






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science, Yıl 2021 Sayı 117</title>
    <link>https://asosjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1470</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ESKİŞEHİR’DE SEYYİD BATTAL GAZİ KÜLTÜ ODAĞINDA GELİŞEN ANIT TÜRBE MİMARİSİNE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51242</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51242</guid>
      <author>Erol ALTINSAPANHasan YILMAZYAŞAR </author>
      <description>Bu makalede Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde 1464-65 yıllarında yeniden inşa edildiği anlaşılan  Seyit Battal Gazi Türbesi’nin Battal Gazi Kültü olarak tanımlayabileceğimiz inanışın, bölgede daha sonraki yıllarda inşa edilmiş anıt türbelerin mimarisine etkisi ele alınmaya çalışılmıştır. Seyit Battal Gazi Türbesi (1464) ile birlikte ele aldığımız türbelerin inşa faaliyetlerini,  bölgenin dini, sosyal ve siyasal yapısına bağlı olarak değerlendirebiliriz. Özellikle 15.-16. yüzyıllarda bölgedeki zaviyeler (Öncelikle Seyid Battal Gazi Külliyesi), ihya edilmiştir. Bu yapılara (Mihaloğulları ailesinin özel ilgisine paralel), Osmanlı başkentinin sosyal ve siyasi politikalarına bağlı olması muhtemel, büyük yatırımlar yapıldığını görmekteyiz. Seyid Battal Gazi Külliyesi’nde yapılan onarım ve ilaveler ile Sücaeddin Veli Külliyesi ve Üryan Baba Zaviyesi’nin inşası buna örnek teşkil eder. Sonuç olarak; bölgede inşa edilen Şeyh Sücaeddin Türbesi, Üryan Baba Türbesi, Demirtaş (Mürvet Ali) Paşa Türbelerinin sekizgen prizma biçimli gövdeleri, kubbe örtüleri ve mimari kuruluşlarıyla Battal Gazi Kültü’nün anıtsal yapısı olan Seyit Battal Gazi Türbesi’nin formunu bir anlamda tekrar etmesine neden olarak, Seyid Battal Gazi Kültü’nün başat bir rol oynadığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİŞİLİK BÖLÜNMESİ &amp; İKİ AYRI ÇARPICI MİSÂL </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50769</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50769</guid>
      <author>Sinan ÇAYA </author>
      <description>Çoğul kişilik (ya da kimlik çözülmesi / ayrışması) ruh sağlığına dair bozukluklar bağlamında önemli bir yer tutar. Aynı bedende; değişik zamanlarda farklı kişiliklerin ortaya çıkıp ayrı ayrı davranım örüntüleri ortaya koymalarını içerir. Ekseriya farklı kişiliklerin toplamı ikidir. İki farklı kimlik (hüviyet) arasında dolaşım gibidir; ancak, bazı süjelerde; ikiden fazla kişiliğin dahi bir arada görülmesi mümkün olabilir. Keskin (ağır) vak'alarda anılan farklı kişilikler arasında köprülerin iyice atılması mânâsına gelecek surette bellek kayıpları dahi söz konusu olabilir. Konu, edebiyat ve beyaz perde yapıtlarına da aksetmiş; bu şekilde hem akıcı ve sürükleyici anlatımlara geçit bulunmuş hem de izleyicinin mesele hakkında daha iyi aydınlanması sağlanmıştır. Yeni tarihli bir Amerikan filmi ile tarihçi yazar &lt;em&gt;Reşat Ekrem&lt;/em&gt;’in kaleminden bir yaşanmış öykü çok çarpıcı ve belirtici (&lt;em&gt;demonstratif&lt;/em&gt;) iki misâl olarak bu çalışmada ele alınmışlardır.  İlginç bir diğer nokta; marazî bu gelişimin kimi sanatçılar nezdinde yaratıcılığa katkı veren bir ekstra imkân yerine geçebilmesidir. Meselâ bir romancı; bu farklı şahsiyetlerden birleştirdiği unsurlar ile daha gerçekçi kurgusal karakterleri daha kolayca eserine aktarabilir. Birçok ruhsal bozuklukta birbiriyle örtüşme ya da geçişkenlik söz konusu olduğundan; çoğul kişilik de kimi zaman başka etiketlerle ifade edilen diğer marazî haller ile at başı gidebilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİKTE UYUŞUM KAVRAMI VE BİR “UYUŞUMSUZ” MÜZİK TÜRÜ OLARAK GAMELAN</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50931</guid>
      <author>Onur ŞENEL</author>
      <description>Batı müziğinin tarihsel pratiği içerisinde öne çıkan bir kavram olan uyuşum, perdelerin nitelikleri ve ilişkilerini düzenlemesi bakımından oynadığı hayati rol sebebiyle çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Uyuşumu tonal örtüşme olarak gören yaklaşımlar bu örtüşmeyi matematiksel oranlar ile ses ve algı mekanizmasının fiziksel özellikleri bağlamında ele almış, her yer ve zaman için aynı ölçüde geçerli olacak bir uyuşumun tanımlanmasına çalışılmıştır. Kültürel göreceliği dikkate alan çalışmalar yanında uyuşumun evrensel temelleri üzerinde duran deneysel çalışmalarda bile deneyim ve kültürlenmenin öneminin görülmüş olması ise uyuşumun değişken doğasının fark edilmesini sağlamıştır. Geleneksel müzik kültürleri hakkındaki çalışmalar yalnızca işitsel uyuşumun değil aynı zamanda kavramsal uyuşumun da kültüre bağlı bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Batılı gözlemciler tarafından çoğu kez uyuşumsuz bir müzik türü olarak görülen gamelan, uyuşumun kültürel göreceliğini ortaya koyması bakımından bu tip bir örnektir. Bu bağlamda bu makalede, uyuşum kavramının tarihi, tanımları, uyuşumun algısal süreçleri, deneysel ve kültürel yaklaşımlar ile gamelan müziğinin kavramsal farklılıkları çerçevesinde uyuşum ve perde sistemlerinin kültüre özgü yapısı tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN MATEMATİK PROBLEMİ ÇÖZME TUTUMLARI İLE PROBLEM ÇÖZMEYE YÖNELİK YANSITICI DÜŞÜNME BECERİLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51002</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51002</guid>
