenin, anlatının söylemsel kimliğini koruyarak, sessel tasarımın, filmsel metni dönüştüren/güçlendiren içerikle kullanması anlamına gelir. Bu çalışmanın odak/ana sorunsalı, metinsel dramaturgi saklı kalmak koşuluyla, ses tasarımının oluşturulmasında dramaturgi kavramının nasıl ve ne ölçüde işlediği üzerinedir. Çalışmada, temel bilgiler verildikten sonra iki film üzerinden analiz yapılmış ve birincil olarak anlatı modalitesi ile ses dramaturgisi arasında karşılıklı ilişki var mıdır sorusuna yanıt aranmıştır. Yanıtı aranan ikinci soru ise, metinsel dramaturgi, görsel ve akustik yapılanma gibi değişkenler üzerinden filmsel sesin tasarımındaki oluşumların hangi dinamiklerle belirlendiğidir. Araştırma kapsamında ele alınan filmlerde sessel metinler, ağırlıklı olarak ‘yorumsama analizleri’ (analytic-hermeneutics) şeklinde incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK YÖNETİMİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN DERS SEÇİMLERİNDE MUHASEBE DERSİ SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİ BELİRLEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA: GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34206</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34206</guid>
      <author>Seyhan ÇİL KOÇYİĞİT, Gözde YALÇIN , Buket MUTLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Gazi Üniversitesi İİBF Sağlık Yönetimi bölümü öğrencilerinin ders seçimlerinde muhasebe dersi seçimini etkileyen faktörlerin ortaya konulması, ayrıca söz konusu faktörlerin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının tespit edilmesidir. Bu amaca ulaşabilmek için, ilgili lisans programında eğitim gören ve muhasebe dersi almış olan öğrencilere anket uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS for Windows istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; öğrencilerin ders seçimlerinde muhasebe dersi seçimini etkileyen faktörler arasında; aile grubunun, daha önce o dersi almış olan öğrenci görüşlerinin, arkadaş grubunun etkili olmadığını düşündükleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GİRİŞİMCİLİĞE İLGİ DUYMALARINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER: İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ İLE MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34209</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34209</guid>
      <author>İbrahim Halil SEYREK, Nazlı Belgin AKINCI</author>
      <description>Girişimcilerin topluma ve ekonomiye yapmış oldukları katkı göz önüne alındığında, girişimci birey sayısının artmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Girişimci sayısının artması, toplumda genç bireylerin girişimciliğe ilgi duyması ile doğrudan ilişkilidir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin girişimciliğe ilgi duymaları ile ilişkili olabilecek faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, biri devlet diğeri vakıf üniversitesi olmak üzere iki farklı üniversitede eğitim gören 671 öğrenciden toplanan verilere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda iş yaşamında özgürlük isteyenler ile girişimcilikle bireysel ve sosyal avantajlar elde edeceğini düşünenlerin girişimciliğe daha çok ilgi duyduğu görülmüştür. Ayrıca iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyan öğrenciler, mühendislik fakültesi öğrencilerine göre; aile ve arkadaş çevrelerinde girişimci olanlar, olmayanlara göre girişimciliğe daha yüksek ilgili duymaktadırlar. Diğer yandan, girişimci olmak için gereken bireysel niteliklere sahip olmadığını düşünen öğrencilerin girişimciliğe olan ilgisi düşüktür. Cinsiyet, girişimcilikle ilgili risk algısı ve girişimcilerin aşırı iş yükü olduğu yönündeki kaygı değişkenleri ile girişimciliğe ilgi arasında herhangi bir ilişki görülmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATATÜRK’ÜN KURDUĞU EĞİTİM SİSTEMİYLE YETİŞTİRİLMESİNİ İSTEDİĞİ YENİ İNSAN TİPİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34225</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34225</guid>
      <author>Ali Rıza ERDEM</author>
      <description>Mustafa Kemal Atatürk eğitim felsefesi olarak “akılcılığı” ve “bilimi” temel alıyordu. Hedef gösterdiği “çağdaş uygarlık seviyesinin de üstüne çıkma” nın akıl ve bilim ile olacağının bilincindeydi. Türk Milletiyle birlikte verdiği Kurtuluş Savaşını kazandıktan sonra yeni kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden şekillendirmek için eğitimi etkin bir araç olarak görüyordu. Bu anlamda benimsediği eğitim felsefesi “Yeniden Kurmacılık” tı. Bu çalışmada Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu eğitim sistemiyle yetiştirilmesini istediği yeni insan tipi irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM HİZMETLERİNİN YERİNDEN YÖNETİMİ KONUSUNDA TAŞRA YÖNETİCİLERİNİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33902</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33902</guid>
      <author>Celal GÜLŞEN</author>
      <description>Bu araştırmanın yürütülmesinde genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmayla, MEB bünyesinde görev yapan taşra teşkilatı yöneticilerinin “Türkiye’de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetimi” konusundaki görüşleri ve yöneticilerin görev durumlarına göre görüşleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Bu belirlemelerin, yöneticilerin görüşlerine dayalı olması nedeniyle araştırma betimsel ve durum saptayıcı niteliktedir. Araştırmanın evrenini, Milli Eğitim Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan, Türkiye genelindeki 81 ilin İl Milli Eğitim Müdürü, Milli Eğitim Müfettişleri Başkanı ve ilçe Milli Eğitim Müdürleri oluşturmaktadır. Örneklem olarak, Türkiye genelinde MEB Taşra Teşkilatında görev yapan 81 ilin İl Milli Eğitim Müdürü ve Milli Eğitim Müfettişleri Başkanı ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumu sayıları dikkate alınarak her coğrafi bölgeden seçilen üç il olmak üzere toplam 21 ilin ilçe Milli Eğitim Müdürleri seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak, Gülşen (2005) tarafından 57 maddelik 7 alt boyutlu olarak geliştirilen, bütün halinde Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı ise .82 olarak hesaplanan “Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetimi” anketi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak alana gönderilen anketin geri dönüşüm oranı toplam % 99,09 olurken, anketin % 0,91’i ise geri dönmemiştir.