






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2016 Sayı 24</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=698</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>YAZAR ESER İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA CENAP ŞAHABETTİN VE TİRYAKİ SÖZLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33484</guid>
      <author>Mehmet TÖRENEK</author>
      <description>Edebiyatımızda vecize denince akla gelen ilk isimlerden biri Cenap’tır. Düşünceye dayalı, hikmetli söz olarak vecize her zaman ilgi görmüş, her ortamda dile getirilmiştir. Cenab’ı böyle bir söz alanına yönelten etkenler nelerdir acaba? Böyle bir düşünceyle vecizelerine yöneldiğimizde batılı örnekler yanında, sanatkârın mizacı ve birikiminin bunda belirleyici bir faktör olduğunu gördük. Vecizelerini topladığı Tiryaki Sözleri, onun bilgisinin, keskin zekâsının, güç beğenen kişiliğinin, alaycı tarafının yansıması cümlelerden oluşmaktadır. Vecizelerinin ifade ettikleri konular ise, hayatı okuma, hayatın yanlışlıklarına dikkat çekme, kadını anlama yanında, zarafet, tevazu, doğruluk gibi övücü hasletleri vurgulamakta, insanların olumsuz nitelikleri olarak görülen ahmaklık, tembellik, açgözlülük, yalan, hased vb.. ise eleştirilmekte, iğnelenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİYASÎ AÇIDAN TİMURLU-OSMANLI İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33627</guid>
      <author>Yusuf ÇETİNDAĞ</author>
      <description>XV. ve XVI. Yüzyıllarda Osmanlılarla, Timurlular ve Özbekler arasındaki siyasi ilişkileri iki ayrı dönemde ele almak gerekmektedir. Birinci Dönem; Timur’dan Ebû Sâid Mirzâ’ya kadar olan zamanı kapsar. Bu dönemin iki önemli sultanı Timur ve Şâhrûh’un, Osmanlı topraklarında gözü vardı. Bu iki padişâh Suriye ve Boğazlara hâkim olmak istiyordu. Fakat siyasî sebeplerden dolayı bu emellerine bir türlü ulaşamadılar. Dönemin Osmanlı hükümdarları olan Çelebi Mehmed ve II. Murad, bu tehlikenin farkında oldukları için Şâhrûh’la iyi geçinme yolunu seçmişler ve ikinci bir hezimetin yaşanmasına müsaade etmemişlerdir. İkinci Dönem ise Hüseyin Baykara ile başlayan dönemdir. Bu dönemde Osmanlı-Timurlu ilişkileri çok farklı bir mecraya kayar. Timurlular eski güçlerini kaybederken; Osmanlılar güç kazanırlar. Şark’ta Osmanlılarla beraber Ak Koyunlular ve daha sonra da Safeviler güç kazanmaya başlar. Bundan sonraki dönemde Osmanlılarla Özbekler arasındaki münasebetler, ortak düşmanlardan dolayı, karşılı</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK ROMANLARINDA BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33642</guid>
      <author>Özcan BAYRAK</author>
      <description>Osmanlının batılılaşma macerası yöneticilerin yönlendirmeleriyle şekillenmiş ve bu şekillenme hız kesmeden sürekli büyüyerek ilerlemiştir. Batılılaşma zamanla bir hastalık boyutuna doğru ilerlerken dönemin aydınları ve düşünürleri sürecin yanlışlıklarını belirtmekten geri durmamışlardır. Sürekli değişen, geleneğe ve değerlere zarar veren batılılaşma yer yer eleştirilmiş ve belirli bir program çerçevesinde devam ettirilmesi gerektiği savunulmuştur. Değişime yönelik eleştirel bakış, zaman zaman doğu-batı mukayesesine doğru bir eğilim takip etmiştir. Bazı hususlarda öne çıkan ve kabullenilen batı medeniyetine ait unsurlar, zamanla eleştirilmeye başlanmıştır. Birçok konu doğu-batı ekseninde karşılaştırılarak doğunun üstün olduğu yönler vurgulanırken batının çöküş yaşadığı yönler de öne çıkarılmıştır. Sosyokültürel yapıda yaşanan olaylar dönemin romanlarında yerini almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALİT ZİYA UŞAKLIGİL’İN ÖYKÜLERİNDE ZAMAN VE MEKÂN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33644</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33644</guid>
      <author>Mutlu DEVECİ</author>
      <description>Halit Ziya Uşaklıgil, Türk edebiyatında roman ve öyküleri ile Avrupai tarzın kurucusu sayılır. Buna göre çalışmada, yazarın öykü kurgusunu şekillendiren konu ve izleklerin yapı unsurları (zaman-mekân) açısından düzenlenişine yer verildi. Anlatıma dayalı türlerde zaman ile mekân, kurgusal düzlemin vazgeçilmez unsurlarıdır. Halit Ziya’nın öykülerinde zaman, hem kurgusal hem de öykü kişilerinin varoluşsal durumlarını yansıtır niteliktedir. Kurgusal zaman boyutuyla kronolojik ve akronik ilerleyen öyküler, şimdiki zamanın yapıcısı durumundaki geçmiş zamana ait hatıralar ve bunların aktarılma biçimleri ile psikolojik bir nitelik kazanır. Anlatıcı ve bakış açısının belirleyici olduğu öykülerde mekâna ait hususiyetler ise, insan merkezli bir kurgu ile aktarıldığı için derin yapıya göndermede bulunur. Olgusal açıdan açık ve kapalı olarak değerlendirdiğimiz bu mekânlar, öykü kişilerinin ruh durumuna göre şekillenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LEKSİKOLOJİ ANALİZİ YÖNTEMİ İLE NECİP FAZIL ŞİİRİNDE ÖFKE ve BAŞKALDIRI AKTARIMININİNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33635</guid>