      <author>Yasemin KATRANCIEbrar AKBAY </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin matematik problemi çözme tutumları ile problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca öğrencilerin tutumları ve yansıtıcı düşünme becerileri cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarı notu ve anne-baba eğitim durumlarına göre de araştırılmıştır. Bu amaçlarla çalışma korelasyonel araştırma modeline göre yürütülmüştür. Çalışma grubu uygun örneklemeye göre belirlenmiştir ve çalışmaya 372 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği ve Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçta, ortaokul öğrencilerinin matematik problemi çözme tutumlarının zayıf düzeyde, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin ise yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin tutumları ile yansıtıcı düşünme becerileri arasında negatif yönlü orta düzeyde bir ilişkinin söz konusu olduğu görülmüştür. Ortaokul öğrencilerinin hem matematik problemi çözme tutumları hem de problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri sınıf seviyesi ve matematik başarı notuna göre anlamlı bir farklılık gösterirken, cinsiyet ve anne-baba eğitim durumlarına göre herhangi bir farklılık göstermemektedir. Öğrencilerin tutumlarının sınıf seviyesi artarken artmakta, matematik başarıları artarken ise azalmakta olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra yansıtıcı düşünme becerilerinin sınıf seviyesi arttıkça azalmakta, matematik başarıları arttıkça artmakta olduğu ortaya çıkmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> “TESADÜFE İTAAT ETMEK” KÜRK MANTOLU MADONNA’DA TRAJEDİNİN İZDÜŞÜMÜ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50707</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50707</guid>
      <author>Musa TOPKAYA</author>
      <description>Sabahattin Ali’nin diğer birçok eserinde olduğu gibi &lt;em&gt;Kürk Mantolu Madonna&lt;/em&gt;’da da “korku” ve “acıma” duyguları eserin genelinde kendini hissettiren iki baskın duygudur. Tragedyanın ana malzemesi olarak değerlendirebileceğimiz bu iki duygunun yanında ona özgün karakterini veren “seçme özgürlüğü/yazgı”, “değiştirilebilirlik/kaçınılmazlık”, “faillik/edilginlik”, “hata(suç)/ceza” ikilikleri, yine &lt;em&gt;Kürk Mantolu Madonna&lt;/em&gt;’da da eserin kurgusunda ve fikirsel yapısında önemli etkiye sahiptir. Her ne kadar bir sahne eseri olarak tragedya, gerek biçimi, gerekse o günün dünyasının insan ve evren kavrayışını yansıtan özü bakımından önemli değişikliklere uğramış olsa da trajik yapıyı oluşturmak bakımından yüzyıllardır sanatçıları etkilemeyi sürdürmektedir. Bugün de tragedyanın yapısında yer alan çelişkiler ve karşıtlıklar etrafında insan, evrendeki konumunu sorgulamaya devam etmektedir. Mitolojiye, Eski Yunan ve Batı edebiyatına ilgisi bilinen Sabahattin Ali’nin &lt;em&gt;Kürk Mantolu Madonna&lt;/em&gt;’sı da birçok eseri gibi trajik görünümlerinin altında tragedyaya özgü önemli ögelerden izler taşımaktadır. Bu çalışmada Kürk Mantolu Madonna romanı, romanın trajik yapısını oluşturan “daimon”, “hamartia”, “anagnorisis”, “peripeteia” ve “hybris” gibi unsurlar etrafında incelenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİM KÜLTÜRÜ: GRAFİK TASARIM VE REKLAM ENDÜSTRİSİNİN GÖRSEL VE EKOLOJİK KİRLİLİĞE ETKİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50781</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50781</guid>
      <author>Hülya DEMİR</author>
      <description>Günümüzde kapitalizm ve reklam endüstrisi iş birliği tasarımcıları, ekoloji dostu ya da düşmanı tarafı seçmeye zorlamaktadır. Tasarımın pragmatist karakterinin kapitalizm nedeniyle bozulması, daha fazla tüketime odaklaması; görsel ve ekolojik bağlamda zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Markalara, ürünlere bakışımızı, estetik algımızı belirleyen grafik tasarım ürünleri tüketim kültürünün destekleyicisi rolüne indirgenmektedir. Yerel ve küresel bağlamda grafik tasarımın reklam endüstrisi ile iş birliğinin ekonomik gerekçeleri öncelemesi; kültürel, ekolojik ve estetik problemleri doğurmuştur. İhtiyaç dışı tüketime yönelten grafik tasarım ürünleri ve bu ürünleri tanıtan reklam kampanyaları yeni bir kültür formu oluşturarak, devasa çöp yığınları meydana getirmekte, ekolojik geleceği kimyasal atıklarla tehdit etmektedir. Artan çevre kirliliğinin sorumlu taraflarından biri olarak tüketim kültürünün reklam ve tasarım süreci ile ilgili bağının tespiti bu nedenle önemlidir. Reklam endüstrisi ve grafik tasarımın kitlelerin tüketim yönelimlerini ne yönde etkilediği ve ortaya çıkardığı ekolojik zararları hakkında yapılan çalışmalar az sayıdadır. Tasarım sürecinde görsel ve ekolojik kirliliğin önüne geçilmesi için farklı disiplinlerle bağının araştırılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada grafik tasarım eğilimleri, reklam endüstrisi, tüketim kültürü, ekolojik ve görsel kirlilik arasındaki döngüsel bağ literatür taraması yapılarak incelenmiş, konuya yönelik sonuç ve çözüm önerileri nitel bir araştırma ile tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KORONAVİRÜS (COVİD19) PANDEMİSİNDE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KARŞILAŞTIĞI RİSKLER VE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA HASTANE UYGULAMALARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50812</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50812</guid>
      <author>Haldun TURAN Gözde TOKTAŞ </author>
      <description>Pandemi dönemlerinde özellikle sağlık çalışanları, en önemli risk grubunda olan meslek olarak görülmektedir. 2019 Aralık ayı itibariyle tanımlanan COVID-19 pandemisi, dünya genelinde önemli problemleri de başında getirmiştir. Günümüze kadar olan süreç kapsamında, sağlık çalışanları arasında COVID-19’a yakalananların sayısı hakkında bilgi sağlayan sınırlı sayıda yayın ve ulusal durum raporu mevcut olmakla beraber, tahminler bildirilen sayının çok daha üzerinde olduğuna ilişkindir. Bu araştırmada COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına bağlı olarak karşılaştıkları riskler ve İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmaları kapsamında hastane uygulamalarına yönelik durum tespiti yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde özellikle tıbbi malzeme kullanımı ve yemekhanedeki düzen kapsamında gerekli önlemlerin %90 oranında sağlandığı tespit edilmiştir. Bununla beraber Hastane Geneline Yönelik Tedbir ve Uygulamalar, Hastane Dışında Alınan Tedbir ve Uygulamalar ve Kesin veya olası Covid-19 hastalarına yönelik Tedbir ve Uygulamalar ortalama olarak %70 oranında uygulanmaktadır. Ayrıca sağlık personellerine sağlanan koruyucu ekipman durumu da yeterli seviyede değildir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİNEMA VE TELEVİZYON DRAMALARINDA KULLANICI ARAYÜZLERİNİN TEMSİLİ: BLACK MİRROR ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50997</guid>