Ölçme araçları ile toplanan verilerin çözümlenmesinde bilgisayar paket programlarından yararlanılarak, görüşlerinin belirlenmesinde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (x̅) ve standart sapma (ss) kullanılmıştır. Yöneticilerin bazı kişisel özelliklerine göre görüşleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesinde, scheffe testi ve variyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların test edilmesi için 0.05 anlamlılık düzeyi alınmıştır. Araştırma sonucunda, Türkiye’de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetimi”nde yetkilerin devredilmesi konusundaki görüşlerine ilişkin aritmetik ortalamalar incelendiğinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin, Milli Eğitim Müfettişleri Başkanlarına oranla yetkilerin devredilmesi görüşüne daha olumlu yaklaştıkları görülmektedir. Türkiye’de yaşanan birçok eğitim sorunun çözümü için “Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetimi” önemli görülmektedir. Eğitim hizmetlerinin yerinden yönetilebilmesi için eğitim paydaşlarının yerel düzeyde il / ilçe ve okul eğitim kurulları yoluyla yönetime katılmasını sağlayıcı gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EKONOMİK FAKTÖRLER VE SİYASİ DAVRANIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34007</guid>
      <author>Bülent ÖZGÜL</author>
      <description>Siyasi davranış, pek çok etkileyeni olan ve siyaset biliminin karmaşık konularından biridir. Ekonomi, bu faktörler içerisinde çoğunlukla dolaylı, bazen de doğrudan etki eden önemli bir faktördür. Bireyler açısından genel olarak ülkenin makro ekonomik göstergeleri, bireysel olarak da kendi ekonomik durumları ve bununla ilgili algılamalarının siyasi davranışlarında ve siyasi liderlik beklentilerinde çeşitli etkiler taşıdığı görülmektedir. Enflasyon, istihdam rakamları, milli gelir gibi ekonominin genel göstergeleri ile; bireylerin gelir durumları, meslekleri, ekonomik durumlarıyla ilgili algıları, geçmiş ve gelecekle ilgili değerlendirme ve beklentileri önem taşıyan unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır. Kriz dönemleri, ekonomik faktörlerin siyasi davranış ve liderlik beklentileri üzerindeki etkilerinin daha yüksek düzeye çıktığı dönemlerdir. Türkiye gibi ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde, ekonominin siyasi hayat üzerinde belirleyici etkileri olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SATIŞ YÖNETİMİ- BİR ÖRNEK OLAY ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34034</guid>
      <author>Şahin EKBER</author>
      <description>Kişisel satış; en eski tutundurma metodu olmasıyla birlikte, kişisel karşılaşma yoluyla tüketiciyle direkt ilişki kurmaya dayandığından en etkili iletişim şeklidir. Dağıtım işiyle uğraşan işletmelerce Azerbaycan`da da çok sık kullanılan bir metottur. Yapılan araştırmanın amacı, Azerbaycanın en büyük dağıtım şirketlerinden birinde kişisel satış uygulamalarını incelemek, satış yönetimi faaliyetlerinin nasıl uygulandığını ortaya koymak, kullandıkları teknoloji ve yöntemleri araştırmaktır. Araştırma yöntemi olarak örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak biçimsel mülakat kullanılmıştır. Mülakat soruları; satış çeşitleri ve satış organizasyonu, satış planı, satış teknolojisi, satış tahsilatı gibi kişisel satış ve satış yönetimi faaliyetlerine yönelik sorulardan oluşmaktadır. Soruları şirketin satış yöneticisine sorularak cevaplar alınmış ve özetlenerek araştırmaya dahil edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TRABZON’DA 1895 ERMENİ OLAYLARI VE İNGİLİZ BASININA YANSIMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34184</guid>
      <author>Muzaffer BAŞKAYA</author>
      <description>Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarıyla uluslararası arenaya taşınan Ermeni sorunu, bu tarihten sonra Osmanlı Devleti’ni uğraştıran en temel meselelerden biri olmuştur. Bağımsız bir Ermenistan kurma hayaliyle başlayan bu hareket başta Rusya olmak üzere Avrupalı büyük güçler tarafından da desteklenmiştir. Hınçak ve Taşnak örgütlerinin yönlendirmesiyle harekete geçen Ermenilerin temel stratejisi ülkenin dört bir yanında isyanlar çıkarıp batılı devletlerin olaylara müdahale etmesini sağlamaktı. Bu kapsamda 1890 sonrasında Osmanlı ülkesinin birçok vilayetinde Ermeni isyanları görülmüştür. Bilhassa 1895 yılında ivme kazanan isyanlardan biri de Trabzon’da yaşanmıştır. Trabzon’daki isyan, şehrin aynı zamanda liman kenti olması ve dış dünyayla sürekli temas halinde bulunmasından ötürü Avrupa basınının da gündemine taşınmıştır. Bu çalışmada İngiltere’de yayın yapan döneme ait gazetelerde Trabzon’daki Ermeni isyanıyla ilgili yer alan haberler ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK HALKI VÜCUDUNU TANIYOR MU? KARABÜK’TE TEMEL SAĞLIK BİLGİSİ ÜZERİNE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34196</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34196</guid>
      <author>Sırma Oya TEKVAR</author>
      <description>Bu çalışma, Karabük halkının temel sağlık bilgisi düzeyini anlamak üzere yapılan bir araştırmadır. Çevresel koşullar, yeni yaşam biçimleri, sanayileşme ve politik sorunlar sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Sağlıkla ilgili bilgilerin anlaşılabilmesi, uygulanabilmesi ve güvenilir bilgiyi ayıklayabilme becerisi sağlık bilgisi ve sağlık okuryazarlığının düzeyine bağlıdır. Bu anlamda sağlık okuryazarlığı toplumun her katmanı için önemli bir olgudur; çünkü hastaların sağlık uzmanlarına sağlık sorunlarını anlatabilme becerisi ve dolayısıyla gerekli tedavi sürecini uygun şekilde sürdürebilme becerisi ile sağlık okuryazarlığı düzeyi birbiriyle ilişkilidir. Araştırma, temel sağlık bilgisine ilişkin iki soru üzerine kurulmuştur: Beş duyu organımız nedir? Mide ve böbrekler vücudumuzun neresindedir? Bu çerçevede rastgele örneklem üzerinden Karabük halkıyla sokak anketi yürütülerek nicel bir araştırma yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>8- 13 YAŞ ARASI BİREYLERDE ESNEKLİK VE DİKEY SIÇRAMA DEĞERLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34208</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34208</guid>