      <author>M. Fatih KANTER, Sezen GÜNEL</author>
      <description>Edebi metnin malzemesi olan dil, şiirde daha kristalize bir biçimde kullanılır. Bu durum ise şairin seçkin bir tutum geliştirmesine neden olur. Sözcük seçiminde birçok değişkenin rol oynadığı ise tartışılmaz bir gerçektir. Şairin yaşadığı devir, yetişme şartları ve mizacına ait özellikler bu değişkenlerin en önemlileridir. Bu çalışmada, sözcük seçiminin şairlerin genel olarak üslubunu belirlemede önemli olduğu tezinden hareketle, Necip Fazıl’ın şiirleri leksikolojik olarak ele alınacaktır. Bu amaçla, Necip Fazıl’ın, şiirlerinde öfke ve başkaldırı geçişlerini nasıl sağladığını irdelemek adına Çile ’deki şiirler incelenecektir. İnceleme yöntemi olarak Bilgisayar Destekli Üslup İncelemelerinin alt başlıklarından olan “Sözcük Analizi Yöntemi” kullanılacaktır. Sözcük kullanım sıklık değerleri esas alınarak uygulanan bu teknik ile sanatçının öfke aktarımını hangi sözcüklerle ve hangi sıklıkta yaptığı hususu değerlendirmeye çalışılacaktır. Sanatçının en sık kullandığı kelimeler ile önemli</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALİDE EDİB ADIVAR’IN ROMANLARINDA ERİL TAHAKKÜMÜN SINIRINDA GEZİNEN KADINLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33590</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33590</guid>
      <author>Beyhan KANTER</author>
      <description>Osmanlı Türk kadınlarının kamusal yaşamda görünürleşmeye başladıkları bir süreçte Halide Edib Adıvar da eserlerinde kadınları merkeze alır. Romanlarında kadınların toplumsal yaşam içindeki rollerini sorgulayan yazar, geleneksel yaşam ile modernizm arasındaki dualiteyi de farklı perspektiflerden değerlendirir. Bu makalede Halide Edib’in Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye ve Yeni Turan romanlarındaki kadın karakterlerin eril tahakkümün hüküm sürdüğü mekânlarda kendilerine alan açma çabaları ele alınacaktır. Ayrıca söz konusu romanlardaki kadın karakterlerin geleneksel yapı tarafından inşa edilen kadınlık rollerini yeniden kurgulama mücadeleleri irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POSTMODERN PARADIGMA VE DÜNYADA EDEBIYAT ÇALIŞMALARININ BUGÜNKÜ GÖRÜNÜMÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33571</guid>
      <author>Ömer SOLAK</author>
      <description>Bu çalışmada 20. yüzyılda önemli bir paradigma değişikliği yaşayan bilimsel metodolojiler tarihi içinde edebiyat biliminin yaşadığı metodolojik dönüşüm ele alınmıştır. Pozitivist bilim metodolojilerinin yeterli sonuç üretmekteki yetersizliği ortaya çıkmaya başlayınca özellikle edebiyat bilimi gibi kendisine bir sanatı araştırma nesnesi olarak seçmiş bilimsel alanlarda meselenin önemi iyice belirginleşmiştir. Zira Postmodern bilim paradigmasının metoda dair yaklaşımlarının sanatı ve sanat eserlerini inceleme noktasında çok daha elverişli olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Esasında her ne kadar 1980’lerden itibaren edebiyat çalışmalarında etkin olmaya başlasa da postmodern metodolojilerin kökleri 60’lara dek götürülebilir. Ancak 80’lerden itibaren Postyapısalcılık, Metinlerarasılık, Okur Tepkisi gibi Avrupa kökenli teoriler ve Eleştirel Teori ve Feminist Teori gibi sosyal eleştiri odaklı yaklaşımlar da Postmodernizmin Modernist bilime getirdiği itirazlara hak vermeye başlamışlardır. Tüm bu</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TANZİMAT DEVRİ TÜRK ŞİİRİNDE MÜTEREDDİT BİR TAVIR OLARAK SORU VE SORGULAMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33636</guid>
      <author>Ebru Burcu YILMAZ</author>