      <author>Yüce SAYILGAN</author>
      <description>Günümüzde bilgisayarlar ve kullanıcı arayüzleri modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Yaşamı taklit eden geleneksel sinema anlayışı açısından, bu durağan aygıtları ve kullanıcı arayüzlerini etkili bir biçimde temsil etmek önemli bir mücadeledir. Bu çalışmada görsel içerik sağlayıcısı Netflix’te yayınlanan Siyah Ayna dizisi örneklem olarak seçilmiş, tüm bölümler incelenerek aygıtların ve kullanıcı arayüzlerinin temsil edilme yöntemleri sınıflandırılmış ve incelenmiştir. İnceleme sonucunda içeriksel ve biçimsel çözümler sunan beş ayrı temsil yöntemi gözlemlenmiştir: arayüzün dışarıdan görüntülenmesi, arayüzün bindirmeyle gösterilmesi, aygıtların görsel olarak dönüştürülmesi, kurgusal aygıtlar kullanılması, arayüzlerin sahnelenmesi. Bu yöntemler zaman zaman bir arada kullanılmıştır. Arayüzlerin sinemada temsil edilmesi, sinema dili ve öykü anlatımı açısından pek çok olanak sağlamaktadır. Arayüzler, farklı gerçeklikleri temsil edebildiği için, sinemasal uzamın ve zamanın kısıtlamalarına bağlı kalmadan, sinema dilinin olanaklarının daha özgürce kullanılmasını mümkün kılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SARUHAN BEYLERİNİN DİNE VE TASAVVUFA BAKIŞI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51050</guid>
      <author>Fatih SARIKAYA</author>
      <description>Türklerin İslamlaşmasının ardından kurulan Büyük Selçuklu Devleti, Abbasi halifeleri ile ilişkisinin de etkisiyle Sünni İslam’ın siyasi ve askeri gücü haline gelmişti. XI. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkler, Malazgirt savaşı ardından burada yeni kurdukları beylikler ve sonrasında Türkiye Selçuklu Devleti ile kendilerini göstermişlerdir. XIII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Türkiye Selçuklu Devleti’nin siyasi gücünü yitirip gittikçe zayıflamasıyla birlikte ikinci beylikler dönemi başlamıştır. Tüm bu süreç içerisinde, Orta Asya’da başlayan İslamlaşma hareketi ile Müslümanlaşan Türklerin, Anadolu’ya geldikten sonra dini açıdan ne tür farklılaşmalar yaşadığı merak duygumuzu hareketlendirmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan çalışmada; öncelikle Türklerin uzun yıllar süren İslamlaşma süreci genel hatlarıyla ele alınıp, ardından Anadolu’da tesis ettikleri yeni siyasi yapıların İslam anlayışı, Saruhanoğulları Beyliği özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Türkiye Selçuklu Devleti’nin yıkılması ile birlikte Batı Anadolu’da kurulan Saruhanoğulları Beyliği’nin idarecilerinin dini konulardaki yaklaşımı, alim ve din adamlarına verdikleri önem, inşa ettirdikleri dini müesseseler ve özellikle tasavvufi çevreler ile ilişkileri kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 PANDEMİSİNDE ALTERNATİF FİLM YAPIM YÖNTEMLERİ SENİ BULDUM YA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51143</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51143</guid>
      <author>Selen GÖKÇEM AKYILDIZYavuz AKYILDIZ  </author>
      <description>COVID-19 salgını, benzeri görülmemiş bir sağlık krizine neden olmuş, medya ve eğlence endüstrisi de dâhil olmak üzere dünya ekonomisinin her yönü üzerinde ciddi bir etki bırakmıştır. Vaka sayısının çok yüksek olduğu ülkelerde sinema salonları kapatılmış ve film çekimleri durdurulmuştur. Açık kalanlar ise sosyal mesafe önlemleri nedeniyle kısmi kapasite ile faaliyet göstermeye devam etmiştir. Bu süreçte Hollywood büyük bütçeli filmlerin gösterim tarihini ileri bir tarihe atarken, düşük bütçeli ve sürecin gereklilikleri dahilinde karantina filmleri olarak adlandırılan yeni filmler çekilmeye ve çevrimiçi platformlarda yayınlamaya başlamıştır. Türkiye’de karantina sürecinde &lt;em&gt;Zoom &lt;/em&gt;uygulaması kullanılarak çekilen ilk film olma özelliğini taşıyan Reha Erdem’in &lt;em&gt;Seni Buldum Ya&lt;/em&gt; filmi de seyircisi ile çevrimiçi bir platformdan buluşmuştur. Bu çalışmanın amacı Erdem’in yeni bir film yapma pratiği olarak ele alınabilecek &lt;em&gt;Zoom &lt;/em&gt;uygulaması ile çevrimiçi bir platform üzerinden çektiği filmin yeni bir anlatı yapısı oluşturup oluşturamayacağının incelenmesidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEMİ İNŞA SEKTÖRÜNÜN TÜRK DENİZ TİCARETİNİN ETKİNLİK VE VERİMLİLİĞİNİN ARTTIRILMASINA ETKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50605</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50605</guid>
      <author>Oytun ÜNAL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, deniz endüstrileri arasında önemli bir yere sahip olan gemi inşa sanayinin, Türk denizciliğini ve Türk deniz ticaretini geliştirecek sektörlerin başında geldiğine dikkat çekmektir. Bu sektörde günümüze kadar elde edilen bilgi, tecrübe ve uluslararası başarının devlet ve özel sektör tarafından desteklenerek önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurgulamaktır.Çalışma, bir alan araştırması ile desteklenmiştir. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formları Türk gemi inşa sektöründe aktif olarak çalışan yönetici, mühendis ve diğer çalışan 123 kişiden toplanmıştır. Bu çalışanlar sektörü temsil eden GİSBİR'e (Türk Gemi İnşa Sanayicileri Birliği) bağlı şirketlerde çalışmaktadırlar. Çalışma ile gemi inşa sektörünün, deniz ticaretinin etkinlik ve verimliliğinin artırılmasına olan etkisi incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEYİ YABANCI DİL OLARAK ÖĞRENEN ESTONYALILARIN TÜRKÇEYE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50803</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50803</guid>
