






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2023 Sayı 142</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2692</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN İŞ MOTİVASYONU: BİR ALANYAZIN TARAMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68421</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68421</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞMüzeyyen URHAN  </author>
      <description>Toplumu oluşturan insanların işbölümü içinde edindikleri mesleklerle yaşamı kolaylaştırdığını düşünürsek sınıf öğretmenleri geleceğin tüm meslek erbablarını yetiştiren yani insan mühendisliği yapan uzmanlardır. Avukatı, kasiyeri, şirket sahibi, kasabı, yöneticisi, apartman görevlisi kısacası her türlü mesleğe sahip tüm insanların ortak eğitimcisi ilkokul öğretmenleridir. Bu açıdan ele alındığında ilkokul öğretmenlerinin toplum için önemi yadsınamaz. Sınıf öğretmenlerinin iş motivasyonu ile ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi için yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman tarama modeli kullanılmıştır. Bunun için literatürde bulunan konu ile ilgili yazılmış tez, makale ve kitaplar incelenmiş ve bulgular kısmında verilmiştir. Yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda öğretmenlerin içsel motivasyon algıları genel olarak yüksek iken, dışsal motivasyon ve iş motivasyonu algıları orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin yaşları ve toplam çalışma süresi arttıkça iş motivasyonu algılarının arttığı görülmüştür. Öğretmenlerin motivasyonunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilecek birçok unsur olduğundan bahsedilmiştir. Bunlar kişisel, kurumsal, sistemsel, öğrenci, veli, idareci, iş arkadaşı kaynaklı unsurlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN EĞİTİME YANISIMALARI: ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69768</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69768</guid>
      <author>Gökçe ÖZDEMİRLeyla GÖZTÜRK </author>
      <description>Toplumsal, sosyal, kültürel ve teknolojik alanlardaki değişimler, eğitim kurumları ve bu kurumlarda çalışan öğretmenleri eğitimsel ve öğretimsel süreçler bağlamında alışılagelmişin dışında hareket etmeye zorlamaktadır. Özellikle teknolojinin bireylerin hayatındaki yerinin hızla değişimi eğitimdeki dijital dönüşümü hızlandırmanın yanı sıra bu süreçlerin daha motive edici hale gelmesine de katkı sağlamıştır. Bu değişime bağlı olarak, eğitim ortamlarının yeniden gözden geçirilmesi, öğrencilere neyin, ne şekilde öğretilmesi gerektiği konularının tartışıldığı görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, eğitimde dijital dönüşümün ilk hedefi olan öğretici ile öğrenen arasında yeni ve deneyimsel bir köprünün oluşturulması, zamana ve mekana bağlı olmaksızın öğretme ve öğrenmenin sağlanması için eğitimde yaşanılan dijital dönüşüme paralel olarak eğitim alanında kullanılan dijital ağlar hakkında öğretmen görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde yürütülmüş bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu, Sakarya ilindeki farklı eğitim bölgelerinde görev yapan 20 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre eğitim alanında birçok dijital uygulamalar ve programlardan yararlanıldığını görülmektedir. Özellikle online sınav hazırlama, ders vidoları izleme, not paylaşımında bulunma, sunu hazırlama ve mesleki eğitimler gibi farklı konularda dijital platform kullanımın tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eğitimsel ve öğretimsel süreçlerde dijital ağları kullanılmanın avantaj ve dezavantajları olabildiği bulgulanmıştır. Katılımcılar, MEB tabanlı bilişim ağlarının çoğaltılması, öğretmenlere yönelik eğitimler verilmesi, eğitimsel ağlara erişim konusunda eşitlik sağlanması, donanımsal ve teknik destek sağlanması, teknoloji kullanıma yönelik yöneticilerin desteği olması, kullanılan ağlara yönelik meslektaş paylaşımlarını teşvik edilmesi, öğretmen ve öğrenciler için bilişim ağlarının ücretsiz hale getirilmesi yönünde dijital ağ kullanımın yaygınlaştırılmasına yönelik önerilerde bulunmuşlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLERİNİN HİZMET İÇİ EĞİTİM PROGRAMLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69943</guid>
      <author>Fikret ALINCAKFikret ALINCAK  </author>
      <description>Toplumların ilerleyebilmesi ve gelişim sağlayabilmesi için insanların belirli hedef ve amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesi gerekmektedir. Gerek bilimde gerekse de teknolojide yaşanan gelişmeleri eğitim ortamınıda etkilediği görülmektedir. Öğretmenlerin lisans eğitiminde almış oldukları bilgilerin belli bir zamandan sonra geçerliliğini yitirdiği veya etkisinin azaldığı belirtilmektedir. Bu sebeple öğretmenlerin gelişen teknolojiye adapte olması için mesleki anlamda bir takım hizmet içi eğitimlere ihtiyacı olmaktadır. Bundan dolayı Milli Eğitim Bakanlığı yılın belli dönemlerinde öğretmenlerin gelişimine yarar sunmak amacı ile hizmet içi eğitim programları gerçekleştirmektedir. Bu çalışma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim programlarına ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunda Gaziantep İlinde görev yapmakta olan 40 beden eğitimi ve spor öğretmeni ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; beden eğitimi öğretmeni ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının; mesleki ve kişisel gelişimi için yararlı bir program olduğu, kendilerini yenilemesini sağlayan program ve yeni bilgiler kazandıran bir program olduğunu ve dolayısıyla gerekli bulduklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmet içi eğitim programı sürecinde;  eğitim veren kişilerin yetersiz olmasından dolayı, tarihlerinin uygun olmaması ve on-line eğitimde internete ulaşım konusundan dolayı sorun yaşadıkları görülürken, hizmet içi eğitim programının öğretmenlerin daha aktif olmasını sağladığı, öğretmenlere yeni bakış açısı kazandırdığı, eğitimin nitelikli olmasına imkân sağladığı görülmüştür. Bunun yanında katılımcılar genel anlamda hizmet içi eğitim programını yeterli görürken, daha etkili olabileceiğini, yapılan eğitimin alan bazında ya da ihtiyaç duyulan alanlarda verilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının süresinin genel anlamda yeterli olduğunu, eğitimlerin yaz tatilinde olması ve ara tatillerde olması gerektiği ifade edilmiştir. Çalışmaya katılan öğretmenlerin; hizmet içi eğitim programını alanında uzman kişilerin ve akademisyenlerin vermesi gerektiği ön plana çıkarken, on-line yapılan eğitim programlarının uygun olmadığı ve yüz yüze olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HEDEF UYUMLULUĞU BAĞLAMINDA AKADEMİK NORM KADRO UYGULA-MASININ DEĞİŞİM ALICILARI ÜZERİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70082</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70082</guid>
