






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2022 Sayı 135</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2432</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>AÇILMAK İSTENEN, ANCAK KAPANAN KAPILAR; LABİRENT GİBİ BİR TÜRLÜ ÇIKIŞI OLMAYAN BOŞ KORİDORLAR, BEKLENEN AMA BİR TÜRLÜ GELMEYEN DİŞİL GÜÇ; DEMOKRASİ, ŞEVKATİ İLE İNSANINI SARMALAYAMAMIŞ, ANAYURT OLAMAMIŞ VATAN; ANAYURT OTELİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64947</guid>
      <author>Selma KÖKSAL</author>
      <description>&lt;em&gt;Anayurt Oteli &lt;/em&gt;(1986), senaryosu Yusuf Atılgan’ın 1973 yılında yayınladığı aynı adlı romanından, Ömer Kavur tarafından uyarlanmış ve rejisi gerçekleştirilmiş, Türk Sineması’nın en ayrıksı, gerçekçi ve nesnel anlatımın hâkim olduğu filmdir. Filmin hikâyesi, 1980 askeri darbesi sonrası, Batı Anadolu taşrasında geçer. Başkahraman Zebercet, feodal bir ailenin son temsilcisidir, geriye kalan tek mülkleri olan Konağı bir otel gibi işletmektedir. Bir gün gecikmeli Ankara treni ile adını bile söyleyen meçhul bir kadın gelir. Film boyunca Zebercet bu Meçhul kadına âşık olur ve film boyunca onu bekler. Tüm film süresince Zebercet’in yaşam ile bağının kopukluğuna, sevgisizliğine, yalnızlığına, mutsuzluğuna tanık oluruz. Adeta Zebercet içinde bulunduğu zaman ve mekânın bir ürünü olarak, zamanına ve mekâna, yaşamına yabancılaşmıştır. Anayurt Oteli, ülke topraklarının vatanın simgesi olarak sunulurken, filmin ana kahramanı Zebercet ise; adeta Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin, demokrasi ile bir türlü buluşamayışının metaforu gibidir. 1950 yılında prematüre, ana rahmindeki gelişimi tamamlayamadan 7 aylık doğmuştur. 1950, Türkiye’nin tek partili yönetim sisteminden çok partili yönetim sistemine geçiş yılıdır. Henüz 10 yaşında bir çocuk iken 1960 yılında annesini kaybetmiştir. 1960 ilk askeri darbenin Türkiye’de gerçekleştiği yıldır. Aynı yaz Zebercet sünnet de olmuştur. Zebercet 1971 yılında da askerlikten terhis olmuştur, 1971 Türkiye’nin yaşadığı ikinci askeri darbenin yıllarıdır.  Zebercet, 1980 yılından beri de oteli yönetmektedir. 1980 ise üçüncü askeri darbe yıllarıdır. Böylece Zebercet 1950-1986 yılları arasında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, Anayurt Oteli ise; adeta Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin, demokrasi ile bir türlü buluşamayışının metaforu gibidir. Gerçekçi ve nesnel bir form çalışması ile rejisini gerçekleştiren Kavur; &lt;em&gt;Anayurt Oteli &lt;/em&gt;adlı bu filmiyle, sinema sanatının, temel anlamlar dünyasından, yan anlamlar dünyası yaratabilme gücünü gösteren, Türk sinemasının en istisnai, öncü filmlerinden birini gerçekleştirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ ŞİRKETLER İÇİN DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNÜNDEKİ ENGELLERİN ARAŞTIRILMASI </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65866</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65866</guid>
      <author>Müge KLEINBerat Ufuk BİBER </author>
      <description>Şirketlerin dijital dönüşümü yeni dijital teknolojilerin kullanılması ve iş süreçlerinin dijitalleştirilmesinden daha fazlası olup, yeni dijital iş modellerinin oluşturulmasını ve dijital bir kurumsal kültür ve organizasyonun oluşturulmasını içermektedir. Bu yüksek düzeydeki karmaşıklık nedeniyle dönüşüm süreci şirketler için her zaman sorunsuz ilerlememektedir. Bu çalışma, Türk şirketlerini dijital dönüşüm yolculuklarında nelerin sınırlandığını belirlemeyi ve Türk şirketlerine dijital dönüşüm projelerinde daha iyi bir deneyim için rehberlik etme umudu ile bazı temel engelleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Dijital dönüşümün önündeki genel engeller literatür analizinden belirlenmiş ardından uzman görüşme yöntemi ile sorgulanarak doğrulanmış ve genişletilmişlrdir. Türkiye’de aktif çalışan bir teknoloji danışmanlık şirketinden yedi uzmanla görüşülmüş ve sonuç olarak dijital dönüşüm önündeki ana engel “finansal kaynak eksikliği” olarak ortaya çıkmıştır. Bunu takip eden engeller ise şu şekilde belirlenmiştir: “zaman eksikliği”, “net vizyon/strateji eksikliği” ve “eksik süreç bilgisi”.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTELERİN SPOR İLE İLGİLİ BÖLÜMLERİNDE OKUYAN ÖĞRENCİLE-RİN E- ÖĞRENMEYE YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ VE AKADEMİK GÜDÜLENME İLİŞKİSİ (KARADENİZ BÖLGESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64799</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64799</guid>
      <author>Özgür DİNÇER</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 150%;"&gt;Eğitimin her aşamasında uygulama ve teorik anlamda performansın pozitif etkilenmesini sağlamak bireysel olarak kişinin kendisini geliştirmesine katkı sağlayacaktır. Bunun için her koşulda eğitimde devamlılığın olması önemlidir. Bizde, uzaktan ve örgün şekilde yapılan eğitim, öğrencilerin gelişimlerine katkı sağlayıp sağlamadığını, içerisinde bulunduğumuz durum göz önüne alındığında spor bölümünde okuyan öğrencilerin diğer bölümlere göre daha aktif ve uygulama derslerinin fazla olmasından kaynaklı bu tarzda uzaktan eğitim süreçlerinden ne denli etkilendiğini ve akademik anlamda kendilerini ne şekilde motive ettiklerini incelemeyi amaçladık. Çalışmaya, 70 Ordu Üniversitesi, 41 Trabzon Üniversitesi ve 30 Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin Beden Eğitimi ve Spor Okulunun Bölümlerinde okuyan toplam 141 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanmış kişisel bilgi formu, Bozanoğlu (2004) tarafından hazırlanmış, Akademik Güdülenme Ölçeği, Kisanga (2016) tarafından İngilizce geliştirilmiş olan ölçek Biçer tarafından 2019 yılında Türkçe’ye uyarlanmış, E-Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel analizinde, frekans ile yüzde, tanımlayıcı istatistik ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularında, e-öğrenme tutum düzeyi ve akademik güdülenme puanı ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiş, belirlenen parametreler açısından pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir P&lt;0,05. Sonuç olarak her koşulda karşılaşabileceğimiz uzaktan eğitim süreçlerinde hem sadece teorik ders işleyen hem de uygulama ile teorik dersle birlikte yürütülen bölümlerde akademik güdülenmenin olumsuz etkilenmediği ve motivsyonun devam ettiği bulunmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİVAN ŞİİRİ METİNLERİNDE MÜFERRİH-İ YÂKÛTLARIN AKİSLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64854</guid>
      <author>Osman KUFACI</author>