      <description>Türk şiirinin önemli değişimler geçirdiği Tanzimat devri, Batılılaşma programının bir gereği olarak benimsenen modernizasyonun edebiyat ve kültür hayatına yansıyan yönleriyle görebileceğimiz bir süreci içine alır. Değişen dünyaya ayak uyduramadığını fark eden bir devletin, ihtiyaç duyduğu yaratıcı açılımı gerçekleştirecek ruh ve irade, dönemin edebi eserlerinde idealize edilen kişilerle görünürlük kazanır. Tanzimat şiiri, aydın kimliği şairliğinin önüne geçen temsilcilerinin zihnî parçalanmışlıklarından izler taşır. Bu parçalanmanın sebeplerinden birisi de şairin aidiyet sorunudur. Mensup olduğu kimlik, toplum ve din gibi alanlarla ilgili yaşadığı şüphe ve tereddütler şâiri dünyanın gidişatına ait sorular sormaya yöneltir. Aldığı cevaplar doğrultusunda kendisini bir yere konumlandırmaya çalışan şair, sorularıyla zihnî faaliyetlerini aktif kılar. Bir ifade biçimi olarak soru ve sorgulama, Türk edebiyatının çeşitli dönemlerinde ortaya koyulan edebî ürünlerde görüldüğü gibi döneminin u</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEZAİ KARAKOÇ’UN “ATEŞ DANSI I-II-III” BAŞLIKLI ÜÇLEME ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR TAHLİL DENEMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33660</guid>
      <author>Taner NAMLI</author>
      <description>Sezai Karakoç, bir inanç ve değerler dünyası ekseninde söylediği şiirlerinde, içerik itibariyle İslam mistisizminin, dil ve ifade özellikleri bakımından da II. Yeni şiirinin izlerini taşır. Sembollerle yüklü bir anlam dünyası içinde soyutlamalarla, derinlikli, metafizik boyutlu ve mitik karakterli bir söylem geliştirmiştir. Ateş Dansı adlı şiir kitabında yer alan “Ateş Dansı I”, “Ateş Dansı II” ve “Ateş Dansı III” adlı şiirleri, Karakoç’un mitsel ve metafizik yönlü şiir anlayışının tipik örnekleri olarak karşımıza çıkar. Şiirler, genel manasıyla insanın cennetten dünyaya gönderilişini, dünyada kurduğu sunî hayatı ve tekrar mutlak varlığa geri dönüşünü işler. Sözcük ve ibare düzeyinde yapılacak tahlille şiirlerdeki göndermeler tespit edilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK DÜNYASINDA GEÇEN ORTAK BİR MASAL: HIRIZVA GÜZELİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33505</guid>
      <author>Atiye NAZLI</author>
      <description>Çin Seddinden Adriyatik Denizi’ne kadar olan geniş bir coğrafyayı içine alan Türk dünyası, Oğuz Kağan destanında anlatılan geniş bir çevreyi ele almaktadır. Bugün aynı bayrak altında olmasa bile ortak mirasımız olan millî kültür yaşanılan bir olay ya da anlatılan bir masal, efsane, söylenilen bir ninni ya da türkü de kendini göstermektedir. Halk edebiyatı içinde ele alınan bu türlerin kendine ait özellikleri ve ayrıntıları bulunmaktadır. Makalemiz, halk edebiyatının en önemli ürünlerinden biri olan masallarla ilgilidir. Verdiği mesajlarla evrensel özellik taşımasına karşın, içinde barındırdığı millî değerler, yaşanılan toplumun gelenek-görenek, hayat tarzı ve gittiği bölgenin coğrafi unsurlarını da içine alan masallar, geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran önemli yapıtların başında gelmektedir. Masal türünü, bir kahramanın başından geçen olağanüstü olayların anlatıldığı dinleyene ve okuyana öğüt verme amacı taşıyan geçmişle gelecek arasında köprü vazifesini taşıyan ortak kültür ha</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SCHNITZLER’IN ‘YABANCI’ ADLI ANLATISININ GENDER STUDIES IŞIĞINDA ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33541</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33541</guid>
      <author>Mustafa Cüneyt ARSLAN</author>
      <description>Gender Studies diğer alanlarda olduğu gibi edebiyat ve dil biliminde de okuma, analiz, metin çözümleme ve yorumlamada yeni bakış açıları getirmektedir. Bir kimlik olarak cinsiyetin sosyal ve biyolojik ayrımından yola çıkan bu yaklaşım özellikle modern ve postmodern edebiyat ürünlerinin incelemelerinde yeni bulgular doğurabilmektedir. Bu çalışmanın amacı sosyal ve beşeri alanlarda özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişerek bilimselleşen Gender Studies başlığı altında toplanan yaklaşımların ışığı altında modern edebiyatın önemli temsilcilerinden Arthur Schnitzler’in yazın biçimine örnek teşkil eden bir anlatısını incelemektir. Bu analizin sonucunda hayatı boyunca psikanaliz ve psikoloji ile ilgilenmiş ve eserlerinde cinsiyet konusunu sıklıkla ele almış Schnitzler’in cinsiyet olgusunu nasıl işlediğini Gender Studies bakış açısıyla göstermek istiyoruz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE ÇOKLU ORTAMA DAYALI ÖĞRETİMİN KULLANIMI VE BU YÖNDE YAPILAN BAZI ÇALIŞMALAR ÜZERİNE BİR İNCELEME DENEMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33559</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33559</guid>