      <author>Salih BÖRTEÇİNE AVCIBenazir ÖZTÜRK </author>
      <description>Son yıllarda üniversitelerin artması ile birlikte akademik kadro ihtiyacına yönelik planlama zorlukları Yükseköğretim Kurumu tarafından norm kadro yönetmeliği ile aşılmaya çalışılmaktadır. Kamu kaynaklarında verimlilik ve etkinlik sağlamak amacıyla 2 Kasım 2018 tarihinde “Devlet Yüksek Öğretim Kurumlarında Öğretim Elemanı Norm Kadrolarının Belirlenmesine ve Kullanılmasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir. Ancak Türk Kamu Örgütlenmesi bakımından hizmet yerinden yönetim kurumu olan üniversitelerin farklılaşan ihtiyaçları nedeniyle bu yönetmeliğin uygulama zorlukları sahada tartışılmaktadır. Bu tartışmalardan bir tanesi de akademisyenlerin bu yönetmeliğe yönelik vermiş oldukları tepkisel bakış açısıdır. Hedef uyumluluğu yaklaşımı açısından değerlendirildiğinde akademisyenlerin verdiği farklı reaksiyonlar bireysel ve örgütsel anlamda farklı hedeflere sahip olmalarından kaynaklı olup, özellikle akademik unvan ilerleyişindeki bireysel ve kolektif hedeflerin uyumsuzluğu nedeniyle Norm Kadro Yönetmeliği tüm akademisyenler tarafından aynı doğrultuda yorumlanmamaktadır. Bu çalışmada, hedef uyumluluğu yaklaşımı bağlamında Norm Kadro Yönetmeliğinin değişim alıcıları olan akademik personel üzerindeki etkilerinin belirlenmesi ve akademik personelin durumu nasıl algıladığına yönelik bir durum tespiti yapılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda öncelikle örgütlerde değişimin nasıl algılandığı, değişimin hedefleri ile personelin hedefleri arasında uyum ya da uyumsuzluğun değişim süreçlerini nasıl etkilediği literatür kapsamında irdelenmiştir. Sonrasında ise Türkiye’deki Yükseköğretim Kurumlarının örgütsel yapılanması ve norm kadro düzenlemesine ilişkin bir durum tespiti yapılmıştır. Çalışmamızda araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Amaçlı örneklem yöntemi kapsamında belirlenen araştırma grubu ile veriler toplanmıştır. Veriler görüşme yöntemi ile elde edilerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Veri toplama sürecinde farklı unvanlara sahip öğretim üyelerinin görüşleri alınarak, yöneltilen sorular çerçevesinde değişim alıcılarının norm kadro uygulamasını nasıl değerlendirdikleri araştırılmıştır. Sonuç olarak Yükseköğretim kurumlarında uygulamaya geçirilen norm kadro düzenlemesi akademik personel açısından terfi sorunları yaratacağı, akademik personel istihdamında -özellikle belirli unvanlar açısından- sorunlu alanlar oluşturacağı çıkarımı yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANA DİLİ RUSÇA OLANLARIN ANA DİLİNİ KONUŞMA SÜRECİNDE KOD  DEĞİŞTİRME EĞİLİMLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70152</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70152</guid>
      <author>Başak UYSALMadina KÜÇÜK </author>
      <description>Bu çalışmada ana dili Rusça olanların ana dilini konuşma sürecindeki kod değiştirme eğilimlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma grubunu ana dili Rusça olup Türkçeyi ikinci dil olarak kullanan 20 katılımcı oluşturmuş, katılımcılarla yapılandırılmış görüşme formu kapsamında görüşme gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla 5 boyuta sahip görüşme formu ile görüşme yapılmıştır. Boyutlar; genel bilgiler, kod değiştirme, kod karıştırma, fonetik girişim ve stilistik girişim şeklinde belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasının temel alındığı çalışmada elde edilen veriler, MAXQDA programı aracılığıyla nitel analize tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulguların başlıcaları şöyledir: Katılımcıların %50’sinin kod değiştirmeye sık sık, %35’in nadiren başvurduğu görülmüştür. Katılımcıların %15’i ise kod değiştirmeye hiç başvurmadığını belirtmiştir. Çalışma grubundan hareketle dil seviyesi yükseldikçe kod değiştirme eğiliminin azaldığını söylemek mümkündür. Kod değiştirme sebepleri kapsamında ise sırasıyla karşılıksızlık, duygu yükü, kolaylık, muhatap, uyum/alışkanlık, mizah ve telafi olduğu görülmüştür. En yüksek oranda gösterilen kod değiştirme gerekçesi, karşılıksızlık olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LUIGI BOCCHERİNİ, VİYOLONSEL ESERLERİ, VİYOLONSEL REPERTUVARINA VE TEKNİĞİNE GETİRDİĞİ YENİLİKLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70261</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70261</guid>
      <author>Pınar TURAN</author>
      <description>   &#13;
Bu makalede viyolonsel repertuvarında çok önemli bir yere sahip ve aynı zamanda virtuoz bir viyolonselci olan Luigi Boccherini’nin hayatı, eserleri, viyolonsel repertuvarına ve teknik gelişimine sağladığı büyük katkılara yer verilecektir. Viyolonsel icracıları için oldukça önemli bir yere sahip olan Boccherini, İtalya’nın Lucca şehrinde doğmuş ve küçük yaşta yeteneği fark edilmiştir. Oğlunun yeteneğini erken yaşta farkeden babası tarafında daha iyi bir eğitim almak için İtalya’nın önemli müzik merkezlerine ve daha sonra da İspanya’ya gönderilmiş ve dönemin önemli müzisyen ve sanatçıları ile çalışma fırsatı yakalamıştır. Bestecinin çok fazla sayıda eseri vardır. Besteci, viyolonsel tekniğine de çok önemli katkılarda bulunmuş ve viyolonsel icracılığında devrim olarak nitelendirilebilecek yenilikler getirmiştir. O’ndan sonra enstrüman, orkestradaki konumundan kurtulup solo bir enstrüman olarak da kimlik kazanmaya başlamıştır. Viyolonsel için yazmış olduğu sonat ve konçertolar, viyolonsel repertuvarında oldukça önemli eserler olup konservatuvar eğitimi veren müzik okullarında sıklıkla seslendirilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VERGİ GELİRLERİ, KAMU HARCAMALARI VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: AB ÜLKELERİ ÜZERİNE AMPİRİK BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69825</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69825</guid>
      <author>Özgür KOÇBULUT</author>
      <description>Bir ekonomide maliye politikası araçları vergi, borç ve harcamalardan oluşmaktadır. Ekonomik büyüme ise ülkeler açısından en önemli makroekonomik göstergedir. Hemen hemen tüm ülkelerin ekonomik kalkınma hedefine ulaşabilmelerinde vergiler, önemli rol oynamaktadır. Etkili bir vergi politikası, kamunun tahmini harcamalarını karşılayarak ekonomiye rekabet edebilirlik açısından önemli bir avantaj sağlar. Ayrıca, iç talebi canlı tutmaya yönelik kamu harcamalarının da ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkileri olmaktadır. Bu durum ülke veya ülke grupları açısından vergi gelirleri, kamu harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Avrupa Birliği (AB) üyesi 24 ülke için vergi gelirleri, kamu harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik testinden elde edilen sonuçlar, AB ülkelerinde ekonomik büyüme ile kamu harcamaları arasında çift yönlü, vergi gelirlerinden ekonomik büyümeye tek yönlü yine vergi gelirlerinden kamu harcamalarına tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlara göre, AB ülkelerinde sürdürülebilir büyüme açısından mevcut vergi politikalarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasının faydalı olacağı söylenebilir. Vergi gelirleri kamu harcamalarını teşvik etmeli, devletin satın alma gücünü düşürmemek için vergilendirme politikaları ekonomi politikalarıyla uyumlu olmalıdır. Ayrıca kamu harcamaları, daha çok sermayeye ve üretim altyapısına yönelik olmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEPREM ENKAZININ KALDIRILMASI SÜRECİNDE ASBEST RİSKİNİN YÖNETİMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70149</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70149</guid>
