






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2023 Sayı 145</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2781</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ELEŞTİREL YAKLAŞIM BAĞLAMINDA SANATTA GÜNCEL TARTIŞMALARA KAPI ARALAMAK: SANTİAGO SİERRA VE Aİ WEİWEİ ÜRETİMLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69531</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69531</guid>
      <author>Yudum AKKUŞ </author>
      <description>Sanat, yaşamla dolaysız etkileşim içinde olan ve ona temas eden bir olgudur. Dolayısıyla, yaşadığı çağın gerçekliklerine tanıklık eden sanatçı, tanıklık ettiği her şeyi değiştirir, dönüştürür ve yeniden inşa eder. Nitekim, 1980’lerden günümüze ivme arttıran küreselleşme, göç ve göçmenlik, işsizlik, ekonomik güvencesizlik, emek sömürüsü, ucuz iş gücü, politik söylemler gibi çeşitli toplumsal sorunlar eleştirel kimliğe sahip birçok sanatçının üretim merkezinde yer almış; dolayısıyla bu tartışmalar çerçevesinde şekillenen bireysel söylemler sanatın güncel argümanlarını da oluşturmuştur. Bu argümanlar çerçevesinde yapılan bu araştırmada yorumlayıcı nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, öncelikli olarak sanat–yaşam ilişkisini tartışmak adına muhalif bir kimliğe sahip İspanyol asıllı sanatçı Sierra’nın,  kapitalist sistemin emek-para ilişkisini sanatsal düzlemde tartışma ve sanatı ücreti ödenen bir emeğe dönüştürme motivasyonun nedenleri üretimleri aracılığıyla irdelenmiş; daha sonra ise politik eleştirisi güçlü olan, Çin’in kültürel sembolü olarak anılan aktivist sanatçı Ai Weiwei’nin toplumsal tartışmaları zinde tutmak ve toplumda yeni diyalog biçimlerine kapı aralamak adına muhalif bir tavırla ele aldığı sanatsal üretimlerine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET DÖNEMİ HEYKEL SANATI TEMALI PULLAR ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71823</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71823</guid>
      <author>Selçuk YILMAZUğur KESKİN </author>
      <description>Posta pulları, ülkelerin meşruiyet göstergelerinden biri olarak işlev üstlenmektedir. Bunun yanı sıra ülkelere ilişkin temel unsurların yurt içinde ve yurt dışında tanıtılmasına da katkı sağlamaktadır. Tıpkı para basımı gibi, pulların basımı da ancak devlet kontrolündeki kurumlar tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze gelinceye kadar geçen yaklaşık yüz yıllık dönemde basılmış olan posta pullarında yer verilen heykel görselleri teması üzerine odaklanmaktadır. Yakından incelendiğinde, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren heykel sanatının çeşitli yönlerini yansıtan çok sayıdaki pulun; kurucu ve kültürel değerler, önemli gün ve olayları konu edinerek farklı yıllarda kullanıma sürüldüğü görülebilmektedir. Bu çalışmada, heykel sanatı temalı pulların betimsel analizleri sistematik bir biçimde yapılarak okuyucunun ilgisine sunulmuştur. Çalışma, nitel araştırma olarak yürütülmüş olup, araştırma deseni olarak doküman incelemesinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamındaki incelemelerde, heykel sanatçılarının, yapmış oldukları eserler aracılığıyla aktarmak istedikleri anlatı unsurları, posta pullarının özgün nitelikleri ile birlikte ele alınmıştır. Anlatım ve aktarımlarda, bilimsellik bakımından arzu edilen yaklaşım olan “unsurlar arasında ilişki kurma” amacına hizmet edilmeye özen gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZAMANSIZ BİR TASARIM DİLİ OLARAK MODERNİZM: BRAUN, APPLE VE XIAOMI ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72118</guid>
      <author>Bekir KİRİŞCAN</author>
      <description>Modernizm, post-modernizm tartışması ya da çelişkisi son yüzyılda sanat ve tasarım tarihi literatürünün en çok tartışılan konularından bir tanesi olmuştur. On dokuzuncu yüzyıl sonu ile yirminci yüzyıl başında ortaya çıkan modernist sanat ve tasarım anlayışı, özellikle Bauhaus Okulu ile daha da kurumsallaşmış ve uzun yıllar sanat ve tasarımda temel görsel dil olarak yerini korumuştur. 1970’li yıllardan itibaren modernist anlayışa tepki olarak doğan post-modernist görsel dil karşımıza çıkmaktadır. Literatür incelendiğinde 1970’li yıllardan itibaren yavaş yavaş tüm sanat ve tasarım alanlarını etkisi altına alan post-modernizm yirmi birinci yüzyılın hâkim sanat ve tasarım dili olarak görülmektedir. Ancak bu çalışma, özellikle ürün tasarımı alanında modernist tasarım anlayışının halen devam ettiği hipotezi üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda araştırma için Braun, Apple ve Xiaomi markalarına ait dörder adet ürün (toplam 12 tasarım) örneklem olarak seçilmiştir. Seçilen ürünlerin en eskisi 1958, en yenisi ise 2022 yılında tasarlanıp satışa sunulmuşlardır. Araştırmada eser analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, malzeme, renk, biçim, süsleme/dekorasyon ve yenilikçilik/inovasyon başlıklarında, tarihin farklı dönemlerine ait olan bu ürünlerin tasarım dillerinin birbirlerine benzer olduğu görülmüştür. Her üç markaya ait olan ürünlerin çoğunlukla modernist tasarım anlayışına daha uygun olarak tasarlandığı ve modernizmin etkilerinin ürün tasarımı alanında hala güçlü şekilde devam ettiği net olarak görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL ÇAĞIN SANAT EĞİTİMİNDEKİ AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72153</guid>
      <author>Caner ŞENGÜNALPSavaş SARIHAN </author>
      <description>Geleneksel sanat eğitimi yöntemlerinin karşılaştığı zorluklar ve dijital çağda sunulan yenilikçi çözüm önerileri konusundaki bu makale, sanat eğitiminin mevcut durumunu ele almakta ve öğrencilerin potansiyellerini tam anlamıyla geliştirememesine ve eğitim verimliliğinin azalabileceği endişesine odaklanmaktadır. Teknolojik ilerlemelerin, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve diğer dijital araçların öğrencilere benzersiz bir sanat eğitimi deneyimi sunma ve bu alana erişimi kolaylaştırma potansiyelini taşıdığı vurgulanmaktadır. Aynı zamanda geleneksel sanat eğitiminin karşılaştığı engellerin üstesinden gelmek için dijital yeniliklerin sanat eğitimine nasıl entegre edilebileceğine dikkat çekmektedir. Dijital teknolojilerin öğrencilerde yaratıcılığı körükleme, farklı sanatsal disiplinlerle tanıştırma ve daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sunduğuna, eğitmenlere daha fazla esneklik tanıdığına işaret edilmektedir. Bu makalede, dijital araçların sanat eğitiminde nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceği, dijitalleşmenin öğrencilerin bireysel öğrenme farklılıklarına nasıl adapte edilebileceği ve sanat eğitiminde teknolojinin rolünün ne şekilde ele alınabileceği konularına da odaklanılmaktadır. Ayrıca, dijital teknolojinin eğitimdeki artıları ve eksileri detaylı bir şekilde tartışılmakta ve öğrencilerin sanat eğitimine daha etkili bir şekilde yanıt verebilmesi ve sanat eğitiminin etkinliğini artırabilmek adına dijital araçların ve yöntemlerin kullanımının önemine vurgu yapılmaktadır. Sonuç olarak bu araştırma sanat eğitimi ile teknoloji arasındaki etkileşimi değerlendirmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“EBEVEYNLERİN ÇOCUK YETİŞTİRME STİLLERİ ÖLÇEĞİ” NİN TÜRKÇE UYARLAMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71699</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71699</guid>
      <author>Yasemin ABALI ÖZTÜRKMehmet Kaan DEMİR  ,Çavuş ŞAHİN  </author>
