






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2016 Sayı 33</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=707</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>DİYARBAKIR SURLARININ ARTUKLU DÖNEMİ FİGÜRLÜ KABARTMALARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33933</guid>
      <author>Canan PARLA</author>
      <description>Hasankeyf Artuklu hükümdarı Nureddin Muhammed, Diyarbakır’ı fethettikten sonra ilk iş olarak surların tahrip olan bölümlerini onartmış, Urfa Kapısı’nı yeniden düzenleterek kuzey açıklığı üzerindeki sur duvarına figürlü kabartmalar koydurtmuş ve Ulu Beden (Evli Beden) Burcu’nun inşasını başlatmıştır. Diyarbakır İç Kalesi’nde kapsamlı imar faaliyetlerine bulunarak idari merkezi iç kalenin diğer bölümlerinden ayıran sur duvarı üzerine aslan-boğa mücadele sahneli kabartmalarla bezenen Artuklu Kemeri’ni açtıran Hasankeyf Artuklu hükümdarı Nasreddin Mahmud al-Malik es-Salih de Ulu Beden Burcu’nu tamamlatmış ve yakınına Yedi Kardeş Burcu’nu yaptırmıştır. Diyarbakır Artuklu dönemi, 1183-1232 ve 1302-1394 yılları arasını kapsayan ilki Hasankeyf, ikincisi Mardin Artuklularının hakimiyetinde geçen iki ayrı tarih dilimini kapsamaktadır. Sur duvarları üzerindeki Artuklu dönemi figürlü kabartmalarının tümü Hasankeyf Artuklu dönemine aittir. Diyarbakır surlarının Artuklu dönemi figürlü kabartmalarına ikonografik açıdan yaklaşan bu çalışmada imge ve simgelerle yüklü figürlü kabartmaların tek tek ve birlikte ürettikleri anlamlar üzerinde durulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZ YETERLİK VE İŞLE BÜTÜNLEŞMENİN ÇALIŞANLARIN İŞ PERFORMANSINA ETKİSİ: OTEL İŞLETMELERİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33919</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33919</guid>
      <author>Nuran AKŞİT AŞIK</author>
      <description>Bu çalışmada öz yeterlilik algısı ve işle bütünleşmenin çalışanların iş performansı üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Balıkesir il merkezinde faaliyet gösteren otellerin çalışanları oluşturmaktadır. Evrenin ulaşılabilir büyüklükte olması nedeniyle, tam sayım tekniği kullanılmış ve evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplamak için, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmış ve soru formu 134 çalışana uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPPS 15.0 programı kullanılmıştır. Çalışanların öz yeterlilik algısı, işle bütünleşme ve iş performansı düzeylerini belirlemek amacıyla aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, değişkenler arasındaki ilişkilerin hesaplanmasında Pearson korelasyon katsayısı ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordama düzeylerini belirlemek amacıyla aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, çalışanların öz yeterlilik algılarının ve işle bütünleşmelerinin ortalamanın üzerinde, performanslarının ise yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Ayrıca öz yeterlilik ve işle bütünleşmenin iş performansını arttırdığı tespit edilmiştir. Ancak işle bütünleşmenin iş performansına etkisi, öz yeterlilikten daha fazladır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL BİR SORUN OLARAK KENTSEL GÜVENLİK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33924</guid>
      <author>Şafak KAYPAK</author>
      <description>Bu çalışma, kentsel güvenlik olgusuna odaklanan betimsel bir inceleme çalışmasıdır. Yazının ana amacı, güvenlikte oluşmaya başlayan dönüşüm sürecini incelemek ve güvenlik anlayışının kentsel boyutunu konu almaktır. Kent güvenliği çalışmamızda, güvenlik olgusuna etki eden belirleyici etkeni, kentin sorun kaynağı haline gelmesi oluşturmaktadır. Toplumda artan demokratikleşme sonucunda, demokratik ve hoşgörülü kamu hizmetlerine olan talep artmakta yeni sorunlar ve gereksinimler ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, güvenlik sorunları, suç ve terör olayları da hızla artmaktadır. Kentsel alanlar değişimin yaşandığı yerler olarak, güvenlik ihtiyacının arttığı alanlar haline gelmektedir. Kentin sorunlarının artması, güvenliğin kapsamını genişleterek kentsel güvenlik gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALGILANAN ÖRGÜTSEL POLİTİKANIN BAĞLAMSAL PERFORMANS ÜZERİNE ETKİSİ: TRB1 BÖLGESİ İMALAT SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33974</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33974</guid>
      <author>Ali AKSOY</author>
      <description>Bu çalışmada, algılanan örgütsel politikanın bağlamsal performans üzerine etkisi incelenmiştir. Saha araştırması, TRB1 Bölgesinde (Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl) faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli imalat işletmelerindeki çalışanlar üzerinde yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların çalıştıkları kurumu politik olarak değerlendirdikleri ve bu durumun da bağlamsal performanslarını olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN BOYKOTLARA KATILIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33896</guid>
      <author>Tolga DURSUN, Dursun YENER , Kader OSKAYBAŞ</author>
      <description>Pazardaki tüketiciler işletmelerin faaliyetlerinden her zaman memnun olmamaktadırlar. Tüketici boykotları en çok tercih edilen ve etkili eylemdir. Boykotlar bireysel olarak değil kolektif olarak uygulanan eylemlerdir. Tüketicilerin tepkileri genellikle şirketlerin faaliyetleri ile ilgili olmakla beraber, tüketici düşmanlığı, etnosentrizm ve dindarlık gibi diğer nedenlerle de ilişkili olabilir. Bu çalışmada, bu faktörlerin tüketicilerin boykotlara katılma istekleri ölçülmeye çalışılmıştır. Örnek kütle sayısı 1293 olup katılımcılar kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENGELLİ BİREYLERİN EĞİTİM VE İSTİHDAMI İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33901</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33901</guid>
      <author>Ahmet Zeki DEMİR, Murat ELİÖZ</author>
