






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2024 Sayı 153</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3037</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>GEOMETRİYE İLİŞKİN TUTUMLARIN CİNSİYET, SINIF SEVİYESİ, MATEMATİK BAŞARISI VE EBEVEYN EĞİTİM DURUMUNA GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76062</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76062</guid>
      <author>Sena YILDIZYasemin KATRANCI </author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Bu araştırmada ilk olarak geometriye ilişkin tutumların nasıl ve ne düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu tutumların çeşitli değişkenlere (cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı ve ebeveyn eğitim durumu) göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Buna göre tarama modeli esas alınmış ve 383 ortaokul öğrencisi ile araştırma yürütülmüştür. Demografik Bilgi Formu ve Geometriye Yönelik Tutum Ölçeği veri toplama araçlarıdır. Betimsel istatistiklerin yanı sıra parametrik teknikler ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Analizlere göre ortaokul öğrencilerinin geometriye ilişkin tutumlarının orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin geometriye ilişkin tutumları sınıf seviyelerine göre anlamlı bir farklılık göstermekte olup en yüksek geometri tutum puanına beşinci sınıf öğrencileri sahiptir. Bu sonucun yanı sıra, öğrencilerin geometri tutumları cinsiyet, matematik başarısı ve ebeveyn eğitim durumlarına göre herhangi bir farklılık göstermemektedir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DUYGUSAL ZEKÂ VE HİZMETKÂR LİDERLİK FARKINDALIK ARAŞTIRMASI: YAHŞİHAN BELEDİYESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76260</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76260</guid>
      <author>Recep YÜCELŞebnem YÜCEL  ,Erhan KILINÇ  </author>
      <description>Kamu hizmetleri temelinde belediyeler,  toplumun ihtiyaçlarına hızlı ve etkili bir refleks göstermekle karşı karşıyadırlar. Başka bir deyişle belediyeler, toplumsal hizmetlere yönelik olarak motor görevini yürütmektedirler. Dolayısıyla, belediye çalışanlarının duygusal zekâ düzeyleri ve hizmetkâr liderlik algıları, belediyelerin performansı bakımından ön plana çıkmaktadır. Bu genel görüşlere dayanılarak çalışmanın amacı; belediye çalışanlarının duygusal zekâ düzeyleri ve hizmetkâr liderlik algılarını eğitim öncesi ve sonrası farklılıklarını ortaya çıkartmaktır. Araştırmanın evrenini Yahşihan belediyesindeki çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini; gönüllü olarak eğitime katılan ve kolayda örneklem yoluyla seçilen 46 belediye çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada ilk ölçek olarak kaynağını Mayer ve Salovey’in (1997) çalışmasından alan Lee ve Kwak (2012) tarafından geliştirilen ve Türkçe’ye geçerliliği Kayıhan ve Arslan (2016) tarafından sağlanan duygusal zekâ ölçeği kullanılmıştır. İkinci ölçek olarak ise Kaynağını Dennis ve Winston (2003), Page ve Wong’un (2000) oluşturduğu ve Türkçe geçerliliğinin Aslan ve Özata (2011) tarafından yapılan Hizmetkâr Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada, katılımcılara, farkındalıklarını incelemek amacıyla ön test-son test yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, başkalarının duygularını anlayabilenlerin oranı yüksek düzeydedir. Katılımcılar, kendi duyguları yönetmede; yalnız kalma, nefes egzersizi yapma, ortamdan uzaklaşma, müzik dinleme ve sakin kalmaya çalıştıklarını belirtmişlerdir.  Katılımcılara göre, çoğunlukla liderin, hizmetkâr lider olmalıdır görüşü hâkim görüş olarak tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmanın diğer bir sonucunda ise tek bir soru hariç, hizmetkâr liderlik algısına ilişkin sorular, eğitim öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir farklılık göstermemiştir. </description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK GÜLDÜRÜ SİNEMASINDA KAHRAMANIN BAKIŞ AÇISINDAN TOPLUMSAL ELEŞTİRİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76269</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76269</guid>
      <author>Pınar ÖZGÖKBEL BİLİSAli Emre BİLİS  </author>
      <description>Türk sinemasının en önemli türlerinden biri komedidir. Türk tiyatrosundaki güldürü geleneğinin sinemada devam etmesini sağlayan komedi filmleri toplumsal değişime ve dönüşüme her zaman duyarlı olmuştur. Türk sinema tarihine bakıldığında komedi filmlerinde; göç, kentleşme, modernleşme, ötekileştirme vb. gibi konular başta olmak üzere sosyal ve politik birçok konuya karşı eleştirel bir söylemin var olduğu görülmektedir. Toplumun zaman içindeki değişimi göz önüne alındığında, hayatı yansıtan niteliğe sahip güldürü sinemasının temalarının da değiştiği söylenebilmektedir. Bu çalışma Türk komedi sinemasında öne çıkan kahramanların bakış açısıyla birlikte toplumsal değişimi ve bu bağlamda komedi filmlerde inşa edilen eleştirel söylemi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Türk sinemasında komedi türünün en parlak döneminin yaşandığı 1970’li yıllardan günümüze kadar olan süreç çalışmanın temel analiz kesiti olarak belirlenmiştir. Bu tarihler arasında çekilen ve toplumsal eleştiriye sahip filmler çalışmanın araştırma evrenini oluşturmaktadır. Bu evren içinde amaca uygun örneklem alınmış ve Kemal Sunal, Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar tarafından canlandırılan komedi film kahramanları analiz kapsamına dâhil edilmiştir. Çalışmada nitel yöntemlerden biri olan betimsel içerik analizi kullanılarak veriler toplanmıştır. Buna göre komedi film kahramanlarının bakış açısını ortaya koyacak kavram ve temalar belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgulara göre, Kemal Sunal’ın çeşitli tiplemeleri eğitim sorunları, geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, evsizlik, ağalık sistemi vb. gibi konulara ilişkin eleştirel yaklaşıma sahiptir. Yakın dönemi temsil eden Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar’ın Arif ve Recep İvedik tiplemelerinin ise yozlaşma, duyarsızlık, bilinçsizlik, yabancılaşma, vahşi kapitalizm, medyanın olumsuz etkileri vb. gibi konularda toplum ve sistem eleştirisi yaptığı tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİJİTALİZM &amp; METAVERSE EVRENİNDE, MARKALARIN PAZARLAMA FAALİYETLERİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76338</guid>
