






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2016 Sayı 38</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=712</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ELAZIĞ İL’İNİN SOSYO-EKONOMİK YAPISI VE FIRAT ÜNİVERSİTESİNİN KATKISI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34135</guid>
      <author>Ali Yılmaz GÜNDÜZ</author>
      <description>Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Elazığ il’i, Yukarı Fırat Havzasında bulunmaktadır. Elazığ tarihte Anadolu’yu, Mezopotamya’ya bağlayan kervansaray yollarının geçiş güzergâhı içinde önemli bir yerleşim yeri olmuş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı Devletinde Sultan Abdülaziz’in tahta çıkmasıyla 1867 yılında şehre Mamürat’ül Aziz adı verilmiş ve daha sonra Atatürk’ün şehre yaptığı ziyaretinde sunduğu teklif ile Azık ili manasına gelen El-Azık olarak değiştirilmiş, Türkçe uyumu ve söyleyiş kolaylığı nedeniyle Elazığ adını almıştır. Osmanlılar zamanında Palu Eyaletine bağlı olan Elazığ’ın ekonomik gelişmesi Cumhuriyet yıllarının başında başlamıştır. Cumhuriyet tarihinde farklı dönemlerde şehirde şeker, çimento, maden ve mermer fabrikaları açılmış, halkın bir kısmına iş imkânı sağlanmıştır. 1976 yılında Türkiye’nin en büyük hidroelektrik santrallerinin (Keban) birinin bu ilde yapılmış olması sebebiyle sanayi gelişmiştir. Elazığ’da 2 tane organize sanayi bölgesi bulunmakta olup 1500’e yakın sanayi işkolu mevcuttur. Elazığ il’i tarih boyunca eğitim alanında da önemli bir yeri vardır. Eski Harput’ta Amerikan, Fransız ve Alman kolejleri 1800’lü yıllarda eğitim vermeye başlamış kurumlardır. Ayrıca İl’de Osmanlılar zamanından kalma Kur’an ve ilim eğitimlerinin verildiği medreseler vardır. Bugün, 1967 yılında Yüksek Teknik Okul adıyla açılan Fırat Üniversitesi, 1969 yılında Elazığ Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisine dönüştürülmüş ve 1975 yılında da Fırat Üniversitesi adıyla tek bir çatı altında eğitim-öğretim faaliyetine başlamıştır. 2015-2016 yılı itibariyle 16 fakültesi, 40 bini aşkın öğrencisi ve 1700’ün üzerinde öğretim üyesiyle Doğu Anadolu Bölgesinin ve Türkiye’nin en büyük sayılı üniversitelerinden birisidir. Bu çalışmada geçmişten günümüze kadar geçen sürede Elazığ İl’inin sosyo-ekonomik durumu ve Fırat Üniversitesinin İl’e yapmış olduğu sosyo-ekonomik katma değeri hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZYGMUNT BAUMAN SOSYOLOJİSİNDE BELİRSİZLİK VE RİSK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34178</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34178</guid>
      <author>Cevdet YILMAZ</author>
      <description>Zygmunt Bauman 20 yüzyılın Avrupa’daki bütün trajik değişimlerine tanıklık etmiş Doğu Avrupa kökenli bir sosyologdur. Bauman’ın sosyolojisi mevcut düzenin gerekli kaçınılmaz ve doğal olduğunu sorgulamayı amaçlar. Bauman, yaşadığımız çağın baskın eğilimlerinin olgusal sınırlarını tanımlayarak, modernliğin olgusal sorunsallığının bir sorgulamasını yapar. Bauman modernlik post modernlik geriliminde günümüz gelişmelerini tanımlamaya çalışır. Bu bağlamda Bauman'ın kullandığı anahtar kavramlardan biri de risktir. Özellikle modernizme getirilen post modern yıkıcı saldırı dünyanın daha riskli bir yer haline geldiği fikrini yaygın bir düşünce biçimi haline getirmektedir. Bu çalışmada Bauman düşüncesinde risk kavramının izi sürülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Thomas Aquinas'ın Duygu Felsefesi</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34188</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34188</guid>
      <author>Aslı YAZICI</author>
      <description>Çoğu çağdaş duygu felsefecisi Thomas Aquinas’ı görmezden gelir, ya da onu atlayarak kendi felsefi pozisyonlarını göstermek veya dayanak aramak için doğrudan Aristoteles’i referans gösterirler. Oysa, Aquinas’ın erdem ve duygu kuramı temelde Aristoteles’in görüşlerine dayanmasına karşın ondan çok daha ince ve ayrıntılı bir kuram ortaya koyar. Ortaçağ felsefesinin başyapıtlarından biri olan Summa Theologica yaklaşık dört bin sayfalık bir çalışmadır ve kapsamlı bir Aristoteles yorumu sunar. Eser aynı zamanda Sokrates, Platon, Ibni Sina, Anselm, Augustinus, Damascene, Seneca ve Cicero gibi birçok düşünürün görüşlerine de yer verir. Bu çalışmada Aquinas’ın duygu anlayışını ele alıp felsefi dayanaklarını göstermeye çalışacağız. Bunun için ilkin, onun ruh konusundaki görüşlerini genel hatlarıyla metafiziğiyle de ilişkilendirerek ele alacağız. Daha sonra genel ruh kuramı çerçevesinde duygu felsefesini inceleyerek bu görüşlerini korku duygusunda nasıl uyguladığını göstereceğiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEYZEN TEVFİK VE BODRUM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34200</guid>
      <author>Selman YAŞAR</author>
      <description>1879 yılında Bodrum’da doğan Neyzen, ilk eğitimini burada almış, neyle ilk kez burada tanışmış, şiirle ilk defa burada ilgilenmeye başlamıştır. Bodrum’un doğal güzellikleri, havası, denizi Neyzen’in ruhunda, hafızasında derin izler bırakmıştır. Deniz sevgisini Bodrum’dan alan Neyzen ilkokulda ney çalmaya başlamıştır. Bodrum’daki Tepecik Kahvesi denilen yerde ilk kez neyle tanışmıştır. Bodrum’a gelen saz şairlerinden şiirler dinleyen Neyzen şiir ezberlemeye burada başlamıştır. Hastalığı nedeniyle ve eğitim amacıyla Bodrum’dan İstanbul’a gelen Neyzen, Bodrum’u hiç unutmamıştır. Bodrum’la özdeşleşen Neyzen Tevfik, “Bodrumlu Neyzen Tevfik” olarak anılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL MEDYA VE SİYASAL TOPLUMSALLAŞMA: SİYASAL TOPLUMSALLAŞMA ÇERÇEVESİNDE GENÇLERİN SOSYAL MEDYA KULLANIM DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34051</guid>
      <author>Adem DOĞAN</author>