      <description>Verimlilik uzun vadede kalkınmanın ve refahın anahtarıdır ve tüm kaynakların en yüksek çıktı üretecek şekilde kullanılması olarak tanımlanabilir. İnsan kaynağı verimlilik için kritik önemdedir ama pek önemsenmeyen ve en büyük azınlık grubu olan engelliler genelde verimlilik için dikkate alınmamaktadır. Değişik birçok faktörden dolayı engelliler sosyal ve ekonomik hayatın dışında kalmışlardır. Bu çalışma engellilere karşı oluşan negatif algıyı da minimize etmeyi hedefleyen ama aslında engellilerin içinde bulundukları toplumlara katkı vermesinin yolunu açabilecek bir model önerisinde bulunmaktadır. Model, zihinsel engelliler haricindeki engelliler ile ilgili doğru bir mesleki planlama ve gerekli eğitim için yapılması gerekenleri içermektedir. Uygun mesleklerin seçimi, yüz yüze eğitim, Engelli Eğitim Merkezleri, destekleyici teknolojiler ve ekipmanlar, eğitim burs ve teşvik sistemleri ile bu süreçte yönlendirme görevi yapacak yaşam koçları bu modelin unsurlarıdır. Kamu engelli istihdam planlaması ile entegre edilmiş bu model sayesinde engellilere yönelik negatif algının kırılacağına ve engellilerin ekonomik kalkınmanın ve refahın asli unsurlarından biri olacağına inanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GUISEPPE ARCIMBOLDO’NUN ESERLERİ VE GASTRONOMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33903</guid>
      <author>  Defne AKDENİZ AY,</author>
      <description>16.yy’da Habsburg Hanedanları için tablolar ortaya koyan Milano’lu ressam Guiseppe Arcimboldo’nun genellikle bahçecilik ve tarım ürünlerinin olağanüstü kompozisyonundan oluşan büstleri hem bir döneme ayna tutmakta hem de gastronomi için önemli bilgiler sağlamaktadır. Arcimboldo en önemli eserleri arasında bulunan “Dört Mevsim” ile “Dört Unsur” serilerini en başından itibaren eşleştirmeyi planlamıştır. Arcimboldo’nun ve diğer ressamların sıklıkla ele aldığı mevsimsel döngü ve doğadaki dört temel element arasındaki sıkı ilişki, kendisini sadece resim sanatında değil birçok alanda göstermiştir. Temelinde döngüselliğin olduğu bu ilişki tıp ve beslenme alanında da kabul görmüş ve çağlar boyunca farklı coğrafyalarda yaşayan toplulukların teşhis ve tedavi uygulamalarında ve beslenme alışkanlıklarında etkili olmuştur. Bu çalışma, sanatsal bir eşleştirmeden yola çıkarak kavramlar arasındaki analojiyi irdelemeyi ve genişletmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, İslam tıp bilimine özgü tedavi ve perhiz uygulamaları sanat perspektifinden değerlendirilmiştir. Ayrıca, Arcimboldo’nun diğer ölüdoğa portre resimleri (örn.Vertumnus) aracılığıyla da gastronomi alanında yapılan çalışmalara çeşitlilik kazandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOK KRİTERLİ KARAR ANALİZİ YÖNTEMİ (ÇKAY) KULLANILARAK ARGUVAN (MALATYA) İLÇESİ VE YAKIN ÇEVRESİNDE HEYELANA DUYARLI ALANLARIN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33913</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33913</guid>
      <author>İskender DÖLEK, Vedat AVCİ</author>
      <description>Bu çalışmada Arguvan ilçesi ve yakın çevresinin heyelan duyarlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Arguvan ilçesi (Malatya) 1967, 1977 ve 1988 yıllarında heyelan tehlikesinden dolayı yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Ancak ilçede heyelanlar yerleşim alanları için tehlike oluşturmaya devam etmektedir. Arguvan ilçesinde devam eden heyelan tehlikesinden dolayı heyelana duyarlı alanların belirlenmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Heyelanlardan olumsuz etkilenen bölgelerde yapılacak planlama çalışmalarında çevresel değişkenlerin etkisi altında, mekansal olarak heyelanların nerede oluşabileceğini gösteren duyarlılık haritaları, heyelan zararlarını azaltmada önemli katkı sağlamaktadır. Bu haritalar, envanter haritaları ile birlikte heyelanların zararlarının azaltılması yönünde yapılan çalışmaların da başlangıç aşamasını oluşturur. Bu çalışmada veri olarak sayısal yükseklik modeli (SYM), jeoloji haritası ve uydu görüntüsü kullanılmıştır. Çok kriterli karar verme analizi ile litoloji, eğim, yükselti, topoğrafik nemlilik indeksi ve bitki örtüsü (NDVI) katmanları kullanılarak Arguvan ilçesi için heyelan duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Duyarlılık haritası oluşturulurken katmanların ağırlıkları belirlenmiş, bu katmanlar toplanarak sonuç haritası oluşturulmuştur. Sonuç haritasına göre inceleme sahası; % 2,13 çok az, % 14,26 oranında az, % 21,08 oranında orta, % 49,69 oranında yüksek, % 12,81 oranında ise çok yüksek heyelan duyarlılık oranına sahiptir. Heyelan duyarlılık haritasının performansını analiz etmek için heyelan duyarlılık haritası heyelan envanter haritası karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda mevcut heyelanların % 74’ünün orta, yüksek, çok yüksek duyarlılığa sahip alanlara karşılık geldiği görülmüştür. Bu sonuçlar çalışmanın doğruluğunu kanıtlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADIN YOKSULLUĞU İLE MÜCADELEDE EŞİ VEFAT ETMİŞ KADINLAR YARDIM PROGRAMI: SİVAS ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33920</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33920</guid>
      <author>Yılmaz DAŞLI</author>
      <description>Kadın yoksulluğunda görülen artış ve yoksulluğun kadınla özdeşleşmeye başlaması, ‘yoksulluğun kadınlaşması’ kavramını gündeme getirmiştir. Sorunun giderek artması ve gün geçtikçe daha fazla kadını etkilemesi nedeniyle yoksulluk ülkelerin sorunu olmaktan çıkmış ve bir dünya sorunu haline gelmiştir. Dünyada yoksulluk sınırının altında yaşayan 1,5 milyar kişinin %70’nin kadınlardan oluştuğu bilinmektedir. Bu rakamlar kadın yoksulluğunun küresel bir sorun olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan kadınların karşı karşıya kaldığı koşullar, yoksulluğu bir kuşaktan diğerine aktaran temel araçlardan birini meydana getirmektedir. Kadınların erkeklere oranla yoksullukla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Kadınların iş gücüne katılımının az olması, eşlerini kaybetmiş ya da eşlerinden ayrılmış olan kadınların hem çocuklarına bakmak hem de çalışmak zorunda olması gibi sorunlar yoksulluk riskini arttıran önemli nedenlerdendir. Bu durumlarla karşılaşan kadınlar yoksulluğun en ciddi boyutu olan mutlak yoksulluk sınırında yaşamak zorunda kalmaktadır. Durum böyle olunca kadın yoksulluğu mücadele edilmesi gereken sorunlar içerisinde birinci sıraya yerleşmiştir. Kadın yoksulluğu ile mücadelede birçok çözüm mekanizması uygulamaya konulmuştur. Türkiye’de de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından 2012 yılından buyana uygulanmakta olan Eşi Vefat Etmiş Kadınlar Yardım programı bu çözüm yollarından biridir. Bu yardım programının kadın yoksulluğu üzerindeki etkisini ortaya koyabilmek amacıyla yapılan bu çalışma ile bu yardım programının kadınların yoksulluğunu azaltmadığı, kadın yoksulluğu ile mücadelede çok etkin olmadığı ve kadın yoksulluğuna kalıcı çözüm olmaktan uzak olduğu ortaya konulmuştur. Diğer taraftan uygulanan EVEK yardım programının kadın yoksulluğu ile mücadelede geçici çözüm olduğu ve yoksul kadınlara anlık rahatlama sağladığı da ulaşılan sonuçlar arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM YAZILIMLARINA ALTERNATİF YAZILIM ÖNERİSİ: WTUZEM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33934</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33934</guid>
