






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2023 Sayı 137</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2505</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>AMATÖR ÇOK SESLİ KOROLARIN, KORO ÜYELERİNİN BİREYSEL GELİŞİMLERİNE KATKILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66872</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66872</guid>
      <author>Günay AKGÜNErsin KIYAK  </author>
      <description>Bu araştırma; amatör çok sesli koroların, farklı meslek gruplarından oluşan koro üyelerine bireysel alanda gelişim katıp katmadığını, gelişimin ne seviyede olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Amatör çok sesli korolarda yer alan koro üyelerine anket yöntemi ile sorular yöneltilmiştir. Yapılan anketler koro üyelerinin; çok sesli koro müziğine dair görüşlerini, koro müziğinin bireysel gelişimlerine yönelik verilerin analizini ortaya koymayı amaçlamıştır. Anketlerle elde edilen bulguların değerlendirilmesi sonucunda; bireylerin amatör çok sesli bir koroya üye olmasının bireysel anlamda olumlu ve büyük oranda etkili olduğu gözlenmiş ve çok sesli koroların insan yaşamında toplumsallık ve bütünsellik bakımından yararlarının yadsınamaz olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda saptanan durumlara yönelik amatör çok sesli koroların işlevselliği, yeterliliği ve sürdürülebilirliği konusunda gerekli çözüm önerilerinde bulunulmuş, araştırmanın amatör çok sesli korolarda bugün devam eden ve bundan sonra sürdürülecek olan koro müziğinin insan ve toplum üzerinde yarattığı gelişime katkı sağlayacağı düşünülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADIN SUÇLULUĞUNDA AİLE İÇİ İSTİSMARIN YERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66906</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66906</guid>
      <author>Veda BİLİCAN GÖKKAYASezer AYAN YUDULMAZ </author>
      <description>Çalışmanın amacı çocuklukta ve evlendikten sonra aile içinde istismara maruz kalma ile kadın suçluluğu arasındaki ilişkiyi istismarın biçimi ve işlenen suçun türü açısından incelemek ve etki düzeylerini belirlemektir. Yöntem: Çalışma, kesitsel nitelikte uygulamalı bir çalışmadır. Sivas “Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu”da toplam 384 hükümlü kadın bulunmakta olup, 163’ü kendi isteği ile çalışmaya katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde 67 sorudan oluşan bir soru formu kullanılmıştır. Bulgular: Çoklu regresyon analizi sonucu, çocuklukta ve evlendikten sonra istismara maruz kalmanın hayata ve şerefe karşı suçlar üzerinde, çocukluk hariç, sadece evlendikten sonra istismara maruz kalmanın ise malvarlığına karşı işlenen suçlar üzerinde etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Sonuç: Çocuklukta ya da evlendikten sonra maruz kalınan aile içi istismar, kadınların suç işleme nedenleri, işledikleri suç türleri ve bu suçları işleme biçimleri üzerinde kısmen etkili olan faktörlerden biridir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMED ADNAN SAYGUN’UN HAYATI VE OP.59 VİYOLA KONÇERTOSU’NUN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67012</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67012</guid>
      <author>Günsu Semra ERDEM TURANBarış Kerem BAHAR </author>
      <description>Ahmed Adnan Saygun, erken Cumhuriyet döneminin en önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilmektedir ve Türk müziğine birçok yeniliğin onunla birlikte girdiği düşünülmektedir. Aynı zamanda, müzik tarihinde ‘Türk Beşleri’ olarak adlandırılan beş Türk besteciden biridir. Saygun viyola konçertosu ise, bestecinin en büyük başyapıtlarından birisi olarak kabul edilmektedir ve klasik müzik dalında önemli bir yere sahiptir. Bu konçertoyu incelemeden önce, Saygun’un yaşadığı dönem, bu döneme göre bestecinin stil ve müziğinin nasıl etkilendiği ve ne şekilde geliştiği iyi bir biçimde kavranmalıdır. Saygun’u iyi bir şekilde anlayabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuruluş yıllarında eserlerini nasıl bestelediği, kendisini ve kompozisyonlarını nerede ve nasıl geliştirdiği ve bir Türk olarak nasıl büyük bir besteci haline geldiği araştırılması gereken unsurlar arasındadır. Bu bilgiler ışığında, Saygun viyola konçertosunun daha anlaşılır ve kavranabilir bir hale gelebileceği söylenebilir. Tarihsel arka planı incelemek, viyola konçertosunun analizinde ilk adım olarak düşünülebilir. Çünkü tarihte o dönemde ne olduğunu bilerek konçertoyu incelemek, analiz etmeyi kolaylaştıracaktır. Konçertonun hangi şartlar altında bestelendiği, bir Türk geleneği olarak konçertoda hangi unsurların ön plana çıktığı, ilk icranın nerede gerçekleştiği ve tarihsel sürece göre bu icranın nasıl yapıldığı cevap bulacak sorulardan olacaktır.  Türk müzik tarihinin en önemli bestecilerinden Ahmed Adnan Saygun ve onun başyapıtlarından biri olarak kabul edilen viyola konçertosunun incelenmesi bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde, Saygun’u, eserlerini ve bestecinin Türk müziğine olan katkılarını daha geniş kitlelere aktarabilmek amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUKTEDİR ANIT HEYKELLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67246</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67246</guid>
      <author> Meysem Samsun</author>