      <description>Siyasal sisteme ve siyasal kültüre ilişkin değerlerinin öğrenildiği, siyasal tutum ve davranışların kazanıldığı siyasal toplumsallaşma sürecinde gençlik dönemi önemli bir eşiktir. Gençler, siyasal toplumsallaşma sürecinde farklı aktör, grup, enstrüman ve araçların etkisine maruz kalmaktadır. Bu anlamda, iletişim alanında yaşanan değişim sürecinin bir sonucu olarak gençlerin etkilendiği araçlardan biri de sosyal medyadır. Bu çalışmada, siyasal toplumsallaşma çerçevesinde gençlerin sosyal medya kullanım düzeyleri değerlendirmeye alınmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden seçilen Fırat Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi’nde farklı bölümlerde okuyan 589 öğrenci ile tesadüfi örneklem yöntemiyle yüz yüze görüşülerek, anket formu uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, gençlerin siyasal görüşünün şekillenmesinde etkili olan araçlardan birinin sosyal medya olduğu belirlenmiştir. Siyasal toplumsallaşma sürecinin önemli bir aşaması olan gençlik sürecinde sosyal medya gençlerin siyasal kültürünün oluşmasında ve siyasal katılım düzeylerinin gelişmesinde önemli katkı sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TİCARET TARİHİNDE YELKENLİ GEMİLERDEN BUHARLI GEMİLERE GEÇİŞTE TİCARİ FAALİYETLER VE MODERNLEŞME ÇALIŞMALARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34096</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34096</guid>
      <author>Ahmet DENİZ</author>
      <description>İktisat tarihinde 18.-19 Yüzyılda Osmanlının deniz ticareti üzerine yapılan bu çalışma buharlı gemilerle modernleşme çabaları temel olarak ele alınmıştır. Deniz ticaretinin temellinde iktisat ve iktisat tarihi açısından politik, askeri, idari birçok konuyu kapsamakta olsa da aslen deniz ticaret konusu üzerinden ilerlemektedir. Bu açıdan hareket edildiğinde bu çalışma için politik, askeri ve idari konular elenmeden, içinde yer alan sosyal ve kültürel olgular etrafındaki örülüşü ile şekillenen bir iktisat tarihi yöntemi söz konusu olmuştur. Binlerce yıldır devam eden denizden yararlanma çaba ve uğraşılarının araçları geliştikçe, kapsamları çeşitlenip, alanları genişledikçe, örgütlenerek güçlenip, kendi kurallarını ürettikçe "De¬nizci Toplumlar" - "Denizci Milletler" - "Denizci Devletler" tarihi varlık alanına çıkmıştır. Bunlar arasında deniz kaynak ve imkanlarının daha çok ve daha etkin bir biçimde kullanılmaları konularında acımasız rekabet ve mücadeleler insanlık tarihinin önemli bir bölümünü ve hatta acımasız savaşları oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLE HAYATI VE AİLE PLANLAMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34039</guid>
      <author>Türkan GEÇER</author>
      <description>En küçük topluluk olan aile; anne baba ve çocuklardan meydana gelir. Anne ve baba toplumun temel taşı olan ailenin iki önemli bireyidir. Yeni bir aile meydana getirmek, birbirlerini seven kadın ve erkeğin birbirlerini eş olarak kabul ederek yuva kurmalarıyla mümkündür. Aile bireyi toplumsal hayata hazırlayan bir eğitim kurumudur. Aile bireyleri bu yaşam okulunda bilinçlenir ve olgunluğa erişirler. Çocuklar ilk ve gerekli olan bilgi ve terbiyeyi aile denilen kurumda öğrenirler. Doğruluk, dürüstlük ve saygı aile içinde öğrenilir. Vatanına, milletine, kutsal değerlerine bağlı bireyler aile ortamı içerisinde yetişir. Bir ailenin uzun müddet huzurlu, mesut ve başarılı olabilmesi için birtakım faktörlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bireyler, bu faktörleri, kendileri açısından tespit etmeli ve daha iyi olması için çalışmalıdırlar. Aile planlaması; arzu ettikleri zaman arzu ettikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tümüdür. Ailelerin, çocuk sahibi olmak, mutlu bir yaşam sürmek, yeni nesillerin sağlıklı ve huzurlu olmaları için çaba gösterdikleri bilinmektedir. Ancak arzu edildiği zaman çocuk sahibi olmak isteği, sağlıklı kişilere erişmekte sorunlara neden olabilir. Bu çalışmamda; aile hayatı aile, ailenin rolü ve toplumsal görevleri, ailenin işlevsel görevleri, aile hayatına etki eden faktörler, evliliğe karar vermede etkisi olan faktörler, aile planlamasının tanımı ve önemi, aile planlamasının nedenleri, aile planlaması ile ilgili terimler, aile planlamasında doğru ve yanlış inanış ve uygulamalar, aile planlamasında toplumu tanımanın önemi, aile planlamasının yararları, anneye yararları, çocuğa yararları, çiftlere yararları, ailelere yararları, ülke açısından yararları irdelenecek ayrıca yerel hizmetlerin düzenlenmesini etkileyen ulusal politika sorunları, halka yönelik bilgi, eğitim, iletişim kampanyaları, aile planlaması konusunda yararlanabilecek kurumlar, aile planlamasında enfeksiyonun önlenmesi, genel sağlık teşkilatı içinde aile planlaması ünitesinin yeri, aile planlaması çalışmalarının temel amacı, aile planlaması hizmetlerinde görevli sağlık personelinin yeri ve kazanması gereken beceriler, ve toplum gereksinimlerinin değerlendirilmesi üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜSTKURMACA VE MUSTAFA KUTLU HİKÂYELERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34170</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34170</guid>
      <author>Ertan ENGİN</author>
      <description>İlk örneklerini romanın doğuşuna kadar götürmek mümkün olsa da üstkurmaca, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dikkat çekici nitelik kazanmış bir anlatım tekniğidir. Yazarlar arasında bu tekniğin yayılmasının altında kuşkusuz felsefî, sosyo-psikolojik etkenler de vardır. Postmodern dönemle birlikte büyük anlatılara olan inançlardaki zedelenme, Einstein’ın Rölativite kuramı gibi gelişmeler, bu etkenler arasında zikredilebilir. Gerçeklik ile Kurmaca arasındaki sınırın yok sayıldığı yahut aşıldığı üstkurmaca tekniğinin stratejileri, günümüzün önemli Türk hikâyecilerinden biri olan Mustafa Kutlu’nun eserlerinde de karşımıza çıkar. Bu yazıda söz konusu unsurları ortaya koymak ve bunların, kavramsal çerçevesini vermeye çalıştığımız çağdaş üstkurmacayla bağıntısı üzerine düşünmek amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİCHEL FOUCAULT' TA AKLIN SESSİZLİĞİNİN TANIKLARI OLARAK SANAT VE SANATÇILAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34198</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34198</guid>
