






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2023 Sayı 140</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2627</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ESKİ ROMA DÖNEMİNDE ANTİK KENT DEFNE VE ANTAKYA’DA SPORTİF FESTİVALLER VE OLİMPİYATLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68829</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68829</guid>
      <author>Osman İMAMOĞLUYakup YAZICI </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Eski Roma döneminde antik kent Defne bölgesi ve Antakya’da sportif Festivaller ve Olimpiyat Oyunlarının araştırılmasıdır. Bu çalışma için Literatür taraması yapılmıştır. Eski Roma döneminde bugünkü Hatay merkez olmak üzere çevre illeri kapsayan alanlarda ve o zamanki adı Daphne (Defne) veya Antioch (Antakya) olan yerlerde sportif amaçlı festivaller yapıldığı ve bunun zamanla Olimpiyat Oyunları şekline dönüştüğü tespit edilmiştir.  Antakya veya Defne’de Olimpiyatların her dört yılda bir, 45 günlük bir süre içinde Temmuz ve Ağustos aylarında yapıldığı belirlenmiştir.  Hristiyanlık öncesinde ve sonrasında da Olimpiyat Oyunları Antakya’da Zeus adına dört yılda bir yapılırdı. Defne’de yapılan ve ‘Olimpiyatlar’ diye anılan organizasyon, Roma imparatorları tarafından çeşitli yıllarda değişik nedenlerle geçici olarak durdurulmuştur. İlk zamanlar Olimpiyat Oyunları düzenli olarak yapılır. Fakat Olimpiyat Oyunları’nın maliyetinin çok yüksek olmasından dolayı yöneticiler bu oyunları finanse etmekte zorlanmışlardı.  Olimpiyat Oyunları’na zaman zaman ara verildi. Daha sonra senatör Sosibius kendisi finanse ederek oyunların tekrar devam etmesini sağladı. İmparator Claudius döneminde Olimpiyat Oyunları durdurulmuşsa da daha sonra Antakya halkının ricası üzerine imparator Claudius Olimpiyat Oyunları’nı tekrar başlatmıştır.  Geç Antik Çağın önemli Yunan hatiplerinden biri Libanius’ un belirttiğine göre kendi öğrencilerinden de Olimpiyat Oyunları’na sporcu olarak katılanlar vardı. Olimpiyat Oyunları olduğu zaman Antakya’da diğer bayramlar ve eğlenceler de aynı zamanda organize ediliyordu. Antakya’daki Olimpiyat Oyunları’na Atina’dan ve diğer birçok şehirden sporcular katılırdı.  Sportif yarışlar geleneksel olarak Olimpiyat Oyunları’nın en popüler bölümünü teşkil ediyordu. Antakya’ya Roma dünyasından Hristiyan ziyaretçiler bile Olimpiyat Oyunları’nı seyretmek için geliyorlardı. Olimpiyat Oyunları’nda atletizmin yanında, güreş ve boks gibi sporlar ve atlı yarışlarda yapılmaktaydı. Antakya’da Olimpiyat Oyunları, Olimpia’daki eski oyunlar gibi büyük bir şölenle kapanırdı. Bazı yıllarda kent yönetici ve halkın otoriteye isyan eden bir generali desteklediğinden oyunların yapılması yasaklanmış olduğu belirtilir. Defne’de yapılan Olimpiyatlarda, Olimpia’daki gibi kazanan sporculara parasal veya başka ödüller verilmez, tüm vergiler ve kamu adına yapılması gereken bağışlardan muaf tutulurlardı. Bu organizasyon yöredeki zenginlerin yardımı ile yapıldığından maddi destek olmayınca durma devresine girmiştir. Milattan sonra 526’daki depremle yörede yaşayanlar dışında dışarıdan gelen Aristokratların, ziyaretçilerin, spor organizatörlerinin ve seçkin sporcuların vs. ölmesi nedeniyle Antakya veya Defne olimpiyatlarının sona erdirildiği hâkim bir görüştür. Tarih boyunca çok defa öldürücü depremlere maruz kalıp yıkıldığı için (Özellikle Milattan sonra 526 ve 528 yılları) Tanrı'nın kendisine ait olan şehri koruyacağı ümidiyle şehre Tehoupolis (Tanrı'nın Şehri) adı verilmiştir. Artık Antakya günümüz Türkiye ve dünyasında Antik Yunan dışında düzenlenen ilk Olimpiyat oyunları ve Roma’nın son antik olimpiyat oyunları yapıldığı yer ve kadim (başlangıcı geçmişin derinliklerinde bulunan ve çok eskilere uzanan) bir şehir olarak anılmaya devam edecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR BİLİMLERİNDE OKUYAN ÖĞRENCİLERİN SİGARAYA BAŞLAMA NEDENLERİ VE BAĞIMLILIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68948</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68948</guid>
      <author>Seydi KARAKUŞKadir PEPE </author>
      <description>Bu araştırmada “spor bilimlerinde okuyan öğrencilerin sigaraya başlama nedenleri ve bağımlılık düzeylerinin incelenmesi” amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Spor bilimleri fakültesinde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem gurubunu ise burada okuyan ve sigara kullanan öğrencilerden tesadüfi yöntemle belirlenen 175 bireyden oluşmaktadır.Araştırmada veriler kuramsal çerçeve literatür taraması ile, alandaki veriler ise, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik anket formu, (Uysal ve ark,2004) tarafından Türkçe ’ye uyarlanmış, geçerlilik güvenilirliği yapılmış olan “Nikotin Bağımlılık Testi” kullanılarak toplanmıştır. Anketler araştırmacı tarafından örneklem gurubuna konu hakkında bilgi verildikten sonra gönüllülük esasına göre sigara içen bireylere doldurtulmuştur. Bu şekilde araştırmaya, 54 kadın, 121 erkek olmak üzere toplam, n. (175) birey katılmıştır. Elde edilen veriler istatistik işlem için uygun bilgisayar ortamına aktarılmıştır. İstatistik olarak tanımlayıcı istatistiklerden frekans(f), yüzde (%), Descriptive Statistics, Chi-Square (X&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;), Crosstabulation ve Pearson Correlation Tests işlemleri yapılmıştır. Karşılaştırmalar için anlamlılık düzeyi α=0,05 olarak belirlenmiştir.Sonuç olarak, katılımcıların arkadaş çevresi ve kendi istekleriyle sigaraya başladıklarını, çoğunlukla 1-3 saat aralığında ve günde yaklaşık bir paket sigara içtiklerini, bağımlılık durumlarının ise, çok az düzeyde olduğunu, günlük sigara içme adeti ile sigara bağımlılığı arasında 0,05 manidarlık düzeyine anlamlı bir ilişkinin olduğunu, devlet yönetiminin sigara ile mücadele için çıkardığı yasa ve yaptırımların çoğunlukla etkili olmadığını söyleyebiliriz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ YAPILARDA ALGISAL BÜTÜNLEME YÖNTEMİ OLARAK DRONE TEKNOLOJİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69014</guid>
      <author>Hicran Hanım HALAÇŞura ŞAHİN ,Rabia ÇATPINAR </author>