      <description>Kentler, kültür birikimine sahip olan yerlerdir. Orada yaşayanların neredeyse her türlü ihtiyaçlarına karşılık bulabildiği mekanlardır. Heykel sanatı, karakteri gereği, (bütün Sanat dallarında olduğu gibi) izlenmek, görülmek ve fark edilmek ister. Heykel bu ereğini Geniş kitlelerle şehir meydanlarında gerçekleştirebilme imkânına sahip olabilmektedir. Sanatçılar heykellerini sadece atölyede, koleksiyonlarda hatta müzelerde görmekle yetinmezler. Dolayısıyla dış mekânlara açılıp Kent ortamlarında, insanlarla paylaşmak istemişlerdir. Sanatçılar heykel ve rölyeflerini Meydanlara ve binaların cephelerine yerleştirerek o şehrin, görünümüne anlam katmanın ötesinde kentin kimlik oluşturmasına büyük katkı sağlamışlardır. Yapılan bu üç boyutlu sanat nesneleri (heykeller) kuşkusuz şehrin simgesi olmuş ve insan yaşamının ayrılmaz parçası haline gelebilmişlerdir. Heykeller her ne kadar yaratım sürecindeyken sanatçının duygu ve düşüncelerini anlatıyor olsa da artık şehirlilerin görsel dili ve şehri anlamlaştıran estetik objeler olmaları sebebiyle, insanların hayatlarına ve zamana tanıklık etme gibi bir misyon da yüklenmişlerdir. Bu makalede kentin kimliğine katkı sağlamış Gustave Eiffel’in Fransa’nın Paris kentinde bulunan “Eiffel Kulesi” Amerika’nın New York kentinde bulunan “özgürlük anıtı” ile Danimarka’nın Kopenhag kentinde bulunan Anish Kapoor’un “Cloud Gate” isimli heykeller üzerinde, yeni olduğunu düşündüğümüz değlendirmeleri kapsaması bakımından önemli olduğu kanısındayız</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE UYGULAMALI HEYKEL SEMPOZYUMLARI  ve ENVANTER SORUNU</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67562</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67562</guid>
      <author>Nihat Sezer SABAHAT</author>
      <description>1980’li yıllarda başlayan uygulamalı heykel sempozyumları Kamusal alanda çağdaş heykel uygulamalarına öncülük etmiş, kamu kurumlarının talebi ve desteği ile ülke geneline yayılmaya başlamıştır. Uygulamalı heykel sempozyumlarının sanatçıların düşüncelerini uygulamaya dönüştürerek izleyiciyle paylaşma olanağını elde etmelerine olanak sağlamanın yanısıra izleyici ile sanat yapıtını buluşturma ve oluşum sürecini takip açısından önemli katkı sağlamaktadır. Uygulamalı sempozyumların doğasında bulunan bu karşılıklı etkileşim kültürel gelişim, kültürel miras ve heykel sanatının gelişimine katkı sağlarken, ülkemizin önde gelen sanatçıları ve birçok ülkeden misafir sanatçının çağdaş heykel örnekleri bu sempozyumlar aracılığıyla kamusal alanlarda izleyiciyle buluşmaktadır. Eserlerinin yapılış sürecine izleyicinin tanıklığı veya heykelin var olduğu kentsel mekâna ve zamana tanıklık edilmesi, mekânın kimlik kazanmasında önemli etkiye sahip olmaktadır. Ancak Sempozyumların zaman içinde yoğun ilgi görmesi ülkenin her tarafına hızlıca yayılması kendi içinde birtakım problemleride beraberinde getirmiştir. Araştırma da bu problemlerden biri olan envanter kayıtlarının eksikliği sorunu ele alınmaktadır, sorunun ana kaynağı devletin hiçbir kurumu tarafından uygulumalı heykel sempozyumlarının tümünü kapsayan sağlıklı bir envanter kaydının olmamasıdır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılacak araştırmada, Türkiye’de gerçekleştirilen heykel sempozyumları kapsamında bu temel soruna çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda sempozyumların niteliğin artırılması, kültürel belleğin zaman içinde yok olmasına neden olacak kayıt dışılığın yol açacağı sorunlara yönelik alınması gerekli tedbirler ve çözüm önerilerini yeniden değerlendirilerek ve bu alanda yapılacak çalışmalara katkı sunulması hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İÇSEL BİR YOLCULUK: IWASZKIEWICZ’İN VE WAJDA’NIN “WILKOLU KIZLAR”I</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66331</guid>
      <author>Aybike KILIK</author>
      <description>İki savaş arası dönem Polonya şiirinde hissedilen değişim rüzgarları farklı boyutlarda da olsa düzyazıda da kendini göstermiştir. Ne de olsa ülke yüzyılı aşkın bir süredir esaret altındayken, Polonyalılar bu dönemde özgürlüğüne kavuşmuşlardır. Bu coşku ortamı düzyazının da hem gelimişinde hem değişiminde etkili olmuştur. Yirmili yıllarda eski kuşak yazarlar toplumsal sorunların ön planda olduğu romanlarıyla adından söz ettirirken, otuzlu yıllarda grotesk ve psikolojik romanların yaygınlaştığını görüyoruz. Witkacy, Gombrowicz, Schulz gibi önemli yazarlar yenilikçi bir düz yazı anlayışıyla sahneye çıkmıştır. Özellikle psikolojik roman ve öyküler bu dönemde çok sevilmiş ve benimsenmiştir. Iwaszkiewicz’in “Wilkolu Kızlar” adlı öyküsü de psikolojik yaklaşımla sembolik gerçekçiliği harmanladığı için Polonya edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada Jarosław Iwaszkiewicz’in öyküsü incelenirken, Oscar ödüllü yönetmen Andrzej Wajda’nın bu eseri sinemaya nasıl aktardığı tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNCEL OLAYLAR ÖĞRETİMİNDE SALGIN HASTALIKLAR VE PANDEMİ  ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67115</guid>