      <description>Bir milletin edebiyatını neşet ettiği toplumdan bağımsız düşünmek imkânsızdır. Yaklaşık altı yüz yıl hüküm sürmüş Osmanlı Devleti topraklarında icra edilen edebiyat da bundan vareste tutulamaz. Bu husus divan şiiri üzerine yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur, hâlâ da bu bağlamda çalışmalar devam etmektedir. Bu makale de bu nitelikteki araştırmalara dâhil edilebilir. Müferrih, “ferahlık veren, iç açıcı” ve “ferahlık veren ilaç” anlamlarına karşılık gelmektedir. Osmanlı tıp kitapları, müferrihleri yakut ilave edilmiş ve ilave edilmemiş olarak ikiye ayırmıştır. Yine dönemin tıp kitaplarında yakut katılmış müferrihlerin malzemeleri, tarifi ve hangi hastalıklara iyi geldiği zikredilir. Divan şairleri Osmanlı tıbbında ve toplumunda kullanımda olan müferrihlere kayıtsız kalamamışlardır. Müferrih-i yâkûtlarla ilgili çeşitli özellikler ve kullanımlar divanlara aksetmiştir. Divanlardaki Müferrih-i yâkûtlar ele alınmadan önce yakut ve müferrihler hakkında bilgi verilmiş, şairlerin bu kavramla ilgili ön plana çıkan tasarrufları başlıklar hâlinde incelenmiştir. Makale Osmanlı dönemi tıbbında ve toplumunda önemi haiz bir ilacın/şerbetin divan şiiri estetiğindeki yerini ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışma tarih, sosyoloji ve tıp alanındaki araştırmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALTYAPI YATIRIMI VE AĞ TARAFSIZLIĞI: ABD VE TÜRKİYE ÖRNEKLERİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64943</guid>
      <author>Senem ÇAKMAK ŞAHİNSeçkin SUNAL ,Sırrı Emrah ÜÇER </author>
      <description>Bu çalışma kabaca son otuz sene içinde ABD ve Türkiye’de telekomünikasyon yatırımlarını ve bu yatırımların televizyon şebekelerinin görsel-işitsel içerik üretimi ile bağlantılarını analiz etmektedir. Telekomünikasyon altyapısına yatırımın büyüklüğü ve yoğunlaşması, piyasa yapısını ve iletişim hizmetlerinde rekabeti doğrudan etkiler. Dolayısıyla tüketicilerin bu hizmetlere erişimi ve bu erişimin maliyeti politika tasarımına bağlıdır. Ne var ki bu politikaların sonuçları aynı zamanda dijital eğlence sektörünün (ödemeli TV hizmetleri, dijital platformlar vs.) içeriklerinin üretilme biçimlerini ve internet abonelerinin hangi içeriklere ulaşıp ulaşamayacağını belirlemektedir. &lt;em&gt;Ağ tarafsızlığı&lt;/em&gt; üzerine yürüyen sıcak tartışma daha göze çarpar hale geldikçe telekomünikasyon altyapısına dönük politikalar da ilgi odağı olmaktadır. Bu makale Türkiye’de geniş bant yatırımlarının, içerik üretiminin ve ağ tarafsızlığının mevcut durumunu ve olanaklarını ABD’deki gelişmeleri dikkate alarak analiz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EDEBİ METİNLERİN HEYKEL SANATINDA ÇAĞRIŞIM ARACI OLARAK KULLANIMI: LİTEARTURE SERGİSİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65045</guid>
      <author>Caner ŞENGÜNALPÖnder YAĞMUR ,Halil DAŞKESEN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, 2020 yılında çevrimiçi bir platformda izleyiciye sunulan ‘Litearture’ isimli heykel sergisinin kavramsal alanını oluşturan edebi ve felsefi konstrüksiyonu analiz ederek yapıtların anlam ve biçim ilişkisini sorgulamaktır. Sanat, edebiyat ve felsefe ilişkisi yüzyıllardır farklı düzlem ve içeriklerle bir araya getirilmiş, bazı yakınlıklar ve farklılıklar üzerinden birbirlerine entegre edilmiştir. Özellikle Ortaçağ’da dinsel bir temel üzerine oturtularak didaktik bir misyon taşıyan bu yakınlaşma daha sonra felsefi bir zemine kaymış, dilbilimcilerin ve göstergebilimcilerin teoriler ürettiği bir alana dönüşmüştür. Günümüz çağdaş sanat ortamında da sosyo-politik konular ekseninde edebiyatın hikâye anlatma geleneği üzerinden devam eden bir etkileşim söz konusudur. Litearture sergisi kapsamında üretilen heykel çalışmaları tam da bu sarmalın ürettiği ve ortaya çıkardığı ilişkiler bağlamında gerçekleştirilmiştir. Seçili edebi metinler ve felsefi teorilerin ortak özellikleri olan yabancılaşma, kaygı ve korku gibi kavramlar, serginin oluşturulduğu tarihlerde yaşanan Covid-19 sürecinin de yarattığı ve hissettirdiği duygularla da bir özdeşlik kurmaktadır. Üst üste binen bu duygu katmanları ekseninde oluşturulan sanat yapıtları, yaşamla kurulacak sıkı bağlarda edebiyat ve felsefenin etkinliğini göstermeyi hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YURDAL TOKCAN ESERLERİNİN UD EĞİTİMİNE YÖNELİK İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65818</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65818</guid>
      <author>Soner ALGISoner ALGI </author>
      <description>Günümüzün icra anlayışında aranan klasik icranın dışındaki tınılar, geleneksel icra anlayışı ile birlikte denenmeye başlanmış ve teknik anlamda yeni arayışları beraberinde getirmiştir. Sürekli gelişim içerisinde olan icra teknikleri, yeni tınılarla birlikte genç icracıları da etkileyerek modern icra anlayışını oluşturmuştur. Böylelikle icra anlayışı her yeni dönemde kendisini geliştirerek farklı üslup ve teknikler geliştiren icracıları beraberinde getirmiş, yeni teknik ve metotları ortaya çıkarmakla birlikte genç kuşaklar içinde yeni metot ve teknik ihtiyacını oluşturmuştur. Günümüzde geleneksel icra ve kendine has tavrı ile dikkat çeken en önemli icracılardan birisi de Yurdal Tokcan’dır. Geçmişten günümüze kadar gelmiş ud icrasında kullanılan farklı çalım teknikleri ile birlikte modern çalım teknikleri ve kendine özgü tavır anlayışıyla hem icra anlayışındaki yeni tınıları hem de besteciliğinde kullandığı özgün melodilerini gelenek ile birleştirmiş ve günümüz ud icrasını ve icracılarını derinden etkilemiştir. Bu araştırmanın amacı Yurdal Tokcan eserlerinin analizlerinin yapılarak uzman görüşü aracılığı ile lisans düzeyinde hangi kademelerde verilebileceğinin tespiti ile ud eğitimine katkı sağlamaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır.  Öncelikle Yurdal Tokcan eserlerinin melodik ve ritmik yapısı, akort düzeni, makam dizisi ve ses sahası, melodik örgü ve eser içerisinde öne çıkan icra teknikleri bakımından doküman analizi yapılmıştır. Analizleri yapılmış eserler analizleriyle beraber lisans düzeyinde gerekçeleriyle birlikte hangi kademelerde verilebileceğinin tespiti için lisans düzeyinde ud eğitimi veren 8 uzmana inceletilmek üzere yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİNANSAL PERFORMANS ÖLÇÜMÜNDE CRITIC VE MAIRCA YÖNTEMLERİNİN KULLANILMASI: KATILIM BANKALARI ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66076</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66076</guid>
      <author>Mustafa YURTTADURMehmet Zafer TAŞCI  </author>
      <description>Katılım bankaları ekonomilerde faizden uzak işlem yapmak isteyen müşterilerin tercih ettiği banka türleridir. Faaliyetlerini Türkiye’de sürdüren altı katılım bankasının finansal performans ölçümlerini Critic ve Mairca yöntemlerini içeren bütünleşik bir ÇKKV yöntemi ile analiz edilmesi çalışmamızda amaçlanmıştır. Bunun için katılım bankalarının 2021 yılı verileri bankaların yıllık bazda yayınladıkları faaliyet raporlarından yer alan konsolide olmayan mali tablolarından elde edilmiştir. Peformans analizinde kullanılacak olan kriterlerin ağırlıkları Critic yöntemi kullanılarak elde edilmiş sonrasında ise elde edilen alternatiflerin değerlendirmelerinin sıralaması Mairca yöntemi ile bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda ise 2021 yılı verilerine göre Critic yöntemi kuulanıldığında katılım bankalarının finansal performanslarının belirlenmesinde en önemli kriterin Likit Aktifler / Yükümlülükler en önemsiz kriterin ise Net Kar-Zarar / Toplam Aktifler olduğu; Mairca yöntemine göre 2021 yılında katılım bankaları arasında finansal performans sıralamasında ilk sırayı Kuveyt Türk katılım Bankası A.Ş. altıncı sırayı ise Ziraat Katılım Bankası A.Ş.nin aldığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİ MATERYALLERİNDE “KÜLTÜR” KAVRAMINA DERLEM TABANLI BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66338</guid>