      <author>Haldun TURANZeki ALPAYDIN  </author>
      <description>Asbest sıcaklığa, aşınmaya ve kimyasallara karşı çok mukavementli bir mineraldir. Bu nedenle yüzyıllardır birçok alanda kullanılmıştır. Yakın tarihte ise, hem yalıtım malzemesi olarak hem de çimentoyla karışık olarak yapılarda kullanılmıştır. Bu yüzyılın başında; asbestin solunum yolları üzerindeki ölümcül etkisinin saptanması nedeniyle birçok ülkede kullanımı yasaklanmıştır. Buna paralel olarak ülkemizde de asbest tamamen yasaklanmıştır. Fakat yasaklanmadan önce kullanılmış olan asbestin zararları hala devam etmektedir. Asbestle mücadele; çevresel asbestin zararlarından korunma çalışmalarıyla ve daha önceden kullanılmış olan asbestli ürünlerin sökülmesiyle sürdürülmektedir. Bu çalışmalar yapılırken yapılarda var olan asbestin sökülmesi sırasında iş sağlığı ve güvenliği bakımından yaşanabilecek tehlike ve riskleri bilmek gerekir. Ayrıca bu bağlamda asbestin güvenli bir şekilde sökülebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması da şarttır. Asbest sökümü yapılırken kişisel koruyucu donanım giyilmesi, çalışan personelin eğitilmesi ve sökülen asbestin uygun şekilde bertaraf edilmesi gerekir. Aksi takdirde asbest maruziyeti başta çalışanlar olmak üzere çevredeki insanlarda sağlık sorunlarına yol açacaktır. 1960’lı yıllardan itibaren asbest ülkemizde bolca kullanılmıştır. Asbest ülkemizde yasaklandıktan sonra ise binalarda ve değişik yapılarda bulunan asbestli malzemeler sökülmeye başlanmıştır. Söküm sırasındaki tehlikelerden etkilenmemek için eğitimli personele ve asbest bertaraf tesislerine büyük iş düşmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PSİKİYATRİ HASTALARI ÜZERİNE MEKÂN AYDINLATMASININ ETKİSİ:HELSİNGOR PSİKİYATRİ HASTANESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70281</guid>
      <author>Ceyhun ŞEKERCİ</author>
      <description>Aydınlatma, içinde bulunduğu mekânın görsel bakımdan algılanmasında önemlidir. Özellikle psikiyatri gibi özelleşmiş kliniklerde daha da önemli hale gelmektedir. Psikiyatri kliniklerinde hastalar verilen hizmetin gerekliliği, mekâna tanımlanan işlevler ve kullanıcı özellikleri sebebiyle doğal ve yapay ışığa karşı çok daha duyarlıdır. Bu nedenle aydınlatma sistemlerinin kullanıcı odaklı ilerlemeleri ve ihtiyacı karşılayan tasarımlar içermesi gerekmektedir. İyi tasarlanmış bir aydınlatma, hastaların, refakatçilerin, ziyaretçilerin ve sağlık profesyonellerinin fiziksel, ruhsal, sosyal ve psikolojik durumlarını etkiler. Bu makale, bu etkiler hakkında bilinenlerin bir özetini sunmaktadır. Genel olarak çalışmada aydınlatma kavramına yönelik bilgi verilmiş, Helsingor Psikiyatri Hastanesi örneği üzerinden mekânın aydınlatması ve hastalar üzerine aydınlatmanın etkisi değerlendirilmiş ve öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FOREIGN TRADE COMPANIES' CURRENCY MANAGEMENT: EXAMPLE OF THE TRC3 REGION'S</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70316</guid>
      <author>Cüneyt ÇATUK</author>
      <description>&lt;div&gt;&#13;
The purpose of this research is to examine how foreign trade companies in the provinces of Mardin, Sirnak, Siirt, and Batman (TRC3 region) are protecting themselves from foreign exchange risk.A survey of 275 foreign trade companies operating in the TRC3 area was carried out in order to analyze the strategies employed by businesses to protect themselves against exchange rate risk. Multiple linear regression and Pearson correlation analyses were performed on the survey items.The findings lead to the conclusion that 14.1% of the companies operating in the TRC3 region are unable to take any action to protect themselves against exchange rate risk, while 39% can be protected by internal business measures, 33.9% receive assistance from banks or other financial institutions, and 5.7% gain from consulting firms.According to the findings of the study, enterprises do not take adequate measures to hedge against exchange rate risk. Additionally, it is discovered that companies employ derivatives less to protect themselves against currency rate risk. In addition to that enterprises should be more cautious about future currency rate shocks and engage in more derivative trades.&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖMER SEYFETTİN’İN MİRAS HİKAYESİNİN YAZISAL METİN ÖRNEĞİ OLARAK ÇÖZÜMLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70564</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70564</guid>
      <author>Adem ÖZKAN</author>
      <description>Hikayeler toplumun sıkıntıları anlatabilmek adına en etkin bir araçtır. Yazısal metin örneklerinden Ömer Seyfettin’in Miras hikayesinin &lt;em&gt;Büyük ölçekli, Küçük Ölçekli ve Üst yapı&lt;/em&gt; olarak incelenerek okuyuculara analiz konusunda yardımcı olacaktır. Bu çalışmada &lt;em&gt;Miras&lt;/em&gt; hikayesinin metindilbilimsel ölçüler çerçevesinde belirlenen doğrultular etrafında çözümlenecektir. Yüzeysel olarak yapılan dilsel öğeleri derinlemesine inceleyerek Türkçe için örnek bir çözümleme olması hedeflenmektedir. &lt;em&gt;Miras &lt;/em&gt;adlı hikayenin analizinde metin ölçütlerinden bağlaşıklık ve bağdaşıklık ile sınırlandırılmaktadır. Üst yapısal özelliklere değinilmeyecektir. Bu çalışmada nitel araştıma modeli olan yazılı doküman analizi yöntemi kullanılmaktadır. Nitel araştırmalarda toplanan verilerin bütüncül olması temel ilkelerdendir. Yazılı doküman analizinden sonra betimsel analiz yöntemiyle elde edilen veriler detaylı olarak incelenmektedir. Daha detaylı inceleyebilmek adına içerik analizi yönteminede başrulmaktadır. Ömer Seyfettin’in &lt;em&gt;Miras &lt;/em&gt;adlı hikayesi metindilbilimsel açıdan incelenerek her insanın sıkılmadan okuyup analiz yapabileceği bir eserdir. Dilinin sade ve anlaşılır olması buna ek olarak okurları sıkacak kadar uzun olmaması bu eserin herkes tarafından ilgi çekmesini sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HRİSTİYAN İNANCININ KAPİTALİST KODLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69687</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69687</guid>