      <author>Şule ÇELİKKAN</author>
      <description>Bu makalede, Michel Foucault’nun sanata ve sanatçıya, dile ve yazına, temsil eden ve temsil edilene ilişkin anlayışı çeşitli ressamlar, yazarlar ve düşünürler açısından ele alınarak incelenmiştir. Foucault’nun insanın ölümü, yazarın ölümü ve dilin ölümü üzerinden kendi, kişisel varoluş estetiğini ve yaşam sanatını geliştirmeye çalıştığını, bu anlamda soyut sanatçılara ve avangard sanata duyduğu hayranlığı, her fırsatta belirttiğine şahit oluruz. Sanatçıları yeni bir dünya yaratmak için aklın sınırlarını keşfetmeye hatta aklın ötesine geçmeye davet etmesi ve yazınsal alanda yazardan değil de ancak bir yazar işlevinden bahsedilebileceğini belirtmesi onun sıradanlığa ve tekdüzeliğe sanat alanında da savaş açtığının adeta bir göstergesidir. Yaşam da sanat da ancak karşıtlarıyla anlaşılabilir. Karşıtlar, tamamlayıcıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETİK LİDERLİĞİN ÖRGÜTSEL SİNİZM ALGISINA ETKİSİ BİTLİS İLİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34142</guid>
      <author>Gül GÜNEY</author>
      <description>Etik liderlik, etik karar verme, etik değerleri sistem yapısına dâhil etme ve bu sistemi oluşturma becerisidir Örgütsel sinizmi, iş çevresindeki; sorunlu olaylara karşı örgüt üyelerinin kendilerini savunmalarının karşılığı olarak ifade etmektedirler. Liderlerin çalışma ortamında verdikleri kararlar, yaptıkları uygulamalar, çalışanlarla olan ilişkileri bazen etik dışı algılanabilir. Bu durumda çalışanlar liderlerinin etik dışı davranıyor olmasında dolayı bulundukları güven ortamı zarar görecektir. Güven ile örgütteki çalışanlara ilham vermek ve verdiği sözde durmak bir lideri etik lider yapan önemli özelliklerden birisidir. Güvenin olduğu yerde sinik duygular barınmamamakta güvensizliğin olduğu örgütlerde ise siniklerin sayısı artmaktadır. Örgütsel sinizmin etkin olmayan liderlikle birlikte ortayaçıkacağı öngörülmektedir. Bu çalışmanın amacı, otel çalışanlarının algılarına göre yöneticilerinin etik liderlik davranışlarını gerçekleştirme düzeyi ile çalışanların örgütsel sinizm algılarını bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Çalışma grubunu 99 otel çalışanı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında etik liderlik ve örgütsel sinizm ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Korelâsyon Katsayısı uygulanmıştır. Otel çalışanlarının etik liderlik ve örgütsel sinizm algıları arasında orta düzeyde negatif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜDÜRLERİN ALGILANAN YÖNETSEL YETENEKLERİ, ÖĞRETMENLERİN DUYGU YAPILARI İLE İŞE BAĞLANMALARI ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34176</guid>
      <author>Asım ÖZDEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaokullarda öğretmenlerin, müdürlerin yönetsel yeteneklerine ilişkin algıları ile duygu yapıları ve işe bağlanmaları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu,2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ankara’da random tekniği ile seçilen 42 resmî ortaokulda görevli 351 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler “ Yönetsel Yetenek Ölçeği” , “Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği” ve “İşe Bağlanma Ölçeği” ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin, müdürlerin yönetsel yeteneklerine ilişkin algıları ile pozitif duyguları ve işe bağlanmaları arasında olumlu bir ilişki olduğunu göstermiştir. İşe bağlanma ile negatif duygular arsında ise olumsuz bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ayrıca regresyon analizi sonuçlarından pozitif duyguların diğer değişkenlere göre öğretmenlerde işe bağlanmanın daha fazla yordayıcısı olduğu anlaşılmıştır. Bulgular, kuramsal önemi ve pratik uygulamaları açısından tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÜKSEKÖĞRETİMDE PARADİGMA DÖNÜŞÜMÜ: GELENEKTEN GELECEĞE ÜNİVERSİTE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34181</guid>
      <author>Devrim VURAL YILMAZ, Cevdet YILMAZ</author>
      <description>Bacon’ın bilgiyi güç olarak tanımlarken bilgi kapitalizminin geldiği noktayı aklından geçirip geçirmediği bilinmez ama bilginin günümüzde üniversiteler için hem sınırsız bir güç kaynağı hem de bir tehdit olduğu söylenebilir. Üniversiteler bir yandan bilimsel üretimin kaynağı olarak güç odakları haline gelmekte, diğer yandan geleneksel rolleri ve değerleriyle çelişen yeni bir yapılanmanın kaçınılmazlığı karşısında değişim sancıları çekmektedir. Üniversiteler yükseköğretimde paradigma değişimi ile birlikte kimliklerini yeniden kurmak ve misyonlarını tekrar tanımlamak durumunda kalmaktadır. Multiversite/Girişimci Üniversite gibi adlarla anılan yeni üniversite paradigmasında piyasa yönelimli özelliklerin ağır basması eleştirileri de beraberinde getirmektedir. Köklü gelenekleri ve akademik değerleri üniversitelerin özgünlüğünü oluştururken bir yandan da değişime direnen tutucu örgütler olarak görülmelerine yol açmaktadır. Günümüz koşullarında üniversitelerin değişmeden varlığını sürdürmesi olanaksızdır, sorun piyasa ve akademinin farklı değer sistemlerinin nasıl uzlaştırılacağıdır. Bu çalışmada söz konusu tartışma ekseninde yükseköğretimin karşısında duran değişim dinamikleri farklı boyutlarıyla ele alınmaktadır. Yükselen küresel model olarak adlandırılan yeni üniversite modeli incelenmekte, girişimciliğin farklı yorumları kullanılarak geliştirilen uzlaştırma arayışlarına vurgu yapılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“BİR KALP KIRIKLIĞININ ŞİİRİ: GİZLİ SEVDA”</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34182</guid>