      <author>H. Bayram TEMUR, Muzaffer SELÇUK</author>
      <description>Bu çalışmayla, yaşarlı 8-13 yıl arası olan bireylerin esneklik ve dikey sıçrama değerlerinin cinsiyet, yaş, boy, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ve gövde yağ kütlesi ile ayrıca esnekliğin, dikey sıçrama ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, yaş ortalaması 10,32±1,24 yıl, boy ortalaması 138,01±10,41cm ve vücut ağırlığı ortalaması 32,77±9,02kg olan 66 kadın, 32 erkek olmak üzere toplam 98 kişi dahil edildi. Deneklerin boy, vücut ağırlıkları ve yaşlarıyla birlikte esneklik, dikey sıçrama, vücut yağ yüzdesi (VYY), gövde yağ kütle değerleri belirlendi. Bu verilerin analizinde İndepented T testi ve one-way ANOVA testi kullanıldı. Sonuçta, dikey sıçrama değerlerinin cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, yaş ve gövde yağ kütlesi ile anlamlı ( p&lt;0,01 ) ilişki, vücut yağ yüzdesi ve esneklikle ise anlamlı ilişki (p&lt;0,05) olmadığı belirlendi. Esnekliğin kadınlar lehine anlamlı ( p&lt; 0,01) olduğu, esneklikle yaş ve gövde yağ kütlesi arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu ( p&lt;0,05 ), esnekliğin boy, vücut ağırlığı ve vücut yağ yüzdesi ile (p&lt;0,05) anlamlı ilişki içerisinde olmadığı görüldü.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YERALTI EDEBİYATININ İKİ ÖRNEĞİ OLARAK ANTHONY BURGESS’İN OTOMATİK PORTAKAL VE ALİ TEOMAN’IN BİR GARİP CİNDİ ZÜMRÜDÜANKA İSİMLİ ANTAGONİSTİK ROMANLARINA MUKAYESELİ EDEBİYAT ÇERÇEVESİNDE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34211</guid>
      <author>Dilek ÇETİNTAŞ</author>
      <description>Farklı dil ve kültürler içerisinde ancak ortak tema, şahıs veya dilbilimsel ortaklıklar ekseninde kaleme alınan eserlerin incelenmesi neticesinde bir genel edebiyat çizgisi oluşturulması için mukayeseli edebiyata başvurulur. Özellikle de kanonu oluşmamış türlerin kuramsal yapısının çizilmesinde mukayeseli edebiyatın verileri oldukça önemli yer tutar. Türk edebiyatında, pek çok edebî tür ile karıştırılan ve sistematiği kurulamamış alanlardan birisi de yeraltı edebiyatıdır. Yeraltı edebiyatına ait romanların mekânı, olay örgüsü ve kahraman çizimi oldukça farklıdır. Felsefî boyutu ihmal edilen antagonist nitelikte çizilen anti-kahramanlar, bu roman türünün kaotik yapısını beslemektedir. Bu tip, genel kabulün aksine karşıt karakterin ötesinde bir varlık göstermektedir ve bu yönde değerlendirilmelidir. Bu makalede, İngiliz edebiyatından seçilen Otomatik Portakal ve Türk edebiyatından seçilen Bir Garip Cindi Zümrüdüanka romanları, terminolojileri, kurguları, antagonist kahraman uygulamaları açısından incelenecek; yeraltı edebiyatına ait kuramsal çerçeve çizildikten sonra romanlar, mukayeseli edebiyat kuramlarınca değerlendirilecek; nihayetinde mukayeseli edebiyat, uzlaşmaz anti-kahraman tipi ve yeraltı edebiyatının sorunları tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIE NEUE ORDNUNG (NIZAM-I CEDID) DES SULTANS SELIMS III. III. SULTAN SELİM’İN YENİ DÜZENİ (NİZAM-I CEDİD</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34213</guid>
      <author>Hüseyin DEMİR</author>
      <description>Osmanlı Devleti; aşiretten beyliğe beylikten devlete devletten imparatorluğa dönüşürken sürekli ilerleme ve gelişme kaydederek çok güçlü bir devlet teşkilatı oluşturmayı başarmıştır. Fakat XVIII. yüzyıl sonlarında zamanla ortaya çıkan bir takım iç ve dış meselelerden dolayı devlet gücünü kaybetmeye başlamış ve akabinde ise çöküş sürecine girmiştir. 28 Mart 1789 yılında Osmanlı tahtına çıkan Sultan III. Mustafa’nın (1757-1774) oğlu olan Sultan III. Selim (1789-1807), Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu sorunları gidermek ve devletin yeniden eski gücüne kavuşabilmesi amacıyla bir takım ıslahat çalışmalarına başlamak istemiştir. Bunun üzerine III. Selim döneminin önemli devlet adamlarından olan Ebubekir Ratıp Efendi’yi Viyana elçiliği görevi ile üç yıllığına 1791 yılında Avrupa’ya göndererek oradaki askeri, idari ve mali teşkilatları hakkında bilgi toplamasını istemiştir. Bu bilgiler ışığında III. Selim ülkenin yönetimi ile ilgili her alanda yenileşmenin gerekliliğine inanmış bir kişi olarak Nizam-i Cedid adı altında Osmanlı Devleti’nin öncelikle askeri, idari, sosyal, eğitim, ekonomik ve diplomatik sahalarda birçok köklü yenilikler yapmaya sürüklemiştir. III. Selim halkı için yapmış olduğu bu yenilikler her ne kadar Osmanlı Devleti’nde bir iyileştirme gösterse de, idari ve sosyal alanlarda varlığını sürdüren bozuklukların tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmamıştır. Girişilen bu yenilikler adı altındaki hareketler için kurulan İrad-i Cedid hazinesi için halktan toplanılan yeni vergiler halkı ekonomik sıkıntılara girdirmiştir. Bu ekonomik sıkıntılara daha fazla rıza göstermen halk tepkilerini göstererek yapılan bu yenilikleri istemediklerini belirtmişlerdir. III. Selim kendi halkından bile destek bulamayınca Mayıs 1807 yılında tahttan çekilmek zorunda bırakılmış ve daha sonra öldürülmüştür. İşte bu çalışmada; dönemin birinci ve ikinci el kaynakları ışığında Sultan III. Selim’in Avrupa standartlarında yapmak istediği yenilikleri hangi alanda gerçekleştirdiğine dair alanlar tespit edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVIII. YÜZYILIN SONLARINDA DONANMA-YI HÜMÂYÛN KALYONLAR MEVÂCİBİNİN KARŞILANMASI ÖRNEĞİNDE OSMANLI MALİ PRATİĞİNDEKİ BASKI VE UZLAŞMA TAVRI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34215</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34215</guid>
      <author>Özlem BAŞARIR</author>