      <author>Gonca UNCU</author>
      <description>Metaverse, sanal ve artırılmış gerçeklikle birleşen geniş bir dijital evrendir. Bu evrende markalar, geleneksel pazarlama ve etkileşim yöntemlerinin ötesine geçerek Fijital deneyimler yaratma potansiyeline sahip olmuşlardır. Markalar da gelişen teknolojik çağla birlikte birçok alanda dijitalleşmeye doğru bir dönüşüm yaşanmış ve Fijitalizm’in önemini kavramışlardır. Web 3.0’ın ortaya çıkışı sanal ortamların kullanımını yaygınlaştırmıştır. Dolayısıyla markaların bu sanal çağa dünyaya adaptasyonu zorunlu hale gelmiştir. Metaverse evreni ile tüketicilere artırılmış sanal gerçeklik deneyimi sunulmaktadır ve kullanıcılar bu sanal evrende vakit geçirerek sosyal ihtiyaçlarını giderebilmektedir. Markaların sanal evrendeki temsilleri avatarlar, dijital ürünler ve sanal mekanlar ile gerçekleşmektedir. Gerçek ve dijitali birleştiren fijital ortamda sanal varlıklar olarak markalar kendilerini ifade edebilir ve marka imajlarını güçlendirebilirler. Sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamaları ile markalar metaverse içindeki kullanıcı deneyimini güçlendirmektedir. Aynı zamanda bu deneyimler yeni marka hikayeleri yaratmaktadır. Markalar böylelikle, Metaverse evreninde reklam ve tanıtım çalışmaları yaparak dijital dünyaya kendilerini entegre etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla markaların yeniliğe adapte olması ve dijital çağın öncüsü olan adımlar atması kendi itibar ve imajları açısından oldukça önemlidir. Bu araştırmada ele alınan global ölçekli markaların Metaverse evrenindeki temsilleri, dijital pazarlama ve reklam çalışmaları bağlamında ele alınarak, sanal evrendeki avatar kullanımları üzerinden incelenecektir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞIN BECERİSİ: DİJİTAL OKURYAZARLIK VE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMEN ADAYLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76619</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76619</guid>
      <author>Tuba ŞENGÜL BİRCANKevser AYDIN </author>
      <description>Değişen dünya ve ihtiyaçlar, okuryazarlık becerilerini çeşitlendirdi ve dijital okuryazarlığı çağın vazgeçilmez bir unsuru olarak ön plana çıkardı. Bunun sonucunda öğrenme ve öğretimin geleceği olan öğretmen adaylarının yeni nesil beceriler konusunda yetiştirilmesi bir zorunluluk halini aldı. Bu sebeple çalışmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri incelenmiştir. Araştırma, nitel ve nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı karma yöntem çalışmasıdır. Çalışmanın nitel kısmında fenomenoloji, nicel kısmında da betimsel tarama desenleri kullanılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında araştırmacılar tarafından organize edilen bir ölçekten yararlanılmıştır. Ölçeğin bir bölümünde Hamutoğlu vd. (2017) tarafından Türkçe’ye uyarlanan 17 maddelik dijital okuryazarlık anketinin maddeleri kullanılmıştır. Araştırma verileri yüz yüze ve e-posta ile olmak üzere iki yolla toplanmış, betimsel analiz ve betimsel tarama teknikleriyle veriler çözümlenmiştir. Çalışma bulgularına göre; sosyal bilgiler öğretmen adaylarının dijital okuryazarlığı tanımlayabildiği, yapılan tanımlamaların büyük çoğunluğunun tecrübeye dayalı olduğu ve öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyinin yüksek olarak puanlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının cinsiyet karşılaştırmasında erkek adayların; bilgisayar sahipliği karşılaştırmasında bilgisayara sahip olanların; sınıf düzeyinde de mezun adayların dijital okuryazarlık düzeyi diğerlerine göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. </description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANALOGDAN DİJİTALE MÜZİK TÜKETİMİNİN DEĞİŞİMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76205</guid>
      <author>Cihan TABAKMuhammed İzzet AÇIKYILDIZ  </author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Müzik tüketiminin tarihsel değişimine odaklanan bu araştırma; müzik dinleme alışkanlıklarının plak, kaset ve radyo gibi analog formatlardan nasıl etkilendiğini ortaya koymaktadır. Günümüzde dijital müzik çağının gelişimiyle; ses dosyalarına uygulanan ikili kodlama formatların ve internetin müzik dağıtımı üzerindeki etkisi sorgulanmaktadır. Yayın hizmetlerinin yükselmesi ve çevrimiçi müzik platformlarının varlığı, müzik endüstrisinde önemli bir değişimin yaşanmasına olanak sağlamıştır. Bu değişimin sadece müzikten para kazanma yöntemlerini değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini ve müziğe erişilebilirliği de olumlu yönde etkilediği gözlemlenmektedir. Dijital çağda ortaya çıkan yasal ve etik meselelere değinilen bu araştırmada; telif hakkı sorunları, sanatçı tazminatı tartışmaları, gizlilik ve veri güvenliği endişeleri ön plana çıkarken, günümüz müzik endüstrisinin karşılaştığı zorluklar da ele alınmaktadır. Bu çerçevede; yapay zekâ ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin, müzik tüketim modelleri üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği ve sektörde ne gibi değişimlere yol açabileceği detaylı bir biçimde incelenmektedir. </description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI İŞLEME SANATININ BİR YANSIMASI OLARAK GELİN AYAKKABILARI VE TERLİKLERİ (ANKARA ETNOGRAFYA MÜZESİ ÖRNEKLERİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76353</guid>
