






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2023 Sayı 144</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2757</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ ETNOBOTANİK FARKINDALIK  DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70858</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70858</guid>
      <author>Nezahat KANDEMİRSalih DEĞİRMENCİ ,Arzu CANSARAN </author>
      <description>Bu çalışmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının günlük hayatta etnobotanik amaçlı sık kullanılan bitkilere yönelik farkındalık düzeyleri belirlenmiştir. Yüzyıllardır devam eden insan ve bitki ilişkileri sonucunda, zamanımızda tüm dünyanın önemini kabul ettiği ve çok geniş araştırmaların yapıldığı “etnobotanik” bilim dalı ortaya çıkmıştır. Etnobotanik bilimi, deneme ve yanılmalar yoluyla elde edilmiş ve zaman içerisinde nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen çok değerli bilgileri içermektedir. Çalışma 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinin fen bilgisi öğretmenliği 4. sınıfta öğrenim gören 14 öğretmen adayı ile yapılmıştır. Araştırmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Veri toplama aracında günlük hayatta çok kullanılan 10 bitki örneği ve bu bitkilere ait üç farklı kullanım reçetesi yer almaktadır. Öğretmen adaylarının kullanım reçetesindeki sorulara verdikleri cevaplar kategorilere ayrılmış ve kodlar belirlenerek çözümlenmiştir. Çalışmadaki sonuçlar incelendiğinde, bazı öğretmen adayları tarafından birinci reçetesi yazılmayan bitkilerin semizotu, kızılcık ve karadut, ikinci reçetesi en fazla yazılan bitkinin sarımsak, en az yazılan bitkilerin adaçayı ve ıhlamur olduğu saptanmıştır. Üçüncü reçetesi en fazla yazılan bitkinin nane, en az yazılan bitkilerin adaçayı ve kızılcık, hiç yazılmayan bitkinin ise ıhlamur olduğu görülmüştür. Bütün öğretmen adayları tarafından birinci reçetesi tam olarak yazılan bitkiler lavanta, kuşburnu, adaçayı, ıhlamur, limon, sarımsak ve nanedir. Sonuç olarak, fen bilgisi öğretmen adaylarının etnobotanik amaçla günlük hayatta sık kullanılan bitkilere yönelik farkındalık düzeyleri orta seviyededir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKİŞEHİR İLİNDE TAŞ VE TOPRAĞA DAYALI SANAYİLERE YÖNELİK ANALİTİK BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71028</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71028</guid>
      <author>Ahmet Fatih BİLENOkan YAŞAR  </author>
      <description>İnsanoğlu tarihin ilk çağlarından beri taş ve toprağa şekil vererek bu kaynaklardan çeşitli şekillerde yararlanmıştır. Sanayi devrimiyle birlikte sektörde başlayan makineleşme; üretimin hızlanmasına, ürünlerin çeşit ve kalitesinin artmasına ve endüstriyel ürünlerin yaygın bir şekilde kullanılmasına olanak sağlamıştır. Taş ve toprağa dayalı sanayii, başta konut olmak üzere her türlü inşaat faaliyetlerinde kullanılmak üzere çimento, tuğla, kiremit, seramik, beton, alçı gibi ürünlerin imalatını gerçekleştirir. Bu çalışmada; Sanayi Coğrafyası prensipleri çerçevesinde, Eskişehir ili özelinde taş ve toprağa dayalı sanayilerin tarihsel gelişimi, mevcut durumu, sorunları ve mekânsal etkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Elde edilen bulgulardan hareketle sektörün sorunlarına dönük çözüm önerileri getirilmiştir. İl kapsamında evreni temsil edecek güçte ve çeşitli alt sektörlerde 11 adet taş ve toprağa dayalı sanayii işletmesine 2019 Temmuz ve Ağustos ve 2020 Temmuz ayında anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen veriler betimsel analizine uygun olarak yorumlanmış ve sektöre dair elde edilen sonuçlardan hareketle öneriler getirilmiştir. Eskişehir ilinde taş ve toprağa dayalı sanayii 1927 yılında kurulan Kılıçoğlu Kiremit Fabrikası ile başlamıştır. İlerleyen yıllarda taş ve toprağa dayalı sanayiinin diğer alt sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerin kurulmasıyla gelişim göstermiştir. İl’de faaliyet gösteren imalat sanayii işletmelerinin %7,84’ü taş ve toprağa dayalı sanayii işletmelerinden ibarettir. Ayrıca ildeki imalat sanayii istihdamının %12,95’i taş ve toprağa dayalı sanayilerde istihdam edilmektedir. Eskişehir ilinde taş ve toprağa dayalı sanayii kuruluşları; pazar, talep istikrarsızlığı ve rekabet fazlalığı konularında sorunlar yaşamaktadır. Anket yapılan işletmelerin %45,45’i katı-sıvı atık, %36,36’sı yatay yönde büyüyememe ve %27,27’si görüntü kirliliği oluşturma sorunları yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Atık sorununu ortadan kaldırabilmek için arıtma tesisi olmayan işletmelerin Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmalarının teşvik edilmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNÜMÜZ MEDYASI ARACILI İKNA VE TEKNİKLERİ  </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71061</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71061</guid>
      <author>Halil AYTEKİNElif ATEŞ </author>
      <description>Kitle iletişim araçlarının ve iletişimin neredeyse aynı şeyi çağrıştırdığı 21. yüzyılda, iletişim genç, yaşlı tüm insanların yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Teknolojik gelişmeler ve ağ bağlantıları, bilgi akışını ve insanlar arası etkileşimi hızlandırmış, onları mesafe tanımaksızın bir araya getirmeyi başarmıştır. Bununla birlikte, geçmişten günümüze kadar gazete, dergi, radyo ve TV gibi birçok farklı kanalla hayatımızda yer alan medya, günümüzde internet bağlantılı birçok uygulama ile günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Medya, zaman içerisinde devrim yaratarak gelişimini sürdürmüştür. Günümüzde medya ağ bağlantısının olduğu her yerde ve zamanda izler kitlesine ulaşmayı başarmıştır. Medyanın etki gücü, hiç olmadığı kadar artmıştır. Medyayı yönetme gücüne sahip kişi ve kurumlar, kitleleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilir, etkileyebilir, davranış ve tutumlarında değişiklikler yaratabilirler. Bunu yaparken birçok farklı ikna tekniğinden faydalanan büyük şirketler, kitleler üzerinden büyük çıkarlar elde etmektedirler. İkna, antik çağlardan günümüze kadar uzanan yolculuğunda iletişimin her biçiminde kendine yer bulmuş bir olgudur. Hedef kitlenin, yargılarını ve eylemlerini etkilemek için tasarlanmış insan iletişimi olarak tanımlanan iknanın, iletişim biçimlerinin de değişmesiyle birlikte uygulandığı mecralar da değişmiştir. Artık teknoloji, iknanın yoğunlukla kullanıldığı medyayı, birçok farklı zaman ve mekânda ulaşılabilir kılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile yürütülmüş olan çalışmada, iletişim olgusu, medyada propaganda ve ikna olguları işlenmiştir. Çalışmanın amacı geçmişten günümüze kadar ikna olgusunun evrimini ve kitleler üzerindeki etkisini ortaya koymaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYIT DIŞI EKONOMİ ÜZERİNE EKONOMETRİK BİR ANALİZ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71105</guid>
      <author>Funda YURDAKULZuhal SARI </author>
      <description>Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinin 1985-2021 dönemi için basit parasal oran ve 1990-2021 dönemi için MIMIC model yöntemleri kullanılarak kayıt dışı ekonomi tahmin edilmiştir. Basit parasal oran yöntemi tahmin sonuçlarına göre, kayıt dışı ekonominin yıllar itibariyle %1,88 ile %51,27 arasında değiştiği görülmüştür. MIMIC model yöntemi tahmin sonuçlarına göre ise kayıt dışı ekonomi %20,38 ile %38,76 arasında değişmektedir. Özellikle 1999 yılından sonra kayıt dışı ekonomi belirgin bir şekilde artmıştır. 2021 yılında ise %25,64 seviyesine düşmüştür. Daha sonra MIMIC model ve basit parasal oran yöntemleri kullanılarak tahmin edilen kayıt dışı ekonomi serilerine Harvey vd. (2008) doğrusallık testi uygulanmıştır. Hem MIMIC hem de basit parasal oran yöntemi ile tahmin edilen kayıt dışı ekonomi serisi için uygulanan Harvey vd. (2008) testi sonucu kayıt dışı ekonomi serileri doğrusal yapıda bulunmuştur. Daha sonra MIMIC model yöntemi ile tahmin edilen kayıt dışı ekonomiyi etkileyen mali, sosyal ve ekonomik değişkenler belirlenerek iki farklı ekonometrik model kurulmuştur.  Modellerin katsayıları Engle-Granger ve ARDL sınır testi yöntemleri ile tahmin edilmiştir. Tahmin sonuçlarına göre, büyüme oranı, enflasyon oranı, para arzı ve vergi yükü değişkenlerinin kayıt dışı ekonomi üzerinde artırıcı etkilerinin olduğu ve döviz kuru, mükellef sayısı, tasarruf oranı, sabit sermaye yatırımları/GSYH ve istihdam oranı değişkenlerinin de kayıt dışı ekonomi üzerinde azaltıcı etkilerinin olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KONKORDATO MÜHLETİNİN VERİLMESİNDEN ÖNCE GELECEKTEKİ ALACAKLARIN DEVRİ (TEMLİKİ) VE BUNUN, ALACAKLILAR BAKIMINDAN SONUÇLARI </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71239</guid>