      <author>Ramazan ŞİMŞEK</author>
      <description>Kültür, çokkültürlülük, kültürlerarasılık gibi kavramlar yabancı dil eğitiminin merkezinde yer almaktadır. Hedef dili öğrenen bireylerin kültürel anlamda gözetildiği; farklı fikir ve görüşlere alan açıldığı izlenimi oluşturmak dil öğrenen bireyleri de olumlu etkilemektedir. Son yıllarda Türkiye’nin etrafında gelişen toplumsal, siyasal aksiyonlar büyük nüfus hareketlerini tetiklemiş; eğitim, sığınma, ekonomi gibi faktörlerle Türkçe öğrenen sayısında da artışa vesile olmuştur. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında öğretici materyal sayısı son yıllarda bu paralelde artış yaşandığı görülmüştür. Türkçe öğrenmek isteyen yabancılar Asya’dan Afrika’ya; Avrupa’dan Güney ve Kuzey Amerika’ya kadar çeşitlilik göstermektedir. Bu çerçevede kültür ve kültürel farklılıklar yabancı dil olarak Türkçe öğretimi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada da Kültür biçimbirimi derlem tabanlı olarak incelenmiştir. Derlem, dili temsil yetisi olan yazılı ve sözlü metinlerin bilgisayar ortamında bir veri tabanı oluşturarak incelendiği bir alandır.  Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan ders materyalleri bilgisayar ortamına aktarılmış; derle dilbilimi analizlerinde kullanılan yazılımlar için  hazır hale getirilmiştir. Bu süreçte OCR düzenleme ve UTF-8 dönüşümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen özel derlem aracılığıyla kültür biçimbiriminin ders materyallerindeki sıklığı; kulanım şekilleri, bağlamları, eşdizimlilikleri betimlenmiştir. Elde edilen bulgular üzerinden kültür kavramının yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında genellikle Türk kültürü ile ilgili içeriklerde kullanıldığı; farklı kültürlere, kültürlerarasılığa ise nispeten az yer verildiği saptanmıştır. Akabinde veriler üzerinden çeşitli öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ PİYANO ESERLERİNDE  PARMAK NUMARASI KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66389</guid>
      <author>Feyza SÖNMEZÖZBegüm AYTEMUR </author>
      <description>Bu araştırmada müzik öğretmeni adaylarının piyano çalma davranışlarından biri olan parmak numarasının kullanımına ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmış, çalışma grubu ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda yürütülen araştırmanın çalışma grubu bireysel çalgı piyano dersi alan ve araştırmaya katılmaya istekli 11 müzik öğretmeni adayından oluşmaktadır. Katılımcıların görüşlerine sunulmak üzere, birbirine eş düzeyde bulunan Muammer SUN’a ait “Yurt Renkleri Albümü”nden 4 numaralı eser ve Ahmet Adnan SAYGUN’a ait “İnci’nin Kitabı Albümü”nden “İnci” ve “Ninni” adlı eserler seçilmiştir. Eserlerin notalarına ait parmak numaraları alan uzmanı araştırmacı tarafından yazılmış ve katılımcılara parmak numaralı ve parmak numarasız bir şekilde çaldırılmıştır. Uygulama sonunda katılımcılar ile birebir görüşme yapılmış, elde edilen veriler MAXQDA 2022 programı kullanılarak içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Araştırmada katılımcıların parmak numaralı çalmaya ilişkin 110 olumlu ve 15 olumsuz olmak üzere toplam 125 kod, parmak numarasız çalmaya ilişkin ise 12 olumlu ve 75 olumsuz olmak üzere toplam 87 kod ürettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Parmak numaralı çalmaya ilişkin katılımcıların olumlu görüşler açısından en çok hakimiyet/kolaylık sağlama ve güvenli çalma, olumsuz görüşler açısından ise zorlanma, stres/baskı yaşama ve kısıtlanma gibi görüşler sergiledikleri, bunun yanı sıra parmak numarasız çalmaya ilişkin olarak olumlu görüşler açısından en çok özgür hissetme, ezgiyi kavrama/anlama ve kişiye göre olması, olumsuz görüşler açısından ise hakimiyet kuramama, zaman kaybı ve zorlanma gibi görüşler sergiledikleri bulgusu elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca katılımcıların bireysel yaklaşımlarının büyük oranda parmak numaralı çalma üzerine olumlu, parmak numarasız çalma üzerine ise olumsuz şekilde olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MİMARLIK ARAYIŞLARIYLA İBADET YERLERİNDE MODERNİZM: ETİMESGUT CAMİİ VE IŞIK KİLİSESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62575</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62575</guid>
      <author>İlayda ÇETİN</author>
      <description>İbadet mekânları, sadece kişisel ibadetler için değil, aynı zamanda toplumda insanlarla tanışmak, kaynaşmak ve yardımlaşmak için de sosyal hayatta önemli yapılardır. Bu bağlamda toplu ibadet eski çağlardan beri var olmasına rağmen, bu ibadethanenin mekânsal oluşumu için hiçbir zaman ikna edici bir ilke olmamıştır. Ayrıca bu yapı içindeki birimler ve unsurlar çağın ve toplumun ihtiyaçlarına göre ortaya çıkmakta, buna bağlı olarak mekândaki konumları ve karakterleri de zaman içinde belirlenmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de ve yurt dışında yeni yaklaşımlar benimseyen ibadethanelerin mimari bileşenlerini her ülkedeki gelenek örneklerinden hareketle incelemek ve ardından bu iki ülkenin gelenekten nasıl farklılaştığını göstermek ve karşılaştırmaktır. Bu durumda iki yapı seçilmiştir; Cengiz Bektaş’ın tasarlamış olduğu Etimesgut Camii ve Tadao Ando’nun tasarlamış olduğu Işık Kilisesi’dir. Belirlenen bu yapılar, mimari düzenlemeler de dahil olmak üzere ibadet yeri tasarlanırken göz önünde bulundurulması gereken ‘Tasarım Kriterleri’ne göre değerlendirilmiştir. Tasarım kriterleri mimari prensipler ışığında ibadet yerlerinde olması gereken unsurlar ile sınıflandırılmıştır. Çalışmada geleneksel ibadet yerlerine ait tasarım verilerinin yeni teknolojiler ve malzemeler kullanılarak, günün şartları bağlamında ele alınmasına yönelik karşılaştırma sonucu bir yorum yapılmıştır. Günümüzde modernleşen mekansal tasarımların yanı sıra, köklerini değiştirmenin oldukça zor olduğu ibadethane gibi gelenekselleşmiş yapıları değiştiren bu iki örnek yapının, diğer modern mimarlık arayışlarına farklı bakış açıları sunması umut edilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İÇSEL YAŞAM BİÇİMİNİ TEMSİL ETME SÜRECİNDE MÜZİK VE DANS İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65825</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65825</guid>
      <author>Alper Tunga ÖZCAN</author>