      <description>Türkiye’de ebeveynlerin çocuk yetiştirme stillerini sevgi, otorite, bağımsız olma, dindarlık, eş ile işbirliği, okulla işbirliği boyutları altında değerlendiren bir ölçek bulunmamaktadır. Ebeveynlerin, çocuk yetiştirme stillerine yönelik bir ölçeği alan yazına katmak, erken müdahale çalışmalarına ışık tutması açısından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, Satow (2013) tarafından geliştirilen “Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirme Stilleri Ölçeği” (Eltern-Erziehungsstil-Inventar (EEI))’in okul öncesi kurumlarında okuyan çocuklara sahip aileler için Türkçeye uyarlamasını yapmaktır.  Araştırma nicel araştırma modellerinden betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışma grubunu Çanakkale İlinde okul öncesi eğitime devam eden çocuklara sahip 387 ebeveyn oluşturmaktadır.  Satow (2013) tarafından geliştirilen 54 maddelik ölçek, ölçekteki maddelerin eşdeğerliğini belirlemek için her iki kültürde deneyime sahip uzmanlar tarafından Almancadan Türkçeye çevrilmiştir. Orijinal ölçekle eşdeğerliğini test etmek için geri çeviri yöntemi de kullanılmıştır. Ölçeğin nihai halinin kapsam geçerliğine sahip olup olmadığını ortaya koymak amacıyla 11 uzmandan görüş alınmıştır. Ölçekte bulunan 54 maddenin de KGO incelendiğinde hiçbir maddenin minumum değerin altında çıkmadığı görülmüştür. Araştırmada verilerin analizi sürecinde; ölçek uyarlama amacına yönelik olarak önce açımlayıcı faktör analizi (AFA) daha sonra ise doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Analizler sonucunda orjinalinde bulunan bir madde modele uyum sağlamadığından dolayı ölçekten çıkarılmıştır ve 53 maddelik altı alt boyuttan oluşan, geçerliği ve güvenirliği test edilmiş “Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirme Stiline Yönelik Ölçek” elde edilmiştir. Sevgi alt boyutunda 10 madde, otorite alt boyutunda 10 madde, bağımsız olma alt boyutunda 10 madde, dindarlık alt boyutunda 10 madde, eş ile işbirliği alt boyutunda 7 madde ve okulla işbirliği alt boyutunda 6 madde bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GNOSTİK DÜNYA VE İNSAN YAŞAMI BAĞLAMINDA F. SOLOGUB’UN PEREDONOV’U </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71752</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71752</guid>
      <author>Nazan COŞKUN KARATAŞ</author>
      <description>Çalışmamızda genel olarak geç Antik çağda ortaya çıktığı kabul edilen ancak kökeni hakkında farklı tartışmaların olduğu dini-felsefi bir düşünce olarak Gnostisizm bağlamında Fyodor Sologub’un &lt;em&gt;Küçük Şeytan&lt;/em&gt; adlı eserinin kahramanı Peredonov’u ele almak amaçlanmıştır. Gnostisizm, bir anlamda dünyevi kötülükle iyi Tanrı düşüncesinin uyuşmazlığına dayanan teodise sorununa özgün bir cevap olarak yorumlanabilir. Dünyevi yaşamda yer alan kötülük bağlamında tek tanrılı dinlere karşı gelerek iki farklı Tanrı anlayışını savunan Gnostikler,  dünyayı yaratan Tanrı’nın ışık âleminden, hakiki Tanrı’dan uzak, kötü Tanrı, Demiurg olduğunu düşünürler. Kökeni oldukça eskiye dayanan Gnostisizm, 1945 yılında Mısır çölünde bulunan Nag Hammadi metinleriyle yeniden gündeme gelen bir düşünce olur ve büyük felaketlerle anılan 20.yüzyılın varoluşsal arayışlarıyla birlikte anlamlandırılmaya çalışılır. Bu anlamda çalışmamızda ele alacağımız kahramanın yazarı Sologub da yüzyılın ruhunu belirleyen pek çok olaya tanıklık eder ve bu tanıklık, edebi eserlerinde de yansıma bulur. Bu çerçevede disiplinlerarası yöntem kullandığımız çalışmamızda Sologub’un kahramanı Peredonov,  Gnostiklerin kötü Tanrı tarafından yaratılan dünyasında bu dünyanın kölesi olmuş biri olarak ele alınmış ve Gnostik zihin yanılması olarak görülen yaşamın içinde değerlendirilmiştir.  Zira Gnostikler için zihin yanılsamasını yaratan, dünyevi yaşamın, tıpkı beden gibi kötülüğün simgesi olan maddeden başka bir şey olmadığının bilinmemesidir. Bu değerlendirme sonucunda Peredonov’un eline geçen her fırsatta kötülük yapan, dünyevi makam ve mevkiden başka bir arzusu olmayan Gnostik bir Demiurg’dan farklı olmadığı görülmüş ve dört aşamalı Gnostik kurtuluş kapısının ona kapalı olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUZEY AFRİKA ŞİNKÎT BÖLGESİNDE KUR’ÂN ÖĞRETİMİ VE HAFIZLIĞINDA MAHDARA GELENEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71777</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71777</guid>
      <author>Süleyman KABLAN</author>
      <description>Tarih boyunca Müslümanlar Kur’ân’ı daha iyi anlamak, onun gönderiliş gayesine daha iyi hizmet etmek ve sonraki nesillere aktarmak için büyük çabalar sarf etmişlerdir. Bu doğrultuda yapılan en önemli faaliyetlerden biri de Kur’ân öğretimi ve hafızlığıdır. İslâm tarihi boyunca hâfızlık, tüm Müslüman toplumlar tarafından önemsenmiş ve kültürel farklılıklara göre bunun kolaylaştırılması için farklı yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Çalışmada, İslâm tarihinde önemli bir yere sahip Murâbıtlar Devleti’nin temellerini attığı, günümüzde de faaliyetleri devam eden, Şinkît havzasında yer alan mahdaralardaki Kur’an öğretimi ve hafızlığının alışılmış yöntemler dışında olduğu saptanmıştır. Harfleri telaffuz etme çağında başlayan Kur’an öğretimi, çocuk henüz 5/6 yaşlarına geldiğinde hafızlıkla sonuçlandığı gözlenmiştir. Evlerde ve mahdaralarda yapılan hafızlık İslam beldelerindeki hafızlık sürecinden mekân, imkân, sistem ve yaygınlık açısından son derece farklı yönlere sahip olduğu saptanmıştır. Şinkît havzasındaki mahdaraların Moritanya çöllerinde geleneksel yapılarını koruyarak eğitim-öğretim faaliyetlerine devam ediyor olmaları, Moritanya toplumunda hâfızlık oranının yüksek olmasına neden olmuştur.  Moritanya’daki Kur’an öğretimi sadece Kur’ân’ın Arapça metninin okunması ve ezberlenmesini değil, Resm-i Osmâni’ye uygun ve doğru bir şekilde yazılmasını da kapsamaktadır. Kur’an öğretiminde farklı coğrafyalardaki tecrübelerin incelenmesi deneyim arttırma ve örneklem geliştirmede önemli bir araştırma türüdür. Bu nedenle çalışmada öncelikle Şinkît bölgesi ile mahdaraların kuruluşu, tarihî süreçte geçirdiği aşamalar ve hali hazırda geldiği nokta incelenecektir. Kur’an öğretim metodu ve mahdaralarda kullanılan materyaller üzerine ayrıca durulacaktır. Son aşamada ise Moritanya’daki hafızlık sistemi ve mahdaralarla ilgili sunulan verilerden hareketle bir sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CZERNY’NİN MEKTUPLA ÖĞRETİM ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN PİYANO DERSİ İÇİN KAZANIMLARIN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71841</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71841</guid>
      <author>Yiğit Can EYÜBOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Carl Czerny piyano ve piyano eğitimi edebiyatının en önemli bestecilerinden biridir. 1800’lerin başında, öğrencisi Miss Cecilia ile aralarındaki mektuplaşma ilk kez 1839 yılında yayınlanmıştır. Bu mektupların içeriğine bakıldığında ders anlatıldığı, alıştırma (ödev) verildiği, dönütler doğrultusunda yeni planlamar yapıldığı görülebilir. Bu durum, bu mektupların piyano eğitimindeki muhtemel ilk uzaktan eğitim uygulaması olabileceğini ve Czerny’nin başlangıç piyano eğitiminden neler beklediğini göstermektedir. Nitel yaklaşımla bütüncül tek durum deseninin yürütüldüğü bu çalışmanın temel sorusu olan “Piyano eğitimine yeni başlayanlar için Czerny’nin önerileri nasıldır?” sorusu çerçevesinde çeşitli alt sorulara yanıt aranmıştırtır. Veriler üzerinde içerik analizi yapılmış ve Genel Oturma Pozisyonu, Çalışma Yöntemi, Teknik, Eser Seçimi-Stil ve Doğaçlama, Müzik Teorisi olmak üzere beş temel kategoriye ulaşılmıştır. Toplanan öneriler üzerinden başlangıç piyano eğitimine dair kazanımlar belirlenmiş, bu kazanımlar hedef alanı ve aşamalırına göre sınıflanmıştır. Toplam 81 öneriye ulaşılmış ve bu önerilerden 11’i bilişsel, 24’ü devinsel ve 3’ü duyuşsal hedef alanına ait, çoğunluğu üstbilişsel becerileri ifade eden toplam 38 kazanım belirlenmiştir. Ek olarak; öğrenenlerin bazı kavramları rahat anlamasını sağlayacak ve öğretenlerin derslerinde kullanabilecekleri Czerny’nin kullandığı metaforlara da yer verilmiştir. Kazanımların başlangıç piyano derslerinde daha planlı ve öngörülebilir bir eğitim süreci yaşanması için öğretme-öğrenme süreci ve ölçme-değerlendirme süreci planlanırken kullanılması ve belirlenmiş olan kazanımlar için yeni içeriklerin üretilmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL ORTAM PAYLAŞIMLARINDA GÖRSEL-DİL-ÖĞRETİM ÜÇGENİNDE REFERANS SAPMASI SORUNSALI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71854</guid>