      <author>Burhanettin Arif KOCAMAN</author>
      <description>28.2.2018 tarihinde kabul edilen ve 15.3.2018 tarih ve 30361 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 2004 sayılı Kanun’un 294. Maddesini başlığıyla birlikte değiştiren 22. Maddesinde “&lt;em&gt;Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür”&lt;/em&gt; düzenlemesi getirilmiştir.  Uygulamada yükleniciler,  İdareye karşı eser sözleşmesinden kaynaklanan gelecekteki alacaklarını bankalara veya factoring kuruluşlarına devretmektedir. Ancak İdarenin “olur” yazılarında hak edişe bağlanmış veya hak edişe bağlanmamış doğmuş alacaklardan söz edilmektedir. Aynı şekilde temliknamelerde gelecekteki alacaklar devredilmiş olsa bile, doğmuş alacakların temlikinden söz edildiği görülmektedir.  Bu suretle,  temliklerin hüküm ifade etmesi sağlanmak suretiyle, 7101 sayılı Yasa’nın 22. Maddesindeki düzenleme etkisiz hale getirilmektedir.   Acaba gerek &lt;em&gt;Temliknamelerde, gerekse İdarenin “olur” yazılarında yer alan bu ifadeler,  temlik edilen söz konusu alacakların DOĞMUŞ ALACAK sayılması ve 7201 sayılı Yasa’nın 22. Maddesindeki hükmün etkisiz kılınması için yeterli midir?   &lt;/em&gt;Aşağıda bu konu, gelecekteki alacakların devri ve eser sözleşmelerinde hak ediş kavramları üzerinde durulmak ve 7101 sayılı Yasa’nın 22. Maddenin konuluş amacı (ratio legisi) de dikkate alınmak suretiyle ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL İKLİMİN KARİYER GELİŞİMİNE VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIĞA ETKİSİ: PERAKENDECİLİK SEKTÖRÜ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70957</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70957</guid>
      <author>Ufuk ORHANFaruk TAŞTI </author>
      <description>Günümüzde teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesiyle çalışma koşulları ve ortamları da aynı hızla gelişerek değişmektedir. Örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmesi ve geliştirerek devam ettirebilmesi için nitelikli işgücünü örgüte çekmek ve mevcut işgücünü korumak stratejik konularının başında gelmektedir. Bunun için örgütler pozitif bir iklime ihtiyaç duyarlar. Oluşturacakları bu iklim ile çalışanın örgüte olan bağlılığını artırmayı hedeflerler. Çalışanlara sunulacak kariyer gelişim imkânları, mevcut işgücünün korunmasına ve nitelikli iş gücünün örgüte katılmasına yardımcı olacaktır. Bu çalışma mağazacılık sektöründe çalışan kişilerin çalıştıkları örgütün ikliminin, kariyer gelişimlerine ve örgütsel bağlılıklarına etkisini ölçmek için yapılmıştır. Araştırma nicel yöntem ile yapılmıştır. Veriler anket formu ile toplanmıştır. Anket formu içerisinde demografik bilgi formu ile örgüt iklim ölçeği, kariyer gelişimi ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma Mersin İli merkez ilçelerinde faaliyet gösteren 237 mağaza çalışanına uygulanmıştır. Verilerin analizi istatistiksel paket programında yapılmış olup hipotezler test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, örgüt iklimine ilişkin pozitif algı düzeyi arttıkça, kariyer gelişimine ilişkin pozitif algı ve örgütsel bağlılık düzeyi de artmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYOLOJİMİZ İÇERSİNDE “ROMAN ÇEŞNİSİ”</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71090</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71090</guid>
      <author>Sinan ÇAYA</author>
      <description>Roman insanlar temel kültürel kıymetlerini çağlar boyunca, özgül bir tarih gerekirse Bizans devirlerinden bu yana hep muhafaza edegelmişlerdir. Bu kavmin menşei Hindistan’a kadar takip edilebilir ki oradan bir surette dünyanın hemen her yerine yayılmışlardır. Bazıları konar-göçer hayat tarzını bayağı yakın zamanlara kadar sürdürmüş iken; kimileri de belli şehir ve kasabalarda kendilerini topluca iskân eylemişlerdir. İstanbul Romanlarının yerleşikleri esasen tarihî sura yakın mevkilere inhisar ederler. Bu neşeli ve gamsız insanlara “ana bulvar” toplum bazı menfi sıfatlar nispet etmiş ise de; (müzik yeteneği ve el sanatları gibi) geçek erdemleri kat’iyyen yadsınamamıştır. Bu özgül çalışmada; bu topluluklar; bir akademik makalenin kapsamının elverdiği ölçüde teferruatı haiz şekilde ele alınmışlardır. Bu itibarla başvurulan ana kaynaklar; mühim sosyal bilimci François de Vaux de Foletier’in Fransızca kitabı ile; merhum sosyal-tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun (vefatıyla yarım kalan) şahane çalışması İstanbul Ansiklopedisi’nin bazı ciltlerinden ibarettir. Diğer tâlî kaynaklar da kullanılmıştır. Yazar Kendi şahsî deneyimlerini de çalışmaya derc etmiştir. Modası geçmiş ve hor görülen “Ç*ng*n*” kelimesi; mecburî aktarımlar dışında, yazarca bilinçli olarak atlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAROK HEYKELDE HAREKET VE FİGÜRLERDEKİ İFADENİN “PERSAPONE’NİN KAÇIRILIŞI” ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71232</guid>
      <author>Nihat Sezer SABAHAT</author>
      <description>Katolik kiliselerine karşı 16 yy. da başlatılan savaş 17 yy. da dünyevi bir iktidar mücadelesine dönüşmeye başlamış, ortaya çıkan kanlı savaşlar ve siyasi erkin değişmesi birçok ülkeyi derinden etkilerken bu değişimin barok sanata yansımaları farklı ülkelerde farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır.  Barok sanatın diğer sanat dallarını bir arada kullanmasından dolayı yapıtın birkaç kategoride değerlendirilmesi mümkündür. Barok eserlerin birçoğunda heykel – mimari -sahne tasarımının içi içe olduğu söylenebilir. Barok sanatçılar insanı bir illüzyonun içine çekip bu hissi yaratabilmekte üstün teknik bilgilerini ustaca kullanmışlardır. Ustalıkla işledikleri mermerde hareket, ışık-gölge oyunlarını kullanarak kumaşı, insan tenini, insan duygularını eserlerine en iyi şekilde yansıtmışlardır. Barok dönemin önemli sanatçılarından Bernini “The Abduction of Persephone” (Persephone’nin Kaçırılışı) eserinde manevi ve dünyevi alemler arasındaki mücadelenin bir alegorisi olarak, bir şiddet ve kaçırma anını güçlü ve dramatik olarak ele almaktadır. Heykeldeki hareket, duygu ve görsel detaylar bir dinamizm duygusunun yanı sıra, figürlerin birbirleriyle gerçekçi bir şekilde nasıl etkileşime gireceğini gösterdiği için sahnenin gerçekçiliğini ortaya koyan duygusal ifadeler, kompozisyon içinde birbirleri ile bir hareket ve gerilim hissi yaratan çapraz kurgusuyla barok heykelin önemli örneklerinden biri olarak araştırmada betimlendiği gözlemlenmektedir. Araştırma Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılarak barok heykelde hareket ve duygu kavramlarını bir örnek yapıt üzerinden ele alarak irdelemektir. Araştırmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak bu iki temel kavram üzerine yeni tespitlerde bulunarak alanda yapılacak çalışmalara katkı sunulması amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YETİŞKİNLER İÇİN A SOSYAL BECERİ ÖLÇEĞİ-35’İN GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ KISA VERSİYONUNUN GELİŞTİRİLMESİ VE GEÇERLİLİĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71408</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71408</guid>
      <author>Arkun TATAR</author>
      <description>Bu çalışmada yetişkinler için A Sosyal Beceri Ölçeği-80’inden madde atılarak, madde sayısının azaltılması yoluyla gözden geçirilmiş kısa formunun oluşturulması amaçlanmıştır. Bu çalışma için veri toplama işlemi yapılmamış, yetişkinler için A Sosyal Beceri Ölçeği-80’nin norm grubu verileri kullanılmıştır. Buna göre bu çalışma için kullanılan ölçeğin norm grubu verisi, 18-78 yaşları arasında (ort. = 27,34; s = 9,80), 3718 kadın (%64,2) ve 2064 erkek (%35,6) (9 kişi cinsiyet bilgisi olmayan (%0,2)) olmak üzere toplam 5791 kişiden oluşmaktadır. 2 Parametreli lojistik madde tepki kuramı kullanılarak özgün ölçeğin madde parametreleri belirlenmiştir. Benzer içerik gösteren ve düşük ayırt ediciliğe sahip maddeler atılarak ölçeğin madde sayısı 35’e indirilmiştir. Gözden geçirilmiş kısa form (A Sosyal Beceri Ölçeği-35) toplam puanı ile özgün form toplam puanı arasında 0,964 korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Gözden geçirilmiş kısa formun iç tutarlılık güvenirlik katsayısı 0,915 olarak belirlenmiştir. Gözden geçirilmiş kısa form yeniden düzenlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALI SANATI TARİHİNDE BİR DÖNEME IŞIK TUTAN HALILAR: “TİBET GRUBU ANADOLU HALILARI”</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71435</guid>