      <author>Demet ÖRNEKMelike KILIÇAY </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; color: windowtext; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Ayakkabı ve terlik ayağı dış etkilerden korumak amacı ile ortaya çıkmış, geçmişten günümüze gelişimini sürdüren önemli giyim eşyalarındandır. Başta deri olmak üzere farklı malzemelerin kullanılması ile oluşturulan ayakkabı ve terlikler, kültürel değerler içerisinde yer aldığı için bugün müzelerde korunmakta ve sergilenmektedir. Toplumsal yaşamda önemli günlerden kabul edilen kına ve düğün merasimlerinde kullanılan kıyafetler ile aksesuarları tamamlayan en önemli eşya gelin ayakkabısı ve terlikleridir. Gelin terlikleri ve ayakkabıları işlemeleri, göz alıcı renkte deri ve atlas kaplamaları ile dikkat çekmekte, toplumsal farklılıkların kültürel açıdan değerlendirilmesin de rol oynamaktadır. Bu çalışmada Ankara Etnografya Müzesi’nde sergide yer alan gelin ayakkabıları ve terlikleri ele alınmıştır. Söz konusu 11 örnekten 5 tanesi gelin terliği, 6 tanesi ise gelin ayakkabısı olarak tasarlanmış ve kullanılmıştır. Geç Osmanlı dönemine ait olan bu gelin ayakkabı ve terlikleri, malzeme, kullanılan motif ve kompozisyon, işleme teknikleri ve renkleri ile dikkat çekmektedir.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Diğer yandan Osmanlı geleneksel el sanatları içerisinde yer alan simli, pullu kumaş kullanımının terlik ve ayakkabılarda da uygulandığının göstergesidir.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Gelinliği tamamlayan bu aksesuarların en az gelinlik kadar gösterişli ve özenli tasarlandığı anlaşılmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TORU TAKEMİTSU’NUN MÜZİKAL DİLİNE GENEL BAKIŞ VE KARAKTERİSTİK ÖGELERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76136</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76136</guid>
      <author>Mert ALTUNTAŞKoray SAZLI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 1cm 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, 20. yüzyılın önemli bestecilerinden Toru Takemitsu’nun (1930-1996), müzikal dili ve bu dilin karakteristik ögelerine odaklanmıştır. Bestecinin müzikal algısının nasıl değişimlere uğradığının daha net anlaşılabilmesi adına, yaşamındaki önemli olay ve gelişmelere yer verilmiştir. Takemitsu, 20. yüzyılda süregelen pek çok akım ve sanatsal fikirden etkilendiği gibi&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;pek çok çağdaş müzisyen ve sanatçıdan ilham almıştır. Bu etkilerin eşliğinde hayatı boyunca oldukça geniş çeşitlilikte eserler vermiş ve bu etkileri eserlerine yansıtmıştır. Takemitsu bu değişimlerden nasıl ve hangi yönde etkilendiğini çeşitli röportaj ve yazılarında zaman zaman açıklamıştır. Yapılan bu çalışma ile bestecinin açıklama, betimleme ve metaforları doğrultusunda müzikal ve sanatsal algısını değiştiren önemli gelişme ve olayların, müzikal dilindeki etkisi ve karakteristik ögeleri vurgulanarak, açıklığa kavuşması amaçlanmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAVAŞTAN ETKİLENEN ÇOCUKLARLA ÇALIŞIRKEN İKİNCİL TRAVMA YAŞAMAYA İLİŞKİN OTOETNOGRAFİK BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76207</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76207</guid>
      <author>Fatma AYSAZCI ÇAKAR</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Bu çalışma, Suriye'deki savaştan etkilenen çocuklarla çalışırken araştırmacının ikincil travma deneyimini keşfetmeyi amaçlayan bir otobiyografik araştırmadır. Bu nitel araştırma, araştırmacının kişisel ve profesyonel yaşam deneyimlerinden kameydana gelmiş olup, araştırmacının Türkiye'deki bir sosyal hizmet ortamında bu çocuklarla çalışırken karşılaştığı zorlukları ele almaktadır. Veriler, araştırmacının kişisel notlarından toplanmış olup, ikincil travma deneyimlerini yansıtmaktadır. Ayrıca, ikincil travmanın mesleki boyutuna daha derin bir anlayış kazanmak amacıyla araştırmacının danışmanlık yaptığı iki Suriyeli savaştan etkilenen çocuğun yaşam öyküleri de dahil edilmiş ve analiz edilmiştir. Özetle, araştırmacının ikincil travma deneyiminin otobiyografik keşfi, hem bir araştırmacı hem de bir klinisyen olarak dünyaya bakış açısını yeniden şekillendirmiş olup bu rollerde araştırmacının öz algısının anlamını da değiştirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ UYGUR TÜRKÇESİNDE MENTAL FİİLLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76449</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76449</guid>
      <author>Kadir KOÇ</author>
      <description>Mental sözcüğü, en genel tanımlamayla zihinle ilgili olan şey demektir. Dil, insanın soyut düşünebilen bir varlık olduğunun en güzel ispatıdır. Bu soyut düşünce becerisi insanın dünya üzerindeki yaşam tecrübesine bağlı olarak dil unsurlarına yansımıştır. Mental fiiller, duyum-algı-tepki aşamalarından oluşmaktadır. Tepki, dıştan gözlenebileceği gibi sadece uyarılanın zihninde de tezahür edebilir. Mental fiiller, başta psikiyatri olmak üzere tıp biliminin uzun yıllar dikkatini çekmiş ve nicel araştırmalar yapılmıştır. Son yıllarda dilbilimciler gerek tez gerekse makale boyutunda mental fiiller ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Bir dilin gelişmişliği soyut kavramları karşıma gücü ile değerlendirilebilir. Türkçe, soyut kavramları karşılamak bakımından gelişmiş bir dildir. Bu çalışmada, Karluk Grubu Türk lehçelerinden Yeni Uygur Türkçesindeki mental fiiller incelenmiştir. Mental fiillerin tespitinde &lt;em&gt;Yeni Uygur Türkçesi Sözlüğü, Türkçe-Uygurca Sözlük ve Yeni Uygur Türkçesi Grameri &lt;/em&gt;adlı eserlerden faydalanılmıştır. Yeni Uygur Türkçesindeki mental fiiller; duyu fiilleri, idrak fiilleri ve duygu fiilleri olmak üzere üç ana başlığa ayrılmıştır. Yapılan bu çalışma ile Yeni Uygur Türkçesinde mental fiillerin tespitine katkı sağlamak, Türkçenin soyut kavramları karşılama gücünü nitel verilerle ortaya koymak amaçlanmıştır</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLM SAHNESİNDEKİ ATMOSFERİN HAREKET-MEKAN-SES ÖRÜNTÜSÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76387</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76387</guid>
