






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2026 Sayı 176</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=4098</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÇALIŞANLARDA ERTELEMENİN NEDENLERİ: DEPRESYON, STRES, KAYGI, TÜKENMİŞLİK VE HEXACO KİŞİLİK MODELİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90227</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90227</guid>
      <author>Arkun TATARPınar AYDIN ,Emine Ecrin ÇELİK ,Mihriban Sultan TANBURACI ,Ada AKTÜRKLÜ ,İpek ALKAN ,Büşra YAZICI ,Asya YETİM ,Enes ŞİMŞEK ,Nesli SÜMER ,Mert KAZANCILAR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Erteleme, bir işin (ya da görevin) zamanında başlatılmaması veya sürdürülmesinde gecikme gösterilmesi biçiminde ortaya çıkan öz-düzenleme kapasitesinin yetersizliğidir. Etiyolojisini, karar vermede zorluk, görevden kaçınma, kontrole karşı olumsuz tutum, mükemmeliyetçilik, risk alma, kendini ifade edememe, başarısızlık korkusu gibi birçok faktör oluşturmaktadır. Bu çalışmada, gelir getiren bir işte çalışanlarda, ertelemenin nedenleri olarak depresyon, stres, kaygı, tükenme ve HEXACO kişilik modeli ile kişilik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-75 yaşları arasında (ort. = 33,08; s = 10,83), 789 erkek (%48,60), 834 kadın (%51,40) olmak üzere bir işte çalışan toplam 1623 kişi katılmıştır. Katılımcılara, A Erteleme Ölçeği-15, CES Depresyon Ölçeği, A İş Stresi Ölçeği-20, Beck Anksiyete Envanteri, Tükenmişlik Ölçeği ve HEXACO Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Verinin analizinde ertelemedeki varyansın açıklanması için çoklu doğrusal regresyon analizleri yürütülmüştür. Ertelemenin yordayıcıları olarak depresyon, stres, anksiyete ve tükenme alındığında depresyon, stres ve tükenmenin ertelemedeki varyansın %19’unu açıkladığı görülmüştür (Model 1). Ertelemenin yordayıcısı olarak kişilik ölçümleri alındığında ise altı faktörün de denkleme girdiği ve ertelemenin yordayıcıları oldukları gözlenmiştir. Bu modelde kişilik faktörleri ertelemedeki varyansın %31’ini açıklamıştır (Model 2). Son aşamada tüm değişkenler birlikte ele alındığında ise depresyon, stres, tükenme, Dürüstlük-Alçak Gönüllülük, Uyumluluk ve Sorumluluk fakörlerinin ertelemeyi yordadığı, anksiyete, Duygusallık, Dışadönüklük ve Deneyime Açıklık faktörlerinin yordamadığı tespit edilmiştir. Bu modelde ertelemedeki açıklanan varyansın %37 olduğu belirlenmiştir (Model 3). &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKTİSADİ FAKTÖRLERİN SOSYOKÜLTÜREL ETKİSİ: BÜYÜYEN EKONOMİDE KÜÇÜLEN AİLE</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90070</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90070</guid>
      <author>Barış AYTEKİN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; color: windowtext; mso-ansi-language: EN-GB; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İktisadi faktörlerin toplumsal alanda en güçlü etkisinin ailede ortaya çıktığı söylenebilir. İktisat tarihi açısından, geçmişte üretim ve tüketim sürecinin birbirinden ayrışmadığı paylaşımcı (bu anlamda büyük)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“kapalı aile ekonomisi”, günümüzde uzmanlaşmanın ve bireyselliğin öne çıktığı en küçük (bu anlamda mutsuz) birimine dönüşmüştür. Bu açıdan ailenin birliktelik ve (bir anlamda) gücünü besleyen üretim, tüketim, paylaşım ve iletişim ağının parçalanması söz konusu olmuştur. İktisadi gelişme ve zenginleşmenin etkisi büyük olmasına rağmen (artan tüketim, güçlü iletişim araçları, ulaşım hızı vb.) aile küçük ve mutsuzdur artık. Bu çalışmada iktisadi faktörlerin sosyokültürel etkisine örnek olarak aile kurumu ele alınmıştır. Aile kurumunun iktisadi ve toplumsal fonksiyonu, ekonomik yapıda ortaya çıkan dönüşümle birlikte sürekli değişmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; color: windowtext; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Ailenin iktisat tarihi açısından, toplumsal kurum olarak değişimi ve dönüşümü konusunda farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bu yaklaşımlar üretim ve tüketim yapısının tarihsel olarak geçirdiği dönüşüme bağlı olarak tanımlanmaktadır. Diğer yandan aile organizasyonu ve bireylerin iktisadi davranış biçimleri de ailenin dönüşümünde güçlü rol oynamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“HINÇ”TAN “RESSENTIMENT”A: KISKANMAK ROMANINDA İNTİKAMIN BİTİMSİZ DÖNGÜSÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90080</guid>
      <author>Ferda ZAMBAK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Nahid Sırrı Örik’in &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kıskanmak &lt;/em&gt;adlı romanı, ana karakter Seniha’da yüzeyde kıskançlık olarak beliren derin yapıda ise “hınç”a dayanan bir duygulanımın kurgusal inşası etrafında şekillenir. Roman Seniha’nın özellikle annesinden gördüğü sistematik dışlanmanın, sevgi yoksunluğunun telafi edilemeyen bir iç kapanmaya ve intikam arzusuna dönüşüm seyrini gösterir. Bu durum ağabeyi Halit karşısında çeşitli haksızlıklara uğrayan ve görmezden gelinen Seniha’nın ruhunda, çirkinlik damgası altında giderek büyüyen bir “hınç”ın oluşmasına neden olur. Çalışmada Seniha’nın bedeni etrafındaki aşağılayıcı söylemlerin, onun sevgiye ve şefkate erişimini engelleyen bir kurgu üretmesi ve bu kurgunun zamanla “hınç”ı besleyerek “ressentiment”a dönüşmesi tartışılacaktır. &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kıskanmak&lt;/em&gt;, “hınç”ı ahlaki bir sapma olarak değil toplumsal cinsiyetin, beden politikalarının ve aile içi eşitsizliğin ürettiği bir sonuç olarak görünür kılar. Ancak çalışma, “hınç”ın özneyi kimi kez eyleme sevk eden, adalet talebini canlı tutan yönü ile eyleme dönüşemeyip bastırıldığında onu içten içe kemiren yıkıcı boyutu arasındaki ayrımı görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bu ayrım, Nietzsche ve Max Scheler’ın “hınç” ve “ressentiment” üzerine geliştirdikleri düşünceler ekseninde ele alınacak ve Seniha’nın yaşadığı dönüşümün yalnızca bireysel bir ruh hâli değil toplumsal koşulların ürettiği bir sonuç olduğu işaret edilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALK KÜLTÜRÜNÜN AKADEMİK BALE DİSİPLİNİ İÇİNDE YENİDEN ÜRETİMİ: KÖÇEKÇE ÜZERİNDEN RUSYA VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90121</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90121</guid>