      <description>Müzik ve dans, sanatsal semboller olarak, insanların iç yaşam tarzlarının sembolik temsilleridir. Fenomenoloji açısından bakıldığında, ses durumu ve beden durumu, insanın içsel duygularını ifade etmenin en doğal ve doğrudan yollarıdır. Ayrıca, insanın iç yaşam duygularını tezahür ettirme sürecinde genellikle birbirinden ayrılamazlar. İçsel yaşam durumunu karakterize etme sürecindeki bu eş biçimcilik-eş şekilcilik (homomorfizm), müziği ve dansı en baştan, yakından bütünleştirmiştir. İki form arasında belirli bir iç içe geçme vardır (penetrasyon) ancak ikisi arasındaki ilişki eşit değildir. Müzikal ses durumu, dans kompleksinden ayrılabilir ve kendi başına bağımsız bir enstrümantal dans müziği oluşturabilirken, genel olarak dans, müzikal ses durumundan bağımsız olarak var olmamıştır. Araştırmada, müzik sesi ve beden durumu ilişkisi, hem iç hem dış yaşam olgu ve eylemleriyle, psikoloji, anatomi, çalgı bilim perspektiflerinden incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlgili literatür araştırılarak ve geçmişten günümüze konunun kapsamına giren örnekler araştırmaya dahil edilerek kapsamın bilimsel dayanağını oluşturmayı hedeflemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INCREDİBLES 2 FİLMİNDE EVDE KALAN BABA TEMSİLİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65837</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65837</guid>
      <author>Ebru AĞAOĞLU ERCAN</author>
      <description>“Evde kalan baba”, ailede çocuk ve ev bakımının birincil olarak evin babası tarafından yürütülmesiyle ilgili bir tanımdır. Ebeveyn davranışlarını şekillendiren toplumsal cinsiyet ideolojisi, annelerin hala daha fazla günlük bakım faaliyetinden sorumlu olmasına rağmen, önemli değişimler geçirmiştir. Artık babalar, çocuklarına bakmak ve eşlerinin kariyerlerine destek olmak amacıyla evde kalmayı tercih edebilmektedir. Çizgi animasyonlar, toplumsal rollerin yerleşmesi, pekiştirilmesi ve yeniden üretilmesinde özellikle küçük çocuklar üzerinde oldukça etkilidir. Bu çalışmada Disney / Pixar yapımı &lt;em&gt;Incredibles 2 (İnanılmaz Aile 2, &lt;/em&gt;Brad Bird, 2018&lt;em&gt;)&lt;/em&gt; animasyon filminde evde kalan baba temsili, feminist bir analiz aracılığıyla ve toplumsal cinsiyet rollerinin değişebilirliği ön görülerek incelenmiştir. Bu çalışma için nitel içerik analizi yöntemi kullanılmış, incelenen animasyon filminde sunulan ebeveyn temsilleri ve özellikle evde kalan baba tasvirinin, kadının güçlendirilmesi açısından taşıdığı anlam irdelenmiştir. &lt;em&gt;Incredibles 2, &lt;/em&gt;evde kalan baba temsili açısından, şu ana kadar Disney süper kahraman animasyon filmleri arasında tektir. Klasik cinsiyetçi kalıplara meydan okuyan yönleri açısından ümit vericidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BOŞANMA VE BOŞANMANIN YETİŞKİNLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN  İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65841</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65841</guid>
      <author>Kahraman GÜLERBeren KALAFAT </author>
      <description>Evlilik bağı, kadın ve erkeğin bir araya gelerek ortak duygu, düşünce ve amaçlar doğrultusunda yaşamlarını birleştirme kararı almaları ve bu birlikteliği hukuki olarak kurmaları ile gerçekleşen toplumsal bir olgudur. Evlenen bireyler, evlilik süreçlerinde çeşitli düzeylerde sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Evlilik bağının temelinde yer alan duygusal, sosyal, ekonomik ve toplumsal faktörlerden kaynaklanan sorunların üstesinden gelinemediğinde ve sorunlar çözüme kavuşturulamadığında, söz konusu olan evlilik bağının temelleri sarsılmaktadır. Bu durum, genellikle bireylerin evlilik birlikteliğini sonlandırmaları ve boşanmaları ile sonuçlanmaktadır. Evlenme bazen hızlı gelişen ve çeşitli beklentilerle gerçekleşen mutlu bir olgu olmasına karşılık boşanma, bireylere sosyal, duygusal, ekonomik ve psikolojik açıdan zararlar vermektedir. Boşanmanın eşler, çocuklar ve eşlerin aileleri olmak üzere çeşitli ve geniş alanda etkileri olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı; boşanma ve boşanmanın yetişkinler üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu çalışma derleme araştırma niteliği taşımaktadır. Derleme, araştırma konusu ile ilgili yayınların araştırma sorusuna cevap vermek için bir araya getirilerek sentezlenmesidir (Higgins ve Green, 2011). Günümüzde yapılan araştırma sonuçlarına göre evlenme oranlarında azalma meydana gelmekte iken, boşanma oranlarında ciddi artışlar yaşandığı belirlenmiştir. Dolayısıyla boşanma durumları toplumda yaygın hale geldiğinde, bu durum toplumsal bir sorun olarak da değerlendirilmektedir. Boşanma ile birlikte bireylerde duygusal çöküntüler, stres, ekonomik sorunlar, kaygı, şiddet, uykusuzluk, sinirlilik, güvensizlik ve duyarsızlık gibi etkiler meydana getirmektedir. Ayrıca boşanma sonrasında bireylerde sosyal dışlanma, intikam, yalnızlık, panik ataklar, depresyon, bağlanma sorunları, özgüven eksikliği, ruhsal sorunlar, iletişim bozuklukları ve itibar kaybı gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT KİMLİĞİ VE HAFIZA MEKÂNLARIN KARŞILAŞTIRMALI FOTOĞRAF ANALİZİ: MUŞ İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65890</guid>
      <author>Gökhan DEMİREL</author>
      <description>Kentler, içerisinde kültürel, ekonomik ve sosyal çeşitlilik barındıran, kırsala göre daha yüksek yaşam standartları sunan yerleşim yerleridir. Kentler özellikle kalabalık insan nüfusunu barındırdıklarından dolayı genişleme politikasını sıklıkla uygulamaktadırlar. Böylece yeni yapılar, yeni mekânlar ve yeni yollar inşa edilmektedir. Kent belleğinin inşasında önemli birer simge olan bu yapılar, kentli için birer hafıza mekâna dönüşmektedirler. Hafıza mekânlar, kentlinin anılarını barındıran, kentli için bir kimlik bileşenine dönüşen mekânları tanımlamaktadır. Bu mekânların yıkımları, değişim ve dönüşümleri doğal olarak kentsel belleğe zarar vererek, kent kimliğinin unutulmasına neden olmaktadır. Kentlerin dönüşümlerini sağlayan çeşitli müdahaleler, kentin özgün kimliğini kaybetmesine yol açarken, yeni yerler de kentin tarihsellik boyutunda ve kentsel belleğin sürekliliğine zarar vermektedir. Muş ili bu bağlamda hem bulunduğu coğrafik konumdan hem de tarihsel geçmişinden kaynaklı farklı etnik ve dinsel grupları bünyesinde barındırmış, ancak zaman içinde bu çeşitliliği yitirmiş bir kenttir. Bu çalışma, Muş kenti özelinde kentlinin hatıralarını barındıran ancak zamanla değiştirilmiş, dönüştürülmüş veya yıkılmış hafıza mekânların eski ve yeni fotoğraflarını karşılaştırarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Analiz sonucunda hafıza mekânların kent ve kentli için öneminin ortaya çıkartılması, hafıza mekânların kent ve kentli için korunmasının ekonomik, kültürel ve sosyal değerine vurgu yapılması hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ SÜREÇTE PELERİN VE TÜRK GİYİNME KÜLTÜRÜNE YANSIMALARI </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66194</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66194</guid>
      <author>Gülşah POLATEmine KOCA </author>