      <author>Kadriye Şehnaz CAMCIPelin YILDIZ  </author>
      <description>&lt;div&gt;&#13;
Bu makalede, bir sinema sahnesinde hissedilen atmosferin, tasarım düzleminde mekan ile ilişkisi ele alınmıştır. Diğer bir deyişle, film duygusunun inşasında, film mekanının rolü araştırılmıştır. Mekanın, somut özelliklerinin yanında kişiye duygusal hal yaşatma ve onu çağrışımlar içine alma gibi soyut bir özelliği de vardır. Bu soyut özellik mekanın atmosferi, ruhu veya duygusu şeklinde tanımlanır. Mimari mekanda, beden deneyimi ile hissedilen atmosfer, sinema filmlerinde gösterilen mekanların izlenilmesi ile de hissedilir. Filmin duygusuna altlık olacak şekilde gösterilen mekanlar, film atmosferine uygun şekilde tasarlanır. Buradaki mekan tasarımı, çalışmanın araştırma nesnesi olarak seçilmiştir. “Sinema sahnelerindeki mekanlar söz konusu atmosfer veya duygu ile örtüşecek şekilde nasıl tasarlanmaktadır?” sorusu araştırmanın başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Sorudan hareketle, Düşüş (The Fall) ve Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel) olmak üzere seçilen iki filmden birer sahne analiz edilmiştir. Çalışma özelinde geliştirilen hareket-mekan-ses ilişkisi, mimari ve sinemanın ortak ve birbiri ile ilgili teknikleri kapsamında altlık olarak kullanılmıştır. Mekan, bütüncül yaklaşımla ele alınmıştır. Sinema sahnesindeki kamera ve oyuncu hareketleri ile ses unsurlarının mekan ile örüntü oluşturduğu ve senkronize çalıştığı sonucuna varılmıştır.&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BELGESEL SİNEMADA METİNLERARASILIK KULLANIMI ÜZERİNE:  TUFANDAN ÖNCE FİLMİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76185</guid>
      <author>Ahmet Haluk MANAV</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Sinemanın kurmaca ve deneysel türleriyle beraber üç temel türünden biri olan belgesel sinema, tarihsel gelişimi içerisinde araştırmacılar tarafından farklı ölçütlere göre farklı alt türlere ayrılmıştır. Bu anlamda film teorisyeni Bill Nichols, &lt;em&gt;Introduction to Documentary&lt;/em&gt; isimli kitabında belgesel sinemayı kendi alt türleri gibi işlev gören altı biçeme ayırmıştır. Bu biçemlerden biri olan açıklayıcı tarzda belgesel içerisinde yer alan savların ispatlanması için illüstrasyonlara ya da belirtisel görüntüler olan fotoğraflara ve arşiv görüntülerine başvurulabilmektedir. Edebiyat teorisyeni Julia Kristeva, bir metnin başka metinlerle arasındaki her tür ilişkiye metinlerarasılık adını verir. Postmodern filozof Roland Barthes ise “Metin Teorisi” isimli makalesinde metin kavramını sadece yazın ile sınırlamayarak metinlerarasılığın kapsamını oldukça genişletmiştir. Bu bağlamda ele alındığında, Bill Nichols’ün açıklayıcı tarzının bahsi geçen özellikleri belgesel sinemayı postmodern dönemin okuma/çözümleme yöntemi olarak da kabul edilebilecek metinlerarasılığı kullanmaya yöneltmiştir. Bu çalışmada açıklayıcı tarza sahip olduğu araştırmadan elde edilen bulgularla ortaya konulmuş &lt;em&gt;Tufandan Önce&lt;/em&gt; filmi amaçlı örneklem olarak seçilmiştir. Nitel bir araştırma olan çalışmada veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi ve elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir. Ulaşılan bulgular ile &lt;em&gt;Tufandan Önce&lt;/em&gt; filminde metinlerarası ilişkilerin sanatın farklı biçimlerini içerecek şekilde nasıl kullanıldığının ortaya konulması amaçlanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL SINIF ÖĞRETMENLERİNİN GELENEKSEL ÇOCUK OYUNLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75670</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75670</guid>
      <author>Ayşe Melike DEREMuhammet Ü. ÖZTABAK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 1cm 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Oyun, insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Zaman tünelinden bakıldığında toplumumuzda çocuklar çeşitli oyunlar günümüze taşımaktadır. Bütün bunlar kuşaktan kuşağa aktarılarak “Türk Çocuk Oyunları Geleneği” ortaya çıkmıştır. Geleneksel oyunların okul ortamlarına taşınması, uygulanması, gelecek nesiller için korunması önem taşımaktadır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmada, ilkokul düzeyindeki sınıf öğretmenlerinin geleneksel çocuk oyunlarına yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu İstanbul’un Bayrampaşa ilçesine bağlı devlet okulunun ilkokul kademesindeki 10 (2 erkek, 8 kadın) sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. &lt;/span&gt;Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme tekniğiyle ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler yedi sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;geleneksel çocuk oyunları arasında pek çok oyunların günümüzde kullanıldığı, okullarda uygulanarak kültürel aktarımı sağlamasında önemli rol oynadığı, fiziksel ve zihinsel başta olmak üzere birçok alanda gelişim sağladığı, akabinde geleneksel oyunlar harmanlanarak günümüze entegre edilmesiyle içinde bulunduğumuz kuşağın ihtiyacını karşılayabileceğine ulaşılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILARININ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE DAVRANIŞ BİÇİMLERİNİN UZMANLARIN GÖZÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75797</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75797</guid>
      <author>Sena ÜZÜMCÜMuhammet Ü. ÖZTABAK                                    </author>