      <description>&lt;p style="line-height: 115%; margin: 0cm 1cm 6pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; color: windowtext;"&gt;Tarihi çevrelerde yapısal bütünlüğünü kaybetmiş, kullanımı mümkün olmayan yapıların korunması ve devamlılığının sağlanabilmesi için geleneksel ve çağdaş teknolojilerden yararlanılmaktadır. Günümüzde, geleneksel koruma tekniklerinin uygulanabilirliğinin zorluğu ve maddi yüküne bir alternatif olarak çağdaş sunum tekniklerinin aktif bir şekilde mimari koruma alanında kullanılması farkındalığının kazandırılması gerekmektedir. Araştırma yakın gelecekte, tarihi yapılarda yapılacak olan uygulamalara katkı sağlayacak çağdaş teknolojilerden birisinin drone teknolojisi olma potansiyelini tartışmaktadır. Çalışmanın amacı, drone teknolojisinin mimari koruma alanında etkin bir şekilde nasıl kullanılabileceğini araştırmaktır. Drone teknolojisi kullanılarak yapılan algısal bütünleme çalışmalarında olabildiğince yapı ve çevresi hakkında doğru bilgi veren uygulamaların yapılması gerekmektedir. Çalışma, mimari koruma alanındaki çağdaş uygulamalar, tarihi yapılardaki müdahale türleri, tarihi dokudaki bütünleme uygulamaları, mimari koruma alanında algısal bütünleme uygulamaları, drone teknolojisinin ulusal bağlamda ve mimarlık alanda kullanım örnekleri, tarihi yapılarda mimari algısal bütünleme aracı olarak drone teknolojisinin kullanılması başlıklarını içermektedir. Bu çalışma kapsamında, drone teknolojisinin çağdaş sunum aracı olarak kullanımı ve gelecekte daha etkili bir şekilde mimari koruma alanında kullanılma olasılığı Studio Drift ve Cyber Drone ekiplerinin yaptığı görselleştirmeler üzerinden karşılaştırılmalı olarak incelenmektedir. Örneklerin incelenmesi ve bulguların değerlendirilmesi sonucunda, drone teknolojisiyle yapılan uygulamalara yönelik herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Drone gösterileri anlık olarak yapılıyor olsalar dahi bu süreçte çekilen fotoğraflar belge niteliği taşımaktadır. Bu sebeple tarihi bir yapıya yapılan uygulama gerekli belgelerle, restorasyon ya da restitüsyon projeleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak araştırma, drone teknolojisinin mimari koruma alanında bilinçli bir şekilde kullanılması gerekliliğini vurgulamaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜLTECİ ÖĞRENCİLERİN EĞİTİMİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ (MALATYA İLİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68933</guid>
      <author>Meral YILDIRIM YILMAZEyüp İZCİ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Malatya ili Battalgazi ilçesinde bulunan ve lise eğitimine devam eden Suriyeli mülteci öğrencilerin eğitimi ile ilgili öğretmenlerin görüşlerinin neler olduğunun incelenmesidir. Öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni kullanılmıştır. Öğretmenlerin Suriyeli mülteci öğrencilerin eğitimi sırasında yaşadıkları sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini belirlemek için veri toplama tekniklerinden “görüşme yöntemi” kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde nitel analiz yöntemlerinden "betimsel analiz" yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmaya katılan öğretmen seçiminde, sadece 9. sınıfların dersine giren öğretmenler ve kız İmam Hatip Lisesi'nde okuyan öğrenciler olmaları temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Bu temel ölçüt uyarınca, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Malatya ili Battalgazi ilçesinde bulunan bir lisede sınıf mevcutlarının ortalama yarıya yakını Suriyeli mülteci öğrencilerden oluşan okulda görev yapan 20 öğretmen ile gönüllülük esasına göre bireysel olarak ve yüz yüze görüşülerek bilgi toplanmıştır.  Araştırma sonucunda; katılımcıların çoğu dil sorunu başta olmak üzere ilgisizlik, isteksizlik, devamsızlık gibi sorunlar üzerinden durmuşlardır. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda dil sorunun çözülmesi, oryantasyon çalışmalarına ağırlık verilmesi önerilerinde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANTİK OYUNLARDA SPORCULARIN ÇIPLAK YARIŞMASI ÜZERİNE GÖRÜŞLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69090</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69090</guid>
      <author>Egemen ERMİŞAydan ERMİŞ  ,Osman İMAMOĞLU  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Antik oyunlarda sporcuların çıplak yarışması üzerine ileri sürülen görüşlerin incelenmesidir. Literatür taraması yapılmıştır. Genel olarak ileri sürülen görüşlere göre erkeler belli dönemlerde çıplak yarışırken kadınların giyinik yarıştığı yönündedir.  Antik Yunan medeniyetinde çıplaklığın güzel görünüm ortaya çıkarması, cinsiyeti belirme aracı olarak kullanılması, yarışmalarda avantaj sağlaması gibi görüşler ileri sürülmektedir. Çıplak yarışmalar belki de sanatçıların yaptıkları resimlerdeki yansıtmalarından kaynaklanabilir. Belli dönemler Eğitmenler ve ödül töreninde taşıyıcılarda çıplak olduğu görülmüştür.Sonuç: Antik Oyunlarda ve Olimpiyatlarda sporcuların belli dönemlerde çıplak yarıştıkları tarihi belgelere yansımıştır.  Çıplak yarışma nedenleri o günün şartlarına bağlı olarak değiştiği düşünülmektedir.  Örneğin Tanrılar onuruna yapılan yarışmalarda Tanrılar karşısında çıplak olmanın bir gereklilik olduğunu düşünmüş olabilirler.  Çıplak yarışma ile daha az ağırlıkla ve sınırlayıcı faktörler olmadan başarı kazanacaklarını düşünmüş olabilirler. Yarışan sporcuların yarışmalar boyunca cinsiyetlerinden emin olmak için kural getirmiş olabilirler. Bu konuda yapılan yorumların gerçeği tam olarak yansıtamayacağı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARKA ŞEHİR OLUŞTURULMASINDA KENTSEL REKREASYON  FAALİYETLERİNİN ÖNEMİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70071</guid>