      <author>İlknur AYDOĞDU KARAASLAN</author>
      <description>Günümüzün dijital teknolojileri, yaygın olarak kullanılan eğitim ve öğretim metotlarını da değiştirmiş, eğitim maliyetlerini düşürmüş, eğitimden yararlanma sürecine kolaylıklar getirmiştir. Yeni teknoloji yazılımları web tabanlı eğitim sistemlerinin gelişimini ve yaygınlaşmasını hızlandırmıştır. Süreç; uzaktan eğitim yazılımlarının önemini belirginleştirdiği için, bu tür yazılımları ivedi geliştirilmesi gereken eğitim programlarından biri haline getirmiştir. Söz konusu programlar üniversite eğitimine de farklı bir yaklaşım getirmiş, öğrencilerin eğitim müfredatlarını takip etmesine kolaylıklar sağlamıştır. Öğrencilerin eğitime istedikleri yerde ve zamanda katılmalarını olanaklı hale getirdiğinden, tercih edilir hale gelmiştir. Bu eğitimin alt yapısını oluşturan Internet erişiminin ucuz, hızlı ve yaygın olması, derslerin web üzerinden takip edilmesi olanaklarını yaygınlaştırmış, hem öğrencilere hem de eğitim yönetimine kolaylıklar sağlamıştır. Web tabanlı eğitim yazılımları, eğitim programındaki öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından, diplomalarının verilmesine kadar bütün aşamalarda görev alan, kullanıcıların sistemi güvenli ve etkin bir şekilde kullanmalarını sağlarken, kullanıcılar arasında etkileşimli ya da etkileşimsiz iletişimi sağlamak üzere çeşitli internet araçlarından da faydalanmaya olanak sağlayan yazılımlardır. Bu çalışmanın temel amacı; bu alana kolaylık sağlayan ve önerilen WTUZEM yazılımını tanıtmaktır. Bu yazılımının amacı, öğrencilere, öğretim üyelerine ve eğitim yöneticilerine web tabanlı uzaktan eğitimde katkı sağlamaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MATEMATİK DERSİNDE MATERYAL KULLANIMINA İLİŞKİN İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33940</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33940</guid>
      <author>Kamil AKBAYIR</author>
      <description>Bu çalışmada, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğretmenlerinin matematik dersinde materyal kullanımına yönelik görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Van il merkezinde, kenar mahallesinde ve üniversite kampüsü içinde görev yapan öğretmenlerden gönüllü olan 6 öğretmen ile bire bir olarak görüşülmüştür. Görüşme formları araştırmacı tarafından tasnif edilerek yorumlanmıştır. Elde edilen veriler incelendiğinde, çalışmaya katılan bütün öğretmenlerin görüşlerine göre, matematik dersinde materyal kullanmanın şart olduğu, aksi taktirde iyi bir matematik öğretimi yapılamayacağı belirtilmiştir. Materyal kullanmak hem öğretmen hem de öğrenciler açısından oldukça yararlı sonuçlar doğurmaktadır. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz çok soyut olan matematik konularını materyal sayesinde somutlaştırabildiklerini ve daha eğlenceli ve kalıcı bir şekilde matematiği öğrendiklerini belirtmişlerdir. Bu olumlu görüşlere rağmen, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin çeşitli nedenlerden dolayı materyal temin edemedikleri, dolayısıyla materyal kullanamadıkları belirtilmiştir. Bazı öğretmenlerimizin kendi imkanlarıyla materyal yapmaya çalıştıkları, bunun da yeterli olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla iyi bir matematik öğretimi dersi yapamadıkları öğretmenlerimiz tarafından itiraf edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EYÜP KIZ ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ SON SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÜNİVERSİTE YÖNELİMLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33950</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33950</guid>
      <author>Coşkun DİKBIYIK, Adem BÖLÜKBAŞI</author>
      <description>Bu çalışma İstanbul’daki Eyüp Kız AİHL (Anadolu İmam-Hatip Lisesi) son sınıf öğrencilerinin üniversiteye yönelimlerini ve tercihlerinin yönünü öğrenmek için yaptığımız anket araştırmasına dayanmaktadır. Çalışmamızın amacı son sınıf öğrencilerinin üniversite tercihlerini etkileyen faktörleri irdelemektir. Ulaşılan bulgulara göre öğrencilerin tamamına yakın bir kısmının üniversite eğitimi almak istedikleri, tercihe meyilli oldukları alanların içinde dinî-meslekî alanlar belli ölçüde yer alsa da, katsayı sınırlamasının kaldırılmasından sonra daha çok, dinî-meslekî alanın dışındaki bölümlerin ağırlık kazanmaya başladığı görülmüştür. Öğrencilerin yönelim gösterdikleri bölümler ağırlıklı olarak sözel alanlardan oluşmaktadır. Öğrencilerin üniversiteye yönelimlerinde idealleri doğrultusunda kendilerini gerçekleştirme isteği daha çok ön plana çıkmaktadır. Büyük bir çoğunlukla öğrenciler sınava hazırlanmak için dershaneleri tercih etmektedirler. Üniversiteye girişlerini en çok zorlaştıran veya engelleyen unsurlar arasında lisedeki eğitimin yetersizliği ve sınav sistemi başat faktörler olarak yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODA PAZARLAMADA CİNSİYETE GÖRE TÜKETİCİ ALGISI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33964</guid>
      <author>Fikret YAMAN</author>
      <description>Moda; son yıllarda gerek televizyon programları sayesinde, gerek alım gücündeki artış nedeniyle, gerekse toplumdaki merak nedeniyle üzerinde fikir yürütülen ve toplumda sıkça konuşulan bir konu haline gelmiştir. Moda olan ürünler hayatın her alanında tüketicinin karşısına çıkmaktadır. Moda her tüketici için farklı anlamlar ifade etmektedir. Moda olan ürünleri, tüketiciler psikolojik ve fiziksel anlamda farklı şekillerde algılamaktadırlar. İşletmeler de tüketicilerin bu algıları doğrultusunda pazarlama anlayışlarına şekil vermektedirler. Bunun için bazen ünlü, toplum tarafından sevilen kişileri, bazen televizyon programlarını, bazen de geçmiş dönemlerden kalan ürünleri kullanmaktadırlar. Bu çabalar karşısında günümüzde; modanın pazarlanmasında kadın ve erkeğin algılamaları daha önem kazanmıştır. Çalışmada tüketicilere yüzyüze anket uygulanmış ve moda pazarlama açısından cinsiyete göre tüketicilerin algıları ortaya konmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİZANS İMPARATORU I. JUSTİNİANOS’UN(527-565) EVRENSEL İMPARATORLUK ÇABALARI VE SONUÇLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33973</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33973</guid>