      <author>Nursen Zehra BERÇİN</author>
      <description>Araştırmanın genel amacı, dijital platformlarda yer alan Almanca öğretimi ile ilgili paylaşımlarda yabancı dil Almancaya dair yanlış kodlamalara neden olabilecek referans sapmalarına dikkat çekmektir. Bu süreçte özellikle görsel materyal tasarımında dikkat edilmesi gereken ayrıntılar üzerinde durulmuştur. Analize tabi tutulan materyaldeki bu ayrıntılar hem elde edilen bulguların sınıflandırılmasına, hem de referans sapmalarının nereden kaynaklandığının bilimsel veriler ışığında açıklanmasına olanak sağlamıştır. Çalışmamızın analiz ve kuramsal çerçevesini disiplinlerarası çalışan, dilbilim alanları arasında kendine yer açma yolunda olan Görsel-Dilbilim (Bildlinguistik) oluşturmaktadır. Henüz oluşum sürecinde olduğundan kendine ait bir kuramı yoktur. Ancak ana prensibini Göstergebilimden (Semiotik) alan, mevcut dilbilim alanları ve disiplinlerin temel kriterlerinden yararlanarak dilin doğru kullanımına hizmet edebilecek, kalıcı bir bilim dalı olmaya adaydır.  Teknolojik seçenekler arasında en yoğun ilgiyi dijital platformların sunduğu alternatifler oluşturmaktadır. Çalışmamızda geniş içerik yelpazesiyle her yaş grubunun beklenti ve ihtiyaçlarına hitap eden &lt;a href="http://www.youtube.com"&gt;www.youtube.com&lt;/a&gt; web sitesinden 08:51 dakikalık Almanca dil öğretimi ile ilgili, hedef kitlesi küçük yaş çocuklar olan bir paylaşımdan iki görsel ana materyal olarak kullanılmıştır. İlgili paylaşımda kullanılan görseller, fonda bir ders anlatıcısının sözlü anlatımıyla sunulmuştur. Sözlü anlatım boyutunda da referans sapmasına neden olan dil ötesi (Paralinguistik) işlevler olması, farklı dilsel etkenleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle çalışmamızda sözlü (verbal) dil verilerine yer verilmemiş, görseller sadece hareketsiz (resimler) dil dışı/sözsüz dilsel veriler (nonverbal) kapsamında incelenmiştir. Ders anlatımına toplamda üç kavram konu edilmiştir. Her iki görsel bir arada değerlendirildiğinde, görsel- dil dışı/dilsel veriler-öğretim açısından ortak bir konu bütünlüğü sağlamamaktadır. Dolayısıyla, elde edilen bulgular arasında bağlamsal-anlamsal bütünlük ve parça-bütün ilişkisinin gözetilmemesinden kaynaklanan çoklu anlamsal referansların (gönderimlerin) neden olduğu referans sapmaları (Referenzabweichung) yoğunluktadır. Analiz bitiminde ana materyalde tespit edilen sorunlara alternatif görseller hazırlanarak, bağlamsal-anlamsal bütünlüğün nasıl sağlanabileceği yönünde sunulan önerilerle sonuca ulaşılmıştır. Varılan sonuçlardan bir diğer önemli faktör ise, herkese açık dijital platformlardaki paylaşımların da  bilirkişilerin onayından geçtikten sonra  yayımlanmasıdır. Böylelikle belli bir denetim mekanizmasının varlığı, paylaşımların da niteliğini artıracaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2-4 YAŞ ARASI ÇOCUKLARIN KARALAMA DÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71874</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71874</guid>
      <author>Yusuf Emre IŞIK</author>
      <description>Günümüzün hızlı değişen rekabetçi dünyasında sanat ve yaratıcılığın önemi hızla artmaktadır. Özellikle çocukların keşfetme, hayal kurma ve kendilerini ifade etme gibi becerileri erken yaşlarda geliştirmesi, geleceklerini şekillendirmede kritik bir rol oynar. Bu, çocukların sadece akademik başarıya odaklanmalarını değil, aynı zamanda özgüvenlerini artırır, problem çözme becerilerini geliştirir ve duygusal zekâlarını güçlendirir. Bu nedenle, çocukların eğitiminde yaratıcılığı ve sanatı desteklemek, toplumun geleceğini inşa etmek açısından büyük önem taşır. Karalama aşaması, çocukların sanatsal ve bilişsel gelişiminde kritik bir dönemdir. Bu aşama genellikle 2 ila 4 yaşları arasında gözlemlenen ve çocukların kağıt üzerinde rastgele çizgiler yaparak keşif yaptığı bir süreci içerir. Karalama, çocukların el-göz koordinasyonunu, ince motor becerilerini ve mekânsal farkındalıklarını geliştirmelerine yardımcı olur. Aynı zamanda yaratıcılıklarını ortaya çıkarır ve özgüvenlerini artırır. Bu makalede, çocukların karalama dönemi sürecindeki gelişimlerini ve bu sürecin önemini ele alacağız. İlk olarak, karalama döneminin tipik özelliklerini ve çocukların bu dönemde nasıl çizimler yaptıklarını, ardından, çocukların karalamalarının onların gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu, son olarak, ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocukların karalamalarını desteklemek için neler yapabileceği üzerinde duracağız. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GIDA GÜVENLİĞİ ALGISININ SOKAK LEZZETLERİNİ SATIN ALMA TERCİHLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71921</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71921</guid>
      <author>Berna SÜNBÜLSamet GÖKKAYA </author>
      <description>Bu çalışma yerli ziyaretçilerin gıda güvenliği bilgisinin sokak lezzeti satın alma davranışına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çerçevede İzmir ilini ziyaret ederek sokak lezzeti tüketen 533 yerli ziyaretçiden anket tekniği kapsamında araştırma verileri toplanmıştır. Elde edilen verilerle yapılan analizlerde gıda güvenliği bilgisi için beş boyut (kişisel hijyen, çapraz bulaşma, temizlik, pişirme ve koruma ve personel sağlığı) tespit edilmiştir. Sokak lezzeti satın alma davranışı için ise dört boyut (gıda kalitesi, hizmet kalitesi, hijyen ve çekicilik) belirlenmiştir. Araştırmada yerli ziyaretçilerin demografik ve diğer özellikleri ile gıda güvenliği bilgisi ve sokak lezzeti satın alma davranışları farklılık testleri kapsamında karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda görülmektedir ki basit doğrusal regresyon analizi kapsamında gıda güvenliği bilgisinin sokak lezzeti satın alma davranışını etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte gıda güvenliği bilgisi alt boyutları olan kişisel hijyen ve çapraz bulaşmanın sokak lezzeti satın alma davranışını etkilediği ortaya çıkmıştır. Ancak alt boyutlardan temizlik, pişirme ve koruma ve personel sağlığının sokak lezzeti satın almaya etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE GAZETE HABERLERİNDE ORTAYA ÇIKAN BAĞIMLILIK SÖYLEMİNİN PSİKANALİTİK BİR BAKIŞ İLE İNCELENMESİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71966</guid>
      <author>Sinem BALTACI</author>