      <description>Osmanlı mali sisteminde XVI. yüzyıl sonlarından itibaren özellikle iltizam sisteminin giderek genişlemesinin ve XVII. yüzyılın sonlarında malikâne sisteminin uygulamaya konulmasının çok yönlü etkilerinden biri de, taşradan merkezî hazineye yollanacak yıllık vergilerin, yani belgelerin diliyle mâl-ı mîrînin, zamanında ya da bütünüyle gönderilmesinde yaşanan sıkıntılardır. Bununla karşı karşıya kalan devletin aldığı tedbirler arasında, vergi toplayanlar üzerinde izlenen baskı ve uzlaşma tavrı dikkati çekmektedir. Bu çalışma, merkezî hazineden yapılması gereken ve kalyonlar mevâcibi olarak adlandırılan ödemelere tahsis edilmiş, taşradan bir örnek olarak Malatya sancağından bazı gelirlere ait yıllık vergilerin toplanmasında ve gönderilmesinde yaşananlar ve sancağın yöneticisi Rişvanzâde Ömer Paşa çerçevesinde, bu tavrın mahiyetini izah edebilmeye odaklanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FAKÜLTE VE MESLEK YÜKSEKOKULU AÇISINDAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BEKLENTİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI (OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34218</guid>
      <author>Seval SÜZÜLMÜŞ</author>
      <description>Bu araştırmada Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde okuyan öğrencilerin üniversiteden beklentileri ve alınan puanların bağımsız değişkenlere göre arasındaki farklılık düzeyleri tespit edilmektedir. Bu araştırma Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin üniversiteden beklenti düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle araştırmanın evrenini Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu amaçla, adı geçen üniversitede çeşitli fakültelerde ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerden oluşan 1191 tane üniversite öğrencisi örneklem olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin Osmaniye Korkut Ata üniversitesinden beklentilerini belirlemek için faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik hesaplamaları, bağımsız örneklem t- testi, tek yönlü anova testi yapılmıştır. Örneklemin belirlenmesinde olasılığa dayalı grup (küme) örneklem yöntemi kullanılmıştır. Alınan sonuçlara göre de hipotezlerin doğrulaması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖÇ EDEN ŞİDDET: KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN GÖÇ SÜRECİNDE DÖNÜŞÜMÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34221</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34221</guid>
      <author>Ayşegül SİLİ KALEM</author>
      <description>Göçün kadınlar üzerindeki etkisi, kadının mevcut toplumsal konumundan kaynaklanan dezavantajlardan bağımsız düşünülememektedir. Türkiye’de şiddet kavramının sıklıkla kadınlarla birlikte anılmasının arkasında yatan sosyal sebepler, göç edilen ortamda yeniden şekillenmekte, kültürel etkileşimle birlikte yeni formlar kazanmaktadır. Kadınlar göç-öncesi maruz kaldıkları şiddet davranışlarıyla göç-sonrası dönemde de çeşitli biçimlerde yüz yüze kalabilmektedir. Bu çalışmanın konusu Türkiye’den İngiltere’ye göç eden aileler içerisinde ataerkil toplumsal kodlar sebebiyle kadınların maruz kaldığı şiddettir. Feminist/nitel metodoloji kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın veri seti, Londra’da yaşayan 40 Türkiye kökenli kadınla derin görüşme gerçekleştirilerek oluşturulmuştur. Araştırma sonunda Londra’da yaşayan Türkiye göçmeni kadınların şiddeti çeşitli biçimlerde yaşamaya devam ettikleri, göç olgusunun şiddeti oluşturan faktörleri büyük ölçüde tetiklediği ve kadınların yaşadıkları şiddeti gizleme eğilimlerini artırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Göçün özellikle ataerkil kültürü devam ettiren aileler içerisinde kadına karşı şiddeti daha yoğun ve karmaşık hale getirdiği, eşlerinin yaşam koşullarının zorlaşmasına paralel olarak kadınların şiddeti gündelik hayatta yoğun olarak yaşamaya devam ettikleri araştırmanın tespitleri arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOŞUL BAĞLAÇLARININ ZAMANSAL KULLANIMI - JAPONCA / TÜRKÇE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34222</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34222</guid>
      <author>Ali Aycan KOLUKISA</author>
      <description>Japoncadaki koşul bağlaçlarının kullanımı Japonca eğitimi ve dilbilgisi açısından oldukça önemli konulardan biri olarak uzun yıllar pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir. Japoncada koşul ifadelerinde kullanılan ve birbirine benzeyen dört koşul bağlacı bulunmaktadır. Bunlar “-ba,-tara, -to” ve “ -nara” dır. Bu bağlaçların Japoncada hem koşul önermeleri ifade etmede hem de bazı cümlelerde zamansal ifadeleri karşı tarafa aktarma işlevlerinin olduğu görülmüştür. Çalışmamızda öncelikle, koşul işlevine sahip olan cümleler Temel Koşu Cümlesi olarak tayin edilmiştir. Ancak bu bağlaçların temel işlevleri dışında da bir takım görevlerinin olduğu görüldüğünden bu tür durumlarda kullanıldıkları cümleler ise Temel İşlev Dışı Koşul Cümlesi olarak adlandırılmıştır. Japoncada bu bağlaçlar her ne kadar koşul bağlacı olarak değerlendirilseler de, kullanıldıkları bağlam ve duruma göre Türkçeye koşul ifadesi yerine zaman ifadesi şeklinde çevrildiği durumlar mevcuttur. Özellikle yan cümledeki önerme, meydana gelmesi kesin olan bir durumun ifadesi ise, bu tür cümleleri koşul ifadesi yerine zaman ifadesi ile Türkçeye çevirmemiz daha uygun olacaktır. Çalışmada, Japoncadaki bu 4 koşul bağlacının hangi durumlarda, Türkçeye zaman ifadesi olarak çevrilmesi gerektiği konusu ele alınarak irdelenmiş ve Japoncadaki koşul bağlaçlarının koşul işlevi dışında bulunan zaman bildirme işlevi gün yüzüne çıkarılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE 2005-2015 YILLARI ARASINDA İLK OKUMA YAZMA ALANINDA YAPILAN LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34230</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34230</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞ, Serkan KADIOĞLU</author>