      <author>Gonca KARAVARDorukhan Fırat AKTÜRK </author>
      <description>Anadolu’da üretilmiş el dokuması halılar tarihin her döneminde tüm dünyada ilgi görmüştür. Üretildikleri dönemde, özellikle Avrupa’da zenginlik ve statü göstergesinin en önemli unsuru bu halılar olmuştur. Halı sanatı tarihi açısından konu ele alındığında, nadir bulunan ve süreç içinde keşfedilen örnekler ise büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Tibet grubu Anadolu halıları da bu nadir örneklerden olup, keşifleri sonrası halı sanatı tarihinde dönemsel bir boşluğu doldurmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Anadolu’da üretilmiş olmalarına rağmen ülkemizde bilinirliği az olan fakat bir dönemin kültürel değerlerinden günümüze ulaşmış nadir örneklerinden Tibet grubu Anadolu halılarının incelenmesidir.  Çalışmada incelenen bu halılar, keşif sırasına göre kronolojik olarak ele alınmış; farklı adlandırmaları, tarihlendirmeleri, karbon-14 test sonuçları gibi ulaşılabilen tüm bilgileriyle birlikte değerlendirilmiştir. Yöntem olarak; literatür taraması, karşılaştırmalı analiz ve değerlendirmeden oluşan bu çalışmanın, aynı zamanda Tibet Grubu Anadolu Halıları olarak adlandırılan beş adet örneğe ait güncel bilgilerinin bir arada sunulması açısından literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BASIN İŞLETMECİLİĞİ ÇERÇEVESİNDE NASIL BİR EKONOMİ GAZETESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71618</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71618</guid>
      <author>Ebru DAVULCUHilal SÖNMEZ </author>
      <description>&lt;em&gt;Nasıl Bir Ekonomi &lt;/em&gt;gazetesi &lt;em&gt;Dünya&lt;/em&gt; gazetesinin çalışanları tarafından 21 Kasım 2022 tarihinde kurulmuştur. Ekonomi gazetesi niteliğindeki &lt;em&gt;Nasıl Bir Ekonomi&lt;/em&gt;’ye ait tüm mecralarda yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlar tarafından da benimsenen “çalışanların gazetesi”, “bağımsız ve bağlantısız gazetecilik” ile “gazetecilerin gazetesi” ifadeleri yer almaktadır. Gazetelerin ve basın kuruluşlarının çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren holdingler bünyesinde medya işletmelerine dönüştüğü süreçte, bir basın kuruluşunun bağımsız ve bağlantısız gazetecilik ilkeleriyle yayın hayatını sürdürdüğü iddiası önemli bir araştırma konusudur. Bununla birlikte çalışma, &lt;em&gt;Nasıl Bir Ekonomi&lt;/em&gt; gazetesinin &lt;em&gt;Dünya&lt;/em&gt; gazetesinin çalışanları tarafından kurulması, 2000’li yıllarda Türkiye’de ekonomi basını alanında yaşanan gelişmelere ışık tutulması ve daha sonra yapılacak çalışmalara kaynaklık edilebilmesi bakımından da gerekli bulunmuştur. Bu çalışmada &lt;em&gt;Nasıl Bir Ekonomi &lt;/em&gt;gazetesinin yapısal analizi yapılmış; doğuşu ve gelişimi, işletme yapısı ve yayın politikası incelenmiştir. Niteliksel yöntemin kullanıldığı çalışmada, literatür taranarak basın, basın işletmeciliği, ekonomi basını ve ekonomi basınının dünyada ve Türkiye’deki gelişiminden bahsedilmiş, ardından derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak gazetenin yönetim, yazı işleri ve diğer departmanlarından yetkililerle mülakat yapılmıştır. Böylece, gazetenin işletme yapısı hakkında bilgiler edinilmiştir. Çalışmada ayrıca, birincil kaynaklardan elde edilen dokümanların da analizleri yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, &lt;em&gt;Nasıl Bir Ekonomi&lt;/em&gt; gazetesinin sahiplerinin basın sektörü dışında herhangi bir işleri bulunmamaktadır. Gazetenin gelir kaynaklarını abone, reklam ve etkinlikler oluşturmaktadır. Gazetenin yönetim kurulu tarafından yazı işlerine herhangi bir baskı ve müdahale söz konusu değildir. Departmanlar arası işbirliğine dayalı bir işleyiş bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜÇÜMSENEN MODERNİZM </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71005</guid>
      <author>Derviş ERGUN</author>
      <description>Sanat bir ifade aracı olarak, somut veya soyut olanı, olabilirliği, olması gerekeni, olabileceği cisimleştirir. Sanatın inandırıcılığı da buradan gelir. Gerçeklik yeniden yaratma ediminde nesnellik kazanır. Var olanı değil olmayanı ortaya koymakla, heyecanı, mutluluğu, öğrenmeyi, arzuyu, isteği, merakı, gizemi vb. duyguların tatminini sağlar. Aslında sanat kendi yasasına tabidir bu nedenle sanata bakış açısı öznel bir duyulanım ister. Sanatın iz düşümü zamanın ruhunu bir gerçeklik veya olgusal bir değer olarak yansıtır. Eleştirel veya tatmin duygusu eş zamanlı olarak sanatın geldiği noktayı belirler. Sanat nesnesi, ilkel sanat döneminde deneyimsel bir olguyu takip eder, modernizmle birlikte kavram ve teorilere daha fazla yaslanma ihtiyacı duyar. Sanatın gelişimi; tarihsellik veya ilerlemeci yasaya göre, kendi sanat rejimine tabi olmak koşuluyla değişir, dönüşür. Sanat her zaman özgürlük sorunuyla başı derde girmiştir. Üretilmesinde ve idrak edilmesinde, her devirde bağımsız kalabilme mücadelesi içinde olmuştur. Sanat bilinci, akıl yetisi ve evrensel yaratıcı duyguyla birlikte hareket eder. Sanat kuruluşunu hazırlayan nedenlerle, mevcut siyasal iktidar arasında her zaman ters bir ilişki vardır. Hayatın gerçekliği, sanat rejiminin kendi yasalarında gerçekliğe kavuşur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COĞRAFYA ÖĞRETİMİNDE WEB 2.0 ARAÇLARININ KULLANIMI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71025</guid>
      <author>Ali İLHAN</author>
      <description>Bilişim teknolojilerinde meydana gelen hızlı gelişmeler internet ve dijital teknolojilerin ortaya çıkardığı fırsatlardan daha fazla yararlanmamızı sağlamaktadır. İnternet bağlantısıyla kullanıcıların kullandığı web teknolojileri sürekli değişmekte ve gelişmektedir. Teknoloji ve bilişim sektörlerindeki hızlı gelişmeler, geleneksel öğretim araçlarının yerini yeni teknolojik araçların almasına olanak sağlamış ve COVID 19 pandemisi bu dönüşümü hızlandırmıştır. Bilişim teknolojileri ve internetin sürekli gelişmesi Web 2.0 araçlarını günlük yaşantımızın vazgeçilmez bileşenlerinden biri haline gelmiştir.  Web 2.0 teknolojileri kullanıcının dijital içerikleri okuma yanında dijital içerikler oluşturmasına, diğer kullanıcılarla paylaşmasına olanak veren araçlardır.  Web 2.0 araçları öğrencinin derse aktif bir şekilde katılmasına, yeni içerik oluşturmasına, manipüle etme, denetleme ve sosyalleşmesine olanak sağlamaktadır. Eğitimde Web 2.0 araçları animasyonlardan, poster ve karikatür oluşturma uygulamalarına, test ve bulmaca oluşturma uygulamalarına, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarına kadar birçok alanda yaygın şekilde kullanılıp dijital içerikler üretilmektedir. Bu çalışma, Web 2.0 araçları kullanılarak coğrafya dersi öğretimi alanında kullanıcıların web içeriğini oluşturma ve paylaşmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.  Çalışma nitel araştırma doküman analizi yöntemi ve içerik analizi tekniği ile geçekleştirilmiştir. Çalışma coğrafya öğretimi alanında Web 2.0 araçlarından Canva kullanılarak infografik hazırlama, Puzzlemaker kullanılarak bulmaca hazırlama, Wordwall kullanılarak oyun oynama ve Thinglink kullanarak etkileşimli harita hazırlamaya yönelik etkinlik hazırlama örnekleri ile sınırlıdır.   Web 2.0 araçlarıyla desteklenmiş coğrafya dersine yönelik etkinlik örneklerini ele alan akademik çalışmalar sınırlı olması çalışmayı önemli kılmaktadır. Coğrafya öğretimi alanında Web 2.0 araçlarının kullanılması öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmelerine katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Web 2.0 araçlarının coğrafya öğretiminde kullanılmasının yaygınlaşması için coğrafya öğretmenlerinin öğretim ortamlarında Web 2.0 araçlarını etkili olarak kullanmaları konusunda teşvik edilmeleri gereklidir.  Web 2.0 araçlarından yararlanarak coğrafya öğretimi alanında içerik oluşturmak ve paylaşmak için daha fazla akademik çalışma yapılmalıdır. Çalışmanın Web 2.0 araçlarının coğrafya öğretimi alanında kullanılması ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sağlaması umulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALI TASARIMI EĞİTİMİNDE BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM: DERS PLANI ÖNERİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71124</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71124</guid>