      <author>Zührem YAMAN</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Günümüzde şehirler, çeşitli amaçlar doğrultusunda değer yaratıcı faaliyetlerde bulunmaya ve diğer şehirlerden kendilerini farklılaştırma ihtiyacı içine girmişlerdir. Bu amaçla küresel açıdan değer katıcı ve farklılık yaratıcı, bireyler tarafından ilgi odağı olacak bir şehir imajının oluşturulması misyonu doğrultusunda hareket edilmesi, şehrin sahip olduğu temel değerlerine yönelik etkin tanıtımının yapılması önemli olmaktadır. Şehir imajının oluşmasında, şehirde yaşayan insanların etkileşimleri sonucu ortaya çıkan kültür ve şehrin tarihi dokusu, coğrafi konumu, ulaşım imkanları, ziyarete gelen kişilerin zamanlarını keyifle geçirebilecekleri alanların varlığı ve bu deneyimlerini problemsiz bir şekilde sonlandırmaları olumlu katkılar sağlarken aynı zamanda şehrin bilinirliğini arttırarak, marka olarak bir kimlik kazanmasında da önemli rol oynamaktadır. Bir şehrin markalaşmasına yönelik çabalar, şehrin geleceğine yönelik bir vizyonunun oluşmasına katkı sağlarken, belirlenen bu vizyon şehrin markalaşma sürecinde tüm paydaşlarına kendi hedeflerini belirleme ve bu hedeflere yönelme konusunda destekleyici bir amaca hizmet etmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, marka şehir oluşturulmasında ve yön verilmesinde şehirdeki rekreasyon alanlarına yönelik faaliyetlerin rolünün tespit edilmesi ve bilişsel ve duygusal değerlerin, şehir markalaşması üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın evrenini, Kastamonu’da yaşayan ya da şehir dışından gelerek şehirdeki rekreasyon alanlarını ziyaret eden kişiler üzerinde planlanmış olup araştırmanın örneklemini random yöntem ile seçilmiş 294 ziyaretçi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemlerinden anket tekniği kullanılmış olup, anketler online ortamdan toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre şehir markalaşmasına ait boyutlardan bilişsel ve duygusal çekicilikler ile şehir imajı arasında (r=0,629; p&lt;0,001) anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda şehir markalaşması alt boyutlarından rekreasyonel hizmet kalitesi değişkeni ile şehir imajı arasında da (r=0,672; p&lt;0,001) pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Şehirde yaşayan bölge halkı ve idari yöneticilerin şehir markalaşması ve imaj çalışmalarında bu etmenleri dikkate alarak hareket etmesi, bu konu ile ilgili marka bilinci farkındalığı ve bilinirliğini arttırıcı çeşitli faaliyetlerin arttırılması şehrin turizm sektörü içerisinde sadece etkinlik turizmi açısından değil başta yerel mutfak olmak üzere çeşitli turizm çeşitliliği açısından hem bireysel hem de toplu olarak turistlerin çekilmesinde önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞKOLİKLİK, ÖRGÜTSEL DESTEK VE TÜKENMİŞLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ: KAMU ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68633</guid>
      <author>Ceyhun SERÇEMELİAdnan KÜÇÜKALİ ,Mehmet BALIKÇILAR </author>
      <description>Bu araştırma, kamu çalışanlarının işkoliklik, örgütsel destek ve tükenmişlik düzeylerini ve bu kavramlar arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca bazı demografik değişkenlere göre ortalamaların farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma kapsamında Erzurum ili Narman ilçesinde görev yapan 200 kamu çalışanına anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre işkoliklik ile örgütsel destek arasında orta derecede anlamlı bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. İşkoliklik ile tükenmişlik arasında da orta derecede anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel destek ile tükenmişlik arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırma kapsamında cinsiyet, eğitim düzeyi ve meslek gibi çeşitli demografik özellikler açısından katılımcıların ortalamaları arasında anlamlı farklılık bulunduğu anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHLÂK EĞİTİMİNE DAİR YENİ BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68971</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68971</guid>
      <author>Nur SILAY</author>
      <description>Ahlâk eğitimi yıllardır araştırma konusu olmuştur ve karakter eğitimi, değerler eğitimi ve vatandaşlık eğitimi ile ilişkilidir. Özellikle büyük değişimlerin olduğu zamanlarda birçok toplum için bir endişe kaynağıdır. Çocukların ahlâkını geliştirme sorumluluğu, ebeveynlerin ve diğer aile bireylerinin, öğretmenlerin ve diğer eğitimcilerin ve genel olarak toplumun omuzlarına düşmektedir. Bu, son yıllardan rastgele seçilmiş makalelerin ana fikirlerini özetlemeye çalışan bir derleme makalesidir. Yakın geçmişteki yayınlanma yıllarına yönelik olması nedeniyle oldukça güncel bir derleme olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki yıllarda da bu konu uzun süre araştırılmaya devam edecek gibi görünmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNEŞ ENERJİSİ POTANSİYELİ VE  GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALLERİ (BİLECİK İLİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69002</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69002</guid>
      <author>Zafer BAŞKAYASenanur KAYA </author>
      <description>Dünya nüfusu hergeçen gün hızla artmaktadır. Günümüzde artan nüfusla birlikte, gelişen teknoloji ve sanayileşmeye bağlı olarak gerek Dünya’da gerekse Türkiye’de enerjiye olan talep te çeşitli kullanım alanlarında hızla artmaktadır. Fosil yakıtların oldukça fazla kullamını ve çevresel zararları yenilenebilir enerjiye olan ihtiyacı artırmasıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının başında rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, hidroelektrik enerji, biyokütle enerjisi ve güneş enerjisi gelmektedir. Yenilebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjii birçok kullanım alanına ve önemli bir potansiyele sahiptir. Güneş enerjisi başta elektrik üretimi olmak üzere sıcak su üretimi, soğutma, kurutma ve suyun damıtılması gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır.Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisinin Bilecik ilindeki potansiyeli ile mevcut ve planlanan güneş santralleri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDARİ HUKUKTA BİREYLERİN VE YÖNETİMİN MAL EDİNME HAKLARINI 2942 SAYILI YASA AÇISINDAN DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69078</guid>
      <author>Haluk SARUHAN</author>
      <description>Mülkiyet hakkı literatürde, bireyin sahip olduğu temel haklar arasında kabul edilmektedir. Bu kapsamda yapılacak sınırlama, düzenleme ve güncellemeler istisnai olarak görülmektedir. Bu durumda taşınmaz mülkiyeti ile kamulaştırılan mal, sorumluluk yerine getirilmediği takdirde taşınmazın sahibine iadesine karar verilmiştir. Bu yasanın kullanımına ilişkin şartlar Anayasada yer almakta olup, kamulaştırmadan itibaren 5 takvim yılı geçtiği ve mal sahibinin bu tarihten itibaren 365 gün içinde istekte bulunduğu belirlenmiştir. Yasadan doğan bu yükümlülükleri yerine getirmeyen idarenin, taşınmazın eski sahibine iadesine ilişkin hak tanımaktadır. Bu duruma ilişkin tarafların yükümlülüklerinin idare hukuku ilkeleri ve özellikle idarenin kusur yükümlülüğü açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LEÏLA SLIMANI’NİN HOŞ NAĞME ADLI ROMANINDA “SÜPER KADIN MODELİ”  KAPSAMINDA KADIN ROLLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69218</guid>