      <author>Fatma ÇAPAN</author>
      <description>Roma İmparatorluğu’nun sınırlarının genişlemesiyle merkezi otoritenin güç kaybetmesi İmparatorların yeni çareler aramasına neden olmuştur. Dolayısıyla İmparatorluğun doğusuyla batısında birbirine bağlı olan ayrı yönetimler oluşturma çabası görülmüştür. Ancak birbirine bağlılığı esas olan bu imparatorluklar zamanla kopmaya başlamıştır. Bizans, izlediği politikalar nedeniyle uzun süre varlığını korumayı başarmıştır. Ancak Batı Roma İmparatorluğu toprakları Germen kavimler tarafından istila edilmiştir. Kendilerini hiçbir zaman Roma İmparatorluğu’ndan ayrı saymayan ve “Büyük Roma İmparatoru” olarak gören Bizans imparatorları bu tarihten itibaren, 1453 yılına kadar Roma İmparatorluğu’nun varisleri olarak batıda kaybedilen bu toprakları geri almaya çalışmışlardır. Bu çabalarının sebebi ise Roma’yı yeniden ihdas ederek evrensel bir imparatorluk haline dönüştürmek istemeleridir. Bizans imparatorları arasında bu konuda en hırslı ve azimli olanı ise I. Justinianos(527-565) olmuştur. Bu amaç uğruna birçok taviz vermek zorunda kalan İmparator doğuda en tehlikeli düşmanlarından biri olan Sasanilere ağır vergiler ödemeyi kabul etmiştir. Diğer yandan Balkanlar’da Türkler’e ve Slavlar’a karşı etkili bir mücadele verilememiştir. Bu dönemde dahilde de siyasi, iktisadi ve toplumsal bir takım olumsuzluklar yaşanmıştır. İmparator, evrensel imparatorluğunu tesis etmeyi başarsa da kendisinden sonra çok kısa sürede yeniden topraklar kaybedilmiştir. Haleflerine ise ekonomisi sarsılmış, dış politikası çökmüş, askeri sistemi zayıf ve iç siyasi çalkantılarla dolu bir devlet bırakmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL YAŞAM ALGISI VE DEĞİŞEN KENTLİ ALIŞKANLIKLARINA YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA: İZMİR ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33914</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33914</guid>
      <author>Yasemin HAYTA, Yasemin HAYTA , Yakup ALTAN</author>
      <description>Zaman ve mekân içerisinde toplumsal hayatta meydana gelen değişimler Heidegger’in ‘var olma pratiği’ üzerine kurgulanabilir. Bu fikre göre insanların yerleşik hayata geçerek ‘ev’ inşa etme süreci, dünyada var olma dürtüsü ile ilişkilidir. Zamanla yaşanan süreçlerin etkileri yayılarak toplumsal organizasyon ve yaşam biçimi olarak modernliğin kentler üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Kent yaşamı değişirken kentin fiziksel mekânından kültürüne kadar birçok ögesi durumdan etkilenmektedir. Kentlerin tek tip ve benzer yapılar haline gelmesi fiziki mekânı ile ilgili bir değişim olarak söz konusu iken; kentte yaşayanların da benzer tercihler, zevkler ve yaşam tarzları etrafında şekillendiği görülmektedir. Bu makalenin amacı İzmir halkının demografik özelliklerine göre kentsel yaşam algısında meydana gelen mekânsal, sosyal-kültürel değişim, anket tekniği yöntemiyle tespit etmektir. Elde edilen veriler betimsel tarama modeline göre desenlenmiştir. Bulgulara göre demografik değerlerin yaşam algısında yer alan tercihlere etkisinin azaldığı ve kentte yaşayan bireylerin yaşam tarzlarının birbirine benzerlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTELERDE YABANCI DİL HAZIRLIK SINIFI ÖĞRENCİLERİNİN VE ÖĞRETİM ELEMANLARININ YABANCI DİL DERSLERİNDE ANADİL KULLANIMINA YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33931</guid>
      <author>Kemal DEMİR, Bengül ÇETİNTAŞ</author>
      <description>Yabancı dil öğretiminde anadil kullanımı, bu alanda çalışan öğretim elemanları ve bilim adamları tarafından üzerinde uzun yıllardan beri tartışılan ve günümüze kadar da fikir birliği sağlanamayan bir konudur. Yabancı dil öğretimi yöntemleri, yabancı dil derslerinde anadilin kullanımı ile ilgili olarak farklı görüşler ortaya koymaktadır. Dolaysız Yöntem; yabancı dil öğretiminde anadilin kullanımını kesin olarak reddederken Oluşturmacı Yöntem; var olan bilgi üzerinden yeni bilginin işlenmesi prensibini benimsemektedir. Bu çalışmada; Akdeniz Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu hazırlık sınıfı öğrencilerin ve öğretim elemanlarının anadilin yabancı dil derslerinde kullanımına yönelik tutum ve düşünceleri bir vaka araştırması yöntemi ile ortaya koyulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUNUS EMRE’NİN DEYİŞLERİNDE İSLAM’IN ŞARTLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33935</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33935</guid>
      <author>Mehmet Emin BARS</author>
      <description>Yunus Emre’nin hayatı ile ilgili kesin bilgiler bulunmamaktadır. Tarihî kaynakların verdiği bilgiler eksik ve yetersizdir. Hayatı menkıbeler yoluyla destanlaştırılmıştır. Bu durum yaşadığı dönemden günümüze gelinceye kadar geçen uzun zaman sürecinde onunla ilgili pek çok bilginin değişikliğe uğramasına sebep olmuştur. Yunus Emre’nin hayatı hakkında en geniş bilgi menkıbelerde bulunmaktadır. Ancak bu bilgiler halk rivayetlerine dayandığından gerçek hayat hikâyesini vermekten uzaktır. Yunus, kültür dünyamızda sadece sufi kimliği ile tesir eden bir şahsiyet değildir. O yalnızca Tasavvuf/Tekke edebiyatını değil bütün Türk edebiyatını derinden etkilemiş şahsiyetlerden biridir. Yunus Emre’nin doğduğu çağda üst üste gelen Moğol akınları Anadolu’yu harap etmiş; halk bezgin, umutsuz ve bitkin bir hale düşmüştür. Vergilerin ağırlaşması hayatı çekilmez bir hale koymuş, kıtlık ve kuraklık yaşamı hayli zorlaştırmıştır. Haçlı seferleri ve Moğol istilasından muzdarip insanlar, ruhlarını sükûnete erdirmede tekke ve şeyhlere başvurmuşlardır. Mevlâna ve Yunus gibi kişiler müslümanların bu umutsuz günlerinde ortaya çıkmıştır. Bu çalışmamızda Yunus Emre’nin dizelerinden yola çıkılarak İslam’ın beş şartı incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR TUTUNDURMA FAALİYETİ OLARAK TÜRKİYE’DEKİ BEŞ YILDIZLI TERMAL OTELLERDE E-TİCARET</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33938</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33938</guid>
      <author>Zeki YÜKSEKBİLGİLİ, Süleyman TUNÇ</author>