      <author>İbrahim ERDEK</author>
      <description>Türkiye'de tekstil tasarımı ve özellikle halı tasarımı eğitimi veren kurumlar, sektörün ihtiyaçlarına uygun nitelikli tasarımcılar yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Kurumların eğitim programlarındaki tasarım dersleri, öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirmek ve teknik becerilerini kazandırmak adına önemli bir role sahiptir. Bununla birlikte halı tasarımıyla ilgili bilgisayar destekli tasarım derslerinin yeterlilik düzeyi, öğrencilerin sektöre uyum süreçlerini etkileyebilir. Bu çalışma, mevcut bilgisayar destekli tasarım ders içeriklerinin sektör ihtiyaçlarına yetersiz kaldığı göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, halı tasarımı eğitimi veren kurumların mevcut programları incelenmiş ve bu programların sektöre yönelik gereksinimlere uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, Adobe Photoshop programının öğrenilmesinin sektörde gerekliliği ve yararları üzerinde durulmuştur. Bu programın öğrenilmesi, öğrencilerin tasarımlarını dijital ortamda daha etkin bir şekilde oluşturmalarını, düzenlemelerini ve sunumlarını yapmalarını sağlayacaktır. Ayrıca, Adobe Photoshop'un katmanlar, filtreler, kalem araçları ve renk seçenekleri gibi özellikleri, halı tasarımında çeşitlilik ve özgünlük sağlama potansiyeline sahiptir. Halı tasarımı eğitiminde bilgisayar destekli tasarım ders içeriklerinin güncellenmesi ve Adobe Photoshop gibi programların entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Adobe Photoshop’un öğrenilmesi, öğrencilerin sektöre daha hızlı adapte olmalarını, mevcut teknolojileri etkin bir şekilde kullanmalarını ve yaratıcılıklarını daha iyi ifade etmelerini; ayrıca halı tasarımı sektöründe yetenekli ve rekabetçi tasarımcıların yetişmesine katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MASA BAŞI ÇALIŞANLARINDA CİNSİYETE ÖZGÜ FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİ VE YAŞAM KALİTESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71212</guid>
      <author>Saliha YURTÇİÇEK ERENNevin ŞAHİN ,Mukaddes TURAN MİRAL ,Cansu IŞIK ,Fatma SOYLU ÇAKMAK ,Ayşe GÜLER ,Kübra ÖZER ,Şirin ÇELİK ,Gonca BURAN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, masa başı çalışan kadın ve erkeklerde fiziksel aktivite düzeyi ile yaşam kalitesi farklılıklarını ve bu parametreler arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu araştırmanın evrenini bir kamu kurumunun İstanbul merkezli şubelerinin tüm personeli, örneklemini ise bu evrenden çalışmaya katılmayı kabul eden kadın (n=152) ve erkek (n=148) toplam 300 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada, bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi’nin kısa formu (UFAA Kısa Form - International Physical Activity Questionnaire Short Form), yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi amacıyla da SF–36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, bireylerin %27’sinin fiziksel olarak aktif olmadığı, %41.3’ünun fiziksel aktivite düzeyinin düşük olduğu ve %31.7’sinin de fiziksel aktivite düzeyinin sağlığını korumak için yeterli olduğu saptanmıştır. Kadın ve erkelerin toplam fiziksel aktivite puanları arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p&gt;0,05). Fiziksel aktivitesi düşük olan kadınların genel sağlık algısı puanları fiziksel aktivitesi yeterli olan kadınların genel sağlık algısı puanlarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (p&lt;0,05). Sonuç olarak masa başı çalışanların büyük çoğunluğunun fiziksel aktivite düzeyi düşüktür ve cinsiyetler arasında fiziksel aktivite açısından fark bulunmamıştır.  Cinsiyet farkı gözetmeksizin masa başı çalışanlar fiziksel aktiviteyi teşvik eden eğitim ve imkanlar sağlanmalıdır. Özellikle fiziksel aktivitesi düşük olan kadınların risk algıları değerlendirilerek uygun aktivitelere teşvik edilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÂDÎ EL-MÜRTAZÂ EŞ-ŞEHREZÛRÎ’NİN HAYATI, EDEBÎ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71377</guid>
      <author>Mahsum TAŞ</author>
      <description>Kâdî el-Mürtazâ eş-Şehrezûrî, kadim bir mirasa sahip olan Musul’da doğmuştur. Ancak ailesi köken olarak Şehrezûrlu olduğundan eş-Şehrezûrî nisbesiyle meşhur olmuştur. Şehrezûr, islamî ilimlerin gelişmesinde müstesna bir yere sahip olup muhtelif ilim dallarında çok sayıda ilim adamlarının yetiştiği mümbit bir ilim havzasıdır. Tasavvuf şiirlerinin önemli temsilcilerden sayılan Kâdî el-Mürtazâ, Arap şiirinin önemli konuları arasında yer alan gazel, hamriyât ve tasvir/vasf gibi konulara dair şiirler de kaleme almıştır. Tasavvuf şiirlerinin çoğunda olduğu gibi onun şiirlerinde de teşbih, mecâz, kinâye, cinâs, mükâbele ve iktibâs gibi dil sanatları yoğun olarak işlenmiştir. Kâdî el-Mürtazâ’nın ’nın şöhretine vesile olan en önemli çalışmalarından biri kuşkusuz onun el-Kasîdetü’l-Mevsiliyye adlı kasidesidir. el-Kasîdetü’l-Lamiyye olarak da adlandırılan söz konusu kasideden, kaynaklarda övgüyle söz edilmiş ve çağlar boyunca tasavvuf konulu en güzel bir çalışma olduğuna dair görüşler öne sürülmüştür. Bu çalışma, öncelikle çağında önemli bir ilmî şahsiyet olup vefat edinceye kadar Musul bölgesinin kadılığını üstlenmiş olan Kâdî el-Mürtazâ eş-Şehrezûrî’nin hayatını ve ilmî kişiliğini ele alacaktır. Daha sonra genel anlamda şiirlerinde tema ve dil sanatları, el-Kasîdetü’l-Mevsiliyye adlı kasidesinin muhtevası ve edebî üslubu irdelenerek onun edebî kişiliği ortaya konulacaktır. Son olarak da şiirlerinde kullandığı bahirlerden söz edilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>14-15 YAŞ ARASI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞININ, DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ VE DEPRESYON İLE İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71410</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71410</guid>
      <author>Gülşen FİLAZOĞLU ÇOKLUKHande PEKEL </author>
      <description>Bu araştırma, 14-15 yaş grubunda yer alan ergen bireylerin internet bağımlılığının dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri ile depresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek hedefiyle yapılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmaya tarama modelinde yön verilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 14-15 yaş grubundaki 500 ergen birey ve onların 500 ebeveyni içinden tesadüfi olarak seçilen ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 1000 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, Kişisel Bilgi Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Conners Anababa Dereceleme Ölçeği ve DSM-5 Düzey-2 Depresyon Ölçeği – 12-17 Yaş Arası Çocuk Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler, SPSS-25 istatistik programında analiz edilmiş olup; bu analizlerde bağımsız gruplar t testi, anova analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda; 14-15 yaş grubundaki ergen bireylerin internet bağımlılığı, DEHB belirtileri ve depresyon düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, internet bağımlılığı ve DEHB belirtilerinin depresyon düzeyini yordadığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlere göre yapılan karşılaştırmalarda internet bağımlılığı ve depresyon düzeyinde anlamlı farklar bulunamamıştır. DEHB belirtilerinde; psikosomatik sorunlar boyutunun cinsiyete, kaygı boyutunun cinsiyet ve anne eğitim durumuna göre, hiperaktivite boyutunun ise anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIYLA SINIR ÖTESİ TARIM FAALİYETLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71438</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71438</guid>
      <author>Güven ŞAHİNSüheyla BALCI AKOVA </author>