      <description>Belgesel tarama yöntemi ile ulusal ve uluslararası yazılı ve görsel kaynakların incelendiği, tarihi süreçte farklı toplumlardaki pelerin kullanımının ve Türk giyinme kültürüne yansımalarının ortaya konmasının amaçlandığı bu tarihi araştırmada; Sümer Babil, Asur, İran, Mısır ve Sardunya ve Avrupa’daki birçok medeniyette antik dönemlerde yaygın olarak kullanıldığı görülen pelerinin milattan önceye tarihlendiği görülmüştür. 17. Yüzyıl ve sonrasında bostancıbaşı ve yeniçeri gibi devlet erkanının ve nadir de olsa padişahların bazılarının harmani/havrani adında bir pelerin türü kullandıkları, 18. Yüzyılda başlayan batılılaşma hareketleriyle birlikte batı modasının etkisiyle pelerin kullanımı 20 yüzyılın başlarında padişahlardan, orduya, saraydan halka kadar yayıldığı ve sembolik işlevleri ile giyinme kültürünün içinde yer aldığı tespit edilmiştir.    </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GİTAR İÇİN YAZILMIŞ ERKEN VE GEÇ FOLİALARIN PERFORMANS TEKNİKLERİ BAĞLAMINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64793</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64793</guid>
      <author>Bülent ERGÜDEN</author>
      <description>Bu çalışmada erken ve geç dönemlerde gitar için yazılmış &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lar performans teknikleri bağlamında incelenmiştir. Rönesans döneminde yazılan erken &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lar ve Barok dönemde yazılan geç &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lar armoni, melodi, ritim gibi müzikal özellikler bakımından büyük farklılıklar içerir. Bu farklılıklar kompozisyon fikrinin evrimleşmesi ve gitarın enstrüman olarak farklılaşıp performans tekniklerinin değişmesiyle ilişkilidir. Çalışmada müzik ontolojisi olarak &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lar “canlı bir organizma” modeliyle incelenmiş, değişim farklı yönleriyle mercek altına alınmıştır. Çalışmada erken ve geç &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lar tarama metoduyla araştırılmıştır. Erken &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lara örnek olarak Alonso Mudarra’nın ilk gitar olarak kabul edilen &lt;em&gt;vihuela&lt;/em&gt; için yazdığı ve arp enstrümanını taklit ettiği &lt;em&gt;Fantasia 10&lt;/em&gt; başlıklı eseri seçilmiştir. Geç &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’lara örnek olarak ise Barok gitar için yazılmış olan Francesco Corbetta’nın iki &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’sı ve Gaspar Sanz’ın &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’sı seçilmiştir. Seçilen eserler müzik stilleri ve performans teknikleri açılarından karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Sonuç olarak &lt;em&gt;vihuela&lt;/em&gt; ve Barok gitar için yazılan &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’larda performans tekniklerinin eserin evrimini etkilediği ve bu etkilerin gitaristler tarafından dikkate alınmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bu iki dönem &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’larında tonalite, akor ve melodi kalıplarında farklılıklar olduğu görülmektedir. Kelime anlamı çılgınlık olan &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’nın Barok dönemde ağır başlı bir dansa dönüşmesi &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’larının evriminin ciddi derecede değiştiğinin önemli bir göstergesidir. Ritmik açıdan da geç &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’larda özellikle &lt;em&gt;rasgueado&lt;/em&gt; tekniklerinin kullanılmasıyla birlikte önemli değişimler oluşmuştur. Ayrıca &lt;em&gt;vihuela&lt;/em&gt; ve Barok gitarın akortlarındaki farklılıklar performansı doğrudan etkiler ve yeni tınılar ortaya çıkar. Erken ve geç &lt;em&gt;folia&lt;/em&gt;’ların arasındaki niteliksel farkların da performansları doğrudan etkileyeceği için gitaristler tarafından dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> ÖRGÜTSEL DEĞİŞİM VE YENİLİK SÜRECİNDE E-TİCARET VE DİJİTAL PAZARLAMA ALANINDA MÜŞTERİ DAVRANIŞLARI: SOSYAL MEDYADA YEMEKSEPETİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64922</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64922</guid>
      <author>Fulya ÖZDEMİRAyten AKATAY  ,Serkan ÖZDEMİR </author>
      <description>İşletmelerde değişim ve yenilik her zaman önem arz etmiştir. Özellikle bu değişim ve yenilik sonucu müşterilerin değişime verdiği tepki işletmeler açısından büyük önem taşımaktadır. Dijital çağa kadar geleneksel işletmelerde değişim ve müşteri memnuniyeti üzerinde durulan önemli konular olmuştur. Günümüzde iş süreçlerinin değişmesi, pazarlama faaliyetlerini ve müşteri davranışlarını da büyük ölçüde etkilemiştir. Bu çalışma değişim sürecinde müşteri davranışlarının e-ticaret ve dijital pazarlama alanında değerlendirilmesi açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Çalışmada Türkiye’de e-ticaretin en başarılı örneklerinden biri olan Yemeksepeti uygulamasının 2022 Mayıs ayında gerçekleştirmiş olduğu son değişime yönelik “olumsuz” müşteri tepkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma Yemeksepeti uygulamasının yenilenmesinin ardından sosyal medyada kullanıcı memnuniyetsizliklerini değerlendirmeye yöneliktir. Araştırma amacı doğrultusunda Instagram uygulamasında Yemeksepeti’nin resmi hesabında yer alan ve uygulamadaki değişimin sonrasına ait yorumlar içerisinden memnuniyetsizlik ve talep içeren 1342 müşteri yorumu incelenmiştir. İncelenen yorumlar nitel analiz yöntemi kullanılarak sistematik bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre müşterilerin değişim karşısında uyum sağlamakta güçlük çektikleri ve yeni uygulamanın bazı sorunları beraberinde getirdiği belirlenmiştir. Müşterilerin diğer uygulamalara kolaylıkla ulaşabiliyor olmaları nedeniyle uygulamayı silme ve başka uygulamalara geçme ve rakiplerle kıyas ifadelerini sık vurguladığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE İMALAT SEKTÖRÜNDE ENDÜSTRİ 4.0 ADAPTASYON DÜZEYİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65989</guid>
      <author>İlker KARADEMİR</author>
      <description>Teknolojideki hızlı değişim imalat sanayini de etkilemekte. Firmaların bu teknolojinin ve dijtalleşmenin bu kadar hızlı geliştiği ortama uyum sağlamaları gerektiği açıktır. Dördüncü Sanayi Devrimi'ne kadar hızlı adaptasyon sağlanırsa, şirketler bu devrimsel ortamda rakiplerine göre avantaj elde edecek ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirecektir. Kuşkusuz gelişmiş ülkeler düzeyine çıkmaları veya bu ünvanı korumaları da aynı konuya bağlı olacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de üretim sektöründe faaliyet gösteren firmaların Endüstri 4.0 olgunluk düzeyleri incelenmiştir. Verilerin analizinde SPSS v28 programı kullanılarak yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda; Şirketlerde kullanılan dijital uygulamalar; ERP %70,1 yüksek kullanım oranı ile birinci, CRM %64,5 ile ikinci, MRP %31,0 ile üçüncü ve BI %28,9 ile dördüncü sırada yer almaktadır. Yine kullanılan Endüstri 4.0 uygulamaları; Büyük Veri ve Analitik %46,7 ile ilk sırada, Siber Güvenlik %45,7, Bulut Bilişim %44,7, Yapay Zeka %28,9, Derin Öğrenme ve Makine Öğrenimi %25,4, Otonom Robotlar %22,3 olarak tespit edilmiştir. Diğer yandan, sektöre göre Endüstri 4.0 olgunluk seviyeleri; Lojistik/Nakliye: 3,85 ilk sırada, BT/Elektronik/Yazılım: 3,83 ikinci sırada ve Enerji: 3,80 üçüncü sırada yer almaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞKOLİKLİĞİN İŞ YAŞAM DENGESİ ÜZERİNE ETKİSİNDE TEKNOLOJİ KULLANIMININ DÜZENLEYİCİ ROLÜNÜN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66171</guid>