      <description>Termal turizm, turizm sektörü içerisinde önemli bir yere sahiptir. 12 aylık bir sezon avantajına sahip olan termal turizmin doğru şekilde tutundurulması için elektronik ticaretin sağladığı avantajların kullanılması gerekmektedir. Bu araştırma, Türkiye’de bulunan 5 yıldızlı termal otellerde bir tutundurma faaliyeti olarak e-ticaret kullanımını incelemektedir. Bu bağlamda Türkiye’de turizm işletme belgeli 32 adet beş yıldızlı Termal Otel’in 30 tanesi bu araştırma kapsamında incelenmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK ÇAĞDA DENİZCİLİK - İSKENDERUN KÖRFEZİ LİMANLARININ MİMARİ YAPILARI VE DENİZ TİCARETİNE, SİYASİ VE KÜLTÜREL HAYATA ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33942</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33942</guid>
      <author>Aytül KAPLAN</author>
      <description>Bölgenin Ege Dünyası, Orta Anadolu, Amik Ovası, Kuzey Suriye ve Kıbrıs ile çok öncelerden beridir bağlantılı olduğu görülmektedir. Pers istilası sırasında, Eskiçağ Dünyası’nda doğu medeniyetleri ile batı medeniyetleri arasında, ticaret ilişkileri sayesinde bir kaynaşma meydana gelmiştir. Kral Yolu’nun ana güzergahı ile bağlı güzergahları ve liman kentleri arasında, iktisadi ve ticari ilişkiler artarak daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Ovalık Kilikya’nın deniz ticaretindeki en büyük değeri İskenderun Körfezi Limanlarıdır. Buradaki kentler, Orta Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’nın Ovalık Kilikya üzerinden denize açılmasını sağlayan en önemli unsur olmuştur. Bölgenin Suriye'ye kara bağlantısını sağlayan İskenderun sahasındaki liman kentleri önemli konumları itibariyle, stratejik değerlerini günümüzde dahi korumaktadır. Bu araştırmada amaç, bölgenin deniz ve kara ticaretindeki önemini, denizcilik ve liman inşa tekniklerinin gelişimini ve İskenderun Körfezi kentlerindeki doğal ve yapay liman mimari yapılarını belirtmek olduğu gibi, bölge kentlerinin Eskiçağ dünyasındaki kültürel, sosyal, siyasi önemlerine de dikkat çekmeye çalışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ BİR BELGEYE GÖRE XVI. YÜZYILIN İLK YARISINDA RUMELİ SANCAKLARI, KAZALARI ve KADILAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33953</guid>
      <author>Ercan ALAN</author>
      <description>Bu çalışmada, XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde, Kanuni döneminin hemen başlarında kaleme alınmış 928 (1521) tarihli bir belgeye göre Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli coğrafyasındaki sancak ve kaza teşkilatı ile burada görev yapan kadıların bilgisinden hareketle kadılık kurumu incelenmektedir. Ayrıca belgenin sonunda Rumeli kazalarından mazul olan kadıların bir listesi ile Anadolu’da görevine devam eden veya mazul olup kendisi hakkında olumlu raporlar verilen kadıların bir listesi de mevcuttur. Buradan hareketle Osmanlı ilmiye teşkilatının XVI. yüzyılın başında nasıl işlediği değerlendirilmektedir. Son olarak bu belge, daha önce yayınlanmış 1522 tarihli başka bir belge ile kıyaslanmak suretiyle kaynaklarda yer alan bilgilerin karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapılmaktadır. Bu sayede hem Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’deki taşra örgütlenmesi ve hem de kadılık özelinde, ilmiye teşkilatı anlaşılmış olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERN HEYKEL SANATINDA KİNETİK BAŞLANGIÇLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33957</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33957</guid>
      <author>Ceyhun KONAK</author>
      <description>20. Yüzyıl, sanatçıların bilim ve düşünce dünyasındaki gelişim ve değişimlere paralel olarak yepyeni meseleleri sanatın gündemine getirdikleri bir dönem oldu. 1900’lerin başında, “Modern Sanat” adı altında, sanatsal sorgulamalar hız kazandı. Daha önce sanatın konusu olmayan birçok yeni mesele gündeme getirildi ve üzerine eserler üretildi. Hareket (Kinetik) kavramı da bu meselelerden biriydi. Başlarda Resim sanatının özellikle Kübizm ve Fütürizm gibi sanat akımlarının meselesi olan Kinetik kavramı, daha sonralarda Heykel sanatının da meselesi haline geldi. Resimsel çerçeveden çıkartılıp bizzat hareketli bir nesne olarak Heykel sanatının konusu oldu ve Konstrüktivizm sanat akımıyla birlikte yaygın olarak kullanılmaya başlandı. İzleyicinin katılımıyla hareket kazanan heykellerin yanı sıra, hava hareketi ve motor gücüyle hareket kazanan heykeller üretildi. Optik bir takım oyunlarla hareket izlenimi yaratan eserler de Kinetik Sanat Akımı içerisinde yer aldı. Bütün bu gelişim süreci içerisinde Kinetik kavramının Heykel sanatındaki başlangıcını incelemek adına girişilen bu araştırma, betimsel verilerden oluşmaktadır. Araştırma konusu, ilgili sanatsal yayınların taranması ile oluşturulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLİKTE ALGILANAN DUYGUSAL İSTİSMAR VE BAĞLANMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33961</guid>
      <author>Şirin ERDEM, Zekavet KABASAKAL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ergenlikte algılanan duygusal istismar ve bağlanma boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel türde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ortaöğretime devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği (ADİÖ), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri - Kısa Formu (EABE) ve demografik değişkenler hakkında bilgi toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ergenlerin annelerinden ve babalarından algıladıkları duygusal istismarın cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; ebeveynlere ve arkadaşlara bağlanmanın cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı; bağlanma boyutları ile algılanan duygusal istismar arasında anlamlı ilişkilerin olduğu; arkadaşlara bağlanma boyutlarını yordamada anneye bağlanmanın önemli bir değişken olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLERİNİN VE BEDEN EĞİTİMİ DERSİ ALAN LİSE ÖĞRENCİLERİNİN ÇEVRESEL BOŞ ZAMAN ETKİNLİKLERİNE KATILIMLARININ ÇEVREYE YÖNELİK TUTUMLARI İLE İLİŞKİSİ, ANKARA İLİ SİNCAN İLÇESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33972</guid>
      <author>Çağlar TÜRKOĞLU, Güner EKENCİ</author>