      <author>Selami ÇAKMAKCI</author>
      <description>Eve yönelen ilgisi nedeniyle “ev şairi” denilen Behçet Necatigil, sevgi üzerine şiirleriyle de bilinir. Şiirlerinin çoğunluğunda hüznün ve kötümserliğin hâkim olduğu şairin, aşk şiirlerinde ayrılık acısı ve kavuşamamanın verdiği ıstıraplar dikkat çeker. “Gizli Sevda” şiiri, Necatigil’in aşk/sevda içerikli şiirleri arasındadır. Gizli Sevda şiiri belki de Türk şiirindeki en hüzünlü aşk öyküsünü dile getiren metinlerden biridir. Necatigil, bu şirinde insanın iç dünyasındaki en büyük değerlerden biri olan aşk/sevda üzerinde duruyor. Bu şiir, başarısızlığa uğramış bir aşk ilişkisinde yaşanılan bir hayal kırıklığını dile getirmektedir. İnsanın mutluluğunun anahtarı olarak bilinen aşk, bu şiirde mutsuzluğun nedenlerinden biri olarak görülmektedir. İnsanla ilgili bir gerçekliği dilin imkânları içerisinde sunan şiir sanatı, aynı zamanda insanın iç dünyasını yansıtan bir değerdir. “Gizli Sevda” şiiri, güç bela unutulan, unutulduğu sanılan ağrılı bir aşk deneyiminin birden anımsanmasına dair kısa bir öyküyü içermektedir. Bu şiirde sevginin karşılık bulamamış olduğu gerçeği dile getirilmektedir. Key Words: Aşk, sevda, hatırlamak, hayal kırıklığı, unutamamak.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ (CBS) VE ANALİTİK HİYERARŞİ SÜRECİ (AHS) İLE BİNGÖL OVASI VE YAKIN ÇEVRESİNDE OPTİMAL ARAZİ KULLANIMININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34192</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34192</guid>
      <author>Fatma ESEN,</author>
      <description>Mevcut doğal kaynakların, artan nüfus ve hızla gelişen teknolojiyle birlikte artan talepleri karşılayabilmek kaygısı ile yoğun ve bilinçsiz bir şekilde kullanılması doğada tamiri mümkün olmayan zararlara neden olmaktadır. Bu zararları en asgari düzeyde tutabilmek için mevcut kaynaklarının potansiyellerinin elverişliliği doğrultusunda kullanılmaları zorunluluk taşımaktadır. Kıymetli bir doğal kaynak olan toprakların da uzun yıllar boyunca verimliliğini sürdürebilmesi için potansiyelleri doğrultusunda arazi kullanımına tabi tutulması gerekmektedir. Bu çalışmada Bingöl Ovası ve yakın çevresinde mera-çayır, orman ve tarım arazi kullanım türleri için uygunluk analizleri yapılarak, mevcut arazinin coğrafi potansiyeli doğrultusunda bu arazi kullanım türleri için optimal arazi kullanımı belirlenmiştir. Optimal arazi kullanım koşullarına göre araştırma alanının % 55’inin mera-çayır, % 40'ının orman ve % 4'ünün de tarım alanı olarak kullanılması gerekmektedir. Optimal arazi kullanımı ile mevcut arazi kullanım durumu karşılaştırıldığında ise mevcut arazi kullanımında mera olarak değerlendirilmesi gereken arazilerin bir kısmının tarım, orman olarak kullanılması gereken arazinin bir kısmının da mera olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMSAL YÖNETİM VE MUHASEBE BİLGİ SİSTEMİ İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34193</guid>
      <author>Mustafa DOĞAN</author>
      <description>Şirketler, kendi başlarına üretime elverişli olmayan tasarrufları bir araya getirerek kalabalık insan toplulukları için mal ve hizmet üretirler, şirket faaliyetlerinden doğan kârı ortaklarına dağıtarak refahın topluma yayılmasını sağlarlar. Şirketlerin önemi, “küreselleşme” adı verilen süreçte daha da artmıştır. Kurumsal yönetime olan ilginin temelinde birbiriyle yakın ilişkili olan kapitalizmin yayılmasının, özel sektörün artan öneminin, şirketlerin büyümelerinin ve tanınmış bazı şirketlerde yaşanan suiistimallerin payı büyüktür. İşletmenin dili olarak da nitelendirilen muhasebe, işletme sahipleri, yöneticileri, çalışanları, tedarikçileri, müşterileri, finansman sağlayanları gibi gerek işletme içinde yer alan, gerekse işletme dışındaki çeşitli menfaat sahiplerinin işletme hakkında alacakları kararlarda önemli bir yere sahiptir. Finansal nitelikteki işlemlere ilişkin verileri işleyerek finansal bilgi kullanıcısı çeşitli menfaat sahiplerinin ihtiyaç duyduğu anlamlı, doğru ve güvenilir bilgileri üreten ve raporlayan muhasebe bilgi sistemi, bilgi asimetrisini azaltmakta, böylece temsil sorununun en aza indirilmesine de katkı sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>METRUK YAPILAŞMANIN KENT ÜZERİNDE OLUŞTURDUĞU SORUNLAR, NEDENLERİ VE ÇÖZÜMLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34112</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34112</guid>
      <author>Bengi KORGAVUŞ, Sema KARAGÜLER</author>
      <description>Kentlerde günümüz yaşam koşulları içinde kullanılmayan metruk yapıların giderek artarak çözümsüzce varlıklarını sürdürmeleri, tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmiş durumdadır. Kullanılmayan bu yapıların, kent üzerindeki etkileri, çağımızda mimarlık, şehircilik ve peyzaj mimarlığı disiplinlerinde sorun oluşturarak süregelmektedir. Söz konusu metruk yapıların kentsel doku içinde yoğunlaşması tüm dünya kentlerinde hızla geçerliliğini artıran koruma ve sürdürülebilme politikalarını açıkça engelleyici bir nitelik göstermektedir. Bu bilinçle, metruk yapılaşmanın varoluş süreçleri, tipleri, oluşum nedenleri ve kent dokularına getirdiği olumsuz etkiler analiz edilerek bu konuda yapılabilecek iyileştirme ve düzeltme amaçlı bir takım çözümlere gidilmesine gerek duyulmaktadır. Bu yazıdaki inceleme konusu bu yaklaşımla ele alınarak, bir anlamda çevre sorunu olarak oluşturan söz konusu metruk yapıların mimarlık, şehircilik ve peyzaj mimarlığı yönleri ile değerlendirilmesine dayalı çözümler önerilmesi amaçlanmaktadır. Çözüm önerileri ise, metruk yapıların varlık süreçlerine göre ve yazının başında yapılan tipolojik sınıflandırma çerçevesinde ele alınmaktadır. Yazının sonunda ise genel bir değerlendirme ve irdeleme yapılarak ortaya çıkan net sonuçlar maddeler halinde sıralanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK SİYASAL HAYATINDA MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ IŞIĞINDA MİLLİ GÖRÜŞ İLE ADALET VE KALKINMA PARTİSİ ARASINDAKİ İDEOLOJİK FARKLILIKLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33966</guid>