      <author>Seçil YÜCEDAĞ</author>
      <description>2016 yılı Goncourt ödülünün sahibi Fas asıllı çağdaş Fransız yazar Leïla Slimani, &lt;em&gt;Hoş Nağme&lt;/em&gt; adlı romanında, Parisli genç bir burjuva çift ve dadıları arasında yaşanan sınıfsal ve kültürel çatışmaları kadın rolleri üzerinden anlatır. Romanda, dadı ve anne olmak üzere iki kadın aracılığıyla anne- ev hanımı-iş kadını rolleri ve annelik-kadınlık kavramları geleneksel- modern kadın modelleri kapsamında ele alınır. Yalnızca çocuklara bakmakla ilişkilendirilen geleneksel kadın imajının aksine, 70’li yıllardan sonra yaygınlaşmaya başlayan eşitlikçi feministlerin öne sürdüğü “Süper kadın modeli ”’ne göre, kadınlar anne- eş rollerini, mesleki ve sosyal sorumluluklarını başarıyla yürütebilirler. Modern, entelektüel, özgür ve sosyal anne Myriam; geleneksel, bağımlı ve içine kapanık anne Louise romandaki kadın- anne figürlerini temsil ederler. Myriam kariyerine devam etmek ister ancak bunu tek başına başaramaz. Annelik rolünü düşük sınıflı dadı Louise’e devreder. &lt;em&gt;Hoş Nağme&lt;/em&gt;, biyolojik anneliğin, materyalist anneliğe geçişini anlatır. Romanın adı, annenin çocuğuna okuduğu ninniye gönderme yapar, ancak başlangıçta hoş olan ninni sonrasında drama dönüşür. Geriye dönüş tekniğiyle yazılan romanda çocuklar dadı tarafından acımasızca öldürülür. Slimani, romanında kadının kimliğini yalnızca annelikle sınırlayan toplumsal normlara ve kültürel önyargılara değinirken annelik- kadınlık sorununu yeniden gündeme getirir. Bu çalışmada, Fransız feminist filozof ve yazar Elisabeth Badinter’in kadın rollerine ilişkin feminist çalışmalarından hareketle farklı sosyal sınıflardan iki kadının sahip olduğu kadınlık- annelik rollerini süper kadın modeli kapsamında inceleyeceğiz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL CİNSİYET ROL TUTUMLARI İLE PSİKOLOJİK İKLİM ARASIN-DAKİ İLİŞKİDE İŞ-AİLE ÇATIŞMASININ DÜZENLEYİCİ ROLÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69043</guid>
      <author>Eda Dilara AYBERNil Selenay ERDEN  </author>
      <description>Toplumsal cinsiyet rol tutumlarının, cinsiyet rollerine yüklenilen beklentileri özetleyen bir çerçeve çizerek, iş hayatı içerisindeki beklenti ve davranış örüntülerine kaynaklık edebilecek konumda olan bir değişken olarak ele alındığı bu çalışmada, eşitlikçilik ve geleneksellik olarak iki eksende sınıflandırma yapılmıştır. Eşitlikçi rol tutumlarının psikolojik iklime olumlu yönde katkı yapacağına ve iş aile çatışmasının bu ilişkide düzenleyici rol oynayacağına yönelik geliştirilen araştırma modeline dair testler SPSS 26 versiyonu ile yapılmıştır. Bulgular araştırma hipotezlerini kısmi olarak desteklerken, beklenilmeyen yönde elde edilen sonuçlar söz konusu olmuş ve teorik altyapıda kurulan ilişkiler sonuç bölümünde tekrar ele alınmıştır. Bulgulara göre eşitlikçi toplumsal cinsiyet rol tutumları ile psikolojik iklim arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ancak geleneksel toplumsal cinsiyet rol tutumları ile psikolojik iklim ilişkisinde iş aile çatışmasının kısmi düzenleyici rolü olduğu bulunmuştur. Araştırmada örgüt kültürüne bireysel manada uyum sağlayan ve sağlamayan bireylerin algılarının farklılaşarak, cinsiyet rol tutumlarının psikolojik iklime durumsal olarak olumlu veya olumsuz yönde yansımalarının olabileceği çıkarsaması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ENRIQUE GRANADOS’UN PİYANO ESERİ İSPANYOL DANSI NO. 5’İN GİTAR VE KEMAN-PİYANO UYARLAMALARININ KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68525</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68525</guid>
      <author>Kerim ALTINÖRS</author>
      <description>Bu çalışmada Enrique Granados’un solo piyano için bestelediği İspanyol Dansı No. 5’in farklı çalgısal ve stilistik yaklaşımlarla yapılmış uyarlamaları karşılaştırılarak incelenmiştir. Andaluza veya &lt;em&gt;Playera&lt;/em&gt; olarak da bilinen eser, klasik gitar repertuvarında en çok transkripsiyonu yapılan ve çalınan eserlerdendir. Andaluza’nın solo gitarın dışında duo gitar, keman-piyano, çello-piyano ve orkestra için düzenlemeleri birçok önde gelen besteci ve virtüöz tarafından yapılmıştır. Taramalar sonucunda, analizlerde kullanılmak üzere gitarda dönemsel ve stilistik açıdan farklı bakış açılarına sahip Miguel Llobet ve David Russell’ın gerçekleştirdiği uyarlamalar seçilmiştir. Seçilmiş diğer uyarlama ise Fritz Kreisler’e ait keman-piyano uyarlamasıdır. Analizlerin gerçekleştirilebilmesi için Granados’un ve Andaluza eserinin stilistik özellikleri, gitar transkripsiyonlarını gerçekleştiren Llobet ve Russell’ın yaklaşımları, son olarak ise Kreisler’in stilistik özellikleri incelenmiş ve sonucunda altı madde ile karşılaştırmalı olarak sınıflandırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar bu altı madde perspektifinden nota değişiklikleri, metrik değer farklılıkları, dinamikler, artikülasyonlar gibi ölçütlerle gerçekleştirilmiştir. Llobet’te Romantik anlayışla gerçekleştirdiği uyarlamada, piyano edisyonuna göre daha öznel ve gitaristik bir yaklaşım tespit edilirken Russell’da Modern anlayışı gereği notalara sadık kalındığı ve piyano tınısına yaklaşıldığı görülmüştür. Çalışmada incelenen Kreisler uyarlamasında hem keman hem de piyano partisinde tüm ölçütler açısından çok radikal değişiklikler tespit edilmiştir. Özellikle eklediği virtüözik arpej pasajları, süslemeler ve değiştirdiği cümle bağları gibi artikülasyonlar radikal değişiklikleriyle &lt;em&gt;recomposing &lt;/em&gt;(yeniden besteleme) anlayışına bir örnek olmuştur. Böyle bir örneğin gitaristler için eserin transkripsiyonlarında yeni perspektifler açabileceği anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FLÜT EĞİTİMİNDE KULLANILAN ERNESTO KÖHLER Op. 33/III ETÜT KİTABININ ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68631</guid>
      <author>Utku ATACANGülten CÜCEOĞLU ÖNDER </author>