      <description>Bağımlılık, bir madde, nesne veya davranışa yönelik kişinin kontrolünü kaybettiği durumu ifade eden psikolojik bir süreçtir. Bağımlılıkların oluşumu ve devam etmesinde psikolojik süreçlerin rolü büyük öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de gazete haberlerinde ortaya çıkan bağımlılık kavramını psikanalitik bir perspektiften analiz etmektir. Aynı zamanda, bu söylemin oluşmasında etkili olan söylemsel stratejileri ve aktör rollerini incelemek, böylece konunun daha derinlemesine anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Sosyal inşacı yaklaşıma göre, bireyler toplum içindeki bağlam, kültür ve söylemler aracılığıyla şekillenirler. Psikanaliz alanının öncülerinden Jacques Lacan, öznenin gelişim ve yapılanmasına yönelik teorisinde Başka (The Other) ile ilişkilenme, dil ve söylemin önemli unsurlar olduğunu vurgular. Haber metinleri, toplumsal söylemin yansıtıldığı bir araç olarak sıkça kullanılır. Bu çalışmada, Türkiye'de en çok ziyaret edilen online gazete olan hürriyet.com.tr analiz için seçilmiştir. "Bağımlılık", "altın vuruş", "esrar" ve "keyif verici madde" anahtar kelimeleriyle yapılan tarama sonucunda 47 haber incelenmiştir. Yapılan analiz neticesinde 5 tema, (a)‘Bağımlılığın Zararları’ ve ‘Bağımlılıkla Mücadele’ Söylemleri, (b)Uyarıcı, Korku-Endişe Uyandırıcı ve Yasa Koyucu Dil Stratejisi, (c)Sıradışı Nesneler Aracılığıyla “Bağımlılığın Çok Çeşitli Olduğu” Söylemi, (d)Altın Vuruş Söyleminin Yıllar İçindeki Değişimi: Ölüm Haberlerinden Başarı Haberlerine Doğru Geçiş, (e)Keyif Hakkında: Keyfin Gerekliliğine Karşın Keyfin Sınırlanması Söylemleri belirlenmiştir. Sonuçlar, bağımlılıkla mücadelenin devlet için önemli bir konu olduğunu ve mücadelenin yasa koyucu dil stratejileriyle desteklendiğini göstermiştir. Yakalanan madde miktarının vurgulayan haberlerin örtük olarak maddeye olan talebin yoğunluğuna işaret ettiği görülmüştür. Ayrıca, altın vuruş söyleminin ölüm haberlerinden başarı ve rekabet haberlerine doğru bir dönüşüm olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, keyfin bir yandan sınırlanması gerektiği öte yandan da tersine her daim kazanılması elde dilmesi gerektiğine yönelik iki ayrı söylemin işlediği bulgulanmıştır. Bağlanma konusunun yasa ve keyif ile ilişkilenmeler bağlamında değerlendirilmesi önerilmektedir.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK VEGAN TURİST PROFİLİNİN BELİRLENMESİ; TATİLLERDE NE KADAR VEGANLAR?</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72001</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72001</guid>
      <author>Beyza HATIRNAZ</author>
      <description>Araştırma Türkiye için nispeten yeni bir pazar olan vegan turist profilinin belirlenmesi ve turistik işletme ve tip tercihlerinin ortaya koyulması amacıyla ele alınmıştır. Bu bağlamda 20 Türk veganla bir ön görüşme gerçekleştirilerek bir sonraki adımda sunulacak seçenekler belirlenmiş ve sonrasında 365 Türk vegana demografik verileri, turistik işletme tercihleri, tatil tipi tercihleri, işletmelerde dikkat ettikleri vegan unsurlar üzerine sorular yöneltilmiştir. Araştırma kapsamında ortaya çıkan ne önemli konulardan biri veganlara yönelik içerik aramasına izin verebilecek veya birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlayabilecek bir platform olmamasıdır. Bunun dışında veganların hayvan eziyetine maruz kalmadıkları müddetçe vegan alternatifleri genel itibariyle yeterli gördükleri ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ KIRSAL YERLEŞİMLERDEKİ YAŞAM MEKANLARININ FİLM ÜZERİNDEN İNCELENMESİ: ‘’AYSEL BATAKLI DAMIN KIZI’’ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72004</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72004</guid>
      <author>Firdevs KULAK TORUN</author>
      <description>Farklı hayatları, kişilikleri, yaşam şekillerini perdeye yansıtarak insanlara çeşitli bakış açıları sunan sinema sektörü günümüzde önemli sanat dallarından biridir. Sanat dalı olmasının yanı sıra gelişimi içerisinde birçok bilim dalları ile işbirlikçi bir çalışma alanı olma özelliğini göstermektedir. Sinema sanatının yakından ilişkili olduğu bilim dalları arasında mimarlık ve iç mimarlık da bulunmaktadır. Kurgulanan hikâyenin seyirciye gerçekçi bir şekilde aktarımını sağlamak için bu iş birlik çok önemlidir. Sekizinci sanat olarak adlandırılan sinema teknolojik gelişmeleri bünyesinde toparlayıp iyi şekilde yansıtan alanlar arasındadır. Sinema sektörünün gelişimi yakın geçmişten günümüze kadar devam etmektedir. Bu sanat dalı ilk olarak Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkıp gelişme göstermiştir. Avrupa ve Amerika’da çekilen filmler dünyanın farklı yerlerinde halkla buluşmuştur. Ülkemizde ise Osmanlı’nın son dönemlerinde halkla buluşmuş, ardından kendi filmlerimiz çekilmiştir. Çalışma kapsamında da Erken Cumhuriyet döneminde çekilmiş olan ve filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un gerçekleştirildiği ‘’Aysel Bataklı Damın Kızı’’ filmi seçilmiştir. Erken Cumhuriyet dönemi kapsamında ilk kırsal yaşamın anlatıldığı film olması ve günümüzde orijinal haline erişilebilmesi gibi sebeplerle çalışmaya konu olan filmde karakterlerin yaşam alanları ile ilgili değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen değerlendirmeler neticesinde köy yaşamında var olan konutlar hakkında sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HARPUT’TA TARİHİ ÇEŞME YAPILARININ KORUMA SORUNLARI VE ÖNERİLER: MEYDAN ÇEŞMESİ VE ÜÇ LÜLELİ ÇEŞME </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72024</guid>
      <author>Tuba Nur OLĞUN</author>
      <description>Su, insan yaşamının hayati bir parçası olarak yüzyıllardır yapılı çevreyi şekillendiren bir öğe olmuştur. Tarih boyunca yerleşim alanlarının su kaynaklarına yakın lokasyonlarda kurulmasının yanı sıra bu alanların içinde de su kullanımını sağlayan yapılar inşa edilmiştir. Sarnıç, su kemeri, bend, su kanalı gibi farklı işlevlere sahip su yapıları içinde en önemli olanlardan biri de çeşme yapılarıdır. Dünyanın hemen her yerinde, içinde bulunduğu yaşama kültürüne bağlı olarak farklı şekillerde tasarlanan ve kullanılan çeşme yapılarına rastlamak mümkündür. Bu anlamda en zengin coğrafyaların başında Anadolu gelmektedir. Hem İslamiyet öncesinde Anadolu’da köklü medeniyetlerin ve nüfusu yoğun olan yerleşim alanlarının kurulması, hem de İslamiyet sonrasında suyun inanç bağlamında da büyük önem taşıması nedeniyle Anadolu’nun pek çok yerinde yüzlerce çeşme yapısı inşa edilmiştir. Bu anlamda söz konusu yapıların yoğunlaştığı yerleşimlerden biri de Harput’tur. Çalışmanın amacı, Harput’ta bulunan tarihi çeşme yapılarını, korunması gerekli kültür varlıkları olarak incelemek ve bu anlamda sorunlarını ortaya koyarak geleceğe aktarılmalarına yönelik öneriler sunmaktır. Çalışma kapsamında günümüzün Harput tarihi dokusu içinde merkezi konumlarda bulunan ve Osmanlı Dönemine tarihlenen iki çeşme yapısı detaylı olarak incelenmiştir. Çalışma yöntemini ilgili literatür taramaları, yerinde gözlemler ve rölöve çalışmaları ile dönem analizi/önerileri, koruma sorunlarının tespiti ve öneriler sunulması oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda incelenen çeşmelerin kısmen korunabildiği ve gerek yapısal anlamda, gerekse somut olmayan kültürel değerler bakımından iyileştirilmesi gereken noktalarının olduğu kanısına varılmıştır. Buna yönelik öneriler sunularak, yapıların korunmasına ve gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılmasına katkı sağlamak hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULAŞTIRMA SEKTÖRÜNÜN FİNANSAL PERFORMANSININ DUPONT FİNANSAL ANALİZ SİSTEMİ KULLANILARAK İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72103</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72103</guid>
      <author>İlker KEFE</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören ve ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren firmaların 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait finansal performansının DuPont finansal analiz tekniği ile incelenmesidir. Analiz sonucunda sektörün aktif devir hızının 2020, 2021 ve 2022 yıllarında pozitif olduğu; aktif karlılığı, özsermaye karlılığı ve net kar marjının ise 2020 yılında negatif, 2021 ve 2022 yılında pozitif gerçekleştiği belirlenmiştir. Sektör verilerinin borçlanma oranı dışında yıllar itibariyle pozitif artış gösterdiği tespit edilmiştir. Analiz neticesinde 2022 yılında tüm firmaların net kar marjı ve aktif devir hızı değerlerinin pozitif düzeyde olduğu ve bu durumun bir sonucu olarak aktif karlılık değerlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 2022 yılında net kar marjı ve aktif devir hızı artışı sonucunda özsermaye karlılığı artmıştır. Net kar marjı açısından denizcilik 2022, 2021 ve 2020 yıllarını kapsayan 3 yıllık süreç dikkate alındığında, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş.'nin DuPont analizi verilerine göre en iyi performansı gösterdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞU VE BATI’DA ZAMAN TELAKKİSİ: “BEŞ VAKİT” FİLMİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72144</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72144</guid>