      <description>Toplumlar örf, adet, gelenek, görenek v.b. tüm yaşanmışlıkları olan kültürlerini nesilden nesile eğitim yoluyla aktarır. Toplumu oluşturan insanlar eğitim eliyle yetiştirilir. Eğitim politikaları devlet tarafından belirlenir. Toplumların dolayısıyla insanın sahip olması istenen nitelikler dönemden döneme farklılıklar gösterir. Değişen çağın ihtiyaçları da farklılaşır. Yetiştirilmek istenen insanın özelliklerini karşılayacak olan eğitim de değişime ayak uydurmalıdır. Bu nedenle belli dönemlerde eğitim programlarında değişimler gerçekleştirilir. Ülkemizde son olarak geliştirilen eğitim programı köklü değişiklikler içermektedir. Felsefesi ile en baştan yenilenen program 2004 yılında taslak halinde olup belli pilot uygulamalarla test edilmiş, 2005’te tüm yurtta uygulanmıştır. Türkçe programı içindeki en önemli değişim kuskusuz ilk okuma yazma öğretiminde Cümle Yöntemi yerine Ses Temelli Cümle Yönteminin kullanılmasıdır. Ayrıca tüm eğitim kademelerinde sadece bitişik eğik yazı kullanılmakta ve ilk okuma yazma öğretimine bitişik eğik yazıyla başlanmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de 2005-2015 yılları arasında ilk okuma yazma alanında hazırlanan doktora ve yüksek lisans tezlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini YÖK tez arşivinden elde edilen ve erişime açık olan lisansüstü eğitim tezleri oluşturmaktadır. İlgili tezler doküman incelemesi metoduyla çok boyutlu olarak incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak literatürdeki analiz formları incelenerek araştırmacılar tarafından tez inceleme formu geliştirilmiştir. Bu formda tezler yıllara, tezlerin türüne, tezi hazırlayan kişilerin cinsiyetlerine, teze danışmanlık yapan öğretim üyelerinin cinsiyetlerine ve unvanlarına, tezin yapıldığı enstitüye ve anabilim dallarına, tezde kullanılan veri toplama araçlarına, araştırma modeline ve yöntemine, uygulama yapılan örneklem grubuna ve sayısına, yapıldığı illere, kullanılan anahtar sözcüklere, kaynak sayılarına göre incelenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen bulgular yüzde ve frekans tablolarıyla gösterilerek yorumlanmış, önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TASAVVUFA YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLERİN İLİMLEŞME SÜRECİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34234</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34234</guid>
      <author>Muharrem ÇAKMAK</author>
      <description>Tasavvuf sistematiği açısından tasavvuf, amelî tasavvuf ve ilmî tasavvuf olarak iki temel esasa ayrılır. Bu esasa göre ortaya çıkışı itibariyle ibadet ve zühd yaşayışı olan tasavvuf, amelî tasavvuftur. Tasavvufun teorik ve ilmî yönü ise, daha sonra ortaya çıkmıştır. İbadet ve zühd yaşayışı olarak ortaya çıkan amelî tasavvuf zühd dönemi; ilimleşme süreciyle onun teorik ve ilmî yönünün ortaya çıkması ise, tasavvuf dönemi olarak ifade edilir. Tasavvufun ilim haline gelme sürecinde, 3. ve 4. asırlarda tasavvufa yöneltilen eleştirilerin önemli etkileri vardır. Bilginin kaynağı ve metodu konusundaki tartışmalara ilaveten bazı mutasavvıfların şatahat sözleri ile tasavvuf adı altında ortaya çıkan din dışı akımların ibâhî ve hulûlcü tavırları, sûfîlerin zındık olma ve küfürle itham edilmelerine sebep olmuştur. Eleştiri ve ithamlar karşısında kendilerini savunma durumunda kalan sûfîler, düşünce ve yaşantılarını tanıtma ve Kur’an ve sünnet çizgisinde olduklarını ortaya koyma gayesiyle eserler kaleme almışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE SESLETİM BECERİSİNİN IPA ÇEVRİYAZI ÇÖZÜMLEME YÖNTEMİYLE KAZANDIRILMASI YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34255</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34255</guid>
      <author>Metin YURTBAŞI</author>
      <description>Yabancı dil öğretiminde “dördüncü beceri” (the fourth skill) olarak bilinen “etkili sözlü anlatım” yetisinin kazandırılması dil öğretmenlerinin başlıca so-runlarından biridir. Oysa öğrencilerimizin öğrendikleri yabancı dilde “anlaşılır şekilde konuşabilmesi” imkansız bir hayal değildir. Söz konusu becerinin ge-leneksel yöntemlerle kazandırılamamasının temelinde, hedefe-yönelik etkili yöntem ve yaklaşımların benimsenmemesi ve uygulanmaması yatmaktadır. Batıda ve ülkemizde uzun yıllardan beri bu alanda yapılan çalışmalar ve har-canan zaman, ne yazık ki hedefe yönelik yöntemlerin bilinmemesi ve onlar-dan yararlanılmaması nedeniyle boşa gitmektedir. Bu yazıda Avrupa Dlleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı’nda (ADÖÇ) hedeflenen “etkili sözlü anla-tım” düzeyine ulaşmak için bugüne kadar kullanılan geleneksel yöntemlerin çeşitli yönleri incelenerek bunların etkili konuşma ve doğru sesletimin öğre-tilmesi yönünden neden yetersiz kaldığı açıklanmaktadır. Çözüm olarak da dil öğretiminin temellerinden dördüncüsü olan “konuşma” (speaking) becerisinın temel öğelerini oluşturan “parçalı” (segmental) ve “parçalarüstü” (supraseg-mental) unsurları içeren IPA çevriyazı çözümleme yaklaşımının dil öğretimin-de benimsenmesi ve uygulanması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİNİN OLUŞUMUNDA ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ: MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34005</guid>
      <author>Aziz BELLİ, Abdullah AYDIN</author>
      <description>Kent kültürü, bir kentteki sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal hareketliliklerin temelini oluşturmaktadır. Her kentin kendine has özelliklerini yansıtan bir kavram olan kent kültürü, İnsanların yaşadıkları kentler için ve kente karşı geliştirdikleri tutumlarının bütününü ifade etmektedir. Yaşanabilir bir kentin oluşması için kent kültürünün yerleşmesi çok önemlidir. Bunun gerçekleşmesi kentlilik bilincinin artması ile mümkündür. Toplumun değişik kademelerinin, kurumların ve kuruluşların kent kültürünün yerleştirilmesinde ve kentlilik bilincinin oluşumunda dolaylı/dolaysız, istemli/istemsiz ve az/çok etkileri vardır. Bu çerçevede sayılan etkilerin oluşumunda en önemli rollerden biri kentlerin bilimsel manada lokomotifi durumunda olan üniversitelere düşmektedir. Dolayısıyla kent kültürü ve kentlilik bilinci konusunda üniversite akademik personelinin ne durumda olduğu neler yapabileceği dikkate değerdir. Çalışmamızda Hatay’da bulunan Mustafa Kemal Üniversitesinde çalışan akademik personelin kent kültürü ve kentlilik bilinci konusundaki genel görüşlerinin neler olduğu ve akademik personelin kent kültürü ve kentlilik bilincinin gelişiminde neler yapabileceği araştırılmıştır. Bu bağlamda akademik personele uygulanan anket SPSS programı yardımı ile değerlendirilerek Hatay ve Mustafa Kemal Üniversitesi ölçeğinde kent kültürü ve kentlilik bilincinin gelişiminde üniversitelerin rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ROBOT HATLARININ KESİKLİ OLAY BENZETİMİYLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34189</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34189</guid>