      <author>Serpil DEMİREZEN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler öğretmenlerinin salgın hastalıklar ve pandemi bağlamında güncel olaylar öğretimine ilişin görüşlerinin belirlenmesidir. Pandeminin insan ve toplum sağlığını tehdit etmesi ve halen güncelliğini koruması, gelecekte benzer durumların yaşanması ihtimali düşünüldüğünde sosyal bilgiler dersi kapsamında güncel olay olarak ele alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.  Araştırmanın çalışma grubunda 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Antalya il merkezinde Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullarda görev yapmakta olan 12 sosyal bilgiler öğretmeni yer almaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan açık uçlu soru formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin pandemi sürecinin sosyal bilgiler eğitiminde güncel olaylar öğretimi kapsamında ele alınması ve sosyal bilgiler dersinin toplumsal konuları içermesi nedeniyle ders kapsamında tarihten örneklerle salgın hastalıklara değinilmesi gerektiğini düşündükleri tespit edilmiştir. Ayrıca kısıtlamaların ardından yüz yüze eğitime dönüldüğünde işledikleri ilk sosyal bilgiler dersinde pandeminin gelişimine ve tedbirlere yönelik eğitici videolar, drama, örnek olaylar ve görsellerle zenginleştirilmiş bir ders işlediklerini belirtmişlerdir. Bununla birlikte sosyal bilgiler öğretmenlerinin, derslerinde güncel olay kullanmaya önem verdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda sosyal bilgiler dersinde güncel olaylar öğretimi konusunda öğretmenler için uygulamalı eğitimler düzenlenmesi ve Pandeminin eğitim öğretim sürecine etkilerinin tüm yönleriyle incelenebilmesi açısından yüz yüze eğitime dönüş deneyimlerinin aktarıldığı araştırmalar yapılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> EDWARD BENJAMİN BRİTTEN SOLO VİYOLONSEL SÜİTİ NO.1 OP. 72 ÜZERİ-NE BİR İNCELEME </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67431</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67431</guid>
      <author>Aslı BELLER</author>
      <description>Edward Benjamin Britten 20. Yüzyılın önemli İngiliz bestecilerinden biridir. Orkestra, opera, bale, koro, solo süit, oda müziği, vokal müzik ve film müzikleri gibi eserleri ile çok yönlü bir bestecidir. Bestecilik yıllarının ilk dönemlerinde film müzikleri ve operaya yönelmiş olsa da 1960 yılında dünyaca ünlü viyolonsel sanatçısı Mstislav Rostropovich ile tanıştıktan sonra on yıl boyunca viyolonsel için besteler yapmaya başlamıştır. Viyolonselin dışında gitar, piyano, viyola, obua timpani için de solo eserler bestelemiştir. Edward Benjamin Britten, altı adet viyolonsel eseriyle viyolonsel repertuarına önemli katkılarda bulunmuştur. Op. 65 Viyolonsel ve Piyano için sonat, Op. 68 Viyolonsel Senfonisi, Op. 72, Op. 80, Op. 87  3 adet Viyolonsel Süiti ve Tema 'Sacher viyolonsel için yazdığı eserlerdir. Bu araştırmada No.1 Op 72 solo viyolonsel süitinin kısa bir incelemesi yer almaktadır. Bu eseri seslendirmek isteyen çalıcılar için kısa bir bilgilendirme, eseri tanımak ve tanıtmak bu araştırmanın başlıca amacıdır. Ayrıca çalıcılar için bazı çalışma tavsiyeleri de araştırmanın içinde yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDYADAKİ TOPLUMSAL CİNSİYET KALIP YARGILARININ ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ALANYAZIN BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67521</guid>
      <author>İrem ÇİFTÇİMine KOYNUCU ŞAHİN </author>
      <description>Dünyaya gelişi ile beraber birey öncelikle çocukluk çağında ve devamında yetişkinliği boyunca gelişmek ve öğrenmek için sosyal bir yapıya ihtiyaç duyar. İlk olarak bu yapının temel taşı olan aile içerisinde ilk öğrenmelerini gerçekleştiren çocuk, okul hayatında, meslek hayatında ve diğer sosyal ortamlarda çeşitli semboller yoluyla bilgiler edinir ve bu bilgileri zihninde yapılandırarak davranışlarını şekillendirir. Çocuklar cinsiyetlere ve cinsiyetlere ait rollere dair bilgileri de bu yollarla edinir. Bu yapılandırma sürecinde önemli düzeyde etkiye sahip dışsal unsurlardan birisi de medyadır. Medya içerikleri yolu ile bireylere özellikle de zihinsel olarak şekillendirilmeye açık olan çocuklara toplum içerisinde kabul gören davranış şekilleri, tutum ve değerler gibi çeşitli olgular aktarılmaktadır. Bunlardan birisi de toplumsal cinsiyet olgusudur. Bu çalışmada medya içerikleri yolu ile sunulan toplumsal cinsiyet kalıplarının, cinsel gelişim sürecinde olan çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiler, alan yazın çerçevesince incelenerek ortaya koyulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK HALK MÜZİĞİ ANALİZİNDE HESAPLAMALI YAKLAŞIMLAR</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67526</guid>
      <author>Alper BÖREKCİ</author>
      <description>Türk halk müziğini hesaplamalı yaklaşımlarla incelemek-analiz etmek son yıllarda gelişim gösteren bir araştırma alanıdır. Özellikle hesaplamalı etnomüzikoloji disiplini içerisinde konumlanan bu yaklaşım diğer geleneksel müziklerden ayrı olarak bizatihi yaratmaya dayalı, kendiliğinden doğal üretim-besteleme ortamı olan, halkın kendi müziği üzerinde bir sayısal işlemler bütününün uygulanmasına dayanmaktadır. Bu uygulamalar bütünü çoğu araştırmada ses kayıtları üzerinde sinyal işleme modelleriyle gerçekleştirilirken, günümüzde artık sembolik verilerin de yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu araştırmada, Türk halk müziğinin analizinde kullanılan hesaplamalı yaklaşımların uygulanışından beri nasıl bir ilerleme kaydedildiği, model ve yaklaşım olarak ne tür çalışmaların yapıldığı ve hangi veri bankalarının kullanıldığına ilişkin genel bir bakışın ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bulgular hesaplamalı dünya müzik yaklaşımları üzerinde temellendirilerek sunulmuştur. Elde edilen veriler çerçevesinde Türk halk müziğinde hesaplamalı yaklaşımların son yıllarda gözle görülür oranda arttığı görülmüştür. Bunlar çoğunlukla bir müzik yapıtının yapısal incelenmesinde izlenen müzikal analiz aşamalarında gerçekleştirilirken, kimi araştırmalarda ise yapay öğrenme ve stokastik modeller gibi incelemelerle çözümleme ve modelleme üzerine analizlerin yapıldığı da görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜÇ DİZİ BİR MOTİF: KERÂMET</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66827</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66827</guid>