      <description>Bu çalışmayla flüt eğitiminde önemli bir yeri olan Ernesto Köhler’in op.33 - I “15 Easy Etudes for the Flute” başlıklı etüt kitabında yer alan etütleri hız, tempo, ton, ölçü birimi, nefes aralıkları, teknik çalışmalar, seslendirme teknikleri, gürlük terimleri, süslemeler bakımından incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 15 etütün tamamı içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Çalışmada öncelikle flüt literatüründe yer alan temel teknik ve müzikal kavramlar doğrultusunda bir kod listesi oluşturulmuştur. İnceleme sırasında ortaya çıkan kodlarda bu listeye eklenmiştir. Kodlar incelenerek, birbiriyle ilgisi bulunanlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Araştırmada güvenirlik sağlamak amacıyla içerik analizi sürecini iki araştırmacı birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirmiştir. Güvenirliği hesaplamada Miles ve Huberman (1994) güvenirlik formülü kullanılmıştır. Yapılan hesaplamada güvenirlik %94 bulunmuştur. Veriler kod ve temalara göre düzenlenerek, bulgular tablolar şekilde sunulmuş ve yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN ÖĞRETİMSEL LİDERLİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68820</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68820</guid>
      <author>İsmail KANAREkrem ŞAHİN ,Ercan CEYLAN </author>
      <description> Öğretimsel liderlik, okul içerisinde öğretmen ve okul yöneticilerinin eğitim öğretim süreci ile ilgili öğrencilere yönelik tutum ve davranışlarını ifade eden liderliği ifade etmektedir. Öğretimsel ilderliğin yüksek olması, öğrencilerde bilgi ve becerilerin kazanım düzeylerinin artmasına, akademik başarıda ilerlemeye katkı sağlamaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin bakış açsıyla okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik özelliklerinin belirlenmesi ‎amaçlanmıştır. ‎Araştırmada betimsel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. Tarama ‎modelleri, belirli bir duruma ilişkin algı ya da tutumların ortaya çıkarılmasını sağlayan araştırma ‎modelleridir.‎ Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında, Malatya ilinde görev yapan ‎öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evren içerisinde bulunan ve ortaokul ‎kademesinde görev yapan farklı branşlardaki 315 öğretmen oluşturmaktadır. ‎Araştırmada veri toplama aracı olarak demogafik bilgi formu ve öğretim liderliği ‎davranışları ölçeği (ÖLDÖ) kullanılmıştır. ‎Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda ‎araştırma verileri SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. ‎Araştırma sonucunda şehirde (belde-ilçe) görev yapan öğretmenlerin, köyde görev yapanlara göre öğretimsel liderlik düzeylerinin daha yüksek olduğu, öğretmenlerin cinsiyetleri bakımından öğretimsel liderlik düzeyleri arasında farklılık meydana gelmediği, mesleki kıdem bakımından öğretmenlerin öğretimsel liderlik algılarının benzerlik gösterdiği sonuçlarınaulaşılmıştır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE ÇALGI ÖĞRETİMİNDE MAKAMSAL MÜZİK İCRASINA YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALARIN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68928</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68928</guid>
      <author>Volkan Adil İLDİNÇSalih AKKAŞ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de başlangıç düzeyi çalgı öğretimi alanında yapılan lisansüstü tezlerin incelenmesidir. Bu bağlamda son yirmiiki yıl içerisinde yapılan 26 adet lisansüstü tez çeşitli açılardan gruplandırılmıştır. Bu araştırma, nitel bir araştırma olup veriler doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi amaçsal örnekleme stratejilerinden biri olan ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Ulaşılan tezleri incelemek üzere araştırmacı tarafından çalışmanın amacına yönelik bir “Tez İnceleme Formu” geliştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans (f)’tan yararlanılmış ve veriler grafikler üzerinde gösterilmiştir. Araştırma sonucunda başlangıç düzeyi çalgı öğretiminde makamsal müzik icrası alanında 12 farklı üniversiteden toplam 26 adet tezin yürütüldüğü, tezlerde çalışma grubunun sıklıkla yaylı enstrümanlar olduğu, tanımlayıcı ve fark istatistiklerinden faydalanıldığı, tezlerin büyük bir bölümünün herhangi bir destek alınmadan yapıldığı ve çalışma alanı olarak Türkiye genelinde çok az sayıda kurumda çalışmaların yürütüldüğü bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN MADDE BAĞIMLILIĞINA YÖNELİK FARKINDALIK DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68943</guid>
      <author>Damla KARABULUTYıldız KARA ,Özgür Mutlu KARABULUT ,İlhami ŞAHİN </author>
      <description>Madde kullanımı günümüzde dünya genelinde görülen, bireyin sosyal ve duygusal etkileşimlerine bağlı olarak içinde bulunduğu zorluklardan kurtulmak için başvurduğu bir yoldur. Ancak bu maddelerin kullanımı bireylerde sosyal, duygusal, fiziksel ve sağlıkla ilgili önemli sorunlar yaşamalarına neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle lise dönemlerinde madde kullanımına yönelik eğilimlerin arttığı belirtilmiş, buna bağlı olarak okul ve aile işbirliğinin önemli olduu vurgulanmıştır. Bu bakımdan madde kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan madde bağımlılığının önlenmesinde öğretmenlerin farkındalık düzeyleri önemli görülmektedir. Bu araştırmada araştırmada öğretmenlerin madde bağımlılığına yönelik farkındalık düzeylerinin ortaya ‎çıkarılması amaçlanmmıştır. ‎Araştırmada betimsel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. ‎Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Samsun ilinde ortaöğretim kademesinde görev yapan görev yapan ‎öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evren içerisinden belirlenen ve rasgele ‎olarak araştırmaya dahil edilen 155 öğretmen oluşturmaktadır. ‎Araştırmada veri toplama aracı olarak madde bağımlılığı farkındalık ‎ölçeği kullanılmıştır.‎ Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yönemleri kullanılmış, veriler SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. ‎Araştırmada okul yöneticilerinin madde bağımlılığına yönelik farkındalık düzeylerinin ‎öğretmenlere göre daha yüksek olduğu ve çocuk sayısı arttıkça farkındalık düzeylerinin de arttığı ‎belirlenmiştir. Sosyal hizmet mesleği ve ilgili ‎kurumlar hakkında bilgi sahibi olanların, madde bağımlılığı konusunda eğitim ‎alanların ve okulun bulunduğu mahallede madde bağımlısı ‎birey olduğunu belirtenlerin farkındalık düzeylerinin daha yüksek ‎olduğu belirlenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN ÇATIŞMA YÖNETİM STRATEJİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68945</guid>