      <author>Sami ZARİÇ</author>
      <description>Ak Parti’nin günümüz siyasetinde ve iktidar mücadelesinde etkinliği ve gücü göz önüne alındığında partinin kurucu kadrosunun Milli görüş geleneğinden gelmesi hasebiyle Ak Parti ile Milli Görüş arasında ne gibi farklılıklar bulunduğu sorusu gündeme gelmektedir. Bu incelemede ilk görülen husus Ak Parti’nin Milli Görüş geleneği içinde kurulan partilerin savı olan Adil Düzen temasını kullanmamasıdır. Ayrıca laikliğe bakış anlamında her iki yaklaşım arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Ancak aslında Ak Parti kuruluşundan önce Milli Görüş geleneğinin son partisi olan Fazilet Partisi’yle beraber Milli Görüş hareketinde de laikliğe bakış açılarının biraz daha esnediği görülmüştür. Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer önemli husus da Ak Parti’nin kuruluşu esnasında Merkez sağda siyasi boşluğu doldurma amacıyla geniş kitlelere kapının açıldığı, hâlbuki Milli Görüş geleneğinde partilerde bu yönde biraz kıpırdanma olsa da tam olarak merkez sağdaki boşluğu doldurabilecek düzeye gelmedikleri görülmüştür. Yine AB’ye bakış konusunda da iki kesim arasında önemli derecede görüş farklılığı mevcuttur. Ayrıca Batıyla ilişkiler konusunda da her iki tarafın farklı politikalar benimsediği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERBAYCAN ENERJİ STRATEJİSİNDEKİ TÜRKİYE'NİN YERİ VE ROLÜ - RUSYA - İRAN TİCARİ İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34115</guid>
      <author>Rahil NECEFOV</author>
      <description>Modern Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ilişkilerin derin kültürel, tarihi ve dini kökleri vardır, işte bu kökler Avrasya'da ve Ortadoğu'da asırlar boyunca geopolitikanı klimalı. Osmanlı ve Rusya imparatorluklarının işgalci politikaları onların rekabetlerinin derinleşmesine ve 16-20 yüzyıllar boyunca Karadeniz boyunca aralarında onlarla savaşın yaşanmasına neden olmuştur. Osmanlılar Kafkasya'da yaşayan Türk ve Müslüman nüfusun siyasi isteklerini destekliyorlardı, Rusya ise Türkiye'deki Slav ve Hıristiyan azınlıkların Osmani hükümranlığına karşı çıkmasına yardım ediyordu. Vladimir Lenin I. Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk devrimci hareketine kendi yardımını gösterdi ve modern Türkiye Cumhuriyeti ile SSCB arasındaki ilk ilişkiler bir tür işbirliği niteliği taşıyordu. Soğuk savaş dvründə ilişkiler daha soğuktu, Stalin'in zammanında Sovyetler Birliği'nin Karadeniz boğazlarına karşı iddiaları başka idi, bunun ardından Komünist ekspansiyasına karşı Türkiye NATO üyesi olarak bokun güney cinahını düzenledi. 1990 illlerde Rusya'nın Kafkasya'daki faaliyetleri ve Ankara'nın eski Sovyetler Birliği ərazisindəkki pan-Türkist politikası, aynı zamanda her iki ülkenin birbirine karşı savaşan separratçı gruplara destek vermelerine göre, taraflar arasında belli gerilimler oluştu. Kademeli güvenlik öncelikleri ön plana çıktı, Rusya esas dikkatini Kuzey Kafkasya'daki İslamcı ve bölücü hareketlere yöneltti, Türkiye Kürt terrorizminin önlemeye çalıştı, böylece her iki taraf bölücülere desteği kesmekle ilgili anlaşmaya vardı. Bu değişiklik SSCB'nin son yıllarından gelişmeye başlamış ekonomik ve enerji ilişkileri ile birlikte derinleşmeye başladı, ayrıca Batı'ya karşı da her iki tarafın məyusluğu kendini gösterir verirdi, bundan sonra son on yıl içinde Moskova ie Ankara arasında pratik işbirliği ve tarihi yakınlaşma eğilimleri ortaya çıktı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRIKKALE İLİ AĞIZLARINDA ŞİMDİKİ ZAMAN EKİNİN KULLANIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34194</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34194</guid>
      <author>Ahmet HAŞİMİ</author>
      <description>Türkçenin tarihi dönemlerinden bu güne kadar şimdiki zaman ekinin gösterdiği gelişim dilbilimcilerin dikkatini çekmiştir. Bu konudaki çalışmalar hem art zamanlı hem de eş zamanlı olarak sürdürülmüştür. Bunun yanı sıra dilbilimcilerin, Çağdaş Türkiye Türkçesi çalışmalarında Anadolu ağızlarının sınıflandırılmasında, kullandıkları ölçütlerden birisi de şimdiki zaman ekinin kullanımıdır. Bu çalışmada ilk önce kaynak taraması yapılmış daha sonra Kırıkkale ili ağızlarından derlenen metinlerde şimdiki zaman ekinin biçim açısından gösterdiği farklılıklar üzerinde durulmuştur. Metinlerde yaygın olarak ortak kullanılan şimdiki zaman ekiyle birlikte farklı biçimde kullanılan şimdiki zaman ekleri de tespit edilmiştir. Hatta bazen bir konuşmacıda birbirinden farklı şimdiki zaman eklerinin kullanıldığı da tespit edilmiştir. İncelememize konu olan Kırıkkale ili ağızlarından derlediğimiz metinlerde şimdiki zaman ekinin on beş farklı şekilde kullanımı etnik kaynaşmaya işaret etmesi açısından dikkat çekicidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERN HEYKEL</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34139</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34139</guid>
      <author>Serap BULAT</author>