      <author>Muhammet ATASEVER</author>
      <description>Varlığını ve var olanı araştırma eylemini ilkel zamanlardan bugüne sürdüren insanoğlu, anlam veremediği, çekindiği veya korktuğu olay ve durumlara kendince anlamlar yüklemeye çalışmıştır. Mânâ arayışı dinî yahut lâdinî birçok inanmayı ve ritüeli de beraberinde getirmiş, hatta ortaya çıkan söz konusu inanmalar inanç sistemlerinde kendine yer bulmuştur. Kutsalın zihin ile kavranamaması; kutsalları, yaptıkları ile işaret eden bireyleri toplum gözünde yüceltmiş, onları sıradan insanlardan farklı bir konuma getirmiştir. İslâmiyet’in kabulü ile Oğuz boyları yeni bir kültür dairesi içerisine girmiş, henüz kabul görmeye başlamış İslâmiyet’i, dağınık halde yaşayan göçer evli Türkler arasında anlatma işi ise tebliğ ve irşadı kendisine yüce bir vazife kabul etmiş kişilere düşmüştür. Görev yaptıkları sosyokültürel ve coğrafî bağlamdan hareketle adlandırılan Kolonizatör Türk Dervişleri ya da Horasan Erenleri yeni dinin esaslarını, kendi kültür kodlarına uygun biçimde ezginin ve sözün gücünü kullanarak anlatmış, zihinlerde ve bilhassa gönüllerde yeni inanç kaidelerinin hem kalıcılığını hem de etki gücünü artırmışlardır. Dervişlere ve halka yol gösteren velî, evliyâ, mürşîd-i kâmil gibi adlarla bilinen tasarruf sahipleri, çeşitli vesilelerle kendilerinde zuhur eden ve Peygamber mucizeleri ile yakın bir işleve sahip, akılla kavranması güç, şahit olanları ve dinleyenleri acziyet içerisinde bırakan olağanüstülükler göstermişlerdir. Kerâmet denilen türlü haller, inanmayanları ikna etme veya cezalandırma, inananların inancını pekiştirme gibi iki temel fonksiyona sahiptir. Velîliği kabul edilen ulu zatlar, gösterdikleri kerâmetler ile yalnızca yaşarken değil vefatlarından sonra da etki alanlarını korumuşlardır. Böylelikle halkın derin bir saygı duyduğu erenlerin yaşamları ve türbeleri etrafında birçok anlatma teşekkül etmiştir. Çalışmada, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından, 2015-2016 yıllarında, iki sezon-kırk dört bölüm yayınlanan Yunus Emre Aşkın Yolculuğu; 2021 yılında, bir sezon-yirmi altı bölüm yayınlanan Mavera; 2022 yılında, bir sezon-yirmi altı bölüm yayınlanan Aşkın Yolculuğu Hacı Bayram-ı Veli adlı yapımlarda bir motif olarak kerâmet incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CÜNEYD KOSAL’ IN MAHÛR-HİCÂZ MAKAMINDAKİ KANUN TAKSİMİNİN TEKNİK AÇIDAN ANALİZİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67053</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67053</guid>
      <author>Gizem ŞAHİNHakan ŞAHİN </author>
      <description>Cüneyd Kosal, yakın geçmişle günümüz arasında köprü oluşturmuş bir kanun icracısı, besteci, araştırmacı ve hatta şair olarak Türk müziğinin her alanında çok büyük hizmetler vermiş bir müzik adamıdır. Bu çalışmada; Cüneyd Kosal’ ın Mahûr-Hicâz makamındaki kanun taksimi icra teknikleri bakımından incelenmiştir. Verilerin toplanmasında literatür taraması, doküman incelemesi ve arşiv taraması yapılmıştır. Cüneyd Kosal’ ın icra ettiği taksim notaya alınmış ve Finale 2014 programıyla bilgisayar ortamında yazılmıştır. Öncelikle taksiminde kullandığı süsleme teknikleri hakkında bilgi verilmiş ve bu teknikler nota üzerinde belirtilerek ayrı ayrı açıklamaları yapılmıştır. Kosal’ ın Mahûr-Hicâz makamındaki taksiminin analizi doğrultusunda en fazla fiske tekniğini kullandığı sonucuna varılmıştır. Kosal’ ın tavrının kazanılabilmesi ve yol gösterici bir konuma sahip olması bakımından, kanun icracıları ve eğitimcileri tarafından örnek alınması gerektiği önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTAL DİPLOMASİDE HABERCİLİK ANLAYIŞI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67013</guid>
      <author>Mehmet ÖZDEMİRSümeyye TABANYELİ </author>
      <description>Küreselleşme ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişim ve dönüşüm tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Özellikle son yıllardaki teknolojik gelişmeler toplumların, uluslara varıncaya kadar ki kültürel, ekonomik, siyasal süreçlerini de etkileyerek dijitalleşmeyi gerekli kılmıştır. Böylelikle devletler hem kendi halklarıyla hem de diğer devletler ve onların halklarıyla stratejik, politik ilişkiler kurarak iletişime geçebilmekte ve geri bildirim alabilmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan bu değişim ve gelişim, sosyal ağlar ve mobil teknolojiler aracılığıyla internet ortamında sanal bir dünya oluşturmuştur. Günümüzde dünya nüfusunun yarıdan fazlası mobil cihaz kullanmakla birlikte yine dünya nüfusunun yarısı sosyal medyada konumlanmaktadır. Sosyal medya ve mobil teknolojilere artan bu ilgi zaman içerisinde hem bireylerin yaşam pratiklerini etkilemiş hem de ülkelerin yönetim politikalarını ve stratejilerini değiştirmiş, aynı