      <description>Artan dünya nüfusu, Covid-19 ile etkisini yeniden gösteren küresel salgınlar, savaşlar, küresel iklim değişikliği gibi hususlar tarımın stratejik rolünü daha da güçlendirmiştir. İnsanların sağlıklı ve yeterli beslenmesi ile tarıma dayalı pek çok endüstri kolunun faaliyetini sürdürmesi devamlı ve istikrarlı bir tarımsal üretimle mümkündür. Bununla birlikte ekonomik faaliyetler içerisinde en hassas ve de zorlu sektör de tarım sektörüdür. Tarımdaki bu belirsiz ve de hassas gelişim, birtakım çalışmalarla tolere edilebilir bir noktaya taşınsa da tam anlamıyla bertaraf edilebilmiş değildir. Yeşil Devrim ise bu noktada tarımı bambaşka bir noktaya taşımıştır. Öte yandan tarımda yaşanan gelişmeleri de gelişmiş, gelişmekte ve az gelişmiş ülkeler özelinde ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir. Tarımda 4.0, topraksız tarım uygulamaları, tarımda ileri derecede makineleşme gibi hususlar gelişmiş ülkelerde çok daha yaygınken günümüzde çoğu gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde ekstansif tarım yaygın bir şekilde sürdürülmektedir. Gelişmiş ülkelerin tarım faaliyetleri kapsamındaki son dönemlerin en fazla konuşulan uygulamalarından biri de başka ülkelerden tarım arazileri satın alma ya da kiralama yoluna gitmeleri olmuştur. Sınır Ötesi Tarım başlığı altında değerlendirilen bu uygulamanın birden fazla amacı bulunmaktadır. Bunların başında ucuz işgücü gelmekte olup kur farkına bağlı çok daha düşük tarımsal girdilerle daha avantajlı iklim şartları (Bol güneşlenme ve ışık – düşük ısıtma maliyetleri ve düşük don riski gibi) ile kendi ülkelerinde çok daha yüksek maliyetlerle yetiştirilen tarım ürünlerini daha ucuza mal etme kaygısı yatmaktadır. Küresel iklim değişikliği, su kaynaklarındaki mevcut sıkıntılı durum ve gıda güvenliği gibi hususlarda sınır ötesi tarım faaliyetlerini daha da tartışılır hale getirmektedir. Bu kapsamda Malezya, ABD ve Çin dünyanın önde gelen “Sınır Ötesi Tarım” faaliyetlerinde bulunan ülkeleri olup AB ülkeleri (Özellikle Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Fransa gibi) bunları takip etmektedir. En fazla arazi kiralanan ülkeler ise Afrika ülkeleri (Nijer, Sudan, Somali, Kongo başta olmak üzere), Doğu Avrupa (Ukrayna başta olmak üzere), Güneydoğu Asya, Orta ve Güney Amerika ülkeleridir. Günümüzde 140 kadar ülke “Sınır Ötesi Tarım” faaliyetlerine dahil olmuş, Türkiye de bu anlamda Afrika ülkelerinde bazı yatırımlarda bulunmuştur. İlk olarak 2013 yılında başlayan bu girişimlerle önce Sudan’da sonra da Nijer’de araziler kiralanmıştır. Venezuela ve Ukrayna ile de tarım arazisi kiralama konuları görüşülmektedir. Kiralanan tarım arazilerinde ananas, mango, şekerkamışı gibi Türkiye’de yetiştiriciliği ekonomik olmayan tarım ürünleri yanı sıra kanola, susam, ayçiçeği ve yem bitkileri yetiştiriciliği de yapılacaktır. Öte yandan Türkiye’de de yabancılara kiralanmış ya da satılmış tarım arazileri bulunmaktadır. Türkiye kamuoyunda çokça tartışılan, destekçisi olduğu kadar muhalifi de bulunan “Sınır Ötesi Tarım” konusu Ziraat Coğrafyası’nın da bir inceleme alanını oluşturmaktadır. Coğrafi bir bakış açısıyla ele aldığımız bu konunun avantaj ve dezavantajları dünyadan örneklerle ortaya konulmuştur. Son yılların oldukça fazla konuşulan ve dünya genelinde hızla yaygınlaşan bu tarımsal faaliyetle ilgili Türkiye tarafının yapması gerekenler üzerinde durulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>      METAVERSE VE PLURİVERSE’DE KÜLTÜREL BELLEK KODLAMALARI: SANAT VE TASARIMIN ÇOKKÜLTÜRLÜ BELLEK YANSILARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71623</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71623</guid>
      <author>Hülya DEMİR</author>
      <description>AI, 5G, VR, AR vb. yeni nesil teknolojilerin kullanımıyla birlikte sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik olarak tanımlanan yeni dijital evren tanımları ortaya çıkmıştır. Metaverse, teknolojinin getirisi olarak insanların sanal dünyalarda etkileşim kurabileceği ve farklı deneyimler yaşayabileceği yeni ve dijital bir evreni ifade etmek için kullanılan yeni bir terimdir. Pluriverse (çoğul evren) ise felsefi bir yaklaşım olarak kültürel çeşitliliğin kabul edildiği ve her kültürün kendi benzersiz bakış açısı, bilgi ve deneyimine sahip olduğu bir evreni ifade etmektedir. Kültür alanında yapılan birçok çalışma olmasına rağmen metaverse ve çoğul evrenle ilgili olan ve kültürün merkeze alındığı kuramsal çalışmalara rastlanmamıştır. Metaverse konusunun yeniliği ve literatürde teorik altyapı eksikliği göz önüne alındığında, kültürel bellek kodlamalarının dijital ortamlarda nasıl yapıldığı, kültürel kurguların sanat ve tasarım açısından nasıl konumlandırıldığının araştırılması önemli görülmektedir. Bu çalışmada ele alınan temel sorunlar arasında dijital ortamlarda kültürel bellek kodlamalarının nasıl kullanıldığının aydınlatılması, çokkültürlü belleğin dijital sanat ve dijital tasarımdaki rolünün incelenmesi, Metaverse ve Pluriverse kapsamında sanat ve tasarımda kültürel çeşitliliğin artırılmasına yönelik benzer ve farklı yaklaşımların araştırılması ve bu alanlardaki kültürel çeşitliliğin artırılmasına yönelik potansiyellerin belirlenmesi yer almaktadır.  Araştırma nitel bir araştırma olup literatür taraması, doküman incelemesi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde, kültürel mirasın dijital olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında sanat ve tasarım alanında çokkültürlü mirası teşvik etmek için dijital ortamlarda kültürel bellek yerleşimlerinin nasıl kullanılabileceğine dair öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL RESİMLEME UYGULAMALARI VE HİBRİT PORTRELER </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71837</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71837</guid>
      <author>Şuayyip YÜCEL</author>
      <description>“Dijital Resimleme Uygulamaları ve Hibrit Portreler” adlı bu makale, geleneksel resim yapma yöntemlerinin dijital araçlarla birleştiği yeni bir sanat biçimini ele almaktadır. Bu çalışmada, araştırmacının kendi geleneksel resim deneyimini dijital araçlarla birleştirerek portreler oluşturma süreci ve bu uygulamaların özellikleri açıklanmaktadır. Makalede, geleneksel resim yapmanın önemi vurgulanırken, aynı zamanda dijital sanatın yükselişi ve teknolojinin etkisi de göz ardı edilmeyen bir noktada ele alınmıştır. Sanat ile teknolojik ilerlemeler arasındaki ilişki anlatılırken, terimlerin -örneğin fotoğraf teknolojisi, dijital sanat, sanal sanat, elektronik sanat ve bilgisayar sanatı- daha anlaşılır bir şekilde açıklanmasına özen gösterilmiştir. Dijital sanatın uygulama alanı genişliği dikkate alınarak, tabletler üzerinde kullanılabilen iki boyutlu dijital uygulamalar incelenmiştir. Bu bağlamda, Procreate gibi geniş uygulama alanına sahip bir dijital sanat aracı ayrıntılı olarak ele alınmış, aynı zamanda Adobe Fresco, ArtRage, Affinity Photo, Tayasui Sketches gibi diğer uygulamaların temel özelliklerine de değinilmiştir. Bunun yanı sıra, Artstudio Pro, İbisPaint X, Clip Studio ve Art Set4 gibi tablet uygulamalarına da kısa bir şekilde değinilerek, bu uygulamaların belirgin özellikleri karşılaştırılmıştır. Geleneksel resim yapma yaklaşımlarına kıyasla, bu uygulamaların kullanımıyla ilgili resim oluşturma süreci anlatılırken, grafiksel kullanıcı ara yüzünün (GUI) rolüne vurgu yapılmıştır. Ayrıca, bu uygulamalar kullanılarak oluşturulan resimlerin içerik ve biçim yönünden nasıl değerlendirilebileceği görsel örneklerle açıklanmıştır. Makalede, dijital sanatın tüm özelliklerini içeren “Glitch Art” üretim kavramına ve pratiğine de örneklerle yer verilmiştir. “Hibrit Portreler” kavramının nasıl bir sanatsal anlatı aracına dönüştüğü, içerik ve biçim açılarından detaylı bir şekilde ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL HİZMET EĞİTİMİNDE SİNEMA FİLMLERİNİN KULLANIMI: GERONTOLOJİK SOSYAL HİZMET ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71613</guid>
      <author>Şeniz ASLANHarun CEYLAN  </author>
      <description>Bilim ve sanat arasındaki kesişimin en iyi açığa çıktığı alanlardan birisi olan sosyal hizmet, insan ve toplum için var olan gerçekliği akademik ve mesleki anlamda kapsamaktadır. Sosyal hizmetin sanatla kesiştiği en önemli noktalardan birisini ise sinema oluşturmaktadır. Zira sinema insanın ve toplumun birçok yönüyle temsil edilebildiği bir sanat dalıdır. Sinemanın bu özelliğiyle sosyal hizmet perspektifinden ele alınması, sosyal hizmet eğitimi açısından faydalı olabilir. Sosyal hizmet ve sinema arasındaki ilişkiyi gerontolojik sosyal hizmet ekseninden analiz etmeyi amaçlayan bu çalışmada, yaşlılık olgusunu ele alan filmlerin sosyal hizmet eğitiminde kaynak olarak kullanılmasının mümkün olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu kapsamda “Farklı yaşlılık temsillerinin yer alması ve yaşlılığa dair ilgili konuların işlenmesi sinema filmlerini gerontolojik sosyal hizmet eğitimi için bir kaynağa dönüştürebilir mi ve filmler bir eğitim aracı olarak kullanılabilir mi?” sorularına cevap aranmaktadır. Bu amaçla sosyal hizmet eğitiminde sinema filmlerinin nasıl kullanılabileceği ve işlevselliği gerontolojik sosyal hizmet eğitimi üzerinden gösterilmiş ve örneklendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURGUSAL MEMORATLARIN GELENEKSEL MEMORATLARLA MUKAYESESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71670</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71670</guid>