      <author>Arzu EREN ŞENARAS, Onur Mesut ŞENARAS , Hayrettin Kemal SEZEN</author>
      <description>Kesikli olay benzetimi günümüzde sıklıkla kullanılmaktadır. Eğer - öyleyse (What - if) analizlerinde özellikle stokastik sistemler için farklı politikaların sonuçlarının incelenmesinde kullanımı gittikçe artmaktadır. İmalat sanayiinde kullanılan robot hatlarının verimliliğinin arttırılması amacıyla benzetim modeli geliştirilmiştir. Verimlilik arttırma çalışmalarının kesikli olay benzetim tekniğiyle uygulanması hatalardan kaçınılmasını sağlar. Aynı zamanda gerçekleşmesi zor ve geri dönülmesi risk taşıyan durumların oluşmasını engeller. Bu çalışmanın amacı robot tesislerinin kullanım oranlarının geliştirilen benzetim modeli yardımıyla analiz edilmesidir. Bu çalışmada mevcut sistem analiz edilerek Arena 14. 0 paket programında modellenmiştir. Geliştirilen alternatif öneriler göz önünde bulundurularak kapasite kullanım oranlarının değişimi incelenmiştir. Hedef üretim rakamını sağlayan ve kullanım oranlarını dikkate alan alternatif senaryolar incelenmiş ve sistem için uygun politika belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ KAMU YÖNETİMİ ÇERÇEVESİNDE İÇ GÜVENLİK HİZMETLERİNDE SİVİLLEŞME: JANDARMA HİZMETLERİNİN SİVİLLEŞMESİNDE SWOT ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34212</guid>
      <author>Haydar PEKDOĞAN</author>
      <description>Modern toplumun inşası olarak görülen sivil toplum sürecinde, güvenlik hizmetlerinin sağlanması ve özellikle iç güvenlik hizmetlerinin sivilleşmesi konuları önem kazanmıştır. Bu araştırmada, jandarma teşkilatının sivilleşme düzeyinin akademisyen ve alan uzmanlarının görüşleri çerçevesinde incelenmesi ve fayda-maliyet analizinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada bu bağlamda konuyla ilgili 2015 yılında Ağrı İl Jandarma Komutanlığına bağlı birliklerde görevli altı subay ve çeşitli üniversitelerde kamu yönetimi alanında görevli altı akademisyen ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırmada bu çerçevede jandarma teşkilatının sivilleşme sürecinin SWOT Analiziyle incelenmesi sağlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm akademisyenlerin ortak fikri daha sivil bir jandarma teşkilatının gerekli olduğu ve uygulama açısından sorunların aşılabileceği yönündedir. Akademisyenlere göre iç güvenlik hizmetlerinin sivilleşmesi bir gereksim değil, bir zorunluluktur. Öte yandan jandarma teşkilatında görevli subaylara göre ise jandarma teşkilatının mevcut sisteminde sivilleşme mümkün olmayıp, çok ciddi yapısal reformlar gerekmektedir. Gerek akademisyenlerin, gerekse subayların ortak fikri ise bu konuda akademi-teşkilat işbirliğine ihtiyaç olduğu ve bu alanda yeterli işbirliğinin yapılmadığı yönündedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1950 DEMİRCİ YANGINI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34216</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34216</guid>
      <author>Cihat TANIŞ</author>
      <description>Demirci, kuzeyinde Balıkesir, doğusunda Selendi, güneyinde Kula ve batısında ise Gördes kazasının bulunduğu önemli bir ilçedir. Ege’nin bu güzide ilçesi 25 Ağustos 1950 tarihinde çıkan büyük bir yangınla deyim yerindeyse yanıp kül olmuştur. Felakette yüzlerce ev ve iş yeri yanarak kullanılamaz hale gelmiştir. 1722 kişi açıkta kalmış ve 6’sı ağır olmak üzere 42 kişi de hafif yaralanmıştır. Felaketin maliyeti 6 milyon lirayı bulmuştur. Bölge halkının tarihinde görmediği böylesi büyük bir yangın karşısında insanlar ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Yangın sonrasında dönemin Demokrat Parti Hükümeti ilçeyi tekrardan ihya edebilmek amacıyla gerekli yardımları yapmıştır. Cumhuriyet tarihinin en büyük yangınlarından birisi olan Demirci yangınının ardından bölge insanı bir yandan yaralarını sarmaya çalışırken diğer yandan uzun müddet bu elim olayı hafızasından silememiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN ÇALIŞMAYA TUTKUNLUK DÜZEYLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34217</guid>
      <author>Önder ŞANLI, Mehmet ALTUN , Çetin TAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; devlet okullarında çalışan öğretmenlerin çalışmaya tutkunluk düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından belirlenmesidir. Konu ile ilgili araştırma sayısının yetersizliği dikkat çekici bulunmuştur. Araştırmada Malatya İlinde 2014 – 2015 öğretim yılında görev yapmakta olan, farklı okullardan ve farklı branşlardan tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilmiş 985 öğretmenin görüşlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Schaufeli, Salanova, Gonzalez-Roma ve Bakker (2002) tarafından geliştirilen ve Turgut (2011) tarafından Türkçe’ ye uyarlanan ‘çalışmaya tutkunluk’ ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizi sonucunda, öğretmenlerin çalışmaya tutkunluk ölçeğinin boyutlarının hepsine dair görüşlerinin ortalamalarının ‘yüksek’ düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya tutkunluk boyutlarından ‘yoğunlaşma’ puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı ve kadın öğretmenlerin yoğunlaşma puanlarının erkek öğretmenlerin yoğunlaşma puanlarından daha yüksek olduğu da görülmüştür. Ayrıca çalışmaya tutkunluk boyutlarının mesleki kıdem değişkenindeki gruplar arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Çalışmaya tutkunluk boyutlarının birbiriyle ilişkileri incelendiğinde ise tüm boyutların anlamlı bir şekilde ilişkili olduğu çıkan bir diğer önemli sonuçtur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANZİMAT DEVRİ TÜRK ROMANINDA AHLÂK ANLAYIŞI VE STERİL (ARINIK) TOPLUM DÜŞÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34232</guid>