      <author>Erhan AKIN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı yabancılara Türkçe öğretiminde çoklu ortama dayalı öğretimin önemi üzerinde durmak ve bu alanda yapılan bazı çalışmaları incelemektir. Buradan hareketle öncelikle çoklu ortama dayalı öğretimin yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılmasının önemi üzerinde durulmuş sonrasında alanda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Buradan hareketle çalışmada, çoklu ortama dayalı öğretim ve araçlarının kullanılması üzerine alanda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Ulaşılan çalışmalar içinde bu çalışmanın amacına uygun olduğu düşünülen 20 makale incelenmiştir. Sonuç olarak yabancılara Türkçe öğretiminde çoklu ortama dayalı öğretim ve araçlarının işe koşulması gerektiği, bu durumun kalıcı ve etkili bir öğretim yöntemi olabileceği üzerinde durulmuştur. Çoklu ortama dayalı öğretim ve araçlarının işe koşulmadığı bir ortamda yabancılara Türkçe öğretiminde istenilen amaca ulaşma durumunun zor olduğu incelenen çalışmalardan çıkarılabilen bir sonuçtur. Çoklu ortama dayalı öğretim ve araçlarını</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKI ANADOLU TÜRKÇESINDEKI EKSIZ YAPILAN İLGI VE BELIRTME DURUMLARI SIFIR BIÇIMBIRIM TEORISIYLE AÇIKLANABILIR MI?</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33599</guid>
      <author>Ahmet Naim ÇİÇEKLER</author>
      <description>Bu çalışmada Türkçede üzerinde çok fazla çalışma yapılmamış sıfır biçimbirim üzerinde durulacaktır. Fiziksel olarak yüzeyde olmasa da, sesbilimsel olarak bir gösterimi bulunmasa da, dildeki bütün dilbilgisel yeterlilikleri sağlayan yapılara sıfır biçimbirim denilmektedir. Sıfır biçimbirim literatürde “Ø” işaretiyle gösterilmektedir. Birçok dilde örneği bulunan sıfır biçimbirimler Türkçede de bulunmaktadır. Bazı dillerin aksine Türkçedeki sıfır biçimbirimlerin kullanımı herhangi bir kurala bağlı değildir. Bu çalışmada sıfır biçimbirik teorisi teorik olarak açıklandıktan sonra Eski Anadolu Türkçesindeki (13.-15. yüzyıl) eksiz yapılan ilgi ve belirtme durumunun sıfır biçimbirim teorisiyle açıklanıp açıklanamayacağı incelenecektir. Eski Anadolu Türkçesindeki bu durumu tartışabilbek için o dönemle alaka bir derlem oluşturulacaktır. Daha sonra derlenen bu örnek cümleler biçimbilimsel ve sesbilimsel düzlemde analiz edillecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEF’Î VE URFÎ’DE “AT” TAVSİFLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33628</guid>
      <author>Nuray MEMİŞ</author>
      <description>Toplum hayatına ilişkin kültürel ve sosyal unsurlar, çeşitli sembollerle sözlü kültürle birlikte şiirlerde de yer edinir. Bu semboller, şairlerin imaj dünyalarını yansıttığı gibi aynı zamanda toplumların yaşam tarzlarını ve kendilerine ait özellikleri hakkında da ipuçları verir. Nitekim at da bir imge ya da sembol olarak</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİYA OSMAN SABA VE LEYLA ERBİL’İN GÖZÜNDEN İKİ ŞİRKET-İ HAYRİYE VAPURU HİKÂYESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33610</guid>
      <author>Sevgül TÜRKMENOĞLU</author>
      <description>Ziya Osman Saba ve Leyla Erbil, Türk hikâyeciliğinde farklı tarz ve duruşa sahip iki yazardır. Saba, kendi yaşantısındaki sakinliği eserlerine de yansıtmış bir yazardır. Leyla Erbil ise eserlerinde soyut bir anlatıma yer verir; aynı zamanda daha karmaşık ve kapalı bir üslup tercih eder. Saba’nın Neveser adlı hikâyesi bir geçmiş zaman hikâyesi olarak öne çıkar. Hikâye, 1890 ve 1907 yılları arasında Şirket-i Hayriye vapuru olarak İstanbul halkına hizmet vermiş olan Neveser’i merkeze alır. Yazar, Neveser ile kendi hikâyesini paralel olarak işler. Neveser’in hayat macerası yazarın hayat macerası ile birlikte ilerler. Leyla Erbil’in vapur hikâyesinde de bir Şirket-i Hayriye vapuru merkeze alınır. Erbil’in hikâyesindeki vapur, hikâye içerisinde bir ayna vazifesi görür. İskelesinden kaçan vapur aracılığıyla hikâyede başka konulara vurgu yapılır. Vapur, kaçtıktan sonra Sarayburnu’ndan başlayarak bütün Boğaz’ı boydan boya dolaşır. Burada karşılaştığı mekânlar üzerinden yakın tarihi, zengin f</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEVAYİ'NİN EVREN TASAVVURU I: GÖK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33630</guid>
      <author>Serap ALPER</author>