      <author>Yağmur ARINLISabina GANİOĞLU ,Emire Pınar TATAR ARIK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, halk kültürünün akademik sanat formları içinde yeniden yapılandırılma sürecini Rusya ve Türkiye örnekleri üzerinden karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Araştırmada, Rusya’da İgor Moiseyev tarafından geliştirilen sahne folkloru modeli ile Türkiye’de Cumhuriyet dönemi kültür politikaları çerçevesinde şekillenen bale anlayışı ve Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun kurumsal yapısı birlikte ele alınmıştır. Moiseyev modeli, halk danslarını stilize ederek pedagojik ve kurumsal bir sistem içinde repertuvarlaştırırken; Türkiye örneğinde folklor hem akademik bale disiplini içinde yeniden yorumlanmış hem de devlet destekli halk dansları topluluğu aracılığıyla kurumsal bir temsil alanı kazanmıştır. Ulvi Cemal Erkin’in 1943 tarihli Köçekçe bestesi, folklorik malzemenin çok sesli müzik yapısı içinde yeniden üretilmesinin önemli bir örneğini oluşturmakta; bu müzikal dönüşüm daha sonraki bale uyarlamalarına estetik bir zemin hazırlamaktadır. 1973 yılında Alfred Rodriguez tarafından sahnelenen Köçekçe yorumu ile 1981 yılında Güloya Gürelli Aruoba’nın Düğün balesi ve Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun sahne üretimleri, folklorik malzemenin farklı kurumsal bağlamlarda yeniden üretildiğini göstermektedir. Çalışma, folklorik dans unsurlarının sahne sanatlarında salt bir aktarım değil; estetik ve ideolojik bir yeniden kurgulama süreci olduğunu ortaya koymakta ve ulusal kimliğin sahne dili aracılığıyla inşa edilmesinde bale ve halk dansı kurumlarının rolünü tartışmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN GÖÇMEN ÖĞRENCİLERE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN KAPSAYICI EĞİTİM BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90214</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90214</guid>
      <author>Ruyam KÜÇÜKSÜLEYMANOĞLUGamze TOKTAY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu araştırmada göçmen öğrencisi bulunan okul yöneticilerinin kapsayıcı eğitim bağlamındaki çalışmalarına ilişkin bilgi almak ve görüşlerine ulaşmak hedeflenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Bursa-Gemlik ilçesinde görev yapan ve okulunda 10’un üzerinde göçmen öğrencisi bulunan 12 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile sorular yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda okullarda gerçekleştirilen kapsayıcı eğitim faaliyetleri olarak okul yöneticilerinin resmi görevleri kapsamındaki çalışmalar, stratejik plan ve ilgili etkinlikler, rehberlik çalışmaları, dil desteği, uyum faaliyetleri ve PIKTES çalışmalarının yapıldığı görülmüştür. Okul yöneticilerinin dile getirdiği göçmen öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar; öğrenci ve velilerin dil sorunları, zorbalık, belirsizlik durumu, eğitime erişim, uyum problemleri, maddi yetersizlikler ve akademik başarısızlıktır. Öğretmenlerin bilgi eksikliği ve önyargıları okul yöneticileri tarafından dile getirilen bir diğer sorun alanıdır. Okul yöneticileri ayrıca “Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı”, denklik ve mevzuata bağlı sorunların Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) kaynaklandığını belirtmişlerdir. Araştırmada okul yöneticileri sorunların çözümüne ilişkin öğretmenlerin kapsayıcı eğitim bağlamında desteklenip teşvik edilmelerini, öğrenci ve velilerin dil konusunda desteklenmeleri gerektiğini ve MEB tarafından dil eğitiminde ortak bir program uygulaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Göçmen öğrencilerin daha özel çalışmalara ihtiyaç duydukları için sosyal hizmet uzmanları gibi profesyoneller tarafından desteklenmesi önerilmiştir. Meslek edindirme kursları ve maddi destek sağlanması önerilmiştir. Göçmen öğrencilerin eğitim kayıplarının azaltılması adına yaş, fiziksel ve bilişsel özelliklerine uygun sınıflara yerleştirilmeleri ve gerektiğinde birden fazla sınıf atlatmanın yapılması önerilmiştir. Ayrıca MEB’in iyi örnekleri paylaşması ve göçmen öğrencileri her okula eşit şekilde dağıtması dile getirilen önerilerdendir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA MERHAMET YORGUNLUĞU: PUBMED LİTERATÜRÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90300</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90300</guid>