      <author>Gökşen YILDIRIM</author>
      <description>Değişen dünya düzenine ayak uydurma sürecinde Tanzimat romancısı, bir yandan evreni akılla okumaya gayret ederken diğer yandan Aydınlanma düşüncesinin seküler yaklaşımının uyandırdığı olumsuz etkilerden kendini koruyabilmek maksadıyla kuşkucu (septik) bir dünya görüşü geliştirir. Batının gerisine düşme düşüncesi ve özsever eğilimlerin yaralanması, Tanzimat romancısını kurgusal düzlemde alternatif bir “steril (arınık) toplum” yaratmaya sevk eder ve romancı, bu simülatif steril toplumu da nesnel değer yargılarına göre değil özsever eğilimlerine bağlı –göreceli- olarak kurgusal bir ahlâk öngörüsüyle arındırır, olabildiğine anlamlandırır. Ancak bu arındırma ve anlamlandırma işi, gerek toplumsal gerekse kurgusal olarak birçok problemi de beraberinde getirir. Steril toplum düşü ile hareket eden Tanzimat romancısı sanata da ihanet eder. Öncelikli olarak yaşamı kontrol altına almaya ve bu şekilde toplumu yönlendirmeye çalışarak yeni bir ahlâki değer üretmeye çalışan yazarlar, insanı ve olanaklarını atlamışlardır. Romanlarda kötülük etkin güç olarak varlığını ortaya koyarken iyilik, içi boş, basit bir kavrama dönüşmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERMENİ DEVRİMCİLERİNE KARŞI HAKLININ SAVUNULMASI: MUHAMMED A.R. WEBB ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34240</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34240</guid>
      <author>Celal EMANET</author>
      <description>Anadolu’da meydana gelen Ermeni isyanlarının oluşum sürecine katkı yapan dış etkenlerden birisi de ABD’dir. ABD 19. yüzyıldan beri, Osmanlı topraklarında kendisi için çıkar alanları meydana getirmek için iki önemli araçtan yararlanmıştı: ticaret ve misyonerlik faaliyetleri. American misyonerlerinin 19. yüzyılın sonlarında başlayan Ermeni isyanlarını ABD’de bir propaganda malzemesi olarak kullanarak para toplamaları bu ülkede Osmanlı Devleti’ne karşı bir kamuoyu oluşmasına neden olmuştur. Ermeni Komiteleri’nin yaptıkları her türlü karışıklık hareketleri, Osmanlı Devleti içerisindeki misyonerler tarafından desteklenmiştir. Bu makalede New York’un Hudson kasabasında dünyaya gelen ve yaşadığı dönemde İslam karşıtı ortaya çıkan fikir ve düşüncelere karşı mücadele veren Muhammed Alexander Russell Webb (1846-1916) tarafından kaleme alınan Ermeni ve Türkler arasındaki problemleri 1895 yılında Müslüman bakış açısıyla değerlendirdiği iki ikitapçık üzerinedir. Bundan dolayı Webb, II. Abdülhamid tarafından New York’un Fahri Başkonsolosluğuna getirilerek taltif edilmiştir. Webb, A Few Facts about Turkey under the Reign of Abdul Hamid II and The Armenian Troubles ve Where the Responsibility Lies başlıklı Osmanlı Devletini destekleyen iki kitapçık yayınlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖNÜLLÜLÜK VE MARKA BAĞLAMINDA ÖZEL VE KAMU KURUMLARININ FİLANTROPİ YAKLAŞIMLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34094</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34094</guid>
      <author>Gonca UNCU</author>
      <description>Bu çalışmada, kamu ve özel sektör kurumlarının filantropi davranışları ve bu davranışlar arasındaki farklar tanımlanmaktadır. Kurumsal filantropi çatısı altında farklı amaç ve uygulamalarla ele anılan kavram, marka itibarı ve gönüllülük açısından değerlendirilmiştir. Birinci aşamada özel sektör kurumlarının, filantropiyi kendi marka yönetimi ve ekonomik performansını arttıran bir algıyla ele alınmasına değinilirken, öte taraftan kamu kurumlarının saf bir filantropi ruhuyla gönüllülük esaslı yaklaşımı işlenmektedir. Buna göre çokça tartışılan kurumların filantropi davranışları, üç farklı yapıdaki Türk kurumlar olan: Koç, Kızılay ve İKSV üzerinden çözümlenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NİN BİYOGAZ ENERJİ POTANSİYELİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34228</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34228</guid>
      <author>Fatih ARICİ, Zerrin KARAKUZULU , Müjde DUMANSIZOĞLU</author>
      <description>Enerjide büyük oranda dışa bağımlı olan ülkemizde enerjiye olan talebin artması son yıllarda bu anlamda alternatif çözüm yollarının ve ülke potansiyelinin tespitine öncellik verilmesini hızlandırmıştır. Fosil kaynaklar açısından çok zengin olmayan ülkemizde yenilenebilir enerjinin önemi gittikçe artmakta ve bu anlamda da projeler ve çalışmalar yapılmaktadır. Yenilenebilir ve yerli kaynaklara dayalı üretim tespiti ve bunun gerçekleştirilmesinin sağlanması giderek önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda çalışmamızda da yenilenebilir enerji kaynakları arasında bulunan ve bu anlamda da önemli bir kaynak olan biyogaz enerjisinin Doğu Anadolu Bölge potansiyeli incelenmiş, iller bazında biyogaz potansiyeli tespit edilmiştir. Hesaplanan biyogaz potansiyelinin elektrik ve doğalgaz cinsinden karşılığı da belirlenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK RESSAMLARININ SERAMİK UYGULAMALARI VE SÖYLEŞİLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34169</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34169</guid>
      <author>Yasemin GÜL</author>