      <author>Yavuz KÜÇÜKALKANSerkan ÖZTÜRK ,Mustafa KARA </author>
      <description>Zamanın algılanma biçimi çağdan çağa, bölgeden bölgeye farklılıklar göstermiştir. Bundaki en büyük âmil hayatın neyin merkeze alınarak yaşandığıdır. Din merkezli bir hayatın zamanı algılayışı ile profan bir hayat tarzındaki zaman algılamasının birbirine benzemeyeceği aşikârdır. Aynı zamanda dinin merkezde olduğu hayatta da kabul edilen dinin niteliği, zamanın taksim edilmesinde önemli bir nirengi noktasıdır. Bu bağlamda sosyal bilimlerin birçok alanında olduğu gibi burada da Doğu ve Batı kavramları ön plana çıkmaktadır. Doğu’nun hayata bakışı ile Batı’nın hayata bakışının farklı olması zamanı algılayışlarını da birbirine benzemez kılmıştır. Bunun yanında Batı’da hayata bakışın modern düşünceyle farklılaşmaya başlaması Batı ile ilgili değerlendirmelerde modern öncesi ve sonrası şeklinde bir bölünmeyi de zorunlu kılmaktadır. Modern düşüncenin daha sonra cihana yayılmaya başlaması, ulaştığı yerlerde zihniyette ve sonrasında yaşayışta bir ikilik meydana getirmiştir. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde bu çatışma bazen önemli buhranlara bazen de mümbit fikrî mülahazaların ortaya çıkmasına etki etmiştir. Bu çalışmada Türkiye’deki zaman algılayışının tarihsel süreç içerisinde nerelerden beslendiği ve bunun Reha Erdem’in “Beş Vakit” filmine yansımaları üzerinde durulmuştur. Çalışmada ele alınan filmin çözümlenmesinde nitel içerik analizi yöntemi kullanılmaktadır. Batı dışı bir toplum olan Türk toplumunun modernleşme çabası sonucu değişen zaman anlayışı ve buna yönelik tartışmalar Beş Vakit filmine yansımış ve bu çatışma kendini semboller, ifadeler ve durumlarla göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SANAL EYLEMLERİN ONTOLOJİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70741</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70741</guid>
      <author>Ergün AVCI</author>
      <description>Sanal eylemlerin ontolojisinin incelenmesi, esasında doğrudan sanal ortamlardaki eylemlerin doğasına ilişkin bir incelemedir. Bu makalede, öncelikle konuya yönelik geleneksel araştırmalar incelenmiş ve ardından bu araştırmaların sanal eylemlerin doğasına ilişkin tespitleri göz ardı ettiği gösterilmiştir. Daha önce yapılan araştırmalar sanal eylemi daha çok etik, psikolojik ya da hukuki çerçeveden ele almakta ve sanal eylemin bireysel ya da toplumsal etkilerine odaklanmaktadır. Ayrıca bu araştırmalar daha çok sanal eylemin kendisini değil onun etkisini ya da sonuçlarını tartışmaktadır. Bu tespitlerden yola çıkarak, bu çalışmada, sanal bir eylemin asgari düzeyde iki farklı tür üzerinden araştırılması gerektiği vurgulanmış ve sanal eylemler üzerine yapılacak çalışmalar için alternatif bir yöntem geliştirilmiştir. Sofistike Eylem Modeli olarak adlandırılan bu yönteme göre, sanal eylem araştırmalarında öncelikle eylemi gerçekleştiren öznesinin ve ardından eylemin gerçekleştiği ortamın analizinin yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Sanal öznenin ve ortamın farklılığının sanal eylemin ontolojisini de farklılaştıracağı iddia edilmektedir. Bu bağlamda makalenin odak noktası, herhangi bir sanal eylemle artırılmış bir eylemin bambaşka ontolojilere sahip olduğu üzerinedir. Sanal eylemler içerisinde artırılmış eylemlerin statüsünün diğer sanal eylemlere göre üstünlüğü kabul edilir. Bundan önceki araştırmalarda, sanal eylemler içerisinde bu denli önemli bir statüye sahip olan artırılmış eylemlerin göz ardı edilmesi, sanal eylemler üzerine yapılan bu çalışmaları eksik ve kusurlu kılmaktadır. Artırılmış eylemlerin doğası sanal eylemleri bambaşka bir atmosfere taşır. Makale, artırılmış eylemlerin bu ayırt edici doğasını, sanal eylemlerin ontolojik ayrılığını ve bundan sonraki çalışmalar için Sofistike Eylem Modelinin önemini vurgulayarak sonuçlandırılır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRGIZİSTAN’DAKİ EĞİTİM KURUMLARINDA TÜRKİYE TÜRKÇESİ ÖĞRETİMİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71743</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71743</guid>
      <author>Sibel BARCIN</author>
      <description>Bu araştırma, Kırgızistan’daki Türkiye Türkçesi öğretimini eğitim kurumları bağlamında saptamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırmada Kırgızistan’da Türkiye Türkçesi öğrenimi veren eğitim kurumları incelenmiştir. Araştırmanın yöntemine bakıldığında nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasından yararlanılmıştır. Bu kapsamda araştırma verileri Kırgızistan’ın başkenti olan Bişkek’teki eğitim kurumları ile Oş Bölgesi’nde yer alan Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi incelenip oluşturulmuştur. Araştırmanın amacına cevap oluşturabilecek düzeyde olan alanyazın taranmıştır. Araştırmada toplanan veriler alt başlıklar hâlinde sıralanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye Türkçesi öğretiminin daha çok yükseköğretim kurumlarında verildiği tespit edilmiş ve iki ülke arasındaki kültürel ve tarihî bağlar göz önüne alındığında iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmeye yardımcı olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte Türkiye Türkçesi öğretimini destekleyici faaliyetlerin yapıldığı belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma sonucunun Kırgızistan’daki Türkiye Türkçesi öğretimi bağlamında Türk soylulara Türkiye Türkçesi öğretimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AARON COPLAND'IN "POPÜLER" VE "CİDDİ" TARZLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72080</guid>
      <author>Irmak SABUNCU</author>
      <description>&lt;ol&gt;&#13;
&lt;li style="text-align: justify;"&gt;Dünya Savaşı sonrası yaşanan Büyük Buhran ve ardından gelen II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sına karşı Sovyetler Birliği’nin komünist ideolojisinden herhangi bir rahatsızlık duymayan Amerika Birleşik Devletleri’nde sosyokültürel durum, Aaron Copland’in kariyerinde doğrudan belirleyici olmuştur. Bu bağlamda besteci, Amerikan ezgilerini uluslararası sanat müziği normlarında ve ayrıca dönemin orta kuşağında ilgi uyandıracak şekilde yaratmayı başarmıştır. Öte yandan II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’da oluşan ve devletin iliklerine kadar işleyen komünizm paranoyasından o da dönemin birçok aydını gibi nasibini almıştır. Bu dönemde, başlarda karşı durduğu seriyalizme yönelen bestecinin hayatının birbirine zıt iki dönemi, Amerika’da uluslararası sanat müziğinin yani klasik müziğin en önemli dönüm noktalarından biridir. Ana hatlarıyla Crist (Crist, 2003), De Lapp (De Lapp, 2002) ve Birket’in (Birkett, 2008) yayınlarından derlenerek hazırlanan bu yazı, bestecinin bu iki zıt dönemine kısaca değinmiştir.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR VE FİZİKSEL AKTİVİTENİN SAĞLIK DAVRANIŞLARI ÜZERİNE ETKİSİ: SOSYOLOJİK BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72266</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72266</guid>
      <author>Cihan AKKAYA</author>