      <author>Erhan KILINÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, PubMed veritabanında indekslenen Türkiye’de sağlık çalışanlarında merhamet yorgunluğu konusunda yapılmış araştırmaları sistematik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Merhamet yorgunluğu, travmaya uğramış veya acı çeken bireylere yardım etme isteği ve bu süreçteki duygusal aktarım sonucunda ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal tükenme hali olup, ikincil travmatik stres ve mesleki tükenmişlik olmak üzere iki ana bileşenden oluşmaktadır. İnceleme kapsamında, acil servis, yoğun bakım, diyaliz, onkoloji, ebelik, doğum, psikiyatri gibi farklı klinik birimlerde ve afet durumlarında yapılan araştırmalar değerlendirilmiştir. Bulgular, merhamet yorgunluğunun bireysel düzeyde yaşam doyumunu azalttığını, beyin sisi ve imposter fenomeni gibi psikolojik sorunları tetiklediğini; mesleki düzeyde ise mesleki öz-kavramın zarar görmesine, eksik bırakılan bakım vakalarının artmasına ve hasta güvenliğinin tehlikeye girmesine yol açtığını göstermektedir. Kadın cinsiyet, genç yaş ve nevrotik kişilik özellikleri risk faktörleri olarak öne çıkarken; öz-şefkat, bilinçli farkındalık ve çalışan odaklı liderlik koruyucu faktörler arasında yer almaktadır. Etkili önleme stratejileri arasında mindfulness temelli eğitimler, psikolojik sermayenin güçlendirilmesi, çalışan odaklı liderlik uygulamaları, iş yükü yönetimi, destekleyici klinik süpervizyon ve şiddeti önleme politikaları bulunmaktadır. Çalışma, sağlık kurumlarına ve politika yapıcılara, sağlık çalışanlarının ruh sağlığını korumaya yönelik kanıta dayalı stratejiler geliştirme konusunda yol gösterici olmayı hedeflemektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARNAVUTLUK’TA YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇENİN VE İSPANYOLCANIN EĞİTİMİNİN SENKRONİK PROBLEMLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90599</guid>
      <author>MA. Alba BEQAJAdriatik DERJAJ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; background: white; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Arnavutça, Hint-Avrupa dil ailesinin dillerinden biridir. Bu aile içinde, Yunanca ve Kelt dilleri gibi, Latin, Cermen veya Slav dilleriyle hiçbir bağlantısı olmayan, kendine özgü bir konumdadır. Komünist sistem döneminde Arnavutlar sadece ekonomik ve politik olarak kapalı kalmakla kalmadılar, aynı zamanda yarım yüzyıl boyunca hem komşu hem de komşu olmayan ülkelerin dillerinden izole bir şekilde yaşadılar. Ancak bu izolasyon ve yasaklama, yabancı dil öğrenimini bastıramadı; aksine, onu kat kat artırdı. Bu sistemin belirli dönemlerinde Rusça, eğitim ve bilimde yabancı dil olarak resmi dildi. Benzer şekilde, Filoloji fakültelerinde kullandığımız referans kitapları da Rusçaydı. Dahası, Marksist-Leninist Dil Felsefesi veya Teorisi, bir dil ideolojisi olarak etkiliydi (konumuzun kapsamı dışında olduğu için daha fazla ayrıntıya girmeyeceğiz). Bugün gerçek nedenlerini anlamak zor olsa da, vatandaşlarımız ortaokuldan üniversiteye kadar bu dili öğrenmelerine rağmen, toplum bir şekilde ona ısınmadı. 1990'ların sonlarında, komünist sistemin çöküşüyle ​​birlikte ani bir kırılmaya tanık olduk. (Bu durum Arnavutlar arasında ikinci kez yaşandı. Benzer bir durum 1912'de Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgeden çekilmesi sırasında da gözlemlenmişti.) Komünist dönemde, yasaklara rağmen, halkımız komşu ülkelerin (İtalya, Yunanistan ve Yugoslavya) radyo ve televizyon kanallarını el yapımı antenlerle gizlice takip etti ve bu dilleri kolayca öğrenmeye başladı. İnsanların ellerinde İtalyanca veya Yunanca dilbilgisi kitapları bulunmadığını vurgulamak gerekir. Öte yandan, aynı dönemde eğitimli grupların Fransızca veya İngilizce öğrendiğini biliyoruz. Otodidaktik (kendi kendine öğrenme) olarak adlandırılan bu eğitim yöntemi, öğretmenler olmadan gerçekleşti. Anlaşılacağı üzere, buna ancak kişisel-görsel yabancı dil öğrenimi diyebiliriz. Zor koşullar altında ve öğretmenler olmadan gerçekleştirilen bu yabancı dil öğretim-öğrenim yöntemlerinin başarısı, dilbilimcileri "neden" ve "nasıl" sorularını sormaya yöneltebilir. Sosyolinguistik veya psikodilbilim alanında çalışan dilbilimciler bu sorulara farklı cevaplar verebilirler, ancak bizim tek bir cevabımız var: sevgi ve şefkat.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMPÜS AÇIK YEŞİL ALANLARINDA KULLANIM SÜREKLİLİĞİNİ BELİRLEYEN FAKTÖRLERİN ATIL KALMA ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90260</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90260</guid>
      <author>Demet Ülkü GÜLPINAR SEKBAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, üniversite kampüslerindeki açık yeşil alanlarda kullanım sürekliliğini belirleyen faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü çevresinde 2022 yılında uygulanan peyzaj düzenleme alanı örneğinde yürütülmüştür. Çalışmanın temel çıkış noktası, başlangıçta aktif kullanımı hedeflenerek tasarlanan bu alanın zaman içinde kullanım yoğunluğunu kaybetmesi ve kısmen atıl hale gelmesidir. Bu kapsamda kullanım sürekliliğini etkileyen parametreler literatür taraması ile belirlenmiş, mekânsal, doğal/peyzaj ve çevresel/sosyo-mekânsal boyutlarda sınıflandırılmıştır. Ardından peyzaj mimarlığı ve şehir plancılığı alanlarından toplam 24 uzmanın görüşleri alınmış ve parametrelerin göreli önem düzeyleri Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ile değerlendirilmiştir. Elde edilen öncelik ağırlıkları, vaka alanında gerçekleştirilen var-zayıf-yok analizi ile birlikte yorumlanmıştır. Bulgular, kullanım sürekliliğinde en etkili parametrelerin ağaç taç örtüsü, güvenlik algısı, eğitim durumu, termal konfor ve yeşil doku/bitki örtüsü olduğunu göstermiştir. Buna karşılık çalışma alanında özellikle ağaç taç örtüsü, termal konfor, güvenlik algısı, bitkisel kalite ve algılanan erişilebilirlik açısından önemli yetersizlikler tespit edilmiştir. Oturma alanları ve yürüyüş yolları gibi bazı temel donatılar mevcut olsa da, bu unsurların tek başına alanın sürekli kullanımını sağlamadığı görülmüştür. Sonuç olarak çalışma, kampüs açık yeşil alanlarında kullanım sürekliliğinin yalnızca fiziksel donatı varlığına değil; çevresel kalite, mekânsal konfor, güvenlik ve kullanıcı deneyimine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda gölgeleme kapasitesinin artırılması, bitkisel tasarımın güçlendirilmesi, termal konforun iyileştirilmesi ve güvenli mekânsal düzenlemelerin geliştirilmesi önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KISA VADELİ TİCARİ ALACAKLARIN LİKİDİTEYLE İLGİLİ DEĞİŞKENLERİ KARŞILAMA ORANLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90265</guid>