      <author>Hasan KIZILDAĞ</author>
      <description>Memoratlar olağanüstü varlıklarla ilişkili olarak yaşanan bireysel tecrübe anlatılarıdır. Sözlü kültürde oldukça yaygın bir şekilde yaşayan memoratlar ya doğrudan yaşayan tarafından ya da yaşayandan dinleyen ya da yaşayandan dinleyen kişiden dinleyen tarafından anlatılmaktadır. Memoratlar, sıradan insanların başından geçen olağanüstü hikâyeler olmak yönüyle aynı zamanda bir hatıra formundadır. Memoratlar birçok dinî veya mitolojik varlığı ihtiva etmek suretiyle toplumun kolektif belleğinde ve inancında yaşayan unsurlarla şekillenmektedir. Memoratların detaylı bir şekilde incelenmesiyle toplumun korku, inanç, gelenek ve ritüelistik boyutları ortaya çıkarılabilmektedir. Bu çalışmada Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. Sınıf öğrencilerinin “Karşılaştırmalı Halk Edebiyatı” dersi kısa sınavı çerçevesinde yazdıkları “kurgusal memorat”ların, gelenekteki gerçek memoratlarla mukayesesi yapılmıştır. İlgili ders kapsamında öğrencilere memorat kavramı izah edilerek pek çok memorat örneği verilmiş ve öğrencilerin memoratlara tamamen vakıf olmalarının ardından kurgusal bir memorat yazmaları talep edilmiştir. Yirmi dokuz öğrenciden toplanan örnekler, geleneksel memoratlara uygunluğu bağlamında elemeye tabi tutulmuş ve yazılan memoratlardan on iki tanesinin geleneksel türe uygun olduğu tespit edilmiştir. Kurgusal memoratların önemli kısımları inceleme kısmında değerlendirilmiş, memoratların tam metinleri ise çalışma sonundaki ekler kısmında verilmiştir. Bu çalışmada geleneksel memoratlar gösterildikten ve içselleştirildikten sonra yazılan kurgusal memoratlar, gerçek memoratlarla, memorat türünün özellikleriyle ve geleneksel boyutuyla mukayese edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN FİNANSAL OKURYAZARLIĞA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71154</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71154</guid>
      <author>Savaş NALİNCİ</author>
      <description>Finansal okuryazarlığın amacı, bireyleri mali konularda bilinçli ve bilgili hale getirerek, sağlıklı finansal kararlar almalarını sağlamaktır. Finansal okuryazarlık, bireylerin mali kaynaklarını etkin bir şekilde yönetmelerini ve mali hedeflerine ulaşmalarını sağlar. Tasarruf etme, borç yönetimi, bütçe yapma ve yatırım yapma gibi becerilerin geliştirilmesi kişisel mali sağlığı güçlendirmektedir. Finansal ürünler, yatırımlar, sigortalar ve kredi gibi konularda bilinçli ve bilgili olan bireyler, riskleri değerlendirebilir, getiri ve maliyetleri analiz edebilir ve geleceğe yönelik sağlam kararlar verebilirler. Finansal okuryazar bireyler, sahte yatırım     fırsatlarından, kimlik hırsızlığından veya dolandırıcılık girişimlerinden korunmak için daha dikkatli ve bilinçli davranır. Finansal okuryazarlık, bireylerin finansal   refahını artırmanın yanı sıra, toplumun genel finansal refahını da geliştirmeyi    hedefler. Finansal olarak bilinçli bireyler, ekonomik büyümeyi teşvik eder, aileler ve toplumlar arasındaki gelir eşitsizliklerini azaltmaya yardımcı olur. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin (5 farklı üniversiteden 65 öğrenci) finansal okuryazarlığa ilişkin görüşleri betimlenmektedir. Araştırmada, üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık bilgilerine sahip oldukları, temel kavramları bildikleri görülmektedir. Ayrıca kendilerini finans okuryazarı olarak görüp   görmedikleri konusunda bir farkındalığa sahip oldukları söylenebilir. Araştırmadan elde edilen bulgulara bir bütün olarak bakıldığında, üniversite öğrencilerinin finans okuryazarlığı düzeyinde yeterli kuramsal bilgiye sahip oldukları ileri sürülebilir. Üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlığa ilişkin önemli buldukları kavramların sahip oldukları bilgi düzeyi ile ilişkili görülebilir. Öğrencilerin çoğunun, kendi bağımsız bütçeleri olmasa da, kendilerine sunulan bütçe miktarı üzerinde düşündükleri, finansal kararlar aldıkları, mümkünse geleceğe yönelik     yatırım planları yaptıkları söylenebilir. Finansal okuryazar olup olmama gerekçelerine bir bütün olarak bakıldığında, teknik bilgilerle ilişkilendirildiği, kişisel ve karakteristik özelliklerin ise finansal tutumları belirlediği ileri sürülebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜRCİSTAN ACARA BÖLGESİNİN KIRSAL TURİZM POTANSİYELİ VE STRATEJİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70773</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70773</guid>
      <author>Salome TSETSKHLADZEAziz Gökhan ÖZKOÇ </author>
      <description>Bu çalışma, Gürcistan'ın Acara Bölgesindeki Hulo ilçesi’nin kırsal turizm potansiyelini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde uygulanan stratejileri incelemeyi amaçlamaktadır. Kırsal turizm, doğal ortamlarda dinlenme ve farklı kültürleri tanıma amacıyla gerçekleştirilen bir turizm türüdür. Hulo ilçesinde turistler, el sanatları, yöresel ürünler, geleneksel mutfak, tarım ürünleri ve doğal konaklama seçenekleriyle tanışma fırsatı bulmaktadır. Hulo ilçesi, Acara bölgesinin zengin ilçelerinden biridir ve tarımsal ekonomi yönünden yüksek seviyede gelişmiştir. Bölge, turizm potansiyeli açısından da zengin doğal ve tarihi yapılarla doludur. Kırsal turizm, ekoturizm ve yayla turizmi gibi yeni turizm türleri ilçede zamanla gelişme göstermiş, güncel plan ve politikalarla gelişimini devam ettirmektedir. Bu çalışma, Hulo ilçesinin kırsal turizm potansiyeli ve gelişimi hakkında Türkçe bir kaynağın oluşması açısından önem arz etmektedir. Bununla birlikte Acara Bölgesi’nde kırsal turizmi geliştirmek amaçlı yürütülen faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, Türkiye’de bu kapsamda yürütülen faaliyetlere destek olabilecek veriler ortaya koyacaktır. Bu araştırmada veriler nitel araştırma tekniklerinden “yarı yapılandırılmış mülakatlar” vasıtasıyla elde edilmiş ve nitel analiz teknikleri yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan bu araştırma fenomenolojik, olgusal bir araştırma yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplamak amacıyla mülakat tekniğinden kullanilmıştır. Mülakatlar, Hulo ilçesindeki turizm sektöründe çalışanlarla gerçekleştirilmiş olup 7 başlık ve 15 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda bölgede arz kaynaklarının geliştirilmesi, kırsal turizm çekiciliklerinin tanıtımı, rekabet stratejileri, sürdürülebilirlik, örgütlenme, iç turizm stratejileri ve güvenlik konularında önemli çalışmaların yürütüldüğü tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUĞA SAHİP EBEVEYNLERİN PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70989</guid>
      <author>Zekeriya BOZTAŞÖmer Faruk TUTKUN </author>
      <description>Zorluklar karşısında olumlu sonuçlar elde etmeyi sağlayan psikolojik sağlamlık, yüksek riskli olarak görülen durumlarda olumlu sonuçlara ulaşabilme ve sosyal yeterliliği devam ettirebilme olarak tanımlanmaktadır (Masten, Best ve Garmezy, 1990). Psikolojik sağlamlık hali bireyin sağlıklı bir hayat sürmesi için gerekli özelliklerinden birisidir (Seligman, 2002). Bu araştırmanın amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin belirlenmesidir. Çalışma, betimsel tarama yöntemi kullanılarak desenlenmiştir. Araştırmanın evreni, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında, İzmir ilindeki Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından tanısı konulmuş özel gereksinimli çocuğa sahip 13350 ebeveynden oluşmaktadır. Örneklemi ise, bu evrenden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 618 ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında frekans dağılımı, aritmetik ortalama, bağımsız örnekler için t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile cinsiyet, yaş, çocuğun cinsiyeti, çocuğun yaşı değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ayrıca ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile eğitim durumu, iş durumu, algılanan gelir düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ailelerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin yükseltilmesi için ebeveynlere psikolojik, sosyal ve ekonomik destek verilmelidir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAŞLANGIÇ DÜZEYİ SOLFEJ EĞİTİMİNDE ÖĞRENCİNİN SESİNİ KULLANAMAMA VE DOĞRU SESLERLE SOLFEJ YAPAMAMA PROBLEMİ ÜZERİNE BİR MODEL ÖNERİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71024</guid>