      <author>A. Savaş DEMİRCAN</author>
      <description>The study's focus is on how capitalism emerged on the historical and evolutionary stage as the economic system of Western Christian civilisation. In particular, scaling, also known as the Christian reformation process, is a crucial step for Western cultures to take in order to overcome the stagnation of the Church era. Due to the effects of the concepts of sola seedling, sola scriptura, and sola gratia, the illumination experienced during this time period resulted in significant shifts and transformations in the socio-cultural field. The economy has been one of the areas most impacted by this process. By releasing the individual from the centralism and domination of the Church, the evolving Christian thinking appears to have led to the person being more individualized and participating more in social activities, notably in economic life.The purpose of the study is to attempt to disprove the notion that economic activities and decisions are rationally motivated. On the contrary, the choices made are also influenced by philosophical and theological concepts. Conservatism and religion have an impact on choices and behaviors in the economy. The macro-economic effects of religious restrictions and orders on those who make the majority of economic decisions have a wide range of effects on both the political and cultural axes as well as the individual's everyday economic circumstances. As an illustration, the sanctification of the free market economy, globalization, and the political and cultural decisions made as a result can all be taken into consideration in this perspective.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. YÜZYILDA BİR GEZGİN GIOVANNI BOTTESINI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69640</guid>
      <author>Irmak SABUNCU</author>
      <description>24 Aralık 1821’de, İtalya’nın kuzeyinde, Lobardy bölgesinde, Crema’da doğan müzisyen, sekiz kardeşin altıncısı olarak dünyaya geldi. Müziğe ilk adimi amcası sayesinde olmuş, ilk keman derslerini Crema Katedral Orkestrasının başkemancısı ve yöneticisi olan amcası Carlo Cogliati’den almiştir. 1835’te girdiği Milan Konservatuvarında öğrenimi suresince kontrbas derslerini Luigi Rossi’den alırken, Piantanida, P. Ray ve F.Basili ve Nicola Vaccai’den piyano, teori ve kompozisyon dersleri almış 1839 yılında mezun olmuştur. İtalyan Operası’nın bütün dünyada kendini hissettirdiği 19’ncu yüzyılda, “Bel Canto” üslubuyla kontrbas çalıcılığını birleştiren virtüoz, bunu başta Avrupa’nın onde gelen müzik başkentlerinin yanı sıra, Rusya, Iskandinavya, Amerika ve Osmanlı coğrafyasında adından saygıyla söz ettirmiş, müzik tarihinde iz bırakmıştır. Donizetti ve Bellini üslubunu devam ettiren bir besteci olarak Verdi geleneğine yakınlığıyla Wagner üslubuna karşıt bir yerde durur. Bununla beraber muzikal üslubu, doneminin gelmiş geçmiş en olağanüstü kontrbas virtüözü olarak, kontrbas için besteleri günümüz kontrbas öğretisinde eşsiz yerini korumaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜNYA EKONOMİSİNDE KRİZ İŞARETLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70008</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70008</guid>
      <author>Erdal HARUNOĞULLARI</author>
      <description>COVID-19 salgınının devam eden ekonomik etkileri, jeopolitik huzursuzluklar, doğal afetler ve toplumsal huzursuzluklar, küresel ekonomiyi benzeri görülmemiş zorluklar ve belirsizliklerle karşı karşıya bırakmıştır. Pek çok gösterge, milyonlarca insan üzerinde yıkıcı etkileri olabilecek küresel bir durgunluk ve hatta depresyon potansiyeline işaret etmektedir. ABD doları ve ABD tüketici harcamaları, bu makalede incelenen küresel ekonominin iki önemli bileşenidir. COVID-19 salgınının tüketici harcamaları üzerindeki etkilerinin ve doların gücünün dünya ticaretini, büyümeyi, enflasyonu ve finansal istikrarı nasıl etkilediğini incelemektedir. Ek olarak, bu sorunlara olası birkaç bölgesel ve ulusal politika yanıtını tartışmaktadır. Makale, çeşitli kaynaklardan teorik görüşler ve ampirik veriler kullanarak bu konulara kapsamlı ve eleştirel bir genel bakış sunmaktadır. Bugün küresel ekonominin durumunu ve geleceğini merak eden okuyucuları bilgilendirmeyi ve ilgisini çekmeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ХРИСТИАН ЧИРКӨӨЛӨРҮНДӨ ЫЙЫК ИНСАН ИШЕНИМИ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70189</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70189</guid>
      <author>Muhammet MAHMUTOĞLU</author>
      <description>Диндерде ыйык инсандарга ишенимдин орду өзгөчө. Анткени ыйман
ээлери ыйык инсандардын өз өмүрүн динге арнаган деп баалашат; динди
туура жашап, жайылтып, элге үйрөтүп, керек болсо бул максатта жанын да
курмандыкка чалаарына ишенишет. Ошол эле учурда ыйык инсандардын
мындай каармандыгына суктанган жана таасирленген динчилдер аларды
ар дайым урматтап, алардай болууга жана жашоого аракет кылышат.
Ыйык инсандарга багытталган ашыкча урмат-сый көбүнчө аларды
жогорку улуу күчтөр сыяктуу кабылдануусуна себеп болгон. Инсан
сезимине тийиштүү бул көрүнүштү диндер түрдүүчө маанилендирген.
Динге кызмат кылгандарга баа берип, аларга өзгөчө даража ыйгарган
диндердин бирөөсү-христиан дини. Бул дин тарых бою өз мүчөлөрүнүн
арасынан ишенимине бек, адеп-ахлактык жашоосу жана дин үчүн кылган
аракеттери менен алдыга суурулуп чыккан кээ бир инсандарга ыйыктык
мартабасын ыйгарган. Ошондой эле алар үчүн майрам күндөрүн белгилеп,
аларга дуба кылуу жана алардан жардам суроого уруксат берген. Бирок,
христиан чиркөөлөрүнүн көбү ыйык инсандар ишенимин кабыл
алышканы менен, кээ бир чиркөө мүчөлөрү башкача ишеним жана
ойлорго ээ. Мындайча айтканда, христиан дүйнөсүндөгү айырмачылыктар
көптөгөн маселелерде түрдүүлүктү жараткан. Ошондой эле ыйык
инсандар ишениминде дагы айырмачылыктарды пайда кылган.
Мына ошол негизде христиан дининдеги ыйык инсан ишенимин
чиркөөлөрдүн көз карашын эске алып изилдөөнү максат кылдык. Мындай  маанилүү маселени талдоонун аталган динди терең үйрөнүүдө салымы чоң
экендигин белгилегибиз келди. Алгач ыйык инсанга байланыштуу
тирминдерди ачып берүүгө жана аларга карата жасалган аныктамаларды
тактоого аракет кылдык. Андан кийин православ, католик жана протестант
чиркөөлөрүнүн көз караш жана ишениминде ыйык инсандын ордун өзөзүнчө чагылдырып берүүгө аракет жасадык. Окшоштук жана
айырмачылыктарын өзгөчө белгиледик.
Изилдөөбүздө камтылган темаларды так чагылдыруу максатында
дескриптивтүү (сүрөттөп баяндоо) ыкмасына артыкчылык бердик. Ошого
жараша фактыларга, окуяларга объективдүү мамиле жасоого аракет
кылдык. Алгач изилдөөбүзгө байланыштуу булактарды жана
малыматтарды тактап, анан керектүү анализдерди жасадык.