      <author>Ali Faruk AÇIKGÖZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Ticari alacaklar işletmelerin likiditesini nicelik ve nitelik dışında tahsil edilme ve edilememe halinde de doğrudan etkileyebilmektedir. Ticari alacakların kısa vadeli düzeylerinin dönen varlık temel bileşenleri ve toplamı ile kısa vadeli yabancı kaynakların temel bileşenleri ve toplamı, aktif toplamı ve net satışlar toplamı karşısındaki uzun vadedeki görünümünü Türkiye’de reel sektör firmalarının tümü bakımından iki zaman kesitinde inceleyen bu çalışma, ticari alacakların kısa vadede diğer likidite değişkenlerini karşılama oranlarının genel durumunu belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Çalışmanın; dönen varlıklar içinde likidite sıralamasıyla hazır değerler, menkul kıymetler ve stoklar karşısında ticari alacakların karşılama oranlarının işletmelerin likidite risklerinin belirlenmesine pozitif, kısa vadeli yabancı kaynaklar içinde ise özellikle mali borç ve ticari borç kalemleri karşısında negatif olası risklerin taşınması konusunda denge sağlanması için yararlı olacağı düşünülmektedir. Böylece, çalışmanın işletmelerin ticari alacaklarının düzeyini kısa vadede kontrol etmelerinin sağlanması ve genel düzeyleri aşmalarıyla ilave riskler yaratılmaması için satış ve pazarlama politikalarını iyileştirmelerine ve ayrıca dönen varlıklar, kısa vadeli yabancı kaynaklar ve aktif toplamı ile net satışlar bakımından ilgili risklerin yönetilmesine ve çok boyutlu risk dengesi gözetilmesine yönelik katkı sağlaması beklenen sonuçları ve önerileri bulunmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN BÜTÜNLÜK ALGILARINA İLİŞKİN YÖNETİCİ VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90234</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90234</guid>
      <author>Özgür Sami AKGÜLAlev ÖZEN ,Habib ÖZKAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span lang="X-NONE" style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: windowtext; mso-ansi-language: X-NONE; mso-fareast-language: X-NONE;"&gt;Moral&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;sermayenin&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;temel&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;bileşenlerinden&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;biri&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;olan&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;bütünlük;&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;bireyin&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;sahip&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;olduğu&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;değerler&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;ile&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;iş&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;ve&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;sosyal yaşamındaki&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;eylemleri&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;arasındaki&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;tutarlılığı&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;temsil&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;eder.&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;Bu&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;kavram,&lt;span style="letter-spacing: -.65pt;"&gt; &lt;/span&gt;eğitim&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;yöneticilerinin&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;kriz&lt;span style="letter-spacing: -.7pt;"&gt; &lt;/span&gt;anlarında etik ilkelerden ödün vermeksizin dürüst ve kararlı bir duruş sergilemeleri açısından kritik önem taşımaktadır. Bu araştırma, okul yöneticilerinin bütünlük düzeyine ilişkin algılarını, hem kendi içsel tutarlılıkları hem de öğretmenler tarafından gözlemlenen dışsal yansımaları bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desenin kullanıldığı araştırmanın çalışma&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;grubunu,&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;Gaziantep&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;ilinde&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;görev&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;yapan&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;15&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;öğretmen&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;ve&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;8&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;okul yöneticisi&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;oluşturmaktadır.