      <description>Kâinat, bilinen en eski çağlardan bu yana insanoğlu için bir sır olmuş, bugün bilimsel gelişmeler sayesinde bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları olarak görülmüştür. Günlük hayattaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanmıştır. Varoluşun ilk sebebi ve nasıllığı üzerine çeşitli nazariyeler ortaya atılmış, özellikle mitolojik anlatılarda varlığını gösteren bu problem destan, masal ve halk hikâyelerinde motifler halinde günümüze ulaşmıştır. Kâinatın yer ve su olarak birbirine zıt fakat birbirini tamamlar nitelikteki iki unsurdan oluştuğuna dayanan Türk kozmogoni düşüncesi, zamanla Hint, İran ve İslam kültürleriyle de beslenerek şekillenmiştir. 15. yy.da Çağatay edebî dil ve edebiyatının teşekkül ve gelişmesinde en mühim şahsiyet olan Ali Şîr Nevâyî, İslam ve İran kültürleriyle beslenmiş olmakla birlikte, eski Türk inanç sistemine de bağlı kalmış ve kozmos ile ilgili nazariyelerini eserlerinin giriş kısmında sunmuş</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR’IN ROMANLARINDA BAKIŞ AÇISI VE ANLATICI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33646</guid>
      <author>Ahmet DEMİR</author>
      <description>Abdülhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz (1941), Çamlıca’daki Eniştemiz (1944), Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952) adlı romanlarına ‘bakış açısı ve anlatıcı’ odaklı yaklaşmanın yazarın romancılığı ve romanları hakkında önemli bilgiler ortaya koyduğunu, sanatçı kişiliğine dair başlıca noktaları dikkate sunduğunu görürüz. Abdülhak Şinasi Hisar’ın romanlarının karakteristiği özellikle ‘bakış açısı ve anlatıcı’ üzerinden kendisini belli eder. Dolayısıyla, Hisar’ın romanlarının ‘bakış açısı ve anlatıcı’ eksenli ele alınması yazarın romancılığı ve Türk edebiyatındaki yerine dair değerlendirmeler açısından önemlidir. Bu bağlamda, çalışmamızda Abdülhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz, Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği adlı romanlarında ‘bakış açısı ve anlatıcı’nın mahiyeti incelenirken ‘bakış açısı ve anlatıcı’ya dair hususiyetlerin Hisar’ın romancılığı ve sanat/roman anlayışı çerçevesinde ne anlama geldiği ortaya konulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİRİNCİ DÜNYA ŞAVAŞINDAN SONRA IRAK TÜRKMENLERİNİN KÜLTÜR HAKLARI VE ANADİLDE EĞİTİM MÜCADELELERİ (1918-1979)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33530</guid>
      <author>Haydar BAYATLI</author>
      <description>Irak’ta yaşayan Türkmenlerin ana dilde eğitim mücadelesinin kökü, Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanmaktadır. Nitekim Osmanlı’dan hemen sonra Irak tahtına oturan ve ezelden beri sömürgelerindeki yönetimlerini bölge halklarını ayrıştırarak güçlendiren İngilizler, Türkmenlerin bölgedeki varlıklarından rahatsız olmuş ve politikalarını, Türkmenlerin bölgeden yok edilmesi üzerine inşa etmişler. Zira Türkmenlerin, coğrafi olarak Arap ve Kürt bölgelerini birleştiren bir alanda yaşayıp her iki milletin diline hâkim, dini ve mezhepsel yönden her iki milletle kaynaşabilen ve Irak halkını birleştirme potansiyeline sahip tek millet olmaları; onları işgalcilerin hedefi haline getirmiştir. Bu nedenlere Birinci Dünya Savaşı yıllarında İngiltere ile Türkiye arasındaki Musul Meselesi eklenince, Irak’ta Türkmenlere karşı yürütülen yok etme politikası İngilizlerle sınırlı kalmamış ve bu politika İngilizlerde sonra Irak tahtına oturan tüm yöneticiler tarafından günümüze kadar uygulanagelmiştir. Sö</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORHAN VELİ KANIK’IN ŞİİR ANLAYIŞI İLE ŞİİRLERİNDE AŞK VE ÖLÜM TEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33593</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33593</guid>
      <author>Yıldıray BULUT</author>
      <description>Cumhuriyet devri şairlerinden Orhan Veli Kanık, kendine özgü üslubuyla, içinde ironiyi, mizahı ve samimiyeti barındıran, sade dille şiirler ortaya çıkarmış ve yaşadığı dönemde genç şair adaylarının ilgi odağı hâline gelmiştir. Yazdıkları için lehinde ve aleyhinde pek çok görüş bulunan şair, şiir macerası içinde önceleri geleneğin yanında yer alıp eski tarz ürünler ortaya koymuş, daha sonra ise geleneğin tam karşısında durarak Garip hareketi olarak adlandırılan hareketin öncülerinden biri hâline gelmiştir. Şair, söz konusu şiir anlayışında, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu ile birlikte yürümüştür. Halkın anlayacağı bir dille; şiire her şeyin konu olabileceği fikrinden hareket ederek, çoğunlukla aşk, başlangıç fikriyle bütünleşen ölüm, yaşama sevinci, çocukluk günlerine özlem gibi konuları işleyen; içinde edebî sanatları, vezin, kafiye gibi ölçü birimlerini reddeden şiirler yazan Orhan Veli Kanık’ın ülkemizin şiir çizgisinin yönünü değiştirdiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu ça</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARKETİPSEL SEMBOLİZM AÇISINDAN “KÜÇÜK AĞA” ROMANININ ŞAHIS KADROSU DÜZLEMİNDE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33650</guid>