      <author>Şeyda YEŞİLYURT Sevda ÖZDEN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Estonyalı öğrencilerin Türkçeye ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Nitel araştırma modeline göre tasarlanan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak öğrencilerin görüşlerini almak amacıyla on açık uçlu sorudan oluşan yapılandırılmış görüş formu geliştirilmiştir. Ana dili Estonca olan 18 katılımcının görüşüne başvurulmuştur. Katılımcıların görüş formuna verdikleri yanıtlar, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Katılımcıların Estonca ve Türkçe arasındaki benzerliklere genel olarak dikkat ettikleri görülmektedir. Alfabe benzerliği, fiilde zaman kullanımının benzerliği, zamirlerin yakın oluşu, kelimelerin sıralanışı, her iki dilde de kelimelerin yazıldığı gibi okunması, her iki dilin de sondan eklemeli olması, cinsiyete göre zamirlerin farklılaşmaması, benzer deyimlerin olması öğrencilerin Türkçe öğrenirken kendilerine kolaylık sağladığını düşündükleri ve dikkat ettikleri benzerliklerdir. Estonyalı katılımcıların; ana dilleri Estonca ile aynı dil ailesinden gelmesi, alfabe ve gramer benzerlikleri sebebi ile Türkçeyi kolay öğrenilebilir bir dil olarak gördükleri tespit edilmiştir. Türkçenin güzel bir dil olduğunu düşünen ve Türk coğrafyasıyla iletişim kurmada Türkiye Türkçesinin bir anahtar vazifesi gördüğünü ifade eden katılımcıların görüşleri Türkçenin öğretimi için önem arz etmektedir. Öğrencilerin “konuşma becerisi”nde zorluk çektikleri bu zorluğun sebeplerinden biri olarak da Türkçenin yazıldığı gibi telaffuz edilmeyen bir dil olduğunu belirtmeleri dikkat çekicidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET HAMDİ TANPINAR’IN ŞİİRLERİNDE “IŞIK” İMAJI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51135</guid>
      <author>Eren YILDIRIM</author>
      <description>Sanatın hemen her alanına ilgi duyan ve etkisi altında kaldığı unsurları eserlerine yansıtan Ahmet Hamdi Tanpınar, nicelik açısından az olmasına rağmen şiir türünde kaleme aldığı eserleriyle okurun dikkatini çekmeyi başarmıştır. Şiir türünde kendine has imajlar yaratan Tanpınar, bu imajlar aracılığıyla duygularını yansıtmayı denemiştir. Söz konusu imajlardan biri de “ışık”tır. Şairin bu imajı kullanmasında çocukluğuna kadar uzanan bir hayal âleminin etkisi yer edinmektedir. Zira Tanpınar ilk olarak yıldızlı gecelerle, güneşli öğlen saatlerinin deniz üzerindeki etkisiyle çocukluğunda tanışır. Tanpınar bu imajı daha çok tabiatı tasvir ettiği olgunluk dönemi şiirlerinde kullanır. Tanpınar’ın şiir dünyasında ışık imajı, heyecan duyulan, dış dünyanın kapısının aralandığı ve iyimserliğin ön plana çıktığı şiirlerde kendisini hissettirir. Bu düşünceler ışığında bu çalışma, Tanpınar’ın şiirlerinde yaşamı çevreleyen, hayata iyimserlikle yaklaşan ve daha çok bir kadına/tabiata duyulan ilginin ışık imajıyla anlatılmasına yer verecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİ ALIŞVERİŞ MERKEZİ TERCİHLERİ: TRABZON ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50733</guid>
      <author>Zeynep Nilsun KONAKOĞLUFunda KURAK AÇICI </author>
      <description>Sanayileşme ve modernleşmenin bir sonucu olarak üretici toplumdan tüketim toplumuna geçişte bulunmaktayız. Bu nedenle artan tüketim mekanları tek bir çatı altında toplanıp günümüzde kompleks yapılar halinde bize ulaşmıştır. Bu yapılardan biri olan Alışveriş Merkezleri (AVM) hayatın önemli bir parçası haline gelerek sürekli artmaktadırlar. Her mevsim ve hava koşulunda istediğimiz ortamı bize sunması AVM’leri daha da çekici kılmaktadır. Bu bağlamda tüketicilerin alışveriş merkezlerinden beklentilerinin ve tercih nedenlerinin neler olduğunun saptanması gerekmektedir. Türkiye genelinde ele alındığında Karadeniz bölgesi; İç Anadolu ve Marmara’ya nazaran daha az AVM barındırmaktadır. Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan Trabzon ilinin çevre illerinde AVM’lerin bulunmayışı insanları Trabzon’a yönlendirmektedir. Bu yüzden çalışma kapsamında Trabzon genelinde alışveriş merkezi kullanıcıları tespit edilerek hangi AVM’lerin tercih edildiği ve tercih edilme nedenlerinin neler olduğunun belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda literatür araştırması ve yerinde gözlem yapılarak 200 adet anket uygulanmış ve anket sonuçlarına göre AVM tercih nedenleri ve beklentileri tartışmaya açılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN FRANSIZCA DERSİNE YÖNELİK ÖĞRENME STİLLERİNİN İNCELENMESİ (ŞEHİT ALİ ÖZTÜRK ANADOLU LİSESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50844</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50844</guid>
      <author>Ayşe Duygu MAVİLİ KİLÜKEN Nurten ÖZÇELİK </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin Fransızca dersine yönelik öğrenme stillerini belirlemektir. Bu doğrultuda araştırma Şehit Ali Öztürk Anadolu Lisesi’nin 10., 11. ve 12. sınıflarında öğrenim gören 129 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak amacıyla Kolb tarafından geliştirilen Evin Gencel tarafından Türkçeye uyarlanan Kolb Öğrenme Stilli Envanteri Versiyon III (KÖSE III) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Kolb öğrenme stilinde “yerleştirme”, “değiştirme”, “ayrıştırma” ve “özümseme” olmak üzere 4 öğrenme stili bulunmaktadır. Kullanılan envanterin güvenirlik katsayısı .77’dir. Verilerin analizinde Ki-kare testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda araştırmaya katılan öğrencilerin baskın öğrenme stillerinin sırasıyla “ayrıştırma”, “değiştirme”, “özümseme” ve “yerleştirme” olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerinin sınıf düzeyi değişkenine göre farklılaştığı görülürken cinsiyet, Fransızca ders çalışmaya ayırdıkları zaman ve ders başarı notu değişkenlerine göre öğrenme stillerinin anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEDANTER 5 YAŞ ÇOCUKLARIN AKTİVİTELERİNE YÖNELİK  EBEVEYN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51055</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51055</guid>
      <author>Perihan CİVELEKGülden UYANIK  </author>