&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanan veriler, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;bulguları,&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;öğretmen&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;ve&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;yönetici&lt;span style="letter-spacing: -.1pt;"&gt; &lt;/span&gt;görüşlerinin&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;etik&lt;span style="letter-spacing: -.25pt;"&gt; &lt;/span&gt;değerler&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;ve&lt;span style="letter-spacing: -.05pt;"&gt; &lt;/span&gt;moral&lt;span style="letter-spacing: -.1pt;"&gt; &lt;/span&gt;sermaye&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;ekseninde&lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt; &lt;/span&gt;genel bir uyum sergilediğini göstermektedir. Özellikle yöneticilerin akademik hedeflere ulaşma sürecindeki destekleyici tutumu öğretmenler tarafından olumlu karşılanırken karar alma süreçlerinde iki grup arasında belirgin bir algı farklılığı olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun ortak aklı esas alan katılımcı bir yaklaşımı benimsediği, yöneticilerin ise bütünlüğü daha çok mevzuat ve yönetmeliklere bağlılık üzerinden tanımladıkları görülmüştür. Performans değerlendirme süreçlerinde nesnel bir yaklaşımın benimsendiğinin belirlendiği çalışmadan elde edilen sonuçlar ışığında uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN EĞİTİMİNDE PROJE TABANLI ÖĞRENMENİN YARARLARI VE SINIRLILIKLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=94171</guid>
      <author>Ulaş KUBAT </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; background: white; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: #0f1115; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Proje temelli öğrenme, özellikle araştırma sürecini aktif tutan görevler vermeye dayanan bir öğretim yaklaşımıdır. Amaç, öğrencilerin sorgulama yoluyla ilerlemesi ve öğretmenin değerlendirmesine temel oluşturacak bilgi, beceri ve tutumlar geliştirmesidir. Öğrenciler projelerini gerçek dünyada deneyimledikleri durumlar üzerine inşa eder, kullandıkları araçlar ve yaptıkları etkinlikler yaşamın kendisinden bir parça taşır. Proje Tabanlı Öğrenme (PTÖ), öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerine dair üstbilişsel bir farkındalık kazanmalarına da katkı sunar. Tüm bu yararlarına karşın zaman yönetimi ve değerlendirme zorluğu gibi proje tabanlı öğrenmenin bazı sınırlılıkları da vardır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öğretmenler, proje tabanlı öğrenmenin yararları konusunda kalıcı öğrenmeyi sağlaması, öğrencilerin işbirliği yapma becerilerini geliştirmesi ve gerçek yaşamla bağlantı kurmalarını en fazla olarak vurgulamışlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLM MÜZİĞİ BESTELEME TEKNİKLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=89975</guid>
      <author>Anıl ALTINSOYAysim DOLGUN ILDIZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Makale içerisinde dünya çapında tanınan film müziği bestecilerinden John Williams, Alan Silvestri, Ennio Moricone ve Alan Menken’in eserleri incelenmiştir. Eser incelemelerinde küçük performans gruplarından büyük orkestral film müziklerine genel bir değerlendirme yapılmış ve eserlerin partitürlerinden örnekler verilmiştir. Makalenin başlangıcında film müziği besteleme tekniklerinin geleneksel bestecilik tekniklerinden farklarına yüzeysel olarak araştırma yapılmış ve elde edilen bulgulardan kayda değer olanlar içeriğe yazılmıştır. Geleneksel bestecilik tekniklerinin film müziğine nasıl yansıdığı ve gelişime başlaması ile ilgili tarihsel bir araştırma yapılmış, ilk film müziği olarak kabul edilen “Snow White and Seven Dwarves” isimli filmde kullanılan müziğin geleneksel bestecilik teknikleri ile bestelenen eserler ile karşılaştırması yapılmış ve bu karşılaştırmadan elde edilen veriler çalışmanın birinci bölümünün sonunu oluşturmuştur. Dünya çapında tanınan “Star Wars”, “For A Few Hundred Dollar”, “Star Trek”, “Schindtler’s List” ve “Back to the Future” gibi filmlerin müzikleri ve bestecilerinin teknikleri üzerine incelemeler yapılmıştır. İlk olarak Ennio Moricone’nin filmlerinde kullandığı bestecilik teknikleri, orkestral yönden incelenmiştir. Sonrasında ise sırası ile Alan Silvestri, Alan Menken, Michael Giacchino ve John Williams’ın film müziklerinden seçmeler yapılarak orkestral rezonans, vurucu etki farklılıkları, dinamik değişimleri, bakır nefesliler başta olmak üzere sırası ile yaylı çalgılar, tahta nefesliler ve efekt olarak büyük bir güç olan vurmalı çalgıların kullanımları üzerine incelemeler yapılmıştır. Son olarak ülkemizde film müziği besteciliğini bulunduğu nokta ve dünyadaki yerine değinilmiştir. Ülkemizde çekilen filmlerin müziklerinin yapıları, entrümantasyon yönünden içerikleri ve melodik akıcılığı yönünde bir kaynak taraması yapılmış ve elde edilen veriler ise çalışmanın son kısmını oluşturmuştur. Sonuç kısmında ise ülkemizdeki film müzikleri ve yurtdışındaki film müziklerinin farklılıklarına değinilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMENLERİNİN GÜNCEL SANAT PRATİKLERİNE YÖNELİK METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90078</guid>