      <author>Hayrettin ÖZTÜRKMehmet EKİCİ ,Fatma ÖZTÜRK </author>
      <description>Çatışma, bir örgütün amacına ulaşmasını zorlaştıracak ya da engelleyebilecek bir özelliğe sahip iken, çatışma yönetiminde olumsuz etkilerin azaltılması ve pozitif etkilerin artırılması söz konusudur. Çatışmanın örgütlerde ve yaşamın içerisindeki konumu dikkate alındığında eğitim örgütlerinde de çatışmaların yaşandığı görülmektedir. Bu çatışmalar, öğretmenler, öğrencler ve okul yöneticileri arasında meydana gelebilmektedir. Okulların sahip olduğu bu karmaşık özellikler nedeniyle çeşitli şekillerde çatışma yaşama olasılığı riski yüksek düzeydedir. Bu durumların önlenmesi ve mevcut çatışmaların yönetiminde okul yöneticilerinin sahip oldukları bilgi, beceri ve deneyimler son derece önemlidir. Araştırmada okul yöneticilerinin çatışma yönetim stratejilerinin öğretmen görüşlerine göre ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma desenleri kullanılmıştır. Bu bağlamda betimsel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Malatya il merkezi ve ilçelerindeki ilkokullarda görev yapan okulöncesi, sınıf ve rehber öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, araştırma amacı bağlamında araştırmacı tarafından rasgele örnekleme yönetmiyle belirlenen 278 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile okul yöneticilerine yönelik çatışma yönetim stratejileri belirleme ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde nicel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu bağlamda veriler SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada erkeklerin kadınlara göre okul yöneticilerinin çatışma yönetim stratejilerine ilişkin algıların daha yüksek olduğu ve öğretmenlerin yaşları arttıkça okul yöenticilerinin çatışma yönetim stratejileri bakımından daha yeterli olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmeni branşında görev yapan öğretmenlerin, okul yöneticilerini çatışma yönetim stratejileri bakımından daha yeterli olarak algıladıkları görülmüştür. Araştırmada mesleki kıdemin ve okuldaki öğretmen sayısının artmasına bağlı olarak okul yöneticilerinin çatışma yönetim stratejilerinin artış gösterdiği sonuçarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAKİNE ÖĞRENMESİNİN ÇOCUK RUH SAĞLINA ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69003</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69003</guid>
      <author>Kevser PASLI YENİAY</author>
      <description>AI kısaltmasıyla da ifade edilen Yapay Zekâ, görevleri yerine getirmek için insan zekasını taklit eden ve topladığı bilgilerle kendisini kademeli olarak geliştirebilen sistemler veya makineler anlamına gelir. Yapay zekâ pek çok biçimde kendini gösterir. Örneğin; Sohbet robotları, müşterilerin sorunlarını daha hızlı bir şekilde anlamak ve daha verimli cevaplar vermek için yapay zekâdan yararlanır. Akıllı asistanlar, zamanlamayı iyileştirmek için büyük kullanıcı tanımlı veri kümelerinden kritik bilgileri çekmek için yapay zekâdan yararlanır. Öneri motorları kullanıcıların izleme alışkanlıklarına göre TV programları için otomatik önerilerde bulunabilir. Yapay zekâ, herhangi bir özel biçim veya işlevden ziyade süper güçlendirilmiş düşünce ve veri analizi yeteneği ve süreciyle ilgilidir. Yapay zekâ, üst seviye işleve sahip insan benzeri robotların dünyayı ele geçirmesine ilişkin görüntüler sunsa da amacı insanların yerini almak değildir. Amaç insan yeteneklerini belirgin şekilde geliştirmek ve bunlara katkıda bulunmaktır. Dolayısıyla oldukça değerli bir ticari varlıktır. Yapay zekâ, müşterilerle online iletişim kurmak veya satranç oynamak gibi önceden insan girdisi gerektiren karmaşık görevleri gerçekleştiren uygulama yazılımlarının tamamını kapsayan bir terim haline geldi. Terim, genellikle &lt;a href="https://www.oracle.com/tr/data-science/machine-learning/what-is-machine-learning/"&gt;makine öğrenimi&lt;/a&gt; ve derin öğrenme gibi alt dallarının yerine de kullanılıyor (https://www.oracle.com/artificial-intelligence/what-is-ai/, adresinden erişildi). Bu yazımızda, Youtube’un da kullandığı makine öğrenmesi yöntemiyle çocukların izleyeceği videoların karşılarına çıkarılması ve bunların çocukların psikolojisini nasıl etkilediği incelenecek olup Youtube özelinde çocukların yapay zekâ ile ilişkisi üzerinde durulacaktır.&#13;
            </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LEV TOLSTOY’UN SAVAŞ ve BARIŞ ADLI ROMANINDA SOYLULAR </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69074</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69074</guid>
      <author>İsmail SERDAR</author>
      <description>Lev Tolstoy’un (1828-1910) büyük destan romanı&lt;em&gt; Savaş ve Barış&lt;/em&gt;’ta yaklaşık 200’ü tarihsel, 600’ye yakın karakter yer alır. Bu nehir romanda, Çar’dan, başkomutana, Napolyon’dan sıradan askerlere, dönemin yüksek sosyetesinden sıradan köylüye kadar geniş kapsamlı bir insan yelpazesi yer alır. 19. yüzyılın başındaki Rusya’nın görkemli resmi, Tolstoy'un romanında sadece tarihsel olayların tasvirini değil, aynı zamanda ayrılmaz parçası olarak soyluların (?�?�?�ря?�ст?�?�) da tarihini içerir. Yazar bu aileler vasıtasıyla toprak sahibi egemen (feodal) Rusya'da dönemin olumlu ve olumsuz özelliklerini soylu aileler üzerinden gösterir. Soylu ailelerin yaşamının, günlük yaşamının ve kaderlerinin tasviri sayesinde çağın resminin destansı bütünlüğü ve sanatsal parlaklığı elde edilir, tarihî tadı yeniden yaratılır. Tolstoy geniş hacimli epik romanında 1805-1812 aralığında Avrupa ve Rusya’daki birçok tarihsel olay temelinde savaşın toplum ve bireyler üzerindeki etkilerini ele alırken vatan sevgisi, sahte vatanseverlik, tarih, aile, savaş ve barış gibi onlarca temayı gerçekçi üslupla ele alır. Özellikle savaşın aileler üzerindeki etkisi kapsamında dönemin soylularının romanda son derece önemli rol oynadığı görülür. Özellikle kendi ailesinin prototipleri olan Rostovlar ve Bolkonskiler’in biyografi ve anılarının bire bir kahramanlara yansıması açıkça görülür. &lt;em&gt;Savaş ve Barış&lt;/em&gt; romanında soylular konulu bu makalede, özellikle seküler ‘yüksek toplum / sosyete’ (?�ысш?�?� с?�?�т) toplumun karakteristik özelliklerine daha yakından bakacağız ve dönemin soylu sınıfına dahil biri olarak Tolstoy’un romanda soylular sınıfını nasıl betimlediği, Vatan Savaşındaki etkileri, sosyal yaşamdaki yerlerini romandan atıflarla ele alacağız. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL 8. SINIF ÖĞRENCİLERİN MÜZİK TEORİSİ BİLGİLERİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69094</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69094</guid>