      <description>Uyuşturucu madde bağımlılığı kişinin yaşamını tüm alanlarıyla tehdit eden hayati bir durumdur. Günümüzde madde kullanımının artarak devam etmesi, özellikle gençlerin ve çocukların en savunmasız grup olması madde kullanımı konusunda büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu çalışmada uyuşturucu madde bağımlılarının kişilik özelliklerinin ve davranış biçimlerinin anlaşılması, bağımlılığa eğilim gösterebilecek kişisel ve davranışsal özelliklerin saptanması ve önleyici çalışmaların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada toplam 10 uzmanla görüşme yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme şeklinde gerçekleştirilerek toplamda her bir uzmana 8 soru sorulmuştur. Cevapların derinlemesine analiz edilip temaların oluşturulması için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda 8 tema elde edilerek her tema ayrı ayrı incelenmiştir. Bağımlıların davranışsal özellik olarak dürtüsel, içe dönük, saldırgan ve aileden kopuk olduğu görülmüştür. Kişilik yapısı olarak da bağımlı ve antisosyal kişilerin daha çok madde bağımlılığına eğilimli olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen tüm sonuçlar literatür gözetilerek tartışılıp çeşitli öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU İMAM HATİP LİSELERİNDE OKUYAN ÖĞRENCİLERİN İNGİLİZCE VE ARAPÇA DERSLERİ KAVRAMINA YÖNELİK BAKIŞ AÇILARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75844</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75844</guid>
      <author>Fatma ALKANSinan YALÇIN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; Erzincan ilindeki Anadolu imam hatip lisesinde okuyan öğrencilerin ders olarak aldıkları iki yabancı dil olan İngilizce ve Arapça derslerine yönelik algılarının karşılaştırılması ve muhtemel sonuçların belirlenmesidir. Araştırma, nitel araştırma yönteminde olgu bilim deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Erzincan Anadolu imam hatip lisesinde öğrenim gören 10.11. ve 12 sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin İngilizce dersine olan ilgilerinin, sempatilerinin ve öğrenme arzularının Arapça dersine göre çok daha fazla olduğu, Arapça dersini en erken ortaokulda alabildikleri ve bazı öğrencilerin imam hatip ortaokuluna gitmeyerek sadece lise derecesinde dersi almaları, derse olan yabancılıkları, Arap harflerinin ve yazımının farklı olması öğrencilerin negatif düşünceler edinmesini tetiklemiş olabilir. Bununla beraber Arapçayı İslam dini ile bütünleştirerek çok seven, saygı duyan, ders olarak okutulmasından keyif alan öğrenci sayısı da az olmadığı tespit edilmiştir. Arapça dersinin daha erken yaşlarda verilmesi derse olan sempatinin artmasına sebep olabileceği sonucuna ulaşılabilir. İngilizce dersi için ise dersin erken yaşlardan itibaren öğrencilere verilmesi, evrensel bir dil olması, popülaritesinin yüksek olması, çoğu kitap, film, müzik gibi genç yaşlardaki bireylerin ilgisini çeken materyallerin bu dilde olması dile olan sempatiyi artırdığı sonucuna varılabilir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ROL MODEL ALDIKLARI ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75852</guid>
      <author>Emine ÖZTÜRKMuhammet Übeydullah ÖZTABAK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 1cm 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin rol model aldığı öğretmen özelliklerini incelemektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma verileri, İstanbul ili, Sultangazi ilçesinde bir devlet ortaokulunda okuyan 8. sınıf öğrencileriyle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. 15 öğrenciyle birebir görüşme yapılarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilere göre, öğrencilerin büyük çoğunluğu öğretmenlerinde pozitif kişilik özelliklerini rol model aldığını ifade etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: windowtext;"&gt;Etkili iletişim becerileri ise öğrencilerin öğretmenlerde en çok dikkat ettiği özelliklerdendir. Ayrıca öğretmenlerin ders dışı faaliyetlerle ilgilenmesi ve bunu sınıf ortamında paylaşması öğrencilerin dikkatini çekmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-font-family: Calibri; color: windowtext;"&gt;Rol model almada öğretmen cinsiyetinin önemli olmadığı bulunmuştur. Öğrencilerin çoğu cinsiyetten bağımsız olarak öğretmen davranışlarına odaklandığını belirtmiştir. Bu çalışmayla, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: windowtext;"&gt;öğretmen özelliklerinin 8.sınıf öğrencilerinin kimlik gelişimi açısından önemi vurgulanmış ve literatür ışığında değerlendirilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜR VE ALT-KÜLTÜRLERİN GELİŞTİRDİKLERİ JARGONUN TOPLUMSAL ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76015</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76015</guid>
      <author>Musa BİLİKEbru SES </author>
      <description>Kültür; bireylerin yaşam tarzlarını, kişisel kimliğini ve ilişkilerini etkileyen maddi ve manevi değerler bütünüdür. Kültür aracılığıyla herhangi bir ırkın, sınıfın, toplumun, grubun veya ulusun ayırt edici özellikleri ortaya çıkmaktadır. Bir toplum içerisindeki bireylere kimlik ve roller verebilen kültür, ayrıca bireye köklü olma duygusu, zahmetsiz iletişim, yapılandırılmış bir ahlaki yaşam ve karşılıklı anlayış kolaylığı sağlamaktadır. Modernleşme ve küreselleşmeyle birlikte bir toplumda çeşitli kültürler etkileşim haline girmiştir. Bu çeşitlilik ve farklılaşmanın yanında ayrıca toplumsal grupları temsil eden alt-kültürler de ortaya çıkmıştır. Herhangi bir alt-kültür, bulunduğu mevcut kültürden bağımsız olarak ve ırksal kategorileşmelerden bağımsız şekilde belli bir kitleye hitap etmektedir. Bu bağlamda sosyo-kültürel dilbilim; bir alt-kültürün kullandığı jargona bakarak onların kimliklerini, ihtiyaçlarını, aidiyet ve bağlılıklarını, bakış açılarını ve etik değerlerini tespit etmektedir. Bu çalışmada bir alt-kültür olarak tanımlanan ve 1960’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkan Hippiler ile sonraki bileşenleri sayılabilen Punklar ve Apaçiler ele alınıp; bu gruplara mensup bireyler tarafından kullanılan ve onların karakterizasyonları olarak tanımlanan jargonun derinlemesine analizi yapılmıştır. Bu bağlamda bu çalışmada toplumdilbilim minvalinde kültür, alt-kültürlerin ortaya çıkışıyla geliştirdikleri jargon ve söz konusu jargonun topluma olan etkilerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BRICS-T ÜLKELERİNDE ORTA GELİR TUZAĞI VE TÜRKİYE’NİN ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKIŞ STRATEJİLERİ: PANEL VERİ ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76129</guid>