zamanda da iletişim alanına yeni kavram ve terimlerin girmesini sağlamıştır. Bu kavramlardan biri de günümüzde sıkça kullanılmaya başlayan dijital diplomasidir. Dijital diplomasi, dış politikada yaşanan olayların daha çok dijital iletişim araçları aracılığı ile ele alınarak bu olayların gündeme getirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Dijital diplomasiyi klasik diplomasiden ayıran en önemli fark ise kısa sürede daha fazla bireye ulaşması ve anında geri bildirim alabilme özelliğine sahip olmasıdır. Gelişen bu iletişim ve bilişim teknolojileri bir taraftan diplomasiyi dijitalleştirmiş diğer bir taraftan ise haber üretim ve dağıtım süreçlerini etkileyerek dijitalleştirmiştir. Tüm bu gelişmeler habercilik ve diplomasinin birbirinden ayırt edilemez şekilde konumlandığını ve diplomasinin dijital bir bakış açısına sahip olması gerektiğini göstermiş, aynı zamanda da habercilik anlayışını etkilemiş ve değişime uğratmıştır. Özellikle dış haberler bölümünde çalışan haberciler artık haberlerini toplarken; haber kaynaklarını ve haber üretim süreçlerini yeniden gözden geçirmekle birlikte dijital habercilik anlamında da kendilerini yenilemek ve yetiştirmek durumundadırlar. Bu çalışmanın amacı ülkeler arasındaki ilişkilerin yönetilmesinde çok önemli bir role sahip olan diplomasi yönteminin dijitalleşme ile birlikte nasıl bir değişime uğradığını tespit etmekte birlikte; habercilik anlayışını, işleyişini ve işlevini nasıl etkilediği üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Yine çalışmada dijital diplomasinin haber ile olan ilişkisi değerlendirilmiş ve dijital diplomasinin habercilik anlayışına getirdiği yenilikler üzerinde durulmuştur. Çalışmada konunun daha iyi anlaşılabilmesi için konuya ilişkin eski ve yeni çok sayıda kaynak incelenerek literatür taraması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ISLAHATÇI YAKLAŞIMIN METİN TENKİDİNE DAİR GÖRÜŞLERİ: MISIR ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67491</guid>
      <author>Adil ÖZTEKİN</author>
      <description>Önemli bir ilim havzası olan Mısır’ın, İslam dünyasındaki merkezi konumu ve çeşitli düşüncelere ev sahipliği yapması ilgi odağı olmasına neden olmuştur. 19. Yüz yılda Mısır’da yaşayan bazı Müslüman entelektüeller, Batı düşüncesinin meydan okumaları karşısında İslam aleminin çağın gerisinde kaldığını düşünerek bu durumdan kurtulmak için çareler aramaya başlamış ve bu arayışlar neticesinde ıslah ve tecdit hareketleri doğmuştur. Mevcut kötü durumdan kurtulmak için ileri sürülen öneriler arasında dini ilimlerin ıslah edilmesi de yer almış ve doğal olarak sünnetle ilgili meseleler de gündeme gelmiştir. Sünnet konusu gündeme gelince tabii olarak metin tenkidi meselesi bu önerilerin bir parçası olmuştur. Rivayetlerin değerlendirilmesinde gelenekte de izleri görülen metin tenkidine öncelik tanınması gerektiği düşüncesi, ıslah ve tecdit fikrini savunanlar tarafından ileri sürülmüştür. Mısır’da ciddi tartışmalara sebep olan bu durum, farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına zemin hazırlarken sosyal hayatın muhtelif alanlarında da ciddi etkiler meydana getirmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖYLERDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN PANDEMİ DÖNEMİNDE YAPILAN UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66856</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66856</guid>
      <author>Mümin USLUHüseyin ASLAN  </author>
      <description>Pandemi dönemi eğitim sistemini oldukça etkilemiştir. Uzaktan eğitime hızlı bir geçiş süreci yaşanmıştır. Bu sürecin her yönünün nasıl atlatıldığı bundan sonraki yaşanacak olası salgın sürecini yönetmek adına önemlidir. Bu araştırmanın amacı, salgın sürecinde köy okullarında görev yapan öğretmenlerin uzaktan eğitim faaliyetlerini yürütürken karşılaşmış oldukları sorunları belirleyerek bu problemlere çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın deseni olgubilim desenidir. Çalışma grubu; 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tokat ili Erbaa ilçesi köy okullarında görev yapan ve belirlenen ölçütlere göre gönüllü 19 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler toplanırken yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucu elde edilen ham veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz edilen veriler bulgular bölümünde araştırma sorularının sırasına göre tablolar halinde özetlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin pandemi dönemini “Psikolojik yıpranma, sosyal-kültürel ve ekonomik sorunlar, çeşitli sağlık sorunları, aile hayatlarına olumsuz etki, hobilerin kısıtlanması, gelecek kaygısı, yeni kurallara adapte sorunu ve yeni sorumluluklar” gibi kavramlarla açıkladıkları bulunmuştur. Çalışmada Pandemi döneminde yaşanan sorunlar fiziki, sosyal, eğitimsel ve ekonomik olmak üzere dört başlık altında incelenmiştir. Öğretmenler fiziki sorunların başında çalışma ortamı yetersizliğini ifade etmişlerdir. Öğretmenler tarafından ifade edilen sosyal sorunlar; sosyalleşememe, öğrencilerle iletişim sorunu, okul içi ve sosyal aktiviteleri gerçekleştirememe, hareketsiz yaşamak zorunda kalma, bireysel yaşama yönelme ve okul kültürüne uyumda sorun yaşama şeklindedir. Yaşanan sorunların çözümüne yönelik katılımcıların bazı önerileri; uzaktan eğitim sürecinde çalışma ortamının iyileştirilmesi, sportif-sosyal etkinliklerin ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yapılması, okulların açık kalması, öğrenme eksiklerini gidermek için kursların yapılması, eğitim paydaşlarına teknoloji okuryazarlığı eğitimlerinin verilmesi, eğitim faaliyetlerinin materyal ve elektronik içeriklerle desteklenmesi şeklindedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN İLETİŞİM BECERİLERİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67011</guid>