      <author>Açelya TELLİ DANIŞMAZ</author>
      <description>Günümüz iş dünyası, her geçen gün yaşanan teknolojik gelişmelerle hayatımıza dâhil olan yeniliklere uyum sağlama çabası içerisinde gelişmeye ve değişmeye devam etmektedir. Öyle ki, işletmelerin özellikle sanal organizasyonlara dönüşmeye başlaması, çalışanların da iş dışında işle ilgili faaliyetlerde bulunmasına olanak sağlamıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; çalışanların işkolik davranışlarının iş-yaşam dengesi ile ilişkisinde teknoloji kullanımının düzenleyici rolünün incelenmesidir. Bu amaçla doğrultusunda bir bilgi teknolojileri işletmesinin çalışanlarına yönelik bir anket çalışması düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda; işkolikliğin iş-yaşam dengesi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu, ancak teknolojinin bu iki değişken arasında düzenleyici rolü üstlenmediği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> BESİN ALERJİSİ OLAN ÇOCUKLARIN EBEVEYNLERİNİN İNTERNET VE SOSYAL MEDYA KULLANIM ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64969</guid>
      <author>Perver KARŞIGİLSibel KÜÇÜK ,Dilek ULUDAŞDEMİR ,Ayşe ÖZEFLANİLİ </author>
      <description>Besin alerjisi her yaş grubundan insanın etkilendiği önemli bir sağlık problemidir. Araştırma besin alerjisi olan çocukların ebeveynlerinin internet ve sosyal medya kullanım özelliklerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini Facebook sosyal medya platformu üzerinden besin alerjili çocuk sahibi 104 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmanın verileri veri toplama formu kullanılarak toplanmıştır. Ebeveynler besin alerjisi ile ilgili en sık Facebook (%94.2) ve Instagram (%45.2) sosyal medya sitelerini kullanmaktadır. Ebeveynlerin %90.4’ü benzer durumları yaşayan kişilerden görüş alma, %63.5’i başka bir tedavi şekli olup olmadığını öğrenmek amacıyla, %35.6’sı ise sağlık çalışanlarından gerekli bilgi ve eğitimi alamaması nedeniyle internet/sosyal medya sitelerini kullanmakta ve bu sitelerden edinilen bilgiler hastaneye başvurmasını (%40.4) etkilemektedir.  Hastaneye başvurmadan önce %29.8’i edindiği fikirleri denemekte ve sağlık personelinden tedavinin bu yönde düzenlenmesini talep etmektedir.  Ebeveynlerin %73.1’i internetten/sosyal medyadan aldıkları tavsiyeleri faydalı bulmaktadır. Sağlık personelinden aldığı eğitim sonrasında sağlık personeline ulaşmanın zor olması (%61.5) ve eğitim sonrasında aklına gelen soruları soramama (%52.9) nedenleriyle sağlık personelinden aldığı eğitimleri mutlaka internetten araştırdığını (%78.8) belirtmişlerdir. Besin alerjisi gibi hastalıkların tedavi ve yönetimine ilişkin sürekli, ulaşılabilir danışma ve destek birimlerinin oluşturulması, sosyal medyada kullanılan sitelerde yer alan bilgilerin sağlık kuruluşları bağlantılarıyla paylaşılması ve sağlık çalışanlarının bu konuda farkındalıklarının arttırılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL DEVRİMİN YAPI FAALİYETLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66226</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66226</guid>
      <author>Bihter TÜRKMENOĞLU</author>
      <description>Bilim ve teknolojideki ilerlemeler mühendislik alanlarında büyük gelişmeler yaşanmasını mümkün kılmıştır. Buna bağlı olarak tarihsel süreç içerisinde bilimdeki gelişmeler doğrultusunda &lt;em&gt;teknoloji uygulamalı bilim&lt;/em&gt; şeklinde tanımlanmıştır. Mühendislik ise; &lt;em&gt;doğa bilimlerinin uygulaması &lt;/em&gt;olarak görülmüştür. Ancak Eski Çağ’daki aletler düşünüldüğünde ya da Mısır, Mezopotamya, Çin gibi uygarlıklardaki yapı faaliyetleri incelendiğinde bu uygarlıklarda bilim, teknoloji ve mühendislik çalışmalarının aynı güzergahta olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada inşaat mühendisliğinin tarihi arka planı incelenerek dönemin bilimsel bilgi birikiminden daha önde olan teknik çalışmaları ele alınmıştır. Mısır, Mezopotamya, Çin, Yunan ve Roma gibi uygarlıklardaki yapı faaliyetlerinin inşaat mühendisliğinin ilk örnekleri arasında kabul edilmesi gerektiği saptanmıştır. Eski zamanlar düşünüldüğünde; bilim, teknoloji ve mühendislik arasındaki ilişki sıralamasının geçerli olmayacağı yapı faaliyetleri üzerinden örneklendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATEŞİN YIKICI GÜCÜ VE AHŞAP HEYKEL: DAVİD NASH</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66424</guid>
      <author>Burcu ERDEN</author>
      <description>1979 yılında ahşaptan yaptığı &lt;em&gt;Wood Stove&lt;/em&gt; isimli soba heykeli ile ateşi üretimlerinde kullanmaya başlayan heykeltıraş David Nash, ahşap malzeme ve ateşin yıkıcı gücünü eserlerinde kuvvetli bir çelişki olarak gündeme getirmiştir. Soba heykellerinden oluşan seride ahşabın kendisi için tehdit unsuru olan ateş ile bir aradalığı, sanatçının bu seri dışındaki üretimlerinde de gözlemlenen bir kutuplaşmadır. Bu çalışma, David Nash’in ateş ve ahşap malzemeyi uygarlık tarihi ile ilişkilenen tematik bir çerçeve içinde ele aldığı heykellerine odaklanmıştır. Metinde Nash’in ahşap heykellerinin yanarak küle dönüştüğü örnekler incelenmiş, bu nesnesizlik durumu ve heykelin fiziksel varlığını ortadan kaldıran üretim süreci üzerinde durulmuştur. Heykelin yanarak dönüştüğü kül, insan varlığı ve onun etkinliğine işaret eden bir kalıntı olarak, uygarlık tarihindeki insan ve ateş etkileşimi ile anlam bağları kurmaktadır. Sanatçının başka heykellerinde doğa koşullarının etkisi olarak karşılaşılan bu form dönüşümü, Nash’in ateş ve ahşap malzemeyi kullanarak yaptığı heykellerini irdelerken ipucu olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada yer verilen heykellerinin tamamlamasında ateşin rolü, sanatçının sürece olan sadakati ekseninde tartışılmıştır. Nash’in kömürleşmiş heykellerini kullanarak kâğıt üzerine yaptığı desen çalışmaları ve küle dönen heykellerine dair tek kayıt olan fotoğraflar da metin içinde ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CHRISTIAN MIGRATIONS IN IRAQ BETWEEN 1980-2020 IN THE CONTEXT OF POLITICAL AND HUMANITARIAN DYNAMICS</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64861</guid>