</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEKSEL TÜRK MUTFAK KÜLTÜRÜNDEKİ ALIŞKANLIK VE DAVRANIŞ ÖRÜNTÜLERİ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69824</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69824</guid>
      <author>Hasan Ali DİKEN </author>
      <description>Bilindiği üzere, insanlar, geleneksel eksenlerdeki yaşamsal sahaları dâhilinde; mutfak kültürüne büyük bir önem yüklemişlerdir. Bu durumun akabinde, insanların, geleneksel mutfak kültürüne dönük bir çerçeve içerisinde; birtakım alışkanlıklar ve davranışlar kazandıklarını ifade etmekte yarar vardır. Malum alışkanlık ve davranış kalıpları aracılığıyla da zamanla yemek kültürüne dair yerel, ulusal ve evrensel özelliklerin ortaya çıkma sürecine girilmiştir. Bahse konu alışkanlık ve davranış örüntüleri; bilhassa toplumdan topluma değişiklik, farklılık ve çeşitlilik göstermiştir. Bu durumun bir devamı olarak, insanlar arasında cereyan eden mutfak alışkanlıkları ve davranışları; “sofra düzeni”, sofra adabı”, “yeme-içme usulü”, “ikram şekli” ve benzeri biçimlerde gelişmeler sergilemiştir. Geleneksel mutfak kültürü, esas itibarıyla; kültürlerin ve medeniyetlerin, kendilerine özgü birer çizgi kapsamında ortaya koydukları alışkanlıkların ve davranışların yansımalarını içermektedir. Söz konusu minvalde, Türkler de dünya kültür ve medeniyet tarihine yönelik geleneksel mutfak alışkanlıklarına ve davranışlarına başlıca katkılar sunmuşlardır. İlgili durum, müstakil bir geleneksel Türk mutfak kültürünün yaratılma ve yaşatılma seyrini öne çıkarmıştır. Zira Türk mutfağındaki alışkanlık ve davranış örüntülerinin, belli bir hiyerarşiye dayandırılmak suretiyle icra edilmesi, bahse konu durumu özetlemektedir. Bu bağlamda, geleneksel Türk mutfağına paralel olarak vuku bulan bir kısım alışkanlıklar ve davranışlar, zaman içinde Türk toplumuna has karakteristik niteliklere bürünüp; gelenek haline gelen bir yeme-içme silsilesine vesile olmuştur. Bahsedilen gelenek unsurları, ekseriyetle Türk sofra adabının önemli parçaları arasında yer almışlardır. Bu parçalar, belli bir bütünlük arz etmek kaydıyla, Türklerin yeme-içme kültürlerindeki temel kodları meydana getirmişlerdir. Malum ifadelerin ışığında, bu çalışma bünyesinde, geleneksel Türk mutfağına zamanla dâhil edilen temel kültürel kodları teşekkül ettiren belli başlı alışkanlık ve davranış faktörlerine yer ayrılarak; bu faktörler üzerine genel bir değerlendirmede bulunulacaktır. Dolayısıyla da Türk halk mutfağının genelleşen ve gelenekselleşen yönleri ön plana çıkarılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STRINDBERG’İN GÜÇLÜ OYUNUNDAKİ KADIN KARAKTERİN SESSİZLİĞİNİ SÖYLEME ÇEVİRMEK</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69832</guid>
      <author>Asena YILDIRIM</author>
      <description>Kadınlar, dünden bugüne tarihsel süreç içerisinde erkek egemenliğine maruz kalarak ataerkil ideolojinin çevrelediği sınırlıklar içerisinde yaşamış ve toplumsal olarak patriarkal sistem tarafından birçok tahakküme maruz kalmıştır. Toplumsal olarak yaşatılan bu eril tahakkümün araçlarından birisi de dildir. İktidarın söylemini oluşturan dil, toplumu etkileyen ve yönlendiren ideolojik bir araçtır. Yazınsal alanda tiyatro metinleri üzerinden de oluşturulan bu eril dil, oyun karakterleri aracılığıyla iletilmekte ve kadın karakterler bu dile karşılık sessiz, karşılık veremeyen, susturulan konumda ele alınmaktadır. Nitekim 19. yüzyılın önemli yazarlarından August Strindberg’in döneminin kadına bakışını ve kadının toplumsal konumunu eserlerinde olduğu gibi yansıtarak ele aldığı metinlerinden biri olarak 1889 yılında yazdığı “Güçlü” adlı tiyatro metni de, kadınların bu eril dil üzerinden tahakküm altına alındığının örneğini oluşturmaktadır. Metinde Bayan X tarafından Bayan Y karakterine dil aracılığıyla hakimiyet sağlanırken, Bayan Y karakteri bu söylemler karşısında sessizlik içerisinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, August Strindberg’in yazdığı “Güçlü” adlı tiyatro metnini feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle inceleyip dil aracılığıyla sağlanan hakim ideolojiyi ve toplumsal kalıp yargıları ortaya çıkarıp Bayan Y karakterinin sessizliğini söyleme çevirmek üzere feminist bakış açısından ve bakış açısının getirdiği feminist stratejilerden yararlanmaktır. Metinde eril dilin nasıl kadın karakterin söylemi haline getirildiği ve nasıl diğer kadın karakter üzerinden egemenliğin sağlandığı feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle ortaya konacak ve eril dil karşısında sessizliği bir direniş olarak söyleme çevirmek feminist stratejiler yoluyla araştırılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MEDYADA TREND TASARIM TÜRÜ OLAN HAREKETLİ REKLAM TASARIMLARININ ETKİLİLİĞİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69839</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69839</guid>
      <author>Ceyda KURTEŞLevent MERCİN </author>
      <description>Dijital teknolojilerin gelişimiyle birlikte yeni medya kavramının önem kazandığı ve pek çok alanda önemli bir araştırma konusu haline geldiği görülmektedir. İletişim ve tasarım gibi faaliyetlerin sayısal bir ortamda gerçekleştiği günümüz dünyası; sosyal, kültürel, ekonomik vs. gibi pek çok anlamda yeniden şekillenmektedir. Buna bağlı olarak görsel iletişim dili de yeniden şekillenmekte ve giderek çeşitlenmektedir. Yeni mecralara uygun yeni bir dilin benimsendiği görsel iletişim tasarımında biçim, içerik ve teknik bakımından bir değişim gözlemlenmektedir. Günümüz ağ bağlantılı, dijital ve küresel olarak nitelendirilebilecek dünyanın iletişiminde evrensel ve etkileyici bir dil olarak hareketli grafik tasarımların önem kazandığı görülmektedir. Yeni mecralarda, karmaşık haldeki bilgi yığınını görselleştirmek ve kısa sürede iletmek bir ön koşul haline gelmiştir. Dolayısıyla hareketli grafik, animasyon gibi dinamik video görüntü formatlarının yeni medyada büyük ölçüde baskın bir rol oynadığı görülmektedir. Araştırmada, hareketli grafik tasarım türleri ve üretilen tasarımlar aracılığıyla gerçekleştirilen iletişime odaklanılmıştır. Araştırmanın verileri ilgili literatürün taranması ve tasarım örneklerinin incelenmesi, ayrıca nitel yöntemlerden biri olan doküman incelemesi ile elde edilmiştir. Buna bağlı olarak yeni medyada grafik tasarım veya görsel iletişim tasarımı içerik üretimini biçimlendiren teknoloji, tasarım, hedef kitle, görsel kültür ve estetik ilişkisi sosyal medya ve internet reklamları bağlamında incelenmiştir. Araştırmada, görsel iletişim sürecinde hareketli görüntü tasarımlarının izleyicinin ilgisini durağan olanlara nazaran çok daha çekici hale getirdiği, özgün ve tarz olabilecek tasarımların üretilmesine olanak sağlayarak alana zenginlik kattığı, sosyal medya iletişim mecrasında trend olan hareketli grafik tasarım örnekleri arasında GIF, video ve TikTok benzeri uygulamaların kısa süreli olmasının izlenme oranlarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 PANDEMİSİ SÜRECİNDE GÖRME ENGELLİ BİREYLERİN STRES DÜZEYLERİ İLE YAŞAM DOYUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70095</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70095</guid>
      <author>Emre KELEŞBirsen ALTAY </author>