      <author>Hüseyin NAİFSeda LİMAN TURAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu araştırmanın amacı, görsel sanatlar öğretmenlerinin güncel sanat pratiklerine yönelik metaforik algılarını incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024 -2025 eğitim- öğretim döneminde Rize İli Millî Eğitim Bakanlığı ortaöğretim kurumları arasından random yöntemi ile seçilen üç ortaöğretim kurumunda görev yapan görsel sanatlar öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri literatür taranarak ve uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış mülakat formu ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen veriler, görsel sanatlar öğretmenlerinin güncel sanat pratiklerine dair bilgi düzeylerinin genel olarak yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu görüşme formunda yer alan sanatçıları ve güncel sanat pratiklerini daha önce görmemiş veya tanımamıştır. Buna rağmen bazı katılımcıların eserlerin biçimsel ve kavramsal yönlerini yorumlamaya çalıştıkları ve özellikle metaforik olarak anlamlandırmaya çalıştıkları görülmüştür. Bu durum, katılımcıların güncel sanatın çok katmanlı yapısına yönelik sınırlı da olsa farkındalık geliştirdiklerini göstermektedir. Araştırma, görsel sanatlar öğretmeni adaylarının kavramsal analiz ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini, bu amaçla lisans programlarının ve hizmet içi eğitimlerin güncel sanatla daha bütüncül bir biçimde ilişkilendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELECEĞİN OKULUNU İNŞA ETMEK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90123</guid>
      <author>Celal ARAMAZMehmet ŞAHİN ,Ergin ŞEN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, eğitim kurumlarında değişim yönetimi süreçleri ile liderlik yaklaşımları arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir literatür taramasıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle değişim yönetimi kuramları (Lewin'in Üç Aşamalı Modeli, Kotter'ın 8 Adımlı Modeli, süreç odaklı modeller ve planlı değişim yaklaşımları) ele alınmış, eğitim kurumlarında değişimin özgün dinamikleri, değişimi tetikleyen faktörler, okul kültürü ve değişim ilişkisi ile değişime direnç kavramı incelenmiştir. İkinci bölümde liderlik kuramlarının evrimi ve eğitim bağlamı, değişim odaklı liderlik modelleri (dönüşümcü, vizyoner, öğretimsel, dağıtımcı, hizmetkâr liderlik) ve değişim lideri olarak okul müdürünün rolleri (vizyon oluşturma ve paylaşma, güven ve iş birliği kültürü inşa etme, mesleki gelişim ve kapasite oluşturma) analiz edilmiştir. Değişim sürecinde liderliğin rolü, değişimin başlatılması, uygulanması ve kurumsallaştırılması aşamaları bağlamında tematik olarak incelenmiştir. Geleceğin okulu paradigması çerçevesinde dijital dönüşüm ve teknoloji liderliği, esnek öğrenme ortamları ve fiziksel/mimari dönüşüm, bireyselleştirilmiş öğrenme ve yapay zeka, toplumla bütünleşmiş okul modeli ve paydaş liderliği ile sürdürülebilir değişim için liderlik kapasitesi konuları ele alınmıştır. Türkiye bağlamında yapılan değerlendirmede, ulusal aliteratürün metodolojik çeşitlilik ve güncel liderlik modelleri açısından uluslararası literatüre göre sınırlı kaldığı, ancak son yıllarda dijital dönüşüm farkındalığında olumlu gelişmeler yaşandığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, başarılı bir değişim yönetimi için planlı ve sistematik yaklaşımların benimsenmesi, değişim odaklı liderlik modellerinin etkin kullanılması ve geleceğin okulu için dijital dönüşüm, esnek öğrenme ortamları, bireyselleştirilmiş öğrenme, toplumla bütünleşme ve sürdürülebilirlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir liderlik modeli önerilmiştir. Bu model, vizyoner, dönüşümcü, dağıtımcı ve teknolojik liderlik unsurlarını bir araya getirerek okulların geleceğe hazırlanmasında yol gösterici olmayı hedeflemektedir. Çalışma, eğitim yöneticilerine, politika yapıcılara ve araştırmacılara yönelik kapsamlı öneriler sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİNİ TÜRBELERİN YEREL TOPLUM ÜZERİNDEKİ SOSYOEKONOMİK ETKİLERİ: MEVLANA RUMİ, KONYA VE BARİ İMAM, İSLAMABAD'IN KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90190</guid>
      <author>Zain UL ABİDEENZain UL ABIDEEN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, Türkiye, Konya'daki Mevlana Celaleddin Rumi Türbesi ve Pakistan, İslamabad'daki Bari İmam Türbesi olmak üzere iki önemli Sufi türbesinin sosyoekonomik etkilerini karşılaştırmalı analiz yoluyla analiz etmektedir. Her iki türbe de önemli dini ve kültürel merkezler olarak işlev görse de, ekonomik, sosyal ve altyapısal etkileri bağlamsal farklılıklar nedeniyle önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Araştırma, akademik yayınlar, kitaplar, raporlar ve devlet kaynaklarından elde edilen ikincil verileri kullanarak beş temel değişkeni incelemektedir: yerel ekonomik büyüme, dini turizm, altyapı ve kentsel gelişim, istihdam yaratma ve toplumsal uyum. Araştırmalar, her iki türbenin de önemli sayıda turist çektiğini ve konaklama, ulaşım, perakende ve el sanatları endüstrileri aracılığıyla gelir üreterek yerel ekonomiyi olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Türbeler, dini ritüeller, festivaller ve miras gelenekleri aracılığıyla kültürel korumayı, dinler arası iş birliğini ve toplum katılımını kolaylaştırmaktadır. Mevlana Celaleddin Rumi Türbesi'nin ekonomik etkisi, çoğunlukla dünya çapındaki ünü, yabancı turist akını ve gelişmiş altyapısı sayesinde çok daha önemlidir. Öte yandan, Bari İmam Türbesi, dini önemine rağmen, yetersiz altyapı, kısıtlı kentsel büyüme ve yerel turist yoğunluğu nedeniyle ekonomik açıdan zayıf bir konumdadır. Araştırma, özellikle Bari İmam Türbesi ile ilgili olarak, yerel halk için sosyoekonomik avantajları en üst düzeye çıkarmak amacıyla gelişmiş yönetim, altyapı geliştirme ve sürdürülebilir turizm stratejilerine duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Mevcut dengesizlikler giderilerek, her iki bölge de kültürel miraslarını geliştirebilir ve kapsamlı sosyal ve ekonomik kalkınma için dini turizmin potansiyelinden yararlanabilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> TÜKETİCİ YENİLİKÇİLİĞİ İLE YENİ ÜRÜN SATIN ALMA NİYETİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN TEKNOLOJİ KABUL MODELİ BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90199</guid>