      <author>Engin KORKMAZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, 1980-2020 yılları arasında Irak bölgesinde meydana gelen savaş ve terör olaylarından dolayı oluşan Hristiyan (Nasturi, Keldani, Ermeni vb.) göçlerini göç kavramı bağlamında incelemektir. Çalışmanın temel sorusu: “&lt;em&gt;söz konusu göçlerin siyasi, dinî, kültürel ve sosyal boyutları neler olmuştur?&lt;/em&gt;” Bu temel soru etrafında bir literatür taraması yapılıp elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yüzyıllarca Kürtlerle hem Hakkâri’de hem de Kuzey Irak’ta yaşayan Hristiyanlar tarihte çok defa göçe maruz kalmışlardır. Bu çalışmada 1915’te Hakkâri’den İran ve daha sonra Irak’a göç eden Hristiyanların özellikle de Nasturilerin bölgedeki siyasal istikrarsızlıkların etkisi ile Avrupa ülkelerine göç ettikleri bulgusuna rastlanmıştır. Bu istikrarsızlıklar: İran-Irak Savaşı (1980-1888), Körfez Savaşı, Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in Kürtler üzerinde başlattığı soykırımdan Hristiyanların da etkilenmesi gibi nedenlerle çıkmıştır. Bunun yanında Irak’ın Amerika tarafından işgali (2003) ve nihayetinde 2011 yılında IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tarafından başlatılan terör, Hristiyanların göç etmesinde etkili olan başka olaylardır. Çalışma verileri, Irak üzerinde yazılan eserlerden sadece Hristiyan göçü ile ilgili kısımların alınması ile elde edilmiştir. Konu ile ilgili literatür tarandığında, hassaten Hristiyan göçü üzerinde veri olmamakla birlikte muhtevasına girilmeden Hristiyan göçlerine de değinilen eserlerdeki bilgiler toplanıp Türkçeye çevrilmiştir. Gerek akademik platformlarda ve gerekse de Google taramasında sadece 1980 sonrasında Irak’ta meydana gelen Hristiyan göçlerine değinen çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bakımdan bu çalışma, söz konusu göçle ilgili parçacıl verilerin toplanıp akademik alana sunulması noktasında önemli bulunmuştur. Çalışmada mülteci, sığınmacı, göçmen gibi tanımlamalar geçmesinin yanında zorunlu ve isteğe bağlı göçlerden de söz edildiği için bu kavramlar teorik çerçeve başlığı altında açıklanmıştır. Analiz bölümünde Hristiyan göçleri söz konusu göç ile ilgili kavramlar bağlamında analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÖNETİMİN İŞLEVLERİNDEN  İNSAN KAYNAKLARI PLANLAMASINI  ETKİLEYEN FAKTÖRLER ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64911</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64911</guid>
      <author>Serap ATEŞ</author>
      <description>Günümüzde örgütlerin sahip oldukları kaynaklar içerinde insan kaynağının ne derece önemli olduğu su götürmez bir gerçektir. Sahip olunan bu kaynağın verimli, rasyonel ve etkin planlanarak değerlendirilmesi örgütlere birçok avantaj sağlamaktadır. Her şeyden önce organizasyon sahip olduğu insan kaynağı profilinin niceliksel ve niteliksel özelliklerine hâkim olmakta ve sonraki süreçte bu insan kaynağının gelişiminin ne yönde olması gerektiği öngörmektedir. Aynı zamanda mevcut ve gelecekteki pozisyonların gerektirdiği beceriler netleşir, insan kaynağının eğitimi tamamlandığından organizasyona rekabet avantajı sağlamaktadır. Fakat insan kaynakları planlaması yapılırken organizasyonun göz önünde tutması gereken birçok husus söz konusudur. Bu çalışma insan kaynakları planlamasınınım önemini, amaçlarını ve işlevlerini tartışarak, organizasyonların insan kaynağı planlama süreçlerinde etkili olan faktörlerin neler olduğunu ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEVŞEHİR ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN ŞEKİL VE MUHTEVA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62970</guid>
      <author>Serkan ERDOĞAN</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Bu çalışma, merkezden tayin olunan kadıların görevleri icabı, mahkemede verdikleri hükümleri, merkezden irsâl edilen emirleri, kendilerine mülhak oldukları mahalle ve köylerde vuku bulmuş olayları veya kadıların bağlı bulundukları hukuk kuralları çerçevesinde verdikleri kararları bünyesinde barındıran 29 Nevşehir Şer’iyye Sicillerinin genel durumlarını aydınlatmayı hedeflemektedir. Damat İbrahim Paşa’nın doğum yeri ve ziyadesiyle önem verdiği Nevşehir, kurulduğu yıl itibariyle diğer Osmanlı şehirlerine nazaran kadı ve şer’iyye sicilleri ile geç tanışmıştır. Bu vesile ile 18. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren köyden şehre dönüşen Nevşehir, 1798 yılına değin şer’iyye sicillerine sahip olma şansı elde etmemiştir. Bunun sebebi ise büyük olasılıkla muhafaza edildikleri yerde yanmaları veya harap olmalarından ötürüdür. 1798 ile 1930 yılları arasında Nevşehir mahkemesince tutulmuş davaları içeren yani 132 yıllık süreci kapsayan 29 defter, günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde muhafaza edilmektedir. İşbu çalışma tarihin tozlu raflarında kalan bu defterlerin genel durumu hakkında aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A.H. TANPINAR’IN HAYATI VE ESERLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64732</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64732</guid>
      <author>Necla BODUR</author>
      <description>Türk edebiyatı üzerinde son yıllarda üzerinde en çok araştırma yapılan edebiyatçılar arasında Tanpınar gelmektedir. Onu önemli kılan özelliklerin başında, toplumsal sorunlara ustaca çözümler bulma gayreti içerisinde olmasıdır. Müslüman bir toplumda yaşayan Tanpınar, haliyle dini konulardan da sıklıkla söz etmiş, din-ahlak ilişkisine dair dikkat çekici yaklaşımlar ortaya koymuştur. Onun hayata ve topluma dair yaklaşımlarının arka planında güçlü bir edebi bakış açısı yatmaktadır. Toplumsal meselelere duyarlı, kendisini insanlığın sorunlarına çözümler üretmek noktasında mesul gören bir edebiyatçı olarak kendini tanımlayan Tanpınar’ın bu makalede derli toplu bir şekilde hayatından, eserlerinden ve edebiyattaki konumundan söz edilecektir.  Oldukça farklı bir kişiliğe ve dünya görüşüne sahip olan, edebiyat düşüncesini tarih ve estetik gibi alanlarla destekleyen ve toplumun sorunlarına geniş bir perspektiften eğilen ve böylesi zengin bir edebiyat kültürüne sahip olan Tanpınar’ın hayatının ve eserlerinin inceleme konusu yapılması, onun çalışmalarını daha iyi anlayabilmek için önemli bir adım teşkil etmektedir. İşte bu makale mezkur amaca matuf kaleme alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TARAFINDAN DÜZENLENEN MERKEZİ HİZMET İÇİ EĞİTİM FAALİYETLERİNE KATILAN ÖĞRETMENLERİN BU KURSLARA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64968</guid>
      <author>Kerem ŞAHİN Tuğba YANPAR YELKEN  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen merkezi hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılan öğretmenlerin bu kurslara yönelik görüşlerini incelemektir. Bu kapsamda, çalışmanın örneklemini Aksaray il genelinde görev yapan ve 2015 – 2019 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen merkezi hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılan 250 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışma tarama modelinde hazırlanmıştır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan, birinci bölümde kişisel bilgilerin yer aldığı, ikinci bölümde 5’li likert tipi soruların olduğu, üçüncü bölümde ise açık uçlu soruların olduğu veri toplama aracı ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenler, merkezi hizmet içi eğitim kurslarının mesleki ve kişisel olarak kendilerini geliştirdiklerini ifade etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AYLA KUTLU’NUN HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65032</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65032</guid>