      <author>Serdar ALTUNTAŞTuğba ALTUNTAŞ </author>
      <description>Okul müdürlerinin görev paylaşımı yapmak, personelin motivasyonunu güçlendirmek ve yönetimsel kararlar almak gibi birçok görevleri vardır. Etkili bir iletişim olmadan bu görevlerin hiçbiri başarılı olamaz. Bu araştırmanın amacı, ilköğretimde görev yapan okul yöneticilerinin kullandıkları iletişim yöntemlerinin öğretmenler tarafından nasıl algılandığını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun ili Atakum ilçesinde görev yapan dört farklı eğitim kurumundan 30 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak alanında uzman kişiler tarafından değerlendirip, geliştirilen ve dört adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin, okul müdürlerinin iletmek istedikleri mesajları açık, net ve doğru yollarla iletmelerinin önemli olduğu yönünde görüşe sahip olduklarını göstermiştir.  Araştırmada okul müdürlerinin iletişim süreçlerinin öğretmenler tarafından genel anlamda yeterli bulunduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİN DEĞER KAZANIMLARINDA ÖĞRETMENLERİN ETKİSİNİN İNCELENMESİ: DERLEME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67189</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67189</guid>
      <author>Nursabah ELMALIÖzlem YOLCU  </author>
      <description>Öğretmenlik mesleği, öğrencilere bilgi, beceri, deneyim, tutum, davranış ve değerlerin kazandırılmasını amaçlayan, alanında özel yetiştirilmiş bireyler tarafından gerçekleştirilen profesyonel bir meslektir. Bu bakımdan öğretmenlerin kişisel ve mesleki alanda bazı yeterliklerinin bulunması gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlerin yeterliklerine ilişkin çalışmalar yapılmış ve mesleki bilgi, mesleki beceri, tutum ve değerlere ilişkin yeterlik alanları belirlenmiştir. Bu araştırmada Öğrencilerin Değer Kazanımlarında Öğretmenlerin Etkisinin İncelenmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla literatürde yeralan araştırmalardan faydalanılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların değer kazanımlarının erken çocukluk dönemlerinden itibaren ve aile ortamında başladığı belirlenmiştir. Bununla birlikte çocuklarda değerlerin gelişimi önemli düzeyde okul ortamında eğitsel süreçler ve sosyal ilişkiler aracılığıyla sağlanmaktadır. Öğretmelerin değer eğitimine ilişkin çalışmaları, eğitim öğretim programı içerisinde yer alan etkinlikler aracılığıyla yapılmaktadır. Çocuklarda değerlerin eksik olması, tutum ve davranışlarda bozukluklara yol açan, çocukların dışlanma, yalnızlık, kaygı ve mutsuzluk gibi algılara neden olmaktadır. Bu durumda çocuklarda davranış bozuklukları ile birlikte, sosyal medya ve madde bağımlılığı gibi istenmeyen durumlar görülebilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN MATERYAL KULLANIMLARININ VE GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67190</guid>
      <author>Hümeyra Nur ŞENEmine Gülriz AKAROĞLU  </author>
      <description>Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin materyal kullanımlarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya iline bağlı devlet ve özel anaokullarında çalışan 120 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada ölçme aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Form oluşturulduktan sonra 2 okul öncesi öğretmeni, 2 çocuk gelişimi uzman akademisyen görüşüne göre yeniden düzenlenmiştir. Veriler SPSS 26 paket program kullanılarak frekans ve yüzde dağılım hesaplamaları yapılarak incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerden %66,7’sinin materyal hazırlama konusunda yeterli bilgi düzeyinin olduğu, %80’inin materyal hazırlamada beceri ya da yeteneğinin olduğu, %55’inin materyal tasarlarken bireysel uyarlamalara yönelik yaptığı, %41,7’sinin materyal kullanımında kısmen yeterli olduğu, %49,2’sinin sınıftaki materyal sayısının 0-15 adet olduğu, %26,7’sinin sınıftaki materyal sayısını yetersiz bulduğu, %72,5’inin üniversitede materyal konulu eğitime katıldığı, %20’sinin materyal bulma konusunda herhangi bir sorun yaşamadığı, %23,7’sinin yeterli kaynak olmadığı nedeniyle sorun yaşadığı, %27,9’unun anlaşılmayan konular üzerine materyal hazırladığı, %23,8’inin materyal hazırlarken renklerin dikkat çekici ve uyumlu olmasına dikkat ettiği, %36,4’ünün hazır materyalleri yapılandırdığı, %27,9’unun materyal hazırlama konusundaki eksikliğin çeşitli olmaması yönünde olduğu tespit edilmiştir. Materyal kullanma, geliştirmeye yönelik önerilerin ise %11,7’sinin hedef ve kazanımlara uygun olması gerektiği saptanmıştır. Bu süreçte öğretmenlerin materyal kullanımlarına ilişkin görüşleri tespit edilmiştir.  Öğretmenlere hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimler verilerek materyal becerilerinin desteklenmesi sağlanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ABDÜLKERÎM KUŞEYRÎ’NİN TERTÎBÜ’S-SÜLÛK FÎ TARÎḲİ’LLÂH ESERİNİN SEYR Ü SÜLÛK AÇISINDAN İNCELENMESİ (TERCÜMESİYLE BİRLİKTE)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67196</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67196</guid>