      <description>Bu çalışma, görme engelli bireylerin Covid-19 pandemisi sürecinde yaşamış olduğu stres düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlandı. Tanımlayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini Kasım- Aralık 2020 tarihleri arasında Çorum Altınokta Körler Derneği’ne kayıtlı görme engel olan bireyler oluşturmaktadır.  Örneklem seçimine gidilmeden evreninin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışma 62 görme engelli bireyin katılımıyla tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Özellikler Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların %79’u erkek, %74,2’ si evli ve %40’ı ortaokul-lise eğitim seviyesine sahiptir. Görme engelli bireylerin Algılanan Stres Ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 26,42±8,20 ve Yaşam Doyum Ölçeğinden aldıkları puan ortalaması ise 13,29±3,66 olarak bulunmuştur. Cinsiyet, eğitim durumu, ekonomik durum algısı, genel sağlık algısı, Covid-19 geçirme durumu ve anksiyete- kaygı yaşama durumu ile Algılanan Stres Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p&lt;0,05). Ekonomik durum algısı ve Covid-19 geçirme durumu ile Yaşam Doyum Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p&lt;0,05). Görme engelli bireylerin stres algılarının ve yaşam doyumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Covid-19 pandemisinin görme engellilerin stres düzeyleri ve yaşam doyumları üzerine etkilerinin daha net bir şekilde ortaya konulabilmesi için daha geniş örneklem grupları ile benzer çalışmalar yapılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TikTok’TA “OKUL ÖNCESİ ETİKETİYLE YAPILAN PAYLAŞIMLARIN  İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70246</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70246</guid>
      <author>Ümit Ünsal KAYAŞerife Burcu KAYA  </author>
      <description>Tiktok, kullanıcılarına 15 saniye ile 3 dakika arasındaki kısa videoları paylaşma imkanı sağlayan bir sosyal medya uygulamasıdır. Özellikle gençler arasında popüler olan uygulama, dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya sahiptir. Tiktok, müzik, dans, komedi ve diğer popüler kültür içerikleriyle doludur ve kullanıcılar kendi videolarını da paylaşabilirler. Uygulama, algoritmik bir yapıya sahip olduğu için, kullanıcılara ilgi alanlarına göre özelleştirilmiş içerikler sunar. Bu özelleştirme, kullanıcılara daha fazla etkileşim ve keşif imkanı sunar ve kullanıcılar arasında paylaşılan içeriklerin hızlı bir şekilde yayılmasına olanak tanır. Bu çalışma, 17.03.2023 tarihi itibarıyla Tiktok'ta "okul öncesi" etiketiyle yapılan son 400 paylaşımın incelenmesi ile ilgili bir nitel durum çalışmasıdır. Araştırma soruları, paylaşımlarda çocukların yüzlerinin görünme durumu, paylaşım yapanların cinsiyet ve meslek dağılımları, en çok paylaşılan içerikler, etkinliklerin dağılımı, paylaşılan ortamlar ile okul öncesi ile ilişkilendirilen sözcüklerin belirlenmesidir. Çalışma, Tiktok gibi özellikle Türkiye’de her yaştan insana ulaşabilen bir uygulamanın okul öncesi etkinlikleri hakkında nasıl bir görüntü sunduğunu anlamak için yapılmıştır. Durum çalışması; araştırmacının, gerçek yaşamda güncel bir durumu çeşitli bilgi kaynakları kullanarak detaylı ve derinlemesine incelediği nitel bir yaklaşımdır. Bu çalışmada da çevrimiçi bilgi toplama yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin daha ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi amacıyla, nitel veri analizinde kullanılan yöntemlerden biri olan “içerik analizi” kullanılmış ve elde edilen veriler kodlama yapılarak analiz edilmiştir. En çok paylaşılan içerikler arasında şarkılar, oyunlar ve etkinlik önerileri yer almaktadır. En sık paylaşılan etkinlikler arasında oyunlar, hareket etkinlikleri ve sanat etkinlikleri bulunmaktadır. Paylaşılan ortamlar genellikle ev veya sınıf gibi kapalı alanlardır ve içerik olarak eğlenceli, interaktif ve öğretici yaklaşımlar yer almaktadır. Okul öncesi ile ilişkilendirilen sözcükler arasında, öğrenme, eğlence, oyun, sanat ve keşif gibi kavramlar bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIŞAVURUMCU SANAT TERAPİ YÖNTEMİNİN KORKU DUYGUSU ÜZERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69549</guid>
      <author>Emine Gülriz AKAROĞLUAysel KOÇ ,Ulya TEKBAŞ ,Hümeyra Nur ŞEN ,Şeyda Nur ERDOĞAN </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen farklı yaş grubundaki depremzede katılımcıların insan ilişkilerini geliştirme ve sosyalleşmelerini sağlamak amacıyla dışavurumcu sanat terapi yöntemiyle korku duygularını aza indirgenmesi ve çizimlerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Verilen eğitim her bir oturumu 180 dakika süren toplamda 2 farklı grupla gerçekleştirilmiştir. 10 günlük olarak planlanan eğitim programı depremzede ailelerin farklı KYK yurtlarına yerleştirilmesi nedeniyle 5. günde sonlandırılmıştır. Bu çalışmada yer alan ısındırma, hikâye oluşturma, korku figürlerinin çizimleri ve değerlendirme çalışmaları planlanan eğitimin 2. günü yapılmıştır. İnsan ilişkilerini geliştirme ve sosyalleşme temelli verilen dışa vurumcu sanat yöntemindeki etkinlikler Olcay Güler ve Nur Dinçer Genç tarafından yazılan sanat terapisi kitabından birkaç etkinlik bütünleştirilerek alınmıştır. Çalışma grubu, tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak Konya iline göç eden yaşları 6-15 arası değişen 40 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verileri çözümlemek için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlara göre insan ilişkilerini geliştirme ve sosyalleşme temelli eğitim öncesinde depremzede katılımcıların %91,67’sinin korkularını herhangi bir kişiyle paylaşmadığı, gergin, genellikle mutsuz ve iletişime kapalı oldukları saptanmıştır. Eğitim sırasında yaşanılan korkuyu en fazla %61,11 oran ile kalplerinde hissettikleri, yaşadıkları deprem korkusunu resimlerinde %38,89’’u çizmişken %61,11’i resmetmediği, çizim aşamasında %8,33’ü resimde belirtilen sınırın dışına çıkarken %91,67’sinin ise sınır dışına çıkmadığı, %41,67’sinin korkularının üzerine giderek yendiği, korktukları zaman ise en fazla oranla 58,33’ünün korkularından kaçtığı ve korku figürlerini komikleştirme sürecinde 36 katılımcıdan %66,67’si komik figür resmetmişken %33,33’ü resmine komik figür çizimi yapmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Eğitim sonunda daha önce duygularını ve korkularını paylaşmayan katılımcıların duygu ve korkularını paylaştığı, kendilerini daha rahat hissettiklerini, kurdukları cümleler ile iletişime açık hale geldikleri ve korkularının azaldığını, daha az korktuklarını ya da korktukları zaman korkularının komik hallerini hatırlayarak korkmayacaklarına dair geri dönütler alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SANAL GERÇEKLİK TEKNOLOJİSİ İLE ENGELLİLERİN İŞ PERFORMANSINI GELİŞTİRME: POTANSİYELLER VE SINIRLILIKLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69553</guid>
      <author>Filiz ARICAKEvren ÇAĞLARER </author>