      <description>Beden eğitimi öğretmenlerinin ve beden eğitimi dersi alan lise öğrencilerinin çevresel boş zaman etkinliklerine katılımlarının, çevreye yönelik tutumları ile ilişkisinin incelendiği araştırmada, Ankara, Sincan’da görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinden araştırmaya gönüllü olarak katılan 39 öğretmen ile ilçede öğrenim gören ve beden eğitimi dersi alan lise öğrencilerinden rastgele seçilen 723 öğrenciye Çevre Tutum Ölçeği ve Çevresel Boş Zaman Etkinliklerine Katılım Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; SPPS 15.0 programından faydalanılmış, ortalama değerlere ve frekans dağılımlarına bakılarak betimsel sonuçlar sunulmuş, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi ve Pearson Product Moment Korelasyon testlerinden faydalanılarak istatistiksel bulgular verilmiştir. Bulgular, katılımcı öğretmen ve öğrencilerin çevreye yönelik olumlu tutumlara sahip olduklarını göstermiştir. Çevresel boş zaman etkinliklerine katılmak için çok fazla vakit bulamadıklarını belirtmelerine rağmen, katılımcıların gelişmeleri medyadan takip edebildikleri ve edindikleri bilgileri arkadaşlarıyla paylaşma çabası içinde oldukları görülmüştür. Boş zaman etkinliklerine katılım ile çevreye yönelik tutum arasında öğrenciler için ters korelasyon bulunurken, öğretmenler için anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAYAN SPORCULARIN NARSİSZM DÜZEYİNİ SPOR YAŞI DEĞİŞKENİNE GÖRE KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33904</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33904</guid>
      <author>Merve FERAH, Ünsal TAZEGÜL ,</author>
      <description>Yapılan bu çalışmadaki amaç, bayan sporcuların narsisizm skorunu spor yaşı değişkenine göre karşılaştırmaktır. Çalışmaya gönüllü olarak katılan sporcuların narsisizm seviyelerini belirlemek için, Daniel R. Ames, Paul Rose ve Cameron P. Anderson tarafından 2005 yılında düzenlenen 16 soruluk Narsistik Kişilik Envanteri (Narcissistic Personality Inventory) kullanılmıştır. Envanterin geçerlilik ve güvenirlik çalışması 2009 yılında Salim Atay tarafından yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde IBM-SPSS 20 paket programı kullanılmış olup, Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik ve ikiden fazla değişken arasındaki farkı belirlemek için tek yönlü varyans (one- way Anova) analizi, değişkenler arasındaki farkı belirlemek için de, Tukey testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda, spor yaşı 10 ve üzerinde olan bayan sporcuların narsisizm skorunun spor yaşı 1 -6 ve 7-9 arasında olan sporculardan daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE MEŞRUİYET PROBLEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33905</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33905</guid>
      <author>Özlem COŞKUN</author>
      <description>Bu makalede, tarihsel realitelere kaynaklık ederek günümüze ulaşan bilgi, belge ve eserler ışığında, İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde kısmen karşılaştırmalı bir analize bağlı kalarak, “devlet geleneğinin oluşumunu ve bu oluşumda etkili olan faktörleri, örgütlenme biçimini, egemenliğin kaynağını” meşruiyet probleminin kuramsal temelleri etrafında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Değerlendirmeler sonucunda, İslamiyet Öncesi Türk Devlet geleneğinin oluşmasındaki ontolojik dayanakların, kurucu ideolojiyle kapsam ve içerik bakımından ne bir çelişme ne de çekişme içinde olmadığı ve yöneten-yönetilen ilişkisinde ideal ve reel dengenin önemsendiği görülmektedir. Bu dengede millet, ülke, egemenlik ve politik örgütlenme gibi temel dinamiklerin, “kut” inancıyla büyük ölçüde uzlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca teokrasinin temel parametreleri göz önüne alınarak her ne kadar siyasi erkin meşruiyetinin kaynağının özünde Tanrı olsa da, Türk Devlet geleneğinde bu durumun teokratik bir yönetim tarzıyla eşleştirilemeyeceği, bu yöndeki ısrarların ise aşırı zorlama ve maksatlı olabileceği kanaatine ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÖRGÜTSEL İMAJ ALGILARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33911</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33911</guid>
      <author>Kıvanç BOZKUŞ, Mehmet Fatih KARACABEY , Mustafa ÖZDERE</author>
      <description>Araştırma, Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başlayan hazırlık sınıfı öğrencilerinin üniversitelerinin örgütsel imajı hakkındaki algılarının düzeyinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Ayrıca algıların cinsiyete, öğretim türüne ve fakülteye göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Örgütsel imaj algısı ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ölçek, isimleri kalite imajı, program imajı, spor imajı, genel görünüm ve fiziki altyapı imajı, sosyal ortam imajı, eğlence imajı ve barınma-beslenme imajı olan 7 alt faktöre sahiptir. Bulgulara göre algılanan örgütsel imaj orta düzeydedir. Algıların en olumlu olduğu iki faktör kalite imajı ve sosyal ortam imajıdır. En düşük ortalamaya sahip olan faktör ise eğlence imajı olmuştur. Algıların cinsiyete dayalı olarak farklılaşmadığı, kalite imajı, sosyal ortam imajı, barınma-beslenme imajı, program imajı, eğlence imajı faktörlerinde ve toplam algılarda 1. öğretim öğrencilerinin üniversitelerinin örgütsel imajını 2. öğretimdeki akranlarına göre daha olumlu algıladıkları saptanmıştır. Sosyal ortam imajı, barınma-beslenme imajı, genel görünüm ve fiziki alt yapı imajı, spor imajı, eğlence imajı faktörlerinde ve toplam algılarda ise tarım bilimleri öğrencilerinin mühendislik bilimleri öğrencilerine göre üniversitelerinin örgütsel imajını daha olumlu algıladıkları saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DELİLİK-DEHA İLİŞKİSİNİN ROBERT SCHUMANN ÜZERİNDEN İNCELENMESİ VE BESTECİNİN KREİSLERİANA ESERİNE DAİR İKİ FARKLI OKUMA DENEMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33959</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33959</guid>
      <author>Elif Gökçe TUĞRUL</author>