      <description>Çalışmada sedanter 5 yaş çocukların aktivitelerine yönelik ebeveyn görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi yazılımlarından biri olan MAXQDA programı kullanılmıştır. Durum çalışması modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu sedanter çocuğu olan 46 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında çocukların fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu, bunda ise sedanter davranışlar için harcanan sürenin etkili olduğu ortaya konulmuştur. Bu kapsamda çalışmada çocukların daha çok iç mekân aktiviteleriyle vakit geçirdiği ve ekran bazlı aktivitelere harcadıkları sürenin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların günde 2.58 saat tv-video-vcd-dvd izlediği; çoğunun en az 1 saat cep telefonu ile vakit geçirdiği ve tablet/bilgisayar/internet ile oynama sürelerinin ise 1.04 saat olduğu bulunmuştur. Ebeveynlerin çocuklarını açık alanlarda da oynamaya teşvik ettikleri, açık alan oyunlarının çocuklarının üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olduğuna inandıkları görülmektedir. Ebeveynler özellikle de ekran bazlı aktivitelerden televizyonun çocukları için olumsuz etkilere sahip olduğunu, çocuklarının televizyonda izledikleri programları kontrol ettiklerini ifade etmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET İÇ BORÇLANMA SENEDİ TALEBİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51165</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51165</guid>
      <author>Sena GÜLTEKİNErgün AKTÜRK </author>
      <description>Modern ekonomilerde devletlerin borçlanarak bütçelerini finanse etmesi yaygınlaşmıştır. Bu anlayış çerçevesinde kamu iç ve dış borçlanma yoluyla bütçe açıkları finanse edilmiş ve kamu harcamaları karşılanmıştır. Dış borçlanmanın kur ve siyasi konjonktür riski taşıması kamuyu iç borçlanmaya yönlendirmiştir. Bu sebeple iç borçlanma oranı yükselmiş ve iç borçlanma enstrümanları çeşitlenmiştir. Bu kapsamda devlet iç borçlanma senetleri öne çıkmaktadır. Fakat devlet iç borçlanma senedi talebine etki eden faktörlerin belirlenmesi maliye politikasının etkinliği açısından hayati önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 2012:M06-2021:M02 döneminde devlet iç borçlanma senedi talebine etki eden faktörlerin belirlenmesidir. ARDL yöntemi kullanılan analiz sonucuna göre değişkenlerden döviz kuru, para arzı ve mevduat faizi devlet iç borçlanma senetlerini negatif etkilerken, altın fiyatı, BİST endeksi ve TÜFE pozitif etkilemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZM EĞİTİMİ ALAN ÖN LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN KÜLTÜRLERARASI DUYARLILIK DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50873</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50873</guid>
      <author>Ömür ALYAKUT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı turizm eğitimi alan ön lisans öğrencilerinin kültürlerarası duyarlılık düzeylerini incelemek ve tanımlayıcı bazı değişkenler açısından kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışmanın örneklemini kolayda örneklem yöntemi ile seçilen Kocaeli Üniversitesi Kartepe Turizm Meslek Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın modeli betimleyici bir alan araştırmasıdır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketler 1-31 Mart 2021 tarihleri arasında online sistem aracılığıyla uygulanmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde öğrencilerin demografik özellikleri ve kültürel etkileşimlerine yönelik sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde Chen ve Starosta  (2000) tarafından geliştirilen ve Üstün (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) soruları bulunmaktadır. Anket sonucu elde edilen verilere frekans analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, bağımsız örneklem t‐ testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey testi uygulanmıştır. Çalışma sonunda Kültürlerarası İletişim Duyarlılık Ölçeği üç alt faktörde toplanmış ve faktörler arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin ölçek toplam puan ortalamasına göre; kültürlerarası duyarlılık düzeyinin “tatmin edici-iyi” olduğu (x̄=3,67±0,62) ve ‘’katılıyorum’’ ifadesiyle eşleştiği saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin tanımlayıcı özelliklerinden sınıf, yabancı dil ve kültürel aktiviteler yapma değişkenlerine göre kültürlerarası duyarlılık düzeylerinde anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR SALGIN ROMANI OLARAK ORHAN PAMUK’UN VEBA GECELERİ </title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50932</guid>
      <author>Gülsün NAKIBOĞLU</author>
      <description>Orhan Pamuk’un, veba salgınını romanının merkezine yerleştirmesiyle Türk Edebiyatı için bir ilk olma özelliği taşıyan &lt;em&gt;Veba Geceleri &lt;/em&gt;adlı romanı, bu makalede bir salgın romanı örneği olarak ele alınarak incelenmektedir. Batı salgın edebiyatının yüzyıllar içinde belirli kuralları oturmuş yapısı yerleşik ve tutucu bir özellik kazanmıştır. Orhan Pamuk’un romanında bu tutucu yapıyı ne şekilde kırmaya çalıştığının tespit edilmesi bu makalede hedeflenmektedir. Makalede roman öncelikle salgını ve salgın hastalığı anlatma şekli üzerinden ele alınmakta, Batı ve Türk salgın edebiyatı türündeki eserlerle bu açıdan karşılaştırılmaktadır. Salgın edebiyatı türündeki eserlerin genelinde ortak olarak görülen salgın-iktidar ilişkisi bağlamında iktidar eleştirisi, salgın belgeleri, metinlerarası ilişkiler, oyun, çerçeve anlatım tekniği, distopya başlıkları altında Pamuk’un romanı ele alınmakta ve bu alanlarda romanın alana getirdiği yenilikler, farklılıklar ve katkılar tespit edilmektedir. Sonuç olarak romanın bir salgın edebiyatı örneği olarak özgün yönleri ortaya konulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL KONUŞMAYA KARŞI TUTUM ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YABANCI DİL KONUŞMAYA KARŞI TUTUMLARI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51329</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51329</guid>
      <author>Yusuf Ziya AYHAN</author>