      <description>Spor, fiziksel aktivite ve sağlık arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkiyi inceleyen birçok çalışma vardır. Bu çalışmalar spor ve fiziksel aktivitenin sağlığı korumak ve geliştirmek için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak spor ve fiziksel aktivitenin dozu, süresi, yoğunluğu ve türüne bağlı olarak bazı olumsuz etkileri de olabilir. Öte yandan bu yakın ilişki tarihsel, kültürel ve bilimsel etkilerin sonucunda oluşmuştur. Tarihsel süreç içerisinde sağlık ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla düzenli spor ve fiziksel aktiviteye yönelik farkındalık artmış ve bu aktivitelere katılım istenilen seviyeye ulaşamasa da bu yönde ortak bir toplumsal bilinç oluşmuştur. Bu dönüşüm süreç sosyolojik olarak incelenebilir. Spor ve fiziksel aktivite, sağlıkçılık ve tıbbileştirme süreçleriyle yakından ilgilidir. Sağlıkçılık sağlığı korumak ve geliştirmek için bireyler üzerinde baskı yaratıp spor ve fiziksel aktiviteye katılımı etkilerken, tıbbileştirme tıbbi yaklaşım ve terminolojileri bu alana dahil etmiştir. Bu süreçler sporun ve fiziksel aktivitenin sağlıklı yaşam tarzıyla bağlantısının vurgulanmasında etkili olmaktadır. Ancak bu süreçlerin etkisinin aşırıya kaçması bireylerin sağlığına zarar verebilir. Aşırı sağlıkçılık stres, baskı, beden imajı ve özsaygı sorunlarına neden olabilir. Tıbbileştirme ise sporu olumsuzluklara indirgeyebilir ve kişisel deneyimi azaltabilir. Bu nedenle spor, fiziksel aktivite ve sağlık ilişkisinde hem kitlesel hem de profesyonel düzeyde dengeli bir yaklaşım benimsenmesi önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>  İNTERNET VE SOSYAL MEDYA’NIN GÜNÜMÜZ SANATINA ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72267</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72267</guid>
      <author>Selda ALPYağmur Burcu Öz </author>
      <description>Dijital teknolojiler, yeni bir sanat biçimi doğurmanın yanında sanatın evrenselleşmesini de sağlamış, internet ve sosyal medya platformları sayesinde tüm dünyanın birbiriyle iletişim kurması kolaylaşmıştır. Hızla gelişen teknolojilere yalnızca sanatçılar değil sanat kurumları da uyum sağlamak durumunda kalmış, uyum sağlandıkça kullanım daha da artmıştır. İnternet ve sosyal medya sanatın oluşturulmasından sergilenmesine ve alışverişine kadar her alanını etkilemiş, sanatçıların yaratım süreçlerini etkilemenin yanında kendi kendilerini sergileyebilme olanağı sağlamış, sanat dünyasında köklü değişiklikler yaşanmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu makalede internet ve sosyal medya platformlarının sanatın icrasına, sanat kurumlarına ve sanatçılara etkileri tartışılmış, öncelikle internet ve sosyal medya platformlarının sanatın sergilenmesine etkileri, ardından sanatçıların sanat yaratım süreçlerine etkileri üzerine bilgiler verilmiştir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN KONUŞMALARINA METİNSEL BİR BAKIŞ: MERHABA BEN TÜRKÇE ÖĞRETMENİNİZ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73048</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73048</guid>
      <author>Tuğrul Gökmen ŞAHİN</author>
      <description>Çocuk ve öğretmen, öğretmen ve aile işbirliği önemlidir. Öğretmenin önce öğrenciyi doğru yönlendirmesi sonra da aileyi evde çocuğun eğitiminde nasıl katılım sağlayacağı konusunda bilinçlendirmesi gerekmektedir. Araştırmanın amacı Türkçe öğretmenlerin velilere ve öğrencilere hazırladıkları konuşmalarda hangi konulara değindiklerini ortaya koymaktır. Bu araştırmada nitel araştırma yönteminden durum deseni kullanılmıştır. Araştırmada Türkçe öğretmenlerin velilere ve öğrencilere hazırladıkları konuşmalarda hangi konulara değindiklerini ortaya koymak amaçlandığından bu desen tercih edilmiştir. Araştırmaya Doğu Anadolu bölgesinde yer alan devlet okullarında görevli 25 Türkçe öğretmeni dâhil edilmiştir. Araştırmanın sonunda Öğretmenlerin hazırlıksız konuşmada öğrencilerle olan iletişimleri sırasında değindikleri konulara bakıldığında öğrenmeyi vurguladıkları, hem öğretmenin sınıfa yaptığı konuşmalarda hem de veli öğretmen iletişiminde çocukların ders başarısı, daha iyi nasıl öğrenecekleri, aldıkları notun öneminin büyük yer tuttuğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin kendilerini tanıtmaları, kendilerinden örnekler vererek öğrencilerin öğretmenlerini birçok alanda tanımalarının öğretmen-öğrenci ilişkisine katkı sağladığı ve öğretmenlerin veli görüşmelerinde ise en fazla işbirliği üzerinde durulduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MOZART OPERALARINDAKİ ERKEK SESLERİNİ TÜR, ROL ve KARAKTER BAKIMINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71380</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71380</guid>
      <author>Yavuz KELEBEK Nurdan KIZILDELİ SALIK  </author>
      <description>Mozart’ın Operalarındaki erkek seslerinin tür, rol ve karakter bakımından incelenmesi amaçlayan, nitel çalışma olan bu araştırmada; Mozart’ın bestelediği 22 operadan en çok seslendirilen ve bilinen 10 eser seçilmiştir.   Veriler yerli yabancı kaynaklar (makaleler, tezler, vb.) gerek internet ortamında gerekse kütüphanelerden literatür taraması yapılarak elde edilmiştir. Ulaşılan veriler araştırmacı tarafından litetatür ışığında yorumlanarak analiz edilmiştir. Araştırmada Mozart’ın seçilmiş operaları arasında ses türü bakımından tenor seslerini daha çok tercih ettiği ( 8 ), erkek seslerine yazdığı roller doğrultusunda tenor seslerine aşık, kahraman, kurtarıcı, koruyucu, kibar, yardımsever, sevgili, zarif, cesur, zengin, mevki sahibi, iyi yürekli, hükümdar, baba, arkadaş, soylu, adalet arayan, din adamı, asker, hizmetkar, hain, diktatör rollerini, bariton seslerinin aşık, iyi niyetli ve her şekilde yardımsever, korumacı halden anlayan sırdaş, yapılara sahip oldukları bir diğer bakımdan kadınlara ilgisinin yüksek olduğu, görevleri gereği asker veya soytarı karakterlerini canlandırdıkları sonuçlara ulaşılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ’NİN ASKERİ MÜCADELELERİNDE DİNİ   İNANCIN VE DİN ADAMLARININ ETKİLERİ (1075-1176)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71409</guid>
      <author>Esra ÇEÇENRamazan ALTINAY </author>
      <description>Orta Çağ’da gerek Hıristiyan dünyasında ve gerekse İslam dünyasında her alanda dini inancın büyük rolü olduğu bilinmektedir. Çünkü Orta Çağ’da insanların kültürleri ile devletlerin dünya algılarının ve anlayışlarının merkezinde din yer almaktadır. Her türlü dünyevi şey devlet, idare, siyaset, ekonomi, aile, servet, evlilik vs. her zaman ve mutlaka dinle irtibatlandırılmakta ve din aracılığıyla meşrutiyet kazanmaktadır. Nitekim Ayasofya’nın ambonunda patrik tarafından Doğu Roma (Bizans) imparatorlarına taç giydirme törenlerinin yapılması, imparator ve yönetiminin dince meşru bulunduğunu göstermektedir. Yine Dandanakan Zaferinden sonra Tuğrul Bey’in elçilerinin hemen Bağdat’a gönderilmesi yeni kurulan Büyük Selçuklu Devleti’nin halife tarafından, daha doğrusu dince meşru kılınmasını onaylatmak içindi. Ardından Fâtımîlerin eline geçen Bağdat’ı geri alan Tuğrul Bey, Abbasi Halifesi el-Kāim Biemrillâh tarafından doğunun ve batının sultanı ilan edildi. Bu durum Büyük Selçukluların, İslam dinine bağlılıklarını ve onun koruyucusu görevini üstlendiklerini ortaya koymaktadır. Şüphesiz bu devletle aynı soydan gelen Türkiye Selçuklularda da bu anlayış devam ettirilmekteydi.  Bu yüzden Türkiye Selçuklularda idarede, siyasette, askeri ve diğer faaliyetlerde dini inancın belirleyiciliği söz konusuydu. İşte biz bu makalede bir nevi bu anlayışın sağlamasını yapmaya çalışacağız. Bu kapsamda, Türkiye Selçuklu Devleti’nin, Myriokephalon Savaşı’na kadar olan fetih hareketlerinde ve savunma durumlarında, sultanların ve mevzu bahis devlet veya beylik hükümdarlarının dini inançlarının askeri mücadeleler üzerindeki etkileri hakkında bilgi verilecektir. İlk olarak Bizans’ın, Haçlı Seferlerinin ortaya çıkmasındaki rolünden bahsedilecek ve akabinde bu seferlere katılımın artmasında Hıristiyanlığın ve Haçlı ordularına karşı verilen mücadelelerde İslamiyet’in etkilerine değinilecektir. Ardından Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un yeğeni Ioannes’in İslamiyet’i kabul ederek Türkiye Selçuklu tarafına geçmesi üzerinde durulacaktır. Ayrıca Türkiye Selçuklu Devleti’nin Ermenilere karşı olan fetih hareketlerinde bölgede yaşayanların ve idarecilerin din veya mezhep farklılıklarının bu mücadelelere yansımaları ortaya konacaktır. Araştırma, Sultan II. Kılıç Arslan’ın, Dânişmendli Nizâmeddin Yağıbasan’a karşı askeri mücadelelerinde dinin ve din adamlarının etkileri belirtilerek sona erdirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNÜMÜZ SANATÇISININ BENLİK ARAYIŞINA MERLEAU-PONTY FELSEFESİNDEN BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71457</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71457</guid>