      <description>Dahi yaratıcılar ile psikotik rahatsızlıkları olan kimseler arasında, düşünüş ve davranış biçimleri göz önünde bulundurularak benzer özellikler olduğu iddia edilmiş ve delilik ile deha arasındaki ilişki, konunun uzmanları tarafından farklı perspektiflerle özellikle 1950li yıllardan itibaren incelenmiştir. Bu alandaki araştırmaların konusu olmuş dahi bir besteci olan Robert Schumann için şizofreni, manik-depresiflik, obsesif-kompülsif ve bipolar davranış bozuklukları, frengi-nörosifiliz gibi farklı teşhisler ortaya atılmıştır. Robert Schumann üzerinden delilik-deha ilişkisini incelediğim bu çalışmamda, bestecinin “delilik betimlemeleri” yaptığı eseri Kreislerana’yı inceledim. Bu piyano yapıtının besteleniş aşamasında Schumann’ın E.T.A.Hoffmann’ın Kreisleriana ve Lebens-Ansichten des Katers Murr yapıtlarından ilham aldığı bilinmektedir. Otobiyografik özellik taşıdığına da inanılan bu eser için, hem edebiyatla, hem de bestecinin hayatıyla olan bağlantıları incelediğim iki farklı okuma gerçekleştirdim. İnternet ortamından ulaşılabilecek kayıtları referans gösterdim ve kullandığım nota örneklerinin bahsi geçen referans kayıtlardaki minutajlarını da belirttim.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN LİSANS ÖĞRENİMİNDE ALDIKLARI ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ EĞİTİMİNİN MESLEK HAYATLARINDAKİ ETKİLİLİĞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33963</guid>
      <author>EYÜP CÜCÜK</author>
      <description>Bu araştırma, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin, lisans öğrenimlerinde almış oldukları öğretmenlik meslek bilgisi eğitiminin meslek hayatlarına etkisine ilişkin görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntem ve teknikleriyle oluşturulmuş, durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Nitel araştırmalarda kullanılan amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın amacına ve ele aldığı probleme bağlı olarak belirlenen niteliklere sahip 18 katılımcı seçilerek, araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler, esas olarak dört tema içinde gruplandırılarak betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Verilerin analizi sonucunda çalışma grubu, meslek hayatlarında en faydalı dersin öğretmenlik uygulaması en faydasız dersin ise sınıf yönetimi dersi olduğunu ancak mezun olduklarında öğretmenliğe hazır olmadıklarını ve bu yüzden lisansta almış oldukları öğretmenlik meslek eğitiminin yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırma neticesinde lisans eğitiminde alınan öğretmenlik meslek bilgisi eğitiminin, öğretmenlik mesleğini layıkıyla yerine getirebilmek için gerekli beceri ve yeterlikleri kazandırma anlamında yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİSTİK DESTİNASYON ÜRÜNLERİNİN POPÜLERLEŞMESİNDE SOSYAL MEDYANIN ROLÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33980</guid>
      <author>HASAN ÇİFTÇİ</author>
      <description>Teknolojinin gelişmesi ve küreselleşme iş ve sosyal yaşamda büyük değişiklikler yaratmıştır. Bu durum bireylerin ve işletmelerin, kurum ve kuruluşların hedeflerine ulaşabilmesi için daha teknolojik, hızlı, kolay ve ekonomik kanallar tercih etmesini sağlamıştır. Günümüzde turistik destinasyonlar kendilerini ve ürünlerini daha etkili ve hızlı pazarlayabilmek ve popülerleşmek adına en çok tercih ettikleri kanallardan birisi sosyal medyadır. Sosyal medya sayesinde bireyler destinasyonlarla ilgili bilgilere ulaşabilmekte, diğer bireylerle fikir alışverişinde bulunarak destinasyon ve ürünleri ile ilgili seçim yapabilmektedir. Bu bağlamda; çalışmanın ana amacı, turistik destinasyon ve sosyal medya kavramlarını açıklayarak destinasyon ve ürünlerinin popülerleşmesinde sosyal medyanın rolünü gözler önüne sermek olacaktır. Destinasyon ve ürünlerinin tanıtımı ve pazarlanması için hedeflenen yeni stratejilere ulaşılmasında sosyal medya kullanımı popülerleşmek ve marka olmak adına büyük kolaylık sağlayacaktır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ENGELLİ DOSTU TURİZM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33917</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33917</guid>
      <author>Salih TELLİOĞLU, Necati ŞİMŞEK</author>
      <description>Dünya’da artan engelli nüfusu ile birlikte başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülkede engellilerin toplumun diğer bireyleri gibi yaşamalarını sağlamak için yapısal ve yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemelerin yanında engellilere sağlanan ekonomik ve sosyal destekler ile engelliler de toplumun diğer bireyleri gibi turistik faaliyetlerde bulunmaya başlamışlardır. Engellilerin tatil ihtiyaçlarını gidermek için turistik yörelere gitmesi ile o yörelerde engellilerin erişilebilirliğinin ve ulaşılabilirliğinin sağlanması için gerekli yapısal ve yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. İspanya’da bu konuda yapılan çalışmalar ile engelli dostu turizm kentleri ortaya çıkmıştır. Türkiye’de ise bu konuda yapılan en önemli çalışmalar Antalya’nın Alanya ilçesindedir. Bu makalede dünyada ve Türkiye’de yasal düzenlemelerden, eksikliklerden ve bu konu ile ilgili yapılan çalışmalardan, bahsedilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNTERNETTEN SONRA MAHREMİYET VE BU KONUDAKİ ÇALIŞMALAR ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33929</guid>
      <author>Fehime Elem YILDIRIM</author>
      <description>Mahremiyetin geçmişten günümüze uzanan çeşitli toplumlarda var olan bir olgu olduğu farklı bilimsel disiplinlerin farklı araştırmaları uyarınca ortaya konmuştur. 20. yüzyılda yaşanan ve internetin yaygınlaşmasının önemli ölçüde belirlediği teknolojik ve sosyal gelişmeler mahremiyet kavramına günümüzdeki halini kazandırmıştır. Bu çalışmada, internetin getirdiği yeniliklerin mahremiyete olan etkisine değinilecek, internette mahremiyet konusunda yapılan çalışmaların üzerinde durdukları boyutlar incelenecek bunun için de konu ile ilgili yapılan son dönemdeki bilimsel çalışmalar derlenecektir. Bu çalışmanın amacı bireylerin internetteki mahremiyetini merkezine alan araştırmaların, bireylerin internet sebebiyle yaşadıkları sorunları incelemek ve çözümlerine yardım etmek için gerekli olan zemini sağlayıp sağlamadığının analiz edilmesidir. Makalede internet ve mahremiyet konusundaki çalışmalar için sunulan önerilere de yer verilmiş bununla birlikte internet kullanıcısının karşılaştığı sorunların çözümüne geniş bir perspektiften yaklaşımın gerekliliği ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>СОЦИАЛЬНО-ФИЛОСОФСКАЯ СУЩНОСТЬ ПРОБЛЕМЫ МОРАЛЬНОЙ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33949</guid>
      <author>Aygün MEMMEDOV</author>