      <author>Mustafa KENDÜZLERSalih AKKAŞ </author>
      <description>Müzik eğitiminin temelini solfej eğitimi oluşturmaktadır. Bu nedenle her öğrenciye mutlaka solfej yapabilme becerisi kazandırılması gerekir. Solfej eğitiminin hedeflenen başarı düzeyine ulaşabilmesi için, öğrenciye ilk olarak &lt;em&gt;‘sesini kullanabilmeyi’&lt;/em&gt; öğretmek önemlidir. Sesini kullanamayan bir öğrenci, başlangıç düzeyi solfej eğitiminde büyük güçlüklerle karşılaşmaktadır. Başlangıç düzeyi solfej eğitiminde karşılaşılan bu problemin aşılabilmesi için öğrenciye önce sesini kullanabilme becerisi kazandırılmalı, sonra solfej parçalarına geçilmelidir. Bu çalışma, başlangıç düzeyi solfej eğitiminde öğrencinin sesini kullanamama ve doğru seslerle solfej yapamama probleminin çözümüne yönelik yeni bir model önerisinde bulunmak üzere yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda, model önerisi dikkate alınarak hazırlanacak olan egzersizlerle öğrencinin sesini kullanabilmeyi öğrenip, doğru seslerle solfej yapabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜREL KÜRESELLEŞME: MELEZ BİR TÜR OLARAK TANGO NUEVO</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71218</guid>
      <author>İsmail Hakkı BURDURLU</author>
      <description>Tango Nuevo, 1950’lerde Astor Piazzolla’nın farklı türlerden müzikal fikir ve yaklaşımlarla geliştirdiği çalgı müziği odaklı bir türdür. Geleneksel Tango müziğinin, Batı Klasik Müziği ve Caz Müziği ile etkileşim ve sentezi olan bu tür, Arjantin’deki gelenekçi tango sahnesinde dans ve müzik açısından tartışmalı bir etki yaratmıştır. Kültürel ve müzikal bağlamı nedeniyle özgünlük ve kültürel sahiplenme anlamında çatışmalı bir durum ortaya koyan Tango Nuevo, küreselleşmenin de etkisi ile birden fazla ulus arasında etkileşime sahip müzikal bir olguyu temsil etmektedir. Kültürel bir melezleşme örneği ve dans edilebilir bir müzik türü olarak görülebilecek Tango Nuevo, ulusötesi bir kimlik özelliği açısından dikkat çekicidir. Müzikolojik bir açıdan müzakere edildiğinde, Tango Nuevo’nun farklı yer/mekân kodları ve uygulayıcı topluluğu ile geleneksel Tango müziği için küreselleşmiş dünyada yenilenmeye açık bir boyut sunduğu söylenebilir. Bu çalışma, Tango Nuevo'nun ulusötesi ve melezlik kapsamı ile müzikal oluşumunun değerlendirilmesini hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADIN OKUL YÖNETİCİLERİNİN YÖNETİM BECERİLERİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71225</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71225</guid>
      <author>Zeynep KAZLI KOŞAN Hacı ÇİFTÇİ  ,Meryem GÜR </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ilköğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kadın okul yöneticilerinin yönetim becerilerine ilişkin fikirlerini ortaya koymaktır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji (olgu bilim) yöntemi kullanılarak, amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine göre Gaziantep İl’i sınırları içinden seçilen 4 farklı ilkokulda 20 farklı öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda öncelikle temalar ve toplam kod sayısını gösteren kod sistemi oluşturulmuştur. Daha sonra araştırmacı tarafından belirlenen bu temalarla ilgili bilgiler sunulmuştur.  Nitel araştırma kapsamında kelime frekans analizi (MaxDicto), kelime bulutu ve kod-alt kod bölümler modeli kullanılarak bulgular değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların büyük bir kısmı kadın yöneticilerin yönetsel beceriler konusunda yeterli donanıma sahip olduklarını, işlerinde son derece titiz davrandıklarını, özellikle iletişim konusunda başarılı olduklarını ve kadın yöneticiler ile birlikte çalışmanın avantajlı bir durum olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcıların çoğu kadın yöneticilerin teknik, insani ve kavramsal beceriler bakımından birçok yönden erkek yöneticilerden daha başarılı bir konumda bulunduklarını, çalışma ortamlarında bir kadının bulunmasının kendilerine kolaylık sağladığını ifade etmişlerdir. Katılımcıların az bir kısmı ise yönetme becerisinin cinsiyetle bir alakasının olmadığını bu yetiye sahip olmak için kişinin kendisini yetiştirmesinin yeterli olduğunu belirtmişlerdir. Sonuç olarak katılımcıların çoğunluğunun görüşleri dikkate alındığında kadın yöneticilerin okul yönetiminde daha fazla olması konusunda görüş birliğine varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMELERİN İLKOKUL PROGRAMINDAKİ DOĞAL AFET KAZANIMLARININ AFET BİLİNNCİNE KATKISINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71262</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71262</guid>
      <author>Seçim BÜYÜKÇATALBAŞMurat KURT </author>
      <description>Hayatımızın bir parçası olan doğal afetlere her an hazır olmanın önemi 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş-Pazarcık’ta yaşanan depremle bir kez daha açıkça görülmüştür. Doğal afet gerçeğinin karşısında afet bilinci kavramı ön plana çıkmaktadır. Afet bilincinin, küçük yaştan itibaren geliştiği yer okuldur. Okullarda afet bilinci, öğretim programlarında yer alan kazanımlar sayesinde sağlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ilkokul programındaki doğal afet kazanımlarının afet bilincine katkısına ilişkin görüşlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, üç sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda ulaşılan sonuçlar sıralanmıştır. Sınıf öğretmenleri afet bilincini; “Afete hazırlık, afetlere tepki, afete yönelik eğitim afete karşı önlemdir.” şeklinde tanımlamışlardır.  Sınıf öğretmenlerine göre ilkokul programında yer olan doğal afet kazanımları afet bilincine; afeti tanıtarak katkı, Kızılay, AFAD vb. kuruluşları tanıtarak katkı, bulunulan bölgedeki afet tehlikesini tanıtarak katkı ve afet öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışı fark ettirerek katkı sağlamaktadır. Sınıf öğretmenlerine göre, afet bilincine katkı sağlama amaçlı yapılması gereken düzenlemeler mevcuttur. Bu görüş bildirilen düzenlemelere göre; doğal afetler ders olarak müfredata eklenmeli, doğal afet kazanımları her sınıf düzeyine eklenmeli, yapılan tatbikatlar üzerinde daha çok çalışılmalı, her öğretmen doğal afet konusunda uzmanlaştırılmalı ve deprem dışındaki diğer doğal afetlere de kazanım olarak yer verilmelidir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYSERİ TÜRKÜLERİNİN KEMAN EĞİTİMİNDE KULLANILABİLİRLİĞİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71389</guid>
      <author>Şule ÖZKULMehmet AKPINAR  </author>
      <description>Bu araştırmanın genel amacı Kayseri yöresine ait türkülerin keman ile akademik boyutlarda seslendirilmesini ve keman eğitiminde kullanılabilmesini sağlamaktır. Bu amaçla TRT repertvuarında yer alan Kayseri türküleri incelenmiş ve keman eğitimi için uygun olduğu düşünülen 4 türkü örneklem grubu olarak ele alınmıştır.  Örneklem grubunda yer alan bu türküler öncelikle müzikal özellikleri açısından analiz edilmiş ve keman ile seslendirilmesinde karşılaşılan muhtemel zorluklar belirlenmeye çalışılmıştır. Daha sonra türküler üzerinde yay teknikleri ile ilgili çalışmalar yapılmış ve türkülerin seslendirilmesinde detaşe, legato ve stakkato gibi yay teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca, bazı türkülerde daha etkili bir tını oluşturabilmek amacı ile 1. ve 3.  konum geçişleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.   Çalışmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verileri toplamak ve ilgili türkülere ulaşmak için kaynak taraması yapılmıştır.  Türkülerin incelenmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden İçerik Analiz Modeli kullanılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak Kayseri türkülerinin keman icrasında yer alan pek çok yay tekniğinin kullanılmasına imkân verecek bir yapıda olduğu ve yine bazı türkülerin keman eğitimi sürecinde önemli bir boyut olan konum geçişlerinin öğretilmesinde ve pekiştirilmesine katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.  Bu sonuçlara dayalı olarak keman eğitiminde Türk halk ezgilerine daha fazla yer verilmesine yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKULLARDA TAŞIMALI EĞİTİM UYGULAMASI VE KARŞILAŞILAN SORUNLAR (ERBAA İLÇESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71465</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71465</guid>