      <author>Miraç Fatih İLGÜNHüseyin USLU </author>
      <description>Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki refah farklılıklarının zaman içerisinde artması, orta gelir tuzağı kavramının sıklıkla gündeme gelmesine ve tartışılmasına yol açmaktadır. Orta gelir tuzağı temelde, ülkelerin ekonomik büyüme sürecinde karşılaştığı önemli bir engeldir. Birçok ekonomi düşük gelirli ülkeden orta gelirli ülke konumuna geçiş yapabilir, ancak yüksek gelirli ülke seviyesine ulaşmakta zorlanabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; orta gelir tuzağı olgusunu BRICS-T (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ve Türkiye) ülkeleri açısından ele almak ve orta gelir tuzağının özellikle ekonomik, beşeri ve kurumsal belirleyicilerini 1991-2021 dönemi yıllık verilerini kullanarak panel veri analiz yöntemleriyle incelemektir. Bu bağlamda, ilk önce serilerin yatay kesit bağımlılığı ve homojenlik testleri yapılmış, sonrasında serilerin durağanlıkları; MADF ve CIPS panel birim kök testleriyle incelenmiştir. Seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkileri; Pedroni-Kao ve Westerlund panel eşbütünleşme yöntemleriyle araştırılmıştır. Seriler arasındaki panel eşbütünleşme katsayı tahmincileri; uzun dönem parametresinin heterojen olduğu ve yatay kesit bağımlılığı dikkate alan yöntemlerden olan DOLSMG yöntemiyle tahmin edilmiştir. Seriler arasındaki nedensellik ilişkileri ise Dumitrescu ve Hurlin panel nedensellik testiyle incelenmiştir. Yapılan analizlerde; panel eşbütünleşme test sonuçları, Model 1’de eşbütünleşme ilişkisi tespit edilirken, Model 2 için bu ilişkinin net olmadığı sonucuna varılmıştır. Dumitrescu-Hurlin nedensellik analiz sonuçlarında; Model 1’de, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla ile reel efektif döviz kuru, brüt sermaye yatırımları, ticari açıklık ve dış ticaret haddi arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıladan enflasyona doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Model 2’ye ait nedensellik sonuçlarında ise, kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla ile ortalama yaşam beklentisi, çalışma çağındaki nüfus oranı, doğurganlık oranı, mülkiyet hakları, sivil özgürlükler ve hukukun üstünlüğü arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken, siyasi yolsuzluk endeksinden kişi başına gayri safi yurtiçi hasılaya doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, BRICS-T ülkelerinin orta gelir tuzağından kurtulmak ya da tuzağa yakalanmamak için söz konusu değişkenleri destekleyici politikalar izlemesi önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELEŞTİREL MÜZİK ANLAYIŞINDA YARATICILIK: ALEXANDER SCHUBERT’İN MÜZİK PRATİĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76179</guid>
      <author>Aslı KOBANER</author>
      <description>&lt;div class="page" title="Page 1"&gt;&#13;
&lt;div class="section"&gt;&#13;
&lt;div class="layoutArea"&gt;&#13;
&lt;div class="column"&gt;&#13;
Bu araştırma, yaratıcılık kavramı üzerinden çağdaş müzik sahnesinde eleştirel bir müzik dili olasılığını incelemeyi amaçlamaktadır. Besteci Alexander Schubert’in pratiğinden seçilmiş örnekler ve alan yazın taraması ışığında, 21. yüzyıl bestecil- erinin normatif standartları aştıkları yaratıcı süreçlere odaklanılacaktır. Araştırma bu özelliğiyle, ilgili alanın akademideki geleneksel temsillerine karşı, ikili karşıtlıkların ötesinde işleyen bedensel ve ilişkisel bir bakış açısının gerekliliğini iddia etmektedir. 1950'lerden bu yana, özellikle sosyoloji, psikoloji ve eğitim alanlarında, yaratıcılık çalışmalarına artan bir ilgi olmuştur. "Objektif" kanıtların çıkarılması amacıyla, bilişsel bilimler insan zihinlerinin yenilikçi süreçlerini ölçerek yaratıcılığı tanımlamaya ve değerlendirmeye çalışmıştır. Konu müzik araştırma- larında, genellikle psikoloji ile bağlantılı kompozisyon dışı alanlarda ele alınmıştır. Psikolojideki yaklaşımlar ise bireylerin yaratıcı eylemlerinin bağlamsal bütünlüğü- ne odaklanmak yerine yaratıcılığın ölçümüne odaklanmış, bu nedenle insan den- eyimine indirgeyici bir tutum sergilemiştir. Bu çalışma, ilgili konuyu çağdaş müzik besteciliği alanına taşımayı planlamaktadır. Yaratıcılığın tanımları ve tarihsel kökenleri hakkında bir tartışma yürütüldükten sonra, kavramın tarihsel gelişimi tartışılacaktır. Bir araştırma konusu olarak bilişsel bilimlerden sosyal bilimlere ve müzik alanına yayılımı kısaca örneklerle açıklana- caktır. Akabinde eleştirellikle ilişkisi, bir multimedia sanatçısı ve 21. yüzyıl bes- tecisi olan Alexander Schubert’in müzik pratiği üzerinden gösterilecektir. Bilişsel bilimler, müzikoloji, eleştirel çalışmalar, ve ses çalışmalarından okumalar, tarihsel bir bakış sağlayarak yaratıcılığın genişletilmiş bir tanımını ve araştırılmasını içere- bilecek çağdaş bir epistemoloji önerecektir.&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>X KUŞAĞI İÇİN MOBİL CİHAZ DİJİTAL YETERLİLİK ÖLÇEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76184</guid>