      <description>Bilimsel çalışmada, içsel-ahlaki sorumluluklar sosyal ve felsefi bakış açısına göre araştırıldı. Yazar ahlaki sorumlulukları, modern demokratikleşme ve küreselleşme süreçleri altında daha önemli olduğunu kaydetmiştir. Aynı zamanda burada toplu, bireysel, gezegen ahlaki sorumlulukları açıklamış ve bilim adamları ile devlet çalışanları da dahil olmak üzere, ahlaki sorumluluklarını birer birer anlatmıştır. Makalenin yazarı, bir düzenleme kaynağı olarak ortaya çıkan sosyal yaşamda ahlaki sorumlulukları hangi forma bağlı değil, sadece bu sonuca odaklanarak irdelemeye çalışıyor. Sosyal görüşe ve vicdana dayalı olarak kontrol (öz-kontrol) ve değerlendirme (öz değerlendirme) işlevlerini gösteriyor.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURULUŞ YERİ SEÇİMİNDE BULANIK TOPSIS YÖNTEMİNİN KULLANIMI: SAĞLIK SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33944</guid>
      <author>Erman KILINÇ, Gökhan AKYÜZ</author>
      <description>Teknolojinin gelişmesi ve üretim maliyetlerinin düşmesi hemen her sektörde kıyasıya rekabetin yaşanmasına neden olmaktadır. Rekabet şartlarının bu denli zorlu olduğu piyasada ise kârlılık oranları azalmakta ve kuruluş yeri seçiminin önemi oldukça artmaktadır. İyi seçilmiş bir kuruluş yerinde hammadde temini, pazarlama, lojistik, ulaşım, nitelikli işgücü gibi pek çok etmene kolay erişim olanağı söz konusu olmaktadır. Bu çalışmada Bulanık TOPSIS yöntemi ile Antalya’da özel hastane kuruluş yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Hastane yöneticilerinden oluşan uzmanlar tarafından değerlendirilen formlar sonucunda ise Lara - Kundu bölgesi toplam üç aday arasından birinci seçilmiştir. Son olarak ise bu çalışmanın kısıtlılıklarından bahsedilmiş ve ayrıca bundan sonraki çalışmalara yön verebilecek bazı tavsiyelerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GIDA MADDELERİ SANAYİİ SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMELERİN FİNANSAL PERFORMANSININ TOPSIS YÖNTEMİ İLE ÖLÇÜLMESİ: BİST ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33952</guid>
      <author>Tuncer YILMAZ, Erdoğan KAYGIN , Bekir GEREKAN ,</author>
      <description>Yaptığımız bu çalışmanın temel amacı, hisse senetleri Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören gıda maddeleri sanayii şirketlerinin 2010-2015 dönemine ait 6 yıllık finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılarak yıllar itibariyle karşılaştırmalı olarak finansal performanslarını ölçmektir. BİST’de bu sektörde 27 tane şirket faaliyet göstermektedir. Ancak analiz döneminde verileri süreklilik arz etmeyen 8 işletme analiz kapsamı dışında tutulduğu için geriye kalan 19 işletme analiz kapsamında yer almaktadır. Şirketlerin finansal performanslarını ölçmek için öncelikle birtakım finansal oranlar hesaplanmış, daha sonra bu oranlar çok kriterli karar verme tekniklerinden biri olan TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solutions) yöntemi ile analiz edilmiştir. TOPSIS yöntemi karar alıcıya tüm kriterleri (performans göstergelerini) dâhil edip tekbir sonuç çıkardığı için daha objektif bir performans değerlendirme yapma imkânı sağlar. Bu nedenle işletmeler hakkında daha isabetli kararlar verebilmek için gerek yöneticiler gerekse araştırmacılar TOPSIS yöntemini birçok sektörün performans analizinde yaygın olarak kullanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK SİYASAL VE TOPLUMSAL İLİŞKİLERİN GÜÇ MERKEZİ: PATRONAJ VE DEPATRONAJ KAVRAMLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33955</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33955</guid>
      <author>Uğur TATLISUMAK</author>
      <description>Tarihin her döneminde toplumsal ilişkilerin temelinde cereyan eden çeşitli merkezî güçler vardır. Bu güçler, toplumu ve bireyleri harekete geçiren, onları motive eden lokomotif güçtür. Patronaj ve depatronaj olguları, toplumun büyük menfaat çarkını çeviren, toplumsal hareketi sağlayan bir güçtür. Türkiye’de patronaj ve depatronaj kavramları tam olarak bilinmediği gibi, genellikle de yanlış kullanılmaktadır. Böyle önemli bir konu, kavramsal olarak da tam bilinemediği için patrimonyal sistemlerin ne olduğu da tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu sebeple, siyasal sistem analizleri de doğru yapılamamakta, devlet-toplum ve birey ilişkileri tam olarak çözülememektedir. Kendi yarattığımız siyasal sistemi tanıma ve tanımlamada sıkıntılar çekmekteyiz. Kalkınma ve bilgi endeksli patronaj politikaları uygulanmadığı için insan kaynaklarımızı da yerli yerince değerlendirememekte, bu yüzden yeterince üretememe ve kalkınamama gibi çeşitli yapısal sorunlar yaşamaktayız. İşte bu mütevazi çalışmada, büyük bir toplumsal soruna, yani patronaj sorununa dikkat çekmekteyiz. Toplumun patronaj sorununun anlaşılmasına, küçük bir kapı açmak için ilk önce patronaj ve depatronaj kavramlarının ne olduğunu ve neden toplumsal ilişkilerin merkezinde yer aldığını anlamak gerekmektedir. Bu sebeple, ilk önce kavramsal olarak mesele ele alınıp, önemli bir toplumsal problemi gündeme getirmeye çalıştık. Ayrıca “depatronaj” kavramıyla sosyal bilimlere yeni bir kavram kazandırdığımızı ve depatronaj kavramının bilimsel olarak ilk defa bu makalede kullanıldığını belirtmek gerekir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANPINAR'DA AYKIRI ADIMLAR: SABİHA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33994</guid>
      <author>Hande BALKIZ</author>
      <description>Tanpınar’ın eserlerine bakıldığında “ kimlik, aidiyet ve terkip ” in üzerinde en çok durulan kavramlar olduğu görülür. Romanlarında tarihsel arka plan olarak Müslüman-Türk terkibinin değişim ve dönüşüm geçirdiği zaman dilimlerini seçen Tanpınar, yaşanan siyasî, sosyal ve kültürel gerilimin etkisini, daha çok erkek kahramanlar aracılığıyla verir. Terkibin temel dayanak noktalarını tehdit eden unsurların ortaya çıktığı, terkibin sarsıldığı sancılı dönemleri sorgulamayı, çözüm üretmeyi erkek kahramanlarına bırakır. Tanpınar, Doğu-Batı çatışmasını temel izlek alarak kurguladığı romanlarında, erkek kahramanlarına kimlik inşa ederken kadın kahramanlarını daha çok güzellik ve sanatla belirginleştirir. Tanpınar’ın kadın kahramanları bilgili, kültürlü ve sanatla ilgilidir ancak bu özellikleri ‘ eş ve annelik ’ rollerinin gerisinde kalır. Sadece Sahnenin Dışındakiler’de yer alan Sabiha, Mahur Beste ve Huzur’da bulunan kadın kahramanlardan ve onların davranış kalıplarından ayrılır. O gelenekle uyumlu, itaatkâr kadın rolünden sıyrılır. Sabiha sınırlarının erkekler tarafından çizildiği dünyanın/terkibin kapılarını zorlar ve o dünyanın/terkibin kurallarına başkaldırır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI ADOLF EİCHMANN KUDÜS’TE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33943</guid>
      <author>Sule ERDOGDU YİLMAZ</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