      <description>Yabancı dil öğrenmede dört temel becerinin belki de en önemlisi konuşma becerisidir. Konuşma, iletişimde önemli bir yer tuttuğundan, dört dil becerisi içerisinde üzerinde önemle durulması gerekir. Bu çalışmanın amacı yabancı dil konuşmaya karşı tutum ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmak ve çeşitli değişkenlerle,  geliştirilen tutum ölçeğinin ilişkilerini üniversite hazırlık sınıfı öğrencileri üzerinde incelemektir. Araştırma iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada 50 maddelik ölçek hazırlanarak 250 hazırlık sınıfı öğrencisi üzerinde geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, elde edilen iki boyutlu 5’li likert tipinde 16 maddeden oluşan tutum ölçeği 275 üniversite hazırlık sınıfı öğrencisine uygulanarak ölçeğin alan testi yapılmıştır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Pamukkale Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulunda öğrenim gören 275 hazırlık sınıfı öğrencisiyle yürütülmüştür. Ölçeğin tümünün Cronbach Alpha değeri 0,888’dir. Ölçeğin alt boyutlarının Cronbach Alpha değerleri güven boyutunun 0,836; kaygı boyutunun 0,792 bulunmuştur. Elde edilen veriler cinsiyet, mezun olunan lise, hazırlık sınıfı düzeyi ve öğrenilen yabancı dil açısından tek faktörlü varyans analizi ve t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin yabancı dil konuşmada kendilerine çok fazla güvenmedikleri ve konuşma kaygısı yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Erkek öğrenciler kız öğrencilere göre ve Fransızca hazırlık öğrencileri İngilizce hazırlık öğrencilerine göre kendilerine daha fazla güven duydukları daha az kaygı hissettikleri bulunmuştur. Öğrencilerin yabancı dil konuşma tutumlarında mezun oldukları lise türünün ve hazırlık sınıfı düzeylerinin etkili olmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEKNO YÖNETİM YAPISININ GİZİLGÜCÜ OLAN NESNELERİN İNTERNETİNE DETERMİNİST BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50153</guid>
      <author>Naci Atalay DAVUTOĞLU</author>
      <description>Nesnelerin İnterneti, çevremizdeki fiziksel olayları kontrol ve takip ederek analiz etmemizi sağlayan cihaz, yazılım ve erişim hizmetlerini kapsayan bir iletişim ağıdır. Bu fiziksel olaylar; üretim süreçleri, enerji şebekeleri, hasta takip sistemleri, geri dönüşüm süreçleri, taşımacılık, akıllı binalar, alışveriş vs. gibi alanlardaki ölçülebilir büyüklükler veya kontrol sistemleri olabilir. Ayrıca bu ağda bulunan cihazlar ve algılayıcılar insan-insan, insan-makine, makine-makine iletişimi kurabilen organizmalardır. Bu organizmaya dâhil olan cihazların ürettiği büyük veriyi analiz etmek ve bu verilerin güvenliğini sağlamak üzerine birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan literatür taraması yapılarak Nesnelerin İnternetine genel bir bakış ile önceki çalışmalarla tespit edilen uygulama alanları incelenmiş ve mevcut durum hakkında bilgi verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇİNİ ÜRETİM MERKEZİ OLARAK DİYARBAKIR VE ÇİNİLİ CAMİLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50607</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50607</guid>
      <author>İzzet ZORLUFunda KOÇER </author>
      <description>639 yılında İslam ordularınca fethedilen Diyarbakır, o tarihten cumhuriyet dönemine kadar 19 farklı devlet tarafından idare edilmiştir. XV.yy.’da Akkoyunlular, XVI.yy.’da Osmanlılar şehirde önemli imar faaliyetleri yürütmüşlerdir. Bu dönemlerde inşa edilen Safa Parlı Camii, Nebi Camii, Hüsrev Paşa Camii, İskender Paşa Camii, Ali Paşa Camii, Behram Paşa Camii ve Melek Ahmet Paşa Camii bünyesindeki çini süslemeler ile dikkat çekmektedirler. Bu yapılardaki çiniler genellikle iç mekan kaplaması olarak kullanılmış, sadece iki örnekte minare kaidesinde de mozaik olarak uygulanmıştır. Diyarbakır mimari eserlerindeki bezeme anlayışı Akkoyunlu ve Osmanlı devrinde yoğunlaşarak özellikle camilerde kendini göstermiştir. Çünkü camiler, mimari yapılar arasında odak noktası konumundadır.  Akkoyunlular devrinde Diyarbakır’ın çini merkezlerinden biri olduğu ve şehirde çini atölyesinin olduğu tespit edilmiştir. Osmanlı camilerinde kullanılan çiniler, o dönemde çini sanatında zirve yapmış olan İznik çinilerinden hem motif hem de üretim kalitesi açısından farklı olduğundan Diyarbakır’da Osmanlı döneminde de bir çini üretim atölyesi olması kuvvetle muhtemeldir. Bu atölyede klasik üsluba çok yakın üretimler yapılmıştır. Bu çalışma ile Diyarbakır il merkezinde bulunan camilerdeki çinilerin konumları, süsleme kompozisyonları, yapım teknikleri, günümüzdeki durumları ve desenlerinin karşılaştırılması üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“PEZZETİNO” VE “DAS KLEINE ICH BIN ICH” İSİMLİ ÇEVİRİ OKUL ÖNCESİ KİTAPLARINDA KİMLİK GELİŞİMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50631</guid>
      <author>Demet SAĞLAMFatma ALTUN </author>
      <description>Okul öncesi döneme uygun “Pezzettino” (Leo Lionni, 1975) ve “Das kleine ich bin ich” (Mira Lobe ve Susi Weigel, 1972) insan ve hayvan özellikleri taşıyan hayali karakterlerdir ve dolayısıyla kendi kimliklerini ve aidiyetlerini aramaktadırlar. “Pezzettino”, bir kare parçası, çevresindeki karakterler ile yaptığı karşılaştırma sonrası kendini yetersiz hissetmiştir ve dolayısıyla kendisinin daha büyük bir karenin parçası olduğunu düşünerek ait olduğu kare parçasını aramaktadır. “Das kleine ich bin ich” her hayvandan bir özellik taşıyan bir karakterdir. Farklı hayvanlara sorarak ait olduğu hayvan grubuna girmeye çalışarak kimliğini aramaktadır. Karakterlerin kimliklerini sorgulayışı ve geçirdikleri bilişsel, duygusal süreçler farklıdır. Eserler kimlik sorgulamayı tetikleyen sebepler, kimlik arayışı ve kimlik buluşu başlıklar adı altında incelenmiştir ve karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLM AFİŞLERİNE YANSITILAN ERİL BAKIŞ: TÜRK SPAGETTI WESTERN FİLMLERİNDE KADIN BEDENİNİN SUNUMU</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50710</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50710</guid>
      <author>Mustafa Özer ÖZKANTAR Filiz ERDEMİR GÖZE </author>
