"SIK SIK FADEYEV'İN ÖLÜMÜNÜ DÜŞÜNÜYORUM” / ALEKSANDR FADEYEV VE NÂZIM HİKMET DOSTLUĞUNUN SÖYLEDİKLERİ
“I AM FREQUENTLY THINKING OF FADEYEV’S DEATH / WHAT ALEKSANDR FADEYEV AND NÂZIM HİKMET’S FRIENDSHIP TELLS ABOUT

Author : Esra DİCLE
Number of pages : 354-365

Abstract

Nâzım Hikmet, Haziran 1951’de Türkiye’den kaçıp Romanya üzerinden Sovyetler Birliğine, Moskova’ya gider. Bu, Moskova’ya üçüncü gelişidir. 1921’de bir üniversite öğrencisi olarak bulunduğu, Ekim Devrimi’nin tüm coşkusu, enerjisi, cesareti, deneyciliğiyle bir sanat merkezi hâline gelen Moskova, 1920’lerin sonlarına doğru, özellikle 1934’teki Sovyet Yazarlar Birliği Kongresinde sosyalist realizmin resmî sanat ideolojisi olmasından itibaren, denetleyici, baskıcı, tek tipleştirici bir sanat politikasının merkezine dönüşür. Hayatı boyunca sanatçının yaratma özgürlüğünü, estetik deneyciliğini, evrenselliğini savunan Nâzım Hikmet, Moskova’ya bu son gelişinde karşılaştığı ortamı kabul etmekte zorlanır. Tek adam kültünü olumlayan, birbirinin aynı denebilecek eserlerin karşısında tepkisini yüksek sesle dile getirmekten çekinmez. Bu tavrı, Moskova’ya ilk adım attığı andan itibaren iktidarın hem Stalin hem Krusçev döneminde eleştirilerine neden olacaktır. Bu süreçte Nâzım Hikmet’in iktidarla açık bir çatışmaya girmesini engelleyen, onun Moskova’daki güvenliğini sağlayan, onu hem destekleyen hem denetleyen isimse, Stalin’in sanat politikalarının yürütücüsü Aleksandr Fadeyev olacaktır. Bu nedenle, Nâzım Hikmet’in Sovyetler Birliği’ne 1951 'deki son gidişinin ardından orada bulduğu siyasal-sanatsal ortamla ilişkisini, bu ilişkinin değişken dinamiklerini, Aleksandr Fadeyev ile olan dostluğu odağında tartışmak anlamlı olacaktır.

Keywords

Nâzım Hikmet, Aleksandr Fadeyev, Moskova, Sosyalist Realizm, Sovyet avangardı

Read: 161

Download: 41