      <author>Ahmet Faruk GÜLER</author>
      <description>Edebi metnin incelenmesinde psikoloji ile edebiyat arasındaki ilişki günümüzde daha sıkı bir bağ içerisine girmiştir. Şimdiye kadar psikoloji alanında büyük çığır açan iki ismin, kuramlarıyla psikolojide olduğu gibi edebiyat dünyasında da etkili olduğunu görmekteyiz. Bunlar Freud ve Jung'dur. Birlikte de çalışan bu iki isim bir süre sonra farklı görüşleri sebebiyle ayrılmış ve iki farklı görüş olarak psikoloji dünyasında isimlerini duyurmuşlardır. Arketipsel Sembolizm C.G.Jung’un görüşü olup edebi eserlerin dünyasında bir inceleme metodu olarak değerlendirilmektedir. Yazar tarafından Küçük Ağa karakteri Türk milletinin temsilcisi olarak eserde bulunmaktadır. Türk milletinin özellikleri roman dünyasında sembolik düzlemde yer aldığından çalışmayla bu yansımanın nasıl gerçekleştiği ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERİ TÜRKÇESİ VE TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARINDAKİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33643</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33643</guid>
      <author>Z. TEYMURLU, Z. EMIROĞLU</author>
      <description>Son devirlerde gündemde olan ortak Türk Dilinin oluşturulması ile bağlı olarak çeşitli isimlerle anılan ve uzun yıllardır kasıtlı olarak birbirinden ayrı tutulan Türk şivelerinin araştırılması ehemiyet kesbeder. Bu konuda en büyük yardımcı, yazılı belgelerde kullanılan dil ve tabii ki konuşma örnekleri, yani halk dilidir. Oğuz Grubu (veya Batı Türkçesi) içerisinde ses, kelime ve gramer yapılarına göre birbirine en yakın şiveler Azerbaycan ve Türkiye Türkçeleridir. Eski Anadolu Türkçesi devresinin bitimi ile oluşmasını tamamlayan bu şivelerde pek çok kelime ses özelliği ve yapı bakımından aynı olup diyalekt sistemleri benzerlik arzeder. 17. yüzyıla kadar olan yazılı belgelerde kayda değer bir ayrılığın bulunmadığı bu şivelerin arasındaki bugünkü başlıca farklar ise kelimelerdeki ses değişikliklerinde ve bazı fiil çekimlerinde görülmektedir. Yaptığımız çalışmada bu farkları göstermek için Azeri Türkçesi ve Türkiye Türkçesi ağızlarından kelimeler seçilmiştir. Gramer bakımından farklı tür</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEŞBİHE FELSEFÎ BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33516</guid>
      <author>Günay ÇELİKELDEN</author>
      <description>“Bilgelik sevdası” anlamına gelen felsefe, ikinci düzey etkinlik olarak bir düşünme ve sorgulama yoludur. Aristotales bir şeyi anlayabilmek için “o şey nereden geliyor, o şey nedir, o şey neye yarar?” sorularına cevap verilmesi gerektiğini söylemiştir. Doğrudan anlatımın yanında alternatif bir ifade aracı sayılan teşbihe teorik olarak nasıl bakıldığı merak edilmiş ve bu amaçla “teşbihe neden ihtiyaç duyulmuştur, teşbih nedir ve teşbih neye yarar?” sorularına “güzellik kavramı ve düşündürdükleri, sanat ontolojisi, Grek felsefesi ve sanat, mecaz, teşbih ve istiare” başlıklarından oluşan bir izlekte cevap aranmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARI İLE KIBRIS TÜRK AĞIZLARINDA ORTAK KULLANILAN KALIP SÖZLERDEN HAYIR-DUALAR VE BEDDUALAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33544</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33544</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description>Kalıp sözler Türkiye Türkçesi ağızlarında ve Kıbrıs Türk ağızlarında çok farklı şekilleriyle kullanılmaktadırlar. Toplumumuz bu sözleri kültürlerinin gerektirdiği şekilde atalarından miras olarak almış ve ağız yapılarına uygun şekilde kullanmaya devam etmektedirler. Bazı sözler vardır ki o sözleri diğer hiçbir yöre ağzında görmek mümkün değildir. Türkiye Türkçesi sınırları içinde yer alan ağızlarımızda bile bazı sözlerin o yöre dışında başka yörede kullanılmadığı görülürken bazı sözlerin tüm ağızlarımızda aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. Bu durum Kıbrıs Türk ağızlarında da aynı şekilde geçerlidir. Türkiye Türkçesi Türk ağızlarında ve Kıbrıs Türk ağızlarında ortak kullanılan ve aynı anlamlara gelen birçok kalıp sözün olduğu görülmüştür. Fakat bazı kalıp sözler Kıbrıs Türk ağızlarında kullanılırken Türkiye Türkçesi ağızlarında kullanılmamaktadır. Aynı şekilde Türkiye Türkçesi ağızlarında kullanılan bazı kalıp sözlerin Kıbrıs Türk ağızlarında olmadığı görülmüştür. Bu çalışmamızd</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETİM MERKEZLERİNİNİN GÜNCEL DURUMU VE STANDARTLAŞTIRILMASI ÜZERİNE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33557</guid>