      <author>Özgür YILDIRIM </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışmanın amacı, tüketici yenilikçiliği ile yeni ürün satın alma niyeti arasındaki ilişkiyi Teknoloji Kabul Modeli çerçevesinde incelemek ve tüketici yenilikçiliğinin algılanan fayda ile teknolojik uzmanlık üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Araştırma nicel yöntemle gerçekleştirilmiş olup veriler anket tekniğiyle toplanmıştır. Çalışma kapsamında 198 katılımcıdan elde edilen veriler SmartPLS 4 programı kullanılarak kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi (PLS-SEM) yöntemiyle analiz edilmiştir. Ölçüm modeline ilişkin bulgular, tüm yapıların Cronbach’s Alpha ve bileşik güvenirlik değerlerinin 0,70’in, ortalama açıklanan varyans (AVE) değerlerinin ise 0,50’nin üzerinde olduğunu göstermektedir. Yapısal model sonuçlarına göre tüketici yenilikçiliğinin teknolojik uzmanlık (&amp;beta; = 0,384; p &lt;0,001) ve algılanan fayda (&amp;beta; = 0,436; p&lt;0,001) üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca tüketici yenilikçiliğinin yeni ürün satın alma niyeti üzerinde güçlü ve doğrudan bir etkisi olduğu belirlenmiştir (&amp;beta; = 0,612; p &lt;0,001). Modelde yeni ürün satın alma niyetine ilişkin açıklanan varyansın orta düzeyde olduğu görülmektedir (R&amp;sup2; = 0,399). Buna karşılık teknolojik uzmanlığın (&amp;beta; = 0,012; p&gt; 0,05) ve algılanan faydanın (&amp;beta; = 0,031; p&gt; 0,05) yeni ürün satın alma niyeti üzerindeki doğrudan etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu bulgu, yüksek yenilik içeren yapay zekâ destekli ürünlerde satın alma kararlarının yalnızca rasyonel fayda değerlendirmelerine dayanmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, yapay zekâ destekli ürünler bağlamında tüketici yenilikçiliğinin teknoloji kabul değişkenlerine kıyasla daha belirleyici bir rol üstlendiği ortaya konmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YAKIN PARTNER ŞİDDETİ ARAŞTIRMALARINDA ÇARESİZLİK TEMASI ÜZERİNE BİR DERLEME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90217</guid>
      <author>Gülin KAHYA ÇELİKAYİnci BOYACIOĞLU BAL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu derleme çalışması, Türkiye’de yakın partner şiddetine maruz kalan kadınların yaşadığı çaresizlik, öğrenilmiş çaresizlik ve umutsuzluğu çalışan makale ve tezleri incelemektedir. 10 Şubat-10 Mart 2026 tarihleri arasında çalışmalara erişmek amacıyla ulusal ve uluslararası akademik veri tabanları ile Ulusal Tez Merkezi’nde detaylı bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yalnızca Türkiye’de yürütülen, yakın partner şiddetine maruz kalan kadınlarla çalışan, psikoloji disiplini ile ilişkili, Türkçe ve İngilizce makaleler kapsam dahiline alınmıştır. Tarama sonucunda kriterlere uygun 20 çalışma (10 makale ve 10 tez) tespit edilmiştir. Çalışmaların yöntemleri incelendiğinde nicel, ilişkisel ve kesitsel desenlerin sıklıkla tercih edildiği, nitel ve müdahale temelli çalışmaların kısıtlı olduğu görülmüştür. Çalışmaların temalarının ise başta &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: EN-US;"&gt;bilişsel süreçler, öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri, kadınların psikolojik iyi oluşları ve sosyal faktörler&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt; olmak üzere farklılık gösterdiği görünmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’de yakın partner şiddeti bağlamında maruz kalanların çaresizliğini konu edinen çalışmalar sayıca sınırlı olmakla birlikte var olan çalışmalar farklı şiddet türlerinin maruz kalanların yaşadığı çaresizliği üzerindeki etkisine vurgu yapması ve kadınların çaresizliğine etki eden kültürel normlara atıfta bulunması nedeniyle öncü niteliğindedir. Öte yandan, gelecekteki çalışmaların, maruz kalanların çaresizliğini yalnızca yakın partner şiddetinin sonucu değil dinamik bir süreç olarak ele alarak uluslararası alanyazınla paralel şekilde kadınların öz kaynakları ve çaresizlikle baş etme stratejilerine odaklanması alanyazına zengin bir katkı sunacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VETERİNER KLİNİKLERİNDE BİYOFİLİK TASARIMIN MEKÂNSAL KULLANIMI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90239</guid>
      <author>Ümmühan SUNARFatma Ceyda GÜNEY YÜKSEL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Biyofilik tasarım, insan ile doğa arasındaki ilişkinin yapılı çevre aracılığıyla yeniden kurulmasını amaçlayan bir tasarım yaklaşımıdır. Literatürde biyofilik tasarımın çoğunlukla insanlara hizmet veren sağlık yapıları üzerinden ele alındığı görülmekte, insan ve hayvanın aynı mekânsal ortamı paylaştığı veteriner kliniklerinin ise bu bağlamda sınırlı biçimde incelendiği anlaşılmaktadır. Bu çalışma, biyofilik tasarım yaklaşımını veteriner klinikleri bağlamında ele alarak söz konusu tasarım ilkelerinin bu yapı türünde nasıl değerlendirilebileceğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Brezilya’da yer alan Sentidos Veteriner Kliniği örnek yapı olarak seçilmiş; yapı, Browning, Ryan ve Clancy (2014) tarafından tanımlanan biyofilik tasarım desenleri doğrultusunda doküman incelemesi ve görsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda, klinikte doğal ışık, iç avlu ve bitkisel unsurlar gibi doğayla doğrudan ilişki kuran tasarım kararlarının öne çıktığı, ancak bazı biyofilik tasarım desenlerinin sınırlı düzeyde karşılandığı belirlenmiştir. Bu bulgular, biyofilik tasarım yaklaşımının veteriner kliniklerinde mekânsal tasarım açısından önemli bir potansiyel sunduğunu ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİPLOE KALINLAŞMASI: MUĞLA MENGEFE TOPLULUĞU ÜZERİNDEN BİR PALEOPATOLOJİK YAKLAŞIM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90275</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90275</guid>