      <description>Bu çalışmada Çağdaş Türk Ressamlarının seramik sanatındaki uygulamaları ele alınmıştır. Çağdaş Seramik sanatının ülkemizdeki gelişim seyri ve resim kökenli seramik sanatçıların seramik sanatının gelişimine katkılarının hangi düzeyde olduğu araştırılmıştır. Ayrıca bu sanatçıların, seramik uygulamalarında kullandıkları teknikler, seramiğe yaklaşım açıları, seramik yüzeylerindeki desen, biçim, renk arayışları değerlendirilmiştir. Giriş kısmında Türk seramik sanatının tarihsel süreçteki durumuna değinilmiş ve bu sanatın öcülerinden bahsedilmiştir. Gelişme bölümünde ise Devrim Erbil, Hanefi Yeter, Berna Türemen, Ali İsmail Türemen ve Süleyman Saim Tekcan’ın seramik sanatındaki uygulamaları, getirdikleri yenikler ve söyleşilerine yer verilmiştir. Çalışmanın bu beş sanatçıyla sınırlandırılmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi mülakat imkânı bulduğumuz sanatçılar örneklem olarak alınmıştır. Diğeri ise öncü olan bütün seramik sanatçılarını ele almak çalışmanın sınırlarını oldukça aşmaktadır. Ayrıca resim sanatı dışında olup ta, seramik sanatı üzerine söyleşi yaptığımız karikatürist Feridun Oral ve Gürbüz Doğan Ekşioğlu’ da çalışmanın sınırlarının dışında tutulmuştur. Sonuç kısmında ise metin içeresinde detaylı bahsedilen bulgular, genel hatlarıyla sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUTFAK PROFESYONELLERİNİN TÜRK MUTFAĞI UYGULAMALARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34220</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34220</guid>
      <author>Çağrı SÜRÜCÜ, Aydan BEKAR</author>
      <description>Türk mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridir. Türk Mutfağını farklı kültürlerden insanlara tanıtmanın en etkili yollarından biri, ülkemizi ziyaret eden turistlere Türk Mutfağına ilişkin bazı yemeklerin orijinaline uygun şekilde hazırlanarak, sunumunun yapılması ve tatmalarının sağlanmasıdır. Türk Mutfağı uygulamalarında mutfak çalışanlarının yeri tartışılmazdır. Bu araştırma mutfak profesyonellerinin (Chef de Cuisine, Sous Chef, Chef de Partie, Demi Chef de Partie) Türk Mutfağı uygulamalarına ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Marmaris, Bodrum ve Fethiye’de farklı 4-5 yıldızlı otellerde çalışan 223 mutfak profesyoneli oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre otellerde Türk yemeğine özgü yemeklerden sarma ve dolmalara, şerbetli tatlılara, hamur işi yemeklere diğer Türk yemeklerine göre daha fazla yer verildiği belirlenmiştir. Mutfak çalışanları çoğunlukla, Türk Mutfağının tanıtımına ilişkin, turist getiren seyahat acentaları ve tur operatörlerinin tanıtım broşürü ve reklamlarında Türk mutfak kültürü ile ilgili bilgilere yer vermeleri gerektiğini düşünmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORCULARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE YAŞAMA BAĞLILIKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34226</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34226</guid>
      <author>Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Yapılan bu çalışmanın amacı, sporcuların yaşama bağlılıkları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini, İstanbul Gelişim Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda okuyan 175 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Karancı ve arkadaşları tarafından 2007 yılında geçerlilik ve güvenirliği yapılan Eysenck Kişilik Anketi kısa formu ile Anlı ve arkadaşlar tarafından 2015 yılında geçerlilik ve güvenirliği yapılan Bedeni beğenme ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını öğrenmek için tek örneklem “Kolmogorov-Smirnov” testi homojenliğini belirlemek için “Anova-Homogenety of variance” testi uygulanmış ve verilerin homojen ve normal bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistik ve persoan korelasyon analizi uygulanmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonunda, dışa dönük kişilik boyutu ile yaşama bağlılık skoru arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİYASİ PARTİLERİN DİNİ EĞİTİM POLİTİKALARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34236</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34236</guid>
      <author>Gamze ASLAN, Şakir BERBER</author>
      <description>Toplumların kalkınması eğitim alanında gerçekleştirdikleri politikalara bağlıdır. Ülkemizde kuruluşundan günümüze kadar geçen dönemde eğitim alanında çeşitli politikalar uygulanmıştır. Bu doğrultuda fırsat eşitliği, teknoloji eğitimi, bilgisayar destekli eğitim, yabancı dil eğitimi, din eğitimi gibi alanlarda politikalar geliştirilmiştir. Ülkemizdeki siyasi partiler, seçim bildirgelerinde eğitim alanında gerçekleştirmeyi planladıkları politikalara yer vermektedir. Biz bu çalışmamızda, siyasi partilerin eğitim politikalarından biri olan din eğitimi konusunu ele alacağız. Bu doğrultuda 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP, CHP, MHP ve HDP partilerinin yayınlamış oldukları bildirgeler temel alınmıştır. Bunun yanında tarihi süreç içerisinde din eğitimi alanında uygulanmaya konulmuş olan politikalara da değinilmiştir. Böylece din eğitimi alanında uygulanmaya konmuş olan politikalar arasındaki benzerlik ve farklılıklara da değinilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİYEROGLİF YAZITLI STEL VE KABARTMALARDA MARAŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34262</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34262</guid>
      <author>Abdulhamit KAVAK</author>
      <description>Mezar stellerinde tekli, ikili veya üçlü figürlerden oluşan kompozisyonlar betimlenmiştir. İkili kompozisyonlarda genellikle kadın-erkek (karı-koca) veya kadın-çocuk, üçlü kompozisyonlarda ise kadın erkek ve çocuk figürleri yapılmıştır. Bu steller, Ön Asya'daki örneklerinde hemen hemen hiç rastlanmayan varlıklı bir sınıfın istekleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Kahramanmaraş mezar stelleri’nin diğer bir özelliği ise, kral veya tanrıları tasvir etmeyen gündelik kişileri ve bu kişilerin yaptıkları işleri anlatmasıdır. Kahramanmaraş ve çevresinde bulunmuş olan mezar stelleri, bölgeyi etkileyen kültürleri göstermesi bakımından da önemlidir. Örneğin, Büyük Hitit Krallık sanatı özelliği olan erkeğin kadının sağında olması, erkeğin bıyıksız oluşu, yün eğiren kadın betimlemesi, ucu kalkık ayakkabı gibi motiflere Kahramanmaraş ve çevresinde bulunmuş mezar stellerinde sıkça rastlanır. Ayrıca, bu stellerde Asur, Arami, Fenike, Urartu sanatlarının etkileri de görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