      <author>Emrah BOYLU, Umut BAŞAR</author>
      <description>Milattan önce dört bin yıla kadar tarihi bir geçmişe sahip olan Türk dili, günümüzde iki yüz milyondan fazla kişinin konuştuğu önemli bir dildir. Uzun yıllardan beri ana dili olarak öğretile gelen Türkçe hâlihazırda yabancı dil olarak da öğretilmekte olup gerek yurt dışında ve gerekse yurt içinde pek çok kurum ve kuruluş ile özel dil merkezleri yabancı dil olarak Türkçe öğretmektedir. Yurt içinde yabancı dil olarak Türkçe öğreten merkezlerin başında üniversiteler bünyesinde kurulan Türkçe öğretim merkezleri gelmektedir. İlk olarak 1984 yılında Ankara Üniversitesi tarafından kurulan ilk Türkçe öğretim merkezinden günümüze kadar geçen 32 yıllık süre zarfında hemen hemen her üniversite bünyesinde Türkçe öğretim merkezinin tesis edildiği göze çarpmaktadır. Bu durum her ne kadar yabancılara Türkçe öğretiminin kat etmiş olduğu mesafeyi göstermesi bakımından dikkate değer bir gelişme olsa da günümüzde 84 üniversitede faaliyet gösteren 84 Türkçe öğretim merkezinin öğretim süreçleri dikkate alı</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAMZA-NÂME ADLI ESERİN 72. CİLDİNİN ATASÖZ, DEYİM, İKİLEME VE BEYİTLERİN ANLAM VE GÖREV YÖNÜNDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33608</guid>
      <author>Osman TÜRK</author>
      <description>Yapılan çalışmada Hamza-nâme adlı eserin atasözü, deyim, ikileme ve beyitlerin anlam, tür ve görev yönünden incelemesi gerçekleştirilmiştir. Hamza-nâme adlı eserin ilgili literatür kapsamında genel özelliklerine ve eserin yazım konusundaki yazar hakkında bilgiler sunulmuştur. Hamza-nâme eseri Ahmedî’nin kardeşi Hamzavî tarafından yazı metinine geçirilmiştir. Ele alınan metin incelemesinden yola çıkarak Hamza-nâmelerin yazılı metin haline gelmeden önce sözlü bir gelenek olarak Türkler ve İslami coğrafyada itibar gördüğü anlaşılmaktadır. Hamza-nâme, zengin bir destan edebiyatı ile İslam dünyasına katılan İran ve Arabistan dünyasına aynı zamanda da diğer Müslüman milletlere tarih ve kültürüne de katkısı olduğu görülebilmiştir. Araştırmada Hamza-nâme eserinin atasözü, deyim, ikileme ve deyimler ele alınmıştır. Eserde yer alan kelime ve kelime gruplarının dönemin dil uslubu takip edilmiştir. Araştırmada eserin işlevsel yönü bakımından kelimeler incelenmiştir. Atasözü, deyimler asıl anlamlar</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FERİDUN FAZIL TÜLBENTÇİ’NİN TARİHÎ ROMANLARINDA 16. YÜZYILIN YANSIMASI OLARAK OSMANLI’YA BAKIŞ / YAKLAŞIM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33645</guid>
      <author>Tayfun BARIŞ</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin bir devamı olarak tesis edilen Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ve gelişme süreci sıkıntılı olmuştur. Çünkü geçiş süreci kabul edilebilecek bu zaman diliminde yeni kurulan devlet, çağın gereği olarak yeni bir siyasî yapı ve farklı bir felsefî düzleme oturtulmaya çalışılmıştır. Gerek devlet gerekse millet nazarında iki kutuplu pek çok tartışmaya yol açan bu farklılık ve yeniliğin doğurduğu ikilemlerden birisi de Cumhuriyet sonrasında Osmanlı’ya bakışla/yaklaşımla ilişkilidir. Bu ikilemin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi, sosyal bilimler sahasının önemli alanlarından edebiyat yoluyla sağlanabilir. Sahip olduğu teknik özelliklerle başvurulması gereken bir edebî tür olarak roman bu bağlamda öne çıkmaktadır. Cumhuriyet devri yazarlarından Feridun Fazıl Tülbentçi’nin, vakası 16. yüzyıl içinde geçen romanlarından hareketle Osmanlı’ya yaklaştığı bakış açısının tespiti önemli gözükmektedir. Bu incelemenin daha sonra yapılabilecek geniş çaplı araştırmalar için de bir örne</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESTETİKÇİ YÖNÜYLE NÂZIM HİKMET</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33519</guid>
      <author>Bilgin GÜNGÖR</author>