      <author>Gonca GÜLİsmail ÖZER </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, Muğla ili, Milas ilçesi, Hüsamlar Köyü sınırları içerisinde yer alan, Geç Geometrik, Klasik ve Helenistik Dönem ile tarihlenen Mengefe Topluluğu’na ait insan iskelet materyali üzerinde yapılan makroskobik analizlerle cranial diploe kalınlaşması olgusunu sistematik biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. İncelenen toplam 145 bireyden 17’sinde (%11,72) diploe kalınlaşması tespit edilmiş olup, bu bireylerin yalnızca dördünde kalınlaşmaya porotic hyperostosis de eşlik etmektedir. Bu bireylerin hiçbirinde cribra orbitalia gözlemlenmemiştir. Yaş grubu analizinde, lezyonların kadınlarda yalnızca orta erişkin yaşta, erkeklerde ise tüm erişkinlik dönemlerinde görüldüğü saptanmıştır. Mengefe verileri, Anadolu’daki diğer topluluklarla karşılaştırıldığında diploe kalınlaşması sıklığının oldukça düşük düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. Sonuçlar, diploe kalınlaşmasının yalnızca kemik morfolojisindeki bir değişiklik değil; aynı zamanda bireylerin yaşadığı çevre, sağlık koşulları ve toplumsal yapı hakkında bilgi sunması; paleopatolojik değerlendirmelerde bu bulgunun, bağımsız bir tanı kriteri olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL DİPLOMASİ VE İNSAN HAKLARI ARASINDA: KÜRESELLEŞMENİN ULUSLARARASI İNSANİ DEĞERLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90356</guid>
      <author>Hesham Mohammed Ahmed ALI  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; color: windowtext; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-YE;"&gt;Bu makale küreselleşme, diplomasi ve insan haklarının nasıl iç içe geçtiğini ve ikisinin nerede karşılaşabileceğini, ayrıca sunulan zorlukları ve fırsatları inceliyor. Çalışmanın amacı küreselleşmenin diplomasiyi ve insan hakları söylemini nasıl etkilediğini araştırmaktır. Amaç küreselleşmenin veya dünyevileşmenin iki tarafını vurgulamaktır. Bizi daha kapsayıcı ve işbirlikçi hale getirebilirken, aynı zamanda eşitsizliklerimizi ve çifte standartlarımızı da artırabilir. Bu makale nitel metodoloji kullanır ve küreselleşmenin diplomasi, insan hakları ve küreselleşme ve insan hakları meselesinde bunlar arasındaki etkileşim üzerindeki etkisini değerlendirmek için çok sayıda literatür incelemesine ve örnek vakaya, örneklere dayanır. Makaleye göre, Küreselleşme diplomasinin doğasını değiştirir ve çok taraflılığın büyümesine neden olur. Ancak aynı değişim, özellikle zayıf devletlerin marjinalleşmesi gibi sorunların ortaya çıkmasına da neden olmuştur. İnsan haklarından bahsettiğimizde, makale küreselleşmenin bir yandan standartları teşvik etmeye yardımcı olduğunu, diğer yandan da devam eden çelişkileri ortaya çıkardığını söylüyor. Sivil toplum ve diğer devlet dışı aktörlerin bu dengesizlikte değişiklikler yaratmada önemli bir rolü var. Çalışmada, "Küreselleşme daha adil bir dünya getirme yeteneğine sahiptir, ancak bu kapasite yalnızca daha adil bir küresel yönetişim ve kapsayıcı bir gündemle elde edilebilir." deniyor. Özetle, hükümet bir bütün olarak küresel düzeyde rekabeti yönetmeye ve insan onurunu ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaya çağrılıyor.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE BOŞANMA 	</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=90409</guid>
      <author>Nurbanu AKBULUT  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: windowtext;"&gt;Aile, toplumun en temel yapı taşıdır ve bireylerin hayata adım attığı ilk yerdir. Ancak, günümüzde sanayileşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte aile yapısında önemli değişimler meydana gelmektedir. Kadınların iş gücüne katılımı, aile içi rollerin değişimi ve feminist hareketler gibi faktörler, aile dinamiklerini etkilemektedir. Bu değişimler, evlilik kurumundaki geleneksel normların sorgulanmasına ve değişmesine neden olmuştur. Kadınların ekonomik bağımsızlığı artarken, aile içi ilişkilerde rekabet ve iletişim eksikliği gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Boşanma oranlarındaki artış da bu değişimlerin bir sonucudur. Boşanma sürecine giren çiftler, ailelerine ve çevrelerine karşı çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Toplumun boşanmaya dair olumsuz algısı ve damgalamalar, çiftlerin psikolojik olarak etkilenmesine neden olmaktadır. Özellikle kadınlar, boşanma sürecinde daha fazla etkilenmekte ve destek ihtiyacı duymaktadır. Boşanma, sadece eşler arasındaki ilişkiyi etkilemekle kalmamış, aynı zamanda çocuklar üzerinde de derin etkiler bırakabilmektedir. Çocukların sağlıklı bir şekilde bu süreci atlatabilmeleri için anne ve babalarının tutumu ve iletişimi önemlidir. Aile içi şiddet gibi faktörler, boşanma oranlarının artmasında önemli bir rol oynamaktadır.&lt;span style="display: none; mso-hide: all;"&gt;Formun Üstü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-05-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