      <description>Sinemanın en önde gelen türlerinden biri olarak nitelendirilen western sineması, aynı zamanda Amerikan kültürünün en güçlü taşıyıcılarından da biri olarak kabul edilmektedir. Kendi yarattığı kült karakterler, benzer konu ya da temalarla Amerikan yaşam tarzını bir tür mite dönüştüren bu janr, yarattığı etki dolayısıyla kendine farklı alt türlerle İspanya, İtalya hatta Türkiye’de de yer bulmuştur. Bu sayede western film kültürü, yerel motiflerin de etkisiyle daha lokal bir film türüne dönüşmüştür. Bu dönüşüm, toplumsal cinsiyet rolleri başta olmak üzere birçok sosyo-kültürel kodu şekillendirmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, özellikle 1970’li yılların başlarında Yeşilçam’da büyük bir furya yaratan ve “Anadolu Western” olarak da bilinen Türk yapımı spagetti western sinemasındaki kadın kimliğinin bileşenlerini analiz etmektir. Bu noktada ötekileştirilen ve cinsel birer obje haline dönüştürülen kadınların eril bir bakış açısıyla bu film türünde ne şekilde erotize edildiğini göstermek amacıyla, 1969-1971 yılları arasında çekilmiş üç farklı yapıma ait film posteri, feminist bir bakış açısıyla ve göstergebilim aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, Türk spagetti western yapımların ataerkil kodları pekiştiren, fallosentrik bir anlayışa sahip olduğu ortaya konulmuş ve bu yapımların kadını ikincil konuma iten, erkek egemen bir sistemin uzantısı olduğu gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ (ANKARA İLI ÇANKAYA İLÇESI ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50822</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50822</guid>
      <author>Faik Orhun TAPŞINBetül BAYAZIT ,Fuat Orkun TAPŞIN ,Ahmet AYDEMİR </author>
      <description>Araştırma kapsamında Ankara ilinin Çankaya ilçesinde devlet okullarında öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmacı, konuyla ilgili gerekli bilgileri öğrencilere anlattıktan sonra gönüllülük esnasına dayandırılarak 389 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Ortaokul öğrencileri için Fiziksel Aktivite Tutum ölçeği kullanılmış, Yıldızer ve diğ, (2019) tarafından geliştirmiştir. Araştırmada sayısal değerlerin istatistiksel kısmı için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Yapılan araştırmada veriler normal dağılım göstermediği için ikili grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi ikiden fazla karşılaştırma için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin incelendiği çalışmada yaş, cinsiyet, ekonomik, sınıf ve kilo değişkenlerinde anlamlı farklılık bulunmazken, ders-arası fiziksel aktivite düzeyi ve okul sonrası fiziksel aktivite düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p&lt;0.05).  Öğrencilerin ders-arası fiziksel aktivite yapmalarındaki sebep, akran grupları ile sosyalleşme ve hareket ihtiyacının karşılanması bu sonucun alınmasında etkili olduğu düşünülebilir. Okul sonrasında öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyinlerinin yüksek olmasının, kısıtlı zaman ve imkan nedeniyle, okul-sonrası kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri faaliyet alanına yönelmek istedikleri bu sonucu alınmasında etkili olabileceğini düşündürtmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAYILSAL SES İŞ İSTASYONU YAZILIMLARINDA PANLAMA DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ VE KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50930</guid>
      <author>Mehmethan DİŞBUDAKArda EDEN </author>
      <description>Sayısal ses iş istasyonu (DAW) yazılımları, bugün ses ve müzik prodüksiyonu sürecinde kullanılan en önemli araçlar arasında yer almaktadır. Bu yazılımlar, MIDI desteği, ses kaydı, ses işleme ve miksleme gibi temel işlevleri benzer şekilde yerine getirmektedirler. Buna karşılık, farklı ara yüz özellikleri, sundukları seçenekler, yazılım algoritmalarındaki farklılıklar ve içerdikleri olası hatalar nedeniyle, aynı koşul ve parametreler altında farklı çıktılar üretebilmektedirler. Bu çalışmada, müzik endüstrisinde sıklıkla kullanıldığı tespit edilen altı yazılım panlama davranışları açısından incelenmiş, aynı koşul ve parametreler altında oluşturulmuş proje dosyalarından elde edilen çıktılar analiz edilerek karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda, bazı yazılımların benzer, bazılarının ise farklı panlama davranışları sergilediği görülmüş ve bu farklılıklar sayısal olarak ortaya konularak görselleştirilmiş ve tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK SİVİL HAVACILIĞININ 2008-2020 YILLARI ARASI SEKTÖREL BÜYÜMESİNE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50973</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50973</guid>
      <author>Serkan MERİÇ</author>
      <description>Türkiye, Birinci Dünya Savaşı yıllarında sivil havacılık faaliyetlerine başlamıştır. 1933 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın bünyesinde Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi kurulmuş ve posta taşımacılığına başlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1980’li yıllara kadar süren uzun bir zaman boyunca sivil havacılık faaliyetleri devlet tekelinde devam etmiştir. 1983 yılında çıkarılan ve özel sektöre de hava taşımacılığı ve havaalanı işletmeciliği hakkı tanıyan 2920 Sayılı Kanun ile birlikte Türk Sivil Havacılığı yeni bir döneme adım atmıştır. Serbestleşme sürecine giren Türk Sivil Havacılık sektöründe Türk Hava Yolları’nın modernleştirilmesi ve hizmet kalitesinin artırılmasının yanında özel havayolları şirket sayılarında, filolarında bulunan uçak sayılarında ve sektörden aldıkları paylarda önemli artışlar gerçekleşmiştir. Serbestleşme süreci başladıktan sonra artan işletme sayılarıyla birlikte Türk Hava Yolları ile özel sivil havacılık sektörünün uluslararası pazardaki payı giderek artmıştır. 2008 yılı ile karşılaştırıldığında 2020 yılında sivil havacılık işletme sayında %50’lik, yer hizmetleri işletmesi sayısında %25’lik, havalimanı sayısında %22’lik, hava aracı sayısında %120’lik, arz edilen koltuk sayısında %142’lik ve personel sayısında ise %220’lik bir artış gerçekleşmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HIZLI MODA BAĞLAMINDA PARÇA BOYAMA UYGULAMALARI VE ÜRÜNLERDE OLUŞAN HATA ÇEŞİTLİLİĞİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50987</guid>