      <author>Filiz TUNATuğçe ŞENAY ,Nurbanu ERKOYUNCU  </author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Bu çalışmanın amacı X kulağı bireylerin mobil cihaz dijital yeterliklerini ölçmeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmektir. Yapılan literatür taramasında madde havuzu oluşturulmuş ardından uzmanların görüşlerine başvurularak 45 maddelik taslak ölçek formu hazırlanmıştır. Nihai uygulama yapılmadan önce 100 kişilik bir örnekleme taslak ölçek uygulanarak nihai uygulama için yeterli olan örneklem büyüklüğü hesaplanmıştır. Çalışmada katılımcılar X kuşağı içinde olabildiğince farklı yaş ve gelir gruplarını içerecek şekilde halk eğitimi merkezi kursiyerlerinden ve kamu personelinden seçilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği Açımlayıcı Faktör Analizi, Promax döndürme yapılarak Genelleştirilmiş En Küçük Kareler yöntemi ile test edilmiştir. Analiz sonunda ölçeğin iki faktörlü bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. Faktörler sırasıyla Temel Yeterlikler ve Güvenlik olarak adlandırılmıştır. Madde geçerliliği kanıtı olarak madde test korelasyonlarına bakılmış ve bu korelasyonların 0,922 ile 0,549 aralığında değerler aldıkları tespit edilmiştir.  Ölçeğin iç tutarlığının kanıtı olarak hesaplan Conback Alfa değeri ölçek genelinde 0,963, birinci alt boyutta 0,968, ikinci alt boyutta 0,947, ölçeğin birinci yarısında 0,965, ikinci yarsında 0,943’tür. Ölçek için hesaplanan Spearman-Brown eşit uzaklık katsayısı 0,826’dır. Ayrıca araştırmada hesaplanan Guttman iki yarı katsayısı 0,800’dür.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>H. 1255 TARİHLİ 3741 NUMARALI MUSUL EYALETİ, MUSUL MERKEZ KAZASI NÜFUS DEFTERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76193</guid>
      <author>Tarkan Ömer BANKUR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; letter-spacing: .1pt; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Nüfus, belirli bir dönemde belirli bir bölgede yaşayan insan sayısını ifade eder. Osmanlı Devleti'nin ilk nüfus sayımı 15. ve 16. yüzyıllarda yapılmış olsa da II. Dünya Savaşı sırasında sistemli bir şekilde yapılmış ancak pek fazla sonuç alınamamıştır. II Mahmud'un hükümdarlığı döneminde 1831 yılında yapılan nüfus sayımı, modern zamanların ilk nüfus sayımı diyebileceğimiz nüfus sayımıdır. Bu sayımın asıl amacı vergi toplamak ve asker toplamak olduğu için kesin nüfus hakkında elimizde bilgi yoktur. O zamandan bu yana düzenli olarak yapılan nüfus sayımları zamanla değişmiş ve bugün daha net sonuçlar ortaya çıkmaya başlamıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Nüfus kayıt defterleri, nüfus sayımları hakkında bilgi ver nin yanı sıra mahalle, köy, meslek ve bu yerlerde yaşayan insanların yaşantıları hakkında genel bilgiler vermektedir. Yine mevcut gelir ve kaynakların tespitinin yapılmasında ve buna ek olarak yeni gelir kaynaklarının bulunması noktasında başvurulan önemli bir etkendir. Böylelikle nüfus defterleri sadece sayımın yapılmasında değil istatistiki verilerin bulunduğu kaynak niteliğindeki bilgilerin elde edilmesinde de başvurulmuş bir husustur. Sonuç olarak devletin sosyal ve ekonomik açıdan ve veri bakımından gelişim göstermesinde nüfus defterlerinin önemi büyüktür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DADA AKIMININ GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI ÜZERİNE ELEŞTİREL OKUMA: LYNTON VE LÉSPER'IN DUCHAMP GELENEĞİNE YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76200</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76200</guid>
      <author>Murat OĞUZ</author>
      <description>Bilim ve teknoloji alanında 19. yüzyıldaki gelişmelere paralel olarak sanat alanında da köklü değişimler yaşanmıştır. Fotoğraf makinesinin icadından bugüne kadar hiç olmadığı kadar yeni sanat üslupları ortaya çıkmış ve geleneksel sanat anlayışı ters yüz edilmiştir. Bu kırılma, sanatı iki ayrı kutba ayırmış, bunun bir ucunda Matisse, diğer ucunda ise Duchamp yer almıştır. Matisse geleneği, kendisinden önceki sanatın kodlarını içinde saklayarak ve geleneksel sanatın ışığında, sanatı yeni bir alana taşırken, Duchamp geleneği, tüm tarihsel deneyimleri kökten reddetmiş ve sanatı bambaşka bir alana sürüklemiştir. Bu alan üzerinde varlık gösteren çalışmalar, geleneksel sanat anlayışından uzak olmaları nedeniyle anlaşılması zor olmuş, eleştirmenler ve kuramcılar arasında yorum farklılıklarını doğurmuştur. Duchamp geleneği bazen yüceltilmiş bazen de sarsıcı eleştirilere uğramıştır. Bu çalışmada, 19. yüzyılda doğan Dada akımının kökleri, temsil ettiği ilkeler ele alınmış ve Duchamp geleneğine yöneltilen eleştirel yaklaşımlar irdelenmiştir. Lynton ve Lésper’ın bakış açısıyla ele alınan bu çalışma, Duchamp’ın oluşturduğu yeni sanat anlayışına ilişkin bir görüngü ortaya çıkarmayı amaçlamıştır.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WILLIAM WALTON’UN VİYOLA KONÇERTOSUNA TARİHSEL BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76230</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76230</guid>
      <author>Sabina AKHUNDOVABarış Kerem BAHAR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-pagination: widow-orphan; mso-layout-grid-align: auto; text-autospace: ideograph-numeric ideograph-other; mso-vertical-align-alt: auto; margin: 0cm 1.0cm 6.0pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;20 yüzyılda bestelemiş olduğu viyola konçertosu ile hem viyola repertuvarına önemli katkısı bulunan William Walton bu eseriyle aynı zamanda uluslarası alanda ün kazanmıştır. Bu araştırma viyola konçertoları arasında bu denli önemli bir yere sahip olan William Walton viyola konçertosunu tarihsel olarak incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada literatür taramasıyla elde edilen belgeler doküman incelemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bir eserin karakteri, bestecisi ve yazıldığı dönem ile birebir ilişkili olduğu için araştırma William Walton’un biyografisi ve viyola konçertosunun incelenmesi yapılacak şekilde tasarlanmıştır. Walton’un viyola konçertosu bestelendiği ilk zamanlarda değeri anlaşılamamış sonrasında ise hem kendisini hem de viyolaya çok önemli katkısı olmuştur. Bu sebeple müzik alanında araştırma yapanlar için ilgi çekici olabilir. Ayrıca viyola sanatçıları ve viyola öğrencileri için eserin tanınması adına da önemlidir. Araştırmanın sonucunda Walton’un viyola konçertosunun repertuvar anlamındaki önemli yeri ve popülerliğine dair nedenler yazılı belge, kitap ve araştırmalar dikkatli bir analiz ile ortaya konulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZILIM PROJELERİNDE KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76307</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76307</guid>