      <author>Murathan ÇAKIR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, 2016-2017 öğretim yılında Tokat ili Erbaa ilçesine bağlı taşıma merkezli ortaokul düzeyinde görev yapan okul yöneticilerin görüşlerine göre taşımalı eğitim uygulamasında karşılaşılan sorunların belirlenmesidir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri nitel araştırma yönteminin alt gurubu olan görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Tokat ili Erbaa ilçesinde 2016-2017 öğretim yılında taşımalı eğitim uygulaması yapılan okullarda görev yapan 10 yöneticisinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu araştırmacı tarafından hazırlanmış olup uygulama öncesi uzman görüşü alınmış ve pilot çalışma yapılmıştır. Verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile yapılmıştır. Bazı araştırma sonuçları; ihaleyi alan araçların yetersiz olması, şoförlerin mezuniyetlerinin ve genel kültür düzeylerinin yeterli seviyede olmadığı, yemeklerin dağıtımında ve yenilmesinde okullarda uygun yerlerin bulunmaması, yemeğin taşınması ve dağıtımında ihaleyi alan firmanın sorumlulukları yerine getirmediği şeklindedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MATTA İNCİLİ: HZ. İSA'NIN ÖĞRETİSİ VE MİTOLOJİK TEMALARIN İZLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71512</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71512</guid>
      <author>Kemal BOZKAYA</author>
      <description>Matta incili diğer kanonik İncillerle karşılaştırıldığında tematik anlamda bir anlatım düzenine sahiptir. Özellikle belirli bir yapı takip edilerek Hz. İsa'nın yaşamı, öğretileri ve mucizeleri bu düzen içinde anlatılır. Bu bağlamda Matta İncili, Hz. İsa’nın öğretisi, onun yaşamında yer etmiş ahlaki ilkeler ve mesajının evrenselliğine dair meseleler ile kolektif bir topluluğun kimliğine sahip olmanın ne derece önem arz ettiğinin farkına varılmasını sağlayan sahnelerle bezenmiştir. Dahası Matta İncili, Yahudiliğin vazettiklerine açık bir biçimde söylemleriyle meşruluk getirmesi ve dönemin kemikleşmiş yapısının karşısında sarsılmaz bir Hz. İsa profili çizmesi bakımından da kayda değerdir. Bu çalışmada Matta İnciline dair açıklamaların yanında bilhassa, Hz. İsa’nın portresi, Batı toplumunun inşasında İncillerin önemi, zihinlerin kurgulanması, Hz. İsa’nın eskatolojik söylemleri ve mitolojik dayanaklar çerçevesinde İnciller olarak çeşitli başlıklar halinde kısa analizler yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİH DERS ÖĞRETİMİNDE TARİHİ ROMANLARIN ÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71628</guid>
      <author>Soner ÇATALEmre YAĞBASANLI ,Neslihan ÇATAL ,Ayşegül YILMAZ </author>
      <description>Eğitim, bireyin dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren ölümüne kadar süren, ilk olarak aileden başlayıp daha sonra okulda devam ederken, kültürel, sosyal boyutlarla harmanlanarak hayatımız boyunca bizimle birlikte olan kavramdır. Özetle “Eğitim yaşamın ta kendisidir.” olarak da ifade edebiliriz. Bireyin gelişmesi ve olgunlaşması ancak eğitim yoluyla gerçekleşmektedir. Eğitimle birlikte bireyin düşünce yapısı ve davranışları da şekillenmektedir. Eğitim kavramından yola çıkarak, Türkiye’de tarih derslerinde tarih konularının öğretiminde tarihi romanlardan faydalanılarak, köklü tarihimizin yeni nesillere aktarılmasında, öğrencilerde etkin öğrenim kazanımlarının sağlanmasında ve tarihimizin öğrencilere sevdirilerek kalıcı edinim sağlamalarında okullarımızda öğretmenlerimizin istifadelerine sunulmasında tarihi romanların yeri çok önemlidir. Bu çalışmamızda öğrencilerin tarihi romanlar hakkındaki düşünce ve duygularına yer verilmiştir. Ayrıca tarih öğretiminde romanları kullanmanın ehemmiyeti üzerinde durulmaktadır. Türkiye’de yapılan çalışmalar ışığında sonuçlar gösteriyor ki, öğrenciler tarihle alakalı bilgi ve kazanımlarını daha çok romanlardan sağlamaktadırlar. Tarihi romanlar onların empati becerilerini, olaylara farklı yorumlarda bulunabilmelerini, eğlenerek öğrenmelerini, ders kitaplarının dışında zenginleştirilerek anlatımdan dolayı daha da ilgi çekici olduğundan öğrenciler tarafından tercih edildikleri görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENGELLİ TURİZMİNDE TÜRKİYE’DEKİ YASAL DÜZENLEMELER İSTANBUL İLİNDEKİ 4 VE 5 YILDIZLI ZİNCİR OTELLERDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71652</guid>
      <author>Şenol ERSÖZEbru ULUCAN </author>
      <description>&lt;!--StartFragment--&gt;&#13;
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, engelli turizm kapsamında erişilebilirliğin belirlenmesi ve fiziksel, görme ve işitme engellilere yönelik gerçekleştirilen uygulamaların turizm işletmeleri özelinde incelenmesidir.&#13;
Yöntem: Çalışma, bir işletme ya da iş ortamının, belirli konular üzerinden incelenmesi, etki ve potansiyellerinin ortaya koyulması şeklinde tanımlanan nitel analiz tekniklerinden durum analiz yöntemi doğrultusunda incelenmiştir. Çalışma grubu olarak, İstanbul ilinde faaliyette bulunan 4 ve 5 yıldıza sahip yerli ve yabancı zincir otel gruplarından dört otel belirlenmiştir. Araştırmada veriler, resmi ve acente sayfalarındaki bilgilendirme dosyalarından, otellere ait faaliyet raporları ve engellilere yönelik çıkarılan materyallerden elde edilmiştir. Otel incelemeleri, literatürdeki çalışmalardan yola çıkarak rezervasyon süreci, oda ve imkânlar, dış mekân ve ortak alanlar, yiyecek-içecek alanları, asansörler ve otopark sınıflandırmasına göre gerçekleştirilmiştir.&#13;
Bulgular: Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, örnek otellerin genel itibariyle fiziksel engellilere yönelik olarak düzenlemeler gerçekleştirdiği yönündedir. Rezervasyon süreci ile ilgili olarak görme engellilere yönelik uygulamaların olmadığı, oda ve imkânlar açısından sadece fiziksel engellilere yönelik düzenlemelerin gerçekleştirildiği, yiyecek-içecek alanlarında görme engellilere yönelik çalışmaların yapılmadığı, dış mekân ve ortak alanlarda ve otoparkta tekerlekli sandalye kullananlara yönelik düzenlemelerin yapıldığı buna karşın asansörlerin fiziksel, görme ve işitme engelliler için uygun olarak dizayn edildiği bulgularına ulaşılmıştır.&#13;
Özgünlük: Çalışma, engelli turizmi açısından 4 ve 5 yıldızlı otellerin ve erişilebilirlik politikalarının incelenmesi açısından sınırlı sayıda olan literatüre katkı sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK-İSLAM MİMARİSİNDE MİNARE VE ERZURUM ÖRNEKLERİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71832</guid>
      <author>Tuba KARAKAYA AVCI</author>
      <description>İbadet işlevli olarak kendini ifade eden ve ilk kez bu fonksiyonla inşa edilen minareler bununla birlikte bulunduğu yerlerde Müslümanlarında varlığının bir ifadesi haline gelmiştir. Müslümanlarca sanki bir anıt görünümlü kabul edilen minareler Arap coğrafyasında kare olarak biçimlenmesine karşılık Asya Türk coğrafyasında silindirik gövdelerle ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede minareler  aynı amaç ve fonksiyona bağlı olarak  inşa edilmeye devam edilmişse de mimari anlamda inşa edildikleri bölgenin ve kültüründen etkilenmiş, biçim, teknik ve malzemeye bağlı olarak farklı nüans ve stilleri ortaya çıkarmıştır. Minarelerdeki süslemeler de ülkelerin değişimine göre farklılaşmış ve de sayıları, yapıya özgü yerleşimleriyle de özgünleşmiş ve özelleşmiştir. Erzurum minareleri ise malzeme itibarıyla Selçuklu dönemini yansıtmakta olup, biçim ve düzenlemeleri yönüyle ise Osmanlı dönemi özelliği göstermektedir.  Merkezden uzak, küçük boyutlu ve sade bir görünüm sergileyen XVII. ve XVIII. yüzyıl arasındaki Erzurum camileri ve minareleri, Batılılaşma dönemi etkilerinden uzak, daha çok geleneksel yapının korunduğu, ölçüsel ve üslupsal olarak birbirine benzer yapılardır. Merkezden uzak oluş nedeniyle, Batılılaşma dönemi etkileri Erzurum camilerinde ve minarelerinde küçük ayrıntılar dışında pek hissedilmez. Bu nedenle temel gelişme çizgisini takip etmek üzere Erzurum cami ve minare örnekleri ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