      <author>Muhammed Ali ÇAKIRSibel KARAKELLE </author>
      <description>Müzik eğitimi, kültürel varlık ve birikimin değerli bir parçası olması sebebiyle toplumların biçimlenmesinde önemli bir role sahiptir. Bireyin müzik ile etkileşimi her ne kadar doğum öncesi dönemde başlasa da profesyonel olarak müzik ile ilk tanışması okullarda verilen müzik dersleri sayesinde olmaktadır. Bu araştırma, okullarda verilmekte olan müzik teorisi ile ilgili konu ve kazanımların ortaokul 8. sınıf öğrencileri tarafından nasıl algılandığının ortaya konmasını amaçlamaktadır. Çalışmada veriler, “Müzik Teorisi Değerlendirme Anketi” yoluyla toplanmıştır. Anket için literatür kapsamında maddelerin oluşturulmasına başlamış, alan uzmanlarından görüş alınarak yüzey geçerliliği, uzman görüşleri doğrultusunda ise kapsam geçerliliği ile toplam 14 madde olarak sonlandırılmıştır. Katılımcıların (n=106) görüşlerini “Evet”, “Kısmen” ve “Hayır” seçeneklerinden birini seçerek belirtmeleri istenmiştir. Anketin demografik bilgiler kısmında katılımcılara “cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, enstrüman çalıp çalmadığı, okul dışında bir müzik faaliyetinde yer alıp almadığı ” sorulmuştur. Veri analizinde frekans ve yüzdeler hesaplanmış ayrıca demografik değişkenler bakımından katılımcı görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olup olmadığını belirlemek üzere Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U testleri yapılmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlar değerlendiğinde, katılımcıların cinsiyetlerine göre müzik teorisi bilgi düzeylerinde anlamlı farklılık olduğu, müzik enstrümanı çaldığını belirten katılımcıların müzik teorisi bilgi düzeylerinin bir enstrüman çalmadığını belirtenlere göre daha yüksek olduğu, ailesinde bir müzik enstrümanı çalan birinin olduğunu belirten katılımcıların müzik teorisi bilgi düzeylerinin ailesinde enstrüman çalan birinin olmadığını belirtenlere göre daha yüksek olduğu, okuldaki müzik dersleri dışında bir müzik faaliyetinde yer aldığını belirten katılımcıların müzik teorisi bilgi düzeylerinin müzik faaliyetinde yer almadığını belirtenlere göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‎21. YÜZYIL BECERİLERİNİN KAZANDIRILMASINDA EĞİTİMİN ROLÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69105</guid>
      <author>Abdulkadir ÇULHAAkın SOY  ,Mine KOCAMAN  ,Ercan BALLI  </author>
      <description>Günümüzde bilim, sanayi ve teknoloji gibi çeşitli alanlarda meydana gelen hızlı gelişmeler bireysel ve toplumsal yaşamda önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Teknolojik araçların yaygınlaşması, bireyler arasındaki zaman ve mekan gibi sınırlılıkların önemli düzeyde ortadan kaldırılmış olması, bireylerin çeşitli becerilere sahip olmalarını zorunlu hale getirmiştir. Bu beeriler, çağın gerektirdiği beceriler olması bakımndan 21. yüzyıl becerileri olarak ifade edilmektedir. Bu araştırmada ‎21. yüzyıl becerilerinin ve bu becerilerin eğitim öğretim süreçleri ile ilişkinin tartışılması ‎amaçlanmıştır. Bu amaç bağlamında literatürre dayalı değerlendirmelerde bulunulmuştur. ‎Geleneksel olarak bireylerin belirli alanlarda becerilerinin gelişmiş olması ve kas gücünü gerektiren süreçler önemli düzeyde ortadan kalkmıştır. Buna karşılık teknolojiyi kullanabilme, iletişim becerileri, girişimcilik, yaratıcılık, eleştirel düşünme, medya okuryazarlığı, işbirliği ve öğrenmeyi öğrenme gibi beceriler önemli hale gelmiştir. 21. yüzyıl becerileri arasında yer alan bu becerilerin kazandırılması, bireylerin akademik ve mesleki yaşantılarında önemli avantajlar elde etmelerini sağlamaktadır. Bu bakımdan eğitim öğretim süreçlerinde, temel eğitim aşamasından itibaren 21. yüzyıl becerilerinin etkili bir şekilde bireylere kazandırılması önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ” PROJESİNİN ÇİN-ORTADOĞU İLİŞKİLERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69108</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69108</guid>
      <author>Yusuf SAYAR</author>
      <description>Bu makale, “Kuşak ve Yol Girişimi” olarak adlandırılan Yeni İpek Yolu Projesi kapsamında tarihi İpek Yolu’nun canlandırılması, geliştirilmesi ve yeni olanaklar sunması amacıyla yapılan çalışma ve girişimlere değinerek, bu yeniliklerin Çin ve Ortadoğu ilişkisine etkisi üzerine bir değerlendirmeyi kapsamaktadır. Çin, yeni ticaret yolları bulmak, Çin Yuanı’nın değerini ve prestijini artırmak, uluslarası ilişkiler noktasında gelişim sağlamak amacıyla Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında birçok bölge ve ülkeye yatırımlar ve fonlar sağlamıştır. Bu bölgelerden biri olan Ortadoğu, barındırdığı petrol, enerji ve hammadde kaynakları ve limanlarıyla Çin için önemli Kuşak ve Yol Girişimi ayaklarından biridir. Bu çalışma da Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ve Ortadoğu ilişkisindeki oluşumları ve gelişimleri incelemeyi hedeflemektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETKİLEŞİMLİ OKUMA KONULU LİSANSÜSTÜ TEZLERİN ‎BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69170</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69170</guid>
      <author>Mustafa Samet BAYKALHürü Ö. ÇATALKAYA ,Evren BOZKURT ,Merve BAYKAL </author>