      <author>Neslihan AKKAYABarış YILMAZ </author>
      <description>Varlığımızın başından itibaren doğrudan tanığı bizizdir, bizim benliğimizdir. İzleyeceğimiz yolda, tercihlerimizde benliğimizle hareket ederiz. Bundan dolayı anlamlandırma faaliyeti üzerinden benlik kendisini bulur. Benliğinin olduğunu düşünen insan bu benliği yaşadıkları çerçevesinde düşünerek, anlamlandırarak doldurur. Varoluşçuluk felsefesinde anlamlandırmanın bir düşünme sistemi olduğu kabul görmüştür. Düşünme faaliyeti bir insan faaliyetidir. Bu bizim insan olarak varlığımızdan ayrı mümkün değildir. İnsan, benliğini düşünerek inşa eder. Bir bakıma insan istediği takdirde kendi özünü tasarlayabilme yeteneğine sahiptir. Toplum içerisinde kendi benlikleri ile varlıklarını ortaya koyan kimseler vardır. Tüm bu düşüncelerden yola çıkarak verilebilecek en iyi örnek de &lt;em&gt;sanatçılardır. &lt;/em&gt;Bir sanat eseri aynı zamanda yaratıcısının benlik temsilidir. Bu makalede benlik tartışması üzerinden Merleau-Ponty çalışmaları sanatla bağdaştırılarak değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜNYALARA SIĞMAYAN DÜŞMAN YA DA KİTLE KÜLTÜRÜ VE “KÖTÜ”</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71753</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71753</guid>
      <author>Ömer Faruk AYDIN</author>
      <description>Hastalık tabiatı itibariyle ondan kaçınılması gereken, tedirgin edici korkutucu bir anlam taşır. Biyolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar bu anlamda standardizasyon çabasında kutbun bir kanadını temsil eder. Kutbun diğer tarafında ve makalede ele alınacak tarafında ise psikolojik rahatsızlıklar bulunur. Görsel sanatların içerik/temel/enstrüman olarak kullanmayı çokça tercih ettiği psikolojik rahatsızlıkların “hastalık” kavramının kendiliğinde olan kaçınılması gerekenlikten oldukça uzaktır. Romantize ve estetize edilmiş hastalığın bir albeni ögesine dönüştürülerek hastalık sahibi olma arzusu yaratan örnekler içinden &lt;em&gt;Joker&lt;/em&gt; filmi ele alındı. İktisadi sıkışmışlığın ve anomalinin normalleştirilerek güçsüzleştirme gayretinin yansımaları incelenerek sermaye, sermayeye bakış, ideal hayat, beklenti, hayal kırıklığı ve reaksiyonun resmediliş biçimindeki değişim filmin selefleri ile karşılaştırılarak örneklendirildi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL YÖNETİCİLERİNİN İLETİŞİM SIRASINDA KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR  </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71766</guid>
      <author>Abuzer Gaffar SARAÇAli Mehmet ÖZTÜRK ,Mahmut SARAÇ ,Ahmet YAŞAR ,Dilek SARAÇ </author>
      <description>Okulda iletişim sürecinin başlatanı okul yöneticisidir. Okul yöneticilerinin sahip olduğu iletişim becerisi okul işleyişi için çok önemlidir. Zaman zaman okullarda idarecilerden, öğretmenlerden, öğrencilerden ve okulun diğer paydaşlarından kaynaklı iletişim sorunları meydana gelmektedir. Bu araştırmada ortaokullarda görev yapan yöneticilerin iletişim sürecinde yaşadıkları sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada nitel veriler, amaçlı örnekleme yolu izlenerek Gaziantep ili Şehitkamil İlçesi’nde görev yapan 22 ortaokul yöneticisiyle yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmelerle 2022-2023 öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Görüşmeler esnasında elde edilen veriler, betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul yöneticilerinin okullarda yaşadıkları iletişim sorunlarının birbirine benzer olduğu tespiti yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“EĞİTİM MÜZİĞİ BESTECİLİĞİ” ALANINDA YAZILMIŞ LİSANSÜSTÜ TEZLER </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71816</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71816</guid>
      <author>Deniz SALURErdal TUĞCULAR </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de Eğitim Müziği alanında yazılan lisansüstü tezleri farklı değişkenlerle ele alıp incelemektir. Verilerin toplanması amacıyla literatür taraması yapılmıştır.  YÖK Tez Merkezi veri tabanında “Eğitim Müziği” anahtar kelimesiyle yapılan arama sonucunda 1987-2020 yılları arasında yazılan 27 teze ulaşılmıştır. Ancak 24 teze ulaşılıp, 3 teze ulaşılamadığından incelemeye 24 tez alınmıştır.  Kriterler belirlenip, tezler incelenmiştir. Belirlenen kriterler, tezlerin hazırlandıkları üniversiteler, enstitüler, hazırlandıkları yıllar, lisansüstü düzeyler ve danışman unvanlarıdır. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Araştırmada durum çalışması deseni kullanılmıştır. Veriler doküman analizi tekniğinden yararlanarak değerlendirilmiştir. Verilere yönelik sonuçlar frekans ve yüzde olarak hesapladıktan sonra tablo haline dönüştürülmüş ve sonrasında yorumlanmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda tezlerin sadece müzik alanında hazırlandığı, yirmi dördünün (%88) yüksek lisans, üçünün (%12) doktora tezi olduğu, sayıca en fazla tezin yazıldığı üniversitelerin Gazi Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAŞTIRMALARLA DEPREMLERİN ÇOCUKLARIN SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİMLERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71962</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71962</guid>
      <author>Mine DUMANBetül YAĞBASAN ,Büşra İÇELLİ SAÇIN ,Ender DURUALP </author>
      <description>Son zamanlarda hem dünyayı hem de ülkemizi etkileyen en önemli olayların başında doğal afetler gelmektedir. Sonuçlarına bakıldığında, can ve mal kayıplarına en çok neden olan ve meydana gelme sayısı en fazla olan afet türü depremlerdir. Depremler, insanların yaşamını ekonomik, sağlık, psikolojik gibi birçok yönde olumsuz olarak etkilemektedir. Deprem sonrasında yaşanan travmalar; insan hayatının her alanını uzun süre boyunca etkisi altına almaktadır. Bu durumdan en çok etkilenen grupların başında, savunmasız ve ebeveynlerine bağımlı olmaları nedeniyle çocuklar gelmektedir. Depremin yıkıcı etkilerinin sonucu olarak günlük yaşantılarının aksaması ile çocukların sosyal, duygusal ve ruhsal gelişimleri regresyona uğramaktadır. Bu çalışmada da, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinin deprem afetinden nasıl etkilendiği, etkileri azaltabilmek için nasıl desteklenmesi gerektiği konuları üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THOMAS OWEN’IN FANTASTİK HİKAYELERİNDEKİ TEMEL İZLEKLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71998</guid>
      <author>Nisa Bilge FİDANCI</author>