      <description>Marx ve Engels’in özellikle münferit mektuplarında veya eser eleştirilerinde nüvesini bulan Marksist estetik, 20. yüzyılın ilk yarısında Rusya’da Plehanov tarafından sistemleştirilir ve aynı yüzyılın hemen hemen ikinci yarısına kadar Plehanov’un söz konusu sistemleştirmesinden doğan çerçeveyle neredeyse özdeşleşir. Türkiye’de Marksist estetiğin öncülüğünü ise Nâzım Hikmet üstlenir. Fakat Nâzım’ın estetik üzerine düşünceleri, bir yandan Plehanovcu estetiğin yeniden-üretimi olarak belirmesine rağmen bir yandan onlara karşı bir reaksiyonu imler. Hatta Nâzım, gerek Plehanov’un gerekse de devrin estetikçileri tarafından hiçbir şekilde ele alınmayan bazı meseleler üzerinde durarak, Marksist estetiğe kısmi de olsa evrensel ölçekli bir katkı sunar. Bu çalışmada, Nâzım Hikmet’in estetikçi yönü bir bütün olarak ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVİRİ KURAMLARI IŞIĞINDA EDEBİ ÇEVİRİ ELEŞTİRİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33570</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33570</guid>
      <author>Tuğba BIÇKICI</author>
      <description>Bu çalışma, Edebiyat Çevirisinde Çeviri Kuramları Üzerinden Çevirmenin Rolü adlı yüksek lisans tezimden hareketle hazırlanmıştır. Bu çalışma ile edebi metinlerin çevirisinde tercih edilmesi gereken çeviri kuramlarının belirlenmesi hedeflemektedir. Çeviri kuramları, kaynak odaklı ve erek odaklı olmak üzere iki ana başlık altında değerlendirilmiştir. Bu iki ana başlıktan özellikle erek odaklı çeviri kuramları alt başlıklarıyla birlikte ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Edebi çeviride hangi çeviri kuramlarının tercih edilmesi gerektiğini belirlemek amacıyla Hermann Hesse’nin Siddhartha ve Yaşar Kemal’in Yılanı Öldürseler eserleri incelenmiştir. Bu çalışmamız aynı zamanda kuramlar üzerinden bir çeviri eleştirisi de olacağı için, çeviri kuramlarının yanı sıra çeviri eleştirisi kuramları da açıklanmaya çalışılmıştır. Kuramlar açıklandıktan sonra eserlerden örnek olarak seçilen cümleler incelenmiş ve kuramlar ışığında yorumlanmıştır. Eserler ve çevirilerinin kuramlar ışığında incel</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADININ GENİŞ/DAR/SON ZAMANLARI: AYŞE KULİN’İN ANLATI DÜNYASINA FOUCAULTCU BİRYAKLAŞIM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33580</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33580</guid>
      <author>Mukadder ERKAN</author>
      <description>Cinsiyet ayrımcılığı ve kadına yönelik şiddet eylemleri tarihin her döneminde her yerde mevcut olmuştur. “Arzu nesneleri”ne indirgenen kadınların toplumdaki durumlarını iyileştirecek yasal ve ekonomik eşitlik taleplerini seslendiren ve pornografiye ve kadınlara yönelik şiddete karşı çıkan kampanyalar yürütülse de ataerkil egemen bakış açısı, özellikle çarpık modernleşme sürecindeki toplumumuzun yaygın biçimde sarıldığı ve kadınların baskı altında tutulması için bir temel olarak kullandığı cinsiyet kalıplarını öne çıkarır. Bu kalıplar öylesine sistemli bir biçimde dayatılır ki, hem erkek hem kadın bunların buyurduğu davranış biçimlerini içselleştirirler. Bu tür bir içselleştirme modern toplumdaki en yaygın ve etkili toplumsal kontrol biçimidir. Jeremy Bentham’ın “Panoptikon”u bu sinsi kontrol biçimine yönelik bir metafor haline gelmiştir. Çalışmamızda Ayşe Kulin’in’in “Geniş Zamanlar”, “Dar Zamanlar” ve “Son Zamanlar” adlı üç öyküsünde özellikle kadına yönelik içselleştirme mekanizması</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVIII. YÜZYILDA YAZILMIŞ OLAN BİR TEFSİR: ŞEYH MUSTAFA’NIN FETİH SURESİ TEFSİRİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33596</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=33596</guid>
      <author>Milad SALMANİ</author>
      <description>Bu makalede XVIII. yüzyılda telif edilmiş olan Şeyh Mustafa bin Şeyh Yusuf’un Fetih Suresi Tefsiri adlı eseri içerik ve dil özellikleri açısından tanıtılacaktır. Daha önce hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş olan ve tefsir bibliyografyalarında da kayıtlı olmayan bu eser, Osmanlı sahası Türkçe tefsir kültürünün önemli bir parçasıdır. Eserin Millet Yazma Eserler Kütüphanesi, Ali Emiri Şeriye Bölümü, 40 numara ve Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi 5306 numara olmak üzere tespit edilebilmiş olan iki nüshası mevcuttur. Ali Emiri kitaplığında bulunan eser gerek içerdiği detaylı bilgiler gerekse imla ve dil uyumluluğu açısından müellif nüshası addedilebilirken, Konya nüshasının 1206 Hicrî (1792/93 Miladi) yılında Molla Ali isimli zat tarafından istinsah edildiği kayıtlıdır. Bu çalışmada müfessirin hayatı, eserleri, bu çalışmanın konusu olan eserinin bilinen nüshalarının şekli unsurları ve dil özellikleri hakkında bilgi verilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