      <description>Etkileşimli okuma, öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerine aktif katılımını vurgulayan bir öğretim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, okumayı tek başına ve edilgen bir etkinlikten ziyade okuyucu, metin ve diğer insanlar arasındaki etkileşimleri içeren sosyal ve kültürel bir etkinlik olarak görür. Etkileşimli okuma tipik olarak, öğrencilerin metni daha derinden anlamalarına ve okunan materyalle daha güçlü bir bağlantı geliştirmelerine yardımcı olma amacıyla paylaşılan okuma, rehberli okuma ve işbirlikçi tartışma gibi teknikleri içerir. Etkileşimli okuma önemlidir çünkü okuyucuyu metni anlama ve metinden anlam çıkarma sürecine aktif olarak dahil eder. Bu tür okuma, eleştirel düşünmeyi teşvik eder, bilgilerin anlaşılmasını ve akılda tutulmasını geliştirir ve içeriğin daha derinden anlaşılmasına yardımcı olur. Ek olarak, etkileşimli okuma daha ilgi çekici ve eğlenceli olabilir, bu da daha olumlu bir okuma deneyimine yol açar. Bu çalışmada, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi veri tabanında etkileşimli okuma konulu genel başlığı altında çalışılmış olan lisansüstü tez araştırmalarının bibliyometrik analizi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de lisansüstü tezler oluşturmaktadır. Türkiye’de etkileşimli okuma ile ilgili çalışma konusu olarak 8 lisansüstü tez çalışması yapıldığı tespit edilmiştir. Bilimsel çalışmaların 3’ü doktora 5’i ise yüksek lisans tezi olduğu tespit edilmiştir. Tezlerin sınıflandırılmasında: lisansüstü düzey, yazım dilleri, hazırlandıkları üniversiteler, yayımlanan yıl, hazırlandıkları Ana bilim dalları ve danışman unvanları, kriterleri esas alınmıştır. Çalışmanın amacı, etkileşimli okuma konulu çalışılan lisansüstü akademik çalışmaların genel bir resmini sunmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YARATICI OKUMA KONULU LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69174</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69174</guid>
      <author>Huzeyfe AKARKENElife KASNIK ,Halil KILIÇ ,Remzi VARAN </author>
      <description>Yaratıcı okuma yöntemi, okurları bir metni okurken hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını kullanmaya teşvik eden bir okuma yaklaşımıdır. Metinle daha derin ve daha kişisel bir bağlantıya yol açarak okuyucunun kendi düşüncelerini, duygularını ve hikayeye ilişkin yorumlarını harekete geçirmeyi amaçlar. Bu yaklaşım, kurmaca olan ve olmayan eserlerde kullanılabilir ve okuyucuları sorular sorarak, bağlantılar kurarak, sahneleri görselleştirerek ve farklı bakış açılarını değerlendirerek metinle aktif bir şekilde ilgilenmeye teşvik eder. Yaratıcı okumanın bireyler üzerinde bir çok olumlu etkisi vardır. Bunlar; eleştirel düşünmeyi teşvik etmesi, anlamayı geliştirmesi, hayal gücü ve yaratıcılığı geliştirmesi, empati ve duygusal zekayı desteklemesi, okuma zevkinin arttırılması gibi olumlu etkiler yaratmaktadır. Bu çalışmada, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yaratıcı okuma konulu genel başlığı altında çalışılmış olan lisansüstü tez araştırmalarının bibliyometrik analizi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yürütülen ve tamamlanmış olan lisansüstü tezler oluşturmaktadır. Türkiye’de yaratıcı okuma ile ilgili çalışma konusu olarak 11 lisansüstü tez çalışması yapıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışılan lisansüstü tezlerin 5’i doktora 6’sı ise yüksek lisans tezi olduğu tespit edilmiştir. Tezlerin sınıflandırılmasında: lisansüstü düzey, yazım dilleri, hazırlandıkları üniversiteler, yayımlanan yıl, hazırlandıkları Ana bilim dalları ve danışman unvanları, kriterleri esas alınmıştır. Çalışmanın amacı, yaratıcı okuma  konusunda çalışılan tezlerin genel bir resmini sunmak ve ilgili alanda çalışacak kişilere rehber niteliğinde bir çalışma ortaya çıkarmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK MÜZİK EĞİTİMİNDE, TARİHİ BESTECİLER VE ENSTRUMANLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69176</guid>
      <author>Mehmet KUTTANŞafak AKALTUN  ,Elif ERDOĞAN  ,Mikail ARICI  </author>
      <description>Bu çalışmada Türk müzik tarihi, Türk müzik tarihinde yer alan besteciler ve tarihsel süreç boyunca geçmişten günümüze kadar kullanılan Türk müzik enstrümanları araştırılarak tasnif edilmiştir. İlk başlık Türk Müziğinin tarihsel gelişimini ve tüm dönemlerini detaylarıyla ele almıştır. İkinci başlık yaşanılan tarihsel gelişime bağlı olarak, bu dönemde yer alan Türk müziği tarihçileri incelenmiştir. Üçüncü ve son başlıkta ise kullanılan ve sadece Türk müziğine ait olan on bir adet çalgı maddeler halinde açıklanmıştır. Çalışma kapsamı gereği teorik bir çalışma olduğu için hemen hemen her dönemde yer alan Türk Müziği sanatçılarına sırasıyla yer verilmiştir. Günümüzde halen kullanılan on bir adet müzik enstrümanı ise dünya çapında yapılan literatür araştırmalarında da önemli bir yere sahip olmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKULLARDA DERS DIŞI ETKİNLİKLER VE İŞLEVLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69159</guid>
      <author>İhsan ALSANCAKFiliz ÖZTAŞ ,Özlem ELTUT ,Mehmet Sinan PAMUKÇİ ‎ </author>
      <description>Gerçek anlamda bir eğitim sürekli aksiyon durumunda olup, sadece okul gibi kurumlarda alınan eğitimle sınırlı olması beklenemez. Yapılan alanyazın araştırmalarında alınan eğitimin sadece okul ile sınırlı kalıp diğer okul dışı etkinliklerle desteklenmemesi sonucu öğrencilerin başarıya ulaşma noktalarında eksiklik yaşadıkları görülmüştür. Eğitim bir bütün halinde düşünülerek okul dışında da etkinliklerle birlikte eğitim daha da kaliteli bir aksiyon haline getirilmelidir. Okuldaki dersler öğretim anlamında her ne kadar öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda planlansa da, bunların ulaşamadıkları noktalar da vardır. Bu ulaşılamayan noktalar da ders dışı etkinliklerle takviye edilerek daha verimli olmasını sağlarlar. Bu ders dışı etkinlikler bir çok farklı şekilde yapılabilmektedir. Önemli olan burada etkinlik seçiminde öğrencinin istekleri ve sosyo-ekonomik durumlarının göz önünde bulundurularak yapılmasıdır. Bir toplumun kendi karakteristik özellikleri eğitim sistemiyle paralel şeklidedir. Bundan dolayıdır ki eğitim bilinçli toplumlar tarafından en fazla önemsenen konulardan olmuştur. Eğitim sistemi ise sadece ders müfredatıyla değil ders dışı etkinliklerle de desteklenmelidir. Ders dışı etkinlikler ise daha çok sosyal ve sportif aktivitelerle desteklenmesi okulda derslerde alınan öğretim kısmının ders dışı etkinlikleri ile tamamlanabileceği görülmüştür. Bu çalışmada ders dışı etkinliklerden bahsedildikten sonra işlevleri konusu açıklanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