      <description>Engelli bireylerin fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarının karşılanması, toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması ve ayrımcılığa karşı korunmaları özel politikalar gerektirir. Çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunması, sürdürülmesi ve iş verimi performansının artırılması amacıyla yapılacak her çalışma engelli çalışanları da kapsar. Çalışma hayatında yer alan engelli bireylerin karşılaştığı zorluklar farklı türlerde olabilir. Bu zorluklarla mücadelede gelişen teknolojiden ne ölçüde faydalanılacağı merak konusudur. Temelde zaten yeni gelişen her uygulamanın her şeyden önce insanoğluna fayda sağlaması beklenir. Sanal gerçeklik teknolojisi, eğlence sektöründen savunma sanayisine kadar çok çeşitli sektörlerde yerini alırken engellilerin sorunlarını çözümlemeyi de vaat eden yönüyle iş hayatında yer alan engellilerin iş sağlığı ve güvenliğinin sürdürülmesinde önemli bir enstrüman olma yolunda ilerlemektedir. Bu çalışma engelli çalışanların karşılaştığı mevcut zorlukları ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için sanal gerçeklik teknolojisini barındıran fırsatları belirleyebilmeyi amaçlamakta ve böylelikle iş hayatında yer alan engelli bireylerin iş sağlığı ve güvenliğindeki iyileştirmeyi artırmayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUSIC LEARNING THEORY(MLT) İLE MÜZİK EĞİTİMİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69590</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69590</guid>
      <author>Gülce KARAGÖZCÜK</author>
      <description>Music Learning Theory (Müzik Öğrenim Teorisi), Orff, Dalcroze, Kodaly ve Suzuki’ye benzer bir amaçla oluşturulmuş erken yaşlar için müzik eğitim yöntemidir. Amerikalı Prof. Edwin E. Gordon tarafından geliştirilmiş ve MLT kısaltılması ile anılan bu yöntem sertifikalı uzman uygulayıcılar tarafından Amerika’dan sonra özellikle İtalya’da ve 2015 yılından beri ülkemizde şimdilik sadece İzmir’de kullanılmaktadır. Çalışmanın amacı, bu yöntem ile müziğin çocuğa nasıl öğretildiği, çocuk tarafından nasıl algılandığını anlatmak, eğitim ve teknik konular hakkında bilgiler vermek ve erken çocukluk döneminde uygulanan müzik eğitimini incelemektir. Bu çalışmada, 0-6 ve 6 yaş üzeri olmak üzere iki farklı eğitim dönemini kapsayan MLT yöntemine ilişkin eğitim süreci, içeriği ve uygulamaları hakkında temel bilgiler vererek eğitmen ve araştırmacılara faydalı bulgulara erişilen bu yeni erken müzik eğitim yöntemini tanıtmayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ ADAYLARININ PEDAGOJİK FORMASYON PROGRAMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69597</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69597</guid>
      <author>Gözde YIKILMAZMehmet YIKILMAZ  </author>
      <description>Eğitim sürecinin en önemli öğelerinden birisinin öğretmen ve öğrenci olduğu bilinmektedir. Öğretmen adaylarının mesleğe atanmadan önceki almış olduğu eğitimin mesleğe başlamasıyla birlikle büyük etki ettiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmeni adaylarının pedagojik formasyon programına ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunda Kars Sarıkamış Üniversitesinde bünyesinde pedagojik formasyon almakta olan 20 beden eğitimi öğretmeni adayı ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda beden eğitimi öğretmeni adayları, verimli ve faydalı bir program olduğunu ve öğretmenlik mesleği açısından yararlı bir program olarak gördüklerini belirtirken, teknoloji kullanımı konusunda yarar sağladı yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan beden eğitimi öğretmeni adayları; programın zor ve yoğun olması, sınıfların kalabalık olması, sürekli ödev verilmesi, hocalarla iletişim eksikliği, barınma ve ulaşım konusunda sorun yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanında araştırma grubu derslerde genel olarak teoriye yer verildiğinden dolayı sıkıldıklarını, bu sebeple uygulamaya daha çok yer verilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişlerdir.  Ayrıca araştırma grubunun; programın iyi planlanması, öğretim sürecinin daha etkili hale getirilmesi, derslere önem verilmesi ve iletişim eksikliğinin giderilmesi şeklinde öneride bulundukları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞEFFAF DENETİM İLKELERİNE SAHİP DENETİM SİSTEMLERİNİN YA-PI, AMAÇ VE ÖLÇÜT BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69628</guid>
      <author>Fatih YAĞCINuri BAYRAM ,Alime ÇETİNKAYA ,Ali MENTEŞ </author>
      <description>Hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın okul kalite gelişiminde oynadığı rol dikkate alınırsa, okulların denetimlerinin şeffaf olması hesap verilebilirlik açısından önemli olmaktadır. Böylece okullar, yönetim kademeleri ve öğretmenler süreçle ilgili görülen eksiklikler hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilecektir. Bu nedenden dolayı araştırma kapsamında denetimin süreç ve sonuçlarında şeffaflık ilkesini benimsemiş ülkelerin eğitim denetim sistemleri denetim yapıları, denetim amaçları ve denetim ölçütleri açısından incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre ülkelerin denetim yapılarından İngiltere’nin denetim yapısının bağımsız bir içerikte olduğu, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda’nın denetim yapılarının ise merkezi yönetime bağlı olarak çalıştığı görülmüştür. Seçili ülkeler denetim süreçleri, araçları ve denetim sonuçlarını kamuya açık, şeffaf bir biçimde paylaşmakta, denetlenen okullara yönelik tüm içerik eğitimle ilişkili olsun veya olmasın her kesim tarafından incelenebilmektedir. Ayrıca denetim sürecinde uygulanan ölçütlere bakıldığında üç denetim sistemi içinde benzer nitelikler barındırdığı görülebilir. Odak noktası liderlik, eğitim süreçleri, öğrenci başarısı olarak kabul edilebilir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular denetimin dönüt sağlama, kaliteyi arttırma, liderlik ve rehberlik etme yönlerine ağırlık verildiği görülmektedir. Ortaya konan şeffaflık ile yüksek hesap verilebilirlik elde edilmektedir. Bu durum okulların kalite odaklı çalışmalar yapmasına destek olmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHSEL SÜREÇ BAĞLAMINDA SİNEMA FELSEFE İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69737</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69737</guid>
      <author>Ali KAYMAKBurak MEDİN </author>
      <description>Bu çalışmada temel olarak sinema felsefe ilişkisine odaklanıldı ve bu ilişkinin bütünlüklü bir şekilde anlaşılabilmesi için sinema felsefe ilişkisinin zaman içinde gelişimi ve sinema felsefe ilişkisine dair ileri sürülen farklı fikirler ele alındı. Felsefe ile düşünce ekseninde kesişen sinema, görsel bir mecra olarak geleneksel felsefeye farklı bir boyut kazandırır. Genel olarak yazılı ve sözlü şekilde yapılan geleneksel felsefenin, sinemanın icadı ve sinematografik unsurların gelişimi ile yıllar içinde görsel boyut ortamını da felsefe yapma mecrası olarak kullandığı söylenebilir. Sinema ve felsefe yakınlaşması ilk olarak sinemanın erken dönem kuramcılarının fikirleri çerçevesinde oluşur. Zaman içinde çeşitli düşünürlerin katkılarıyla genişleyen alana dair sistematik çalışmalarda özellikle Gilles Deleuze’ün fikirleri öne çıkar. Deleuze sonrasında çeşitli yaklaşımların ortaya çıkmasıyla farklı bir boyuta taşınan sinema felsefe ilişkisi son dönem sinema çalışmalarında öne çıkan tartışma alanlarından biri olur. Sinema felsefe ilişkisinin ilk ortaya çıktığı dönemden, güncel çalışmalara kadar geçen süreci ele alan çalışmada, dizin taraması tekniğiyle literatür taranarak, açıklayıcı ve irdeleyici nitel yöntemle sinema felsefe ilişkisi analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMAN EĞİTİMİNDE HALK EZGİLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE YAZILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69844</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69844</guid>