      <description>20. yüzyıl Belçika fantastik edebiyatının önemli isimlerinden olan Thomas Owen (1910-2002), kendine özgü biçemiyle tanınan bir yazardır. Öykülerini, düşsel olay örgüsü ve düşsel karakterler ile buluşturarak gerçek uzamlar çerçevesinde anlatır. Anlatıları yalnızca korkutmak değil; insanı insanla yüzleştirerek bir içsel yolculuğa çıkarmak (korkuları, sakladıkları, hatırlamak istemedikleri) ve bunu yaparken de bir mesaj vermek, endişe ve tekinsizlik (Unheimlich) duygusunu anlatının her bölümünde canlı tutmak, dolayısıyla merakı ön plana çıkarmak amaçlarını gütmektedir.Yazarın fantastik türe sunduğu katkılar bağlamında dikkat çeken bir diğer unsur da, özellikle kendi çağdaşlarında kadar ikinci planda kalan kadın karakterleri ana karakterler kadar etkinleştirerek birer anlatı izleğine dönüştürmesidir. Owen’da, kadınlar birer izlek olarak ele alınırlar ve anlatıların olay örgüsünde önemli işlevler üstlenirler, dolayısıyla fantastik edebiyatta bir mihenk taşı haline gelirler. Çalışmada, Owen’ın fantastik evreninde hangi izleklerin sıklıkta yer aldığı, bu izleklerin nasıl işlendiği ve okuyucu üzerindeki etkilerinin hangi boyutta olduğu sorularına cevap aranmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı fantastik edebiyatın temel özelliklerinden yola çıkarak Thomas Owen'ın öykülerinde göze çarpan fantastik unsurları anlatıların konuları ve izlekleri bağlamında değerlendirmektir. Çalışmada, yazarın kendi belirlediği anlatılarının bir araya getirildiği &lt;em&gt;Olağanüstü Şeylerin Kara Kitabı: Thomas Owen’ın Tuhaf ve Fantastik Hikayeleri&lt;/em&gt; adlı öykü derlemesi odağında, Owen’in fantastik öykülerinde gözlemlenen kadın, erotizm, ölüm, ölümcül aşk, hayalet gibi başat izlekler ele alınacaktır. Bu izlekler edebi analiz yöntemi ile incelenecek, kapsamlı bir literatür taraması yapılacak ve elde edilen bulgular Owen’ın fantastik edebiyat anlayışına göre sentezlenecektir. Çalışmada yer alan anlatılar; &lt;em&gt;Amanda, neden?&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Ayna&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Gölgelere Merhamet Edin&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Motel Partisi&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Şatoda Bir Gece&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Yağmurun Kızı&lt;/em&gt;’dır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL KRİZLERİN TURİZM ÜZERİNDEKİ EKONOMİK ETKİLERİ: COVİD-19 PANDEMİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72111</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72111</guid>
      <author>Deniz KOÇMuammer BEZİRGAN  </author>
      <description>Turizm sektörü sahip olduğu hassas yapısı sebebiyle iç ve dış çevrede meydana gelebilecek her türlü durum karşısında kolayca zarar görebilmektedir. Ülkeler açısından oldukça önemli bir gelir kapısı olan turizm talebinde meydana gelen azalma turizm işletmelerinin gelir kaybetmesine sebep olmaktadır. Özellikle küresel bazda meydana gelen krizler turizm endüstrisine daha fazla zarar vermektedir. Turizm hareketliğin de azalmasına sebep olan bu krizler beraberinde ekonomik krizleri de getirmektedir. 2019 yılında küresel bir kriz olarak ilan edilen covid-19 salgını hem toplumsal hayatı hem de çalışma hayatını olumsuz etkilemiştir. Bu tezin amacı, covid-19 pandemisinin turizm endüstrisi üzerindeki ekonomik etkilerini ortaya koymaktadır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde bulunan dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan yöneticiler araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Turizm yöneticileri ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüz yüzü görüşme sağlanarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler oluşturulan mantıksal kodlar ile açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda otel işletmelerinin bu süreçte ekonomik sorunlar yaşadığı ve bu sorunlarla başa çıkmak için kısa süreli ya da tamamen kapanma, iş görenlerin işten çıkarılması ve maliyetlerin azaltılması gibi önlemler aldıkları görülmektedir. Pandemi sonrasında işletmelerin yaşadıkları en önemli problem ise ekonomik sıkıntılar sebebiyle işten çıkan personelin geri dönmemesidir. Bu durum sektörde nitelikli personel sıkıntısını meydana getirmektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜZEL SANATLAR LİSESİ ÖĞRENCİLERİNİN KEMAN DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72298</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72298</guid>
      <author>Demet EMENEvrim İÇÖZ </author>
      <description>Kısaca tavır veya davranış olarak tanımlanabilecek tutum, bireylerin duygusal olarak gelişimlerinin bir ürünü olarak ortaya çıkmakta, bireylere olumlu veya olumsuz bir durum karşısında o duruma yaklaşma ya da o durumdan uzaklaşma hissi vermektedir.  Bu his öğrenme sürecinde öğrencilerin ilgili bilgi ve beceri kazanımlarına etki ettiğinden söz konusu süreçte tutumlar önemli bir yere sahiptir. Bu önem doğrultusunda araştırmanın amacı, Güzel Sanatlar Lisesi (GSL) öğrencilerinin keman dersine yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırma betimsel nitelikte bir alan araştırmasıdır. İlgili veriler Doğan tarafından (2017) geliştirilen “Keman Dersine Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022/2023 eğitim-öğretim yılında Samsun İlkadım GSL’nde 9, 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören ve çalgı eğitimi kapsamında keman eğitimi alan 34 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma bulguları doğrultusunda GSL’de çalgı eğitimi kapsamında keman eğitimi alan öğrencilerin keman dersine olan tutumlarının çoğunlukla olumlu yönde olduğu (x̄=3,36) sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMAM HATİP LİSELERİNDE DİSİPLİN CEZASI ALMIŞ ÖĞRENCİLER ÜZERİNE İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71975</guid>
      <author>Ahmet SARIKAYA </author>
      <description>Bu araştırmada, Denizli ilinde imam hatip liselerinde disiplin cezası alan öğrenciler üzerine inceleme ve bu inceleme sonucunda disiplin cezasının öğrencide oluşturduğu duygu ve düşüncelerinin, arkadaşlarının ve ailelerin öğrencilere yaklaşımlarını göz önünde bulundurarak, istenmeyen davranışın kaldırılmasında ve istendik davranışların kazandırılmasını sağlayıp sağlamadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel bir durum araştırması planlanmış ve çalışma grubu olarak Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerindeki imam hatip liselerinde öğrenim gören ve bu okullarda 2018-2019 öğretim yılında disiplin cezası almış öğrenciler olarak belirlenmiştir. Verilerin değerlendirilmesi için betimsel analiz tekniğinin kullanılmıştır. Çalışma için yapılacak araştırmada veri toplama aracı olarak disiplin cezası alan 12 öğrenci ile yapılacak görüşmedir. Bunun için hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada şu sonuçlar elde edilmiştir: Disiplin cezası istenmeyen davranışın tekrardan sergilenmemesinde öğrencilerin tamamına yakınında etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin istenmeyen davranışları sergilememe nedenlerinde ise bir üst cezayı alma korkusu, ailesinin tepkisinden çekinme ve siciline işlenme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Disiplin cezalarının öğrencilerin okul içerisinde ve dışarısında kural olarak benimseyip olumlu davranış göstermede yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak disiplin cezası sonrasında öğrencilerle yapılan rehberlik faaliyetleri kapsamındaki yönlendirmeler, ailelerin yapıcı yaklaşımları öğrencinin hatalarına daha objektif bakmasında, kuralları benimseyerek olumlu davranış göstermede daha istekli olmasında etkili olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda okullarda öğrencilere belirli aralıklarla okul kuralları hakkında bilgilendirmeler yapılmalıdır. Olumsuz davranışın cezalandırılmasının yanı sıra olumlu davranışlar pekiştirilmelidir. Ailelerin öğrenci üzerinde etkisi görüldüğünden ailelerle işbirliğine gidilerek olumsuz davranışlara karşı önleyici çalışmalar yapılmalıdır. Disiplin cezaları öğretmenlerin görüşlerinin yanı sıra öğrencilerin de görüşleri göz önüne alınarak geleneksel disiplin yaklaşım ve modelleri yerine günümüzde geçerliliği daha yüksek olan disiplin yaklaşımları ve modelleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