      <description>Sanatın tarihsel sürecine baktığımızda, insanoğlunun doğayı anlama çabasının çağdan çağa, bilgi ve birikim düzeyine kültüre ve kültürleşme uğraşlarına göre nasıl değişim sürecinden geçtiği yakından izlenebilir. Bu süreç izleyicilere tarihsel verileri de sunmaktadır. Doğada var olanı, plastik olana dönüştürme olanaklarına sahip olan heykel sanatı, bizlere tarih öncesi dönemden bugüne dek yaşananların bir dökümünü de sunmaktadır. Bu nedenledir ki; heykel sanatı bilimin tarihsel dikey hareketine karşın, yatay bir hareketle ilerlemektedir. Günümüze gelindiğinde ise, gelinen noktada tüm toplumsal, teknolojik, kültürel ve iletişimsel mirasları, tekrar-tekrar yeniden irdeleme gereksinimi vardır. Yeni teknolojik gelişmeler, çağdaş sanatın aynı zamanda heykel sanatının estetik ilkelerine derin etkiler yapmıştır. Heykeltıraş, tasarımını teknolojinin sunduğu bilgisayarlar, video kameralar, lazer ışınları vb. teknik olanakları kullanarak, yapıtlarını, sanal ortamda, üç boyutlu olasılıklarla tasarlamaktadır. XX. yüzyıl, yeni malzemelerin düşünsel, biçimsel ve sanatsal gelişmelerin yanında, yeni plastik fikirlerin çağrıştırdığı, heykel sanatında, yüzyıllarca süren gerçek mekan içinde, kütlenin parçalanıp hafifleyerek, espas modülatörlerine dönüştüğü bir dönem olmuştur. XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, bilim ve teknolojinin sanata yansımaları sonucunda, heykel disiplinin malzeme ve tanımlamalarının çoğalması üzerine, anlatım dili araçlarının teknolojik gelişmelerle bağlantılı olarak farklılaşmıştır. Çağdaş Türk heykeli tarihinin merkezi olarak kabul edilen 1950’lerde ki durumunu, karşılaştırmalardan kaçınarak, tespit etmek ve bu dönem sanatçılarının malzeme ve form arayışlarının coşkulu üretimleri, teknoloji ve özel teşebbüslerin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Geleneksel malzemeyle üretimini sürdüren heykel sanatı, günümüz teknolojileri vasıtasıyla, yöntemlerini ve malzeme ile diyaloglarını çoğaltarak tanımlama alanlarını da genişletmiştir. Geleneksel anlamdaki heykel üretimi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Klasik malzemenin yanı sıra, ışık ses gibi malzemeler de heykelin materyal kullanım alanına girmiş olduğunu ve kaidesinden kurtulan heykelin bu kez bir adım daha, ileri giderek, sonsuzluğa fırlatılmış ve boşluk içerisinde sözünü söyleyemeye devam etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞ YAŞAM KALİTESİ VE PSİKOLOJİK İYİ OLUŞ İLİŞKİSİ: KONAKLAMA İŞLETMELERİ ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34186</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34186</guid>
      <author>Burcu KARASAKALOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Alanya’da yer alan konaklama işletmeleri çalışanlarının iş yaşam kalitesi algıları ile psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda araştırmaya katılmayı kabul eden konaklama işletmeleri çalışanları ile anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada; veriler Ağustos – Eylül 2016 tarihleri arasında kolayda örnekleme metodu ile toplanmıştır. Çalışma süresince 400 anket dağıtılmış ve toplanan 293 anketin 31 tanesi eksik veri nedeniyle analize dahil olmamıştır. Ölçeklerin geçerliliğini belirlemek için yapılan faktör analizi sonucunda iş yaşam kalitesi ölçeği; iş yaşam dengesi, yönetici davranışı ve ödül-fırsat faktörlerinden oluşmuştur. Psikolojik iyi oluş ölçeği ise tek boyutta faktörleşmiştir. Araştırmada hipotezleri test edebilmek için korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Çalışmada iş yaşam kalitesinin psikolojik iyi oluş üzerinde %34’lük bir etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. İş yaşam dengesi ile ödül-fırsat boyutlarının psikolojik iyi oluş üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir ancak yönetici davranışı ile psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDENSEL ENGELLİ SPORCULARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE BEDENLERİNİ BEĞENMELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34120</guid>
      <author>Tayfun KARA, Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Yapılan bu çalışmanın amacı, bedensel engelli sporcuların beden algıları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden yüzme, futbol, basketbol ve atletizm branşlarından toplam 40 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Karancı ve arkadaşları tarafından 2007 yılında geçerlilik ve güvenirliği yapılan Eysenck Kişilik Anketi kısa formu ile Anlı ve arkadaşlar tarafından 2015 yılında geçerlilik ve güvenirliği yapılan Bedeni beğenme ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını öğrenmek için tek örneklem “Kolmogorov-Smirnov” testi homojenliğini belirlemek için “Anova-Homogenety of variance” testi uygulanmış ve verilerin homojen ve normal bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistik ve persoan korelasyon analizi ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonunda, nörotizm ve psikotizm kişilik boyutları ile bedeni beğenme skoru arasında olumsuz yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR YAPAN BİREYLERİN AHLAKİ OLGUNLUK VE NARSİSİM DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34153</guid>
      <author>Şeniz PARLAKKILIÇ, Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Yapılan bu çalışmanın amacı, spor yapan bireylerin narsisizm düzeyleri ile ahlaki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın örnekleminin 155 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Narsist kişilike nvanteri ve ahlaki olgunluk ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını öğrenmek için tek örneklem “Kolmogorov-Smirnov” testi homojenliğini belirlemek için “Anova-Homogenety of variance” testi uygulanmış ve verilerin homojen ve normal bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistik ve pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonunda, örneklem gurubundaki sporcuların narsisizm skoru (6,9825±2,72641), ahlaki olgunluk skoru (154,4298±31,67338) olarak belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE SERMAYE BİRİKİMİ: MERKEZ-ÇEVRE İLİŞKİSİ ÜZERİNE TARİHSEL BİR ANALİZ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34173</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34173</guid>