      <author>Zülal GÜVENMuhteşem BARAN  </author>
      <description>Bilgi teknolojileri günümüzde endüstri alanında ana işlerin veya destek faaliyetlerinin öznesi konumundadır. İşletmelerde strateji ve hedeflere, bilgi teknolojilerinden faydalanarak geliştirilen yazılımlar sayesinde ulaşılmaktadır. Bu açıdan yazılım araçları ve yazılım uygulamaları hem kamu hem de özel sektörde stratejik bir konuma sahiptir. İşletmelerdeki bu yazılım faaliyetleri, projeler ile yönetilerek hayata geçirilmektedir. Projeler, iş yapmanın temel araç ve yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. İş hedeflerinin başarısı bu projelerin başarısı ile doğru orantılıdır. Teknoloji ve yazılım projelerindeki büyük gelişmelere rağmen, yazılım projelerindeki başarısızlık oranı ve riskler sektörel zorluklar nedeniyle halen yüksek seviyededir. Bu durum örgütlere ciddi maliyetler ve riskler doğurmaktadır. Projelerin başarısı üzerinde pek çok araştırma yapılmış olmasına rağmen, yazılım projelerindeki başarı faktörleri ve riskler konusunda henüz bir fikir birliğine varılmamıştır. Bu alanda halen derin ve kapsayıcı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle literatürde bu alandaki açığa istinaden sektör çalışanları için yönlendirici olabilecek ve yazılım projelerindeki başarı olasılığını ve proje performansını arttıracak kritik başarı faktörlerinin araştırması yapılmıştır. Bu amaçla İstabul Teknokent’te faaliyet gösteren ve yazılım projeleri üreten işletmelerin gönüllü çalışanları ile bir anket çalışması yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizleri ile faktör yapıları test edilmiş ve güvenilirlik analizi incelenmiştir. Proje başarısı ile proje başarı faktörleri arasındaki ilişki için pearson korelasyon analizi ve proje başarısı üzerinde etkili faktörlerin tesbiti için de çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda proje başarısı üzerinde en etkili faktörlerin planlama ve kontrol ile iletişim faktörleri olduğu anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SENKRON BAĞLAMA EĞİTİMİNDE ÖĞRENCİ PERSPEKTİFLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76398</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76398</guid>
      <author>Veli Doğan YAZĞILI</author>
      <description>Bu makalede, bağlama sazının Senkron eğitim platformları üzerinden öğretilmesinin avantajlarını incelemektedir. Günümüzde dijital teknolojilerin eğitim alanındaki yükselişi, müzik eğitimini de etkilemiştir. Özellikle geleneksel Türk müziği enstrümanlarından olan bağlama için Senkron eğitim platformlarının kullanımı, hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından çeşitli faydalar sunmaktadır. Bu çalışmada, Senkron eğitim platformlarının bağlama eğitimindeki etkinliğini ortaya koymak amacıyla, 2009-2010 yılları arasında yapılan akademik çalışmalar Google Scholar üzerinden tarandı ve 6 haftalık senkron bağlama eğitime katılan öğrenciler ile yapılan anketler değerlendirildi. Bulgular, çevrimiçi platformların bağlama öğrenimine sağladığı esneklik, ulaşılabilirlik ve interaktif öğrenme ortamı gibi avantajları göstermektedir. Ayrıca, bu tür eğitim araçlarının kullanımı, öğrencilere zaman ve mekan kısıtlamaları olmaksızın eğitim alma imkanı sunarken, öğreticilere de geniş bir öğrenci yelpazesine ulaşma fırsatı sağlamaktadır. Sonuç olarak, Senkron eğitim platformları, bağlama öğretimi için verimli ve etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır ve bu yöntem, müzik eğitimi uygulamalarında yenilikçi bir dönüşümü teşvik etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK İLETİŞİMİNDE GÖRSEL İLETİŞİMİN KULLANIMI: EL HİJYENİ KAMPANYASI ÖZELİNDE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76463</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76463</guid>
      <author>Ozan Bilge MANTAR</author>
      <description>Sağlık iletişimi açısından görsel iletişim materyalleri istenilen davranışın kazandırılması ve bilgi aktarımı açısından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu materyaller özellikle halk sağlığının korunması ve devam ettirilmesi adına önemli görülen el hijyeni kampanyalarında sıklıkla başvurulan araçlardan birisidir. El hijyeni odak noktası olan ve sosyal el yıkama davranışını kazandırmak adına Sağlık Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği sağlık iletişim kampanyasında kullanılan “Ellerimizi nasıl yıkamalıyız?” başlıklı afişi incelenmiştir. Bu afişin seçilmesinde eğitim kurumlarında, sağlık kurumlarında, kamusal alanlarda hem basılı hem de dijital olarak kullanımı devam etmesi etkili olmuştur. Çalışmada Sağlık Bakanlığı’nın ulusal ölçekte sosyal el yıkama davranışına yönelik hazırlamış olduğu “Ellerimizi nasıl yıkamalıyız?” başlıklı afişi üç farklı açıdan ele alınarak analiz edilmiştir: Görsel tasarım eleman ve ilkeleri, göstergebilim ve görsel algı kuramları. İncelenen afişte, mavi ve tonlarının yoğun olarak kullanılması, tipografinin hatalı kullanımı ve diğer tasarım unsurlarının uygun olarak kullanılmadığı; kullanılan piktogramlar ile verilmek istenen mesajın örtüşmediği noktaların olması nedeniyle bir anlam kargaşasının ortaya çıktığı; teknik- algısal hatalar, eksiklikler nedeniyle bireye oldukça fazla algısal yük binmesine neden olduğu belirlenmiştir.  Bununla birlikte başlık ve görsel temsilleriyle kurulan bağlantı sayesinde sadece görsellerle el yıkama davranışını hatırlatması anlamında ise başarılı olabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak, okunabilirlik ve anlaşılabilirlik anlamında yetersiz bulunan afiş, hatırlatma işlevi açısından başarılı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-01-30</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