      <author>Nuri KARA</author>
      <description>Edebiyat dünyamızda 1990’lar da yerini alan Ayla Kutlu, sonrasında edebi dünyamızda önemli izler bırakmıştır. Her ne kadar eserlerinde bireylerin kişisel ve psikolojik yönleri dikkat çekse de arka planda toplumsal Türkiye anlatısı vardır.  Bu çalışma edebiyatımızın öncü kadın yazarlarından Ayla Kutlu’yu odağına alarak, yazarın yazın dünyasına bir giriş yapmaktadır. Makalede yazarın hayatı ve edebi kişiliği ele alınmaktadır. Yunus Nadi ve Sait Faik Hikaye ödülleri gibi önemli nişanları bulunan yazarın çok fazla sayıda eseri bulunmaktadır. &lt;em&gt;Ateş Üstünde Yürümek, Zaman da Eskir, Asi, Hoşçakal Umut, Kadın Destanı, Cadı Ağacı &lt;/em&gt;eserlerinden bazılarıdır. Bunların yanında &lt;em&gt;Merhaba Sevgi, Yıldız Yavrusu, Küçük Mavi Tren, Harika İkizler &lt;/em&gt;gibi çocuk edebiyatı alanında da eserleri bulunmaktadır. Bir nevi otobiyografik bir anlatı olan &lt;em&gt;Zaman da Eskir &lt;/em&gt;çalışması yazarın ilk 22 yılını ele alır. Bunun dışında Kadın Destanı manzumesi yazarın kadın çalışmaları alanında verdiği eserler arasında sayılabilir. Bu çalışma mitolojik kadın figürünü çağdaş kadın hikayesine bağlama çabası dikkat çeker. Bu çalışma edebiyatımızın öncü kadın yazarlarından Ayla Kutlu’yu odağına alarak, yazarın yazın dünyasına bir giriş yapmaktadır. Bu çalışmada daha çok yazarın kendi düşüncülerine odaklanılmaktadır. Makalede yazarın hayatı ve edebi kişiliği kendi görüşleri doğrultusunda ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZ DOĞU HİNDİSTAN ŞİRKETİ'NİN GELİR VE TİCARET POLİTİKASININ BENGAL'DEKİ ETKİSİ: BÜYÜK KITLIK BAĞLAMINDA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65048</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65048</guid>
      <author>Abdulla AL MAHMUDJannate GULSHAN </author>
      <description>Bu makalede İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin 1770’lerde meydana gelen büyük kıtlık sırasında ticaretinde ve gelir politikasında yaşadığı etki tarihi kaynaklar doğrultusunda ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırmalarımıza göre, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin beklenmedik bir şekilde güçlenmesi, kısa vadeli gelir ve ticaret politikaları, Bengal'in ekonomisine büyük zarar vermiştir. 1769'da yaşanan uzun süreli kuraklık, bu çıkmazda işleri daha da kötüleştirmiştir. Sonuç olarak 1770'de Bengal'de (Bengalce 1176) tarihte 'Siattarer Manantar' olarak bilinen Yetmiş Altı Büyük Kıtlıktan biri olarak ortaya çıkmıştır. Şirketin yaptığı hesaplamalar doğrultusunda Bengal halkının yaklaşık üçte biri bu kıtlıkta açlıktan ötürü hayatını kaybetmiştir. Bengal'in tarımı, ticareti ve endüstrisi ciddi şekilde zarar görmüştür. Ancak kıtlık sırasında, şirketin sorumsuz eylemleri ve sertliği özellikle belirgin hale gelmiştir. Kıtlık dönemlerinde bile önceki yıllarda olduğu gibi vergiler toplanmış, çoğu şirket yetkilisi ve çalışanı olan tüccarların malları stoklanması durumu çekilmez bir hale getirmiştir. Elimizdeki bilgiler çerçevesinde İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin spekülatif bir ticari şirket olduğunu göstermektedir. Şirketin sorumsuz yönetimi ve dar görüşlü gelir ve ticaret politikaları, müreffeh bir bölgenin (Bangla) telafisi mümkün olmayan bir yıkımına yol açmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>E-TİCARET VE E-TİCARET TALEBİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER: ERZURUM İLİNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65882</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65882</guid>
      <author>Ayşegül KURTErgün AKTÜRK  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Erzurum ilinde ikamet eden bireylerin e-ticaret davranışlarını, bu davranışları etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerle ilişkisini analiz etmektir. İlk olarak, elektronik ticaretin tanımı, kapsamı, tarafları, araçları ve türleri açıklanarak, elektronik ticaret ile geleneksel ticaret arasındaki farklardan bahsedilmiştir.  Bunlara ek olarak e-ticaretin avantaj ve dezavantajları ile e-ticaretin ekonomi üzerindeki etkilerinin üzerinde durulmuş ve kavramla ilgili önceki çalışmaların yer aldığı literatür taraması yapılmıştır. Ardından dünyada ve Türkiye’de e-ticaretin öneminden bahsedilmiş ve e-ticaret verileri ele alınmış, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin e-ticareti nasıl etkilediğine dair bilgilere yer verilmiştir. Son kısımda araştırmanın amacı ve kapsamı üzerinde durulmuş, anketin hazırlaması ve uygulanması anlatılmış, veri setinin işlenmesi ve çözülmesine dair bilgiler verilmiş, örneklem özelliklerinden bahsedilerek, SPSS programı yardımıyla Pearson Chi-Square (ki-kare) analizi yapılmıştır. Sonuç olarak Erzurum ilinde ikamet eden bireylerin e-ticaret tercihini etkileyen faktörler belirlenerek bu faktörlerin demografik özelliklerle olan ilişkisi açıklanmıştır. Yaş, eğitim ve gelir değişkenlerinin e-ticaret talebini önemli ölçüde etkilediği, cinsiyet değişkeninin ise e-ticaret talebini etkilemede anlamlı bir fark oluşturmadığına kanaat getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARININ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ İÇİNDEKİ YERİNİN LİTERATÜR TARAMASI YÖNTEMİ İLE  ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65984</guid>
      <author>Özgür KOCACENKOsman Alparslan ERGÖR  </author>
      <description>&lt;div class="page" title="Page 1"&gt;&#13;
&lt;div class="layoutArea"&gt;&#13;
&lt;div class="column"&gt;&#13;
İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamaları, çalışma ortamlarında meydana gelebilecek kazaları ve meslek hastalıklarını çeşitli yöntemlerle önleme amacı ile gerçekleştirilmektedir. Bir işletmede en üst düzeydeki yöneticiden en alt kademede çalışan işçiye kadar tüm çalışanların kaliteyi üretmeye katkıda bulunması felsefesi olan Toplam Kalite Yönetimi (TKY) sadece üretilen ürünün kalitesi değil aynı zamanda çalışma ortamındaki verimliliği ve kaliteyi de hedefleyen bir felsefedir. Bu anlamda çalışma ortamlarında iş kazaları ve meslek hastalıklarının da önlenmesi Toplam Kalite’ye yönelik bir faaliyet olacaktır. Bu çalışma ile, gerek ülkemizde gerekse de dünyada, son 20 yılda toplam kalite yönetiminin İş Sağlığı ve Güvenliği(İSG) perspektifi açısından araştırıldığı makale ve tez araştırmaları ayrıntılı incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmada Türkiye, Polonya, İspanya, İran ve Romanya’da 2000-2019 yılları arasında yazılmış makale ve tez çalışmaları literatür tarama ve tez değerlendirme yöntemi ile incelenmiştir.&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