      <author>Cihan Serhat KART, Nefise Tuğba KART</author>
      <description>Avrupa’da 1700’lerin ortalarından itibaren şiddetli bir şekilde hissedilmeye başlanan sanayi devriminin hem öncülü hem de - paradoksal görünse de aslında Marx gibi düşünürlerin analizinde de görüldüğü üzere - sonucu olan sermaye birikimi; Türkiye’de, sanayileşmiş Batı ülkelerinden çok sonra ve onlarda gerçekleşene kıyasla çok daha cılız olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle Batı ekonomilerinde 1970’li yıllardan itibaren görülen ve zaman içinde belirgin şekilde hissedilen liberalleşme (belki de neo-liberal dalga ve kısaca küreselleşme denilen olgu) Türkiye’ye özellikle sermaye hareketleri anlamında, gelişmiş dünya ile daha fazla entegre olma şansı vermiş ve merkez- çevre ilişkisini çok daha hissedilir hale getirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, bu gecikmiş ve görece zayıf sermaye birikimini merkez-çevre analizi çerçevesinde incelemektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PROBLEMS ENCOUNTERED IN ENGLISH LANGUAGE TEACHING ACCORDING TO HIGH SCHOOL STUDENTS</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34095</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34095</guid>
      <author>Serdar ERDEM, Ömer Faruk TUTKUN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerine göre, İngilizce öğrenme ve öğretmede karşılaşılan sorunları belirlemek ve öğrencilerin bu konudaki sorun algılarının farklılaşma düzeyini ortaya koymaktır. Araştırmada, genel tarama modelinde betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evrenini, toplam 16.339, örneklemini ise 1201 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma sonuçları şunlardır. 1- Lise öğrencilerine göre, İngilizce öğrenme ve öğretme sürecindeki karşılaşılan problemleri en çok etkileyen faktör, İngilizce öğretmenlerinin hatalara kızıyor olmasıdır 2- Sınıf seviyesi, kardeş sayısı, okul türü ve anne mesleği değişkenlerine göre, İngilizce öğrenimi ve öğretiminde karşılaşılan sorunlar konusunda, öğrenci görüşleri arasında anlamlı bir farklılık vardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜŞTERİ DENEYİMİNİ ÖLÇMEK: BİR ÖLÇEK UYARLAMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34197</guid>
      <author>A.Nihat TAVŞAN</author>
      <description>Tüketici deneyimi özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaktadır. Art-makta olan rekabet koşullarında müşteri sadakati sağlamak her zamankinden daha öncelikli olmuş ve müşteri deneyiminin bunu başarmada anahtar bir öneme sahip olduğu yaygın bir görüş halinde gelmiştir. Müşteri deneyimini öl-çerek işletmeler ve markalar mevcut durumlarını anlayabilir ve gerekli nokta-larda gelişim için inisiyatifler geliştirebilirler. Bu çalışmanın amacı müşteri de-neyimini ölçmeye yönelik geliştirilmiş olan bir ölçeğin Türkiye’de kullanımına yönelik uyarlamasını gerçekleştirmektir. Çalışmada nicel araştırma modelle-rinden anket tekniği kullanılmıştır. Bankacılık sektörü üzerinden yapılan ça-lışmada uyarlanan ölçek yüz geçerliliği ve yapı geçerliliği açısından gerekli olan kriterleri karşılamıştır. Yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre uyarlanan ölçek, yapılan araştırmalarda kullanılabilirdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERÖR OLAYLARININ TURİZME ETKİSİ: TÜRKİYE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34204</guid>
      <author>Hicran ÇEKEN, Bilge Leyli ELİTAŞ</author>
      <description>İnsanlığın en önemli ortak sorunlarından olan terör, son yüzyılda şiddetini arttırmıştır. Artan terör olayları, turizm başta olmak üzere birçok sektör üzerinde olumsuz etkilere yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı, terör ve turizm kavramlarının literatürdeki yerinin incelenip, terörizm faaliyetlerinin ulusal ve uluslararası turizm endüstrisi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Türkiye’nin son 30 yıldaki en önemli sorunlarından biri olan terörizm, maddi manevi zararlara yol açmıştır. Dolayısıyla birçok sektörde oluşan ekonomik sorunlar, özellikle iç ve dış turizmde ciddi mali kayıplara neden olmuştur. Bu engellerin aşılabilmesi için de öneriler yer almaktadır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada terör olaylarının zaman zaman turizm ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri gözlemlenmişken, kimi zaman da anormal bir şekilde etkilenmediği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERBAYCAN TELEVIZYONU PROGRAMLARININ MODERN BILGI TOPLUMUNDA ROLÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34180</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34180</guid>
      <author>Aygün ABBASOVA</author>
      <description>Azerbaycan tarihi çok geniş mehvumdur. Yüz illikler boyu tapdanmış, ezilmiş Azerbaycan topraklarının günümüzde % 20'si Ermeni işgalcilerinin elindedir. Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurulması, dirçelmesi, gelişimi vb. gibi tarihi süreçleri ulusal aydınlanma sürecine hiçbir halel getirmeyip. Yıllar boyunca savaşlar, çatışmalar içinde yaşayan Azerbaycan kendi basınını, ilk tiyatrosunu, ilk sinemasını, ilk televizyonundan ve ilk müziğini yarattı. Bununla da Azerbaycan sanatında büyük bir sayfa açıldı. Vatanımız her alanda büyük adımlarla gelişir, her gün yeni yeni başarıların zaferine seviniyor. Bunlardan da biri televiziyadır ki, onun da başarısı ortadadır. Değişik kanalların etkinliği, gelişimi, dirçelmesi bizim her birimizi sevindiriyor. Bilimin ve kültürün birliğinden oluşmuş televizyon dünyanın başka halkları gibi, bizim halkımızın da hayatında müstesna rol oynuyor. Azerbaycan'ın tarihi ve gelişmesinde, bugünlere ulaşmasında televizyonun rolü inkaredilmezdir. Uzun yıllar boyunca televizyonun topladığı zengin deneyim bugün de gelişmektedir. Günümüzde televizyon temelde sadece kitle iletişim aracı değil, televizyon artık genel kültür sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. O, geçmişin zengin kültürel kaynaklarının işletilmesi, toplanması, çoğaltılması ve geniş kitleler arasında yayılması aracıdır. Estetik zevkin terbiyesinde kültür ve sanat örneklerinin yani, edebi-aydınlanma janrlı verilişlerin önemi misilsizdir. Bütün bunlar insan psikolojisinin en derin, en ince alanlarına nüfuz eder, insanlarm manevi yüzünü oluşturuyor, onları birbirine yaklaştırır ve ideyaca daha da zenginleştiriyor. Bu yayınlarda ilerici fikirler insanın bütün duygularına, bilincine, bakış açısına duygusal yönden güçlü etkiler, onları öncü ideyalarla silahlandırıyor, karakter ve inançlarını oluşturur, insanlara hayatı gerçek olarak anlamak ve değiştirmek yollarını öğretir. Her maarifperver veriliş insanların estetik tefekkurunu yükseltiyor, ahlaki ve manevi olarak terbiye ediyor, olgunlaştırır. Genellikle estetik, estetiklik televiziyanm ilk ilkelerinden biri sayılır. Her veriliş estetik yönünden yüksek olmalıdır ki, bakımlı, duyumlu olsun, aynı zamanda izleyicilerin zevkini oxşasın. Gelişmiş, gelişmiş televizyon estetik olaya ait çalarlar arz etmelidir. İşte bu yüzden, televizyon kitlelere ideolojik etki potansiyeli açısından birinci yerde duruyor. Son yıllarda Cumhuriyet televizyonunun rolü artmıştır. Burada milli kültürün yükselmesi, sosyal sorunların çözülmesi yer alıyor.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A SENTENCE IN CONTEMPORARY ARABIC LINGUISTS’ RESEARCHES</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34179</guid>
      <author>Nigar RZAYEVA</author>
      <description>Unlike classical linguists and their contemporaries supporting traditional linguistics, modern linguists distinctly approached a sentence and expressed their new opinions and views about its types, structure, construction, and definitions. The impact of Western linguistic schools is clearly observed in their research works in this direction. Researchers studying a sentence have come to the conclusion that a sentence plays an important role both in grammar and stylistics of the language as a speech unit representing the most important components of language. The sentence showing itself as an expresser of simple and complex views is the basic syntactical unit expressing a complete view formed due to internal laws of a language and its opportunities. The internal laws of the language are specific to each language, i.e. those existing in one language may not be similar to the other one, and may display distinctive features. The Arabic language distinguishing for strong influence area and areal of distribution, richness between the oriental languages, and for preserving its phonetic-grammatical and lexical peculiarities and recognized for the century-old linguistic traditions, has its unique linguistic norms and laws.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞANLARDA PROSOSYAL MOTİVASYON İLE İŞ VE YAŞAM DOYUMU DÜZEYİ İLİŞKİSİNE DAİR BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34118</guid>
      <author>Hale Eda AKDURU, Sarp GÜNERİ , Fatih SEMERCİÖZ</author>
      <description>Prososyal davranış veya prososyal hizmet davranışı olarak adlandırılan davranış başkası veya başkaları yararına, başkasını mutlu etmeye ve faydalı olmaya yönelik kişinin kendi isteğiyle gerçekleştirdiği davranışlardır. Prososyal motivasyon ise bireylerin başkalarını mutlu etmek adına kendilerinden beklenenden fazla rol davranışı sergilemeleriyle ifade edilen bir kavramdır. İş doyumu bireyin yaptığı işe ilişkin, yaşam doyumu ise bireyin kendi yaşamına ilişkin olumlu değerlendirmelere ve hislere sahip olmasını ifade eden kavramlardır. Bu çalışma aracılığıyla çalışanların prososyal motivasyon algıları ile iş ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişki ortaya konulacaktır. Çalışma evrenimiz rekabetin yoğun yaşandığı ve bu sebeple bireysel ekstra rol davranışı gerektiren özel sektör çalışanları arasından seçilerek, çalışmada Grant ve Sumanth (2009) tarafından geliştirilen tek boyutlu prososyal motivasyon ölçeği, Diener ve arkadaşları (1985) tarafından geliştirilen yaşam doyumu ölçeği (YDÖ) ve Minnesota iş doyumu ölçeği kullanılacak ve veriler çeşitli istatistik yöntemlerle analiz edilerek elde edilecek sonuçlara dayalı öneriler geliştirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EŞİTLİK KAVRAMLARI ve JOHN LOCKE İLE JEAN-JACQUES ROUSSEAU’NUN SİYASAL KURAMLARINDA EŞİTLİK ANLAYIŞI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=34195</guid>
      <author>Mehmet Beyhan SEÇKİN</author>
      <description>Eşitlik kavramı sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde ve hukukta sıklıkla kullanılan bir kavram olup hukuk dilinde bireylerin yasalar önünde ayırım yapılmadan muamele görmesi anlamını içermektedir. Bu çalışma eşitlik kavramının hukukta temel ilke olmasında öncü rol oynayan düşünürler John Locke ve Jean Jacques Rousseau’daki eşitlik kavramlarını ele almaktadır. Bu iki düşünür yalnızca felsefe ve sosyal bilim alanlarında değil, evrensel hukuk düşüncesinin de oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Bu iki düşünürdeki eşitlik kavramları ayrıca cumhuriyetçi gelenek ile liberal gelenek bakış açılarını da temsil ettiğinden, iki büyük farklı paradigmanın ve bakış açısının eşitlik kavramına olan yaklaşımlarını da kıyaslama imkanı vermektedir. Çalışmanın sonunda ise bu iki düşünür ile temsil ettikleri geleneğin eşitlik kavramına olan bakış açıları ayrışan ve benzeşen noktaları ile irdelenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