      <author>Edibe TAŞ</author>
      <description>Tarikatlar döneminde seyr-ü sülûk süreci salikin bir şeyhe intisap etmesiyle başlayıp insanın, yaratılışında var olan iyi huy ve duygularını kalıcı bir duruma getirmek için Hakk’a ulaşma yolunda belli tasavvufî âdâb ve erkânın uygulanması ile nihayete erer. Ancak tarikatlar öncesinde bu sürecin nasıl başladığı ve devam ettiğine ilişkin ulaşılan bilgi sınırlıdır. Süreçte bir şeyhe intisap edilip edilmediği ya da sürecin şeyhsiz mi tamamlandığına ilişkin açık deliller bulunmamaktadır. Seyr-ü sülûk sürecinin nasıl işlediğini bireysel tecrübe üzerinden ifade eden ilk yazılı eserin Kuşeyrî’nin Tertîbü’s-sülûk fî Tarîḳi’llâh’ı olduğu düşünülmektedir. Eser sürecin nasıl başladığı, şeyhe nasıl intisap edildiği, salikin yaşadığı haller ve makamların neler olduğu ve bu durumlarda neler yaşandığı ve sürecin nasıl sonlandığı üzerinde durulmaktadır. Salik ilk olarak dünyadan uzaklaşarak Allah’ın farz kıldığı şeylere yönelmeli ve kendisini temizlemelidir. Ardından Hak yolunda ilmine güvenilen bir mürşide intisap edilmelidir. Daha sonra mürşidin gösterdiği şekilde zikirlerini takip etmeli ve ilerlemelidir. Süreçte çeşitli hallere giren ve makamlara ulaşan salik kendisine gelen bilginin Haktan mı Şeytandan mı olduğunu ayırt edip ilerleyişini sürdürmelidir. Zikrine bu şekilde devam eden salik sonunda marifetullaha ulaşacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE BAKIM YÜKÜ İLE İLGİLİ YAPILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67211</guid>
      <author>Ömer BÜBERİhsan KUTLU </author>
      <description>Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2013-2022 yılları arasında “bakım yükü”, “bakıcı yükü” ya da “aile bakım yükü” üzerine yapılmış lisansüstü çalışmaların sentezini yapmaktır. Bu amaçla Ulusal Tez Veri Tabanına kayıtlı ve izinli olan 152 lisansüstü çalışma incelenmiştir. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı tarama çalışmasıdır. Veriler “bakım yükü”, “bakıcı yükü ve aile”, “bakım yükü ve aile” anahtar kelimeleri ile Ulusal Tez Veri Tabanı’nda taranmıştır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan 152 lisansüstü tez örnekleme dahil edilerek analiz edilmiştir. Veri analizinde çalışmalar; araştırma türü, yayımlandığı tarih, üniversite, enstitü, anabilim dalı, araştırma yöntemi, araştırma modeli, bakım verilen hasta türü, bakım verenin kimliği, örneklem sayısı ve anahtar kelimelere göre gruplandırılmıştır. İçerik analizi ve frekans (f) analizi tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmalardan; 116 tezin yüksek lisans, 21 tezin doktora ve 15 tezin tıpta uzmanlık olduğu görülmüştür. 147 tezin Türkçe ve 5 tezin İngilizce yazıldığı belirlenmiştir. Konunun birçok farklı üniversite tarafından çalışıldığı görülse de en çok yayının Atatürk Üniversitesi (n:12) tarafından yapıldığı belirlenmiştir. Alanda en sık “tanımlayıcı” desende (n:124) çalışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalarda en fazla hastaya doğrudan temas eden “hasta yakınlarının” bakım yükünün (n:119) ölçüldüğü tespit edilmiştir.  Sonuç: Bu çalışma bakım yükü alanında Türkiye’de son 10 yılda yapılmış olan lisansüstü çalışmaları bütüncül olarak sunması açısından araştırmacılara yol gösterici olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEMESİNDE GÖREVLİ ÖĞRETMENLERİN OKUL İKLİMİNE İLİŞKİN ALGILARI: ŞUHUT İLÇESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67225</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67225</guid>
      <author>Cengiz ÖZTÜRK</author>
      <description>Bu araştırmada; Afyon ili Şuhut ilçe merkezinde bulunan ilköğretim ikinci kademesindeki okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin, çalıştıkları okulların, okul iklimine ilişkin algılarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Afyonkarahisar Şuhut ilçe merkezinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında görev yapmakta olan ilköğretim ikinci kademesindeki okul öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın yöntemini nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formudur. Araştırmanın verileri  araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi, içerik analiziyle yapılmıştır. Analiz sonuçlarında direk ifadelere yer verilerek desteklenmiştir. İlköğretim ikinci kademesindeki okullarda görev yapan öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, öğretmenler, görev yaptıkları okullarda; okul iklimine ilişkin görüşlerini olumlu olarak bildirmişler. Okuldaki görev dağılımlarının okul idaresi tarafından adaletli ve eşit bir şekilde yapıldığını, okulda kendilerini değerli, huzurlu ve güvende hissettiklerini belirtmişlerdir. Okuldaki problem çözme süreçlerinde yer aldıklarını, meslektaşlarıyla iş birliği içerisinde çalıştıklarını, okullarındaki tüm çalışanlara değer verildiğini, bunun motivasyon, aidiyet duygularını arttırdığını ve görevlerinde daha verimli çalışarak başarılı olduklarını, okul idaresinin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda düzenlemeler yaptığını belirtmişlerdir. Araştırma; Afyon ili Şuhut ilçe merkezinde bulunan ilköğretim ikinci kademesindeki okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin, çalıştıkları okulların, okul iklimine ilişkin algılarını ortaya çıkararak olumlu okul ikliminin etkilerinin ne kadar güçlü, sağlıklı ortamlar oluşturduğu öğretmen ifadelerinden anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU VE GENEL VERİLERİN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ HÜKÜMLERİNE UYGUN OLARAK KİŞİSEL VERİLERİN İŞLEN-MESİNDE VERİ SAHİBİNİN AÇIK RIZASININ ARANMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67315</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67315</guid>