      <author>Esra OBUTFatma KOÇ  </author>
      <description>Dünya nüfusunun hızla arttığı ve beğenilerin çeşitlendiği günümüzde sürekli ve hızla değişen moda trendleri, müşterilerin farklı ve yeni ürün taleplerine eğilimini artırmaktadır. Söz konusu taleplere hızlı ve moda trendlerine uygun ürünler sunabilmek için parça boyama üretimi geliştirilmiştir. Parça boyama geleneksel üretim yöntemlerine göre ürün taleplerine daha kısa sürede cevap verebilen ürünün dikimi tamamlandıktan sonra renklendirmenin yapıldığı bir terbiye işlemi olarak tanımlanabilir.  Bu araştırma; moda ve hazır giyim sektöründe parça boyama tekniği uygulamalarının yöntemleri ve boyama sürecinde ürünlerde oluşan hata oranının ve çeşitlerinin belirlenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Tarama modeline dayalı betimsel bir araştırma modelinin uygulandığı araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilen gözlem ve görüşme formları ile elde edilmiştir. Farklı malzeme ve boyama uygulamalarının yapıldığı bir parça boyama işletmesinde farklı boyama uygulamaları ve süreçleri araştırmacılar tarafından geliştirilen formlara işlenmiş ve boyama sonucunda ortaya çıkan hata çeşitleri ve hata miktarları tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmede malzeme ve ürün modeline uygun olarak geliştirilmiş 11 farklı boyama uygulaması ve ürün, malzeme, işletme ve uygulayıcılara dayalı çeşitli nedenler ile çok sayıda hata çeşidi belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİLERİ ARACILIĞIYLA YETENEK EDİNİMİ, YETENEĞİ GELİŞTİRME ve ELDE TUTMA</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51053</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51053</guid>
      <author>Çağla DEMİR</author>
      <description>Teknolojik gelişmeler rekabetin yoğun yaşandığı iş dünyasını etkisi altına almaktadır. Bu teknolojik gelişmelerden biri olan ‘Yapay Zekâ Teknolojileri’ organizasyonların iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesini sağlamakta ve iş yöntemlerinde değişikliklere yol açmaktadır. İnsan kaynakları alanında ise; işe alım, eğitim ve performans yönetimi, yetenek yönetimi, ücret yönetimi süreçlerinde kullanılmaya başlamıştır. Bu çalışma da, organizasyonların sürdürebilirliği ve stratejik hedeflerine ulaşması açısından önemli olan ‘yetenek edinimi’, ‘yeteneği geliştirme ve elde tutma’ süreçlerinin yapay zekâ teknolojisi aracılığıyla yönetilmesine yönelik örnek uygulamalara yer verilmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin ‘Yetenek Edinimi’, ‘Yeteneği Eğitme ve Geliştirme’ ve ‘Yeteneği Elde Tutma’ süreçlerinde etkin olarak kullanıldığı ve hem zaman hem de maliyet açısından işletmelere önemli faydalar sağladığı yapılan literatür taraması doğrultusunda ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POSTMODERNİZM VE EKLEKTİZM ÇERÇEVESİNDE GERHARD RİCHTER’İN ÜSLUP DENEYİMLERİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51066</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51066</guid>
      <author>Mehmet Aydın AVCI</author>
      <description>Postmodernizm diye tabir edilen günümüz modern sonrası/ötesi felsefi tartışmalarının sanattaki örneklerinde eklektizm ana dayanak noktalarındandır. Yapıtın biçim ve içerik ilişkisindeki akışı ve tutarlı mantık bütünlüğünü kıran eklektik tavır, çağımızın çoğul, eşgüdümsüz ve travmatik algıya dayalı sosyolojisinin yansıması olarak ele alınabilir. Resimsel ifadeyi kavramsal açıdan masaya yatırdığı plastik denemelerde Gerhard Richter, anlam ve duygunun kaotik kesişimlerini bu bağlamda resimsel düzlemde sorgulamayı başarmış bir öncüdür. Eserlerindeki teknik ve üslup zenginliğinin sınırsızlığına rağmen eklektik tavır içerisinde tutarlı bir bağlam bütünlüğünden söz edilebilir. Bu sebeple tek bir ressamın birçok üslubu olması vurgusu her ne kadar ironik gibi görünse de birbirinden çok farklı ve uzak eğilimleri eşgüdümlü uygulayan Richter için uygun bir eğretilemedir. Sanatçının önemi, bu üslup ve teknik zenginliğinin ötesindeki ilişkisel mesafede bağlam sorgulamasından kaynaklanmaktadır. Zira sanatçı en öznel ailevi konularındaki içeriklerinde dahi algısal mesafeyi ve resimsel ifadedeki toplumsal algı aralığını öne almaktadır. Sanatçının resimlerindeki eklektik kurgularda postmodern bakış açısı ile modern bilincin çağımıza ışık tutan öznel/nesnel, tanım/konum gerilimleri öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı çoğul ve merkezsiz postmodern bakış açısının bireysel travmatik yansımalarının Richter’in içeriğine dönüşen biçim deneyimleridir. Richter’in sanatını üretim süreci içerisinde ele alan bu çalışma eserlerinin görsellerine eşlik edecek şekilde düzenlenmiştir. Sanatçının biçim ve içerik ilişkilerindeki eklektik tavır, ilgili örnek eserleri üzerinden incelenerek postmodern bir tanım sorgulaması gerçekleştirilir. Çalışma, nitel araştırma tekniği ile betimsel çözümleme üzerinden ilerlemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE SKANDALLARI VE DENETİM İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://asosjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51782</guid>
      <author>Meltem GÜLÖzcan DEMİR </author>
      <description>Geçmişten günümüze iş dünyasında muhasebe skandalları yaşanmıştır.  Bu skandallar sadece ortaya çıktığı ülkeyi değil tüm dünyayı ve dünya piyasalarını derinden sarsmıştır. Ortaya çıkan skandallarda denetçilerin de rolünün olması denetim alanında bir takım düzenlemeler yapmayı gerekli kılmıştır. Enron ve WorldCom gibi şirketlerin çöküşünde denetçilerin rolü, denetim firmalarının itibarını zedelemiş, yatırımcıların finansal piyasalara olan güvenini azaltmış ve dünyanın en büyük halka açık şirketlerini yöneten düzenleyici ve yöneticilerin itibarını azaltmıştır. Bu çalışmada geçmişten günümüze tüm dünyada yankı uyandıran muhasebe skandallarına ve skandallarda rolü olan denetim şirketlerine değinilmiştir. Skandallar sonrası zedelenen güveni yeniden tazelemek için alınan önlemler, ve skandalların Türkiye’ye olan etkileri teorik çerçevede incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