      <author>Bilge ÖZEL</author>
      <description>Bu araştırmada halk ezgilerinin keman eğitiminde kullanımına ilişkin yazılan ve keman eğitimine katkı sağlayan lisansüstü tezlere yer verilmiştir. Araştırmanın amacı Keman eğitiminde halk ezgilerinin kullanımı üzerine hazırlanan lisansüstü tezleri farklı değişkenlere göre sınıflandırarak incelemektir. Bu araştırma, konuyla ilgili yapılacak olan diğer araştırmalara ışık tutması ve araştırmacılara yardımcı kaynak olması bakımından önemlidir. Bu araştırmada nitel veri toplama araçların kullanılmıştır ve durum çalışması desenindedir. Yükseköğretim Kurulu Tez Dokümantasyon Merkezi'nde kayıtlı "keman eğitimi" anahtar kelimesiyle ulaşılan 216 tez araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu tezlerden keman eğitiminde halk ezgilerinin kullanımı üzerine yazılmış 26 lisansüstü tez ise örneklem grubunu oluşturmaktadır. Örneklem grubundaki tezler türlerine, yıllarına, üniversitelerine, enstitülerine, araştırma yöntemlerine, veri toplama araçlarına ve konularına göre doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmada, tezlerin büyük çoğunluğunun yüksek lisans tezi olduğu ve en çok tezin 2019 yılında tamamlandığı ve en çok tezin Gazi Üniversitesi'nde hazırlandığı bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca en fazla tezin Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde hazırlandığı, tezlerde genel olarak nitel araştırma yönteminin kullanıldığı, veri toplama araçlarından ise en çok kaynak taramanın kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca en fazla tezin halk ezgilerini keman eğitimi için uyarlama konusunda yazıldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 ANKSİYETESİ İLE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: ÖĞRETMENLER ÜZERİNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69890</guid>
      <author>Halil DEMİRAyşe TANŞU  ,Halil DEMİR  ,İsmail BİÇER  ,Okan Anıl AYDIN ,Gülden BAYRAK </author>
      <description>Anksiyete, mevcut COVID-19 pandemisi sırasında genel nüfusun yaşadığı psikolojik sorunlardan biridir. Toplum içinde ve bazı meslek gruplarında COVID-19 pandemisi ile ilgili anksiyete seviyesi oldukça artmıştır. Salgının son durumu göz önüne alındığında, sağlık okuryazarlığı ve COVID-19 arasındaki ilişkiyi değerlendiren literatürün oldukça yetersiz kaldığı görülmektedir.  Sağlık okuryazarlığı ile ilgili literatür ve teoriye dayanarak, sağlık okuryazarlığı düzeyi yüksek olan kişilerin, el yıkama, yüz maskesi takma ve fiziksel mesafe gibi salgını kontrol altına almaya yardımcı olabilecek davranışları benimseme olasılığının daha yüksek olması beklenebilir. Bununla birlikte, sağlık okuryazarı olmak, COVID-19 salgınının ruh sağlığı üzerinde neden olduğu anksiyetenin etkisini de azaltabilir. Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin mevcut sağlık okuryazarlığı düzeyleri ile COVID-19 anksiyete düzeylerini belirlemek ve COVID-19 anksiyetesi ile sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ölçeklerin geçerliği belirlemek için doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirliğin hesaplanmasında ise Cronbach Alpha değeri kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre sağlık okuryazarlığı ile koronavirüsü anksiyetesi arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık okuryazarlığı alt boyutlarından bilgiye erişim ve uygulama ile koronavirüs anksiyetesi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİDYAT’IN TARİHÎ KENT YAPILARI VE SOSYO-KÜLTÜREL MEKÂNSAL DOKUSU</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70050</guid>
      <author>Nazlı Ece GEYİKMusa BİLİK ,Hüseyin GÜNGÖR ,Faysal ATAKUL ,Suzan ATAKUL </author>
      <description>Geçmişin kültürel birikimini birçok yapısında taşıyan kentler, yüzlerce senenin zenginliğini bugüne taşıyabilmektedir. Bu bağlamda bir toplumun sosyo-kültürel dokusu ve mimarî yapıları hem geçmişteki hem de mevcut toplulukların kültürel mirasını yansıtmaktadır. Mekânsal açıdan coğrafya, kültürlerin farklılık ve benzerliklerini barındırmaktadır. Bu bakımdan mimarî ve kültürel yapılar ile ciddi bir bağlantı içerisinde yer almaktadır. Bir kentin kültürel dokusu ve bunun önemli unsurlarından biri olan mimarî yapılar da kültürel coğrafyanın çalışma kapsamında yer almaktadır. Kültürel niteliklerin mekânsal dağılımı, bir süreç içerisinde oluşan kimi değişimlerin sonucudur. Disiplinler arası bir konu olarak değerlendirilen kültürdeki mekânsal benzerlik, farklılık ve çeşitlilikleri anlamak için de birden çok disiplinin sahip olduğu bir perspektife sahip olmak gerekmektedir. Zira kültür; tarih, sosyoloji, mimarî ve coğrafya gibi bilimlerin bileşkesinde yer almakta ve onların yardımıyla incelenebilmektedir. Mardin ilinin Midyat ilçesinin geçmişine bakıldığı zaman, Midyat’ın kimler tarafından ve ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Midyat kelimesi, M.Ö. 9. yüzyıla ait Asur tabletlerinde mağara kenti anlamına gelen “Matiate” sözcüğü ile kayıtlarda geçmektedir. Midyat; Süryani, Kürt, Türk, Arap gibi birçok etnik grubu ve dini bir arada yaşatan kültürel zenginliği ile birlikte özgün kilise, manastır ve camileriyle kendine has bir mimariye sahip olan tarihî yapılarıyla kendinden söz ettirmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada yüzyıllarca farklı kültürlere beşiklik eden ve bu kültürel zenginliğini otantik bir sanatla mimarî yapılarına yansıtan Midyat’ın; kent dokusu ve sosyo-kültürel mekânsal yapısını ortaya koymak hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TELEOLOJİK VE DEONTOLOJİK KURAM TEMELİNDE İŞ AHLAKI: VAN İLİ ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARINDA BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70105</guid>
      <author>Fırat EROLFaruk KALAY </author>
      <description>Bu çalışma, ahlaki yaklaşımları esas alan teleolojik ve deontolojik kuramlar temelinde Van İlinde hizmet vermekte olan özel sağlık kuruluşlarında çalışan işgörenlerin, iş ahlakına yönelik yaklaşımlarını ölçmeye yöneliktir. Bu kapsamda sağlık alanında halen hizmet vermeye devam eden ve biri kurumsal olmak üzere toplam üç özel sağlık kuruluşunda çalışan işgörenler ile, yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini; Otomasyon görevlileri, Hasta bakıcılar, Sekreterler, Hasta Kayıt çalışanları, Destek hizmetleri, Güvenlik birimi, Hemşir ve Hemşireler, Sağlık hizmetleri gibi direkt olarak hastalarla muhatap olan  ya da muhatap olabilecek pozisyonlarda görev alan işgörenler oluşturmaktadır. Dolayısıyla çalışmada Tabakalı örnekleme modeli uygulanmıştır. Araştırma kapsamındaki veriler, bilgisayar destekli istatistiksel analiz programlarından SPSS20 kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, betimleyici analiz, açıklayıcı doğrulayıcı faktör analizleri, t-testleri,  regresyon ve korelasyon analizlerine tabi tutulmuştur. Yapılan analizlerde, işgörenlerin meslek icrası sırasında yaklaşımları (teleolojik ya da deontolojik yaklaşımlar) ile iş ahlakı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