      <author>Cem Alper AKDOĞAN</author>
      <description>Bilgisayar ve internet teknolojilerinin çok hızlı ilerlemesi nedeniyle gerçek veya tüzel kişilerin her türlü dataya, bilgi ve veriye erişimi kolaylaşmıştır. İnternet sayesinde saniyeler içerisinde istenilen bilgiye ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Teknolojik gelişmeler ile kişilerin güvenliğinin ters orantılı olduğu, bilgiye erişimin artması ile güvenliğin azaldığı dikkate alındığında kişisel bilgilerin veya verilerin korunması ihtiyacı giderek daha önemli hale gelmiştir. Bunun üzerine Türk hukukunda kişisel verilerin korunmasına ilişkin özel bir düzenleme ihtiyacı kendini göstermiştir. Bu bağlamda bir süre taslak halinde olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun, kişisel verilerin kaydedilmesi, saklanması ve paylaşılmasından kaynaklanan hak ihlalleri nedeniyle çalışmaları tamamlanarak 07/04/2016 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Kişisel verilerin korunması bağlamında ortaya çıkan hak ihlalleri hakkındaki koruma seviyesinin yeterli olmadığı yönünde görüşlere rağmen özel bir yasa ile kişisel verilerin korunmasının güvence altına alınması, kişisel verilerin işlenmesinin belirli ilke ve kurallara bağlanması ve yasal düzenleme yoluyla yaptırımlar öngörülmesi bireyler açısından büyük bir kazanımdır. Kişisel verilerin işlenmesindeki en önemli kural veya ilke hiç şüphesiz veri sahibinin açık rızasının aranmasıdır. Ancak kişisel veri sahibinin açık rızasının hangi usul ve şartlarda alınacağı veya açık rızanın alınmasının gerekli olmadığı gibi konular ayrıca önem arz etmektedir. Zira kişisel veri üzerindeki tasarruf yetkisinin, verinin işlenmesiyle birlikte veri sorumlusuna geçiyor olması dikkate alındığında, veri işleme sürecinin başlangıcı olarak kabul edilen veri sahibinin açık rızasının varlığının aranmasının önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu bağlamda kişisel verilerin hukuka uygun şekilde işlenmesi açısından önemli bir şart olan açık rıza kavramı incelemeye değer bir konudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE BİR OKUL YÖNETİCİSİNİN SAHİP OLMASI GEREKEN YÖNETİMSEL BECERİLER</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67515</guid>
      <author>Yunus FIRAT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı okul yöneticilerinin görüşlerine göre bir okul yöneticisinin sahip olması gereken yönetimsel becerileri tespit etmektir. Araştırmanın evrenini Adıyaman ili Merkez il ve köylerinde yer alan resmi ve özel eğitim kurumlarındaki yönetici pozisyonunda görev yapan yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu genel evren içerisinden uygun ve elverişlilik örnekleme yöntemine göre belirlenen 27 yöneticiden oluşmaktadır. Yapılan bu araştırmada okul yöneticilerinin görüşlerine göre bir okul yöneticisinin sahip olması gereken en önemli yönetimsel beceriler liderlik, iletişim becerisi ve demokratik tutum ve davranıştır. Okul yöneticilerinden mesleki deneyim, mevzuat bilgisi, pedagoji ve oryantasyon alanlarında rehberlik hizmeti verilmesi beklenmektedir. Okul kalite standartlarını artırmak için özellikle okul yöneticilerinin katılımcı ve iş birliği çerçevesinde hareket etmesi istenmektedir. Okul yöneticisinin sahip olması gereken en önemli kişisel nitelikler adaletli olmak, liderlik, dürüstlük ve iletişim becerileri olarak ifade edilmiştir. Okul yöneticilerine göre sosyal aktiviteler ve gerektiğinde öğretmeni takdir etmek öğretmenlerin motivasyonlarını artırmak için çok önemli değişkenlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BOZUK DÜZENİ BAĞLAMA METOTLARINDA BULUNAN BAŞLANGIÇ DÜZEYİ ETÜT VE ALIŞTIRMALARIN PERDE ÖĞRETİMİ VE EZGİSEL YAPI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67518</guid>
      <author>Hakan AYKURTMehmet AKPINAR </author>
      <description>Bu araştırmada, bozuk düzeni bağlama metotlarında icraya başlangıç aşamasında temel sağ ve sol el tekniklerinin, tartım kalıplarının ve klavye üzerinde nota-perde konumlarının öğretiminde kullanılan egzersiz, alıştırma, etüt vb. isimlerle tanımlanan öğretim materyallerinin çeşitli yönlerden incelenmesine yer verilmiştir. İncelemeler, metotlarda benimsenen temel yaklaşımları ve öğretimde kullanılan materyallerin niteliklerini ortaya çıkarmak üzere araştırmacı tarafından belirlenen altı farklı değişken üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi ve doküman analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda bağlama öğretimine çoğunlukla alt tel grubunun baskısız açık tel sesi olan la sesi ile başlandığı, metotlarda ilk eser icrasından önce çok sayıda alıştırma ve etüt bulunduğu ve bu alıştırma ve etütlerin ezgisel yapılarının çoğunlukla makamsal yapıda olduğu yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, bağlama metotlarında yer verilebilecek çeşitli bilgilere ve metot incelemesi alanında yapılabilecek yeni çalışmalara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


